Sayı: 2
Basın toplantısında açılış konuşmasını, Başbakan Yardımcısı Doç. Dr. Abdüllatif Şener yaptı. Ayrıca toplantıda İsviçre Büyükelçisi Walter Gyger, GAP İdaresi Başkanı Muammer Yaşar Özgül, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilcisi Jakob Simonsen, ILO Temsilcisi Gülay Aslantepe ile Express Kargo Genel Müdürü Suat Roe de konuşarak, projenin önemi üzerinde durdular. Toplantıda, proje kapsamında gerçekleştirilecek "Velim Olur musun?" kampanyası tanıtıldı.
'Velim Olur musun?' kampanyası
GAP İdaresi, UNDP ve Batman, Şanlıurfa ve Gaziantep Valilikleri ile işbirliği içinde gerçekleştirilen "Sokakta Çalışan Çocukların Rehabilitasyon Projesi" kapsamında yürütülen faaliyetlerden biri de "Gönüllü Velilik Kampanyası".
Gönüllü Velilik Kampanyası çerçevesinde gönüllü veliler, Şanlıurfa, Batman ve Gaziantep illerinde sokakta çalışan çocukların eğitim araç ve gereçlerini ailelerinin de onayıyla temin edecek, buna karşılık çocuklar da sokakta çalışmak yerine okullarına devam edebilecek. Böylece maddi geliri kısıtlı olan ailelerin sokakta çalışmak zorunda kalan küçük çocukları da eğitime kazandırılacak ve okuldaki başarıları artırılacak.
Gönüllü veli olmayı isteyen kişi ve veya kuruluşlar, bu amaçla kurulan web sitesi aracılığıyla söz konusu 3 ilde sokakta çalışmak zorunda kalan birer çocuğu seçecek ve eğitimi için ihtiyaç duyduğu araç-gereci bir defaya mahsus olmak üzere temin edecek. Web sitesinde, çocukları tanıtan birer künye olacak ve burada ailevi durumları, gereksinim duydukları okul araç-gereçleri ve kişisel bilgileri yer alacak. Anlaşmalı Express Cargo şirketi de, 5 gün içinde gönüllü velilerin evlerine giderek onların gönderecekleri eğitime yönelik araç-gereçleri teslim alarak GAP Bölgesi'ndeki proje merkezlerine taşıyacak ve buradaki proje sosyal hizmet uzmanları da gönderilen okul eşyalarını çocuklara dağıtacak. Gönüllü veli dilerse, ailesinin rızasını da aldıktan sonra çocuğun başka ihtiyaçlarını da karşılayabilecek.
Proje sosyal hizmet uzmanları ve Emniyet Teşkilatı başta olmak üzere üç ildeki yerel yönetimler, okul araç-gereçleri tahsis edilen çocuğun, ailesi ile yapılan anlaşma doğrultusunda sokakta çalıştırılmak yerine okullarına devam etmelerini yapacakları denetimlerle sağlayacaklar.
Bu kampanya ile sokakta çalışan çocuklar, sokağın tehlikelerinden korunarak, topluma kazandırılacak ve onların eğitimden yoksun kalmalarının önündeki engeller kaldırılarak öncelikle kendilerine daha sonra da aile, çevre ve topluma yararlı bireyler olmaları sağlanacak.
GAP Projesi
GAP İdaresi tarafından 1997 yılından itibaren yürütülen "Sürdürülebilir Kalkınma Şemsiye Programı"nın devamı olan "GAP Bölgesi'nde Entegre Bölgesel Kalkınmanın Güçlendirilmesi ve Sosyo-Ekonomik Farklılıkların Azaltılması - Aşama 2", 20 Aralık 2004 tarihinde GAP İdaresi, Dışişleri Bakanlığı ve BM Kalkınma Programı (UNDP) ile imzalandı ve yürürlüğe girdi.
Programın ikinci aşaması, GAP Bölgesinde dezavantajlı grupların (kadın, gençler ve sokakta çalışan çocuklar) sosyal gelişimini sağlamayı ve istihdama katılımlarını artırmayı ve bölgesel kalkınma projelerinin planlama, yönetim ve uygulaması için kapasite geliştirilmesini kapsıyor. Mali desteği, İsviçre Hükümeti tarafından sağlanan program, Ağustos 2006'da tamamlanacak.
GAP Projesi kapsamındaki diğer etkinlikler
Türkiye'deki bölgesel farklılıkları en aza indirmek amacıyla kalkınma faaliyetlerini teşvik eden GAP projesinin üç bileşeni bulunuyor: Güneydoğu Anadolu'daki kadınların, gençlerin ve sokakta çalışan çocukların sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi. Bu kapsamda bugüne kadar "Velim Olur musun" kampanyası dâhil, birçok faaliyete ön ayak olundu.
Örneğin, Çok Amaçlı Toplum Merkezleri'nin (ÇATOM'lar)* pazarlama altyapılarını oluşturmak ve kurumsal sürdürülebilirliklerini sağlamak amacı ile kadınlar bir araya gelerek kooperatifleşiyor. Üretilen ürünlerin sürekli olarak satılabilmesi için kadınların fatura kesme zorunlulukları bulunduğundan, bu amaçla, ilk adım olarak Mardin'deki tüm ÇATOM'lardan gelen eğitici ve üretici kadınlarla toplantı yapıldı. Kadınların istekleri doğrultusunda iki aylık bir çalışma sonrasında Aralık 2005'te Mardin'de "Çok Amaçlı İşletme Kooperatifi" kadınlar tarafından kuruldu. Son yapılan genel seçimlerde kooperatifin üye sayısı 45'e ulaştı.
Kooperatif kurma çalışmaları Batman ÇATOM'da da devam ediyor. Bunun yanında, ihtiyaç halinde Gaziantep'te de kurulması söz konusu olacak. Bölgede kooperatifçilik üzerine bilgilendirme çalışmaları da yürütülüyor. Ayrıca, bölgede tüm kadın kooperatiflerinin katılacağı bir kadın kooperatifleri üst birliğine de gereksinim duyuluyor. Bu birliğin kurulması amacıyla önümüzdeki aylarda çalışmalara başlanacak.
Bölgedeki gençler, 'Ulusal Staj Programı'ndan yararlanıyor
Güneydoğu Anadolu'daki nüfusun yüzde 41'ini 0-14 yaş arası genç ve çocuklar oluşturuyor ve bölgedeki sosyo-ekonomik eşitsizliğin olumsuzluklarından da en çok onlar etkileniyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin temel sorunlarından birisi olan işsizlikten, gençler de fazlasıyla nasiplerini alıyor. Bölgede işsizlik oranı yüzde 13 ve 15 - 24 yaş grubu arasındaki her 100 gençten 17'si işsiz.
Gençlerin iş dünyasına atılımlarını kolaylaştırmak, gençler ile özel sektör arasında bir bağ yaratmak amacı ile 'Ulusal Staj Programı' başlatıldı. Bu program ile gençlerin yurtiçinde farklı şirketlerde staj yaparak mesleki tecrübe kazanmaları için fırsat yaratılıyor. GAP bölgesindeki 8 ilde bulunan Gençlik ve Kültür Evleri bünyelerinde yürütülen bu program ile gençlere yönelik mesleki eğitim planlaması ile gençlerin özel sektörde staj yapmalarına olanak sağlayacak çalışmalar yürütülüyor. Bu amaç doğrultusunda her ilden 25 özgeçmiş toplanarak bir özgeçmiş havuzu oluşturuldu.
Bu kapsamda ilgili şirketler en az iki, en çok üç aylık staja alınacak gençlerin yol ve yemek giderlerini karşılayacak ve onları şirket içinde muhasebe, satış, pazarlama, sekreterlik, bilgi-işlem gibi gençleri mesleğe hazırlayıcı alanlarda çalıştırarak deneyim kazanmalarına olanak yaratacaklar. Stajyer gençler, staj yaptıkları dönemde ücret almayacaklar.
14 Kasım - 21 Kasım 2005 tarihleri arasında Bölgedeki Ticaret ve Sanayi Odaları işbirliğinde gerçekleştirilen Ulusal Staj Programı toplantılarında şirketlere yönelik bilgilendirme yapıldı. Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Siirt ve Mardin illerinde yapılan toplantılara toplam 58 şirketten temsilciler katıldı ve toplantılar sonucunda şirketler 41 genci stajyer olarak almayı taahhüt etti. Kasım 2005'te başlayan program çerçevesinde Mardin'de 6, Gaziantep'te 2, Adıyaman'da 2 genç olmak üzere toplam 10 genç, staj için çeşitli şirketlerde çalışmaya başladı.
*Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM'lar), GAP Bölgesi'nde 1995 yılından itibaren açılmaya başlandı. Halen GAP Bölgesindeki 9 ilde 30 ÇATOM bulunuyor. ÇATOM'ların hedef kitlesi 14 yaş üstü kız çocuk, genç kız ve kadınlar.
Eylül 2005'de sona eren proje teklifleri için başvuru aşamasında, Küçük Yatırımlar Fonu'na 40'ı aşkın başvuru yapıldı; çevre ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eden projeler 2005 yılının sonunda seçildi.
Küçük Yatırımlar Fonu (KYF), Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı Projesi'nin Çevresel Yatırım Programı çerçevesinde başlatıldı. UNDP'nin uygulayıcı konumda olduğu proje, UNDP ile BTC'nin ortak gayretleriyle hayata geçirilecek. Proje, Türkiye tarafında BTC boru hattının geçtiği bölgelerdeki sürdürülebilir kalkınma ve doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.
KYF Projesi, BTC ve UNDP tarafından oluşturulan bir fon kapsamında Eylül 2004'te başlatıldı. KYF Projesinin toplam bütçesi 325 bin dolar. Bu miktarın 250 binini BTC, 75 binini ise UNDP sağladı.
UNDP Türkiye, bu projede uzmanlığını ve faaliyet ağını, önem verdiği iki konu kapsamında kullanmayı amaçlıyor: (1) Biyoçeşitlilik ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Doğal Kaynakların Korunması, (2) Sürdürülebilir Enerji. KYF Projesi çerçevesinde bölgede yaşayan halkın bu zorlukların üstesinden gelebilme kapasitesinin güçlendirilmesi de hedefleniyor. Projenin uygulanma sürecinde, bir yandan yerel grupların kapasitesi güçlendirilirken, yeni uygulama ve proje modelleri geliştirilecek ve en iyi uygulamalar bölge halkıyla paylaşılacak. Seçilen projeler Artvin, Ardahan, Kars, Erzurum, Osmaniye ve Antakya'da yürütülecek. KYF Projesi kapsamında seçilen projeler ve desteklenecek kuruluşlar şunlar:
KYF, desteklenen projeler yoluyla şu unsurların gerçekleştirilmesini hedefliyor:
BTC boru hattı, ekolojik açıdan zengin ve büyük çeşitlilik gösteren bir coğrafi bölgeden geçiyor. KYF Projesi, BTC'nin Çevresel Yatırım Programı'nın kapsadığı illerdeki (Rize, Artvin, Trabzon, Ardahan, Kars, Erzurum, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Sivas, Kayseri, Kahramanmaraş, Adana, Osmaniye ve Hatay) yerel paydaşlara mali, sosyal ve/veya kültürel açıdan yarar getirecek doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir enerji için yerel işletmelerin desteklenmesini de ön görüyor.
İletişim için:
Eren Atak van der Vegt
UNDP Proje Yöneticisi
Tel: (90-312) 454 1120
E-posta: eren.atak@undp.org
İstanbul'dan Alternatif Yaşam Derneği'nin (AYDER) desteklediği ve "Alternatif Kamp Gönüllüleri" gençlik grubunun yürüttüğü proje, Antalya, Bursa ve Kocaeli'nden 16-26 yaş arası engelli 36 gence çeşitli beceriler kazandırmak amacıyla üç kamp çalışması gerçekleştirmeyi hedefleyerek yola koyuldu.
Proje, engelli gençleri ortak bir mekânda bir araya getirerek, toplumsal yaşama katılımlarını sağlamayı ve kendilerine olan güveni artırmayı amaçlıyor. Proje kapsamındaki ilk kamp, dokuz engelli genç erkeğin katılımıyla 23-29 Aralık 2005 tarihleri arasında Kaş'ta düzenlendi. Gençler, bulundukları illerdeki sivil toplum kuruluşlarının AYDER'e önerdikleri engelliler arasından seçildi. Proje kapsamında iki kamp daha düzenlenecek. Aralık ayı sonunda sevimli tatil kasabası Kaş'ta düzenlenen kamp, engelli gençlerin, hem kendilerine hem de çevrelerine nasıl da 'artı' kattığını ortaya koydu.
Engelli gençler en çok spor ve danstan keyif alıyor
Kaş'ta bir otelde düzenlenen kampta, engelli gençler, acil yardım kursundan, resim kursuna kadar değişik kurslar görüp, spor yapıp eğlendiler.
Alternatif Kamp Gönüllüleri, engelli gençlere, acil durumlarda ne yapmaları gerektiğini, kaza geçiren birine nasıl yardım edileceğini, zaman yitirmeden 112 numaralı Acil Sağlık Yardım'ın aranması gerektiğini ve bulunulan yerin en kolay biçimde adresinin nasıl verileceğini öğrettiler.
Gençler, kamp sırasında, Kaş Halk Eğitim Merkezi'nin bahçesinde spor yaptı. Gönüllüler önce iki gruba ayırdıkları gençlere, çevre temizliği yapmaları amacıyla birer poşet dağıttı. Çevrenin temiz tutulması, dış mekânlarda yere çöp atılmaması gerektiğini dolaylı biçimde gençlere kavratan temizlik sonunda, en çok çöpü toplayan takım oyuna ilk başlama hakkını elde etti. Gençler bahçede gönüllülerin nezaretinde basketbol, voleybol ve bowling oynadılar. İlk yardım dersinde sesi soluğu çıkmayanları, bir bedensel etkinlik sırasında görmeye değerdi! Hepsi katılımcı, hepsi coşkuluydu. Yaşam sevinçleri, öğrenme azimleri ve enerjileri sonsuz görünüyordu.
Gönüllülerden biri, voleybol oynarken kasten sakatlandı ve gençlerden ilk yardım dersinde öğretildiği gibi davranmalarını istedi. Engellilerden bazıları gönüllünün "incinen" bacağını bağlayıp güvenceye aldı ve telefonla 112'nin aranması gerektiğini söyledi. Böylece, bir önceki derste öğrenilenler de pekiştirilmiş oldu.
Halk Eğitim Merkezi bahçesindeki neşeli çığlıkları duyan Kaş'lı lise çağındaki öğrenciler de gelip yaşıtlarını ilgiyle izlediler.
Gençlerin zevkle katıldıkları bir başka etkinlik de, resim dersiydi. Önce hepsi, resim defterlerine serbest çizim yaptılar. Ardından sulu boyayla, üzerinde "Hayata Artı Hatırası 2005 Kaş" yazan büyük boy bir bezdeki harflerin içini boyadılar. Günün son etkinliği ise, kamp boyunca hemen her akşam yaptıkları gibi dans etmek oldu. Önce içlerinden geldiği gibi müziğe kendilerini bırakıp serbest danslar yaptılar, ardından gönüllüler onlara çift olarak dans ederken adımların nasıl atılacağını gösterdi. Herkesin katıldığı lokomotif dansıyla geceye nokta koyuldu.
"Torunları" Muazzez Hanım'ı ziyaret etti!
Kaş Belediyesi'nin projeye destek sağlamak amacıyla tahsis ettiği bir minibüs ve şoförle gidilen bir saat uzaklıktaki Patara antik kenti ve su kaplumbağalarının yumurtlamak için seçtiği, bu nedenle çevre kuruluşlarının özel koruması altındaki Patara plajı da kamp sırasında ziyaret edilen yerlerden biriydi. Gençler antik kentteki tiyatro ve kaya mezarlarına hayran kaldı, kumsalda neşeyle oynadılar. Fotoğrafçılık kursunun ilk dersini de yine Patara kumsalında, birbirlerinin ve gönüllülerin resimlerini dijital kamerayla çekerek pratik olarak aldılar.
Daha sonra köyün içinde yürüyüş yaparken gençleri gören esnaf, onları dükkânlarına davet etti. Bunlardan biri olan kafe sahibi Muazzez Hanım, "Sanki torunlarım beni ziyarete gelmiş gibi oldu" diyerek, gençlere kendi elleriyle sıcak ıhlamur ikram etti, müzik parçaları çaldı ve onlarla birlikte dans etti.
"En büyük hayalim üniversiteye gitmek"
Kampta dokuz erkek engelli vardı: Bursa'dan Mehmet Ali (16), Aykut (16) ve Şükrü (26), Antalya'dan Güçlü (18), Serkan (24) ve Feridun (16) ile Kocaeli'nden Servet (25), Mustafa (18) ve Recai (16). Bu gençlerden ikisi fiziksel, biri hem fiziksel hem zihinsel, diğerleri ise çeşitli düzeylerde zihinsel engelliydi. İşte onların anlattıkları:
Şükrü (Fiziksel engelli. Eskişehir Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi 4. sınıf öğrencisi. İngilizce biliyor ve çok iyi bir yüzücü. Bursa Yerel Gündem 21 Derneği'ne üye.) : "Sağlıklı akranlarıma bakınca ellerindeki avantajları kullanmayı bilmediklerini görüyorum. Oysa hayata pozitif bakmak lazım. Bilgisayar kullanıyorum, sinema ve tiyatroyu çok seviyorum. Psikoloji ve sosyoloji kitapları okuyorum. Tek hayalim, buradaki gibi dostluklar ve arkadaşlıklar kurmak ve çevreyle barışık olmak."
Aykut (Fiziksel engelli. Lise son sınıf öğrencisi. Dış politikayla ilgili.): "Dünyaya yeniden gelseydim futbolcu olmak isterdim. Bilgisayara meraklıyım, yabancı ve klasik müzik dinlerim. İki hayalim var. En büyük hayalim üniversiteye gitmek ve öğretmen olmak; diğeri de Dubai ve Maldivler'e gitmek. Sınavlarda ben cevapları söylüyorum, bir yardımcı da yazıyor ama zorluk çekiyorum çünkü diğerleriyle eşit zaman veriyorlar."
Servet (Fiziksel ve zihinsel engelli. Kocaeli Kanuni İş Okulu Meslek 3. sınıf öğrencisi. İzmit Belediyesi Yazı İşleri'nde bir yıl staj yaptı.): "Futbol oynamaktan hoşlanıyorum. Dansı da seviyorum ama yapamıyorum. Ağabeyimin çocuklarını çok seviyorum ve kendi çocuklarımın olmasını da istiyorum. En büyük hayalim belediyede memur olmak ve Antalya'da yaşamak."
Güçlü (Antalya Yeni Ufuklar Okulu 6. sınıf ve Akdeniz Üniversitesi Spor Kulübü Özel Sporcular Spor Eğitim Programı öğrencisi.): "Resim yapmaktan, Türkçe pop müzikten hoşlanıyorum. Beşiktaşlıyım ve bir maçlarına da gittim. Koşmayı ve basketbol ile atari oynamayı seviyorum. Evlenmeyi ve hakem olmayı hayal ediyorum."
Mehmet Ali (Bursa Eğitim Okulu 7. sınıf öğrencisi. Çok iyi basketbol oynuyor.): "Evlenmeyi değil ama hırsızları yakalamak için polis olmayı istiyorum. En büyük hayalim milli basketbolcu olmak."
Mustafa (Kocaeli Kanuni İş Okulu Meslek 2. sınıf öğrencisi.): "En büyük hayalim İngilizce öğrenmek."
Recai (Mustafa ile kardeş. Aynı okulda meslek 1. sınıf öğrencisi.) "İyi derecede İngilizce öğrenmek istiyorum."
Serkan (Down Sendromlu. Antalya Akdeniz Üniversitesi Spor Kulübü Özel Sporcular Spor Eğitim Programı öğrencisi. Kaş kampının sevimli maskotu. Tek sözcüklü cümlelerle konuşuyor. Çok iyi dans ediyor ve fotoğraf çekmeyi tutku derecesinde seviyor. Kampta bir ara midesi bozulunca, odasının önüne uzanıyor ve gönüllülere 112'yi arayın diyor!)
Feridun (Antalya Akdeniz Üniversitesi Spor Kulübü Özel Sporcular Spor Eğitim Programı öğrencisi. Çok iyi bir sporcu; spor kulübünün basketbol takımıyla Türkiye çapında maçlarda oynuyor.) "Geniş bir arkadaş çevrem var. Spor yapmaktan başka bir şey düşünmüyorum ve milli basketbolcu olmak istiyorum."
Gönüllüler, engellilerle birlikte hayata artı katıyor
Kaş'taki kampı anlatırken, gönüllülerden söz etmemek olmaz. AYDER ve Alternatif Kamp Gönüllüleri, bıkmadan usanmadan ve yakınmadan her an engelli gençlerle ilgileniyor, onların fazladan bir şey daha öğrenmeleri ve kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olmaları için çabalıyorlar. Tıpkı projenin adı gibi, "Engelsiz Bir yaşam İçin Elele" vermiş, hiçbir maddi çıkarları olmaksızın kendilerini engellilerin eğitimine adamışlar. Onlar da çok genç. Durmak bilmeden çalışıyorlar. Kaş'ta Belediye, Kaymakamlık ve Jandarma Komutanlığı ve ilçedeki okulların müdürleri ve otellerin yöneticileriyle görüşmeler yapıp, gençlerin gezilere, partilere, okullarla ortak spor etkinliklerine katılmalarını ve yüzme havuzundan yararlanmalarını sağlıyorlar. Pelin, Alp, Gölden, Zuhal, Duygu, Hatice, Devlet, Benan ve Özgür. Hayata Artı katarken, engelli arkadaşlarının da Hayata Artı katmasına destek oluyorlar! Kısacası aldıkları fonun hakkını vermekle kalmıyor, hayata paha biçilmez değerler katıyorlar.
Gönüllüler, engellilerle birlikte hayata artı katıyor Kaş'taki kampı anlatırken, gönüllülerden söz etmemek olmaz. AYDER ve Alternatif Kamp Gönüllüleri, bıkmadan usanmadan ve yakınmadan her an engelli gençlerle ilgileniyor, onların fazladan bir şey daha öğrenmeleri ve kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olmaları için çabalıyorlar. Tıpkı projenin adı gibi, "Engelsiz Bir yaşam İçin Elele" vermiş, hiçbir maddi çıkarları olmaksızın kendilerini engellilerin eğitimine adamışlar. Onlar da çok genç. Durmak bilmeden çalışıyorlar. Kaş'ta Belediye, Kaymakamlık ve Jandarma Komutanlığı ve ilçedeki okulların müdürleri ve otellerin yöneticileriyle görüşmeler yapıp, gençlerin gezilere, partilere, okullarla ortak spor etkinliklerine katılmalarını ve yüzme havuzundan yararlanmalarını sağlıyorlar. Pelin, Alp, Gölden, Zuhal, Duygu, Hatice, Devlet, Benan ve Özgür. Hayata Artı katarken, engelli arkadaşlarının da Hayata Artı katmasına destek oluyorlar! Kısacası aldıkları fonun hakkını vermekle kalmıyor, hayata paha biçilmez değerler katıyorlar.
Panelde, kente ekonomik açıdan yarar sağlayacak sektörlerin tarım, hayvancılık ile turizm ve 'oltu' taşı* gibi geleneksel olmayan gelir sağlayıcı alanlar olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Panelde, Erzurum Valisi Celalettin Güvenç bir konuşma yaparak, bölgesel kalkınmada insan sermayesi ile sosyal sermayenin önemi üzerinde durdu. Güvenç konuşmasında, UNDP Doğu Anadolu Kalkınma Programı'nın (DAKAP) 2005 yılında Erzurum'da başlattığı "suni tohumlama" kampanyasının bölgedeki insan sermayesinin gelişimine yaptığı katkı ve DAKAP çerçevesinde desteklenen oltu taşı işlemeciliği faaliyetlerinden de övgüyle söz etti.
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Muammer Cindilli de katılımcılara, DAKAP'ın girişimciliğin desteklenmesi bileşeni ile ortaklaşa yürütülen kapasite güçlendirme faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Cindilli konuşmasında ağırlıkla "proje döngüsü yönetimi" eğitim programları ile 2006'da başlatılacak Avrupa Birliği Bölgesel Kalkınma Hibe Programı'nın proje tasarım, biçimlendirme ve uygulama kapasitesini güçlendirmek amacıyla UNDP-DAKAP Programı'nın sunduğu diğer danışmanlık hizmetleri üzerinde durdu.
Dünya gazetesi yazarlarından Osman Arolat, Prof. Dr. Mithat Helen ve Ali Ekber Yıldırım gibi medya ve Türk iş dünyasının önde gelen uzmanları da panelde birer konuşma yaptı ve ekonomik kalkınmanın çeşitli yönleri ile kalkınma sürecinde insan sermayesi ile sosyal sermayenin önemi üzerinde durdu.
DAKAP Yöneticisi Dr. Erol Çakmak, panelde, DAKAP'ın 2005 yılında gerçekleştirdiği "Erzurum-Erzincan-Bayburt KOBİ Alan Araştırması Raporu"nu sundu. Söz konusu çalışma, bölgedeki KOBİ'lerin küresel piyasalarda rekabet edebilecek düzeyde yaratıcı olmadıklarını ortaya koyuyor. Bölgedeki küçük ve orta ölçekli işletmeler, faaliyetlerinde bilgi ve iletişim teknolojilerini yeterince kullanamıyor ve yerel KOBİ'lerdeki sosyal sermaye de hayli düşük düzeyde. İnsan kaynaklarının çok büyük oranlarda güçlendirilmesi gerekiyor. DAKAP'ın Araştırma Raporu'nun sonuç bölümünde Doğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınmasında bilişsel, insan, sosyal, kültürel, kurumsal ve yurttaşların faaliyetlere katılımını öngören toplumsal sermaye gibi sermayenin fiziki olmayan kaynaklarının fiziki sermayeden çok daha önemli olduğu belirtiliyor.
Erzurum'daki panelin sonunda, yerel paydaşlar, valilik, belediye, kamu kuruluşları, bölgedeki ticaret ve sanayi odaları ile sivil toplum kuruluşları (STK'lar) arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin gereği ve Atatürk Üniversitesi ve UNDP DAKAP'ın bu konuda önemli rol üstleneceği konusunda görüş birliğine varıldı.
UNDP Doğu Anadolu Kalkınma Programı (DAKAP)
Program, Sürdürülebilir İnsani Kalkınma modellerinin oluşturulmasına yardımcı olarak kırsal kalkınma, yerel girişimcilik ve kırsal turizm alanlarına destek sağlamayı amaçlıyor. Sürdürülebilir İnsani Kalkınma modelleri bölgedeki gelirin artırılması ve sosyo-ekonomik farklılıkların azaltılmasına yardımcı olurken, cinsler arası dengeyi iyileştirecek ve çevrenin korunmasını teminat altına alacak. Geliştirilecek modeller, kapsamlı, etkili, yaygın biçimde uygulanabilir ve katılımcı olacak. DAKAP'ın birinci aşaması 2001 ortalarında başlatıldı ve üç temel etkinlik alanı üzerinde odaklandı: Katılımcı Kırsal Kalkınma, Kurumsal Kalkınma ve Kırsal Turizm.
Bölgedeki yerel kamu yönetimleri ve STK'lar ile işbirliğinin önemini vurgulayan DAKAP, aynı zamanda kadınların istihdamı, gençlik merkezlerinin kurulması ve doğal gaz ile jeotermal enerjinin kullanımı alanlarındaki birçok kalkınma girişimine de destek oluyor.
*Oltu taşı, sadece Erzurum'a özgü yarı değerli bir taştır. Bir diğer adı da "siyah kehribar"dır. Oltu taşı oyularak, küpe, yüzük, gerdanlık, bilezik, tespih, anahtarlık, pipo ve kutu gibi çeşitli süs ve ziynet eşyaları imal edilmektedir.
Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği, sürdürülebilir kalkınma ve çevrenin korunması için gençleri bir araya getirmeyi, gençlerin hükümetler, yerel yönetimler ve iş dünyasıyla ortaklıklar kurmasını sağlamayı ve uluslararası toplantılara katılarak gençliğin sesini duyurmayı amaçlıyor. Derneğin ilk faaliyetlerinden biri, Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı'nın ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın birlikte yürüttüğü Yerel Gündem 21 Programı'na dâhil olarak, bu programın gençlikle ilgili çalışmalarının koordinasyonunu üstlenmek oldu. Gençlik meclislerinin Türkiye'de 73 ilde kurulması ve yerel yönetime katılmada gösterdikleri başarı, Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği'ni, hem BM Kalkınma Programı'nın, hem de Avrupa Komisyonu'nun gençlikle ilgili projelerde en önemli ortaklarından biri haline getirdi. Derneğin Başkanı ve Projeler Genel Koordinatörü Sezai Hazır, Yeni Ufuklar'a, yürüttükleri projeler hakkında bilgi verdi:
UNDP Türkiye: Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği'ni bize tanıtabilir misiniz?
Sezai Hazır (S.H.): Uluslararası düzeyde örgütlenen bir girişim olan Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği, 1996'da İstanbul'da düzenlenen Habitat II çerçevesinde gençlerin sesini duyurmak amacıyla kuruldu. Dernek, gençlerin sorunlarına sahip çıkmaları, çözüm yolları üretmeleri ve uygulamaları için gençlik kalkınma projelerini hayata geçiriyor.
UNDP Türkiye: Dernek olarak halen hangi programları yürütüyorsunuz?
S.H.: Şu anda 8 program yürütüyoruz. Bunların dördünde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ile ortaklık içindeyiz. Zaten, Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği olarak Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin yanında Birleşmiş Milletler'in gençlik mekanizmalarında da Türkiye'yi temsil ediyoruz.
UNDP Türkiye: Dernek olarak ilk katıldığınız Türkiye Yerel Gündem 21 Programı'nı bize kısaca anlatabilir misiniz?
S.H.: Türkiye Yerel Gündem 21 Programı 1997'de başladı ve 2008'e kadar sürecek. Program kapsamında gençlik çalışmalarının koordinasyonunu, Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği olarak biz yürütüyoruz. Amacımız tüm kentlerde gençlik merkezleri oluşturmak. Şimdiye kadar 73 kentte Yerel Gençlik Meclisleri, 35 kentte de Gençlik Evleri oluşturuldu. Yerel Meclisler, 2003'te ulusal düzeyde bir araya gelerek Yerel Gündem 21 Ulusal Gençlik Parlamentosu'nu kurdu. Yeni Belediyeler Kanunu'nun 76. maddesi gereğince, Kent Konseyleri'nin oluşturulması yasal zorunluluk haline geldi. Konseylerin bünyesinde ise Kadın ve Gençlik Meclisleri'nin yapılandırılması için de bir yönetmelik hazırlandı.
UNDP Türkiye: Şu anda UNDP Türkiye ile ortaklaşa hayata geçirdiğiniz diğer projeler hangileri?
S.H.: Bunlardan ilki "Hayata Artı Gençlik Fonu Programı" adını taşıyor. 2005-2010 yılları arasında uygulanacak. Proje, gençlerin sosyal sorumluluk alarak kentleri ile ilgili gençlik sorunlarına çözüm üretmelerini sağlamayı, proje yönetimi ve yazımı tecrübesini edinmelerine olanak yaratmayı ve Binyıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda gençleri etkin kılmayı hedefliyor. Bu bağlamda Coca Cola, DPT ve BM Kalkınma Programı ile "Hayata Artı fonu" adı verilen 1,5 milyon dolarlık ortak bir fon oluşturduk. Bu, dünyadaki en uzun süreli ve en büyük gençlik fonu. Aynı zamanda, Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin uygulanmasında da diğer ülkelere iyi bir örnek. Fonun amacı aynı zamanda bir akademi görevi görmek zira 5 yılda 10 bin genci, proje yazma ve yönetme ile kendi aralarındaki iletişim ağını oluşturma konularında eğitmek istiyoruz. Fondan yararlanmak üzere 2005'te yapılan proje başvuruları arasından 10'u seçildi ve bunlara 100 bin dolarlık hibe ayrıldı. 6 Aralık 2005'te fonun ikinci dönem başvuru süreci başlatıldı. Gençlik grupları proje başvurularını 24 Mart 2006 tarihine kadar Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği'ne iletebilirler.
UNDP'nin yanı sıra Microsoft ve DPT ortaklığıyla yürüttüğümüz ikinci proje ise "Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor". Bu proje de 2005'te başladı ve 2007'de bitecek. 100,000 bin dolar bütçesi olan bu projenin temel amacı, bilgi teknolojilerini kullanma konusunda olanakları kısıtlı gençlere temel bilgisayar eğitimi vermek ve aynı zamanda da eğitmen havuzu oluşturmak. Projenin birinci aşamasında 40 gönüllü genç, eğitici sertifikasını aldı ve 20 ilde 1,600 gence temel bilgisayar eğitimi verdi. Projenin üç yıl boyunca sürdürülerek ulusal bir boyuta taşınması ve 100,000 gencin temel bilgisayar eğitimi alması hedefleniyor.
BM Kalkınma Programı ile ortaklık içinde olduğumuz bir diğer proje ise, "Güneydoğu Anadolu'da Gençlik İçin Sosyal Gelişim Projesi". 2001-2007 yılları arasında sürdürülecek projenin diğer ortakları ise GAP İdaresi ve bölgedeki 9 ilin valiliği. Bütçesi 600,000 bin dolar olan proje kapsamında 8 ilde Gençlik ve Kültür Merkezleri açıldı. Meslek eğitimi programları başlatıldı ve yüze yakın genç istihdam edildi. UNDP'nin ortağı olduğu GAP projesi kapsamında halen devam eden 'Ulusal Staj Programı' da, bu proje kapsamında sürüyor. Bölgedeki yoksul ve ihtiyaç sahibi gençlere farklı işyerlerinde staj olanağı sağlanıyor ve ticaret odalarıyla işbirliği yapılarak iş imkânları geliştiriliyor.
UNDP ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ortaklığıyla 2006'da başlatılan dördüncü proje de "Türkiye Genç Girişimciler Kurulu Programı". Uzun vadeli olarak uygulanması planlanan bu program çerçevesinde TOBB bünyesinde Genç Girişimciler Kurulu oluşturuldu. Kurul; gençlere girişimcilik eğitimi vermeyi, başarılı girişimcilik projelerini desteklemeyi, TOBB bünyesinde yurtiçi ve dışı ofislerinde gençlere staj imkânları yaratmayı ve yine TOBB bünyesinde tüm illerdeki ticaret odalarında Girişimci Destek Merkezleri oluşturmayı hedefliyor.
UNDP Türkiye: Dernek olarak uyguladığınız diğer üç projeyi de tanıyabilir miyiz?
S.H.: Elbette. Bunlardan ilki, Türkiye Aile Planlaması Vakfı ile birlikte yürüttüğümüz "Cinsel Sağlık ve Akran Eğitimi Programı". Avrupa Komisyonu'nun desteklediği program, 2005-2007 yılları arasında sürecek. Proje kapsamında bir akran eğitici grubu oluşturuluyor ve Adana, Çanakkale, Diyarbakır ve Yalova'da gençleri cinsel ve üreme sağlığı konularında dörder günlük eğitime tabi tutuyor.
2006'da başlayan ve yedi ay sürmesi hedeflenen ikinci projemizin adı "Gençler Arasında Önyargıyı Giderme ve Avrupalılık Bilincini Geliştirme Programı". Bu programı İstanbul Beyoğlu Belediyesi, Atina Belediyesi ve Yunanistan Ulusal gençlik Konseyi ile ortaklaşa yürütüyoruz. Program kapsamında Türkiye'de bir araya gelecek olan Türk ve Yunanlı gençler, eğitim çalışmalarına katılacak, aralarındaki önyargıları giderme yollarını arayıp, 'Avrupalı' deyince ne anladıklarını tartışacaklar.
2006'da başlattığımız ve sürekli olacak sonuncu projemiz de "Avrupa Gençlik İndirim Kartı". Kısaca "Euro<26" şeklinde anılan bu proje, 26 yaşın altındaki tüm gençleri, yararlanabilecekleri bir Avrupa indirim kartı sahibi yapmayı hedefliyor. Halen 36 ülkede uygulanan, 400 bin Avrupalı firmanın desteklediği ve 8 milyon genç üyesi olan bu kartı, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu da resmen tanıyor. Gençlerden gençlere sosyal bir fon oluşturmayı amaçlıyor. Ulusal Gençlik Parlamentoları aracılığıyla Türkiye'deki tüm kentlerde tanesi 15 YTL' ye satılacak ve kart satışından elde edilen gelirle 81 ilde Gençlik ve Kültür Evleri oluşturulacak. Kartı alanlara anlaşmalı şirketlerin listesi veriliyor. Kart sahibi genç, otobüs, otel, eğlence yeri, sinema, kafe gibi Türkiye'nin yanı sıra 36 ülkedeki anlaşmalı firmaların hizmetlerinden indirimli olarak yararlanıyor.
Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği
Adres: Fulya Mah. Mevlüt Pehlivan Sok. Ali Sami Yen Apt. 8A/2 Mecidiyeköy, İstanbul
Tel/Faks: (+90) 212 275 5519 - 275 7436 - 275 7498
E-posta: youthforhab@turk.net- info@youthforhab.org.tr
Proje çerçevesinde, Aydın Doğan Organik Ürünler Şirketi, Atatürk Üniversitesi, Gümüşhane Valiliği, Aydın Doğan Vakfı ile UNDP ortak çalışacak. Aydın Doğan Vakfı ile UNDP, on sekiz ay sürecek ortaklık anlaşmasını Ekim 2005'te imzaladı.
UNDP ile Aydın Doğan Vakfı'nın ortak projesinin 3 temel amacı bulunuyor. Bunlardan ilki çiftçilerin sosyal gelişimi üzerine odaklanıyor. Kelkit'in seçilen köylerinden çiftçiler, pazara erişim kapasitelerini geliştirme ve organizasyon yeteneklerini iyileştirme fırsatı bulacak. Ayrıca, köydeki kadınlara da üreme sağlığı ve genel sağlık bilgisi konularında eğitim verilecek. Projenin ikinci amacı ise, zirai verimlilik ile
üretkenliği artırma hedefiyle çiftçilere yayım hizmeti götürerek ekonomik büyümenin sağlanması. Projenin desteğiyle yaklaşık 100 çiftçi gelirlerini arttırıp sosyo-ekonomik yaşam standartlarını yükseltecek. Son olarak da bu model, hem kurumsal sosyal sorumluluk hem de kâr amacıyla kamu ve özel sektörün sürdürülebilir ortaklığını öngördüğü için diğer kırsal kalkınma girişimlerine de örnek oluşturacak.
Önce eğitmenler sonra da çiftçiler eğitilecek
Projenin eğitim programının iki ayağı bulunuyor: eğitmenlerin eğitimi ve çiftçilerin eğitimi. Eğitmenlerin ve çiftçilerin eğitimine Ocak 2006'da başlandı. Bu eğitimler temel olarak iki konu etrafında yoğunlaşıyor: Organik tarım ile organik bitki üretimi ve hayvancılık. Eğitimler pratik çalışmalarla da desteklenecek ve böylece çiftçiler, teori ile pratiği birleştirerek somut sonuçların nasıl elde edildiğini yaşayarak öğrenecek. Bu da, diğer çiftçiler üzerinde olumlu bir etki yaratarak, onların da organik tarıma geçmelerine yol açacak. Eğitim çalışmaları, Aydın Doğan Organik Ürünler Şirketi'nin sözleşmeli çiftçilerinin yaşadığı Kelkit'in 10 köyünde gerçekleştiriliyor. Program kapsamında, Bölge Tarım Müdürlükleri'ne bağlı yayım görevlileri de eğitime tabi tutularak, bölgedeki çiftçilere yönelik yayım hizmeti kapasiteleri artırılacak. Çiftçilerin eğitim çalışmalarını, Bölge Tarım Müdürlüğü ile Aydın Doğan Meslek Okulu ile Doğan Organik Ürünler Şirketi'nin personeli yürütüyor. Gümüşhane Valiliği projeye, gerekli makine aksamı ile pratik çalışmalara sağladıkları katkı ile destek oluyor. Atatürk Üniversitesi ise, zirai üretim faaliyetlerine yönetim desteği ile teknik yardım sağlıyor.
İster televizyon yayıncılığı, edebiyat dünyası ya da ister futbol stadyumu olsun, onlar alanlarının en başarılı isimleri, yetenekleri ve başarılarıyla, gerek kendi ülkelerinde gerekse dünya çapında üne sahip, herkesin tanıdığı kişiler. Ancak farklı alanlardaki şöhretlerine karşın, hepsinin buluştuğu ortak bir nokta var: Onlar, dünyadaki yoksulluğun giderilmesi, HIV/AIDS hastalığıyla mücadele, çevrenin ve insan haklarının korunması ve kadınların güçlendirilmesi gibi gezegenimizi yaşanabilecek daha iyi bir yere dönüştürme çabalarına aktif biçimde destek veriyorlar.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), söz konusu sorunlara dikkat çekmek amacıyla uzun zamandan bu yana ünlü kişileri İyiniyet Elçileri olarak saflarına katarak, onların gönüllü hizmetleri ve desteklerinden yararlanıyor. İyiniyet Elçilerinin şöhretleri, acil ve evrensel insani kalkınma ve uluslararası işbirliği mesajlarının güçlü biçimde kamuoylarına ulaşmasına ve Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin (MDG'ler) daha hızlı biçimde gerçekleşmesine yardımcı oluyor. Onlar, UNDP'nin kalkınma felsefesini ve programlarını gittikleri her yerde dile getiriyor, insanları hem kendi hem de diğer insanların yaşamlarını daha da iyileştirecek davranışlar içine girmeleri konusunda yüreklendiriyorlar.
UNDP'nin Küresel İyiniyet Elçileri arasında Güney Afrikalı yazar ve 1991 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Nadine Gordimer, Japon aktris, yazar ve TV programcısı Misako Konno, Norveç Veliaht Prensi Haakon Magnus ile Ronaldo de Lima ve Zinédine Zidane gibi iki de futbol yıldızı bulunuyor.
Zidane: "Şöhret veya başarı adına vazgeçmeyeceğim şeyler var"
Fransız futbol yıldızı Zinédine Zidane, adını, o eşsiz ve bazen de imkânsız görünen oyun tekniği ve kontrolü ile dünyanın en iyi futbolcularının arasına yazdırdı. Ancak, kendi deyişiyle, "Hayatta, ne kadar fazla olsa da şöhret ve başarı adına vazgeçmeyeceği şeyler var." Bunlardan biri de, UNDP İyiniyet Elçisi olarak seçildiği Mart 2001'den bu yana, yoksulluğun azaltılması ve Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin gerçekleştirilmesi amacıyla birçok ülkeye yardımcı olma konusundaki kararlılığı.
Zidane, "Benim de çok zor zamanlarım oldu" diyor ve ekliyor: "Yoksulluğun ne olduğunu bilirim. Ben de, birçok şeyden yoksun olduğumuz, belalı yerlerde yaşadım. Ve artık bugün yardım etmek istiyorum. Bu dünyada futboldan daha önemli şeyler var." Yoksulluğa karşı mücadelesini ise, " Benim ailemin, yetiştirilme biçimimin ve sevdiğim insanların her zaman teşvik ettiği türden bir çaba. Bu, sizin bir parçanızdır, içinizde yoksa da bana ne dersiniz. Ama ne kadar büyük şöhret veya başarı getirirse getirsin, kalkışacağınız bir şey değildir" sözleriyle açıklıyor.
Zidane, UNDP ile ilk kez, UNDP'nin bir seferberlik kampanyası olan "Yoksulluğa Son Verme Ekipleri"ni kendisi gibi bir futbol yıldızı olan Ronaldo ile birlikte başlattıkları Eylül 1999'da işbirliği yaptı. Her iki sporcu, Avrupa çapında 150'yi aşkın medya kanalında gösterilen bir reklâmda hiçbir ücret almadan yer aldı ve insanları, şirketleri ve kurumları ulusal ve uluslararası düzeyde yoksulluğa karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayrıca Zidane, Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk'taki bir eğitim kampanyasını desteklemeyi de gönüllü olarak seçti.
"Secours Populaire Francais" adlı kuruluşun, ailelerinin ekonomik olarak tatile gönderme gücüne sahip olmadığı 60 bin çocuk yararına 2000'de Marsilya'da düzenlediği maçta çıkıp oynamak, Zidane'ın diğer sosyal ve insani faaliyetleri arasında bulunuyor.
Zidane Aralık 2003'te, İsviçre'nin Basel kentinde yapılan "Yoksulluğa Karşı Maç"ın kadrosunda, diğer UNDP İyiniyet Elçisi olan Ronaldo ve yine dünyaca meşhur futbolculardan İngiliz David Beckham, Brezilyalı Rivaldo ve Roberto Carlos ile birlikte yer aldı. Maçtan elde edilen 800 bin doları aşkın gelir, UNDP'nin gelişmekte olan ülkelerdeki yoksullukla mücadeleyi hedefleyen projeleri yararına kullanıldı.
Zidane'ın da oynadığı "Yoksulluğa Karşı Maç"ın ikincisi 2004'te Madrid'de düzenlendi. Aynı adlı üçüncü maç ise 22 Aralık 2005'te Düsseldorf'ta gerçekleşti ve Ronaldo ile Zidane'ın dışında dünyaca ünlü birçok oyuncu da sahaya çıktı.
Ronaldo: Ünlü futbolcu yoksul bir çocukken verdiği bir sözü tutuyor.
"Çocukluğumda çok acı çektim ve halen bulunduğum noktaya nereden geldiğimi unutmadım." Bunlar, yeni binyılda dünyayı yoksulluğa karşı harekete geçirmek amacıyla 2000'de UNDP İyiniyet Elçisi olan Brezilya'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ronaldo'nun sözleri.
Geçmişinden söz ederken, "Küçük bir çocukken, bir gün zengin olup aileme yardım etmeye ant içmiştim" diyor. 1976'da Rio de Janeiro'nun yoksul bir mahallesinde doğan Ronaldo, sokaklarda çıplak ayakla futbol oynarken, 14 yaşındayken bir futbol takımıyla ilk anlaşmasını imzaladı.
"Futbol oynarken istekli ve kararlı olmanın, zaman zaman olanaksız gibi gözükse de, beni hayallerime kavuşturacağını öğrendim. Tüm dünya yoksulluk ve açlığa karşı birleşse, bu sorunları alt edebilir ve şampiyon olabiliriz."
Ronaldo kendini, yeni ortaklıklar geliştirip, yoksulluğa karşı mücadelede duyarlı insanlarla birlikte gerçek ve somut değişiklikler yaratmak amacına adadı. Bu konudaki görüşünü, "İster doğuştan, isterse savaşların sonucunda hiç kimse yoksulluğa mahkûm yaşamak zorunda kalmamalı" şeklinde açıklıyor.
İyiniyet Elçisi olarak tayin edilmesinden günümüze Ronaldo, bir futbol yıldızı olmasından kaynaklanan avantajını yoksulluğa karşı mücadele amacı lehine kullandı. "Yaşam karşısında ezik olmamak için herkesin eğitimli olmasını özellikle önemsiyorum" diyor ve ekliyor: "Yoksulluğa son verme hedefi ulaşılabilir bir mesafede ve bu amaçla herkes etkinliklere katılabilir ya da zaten faaliyet gösteren örgütleri destekleyerek yoksullara daha iyi bir yaşam sağlama çalışmalarına katkıda bulunabilir."
İyimserliğine karşın, Ronaldo bu mücadelenin ne kadar zorlu ve büyük olduğunun da bilincinde: "Önümüzde birçok zorluk bulunuyor. Bugün hâlâ milyonlarca insan gece yatağına aç giriyor, her dakikada bir kadın hamilelik nedeniyle veya çocuk doğururken ölüyor, HIV/AIDS yayılmaya ve ailelerle toplumları yok etmeye devam ediyor ve önlenebilir hastalıklar nedeniyle her üç saniyede bir çocuk hayatını kaybediyor."
Ronaldo, UNDP'nin kendisine İyiniyet Elçisi olması çağrısı yaptığında, "2001 sezonuna, bundan daha iyi hiçbir biçimde başlanamayacağını" düşündüğünü belirtiyor. "Zira hayattaki en büyük iki büyük tutkum olan futbol ile yoksulluğa karşı mücadele tek bir şemsiye altında bir araya gelecekti."
UNDP İyiniyet Elçisi olarak Ronaldo'nun ilk önemli görevi, Aralık 2003'te İsviçre'nin Basel kentindeki "Yoksulluğa Karşı Maç"ın kadrosunda yer almak oldu. Bunu, "Dünya nüfusunun beşte birinin hayatını zehir eden yoksulluğa karşı bir tavır almak ve arkadaşlarımın da bu konudaki bilincin artırılması çabasında bana katılması beni çok heyecanlandırdı" sözleriyle ifade ediyor.
Ronaldo'nun yoksulluğa karşı mücadelesi sadece futbolla sınırlı kalmadı. Rio de Janeiro'nun varoşlarında yaşayan yoksul çocuklar yararına Brezilya'da yürütülen projeler için fon oluşturma çalışmalarını da destekledi. UNAIDS'in (Birleşmiş Milletlerin AIDS'le mücadele program) 1998 ve 1999'daki HIV/AIDS'e karşı bilinç oluşturma kampanyalarına özel temsilcisi olarak katıldı. 1999'da, Kosova'daki bir okulun yeniden inşası için para bağışlayarak, UNDP'nin küresel düzlemde oluşturduğu 'Yoksulluğa Son Verme Ekipleri' kampanyasını başlattı.
UNDP Avrupa ve BDT ülkeleri* (Bağımsız Devletler Topluluğu) Bölgesel Bürosu'nun, dünyanın önde gelen danışmanlık firmalarından Ernst & Young ile birlikte yayımladığı, "Romanlar'ın İstihdamı: İş Dünyasının Görüşleri" başlıklı rapor, Mayıs-Eylül 2005 tarihleri arasında Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren şirketlerle yapılan ayrıntılı görüşmeler temelinde kaleme alındı. Rapor, Roman nüfusun istihdam edilmesi konusunda iş dünyasında bir diyalog başlatmayı hedefliyor ve şirketlerin bu zorluğun üstesinden nasıl geleceklerine yönelik öneriler sunuyor.
Bratislava'da bulunan UNDP Bölgesel Merkezi'nin direktörü Ben Slay, bu konuda, "İstihdamın gerçek lokomotifi şirketlerdir ve eğer Romanlar'ı işgücü piyasasına katacaksak, özel sektörün bu sorunun çözümünde yer alması büyük önem taşıyor" dedi. Romanlar, ulusal ortalamaların çok üstünde yoksulluk ve işsizlik oranlarına sahip ve Avrupa'nın en savunmasız ve toplum dışına itilmiş gruplardan birini oluşturuyor. Slovakya'daki Roman nüfus arasındaki işsizlik oranının yüzde 64 olduğu tahmin edilirken, aynı oran Bulgaristan'da yüzde 51, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 32 ve Macaristan ile Romanya'da ise yüzde 25.
Bugüne dek Romanlar'la ilgili sorunlara daha ziyade sosyal hizmet uzmanlarıyla sivil toplum eğilmişken, Avrupa'daki nüfusun hızla yaşlanması, genç Roman nüfusun Merkezi Avrupa'nın bazı dinamik ekonomilerine sürekli büyüme açısından sağlayabileceği katkının önemine giderek daha fazla önem kazandırıyor. UNDP bu raporu yayımlayarak, özel sektörü kalkınmayla ilgili diyalogun içine çekmeyi amaçlıyor.
Slay, "İş dünyası, ayrımcılıkla mücadelede hükümetler ve sivil toplumun gösterdiği gayrete tamamlayıcı unsur olarak katkı sağlayabilir ve Romanlar'ın işsizlik sorununa yenilikçi çözümler getirebilir" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha iyi bir istihdam politikası ve Roman çalışanların işgücüne dâhil edilmesi, aynı zamanda işlerin de daha fazla yolunda gitmesi anlamına gelir. Romanların işgücü pazarına uyumu, daha yüksek verimlilik, artan tüketim ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik büyümede artış olarak geri döner."
Ancak rapora göre, çeşitli sosyal gruplara ait bireyleri istihdam etme politikalarını (kısaca çeşitlilik politikası) uygulama arayışında olan şirketlere yararlı biçimde yol gösterme konusunda eksiklikler bulunuyor ve şirketlere Romanlar'ın daha fazla istihdam edilmesi için yardım ve destek sağlanması gerekiyor. Ben Slay'e göre, "Bu rapor, söz konusu alandaki boşluk ile nasıl başa çıkılacağını ele almaya çalışıyor."
"Romanlar'ın İstihdamı: İş Dünyasının Görüşleri" başlığını taşıyan rapor, 28-29 Kasım 2005 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleşen, "Çeşitlilik Politikası Açısından İş Dünyasından Örnekler: İşyerinde İyi Uygulamalar" konulu Avrupa Komisyonu konferansında da sunuldu.
UNDP'nin, iş dünyasında Romanlar'ın istihdamının teşvik edilmesi konusundaki çalışmaları, UNDP'nin 'BM Küresel Sözleşmesi' çerçevesinde özel sektörle birlikte yürüttüğü daha kapsamlı bir girişimin bir parçasını oluşturuyor. 'BM Küresel Sözleşmesi', özel sektöre insan hakları, çalışma ve çevre standartları konularında 10 ilkeyi destekleme çağrısı yapan bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk girişimi.
*BDT ülkeleri: Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna ve Özbekistan.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Aygen Aytaç
Asistanlar: Ceylan Özerengin, Oya Otman, Şafak Kayhan
© 2006 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.