Ana Siteye Dön

Ocak 2014

Sayı: 97

UNDP raporu, Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki enerji sorunlarına getirilen yeni çözümleri anlatıyor

BM Gönüllüleri raporu: Gönüllüğün topluma katkıları daha görünür olmalı

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı Türkiye ve GSM Gençlik Servisleri Merkezi tarafından yayımlanan “Türkiye’de Gönüllülük” raporu, gönüllülüğün kalkınma ve değişim için çok önemli bir araç olduğunu söylüyor.

Ankara, Ocak 2014

“Türkiye’de Gönüllülük” raporu, 5 Aralık Uluslararası Gönüllüler Günü’nde CerModern’de açıklandı.

Rapor, gönüllülerin sosyal değerleri ve uyumu nasıl artırdığını ve kadınlar, gençler ve engelliler gibi sosyal olarak dışlanan insanların da gönüllü faaliyetlere nasıl dâhil edildiğini anlatıyor.

Raporda, gönüllülük değerlerinin toplumları güçlendirdiği ve gönüllülerin Türkiye’nin fiziki, ekonomik, manevi ve sosyal refahı için önemli bir rol oynadıkları anlatılıyor.

Gönüllülük, Türkiye’de giderek dinamikleşen bir alan.

Artık daha çok insan gönüllü faaliyetlere katılıyor ve hem sivil toplum hem de kamu kuruluşları toplumun refahı için ortak bir çaba etrafında bireyleri harekete geçirmenin yollarını arıyor.

Fakat gönüllülük alanında hala pek çok eksiklikler bulunuyor.

Gönüllülük bilinci ve anlayışının geliştirilmesine ve bu konuda daha çok veri toplanmasına ve araştırma yapılmasına ihtiyaç var.

Gönüllülük ile ilgili yaratılan yanlış algıların da kırılması gerekiyor.

“Türkiye’de Gönüllülük” raporu, afet yönetimi, sosyal hizmetler, çevre ve gençlik gibi Türkiye’de pek çok alanda yapılan gönüllülük faaliyetlerinin çok yönlü resmini çekiyor ve gönüllülük alanındaki bu zorlukların çözümüne katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Ayrıca sivil toplum, kamu ve özel sektör kuruluşlarının, gönüllülüğü nasıl teşvik edebilecekleri ve gönüllülük faaliyetlerinden nasıl yararlanabilecekleri raporda anlatılıyor.

Rapor, gönüllülük konusunda ulusal bir stratejinin hazırlanması, politika tartışmalarının yapılması ve sivil toplum örgütlerinin aktif vatandaşlara daha çok duyarlı olması çağrısında bulunuyor.

Aynı zamanda rapor, yeni teknolojilerin de gönüllülük faaliyetlerinde daha etkin kullanılması gerektiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri programı Türkiye ve GSM Gençlik Servisleri Merkezi’nin ortaklaşa yayınladığı raporda, farklı kuruluşların ve yazarların kaleme aldığı ve sahadan iyi örnekleri anlattığı 17 farklı makale bulunuyor.

 

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

 

Sosyal hizmetlere erişimde gönüllülüğün önemi tartışıldı

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sosyal hizmetlere erişimde gönüllülüğün öneminin tartışıldığı bir etkinlik düzenledi.

Ankara, Ocak 2014

5 Aralık Uluslararası Gönüllülük Günü vesilesiyle 11 Aralık’ta düzenlenen etkinlik Ankara’da yapıldı.

Gönüllülük ve Sosyal Hizmetlere Erişim isimli bir etkinliğin ilk bölümünde Avrupa Gönüllü Merkezi’nden Gabriella Civico ve Avrupa Gönüllü Değişim Ağı’ndan (SEVEN) Davide Di Pietro, etkinliğe çevrimiçi bağlandı.

Civico ve Pietro yaptıkları sunumlarında, Avrupa’daki gönüllülük altyapısı ve yasal düzenlemeler hakkında bilgi verdi.

Etkinliğin ikinci bölümünde, sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler temsilcilerinin katıldığı bir panel düzenlendi.

Hakan Çelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde Türkiye’de sosyal hizmetler ve gönüllülük arasındaki ilişki tartışıldı.

Gönüllülük için daha elverişli bir ortamın yaratılması için yapılması gerekenler ve farklı yaş grupları için gönüllü fırsatları da panelde tartışılan konular arasındaydı.

 

 

 

 

UNDP raporu, Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki enerji sorunlarına getirilen yeni çözümleri anlatıyor

UNDP tarafından yayımlanan “Güçlü Bireyler, Güçlü Toplumlar” raporunun üçüncü cildinde Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinden sürdürülebilir enerji ile ilgili başarı hikâyeleri anlatılıyor.

Ankara, Ocak 2014

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) “Güçlü Bireyler, Güçlü Toplumlar” raporunun üçüncü cildini yayımladı.

UNDP’nin desteklediği başarı öykülerinin yer aldığı rapordaki bu öyküler, doğru politikaların, kapasitelerin ve finansmanın nasıl kalıcı değişimler yaratabileceğini gösteriyor.

Rapor hakkında konuşan UNDP Başkanı Helen Clark, “Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki ülkeler için enerji sorunları, genellikle enerjinin verimsiz kullanımı, sık elektrik kesintileri, yüksek enerji maliyeti, kışın güvenilir ve ucuz ısıtmanın bulunmaması ve yenilenebilir enerjinin yavaş yükselişi oluyor” dedi.

Rapor, UNDP’nin hibelerini kamu ve özel finansmanda nasıl kullandığını, aynı zamanda enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanındaki yatırımları nasıl arttırdığını anlatıyor.

UNDP, ülkeleri enerjiye erişim, yenilenebilir enerji kullanımını ve enerji verimliliğini artırmak için destekliyor.

UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Cihan Sultanoğlu, “UNDP’nin çalışmaları bireylerin ve toplumların hayatlarında önemli gelişmeler sağlıyor ve ekonomik gelişmede, yoksulluğun azaltılmasında, sağlık, eğitim ve çevre konularında geniş kapsamlı etkiler bırakıyor” dedi.

Bir okul, bir köy veya bir ülkede olsun bu rapordaki her öykü, enerjiyle ilgili belirli bir kalkınma sorununun üstesinden nasıl gelindiğini, çözümlerin nasıl çoğaltılarak diğer durumlar için de örnek oluşturabileceğini gösteriyor.

Bu öyküler insani gelişme sorunlarının iç yüzüne ışık tutuyor ve her bölgenin enerji sorunlarına insan faktörünü katıyor. 

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Sürdürülebilir orman yönetimi için örnek olacak projenin ilk adımı atıldı

Akdeniz’in yüksek koruma değerine sahip ormanlarının çok yönlü çevresel faydalarını göstermeyi amaçlayan sürdürülebilir orman yönetimi projesinin teknik başlangıç çalıştayı Aralık ayında Ankara’da yapıldı.  

Ankara, Ocak 2014

“Yüksek Koruma Değerine Sahip Akdeniz Ormanları Entegre Yönetim” projesi ile Akdeniz orman bölgesinde yüksek koruma değerine sahip ormanlarda çoklu çevresel faydaları ortaya çıkararak ormanların entegre bir yaklaşımla yönetimi amaçlanıyor.

Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından fonlanan proje, Orman Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülüyor.

Çalıştayda açılış konuşmasını yapan UNDP Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Programı Yöneticisi Dr. Katalin Zaim, projenin hazırlık süreci, amacı ve uygulama alanlarını anlattıktan sonra projenin iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik açısından ve sosyal açıdan faydalarını vurguladı.

Orman Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Eğitim ve Araştırma Daire Başkanı Dr. Ahmet İpek ise projenin;  dünya çapında örnek niteliğinde olduğunu belirtti.

İpek, konuşmasında, konu itibariyle projenin sera gazı salımlarının azaltılmasına, orman ekosisteminin biyolojik çeşitliliğinin korunmasına ve orman köylülerinin sosyal ve ekonomik refahının geliştirilmesine yönelik katkılarının altını çizdi.

Projenin teknik başlangıç çalıştayına 70 kişi katıldı ve yapılan grup çalışmalarında projenin ana faaliyetleri altında alt-faaliyetler belirlendi.

Türkiye’de bir ilk olan ve diğer Akdeniz ülkelerine de bir örnek teşkil edecek olan projenin resmi açılış toplantısının 2014 yılının ilk aylarında yapılması planlanıyor.

UNDP İyi Niyet Elçileri Ronaldo ve Zinédine Zidane’ın 11. yıllık Yoksullukla Mücadele Maçı’na İsviçre ev sahipliği yapacak

UNDP İyi Niyet Elçileri Ronaldo ve Zinédine Zidane’ın 11’inci yıllık Yoksullukla Mücadele Maçı’na İsviçre ev sahipliği yapacak.

Ankara, Ocak 2014

Yoksullukla Mücadele Maçı, 4 Mart 2014’te Stade de Suisse’te yapılacak ve geliri de Filipinler’deki afet sonrası iyileştirme çalışmalarına destek için ayrılacak.

Efsanevi futbol yıldızları Ronaldo ve Zinédine Zidane, 11’inci yıllık Yoksullukla Mücadele Maçı’nın 4 Mart 2014’te İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Stade de Suisse’te (İsviçre Ulusal Stadyumu) yapılacağını açıkladı. Bilet satışlarından elde edilecek gelir, tarihin en yıkıcı fırtınalarından biri olan Filipinler’deki Haiyan Tayfunu sonrasında başlatılan iyileştirme çalışmalarına destek amacıyla kullanılacak.

Ronaldo ve Zinédine Zidane, davet ettikleri dünyaca ünlü futbolculardan oluşacak takımları ile Bern kentinin profesyonel futbol takımı BSC Young Boys (BSC Genç Erkekler) ve arkadaşlarına karşı bir dostluk maçında yer alacak.

İlk Yoksullukla Mücadele Maçı 2003'te yapılmıştı

Organizasyonla ilgili bir açıklama yapan Zinédine Zidane, “Bern’de yapacağımız 11. maç sayesinde Filipinler’de yardıma ihtiyaç duyan insanlar için hem farkındalık, hem de maddi kaynak sağlayabilmeyi umuyoruz. Haiyan Tayfunu kurbanlarına destek için beraberce çalışarak hepimiz Yoksullukla Mücadele Maçı’nın galibi olacağız.” diye konuştu.

Efsanevi futbol yıldızları Ronaldo ve Zinédine Zidane, 2003 yılındaki başlangıcından bu yana Yoksullukla Mücadele Maçı’nın organizasyonunu beraberce sahipleniyor.

2014 FIFA Dünya Kupası’nın organizasyon komitesinin de başlıca üyelerinden biri olan Ronaldo, “Geçen yıl maçın 10. yıldönümünü Brezilya’da kutlamıştık ve bu benim için hâlâ bir gurur kaynağı.  BSC Young Boys gibi takımların etkinliğe evsahipliği yapmayı teklif etmesi de beni onurlandırıyor.” diye konuştu. Ronaldo, “Bu yıl Filipinler’deki vaziyetten kaygı duyuyoruz ve bu maç yoluyla ülkeye kaynak sağlama amaçlı küresel çabalara destek olmak istiyoruz.” dedi.

Maçın geliri Filipinlere

Maçın gelirinin üçte ikilik bir kısmı Filipinler’deki afet sonrası iyileştirme çalışmalarına destek olmak amacıyla kullanılacak. Haiyan Tayfunu’nda 5,000’den fazla kişi yaşamını yitirmiş, 1 milyon kişi yerinden olmuş; afetten tahmini olarak 11,8 milyon kişi daha etkilenmişti. Yerel ekonomiye destek amacıyla Tacloban’da enkaz kaldırma çalışması için iş karşılığı ödeme projesi başlatan UNDP; tayfun sonucunda evlerini, işyerlerini ve işlerini kaybeden kişilere destek için çalışmalarını sürdürecek.

“11. Yoksullukla Mücadele Maçı’nın gelirini, hayatta kalan bireylerin yaşamlarını yeniden kurmasına ve Filipinler’in yeniden iyileşmesine yardımcı olmakta kullanmayı hedefliyoruz.” diyen UNDP Başkanı Helen Clark, “Filipinler bu korkunç trajedi sonrasında normale dönmeye çalışırken, gelecekteki şoklara karşı ülkenin direncini artırma konusunda destek ve yardım için UNDP de orada bulunuyor.” şeklinde konuştu.

BSC Young Boys takımı, maç gelirinin üçte birlik kısmını da kulübün paydaş yardım kuruluşu olan İsviçre Laureus Vakfı’na bağışlayacak. 34 ülkede 140’ı aşkın projeye destek veren küresel bir ağ olan Laureus Sport For Good Foundation’a (Laureus İyilik için Spor Vakfı) bağlı kuruluş, sporla ilgili ulusal düzeydeki projelere finansman ve uygulama desteği sağlıyor.

Stade de Suisse (İsviçre Ulusal Stadyumu) yönetim kurulu başkanı Hanspeter Kienberger, BSC Young Boys takımı ve Bern kentinin, bu önemli etkinliğin bir parçası ve evsahibi olmaktan büyük onur duyduğunu açıkladı. Kienberger, “Zor durumdaki insanlar yararına düzenlenen Bern’deki gecenin başarılı geçmesi için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.” dedi.

İsviçre etkinliğe ikinci kez evsahipliği yapıyor

2003 yılında Basel’de düzenlenen ilk Yoksullukla Mücadele Maçı’nın ardından İsviçre etkinliğe ikinci kez evsahipliği yapacak. İlk maçın ardından maç sırasıyla Madrid, Düseldorf, Marsilya, Malaga, Fes, Lizbon, Atina, Hamburg ve Porto Alegre’de düzenlenmişti. Her karşılaşmada, belirli güçlüklerle karşı karşıya olan farklı ülkelerdeki seçilmiş projeler desteklendi.

Ronaldo ve Zidane, diğer futbol yıldızları Didier Drogba, Iker Casillas ve Marta Vieira de Silva ile Norveç Veliaht Prensi Haakon Magnus, Japon aktris Misako Konno, Rus tenis yıldızı Maria Şarapova ve İspanyol aktör Antonio Banderas’ın da aralarında bulunduğu UNDP’nin seçkin İyi Niyet Elçileri arasında yer alıyor.

Tüm dünyada televizyonlardan canlı yayınlanacak olan karşılaşma, futbolun yönetim organı olan Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) ile Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından da destekleniyor.

Bern’deki 11’inci Yoksullukla Mücadele Maçı, 4 Mart 2014’te TSİ 21.00’de başlayacak. Fiyatları 20 ile 60 İsviçre Frangı (yaklaşık 47-140 TL) arasında değişen biletler 19 Aralık’ta internette www.stadedesuisse.ch/tickets ve www.ticketcorner.ch adreslerinde satışa sunuldu.

Gelecek Turizmde projesine Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’nden iki ödül

“Gelecek Turizmde Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu”, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Derneği tarafından düzenlenen “KSS Çözümleri Pazaryeri” etkinliğinde “Sürdürülebilir Kalkınma Ödülü” ve “Paydaş Ödülü” kazandı. 

Ankara, Ocak 2014

“Gelecek Turizmde Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu”, Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğiyle sürdürülebilir turizm modelleri yaratarak yerel kalkınmaya destek olmak amacıyla hayata geçirildi.

Avrupa KSS Kuruluşu tarafından desteklenen “KSS Çözümleri Pazaryeri” etkinliği Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından her yıl düzenleniyor.

Anadolu Efes, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)  işbirliği ve Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı desteğiyle hayata geçirilen Gelecek
Turizmde Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu, bu yılki etkinlikte iki ödül kazandı.

KSS Avrupa jürisinin değerlendirmesi ile “Sürdürülebilir Kalkınma Ödülü”; iş dünyası, üniversite öğrencileri ve Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerinin oylarıyla “Paydaş Ödülü”, Gelecek Turizmde Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu projesinin oldu.

Detaylar için www.gelecekturizmde.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

#BuSalıYardımlaşma kampanyası UNDP’nin desteğiyle tüm dünyaya yayıldı

Dünyanın dört bir tarafından milyonlarca birey, 3 Aralık günü gönüllülük ve yardımseverlik ruhunun kutlandığı katkıda bulundu. 

Ankara, Ocak 2014

UNDP’nin desteğiyle bu sene tüm dünyaya yayılan #BuSalıYardımlaşma kampanyası, yalnızca paranın değil, zamanın, bilginin, gönüllülüğün ve yardımseverliğin de insanların hayatını değiştirebileceğini vurgulamayı amaçladı.

Bu günde, 10 bin kuruluş bir araya gelerek, bencillikten ziyade cömertliğin önemini bir kez daha gösterdi.

Sosyal medya üzerinden oluşturulan tartışma ortamı, kampanyaya küresel bir boyut kattı.

Dünyanın dört bir yanındaki UNDP ofisleri de yerel halka ulaşan pek çok etkinlik düzenledi.

Tayland’dan Zimbabwe’ye, Hırvatistan’dan Lao’ya UNDP ofisleri ve çalışanları gönüllü projeler üreterek bu harekete destek verdi.

UNDP Ürdün Ofisi, ülkenin kuzey bölgelerinde daha temiz ve daha yeşil toplum kampanyası düzenledi.

200 gönüllü, çevre temizliğinden ağaç dikmeye kadar çeşitli etkinliklerde yer aldı.

UNDP’nin Zimbabwe ofisi, Jairos Jiri okulunda okuyan engelli çocuklar için yemek ve benzeri ihtiyaçları karşılamak üzere çalıştı.

#BuSalıYardımlaşma kampanyası, bağış toplamada, farkındalık yaratmakta ve katkı yapmanın gücünü anlatmakta başarılı oldu.

Kampanya, önümüzdeki yıllarda daha da büyümeyi ve daha fazla topluma ulaşmayı hedefliyor. 

Datça ve Güneydoğu Anadolu projeleri Yeşil Doğa programında

Datça ve Güneydoğu Anadolu’da yapılan projeler, CNN Türk’te yayınlanan Yeşil Doğa programında tanıtıldı.

Ankara, Ocak 2014

Programda, DACEV ve Yerel Tarih Derneği tarafından hayata geçirilen Datça – Bozburun deniz projeleri, Bartın Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Küre Dağları'nda yürüttüğü “Yaban Hayatı ve Tarım Alanlarının Korunması” projesi ve Ormancılar Derneği tarafından yürütülen Yenice Ormanları projeleri CNN Türk’te yayınlanan Yeşil Doğa programında ekranlara taşındı.

İlgili programları izlemek için aşağıdaki bağlantılara tıklayabilirsiniz:

http://tv.cnnturk.com/video/2013/12/14/yesil-doga/2013-12-14T1405/index.html

http://tv.cnnturk.com/video/2013/12/09/yesil-doga/2013-12-07T1405/index.html

http://tv.cnnturk.com/video/2013/11/25/yesil-doga/2013-11-23T1410/index.html

http://tv.cnnturk.com/video/2013/12/02/yesil-doga/2013-11-30T1310/index.html

Kadın balıkçılara eğitim verildi

Muğla'nın Bozburun Beldesi'nde, kadın balıkçılara eko-sistem ve balıkçılık üzerine eğitim verildi. Eğitim sonunda katılımcılara can yeleği ve paragat av malzemeleri hediye edildi. 

Ankara, Ocak 2014

GEF Küçük Destek Programı (SGP)–COMDEKS, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve UNDP Türkiye tarafından yürütülmekte olan “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” ve Vehbi Koç Vakfı tarafından destek verilen “Ege’nin Kadın Balıkçıları: Datça-Bozburun Yarımadası” projesi kapsamında kadın balıkçılara eğitim verildi.

70 kadın balıkçı katıldı

Akdeniz Koruma Derneği tarafından düzenlen eğitim, Muğla'nın Marmaris İlçesi Bozburun Beldesi'nde yapıldı. Eğitime 70 kadın balıkçı katıldı.

Etkinlikte, proje sorumlusu Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Huriye Göncüoğlu, katılımcılara, örgütlenmenin önemi, deniz eko-sistemi, balıkçı malzemeleri ve zararlı deniz canlıları hakkında bilgi verdi.

Eğitim sonunda kadınlara can yeleği ve paragat av malzemeleri hediye edildi.

 

Deniz ve Kıyı Koruma Alanları yaşam kaynağı

“Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında elde edilen gelişim parmak ısırtıyor. Projenin başından bu yana sadece Gökova Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesinde tekne başına elde edilen gelir 1,5 kat artış gösterdi.

Ankara, Ocak 2014

Proje kapsamında Gökova ÖÇK Bölgesi’nde ilan edilen altı balıkçılığa kısıtlı alanı, yöredeki kıyı balıkçıları arasından seçilen deniz korucuları denetliyor.

Bu uygulama sayesinde İngiliz Limanı bölgesindeki balıkçılığa kısıtlı alanlarda yapılan sayımlara göre, genç lahosların sayısı yaklaşık 18 kat artış gösterdi.

Balıkçı gelirleri yükseldi

Bölgede faaliyet gösteren S.S. Akyaka Su Ürünleri Kooperatifi’nin verilerine göre; Gökova ÖÇK Bölgesi’nde balıkçılığa kısıtlı alanların ilanından önce tekne başına elde edilen aylık gelir yaklaşık 1.500 TL iken bu miktar, ilandan üç yıl sonra yaklaşık 2.300 TL’ye yükselerek 1,5 kat artış gösterdi.

İstanbul Deklarasyonu’nda Deniz Koruma Alanlarının başarısına vurgu yapıldı

Akdeniz’in Deniz Çevresinin ve Kıyı Alanlarının Korunması Sözleşmesi 18. Taraf Ülkeler Toplantısı’nda oy birliğiyle kabul edilen İstanbul Deklarasyonu, 2012 yılında Antalya’da düzenlenen Deniz Koruma Alanları (DKA) Forumu’nun sonuçlarına vurgu yapıyor.  

Ankara, Ocak 2014

“Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları’nın Güçlendirilmesi Projesi”nin desteğiyle yapılan Deniz Koruma Alanları Forumu’nun sonuçlarının İstanbul Deklarasyonu’nda yer alması, projenin uluslararası başarısının önemini bir kez daha gösterdi.

Uluslararası temsil gücü yüksek

3-6 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenen toplantıya, 21 Akdeniz ülkesi ve Avrupa Birliği’nden temsilciler katıldı.

Toplantı sonunda oy birliğiyle kabul edilen İstanbul Deklarasyonu’nda 1975'ten bu yana Akdeniz Eylem Planı (MAP) vasıtasıyla tesis edilmiş olan bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekilirken, Akdeniz'deki kıyı kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesine yönelik işbirliğine karar verildi.

Proje’nin başarısı bir kez daha tescillendi

Deklarasyonda ayrıca,2012 yılında Antalya’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, UNEP-MAP/RAC-SPA, MedPAN, WWF ve UNDP Türkiye tarafından düzenlenen ve “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları’nın Güçlendirilmesi Projesi” tarafından da destek verilen Deniz Koruma Alanları Forumu’nun sonuçlarına yapılan vurgu dikkat çekti.

Forum’un çıktılarına yapılan vurgunun, İstanbul Deklarasyonu’nda yer alması, projenin uluslararası başarısının önemini bir kez daha gösterdi. 

19. İklim Değişikliği Konferansı: İklim müzakereleri tehlikede

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 19. Taraflar Toplantısı’nda (BMİDÇS COP19), başarılı bir ilerleme kaydedilmemiş olması iklim müzakereleri için bir son değil, ancak sürecin ciddi bir tehlikeye girdiğinin de işareti.  

Ankara, Ocak 2014

Fotoğraf: UNFCCC

İklim Değişikliği Konferansı bu yıl Kasım ayında Varşova’da düzenlendi.

19. Taraflar toplantısının, şimdiye kadar yapılan tüm taraflar toplantılarının en iyisi olması beklenmiyordu.

Zaten toplantının temel amacı, Aralık 2015’te Paris’te düzenlenecek 21. Taraflar toplantısında kabul edilmesi ve 2020 itibari ile uygulanmaya başlaması planlanan evrensel iklim anlaşmasına doğru hazırlıkları hızlandırmaktı.

Konferans, Filipinleri vuran Haiyan tayfunundan birkaç gün sonra ve Varşova’da eşzamanlı gerçekleşen “Kömür ve İklim Değişikliği” zirvesinin gölgesinde başladı.

Aynı zamanda Japonya, COP19 toplantısının ilk haftasında azaltım hedeflerini düşereceğini açıkladı.

Daha önce sera gazı salımlarını 1990 seviyesinin yüzde 25 altına indireceğini söyleyen Japonya, 2020 itibarıyla 2005 seviyesinin yüzde 3,8 altına indireceğini belirterek hedef azaltımına gitti.

Avustralya’nın azaltım hedefini düşüren ulusal politika değişikliği de eklenince müzakereciler arasında olumsuz bir tavır gelişmesine neden oldu.

Aynı zamanda, geçen yıl Doha’da kabul edilen Kyoto Protokolü’nün İkinci Taahhüt Dönemi ise tüm taraflar tarafından onaylanamadı. Bugüne kadar 144 ülkenin sadece üçü onayladı.

Ayrıca, Bolivya tarafından gündeme getirilen ve Çin’in de desteklediği yeni piyasa tabanlı mekanizmaların geliştirilmesi husunda hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

Bu koşullar altında, tarafların konferansın başarıyla sona erdiğini ilan etmesi kendi içinde bir başarıydı. Konferansın sonunda BMİDÇS sürecinin varlığını sürdürmesini sağlayan çeşitli çıktıları olan bir anlaşmaya varılması da önemli.

Taraflar;  1) evrensel iklim anlaşmasının geliştirilmesi, 2015’te onaylanması ve 2020’de uygulanması; 2) 2020 öncesi azaltım hedeflerindeki boşluğun (2 derece hedefine doğru) kapatılması konularında çalışmalarını her ne kadar sürdürdüyse de, hırslı hedeflerin ve politik isteğin olmaması belirgin bir şekilde ortadaydı.

Konferansta alınan bazı kararların süreci tıkayacağı belirtiliyor. Ülkelerin sunacakları katkıların zaman planının esnek ve zayıf kaldığı, tarafların katkı yapmaya hazır oldukları, ancak 2 derece hedefine ulaşma taahhütlerinin yeterliliği konusunda uluslararası tartışmalar için net ve zamanlaması belli bir zemin sağlamadıkları ifade ediliyor.

İkinci olarak karar metnine “bütün ülkelerin” dâhil edilmesi ileri atılan bir adım olarak değerlendirilirken, “taahhüt” kelimesinin yerine “katkı” kelimesinin kullanılması ve zaman planında dile getirilen esnek süre bitim tarihleri geri atılmış adımlar olarak nitelendiriliyor.

Bunlara ek olarak, 2015 anlaşmasına dâhil edilecek unsurlar listesi azaltım, uyum, finans, teknoloji, kapasite geliştirme, eylemler ve destekte şeffaflık temel başlıklarına çekildi.

Tarafların yakın zamanda fazla taahhütte bulunmak istememesi nedeniyle Varşova kararlarındaki detaylı unsurlar eki çıkartıldı.

COP19’un çıktıları, iklimle ilgili eylemlerin yerinde uygulamasının teknik unsurlarının geliştirilmesine katkı sağladı.

Kararların birçoğu iklim değişikliği ile mücadelenin desteklenmesi, düşük salımlı ve iklime dayanıklı kalkınma stratejilerinin geliştirilmesi, yoksulluğun ve eşitsizliklerin azaltılmasını da destekleyen iklim değişikliği finansmanı gibi UNDP’nin yerinde uygulamaları ile doğrudan ilgili.

Ayrıca gelişmekte olan ülkelerin Düşük Emisyonlu Kalkınma Stratejileri oluşturması, Ulusal Programlara Uygun Azaltım Eylemlerinin (NAMAlar) hazırlaması ve İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemlerini kurmasının önemi açık bir şekilde tanımlandı.

Ulusal Uyum Planlaması süreçleri de gelişmekte olan ülkelerin yaklaşan iklim değişikliğinin etkilerine dayanıklı olmalarını sağlamak için kritik bir bileşen olarak tanımlandı.

UNDP birçok gelişmekte olan ülkede Düşük Emisyonlu Kalkınma Stratejilerinin oluşturulması, Ulusal Programlara Uygun Azaltım Eylemlerinin (NAMAlar) hazırlanması, İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemlerinin kurulması ve Ulusal Uyum Planlaması konularında çalışıyor.

Önemli kararlardan biri de ormansızlaşma ve ormanların bozulmasından kaynaklanan sera gazı salımlarının azaltılması, orman karbon stoklarının güçlendirilmesi, ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi ile ilgiliydi.

REDD+ (Ormansızlaşmadan ve Orman Bozulmasından Kaynaklanan Emisyonların Azaltılması) konusu önemli ilerleme kaydedilen alanlardan biri oldu ve yeni bir mekanizma olarak ve “REDD+ Eylemi için Varşova Çerçevesi” ortaya çıktı.

Son olarak; “Zarar ve Kayıplar için Varşova Uluslararası Mekanizması” ile iklim değişikliğinin etkilerinin neden olduğu zarar ve kayıpların ele alındığı yeni bir mekanizma oluşturuldu.

UNDP böyle bir mekanizmanın kurulmasını; uyum, afet risk yönetimi, erken iyileştirme, sigorta, doğal kaynak yönetimi, sosyal güvenlik ağları, göç ve diğer alanlardaki mevcut çalışmalarını kayıp ve zararlar altında ele alarak güçlendirebileceği yönünde değerli bir fırsat olarak görüyor.

 

 

 

 

 

 

 

“Yağmurdan Sonra”: İklim değişikliğiyle mücadele eden kadınların belgeseli

Makedonyalı bir yönetmen tarafından çekilen ve iklim değişikliği ile ilgili ilk belgesel olma özelliğini taşıyan “Yağmurdan Sonra”, Kasım ayında Avrupa Film Festivali Cinedays kapsamında Üsküp’te gösterildi.  

Ankara, Ocak 2014

Makedonyalı bir yönetmen tarafından çekilen ve iklim değişikliği ile ilgili ilk belgesel olma özelliğini taşıyan “Yağmurdan Sonra”, Kasım ayında Avrupa Film Festivali Cinedays kapsamında Üsküp’te gösterildi.

Belgesel UNDP, Küresel Çevre Fonu, Çevre ve Fiziksel Planlama Bakanlığı’nın teknik ve finansal desteğiyle hazırlandı.

Belgesel, kırsal kesimde çiftçi olarak yaşayan, yaşları 40 ve 80 arasında değişen dört kadının hikâyesini anlatıyor.

Makedon, Türk ve Arnavut olan dört kadın farklı kökenlerden geliyor ve topraktaki işlerine her birinin yaklaşımı birbirinden farklı.

Yetmiş iki yaşındaki Gjurgja Rizova, çiftçiliği büyük bir sevgiyle yaptığı için tarlalarını “ilaç” olarak görüyor.

“Bugünlerde kendimizi zor doyuruyoruz,” diyen Rizova’nın mahsullerinin çoğu çürüyor ve satın aldığı hibrid tohumlar, arazide yabani otlarla ilgili sorun yaratıyor.

“Her şeyi denedik” diyor Rizova, fakat şimdiye kadar bu kadar çok yağmur yağdığını veya bu kadar ürünün çürüdüğünü görmemiş.

Görebildiği tek çözüm, sadece mısır üretimine geçmek ve arıları tutmak.

Öte yandan Sacie Aliova için, çiftçilik mahkûmiyet anlamına geliyor.

Aliova bu işi bırakıp okula başlamayı hayal ediyor. 10 yaşından beri tarlada çalışan Aliova, “O zamanlar okul yoktu. Şimdi tarlada çalışmamayı tercih ederim, onun yerine okula giderdim” diyor. 

Gittikçe daha da sıklaşan dolu fırtınaları, tütünlerini kullanılamaz hale getirdi ve ailesini tarladan gelen gelirden yoksun bıraktı.

Aliova, değişen iklim koşullarına uyum sağlamak için umutsuzca değişik mahsullerle deneyler yapıyor.

Biyoloji öğretmeni olan Biijilana Ilieva, iklim değişikliği tarafından alt edilmeyi reddediyor: “Her bitkiyle ilgilenebilirim. Onların tohumdan çıkıp meyve vermelerini izlemek çok güzel.” diyor.

İklim değişikliğinden haberdar olan Ilieva, alternatif enerji ve su kaynaklarını kullanmaya çalışıyor.

Dolu fırtınaları için de bitkilerini koruyacak yöntemlere yatırım yapıyor. Kendi deyişiyle “hobisi”, değişik domates cinsleri yetiştirmek. 

“Umarım hobimizde başarılı olma yolunda ilerliyoruz” diyor Ilieva.

Yaklaşımlarında farklılıklar da olsa, bu dört kadın aynı gökyüzünü paylaşıyor, iklim değişikliğinden kaynaklanan aynı korkuları ve sorunları yaşıyor.

Tarım, iklim değişikliğine karşı en hassas sektör. Gelecek, daha sıcak yaz mevsimlerini, daha az yağmuru ve daha sık dolu fırtınalarını getirecek.

Tipik hava koşulları ile ilgili geleneksel fikirler yeniden gözden geçirilmek durumunda.

Yağmur, filmin kilit noktası ve biz çiftçilerin günlük sorunlarına tanıklık ederken dramatik bir gerilim yaratılıyor- ardında parçalanmış kökler, hasta yapraklar ve bitkiler, kurumuş meyveler bırakarak. 

Bu yenilikçi belgeselin en önemli mesajı, kadınların sorunların üstesinden gelme konusundaki kararlılıkları.

Bu mesajı, iklim değişikliğinin yol açtığı sorunları en derinden yaşayanların, hayatta kalmak için ayak uydurmaları gerektiğini en iyi bilenlerin ağzından dinliyoruz. 

 

 

 

UNDP, Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanında saygın bir ödülün sahibi oldu

Uluslararası Veri Grubu Güvenlik Başkanı Dergisi, bilgi güvenliğini konusunda dünyanın en iyi 40 örgütüne verilen CSO40 ödülünün UNDP’ye verildiğini açıkladı.  

Ankara, Ocak 2014

CSO40 ödülü, örgütlerin üstün iş etiğine ve kanaat önderliğine önem veren bilgi güvenliği girişimlerini göz önüne alıyor.  

Bilgi güvenliği konusunda dünyanın en büyük ödüllerinden olan CSO40 ödülü geçen sene, Citibank, Intel, Coca Cola, Met Life, Mitre, Procter & Gamble, FedEx, Comcast ve Master Card gibi büyük şirketlere verilmişti.

Uluslararası Veri Grubu Güvenlik Başkanı Dergisi editörü Joan Googchild, “Ödülün ikinci senesinde, yenilikçilik, yaratıcılık ve iş etiğinde öne çıkan firmalar, başvuran pek çok firma arasından özenle seçildi” dedi.

Bu ödül, Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri Ofisi Direktörü ve UNDP Teknoloji Şefi Shirin Hamid’in Computerworld tarafından 2014 yılının önde gelen 100 bilgi işlem liderleri arasında gösterilmesinden iki hafta sonra açıklandı.

UNDP ayrıca Dell, Desmond Tutu HIV Vakfı, Infosys. Ltd gibi kuruluşlarla birlikte “World Good Computerworld Onur Programı” ödülüne layık görüldü.

Bu ödül de UNDP’nin bilgi güvenliği güvencesinde ISO 9001 kalitesi ve veri korumasında ISO 27001 sertifikası kazanarak bilgi güvenliği ve kaliteli yönetim konusundaki başarısı üzerine verildi.

Bu dikkate değer ödüller, UNDP’nin Bilgi ve İletişim teknolojileri konusundaki etkinliği ve hızına işaret ediyor.

UNDP Başkanı Helen Clark, “Bu ödüller, bilgi ve iletişim teknolojileri stratejimizin, kalkınma sonuçları üzerindeki etkisinin çok önemli olduğunu açıkça gösteriyor.” dedi.

Ödüller, bilgi iletişim teknolojilerinin kalkınmanın birçok alanındaki önemine dikkat çekiyor.

Sierra Leone ve Tunus’ta seçimlerin elektronik olarak izlenmesi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde mobil para transferinin güvenceye alınması bu alanlardan birkaçı.

Türkiye ve Mısır’da sosyal medya üzerinden UNDP’nin katkı sağladığı çalışmaların paylaşılması da kalkınma çalışmalarının iletişiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin önemini gösteriyor.

 

 

 

 

Mobil para transferi sistemi Tacloban’da hayata geçti

Tayfun mağduru Tacloban’da, 100’den fazla kişiden oluşan test grubunun ödemeleri cep telefonları yoluyla yapılmaya başlandı. Bu sistem Haiyan Tayfunu’ndaki gibi afet bölgelerinde enkaz temizliğinde çalışanlar için kullanılacak. 

Ankara, Ocak 2014

Bu sistemin katılımcıları, Filipinler Toplumsal Refah ve Kalkınma Bölümü, sivil toplum örgütleri ya da afet bölgesindeki Birleşmiş Milletler Örgütlerinin yürüttüğü iş karşılığı ödeme programlarına katılanlar arasından seçildi.

Mobil para transferi sisteminin faydalanıcıları, enkazların kaldırılması, yollarda, hastanelerde, kamusal binalarda ve okullarda bulunan atıkların temizlenmesine yardımcı oluyor.

Pilot bir uygulama olan cep telefonlarından ödeme sistemi, UNDP, Filipinler Land Bankası ve mobil operatör Smart Communications’un işbirliğiyle yapıldı.

Uygulamanın ilk aşamasında sistemden 5 bin kişi bundan yararlanacak. Sistemle ulaşılmak istenen hedef ise 50 bin kişi.

“Cep telefonlarından nakit para transferi ile iş karşılığı ödeme programlarının daha güvenli ve hızlı yapılması sağlanacak” diyen UNDP Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan, “Haiyan Tayfunu’ndan etkilenen ailelere böylece daha iyi yardım edeceğiz” ifadesini kullandı. 

Kadının insan hakları

Türkiye'yi kadınlar büyütebilir mi?

Güneydoğu Anadolu'da organik tarım sektörü rekabet edebilir mi?

Türkiye’nin geleceğine UNDP’nin katkısı

UNDP Türkiye'de iş ilanları

 

Tüm ilanlar için buraya tıklayın.

Katkıda Bulunanlar

Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Gülşah Balak

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2013 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.