Sayı: 98
“Engellilik Konusuna Doğru Yaklaşım” eğitimleri 8 Şubat’ta Düşler Akademisi’nin Beşiktaş Şubesi’nde, 9 Şubat’ta ise Batı Ataşehir şubesinde düzenlenecek.
Program akışı, yer, saat ve kayıt bilgileri www.duslerakademisi.org ‘tan takip edilebilir.
Düşler Akademisi Kaş’ta
Düşler Akademisi’nin Antalya Kaş’taki merkezi 2014 baharında açılıyor.
Akademinin Kaş’taki merkezi ile ilgili son bilgileri öğrenmek ve destek olmak için internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: www.duslerakademisi.org
5. Ulusal Enerji Verimliliği Fuarı, Ocak ayı başında İstanbul’da düzenlendi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından UNDP ile birlikte GEF (Küresel Çevre Fonu) desteği ile yürütülen "Sanayide Enerji Verimliliğinin Artırılması", "Binalarda Enerji Verimliliğini Artırılması" ve "Enerji Verimli Cihazların Piyasa Dönüşümü" projelerinin tanıtıldığı stand büyük ilgi çekti.
Projelerin tanıtıldığı stand ile kamu kuruluşlarından özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarından vatandaşa kadar geniş bir kesime ulaşılmış oldu.
Ayrıca fuarda, GEF destekli projelerin tanıtıldığı bir yan etkinlik de düzenlendi.
Enerji verimliliği için çözüm önerileri
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen fuar, her yıl Ocak ayının ikinci haftası olarak belirlenen Enerji Verimliliği Haftası’nda düzenleniyor.
Sektörün tüm temsilcilerinin ve uzmanlarının bir araya geldiği fuar, Türkiye’deki ve dünyadaki gelişmelerin izlenebilmesi, sorunların ve üretilen çözüm önerilerinin değerlendirilmesi bakımından çok önemli bir platform oluşturuyor.
“Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında Foça Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi’nde hem ekosistem hem de ekonomik gelişim açısından çok önemli başarılar elde edildi.
Akdeniz fokunun yaşadığı ender alanlardan olan Foça’da proje kapsamında pek çok önemli çalışmalar yapıldı.
Denizel biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımına yönelik bu çalışmalarla, balıkçılık konusunda Foça’ya yıllık 9,5 milyon TL ekonomik değer sağlandı.
Yıllık ekonomik değer yaklaşık 60 milyon TL
Foça’da denizel değerlerin korunmasıyla, ekonomik değerler de artış gösterdi.
Bu sayede Foça DKKA, yıllık 59,5 milyon TL ekonomik değer üretir hale geldi.
Bu miktar içerisinde balık 10 milyon TL, karbon tutma 655 bin TL, erozyon kontrolü 8,5 milyon TL, atık su arıtımı 1,5 milyon TL ve turizm/rekreasyon 39 milyon TL tutuyor.
Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamındaki Deniz ve Kıyı Koruma Alanları (DKKA) arasında yer alıyor.
Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda proje kapsamında koruma altına alınan denizel değerler, aynı zamanda ekonomik değerlerin de korunmasını sağlıyor.
Ayvalık Adaları DKKA; turizm/ rekreasyondan 72 milyon TL, balıkçılıktan 410 bin TL, atık su arıtımından 7 milyon TL, erozyon kontrolünden 643 bin TL, karbon tutmadan 1,2 milyon TL ve deniz börülcesinden 270 bin TL olmak üzere toplamda 81 milyon TL yıllık gelir üretiyor.
Deniz çayırlarının inanılmaz katkısı
Proje kapsamında korumaya alınan alanda da bulunan, Akdeniz havzasına endemik olan ve kıyısal alanda yaşayan deniz çayırları (Posidonia oceanica), kıyı erozyonunu engelleme ve karbon tutma özellikleri ile Ayvalık’a yıllık 2 milyon TL kadar destek hizmet sağlıyor.
Bu değerlendirmelerin sonucunda başarılı bulunan ve Hibe Programı bütçesindeki kısıtlamalar da dikkate alınarak, hibe desteğinden yararlanması uygun bulunan araştırma projelerinin listesi, başvuru sahibi üniversitelerin alfabetik sıralamasına göre aşağıdaki gibi.
Hibe Programımıza ilgi gösteren ve başvuruda bulunan bütün üniversitelerimize teşekkür ederiz.
| Başvuru sahibi |
Proje başlığı |
| ANKARA ÜNİVERSİTESİ | Ankara Elektrikli Ev Aletleri Teknolojilerinde Enerji Verimliliği Araştırma Merkezi |
| BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ | İklim Değişikliği ve Ev Aletleri |
| İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ | Enerji verimliliği ve Elektrikli Ev Aletlerinin Kullanım Verimliliğinin Artırılması ve Sürdürülebilirliğinin Sağlanması |
| KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ | Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliği Farkındalığı ve İklim Değişikliği |
| ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ | Türkiye’de Enerji Verimli Televizyon Teknolojilerinin Bilinçlendirme ve Dönüşüm Projesi |
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve UNDP’nin desteğiyle Peugeot Türkiye tarafından 2013 yılında başlatılan “Engelsiz Yaşam” projesi, otomotiv sektörünün önemli ve tek ödül programı Otomotiv Distribütörleri Derneği Satış ve İletişim Ödülleri 2013 Gladyatörü’nü kazanan projelerden biri oldu.
Engelsiz Yaşam projesine bir diğer ödül de Özel Sektör Gönüllüler Derneği tarafından verildi.
Özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını destekleyerek yaygınlaşmasını sağlamak ve toplumda fark yaratan iyi örnekleri ödüllendirmek amacıyla Özel Sektör Gönüllüler Derneği tarafından 2007 yılından bu yana verilen Gönülden Ödüller’de “Engelsiz Yaşam” projesi, En Başarılı Gönüllülük projesi oldu.
Engellilerin hayata uyumları ve gönüllülük
"Engelsiz Yaşam" projesi, engellilere yönelik konuların yönetiminin iş modellerinde yer almasını, yönetim ve çalışanlar ile paydaşları tarafından benimsenmesini ve uygulanmasını sağlamayı hedefliyor.
Bu hedef doğrultusunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteği, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve UNDP işbirliği ile engellilerin hayata uyumları konusunda güçlü adımlar atıldı.
Fotoğraf: UNDP/Dylan Lowthian
Dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’i toplam gelirin yüzde 40’ına sahipken en yoksul yüzde 50, toplam gelirin sadece yüzde 1’ine sahip.
“Küresel Ayrışma: Gelişmekte olan ülkelerdeki eşitsizlikle yüzleşmek” başlıklı rapora göre, eşitsizlikler eğer göz ardı edilirse, kalkınmanın temellerini ve ulusal ve sosyal barışı sarsabilir.
“Bugünün eşitsizlik düzeyi adaletsiz ve “Küresel Ayrışma” raporunda gösterildiği gibi, insani gelişmeyi sekteye uğratıyor” ifadesini kullanan UNDP Başkanı Helen Clark, “Rapor, hem ülke içinde hem ülkelerarası düzeyde bizleri ayrıştıran eşitsizliklerin nedenlerini ve sonuçlarını araştırıyor ve eşitsizliklerin artmasının kaçınılmaz olmadığını iddia ediyor,” dedi.
Eşitsizlik gelir dağılımının da ötesine gidiyor
Nüfus büyüklüğüne uyum sağlayan gelir eşitsizliği, gelişmekte olan ülkelerde 1990-2010 yılları arasında yüzde 11 arttı.
Gelişmekte olan ülkelerde hanehalklarının önemli bir kısmı, diğer bir deyişle bu ülkelerdeki nüfusun yüzde 75’inden fazlası, gelir dağılımının 1990 yılına göre daha eşitsiz olduğu toplumlarda yaşıyor.
Fakat yüksek ve sürekli eşitsizlik, gelir dağılımının da ötesine gidiyor.
Pek çok gelişmekte olan ülkelerde, anne ölüm oranları düşüyor. Fakat kırsal bölgelerde yaşayan kadınların doğum sırasında ölüm oranları, şehirlerde yaşayanlara oranla üç kat daha fazla.
Kadınların, iş gücüne katılma oranları artıyor. Ancak kadınlar, güvencesi olmayan işlerde orantısız olarak ve siyasi karar alıcılar arasında yetersiz temsil ediliyorlar. Dahası, kadınlar erkeklerden çok daha az para kazanıyorlar.
Gelişmekte olan ülkelerden toplanan verilere göre, refah düzeyi en düşük kesimden olan çocukların 5 yaşından önce hayatını kaybetme olasılığı, refah düzeyi en yüksek kesimde doğan çocuklara oranla 3 kat daha fazla.
Sosyal koruma artık daha çok insana ulaşıyor, ancak engelli bireyler ortalama harcamalardan 5 kat daha fazla sağlık harcamaları yapmak zorunda kalıyor.
Eşitsizlikler kalkınmayı sekteye uğratıyor
Giderek artan eşitsizlikler, ekonomik gelişmeyi aksatıyor, demokratik yaşamı zayıflatıyor ve sosyal bütünlüğe zarar veriyor. Böylece eşitsizlikler, kalkınmayı sekteye uğratıyor.
Gelir dağılımının düzenlenmesi eşitsizliğin azaltılması için çok önemli olsa da, bununla birlikte daha kapsayıcı büyüme modellerinin de benimsenmesi gerekiyor.
Yoksulların ve düşük gelirli hanelerin gelirinin ortalamadan daha hızlı artması ve böylece eşitsizliklerin sürdürülebilir olarak azaltılması, 2015 sonrası kalkınma gündemi için de çok önemli bir konu.
Gelişmekte olan ülkelerde, 2015 yılına kadar aşırı yoksulluğun yarı yarıya azaltılmasını hedefleyen birinci Binyıl Kalkınma Hedefine ulaşılması için ekonomik büyüme çok önemli.
Fakat yüksek milli gelir seviyesi ve hızlı ekonomik büyüme, her zaman eğitimde, sağlıkta ve diğer alanlarda eşitsizliklerin azalması anlamına gelmiyor.
Küresel eşitsizlik eğilimleri analiz edildi
Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan küresel bir diyalogla, dünya çapında yaklaşık 2 milyar kişiye ulaşıldı.
Bireyler artık kendi hayatlarını etkileyecek kararların alımı sürecinde söz sahibi olmayı talep ediyor.
Bireyler, özellikle daha yoksul ve dışlanmış kesimlerin maruz kaldığı ve giderek artan eşitsizliklere ve güvensizliklere dikkat çekiyor.
Rapor, küresel eşitsizlik eğilimlerini analiz ederken bu eşitsizliklerin nedenlerini ve kapsamını, etkilerini ve nasıl azaltılabileceğini ortaya koyuyor.
Politika yapıcıların eşitsizlikle ilgili görüşlerini toplayan araştırmanın paylaşıldığı raporda, gelişmekte olan ülkelerde eşitsizlikle mücadele etmek için kapsayıcı bir politika çerçevesi çiziliyor.
[BAGLANTILAR]
Yarışmaya, Türkiye’deki üniversitelerde kayıtlı yüksek lisans öğrencileri veya doktora öğrencileri katılabiliyor.
Yarışma için son başvuru tarihi 10 Mart 2014.
Toplumların suya erişimi ve sanitasyon ihtiyacına karşılık verebilecek, iklim değişikliğine uyum sağlamaya yardımcı olacak ve suyun bilinçli tüketimi konusunda farkındalık yaratabilecek yeni fikirler bu yarışmada ödüllendirilecek.
İyi tasarlanmış proje fikirlerinin, başvuru rehberinde belirtildiği gibi açıkça belirtilmesi gerekiyor.
Ödüller en iyi proje fikirlerine verilecek. Verilen ödüllerin, projelerin uygulanmasını fonlaması beklenmiyor.
Başvuru koşulları ve detaylı bilgi için tıklayınız.
Ekvator Girişimi, gelişmekte olan ülkelerde yoksullukla mücadele ederken çevreyi koruyan toplum temelli girişimleri ödüllendirmek istiyor.
146 ülkeden kabul edilen başvurular 22 Mart 2014 tarihine kadar yapılabilecek. Başvurular Türkçe olarak da yapılabiliyor. Türkçe başvuru formuna ulaşmak için tıklayınız.
Pek çok konuda kalkınma projeleri ödüllendiriliyor
“Büyük etki yaratabilecek yerel çevre ve kalkınma çözümleri arıyoruz” diyen UNDP Başkanı Helen Clark, “Dünyanın çeşitli yerlerinden topluluklar çevre, iklim, yoksullukla mücadele konularında ilham verici çözümler üretiyorlar ve biz bu çabaları tüm dünyaya duyurmak istiyoruz,” dedi.
Geçtiğimiz 12 yıl boyunca Ekvator Ödülleri, 60 farklı ülkeden projeye verildi.
Bu ödüllerin içinde korunan bölgeler, tarım ve hayvancılık kooperatifleri, vahşi hayatı koruma girişimleri, yerel su komiteleri, toplum tarafından korunan ormanlar, yerel düzeyde yönetilen deniz alanları ve tohum bankaları yer aldı.
Ekvator ödülü, Gisele Bündchen ve Edward Norton gibi ünlülerin yanı sıra, eski Norveç Devlet Başkanı Gro Harlem Brundtland ve Kosta Rika eski Devlet Başkanı Oscar Arias, Ted Turner ve Richard Branson gibi hayırseverler ve Nobel ödüllü kişiler tarafından destekleniyor.
Bu yılın teması: İklim değişikliği için yerel çözümler
Ekvator Girişimi bireysel başarıları değil, kolektif hareketleri ödüllendiriyor.
2014 Ekvator Ödülü, dünyanın dört bir tarafından 25 toplum temelli kuruluşa verilecek. Kazananlar, nakit para ödülü alırken, kazananların arasından seçilecek beş kuruluş özel ödülün sahibi olacak.
Ekvator ödülünün bu yılki teması iklim değişikliği için yerel çözümler.
Kazananların, Eylül ayında New York’ta yapılacak BM Genel Kurulu’na ve İklim Zirvesi’ne katılması sağlanacak.
Ekvator Girişimi BM’yi, hükümetleri, sivil toplum örgütlerini ve iş dünyasını bir araya getiriyor ve insanlık, doğa ve güçlü toplumlar için yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.
[BAGLANTILAR]
Yeni Nesil Fikirbazlar Aranıyor sloganıyla başlayan fikir üretme kampları Türkiye genelinde fikir üretme frekansının artmasını desteklemeyi amaçlıyor.
34 iş fikri üretildi
İstanbul, İzmir ve Eskişehir’deki üniversiteler arasında yapılan fikir üretme kamplarında gençler, odun dışı orman ürünleri, evsel atıkların geri dönüşümü, ev/hane için enerji verimliliğinin artırılması, e-kamu hizmetlerinin etkinleştirilmesi, engellilerin toplumsal hayata katılımı, gençlerin üniversite hayatına uyumu gibi alanlardaki sosyal sorunlara iş fikri çözümleri ürettiler.
243 gencin katılımıyla yapılan kamplarda toplam 34 iş fikri üretildi.
Intel tarafından dünya genelinde uygulanan fikir üretme kampları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kalkınma Bakanlığı, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, Intel ortaklığında Teknoloji ve Girişimcilik adlı proje ile ilk olarak 2012 yılında Türkiye’de düzenlendi.
Fikir üretme kampları, 2013 yılından itibaren Uluslararası Girişimcilik Merkezi ile geliştirilen işbirliği kapsamında ülke genelinde yaygınlaştırılıyor.
Uluslararası Girişimcilik Merkezi nedir?
Uluslararası Girişimcilik Merkezi, UNDP, TC Kalkınma Bakanlığı, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, Türkiye Vodafone Vakfı tarafından Türkiye’de inovasyon odaklı bir girişimcilik ekosisteminin yapılandırılması için hayata geçirilen 5 yıllık bir proje.
Girişimciliği ekosistem buluşmaları, araştırmalar ve kapasite gelişimi ile destekleyen proje, Türkiye genelinde etkin 70’den fazla ilgili kurumun katkıları ve işbirlikleri ile çalışmalarını sürdürüyor.
Helen Clark: “Ekonomik dışlanma, siyasi dışlanma ile birleşince tehlikeli bir karışım meydana getiriyor. Son yıllarda şahit olduğumuz ayaklanmalar da bunu gösteriyor. Buna rağmen farklı biçimlerdeki eşitsizlikle mücadele için çok az bir gelişme gösterildi,” dedi.
Helen Clark sözlerine şöyle devam etti: “Kanıtlar gösteriyor ki, gelir eşitsizliği uzun vadede büyümeyi engelliyor. Daha zayıf sağlık göstergelerine, siyasi istikrarsızlığa, daha fazla şiddete ve sosyal birliğin bozulmasına neden oluyor. Aynı zamanda gelir eşitsizliği, etkili reformlar için gereken kolektif karar alma kapasitesine de zarar veriyor.”
Küresel gelir eşitsizliği hala çok yüksek.
Dünya nüfusunun yüzde 8’i toplam gelirin yarısına sahipken, nüfusun yüzde 92’si toplam gelirin ancak diğer yarısını kazanabiliyor.
Oxfam International tarafından yayımlanan rapora göre, dünyanın en zengin 85 kişisi, dünya nüfusunun daha yoksul olan yarısı ile aynı servete sahip.
Helen Clark, “Bu dağılım, hem adaletsiz olduğu hem de kalkınmayı sekteye uğrattığı için küresel sivil toplum tarafından kabul edilemez görülüyor,” dedi. etti.
Sadece sağlık, eğitim ve gelir konularında ülkelerin başarılarını değil bunların dağılımlarını da hesaba katan Eşitsizliğe uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi’nin göz önüne alan 2013 İnsani Gelişme Raporu, eşitsizlik nedeniyle insani gelişmenin yüzde 23 oranında kayba uğradığını belirtiyor.
Helen Clark, yalnızca sosyal politikalarla değil, aynı zamanda kapsayıcı ve iş olanaklarını artıran bir büyüme ve ticaretten finansa pek çok alanda, iklim değişikliği de gözetilerek daha adil uluslararası kurallarla eşitsizliğin azaltılabileceğini söyledi.
Clark, uluslararası topluluk tarafından oluşturulan yeni 2015 sonrası kalkınma hedeflerinin ve dünyanın dört bir tarafındaki insanların isteklerinin dikkate alınmasının, eşitsizlikle mücadelede ve kalkınmanın sağlanmasında etkili olabileceğini söyledi.
“Önümüzdeki 15 yıl için küresel sürdürülebilir kalkınma gündemi belirlenecek. Bu süreçte, insani gelişme sağlanırken yoksulluğun her boyutuyla giderilmesi, eşitliğe ulaşılması, doğanın sınırları içinde yaşamın sağlanması için kararlı atılımlara ihtiyacımız var.”
Helen Clark’ın LSE’de yaptığı konuşmasının tam metni için tıklayın.
Tüm ilanlar için buraya tıklayın.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Nihan Cabbaroğlu
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Başak Saral, Deniz Tapan
Kapak fotoğrafı: Helen Clark, “Küresel Ayrışma: Gelişmekte olan ülkelerdeki eşitsizlikle yüzleşmek” raporunu tanıtıyor
© 2014 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.
Helen Clark: “Ekonomik dışlanma, siyasi dışlanma ile birleşince tehlikeli bir karışım meydana getiriyor. Son yıllarda şahit olduğumuz ayaklanmalar da bunu gösteriyor. Buna rağmen farklı biçimlerdeki eşitsizlikle mücadele için çok az bir gelişme gösterildi,” dedi.
Helen Clark sözlerine şöyle devam etti: “Kanıtlar gösteriyor ki, gelir eşitsizliği uzun vadede büyümeyi engelliyor. Daha zayıf sağlık göstergelerine, siyasi istikrarsızlığa, daha fazla şiddete ve sosyal birliğin bozulmasına neden oluyor. Aynı zamanda gelir eşitsizliği, etkili reformlar için gereken kolektif karar alma kapasitesine de zarar veriyor.”
Küresel gelir eşitsizliği hala çok yüksek.
Dünya nüfusunun yüzde 8’i toplam gelirin yarısına sahipken, nüfusun yüzde 92’si toplam gelirin ancak diğer yarısını kazanabiliyor.
Oxfam International tarafından yayımlanan rapora göre, dünyanın en zengin 85 kişisi, dünya nüfusunun daha yoksul olan yarısı ile aynı servete sahip.
Helen Clark, “Bu dağılım, hem adaletsiz olduğu hem de kalkınmayı sekteye uğrattığı için küresel sivil toplum tarafından kabul edilemez görülüyor,” dedi. etti.
Sadece sağlık, eğitim ve gelir konularında ülkelerin başarılarını değil bunların dağılımlarını da hesaba katan Eşitsizliğe uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi’nin göz önüne alan 2013 İnsani Gelişme Raporu, eşitsizlik nedeniyle insani gelişmenin yüzde 23 oranında kayba uğradığını belirtiyor.
Helen Clark, yalnızca sosyal politikalarla değil, aynı zamanda kapsayıcı ve iş olanaklarını artıran bir büyüme ve ticaretten finansa pek çok alanda, iklim değişikliği de gözetilerek daha adil uluslararası kurallarla eşitsizliğin azaltılabileceğini söyledi.
Clark, uluslararası topluluk tarafından oluşturulan yeni 2015 sonrası kalkınma hedeflerinin ve dünyanın dört bir tarafındaki insanların isteklerinin dikkate alınmasının, eşitsizlikle mücadelede ve kalkınmanın sağlanmasında etkili olabileceğini söyledi.
“Önümüzdeki 15 yıl için küresel sürdürülebilir kalkınma gündemi belirlenecek. Bu süreçte, insani gelişme sağlanırken yoksulluğun her boyutuyla giderilmesi, eşitliğe ulaşılması, doğanın sınırları içinde yaşamın sağlanması için kararlı atılımlara ihtiyacımız var.”
Helen Clark’ın LSE’de yaptığı konuşmasının tam metni için tıklayın.
Helen Clark: “Ekonomik dışlanma, siyasi dışlanma ile birleşince tehlikeli bir karışım meydana getiriyor. Son yıllarda şahit olduğumuz ayaklanmalar da bunu gösteriyor. Buna rağmen farklı biçimlerdeki eşitsizlikle mücadele için çok az bir gelişme gösterildi,” dedi.
Helen Clark sözlerine şöyle devam etti: “Kanıtlar gösteriyor ki, gelir eşitsizliği uzun vadede büyümeyi engelliyor. Daha zayıf sağlık göstergelerine, siyasi istikrarsızlığa, daha fazla şiddete ve sosyal birliğin bozulmasına neden oluyor. Aynı zamanda gelir eşitsizliği, etkili reformlar için gereken kolektif karar alma kapasitesine de zarar veriyor.”
Küresel gelir eşitsizliği hala çok yüksek.
Dünya nüfusunun yüzde 8’i toplam gelirin yarısına sahipken, nüfusun yüzde 92’si toplam gelirin ancak diğer yarısını kazanabiliyor.
Oxfam International tarafından yayımlanan rapora göre, dünyanın en zengin 85 kişisi, dünya nüfusunun daha yoksul olan yarısı ile aynı servete sahip.
Helen Clark, “Bu dağılım, hem adaletsiz olduğu hem de kalkınmayı sekteye uğrattığı için küresel sivil toplum tarafından kabul edilemez görülüyor,” dedi. etti.
Sadece sağlık, eğitim ve gelir konularında ülkelerin başarılarını değil bunların dağılımlarını da hesaba katan Eşitsizliğe uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi’nin göz önüne alan 2013 İnsani Gelişme Raporu, eşitsizlik nedeniyle insani gelişmenin yüzde 23 oranında kayba uğradığını belirtiyor.
Helen Clark, yalnızca sosyal politikalarla değil, aynı zamanda kapsayıcı ve iş olanaklarını artıran bir büyüme ve ticaretten finansa pek çok alanda, iklim değişikliği de gözetilerek daha adil uluslararası kurallarla eşitsizliğin azaltılabileceğini söyledi.
Clark, uluslararası topluluk tarafından oluşturulan yeni 2015 sonrası kalkınma hedeflerinin ve dünyanın dört bir tarafındaki insanların isteklerinin dikkate alınmasının, eşitsizlikle mücadelede ve kalkınmanın sağlanmasında etkili olabileceğini söyledi.
“Önümüzdeki 15 yıl için küresel sürdürülebilir kalkınma gündemi belirlenecek. Bu süreçte, insani gelişme sağlanırken yoksulluğun her boyutuyla giderilmesi, eşitliğe ulaşılması, doğanın sınırları içinde yaşamın sağlanması için kararlı atılımlara ihtiyacımız var.”
Helen Clark’ın LSE’de yaptığı konuşmasının tam metni için tıklayın.