Sayı: 112
Krizin boyutu ve uzayan bir hal alması, uluslararası topluluğun elzem ve hayat kurtaran insani yardım konusunda devam eden ihtiyacı karşılama becerisi için zorluk teşkil etmektedir. Krizden etkilenen ülkelerdeki bireylerin, hanelerin, toplulukların ve kurumların dayanıklılığını artırmak üzere, bu insani çabaların kalkınmaya yönelik bir yaklaşımla birleştirilmesi zorunludur.
Aralık 2014’te başlatılan Bölgesel Mülteci ve Dayanıklılık Planı (3RP), krizlere müdahalesi açısından Birleşmiş Milletler (BM) için dünya çapında bir ilktir. 3RP, ulusal planlar aracılığıyla aciliyet teşkil eden hassas durumlara cevap veren, sosyal bütünlüğü güçlendiren ve insanların, toplulukların ve ulusal sistemin dayanıklılığını artıran etkin, kapsamlı ve eşgüdümlü bir müdahalede bulunmak için kapsayıcı bir model sunmaktadır.
3RP’nin Türkiye bölümünün tanıtımı, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sayın Naci Koru ile BM Mukim Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Mukim Temsilcisi Sayın Kamal Malhotra’nın yanı sıra diplomatik misyon temsilcileri, donörler ve 3RP’ye katılan diğer BM kuruluşlarından üst düzey temsilcilerin katılımıyla 19 Mart 2015 tarihinde, Ankara’da yapıldı.
Geçtiğimiz dört yılda Suriyeli mültecilerin kitlesel akınıyla, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olan Türkiye, yaklaşık yüzde 85’i kamp dışında yaşayan toplamda 1.7 milyondan fazla kayıtlı mülteciye halihazırda ev sahipliği yapmaktadır. 2015 ve 2016 yıllarında, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) bölgesel ve küresel olarak liderliğinde sırasıyla mülteci ve dayanıklılık bileşeni için, BM ve ortakları, mültecilerin ve ev sahibi halkların ihtiyaçlarını karşılamak için Türkiye’nin koruma ve yardım müdahalesine destek sağlamak üzere 3RP’yi uygulayacaktır.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sayın Naci Koru konuşmasında, 3RP’deki mülteci bileşeni muhafaza edilirken dayanıklılık üzerine yapılan yeni vurgunun yerinde ve zamanında olduğunun altını çizerek, “Suriyeli mültecilerin korunmasında UNHCR’nin lider rolünü takdirle karşılıyoruz. UNHCR, Suriye’de ülke içerisinde yerinden edilmiş Suriyelilerin korunmasının sağlanması ve komşu ülkelerdeki mültecilerin desteklenmesinde etkin rol oynamıştır. 3RP’nin dayanıklılık bölümüyle, UNDP’nin de bu süreçte daha etkin bir şekilde yer alacak olmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi.
Suriye insani krizi sebebiyle Türkiye’nin üzerindeki mali yükün her geçen gün artığının ve şu ana kadar Türkiye’nin 5.2 milyar ABD Doları’ndan fazla harcamada bulunduğunun altını çizen Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sayın Naci Koru, “2015-2016 yıllarında uygulanacak olan 3RP’yi, uluslararası toplum için şimdiye kadar gerçekleşmemiş, adil yük paylaşımını göstermek adına bir şans olarak görüyoruz.” dedi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sayın Naci Koru, Türk yetkililerin, Suriye krizi başladığından bu yana BM ile yakın işbirliği içerisinde olduğunu ve insan hayatının ve Suriyelilerin yaşam şartlarının korunmasını daha iyi yönetebilmek amacıyla, Türkiye’nin uluslararası işbirliğini güçlendirmek üzere taahhüdünde hiçbir çabadan kaçınmayacağını söyledi.
BM Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Sayın Kamal Malhotra, krizin Suriyeliler üzerinde var olan etkisinin yanı sıra bölgede özellikle ev sahibi ülkeler ve topluluklarda görülen etkilerinin altını çizdi. Sayın Kamal Malhotra, 3RP’nin, yenilenmiş ve farklılık gösteren, fakat uluslararası toplumun eşit ölçüde ivedi ve ortak çabası için yapılan çağrı karşısında geliştirildiğini belirtti. Sayın Kamal Malhotra, “3RP, Suriye krizine ve etkilerine yönelik insani, dayanıklılık ve kalkınma müdahalesi için işbirliğine dayalı bir platform sunan; bölgesel olarak koordine edilen fakat ülkelerin lokomotif görevi gördüğü bir süreçtir.” diyerek sözlerine devam etti.
UNHCR Program ve Tedarikten Sorumlu Temsilci Yardımcısı Sayın Margarita Vargas Angulo, 3RP çağrısının mülteci bölümün temel koruma konuları ve hayat kurtaran müdahaleye odaklandığını ve bunun mükemmel bir iş çıkarmak için yapılan bir çağrı olmayıp, son derece kötü şartlarda yaşayan insanlar için gerekli olan minimum müdahaleyi sağlayabilmek için yapılan bir çağrı olduğunu belirtti. Sayın Margarita Vargas Angulo, “3RP, mülteci müdahalesinde daha fazla ortağa aktif rol oynaması için fırsat sunmaktadır ve umuyoruz ki, böylece daha büyük ve karmaşık insani krizlere müdahalede daha etkili ve etkin bir yol geliştirebiliriz.” dedi.
UNDP Türkiye Ofisi Mukim Temsilci Yardımcısı Sayın Matilda Dimovska, “Dayanıklılık yaklaşımı ile, krizden etkilenmiş olan hanelerin, toplulukların ve ulusal kurumsal sistemlerin kapasitelerini artırmayı ve ulusal müdahaleleri ileri düzeye taşımak için stratejik, teknik ve politika alanında destek sağlamayı amaçlıyoruz.” dedi. Sayın Matilda Dimovska, bu yeni yaklaşımın, hem her iki topluluk hem de kurumlar için kapasite geliştirmeye daha fazla odaklanan daha geniş alanlı bir müdahale ve daha fazla sayıda ortakla yeni işbirliği modelleri aracığıyla çalışmak anlamına geldiğini belirtti.
Bölgeye yardım sağlamaya yönelik yaklaşımda stratejik bir değişikliği temsil eden 3RP, acil durum insani yardım operasyonları ve ev sahibi halka desteği, dayanıklılığı artırmayı amaçlayan uzun vadeli programlar ile bir araya getiriyor. 2015 yılında 3RP’nin uygulanması için gerekli olan fon miktarı 5.5 milyar ABD Doları olup; bu miktarın 3.4 milyar ABD Doları mülteci müdahalesi; 2.1 milyar ABD Doları ise dayanıklılık bileşeni içindir. 3RP kapsamında, 2015 yılı için Türkiye’nin finansal gereksinimi 624,089,475 ABD Doları’dır.
Ormanlar ve ormanlar dışındaki ağaç türleri, tüm dünyada yaklaşık 1.6 milyar insan için yiyecek, yakıt, barınak ve gelir kaynağı anlamına geliyor.
Uluslararası Orman Günü, her tür orman ve ormanlar dışındaki ağaç türlerinin önemi ile ilgili farkındalık yaratmayı amaçlıyor.
Tatlı suların ¾’ü ormanlık alanlardan elde ediliyor. Ormanlar toprak kaymalarını ve erozyonu önlüyor.
Ayrıca, özellikle Mangrov ormanları tsunamilerin neden olduğu yaşam kayıplarını ve hasarları azaltıyor.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, ‘Bunlar gibi pek çok nedenden dolayı, ormanlar 2015 sonrası kalkınma gündeminin önemli bir parçası. Ormanların, en önemli işlevlerinden biri ise iklime dirençli toplumlar inşa etmedeki rolleridir. İşte bu yüzden, sürdürülebilir kalkınma için harekete geçme zamanı olan 2015 yılında, Uluslararası Orman Günü’nün teması ‘İklim Değişikliği’ oldu,’ dedi.
Sağlıklı ormanları ayakta tutmak ile iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak birbirleriyle yakından ilişkilidir.
Karbon, okyanusların ardından en çok ormanlarda depolanır. Ormanların biyokütlelerinde, topraklarında ve ürünlerinde depoladıkları karbon, bu yüzyılın ilk yarısında hedeflenen karbon salımının yaklaşık yüzde 10’una eşit.
İnsan kaynaklı karbondioksit salımının yüzde 17’si ormanların tahrip edilmesi ve alan kullanımındaki değişiklikler nedeniyle oluyor.
Ormanların ekolojik, ekonomik ve sosyal değerine rağmen, dünya çapında ormansızlaştırma endişe verici bir oranda. Dünyada her yıl yaklaşık 13 milyon hektar orman tahrip ediliyor.
Ban Ki-moon, Uluslararası Orman Günü açıklamasında ‘Fakat bazı ümit verici gelişmeler de yaşanıyor. Geçtiğimiz yüzyılda, dünya çapındaki orman tahribi oranı yaklaşık yüzde 20 oranında azaldı. Bu eğilim, ormanların tahrip edilmesinin önüne geçebileceğimizi gösteriyor,’ dedi.
Ban Ki-moon açıklamasını şöyle sonlandırdı: ‘Sürdürülebilir ve iklime dirençli bir gelecek inşa etmek için, ormanlara yatırım yapmalıyız. Bu üst düzey siyasi taahhütler, akıllı politikalar, etkin hukuki yaptırımlar, yenilikçi ortaklıklar ve fonlama gerektiriyor. Uluslararası Orman Günü olan bugünde, hepimiz için, ormansızlaştırmayı azaltmaya, sağlıklı ormanları ayakta tutmaya ve iklime dirençli bir gelecek inşa etmeye söz verelim.’
UNDP ve Sürdürülebilir Orman Yönetimi
Birleşmiş Milletler’in küresel kalkınma ağı olan BM Kalkınma Programı (UNDP), insanlara bilgi, deneyim ve daha iyi bir yaşam kurmaları için kaynak ulaştıran ve değişimi savunan bir kuruluş. UNDP, 177 ülke ve bölgede, çeşitli ortakları ile birlikte, toplumlara kendi buldukları çözümlerde yardımcı olarak, onların ulusal ve küresel kalkınma çabalarına destek veriyor.
Orman Genel Müdürlüğü ve UNDP, ormanların entegre yönetimi ve diğer sektörlerle ilişkisini kurarak Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma sürecine destek oluyor. Ormanlar sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşmesi için gerekli olan su, biyolojik çeşitlilik, gıda, barınma gibi ekosistem mal ve hizmetlerini sağlarken iklim değişikliğine sebep olan sera gazı salımlarının azaltılmasına de destek oluyor.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından Küresel Çevre Fonu (GEF) finansal desteğiyle UNDP Türkiye ile işbirliği içinde yürütülen “Türkiye’de Yüksek Koruma Değerine Sahip Akdeniz Ormanları Entegre Yönetimi” projesi kapsamında yapılan çalışmalar “Sürdürülebilir Kalkınma için Türkiye’nin Ormanları” başlıklı yan etkinlikte aktarıldı.
Projenin kısa adı ‘Entegre Orman Yönetimi’ projesi.
Proje ile Akdeniz bölgesindeki yüksek koruma değerine sahip ormanların çok yönlü faydalarını göstermek, bu alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve karbon depolamasını artırmak, bunun için Türkiye’de orman yönetiminde entegre yönetim anlayışının uygulanmasını teşvik etmek amaçlanıyor.
500 bin hektarlık bir alanda yapılacak uygulamalar ile karbon tutma kapasitesi ve emisyon azaltım miktarı artırılırken 80 bin hektar muhafaza ormanı oluşturulacak.
Odun dışı ürünlerin değer zinciri yoluyla planlanarak daha fazla istihdam ve gelir sağlaması amaçlanan projede ekoturizm faaliyetleri hayata geçerilecek.
Akdeniz bölgesinde sektörler arasında ilişkiyi gözeten yeni yönetim planları ile ormanların sağladığı fonksiyonlar iklim ve biyolojik çeşitlilik açısından güçlendirilecek.
Proje uygulama alanları; Köyceğiz Orman İşletme Müdürlüğü (OİM), Gazipaşa OİM, Gülnar OİM, Pos OİM, ve Andırın OİM.
Ardahan ve Kars köylerinde mera ve yayla modeline dayalı hayvancılık yapılıyor. Hayvan sürüleri yaz dönemlerinde 6 aya yakın bir süre beslenmek üzere mera ve yaylalara çıkarılıyor.
Ancak otlatma bölgelerinde temiz su kaynaklarına erişim oldukça sınırlı. Özellikle süt ve et veriminin artabilmesi için hayvan içme sularının ulaşılabilir mesafelerde olması önemli.Yetersiz ya da kirli sudan dolayı hayvanlarda ortaya çıkan hastalıklar da çevresini kötü etkiliyor.
Bu nedenle, Ardahan ve Kars köylerinde mera ve yaylalardaki hayvan içme suyu ve erişim yolları altyapı çalışmalarını gerçekleştirmek amacı ile yerel dinamikler harekete geçti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından UNDP’nin uygulama desteği ile yürütülen Ardahan-Kars-Artvin Kalkınma projesinin finansman kaynakları, kırsal kalkınma ve proje yönetimi alanındaki tecrübesi ile İl Özel İdareleri’nin teknik ve idari kapasiteleri bu alandaki çalışmalar için bir araya geliyor.
Proje kapsamında Ardahan ve Kars’ta toplam 35 köyde hayvan içme suyu çalışmaları yürütülecek.
Hayvancılık ile geçimini sağlayan ve toplam 65,465 büyükbaş hayvanın bulunduğu köylerdeki toplam 3759 hane bu çalışmalardan faydalanacak.
Projenin bu çalışmalarıyla küçük üreticilerin gelirlerinde ve kırsal üretim altyapısına erişimlerinde iyileşme sağlanması amaçlanıyor.
Valilikler ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri çalışmalara destek veriyor.
Yayla yolları da iyileştirilecek
Çiftçilerin yaylalara çıkmak için kullandıkları kötü şartlardaki yayla yollarının rehabilitasyonu için ise toplam 38,5 km’lik bir çalışma yapılması planlanıyor. Böylece çiftçiler için otlaklara ulaşmada kolaylık ve konfor sağlanmış olacak.
Bölgede bulunan 1432 hanenin bu çalışmalardan doğrudan etkilenmesi bekleniyor. Kurumlar arası iş birliği ile köy seçimleri, fizibilite ve projelendirme çalışmaları tamamlandı ve inşaat sezonu ile birlikte yapım çalışmaları da başlayacak.
Toplam maliyetin 4,450,000 TRY olması bekleniyor.
Bu kapsamda Şubat ayında Ardahan ve Kars Valileri Ahmet Deniz ve Günay Özdemir, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürleri Mustafa Tanı ve Dr. Hüseyin Düzgün, Ardahan ve Kars Özel İdare Genel Sekreterleri Hakkı Özgür ve Akif Pektaş ve AKAKP Bölge İdarecisi Ümit Mansız’ın katılımı ile protokoller imzalandı ve çalışmalar başlatıldı.
Ziyaret, Rusya Standartlar ve Etiketler projesi ile Türkiye’de Enerji Verimli Ürünlerin Piyasa Dönüşümü projesi (EVÜdP) arasındaki işbirliğinin bir parçası olarak düzenlendi.
Rusya Heyeti, EVÜdP Projesi kapsamında geliştirilen laboratuvarlarla oldukça ilgilendi ve Rusya’da Standartlar ve Etiketler Projesi kapsamında kurulması planlanan laboratuvarların teknik şartnamesinin hazırlanması, laboratuvar kurulumu ve test personelinin eğitimi konularında TSE ile yakın işbirliği yapma konusunda istekli olduklarını ifade etti.
Bu çalışma ziyaretinin ardından bu sene Mayıs ayında Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Bilim ve Eğitim Bakanlığı ve ROSTEST gibi kuruluşların üst düzey temsilcilerinden oluşan bir heyet için Türkiye’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TSE laboratuvarları ve üretici tesislerinin ziyaret edileceği ikinci bir çalışma ziyareti planlanıyor.
Mart ayında Japonya’nın Sendai kentinde düzenlenen Dünya Afet Riskini Azaltma Konferansı sırasında ‘İşbirliklerinin Gücü’ başlıklı oturumda açıklanan program, ülkelerin 2015 sonrası Afet Riskini Azaltma Çerçevesi’nin hedeflerine ulaşmaları için yardım etmeyi amaçlıyor.
UNDP, oturum sırasında programın ana hatlarını anlattı ve aynı doğrultuda destek olabilecek paydaşların bir araya gelmesini amaçladı.
UNDP Başkanı Helen Clark, “Kalkınma kazanımlarını afetlerden korumanın ve yoksulluğu ortadan kaldırmanın tek yolu afet riskini azaltma konusunu kalkınmaya dâhil etmektir ve kalkınmayı riske duyarlı hale getirmektir,” dedi. Helen Clark sözlerine şunları ekledi: “Yeni programımız, afet riskini azaltma konusuna tüm toplumun dâhil olduğu kapsamlı bir bakış açısı getiren kanunların, politikaların ve kurumların güçlendirilmesine destek olarak ülkelerin bu hedefleri gerçekleştirmesine yardımcı olacak.”
‘5-10-50’ adı verilen program, daha risk bilinçli kalkınma için ülkeleri ve toplulukları destekleyecek ve program 10 yıl için 50 ülkede 5 kritik alanda çalışmalarını yürütecek: Risk farkındalığı ve erken uyarı; risk yönetimi ve riskin ana akımlaştırılması; hazırlıklı olma; dayanıklılık için iyileştirme; ve yerel/kentsel riskin azaltılması.
Son 20 yılda, afetler sırasında 1,3 milyon insan öldü ve afetlerin maliyeti 2 trilyon ABD Doları oldu. UNDP’nin yeni programı paydaşların kapasitelerindeki eksikliklere çözüm bulmak için yardımcı olacak. 10 yıl sürecek program kapsamında afet riskini azaltmak için yaklaşık 2 milyar ABD Doları yatırım yapılacak.
UNDP’nin hedeflediği bu taahhüdünün temelinde Sendai’de lansmanını yaptığı Afet Riski Yönetimini Güçlendirmek: 2005-2015 yıllarında Hyogo Eylem Planı’nın Uygulama Sürecinde UNDP’nin desteği raporu bulunuyor. Rapor, UNDP’nin 2005’ten beri afet riskinin olduğu 125 ülkeye sağladığı desteği değerlendiriyor ve seçilen 17 ülke ile ilgili detaylı bulgulara dikkati çekiyor. Rapordaki bulgular yeni programın geliştirilmesinde kullanıldı.
Bu sene Mart ayının ikinci haftasında kutlanan Küresel Para Haftası, çocuklara ve gençlere para hakkında bilgi vermek, tasarruf, istihdam ve birikim elde etmek ve girişimciliği eğlenceli ve interaktif şekilde öğretebilmeyi amaçlıyor.
Her yıl birçok toplum finansal farkındalık yaratabilmek için gerekli adımları atıyor. Güncelliğini yitirmiş finansal politikalara meydan okuyarak geleceklerine şekil verebilmeleri için insanlara ilham veriyor.
2009’da Kalkınma Bakanlığı, UNDP, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, Visa Europe Türkiye ve üye bankalarının katılımı ile gençlerin finansal okuryazarlıklarını artırmak amacıyla geliştirilen Paramı Yönetebiliyorum projesi de “Güvenli Bir Yarın İçin Bugün Biriktir” sloganı ile kutlanan Küresel Para Haftası kutlamalarına katıldı.
Para yönetimi ve tasarruf konulu çalışmalar ile Türkiye’den 9 bin genç katılımcıya ulaşıldı.
Paramı Yönetebiliyorum projesi şimdiye kadar 70 bin gence ulaştı
‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesi ile gençlerin finansal bilincini geliştirmek için kamu, sivil toplum ve özel sektör Türkiye’de ilk kez bir araya geldi.
Proje, 15-30 yaş arası gençlerin kişisel mali kaynaklarını bütçelemelerine ve finans hizmetlerini doğru kullanmalarına destek olacak bir eğitim olanağı sunuyor.
Gönüllü akran eğiticileri ve Kent Konseyi Gençlik Meclislerinin desteği ile gençlere bütçeleme, finansal planlama ve yönetim ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele, finansal bilincin sürdürülebilir kalkınmaya katkısı konularında eğitimleri ulaştırıyor.
Projeyle şimdiye kadar, 70 bin gence ulaşıldı ve http://paramiyonetebiliyorum.net üzerinden ulaşılabilen çevrimiçi eğitimleri 26 bin kişi tamamladı.
Anadolu Efes, 2007 yılından bu yana Gelecek Turizmde Projesiyle, sürdürülebilir turizm modelleri yaratarak yerel kalkınmaya destek oluyor. Bu proje kapsamında hayata geçirilen dunyalarsenin.com blogunda ise; tarihçi, seyahat yazarı, rehber Saffet Emre Tonguç’un öncülüğünde blog yazarları; işletmeci Altuğ Galip, seyahat yazarı Engin Kaban, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Uzmanı Önder Koca, Yemek Kitabı ve Gazete Yazarı / Televizyon Programcısı Refika Birgül, blogger Birgül Saatçi, akademisyen ve Styleboom blogunun editörü Burçin Akgün, Gelecek Turizmde ile desteklenen Bursa/Misi Köyü, Mardin, Seferihisar, Şanlıurfa, Malatya ve Safranbolu’yu gezerek izlenimlerini paylaşacak.
Blogda ayrıca konuk blog yazarların alternatif turizm rotalarıyla ilgili yazıları ve seyahat edilen yerlerin “hep aynı kalması” için “Sorumlu Turist”in uyması gerekenlerle ilgili bilgiler de yer alacak.
“Dünyalar Senin”in Gelecek Turizmde çatısı altında yeni seyahat rotalarını keşfetmeye yönelik bir platform olduğunu belirten Anadolu Efes Kurumsal İletişim Müdürü Simge Balaban, şunları söyledi:
“2007 yılında başlayan Gelecek Turizmde ile Doğu Anadolu Turizm Geliştirme (DATUR) Projesi’ni hayata geçirdik. 5 yıl süren desteğimiz sonucunda Uzundere Turizm Merkezi ilan edildi. Biz de kazandığımız bu “bölgesel” deneyimi, “ulusal” çapa taşımaya karar verdik. 2013 yılında proje ortaklarımız T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) işbirliğiyle Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu’nu hayata geçirdik ve iki yılda 440 başvuru aldık. Bu kapsamda her yıl 3 sürdürülebilir turizm projesine destek oluyoruz. Şu an desteklediğimiz 6 proje bölgemiz var. Dünyalar Senin aracılığıyla sevgili Saffet Emre Tonguç öncülüğünde bloggerlarımız bu bölgeleri gezecekler ve kendi izlenimlerini blogumuzda paylaşacaklar. Bu şekilde hem daha fazla kişiye proje bölgelerini tanıtmak hem de seyahatseverlere farklı alternatif turizm rotaları sunmak istiyoruz.”
Tarihçi, seyahat yazarı ve rehber Saffet Emre Tonguç da “Bir seyahat yazarı olarak, turizm için yapılan ve fayda getiren her proje beni heyecanlandırıyor. Sivil Toplum Kuruluşu ve üniversitelere yerel kalkınma ve sürdürülebilir turizm için destek vermek, köylere hareket getirmek, bu bölgelerdeki kadınlarımızı iş hayatına kazandırmak ve medeniyetler beşiği Anadolu’nun farklı köşelerinde yanan meşaleyi ülkenin diğer bölümlerine taşımak çok önemli bir misyon diye düşünüyorum. Şimdi bu ışığı tüm ülkeye yaymanın zamanı. Bu blog vesilesi ile Mardin’de, Bursa’da, İzmir’de, Şanlıurfa’da, Karabük’te ve Malatya’da yöre halkının fikirlerine duyduğumuz güvenle, desteklediğimiz fikir ve projelere şimdi blog takipçilerimizi de dahil etmek, karşılaştığımız güzellikleri, gittiğimiz yöreleri, dokunduğumuz tarihi, sürdürülebilir turizmi ve sorumlu turist olmayı anlatmak istiyoruz.” dedi.
Anadolu Efes hakkında
1969 yılında İstanbul ve İzmir’de iki fabrika ile yola çıkan Anadolu Efes, gücünü bu ülke topraklarından alarak şu anda Türkiye’deki 4 bira, 2 malt fabrikası ve 1 adet şerbetçiotu işleme tesisiyle sektöründe lider konumdadır. Portföyünde 18 marka bulunan şirket, kazandığı pek çok madalyayla uluslararası alanda adını tescillendirmiştir. Anadolu Efes kurumsal sorumluluk bilinciyle, 39 yıldır spora, 28 yıldır sinemaya, 26 yıldır müziğe, 23 yıldır tiyatroya, 20 yıldır arkeolojiye ve 8 yıldır turizme destek olmaktadır.
Gelecek Turizmde Projesi hakkında
Geçtiğimiz yıl Stevie Awards’ta “Avrupa’nın En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi” ödülüne hak kazanan Gelecek Turizmde Projesi; Türkiye’nin turizm potansiyelini ortaya çıkarmak, bu alandaki istihdamı artırmak ve sürdürülebilir turizm projeleri üzerinden yerel kalkınmaya destek olmak amacıyla 2007 yılından bu yana yürütülüyor. “Gelecek Turizmde” çatısı altında; Anadolu Efes, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğiyle 2012 yılına kadar Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) ve Turizm Eğitimleri gerçekleştirildi. 2012 yılı itibariyle yine aynı çatı altında Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu hayata geçirildi.
‘Gelecek Turizmde’ projesi Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı, UNDP işbirliğinde yürütülüyor.
Bu proje kapsamında hayata geçirilen dunyalarsenin.com blogunda tarihçi, seyahat yazarı, rehber Saffet Emre Tonguç’un öncülüğünde işletmeci Altuğ Galip, seyahat yazarı Engin Kaban, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Uzmanı Önder Koca, Yemek Kitabı ve Gazete Yazarı/Televizyon Programcısı Refika Birgül, blogger Birgül Saatçi, akademisyen ve Styleboom blogunun editörü Burçin Akgün, Gelecek Turizmde ile desteklenen Bursa/Misi Köyü, Mardin, Seferihisar, Şanlıurfa, Malatya ve Safranbolu’yu gezerek izlenimlerini paylaşacak.
Blogda ayrıca konuk blog yazarların alternatif turizm rotalarıyla ilgili yazıları ve seyahat edilen yerlerin “hep aynı kalması” için “Sorumlu Turist”in uyması gerekenlerle ilgili bilgiler de yer alacak.
Tüm ilanlar için buraya tıklayın.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Semra Melike Koç
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Arif Mert Öztürk, Berna Bayazıt, Deniz Tapan, Kazım Hasırcı, Necmettin Tokur
© 2014 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.