Sayı: 116
Fotoğraf: UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Ofisi
Konferans sonunda, finansal kaynakların harekete geçirilmesini sağlayacak politikalara rehberlik edecek kapsamlı bir çerçeve olan Addis Ababa Eylem Planı kabul edildi ve sosyal refah, temiz enerjiye erişim ve vergi konularında daha fazla işbirliğini de kapsayan yeni sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin başarıya ulaşması için gerekli finansmanı sağlayacak yeni girişimlerin de lansmanı yapıldı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Addis Ababa Konferansının sonuçları ile ilgili şunları söyledi:
“Addis Ababa Eylem Planı, herkes için refah ve onurun sağlandığı bir dünyaya doğru büyük bir adım oldu. Bu plan, insanlar ve gezegen için akıllı yatırımlara nerede, ne zaman ve ne kadar ihtiyaç olduğu ile ilgili paydaşlarımıza yol gösteriyor.”
Addis Ababa Konferansı 2015 yılındaki üç önemli dönüm noktasından ilkiydi. Bundan sonra Eylül ayında New York’ta ülkelerin yeni sürdürülebilir kalkınma gündemini kabul edeceği Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı düzenlenecek ve Aralık ayında ise Paris’te İklim Konferansı yapılacak.
Addis Ababa Eylem Planı’nın sunduğu çerçeve, eğer uygulanırsa, kamu ve özel sektörün pek çok zorluğun üstesinden gelmesine yardımcı olması için finansal yatırımlarını kolaylaştıracak ve yönlendirecek politikaların yapılmasını sağlayacak 100’den fazla önlemden bahsediyor.
Sosyal koruma, altyapı, teknoloji, yoksul ülkelere destek, vergi konularında işbirliği ve kalkınma kaynaklarını elimizden alan yasadışı finansal akışların önlenmesi için finansal kaynakların bu alanlara yönlendirilmesi taahhüdü planın en önemli odak alanı.
Ayrıca, ülkeler ekonomide kadınların ve kız çocuklarının eşit haklarını gözetme taahhüdü de verdi.
Kabul edilen planın tamamı için lütfen buraya tıklayınız.
Röportajın tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz.
Sizi tanıyabilir miyiz? Eğitim ve iş hayatınızı anlatır mısınız?
Nazilli'de doğdum. İlk ve ortaokulu Nazilli'de okudum. Liseyi İstanbul'da Robert Kolej'de bitirdim. Lisans ve yüksek lisans eğitimim için Amerika'ya geldim. New York'ta Columbia Üniversitesi’nden mezun oldum. Üniversite yıllarında çalışmalarımı ekonomi ve uluslararası ilişkiler üzerine yoğunlaştırdım.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na (UNDP) 1981 yılının sonunda kısa bir staj döneminden sonra katıldım. Hem Birleşmiş Milletler’in Genel Merkezi New York'ta hem de Asya, Afrika, Arap ülkeleri ve Avrupa'da çeşitli görevlerde bulundum. Litvanya ve Belarus'ta BM Genel Sekreteri’nin ülkedeki temsilcisi ve BM Mukim Koordinatörü olarak görev aldım. Son yedi yıldır New York'tayım. Bu süreçte ilk önce UNDP İnsan Kaynakları Direktörü olarak UNDP'nin yaklaşık 44,000 kişiyi bulan personelden ve insan kaynakları konusunda kurumsal politikaların geliştirilmesinden ve yürütülmesinden sorumlu oldum. 2012'de UNDP Başkan Yardımcısı (Assistant Secretary-General) ve Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Bölge Direktörü olarak BM Genel Sekreteri tarafından atandım. Şu anda BM sistemi içinde çalışan en üst düzey Türk vatandaşıyım.
Sorumlu olduğum coğrafyada Türkiye de dâhil olmak üzere Batı Balkanlar, Güney Kafkaslar ayrıca Orta Asya ve BDT’den 22 ülke ve bölge yer alıyor. Saydığım her bir alt bölgenin önemli kalkınma kazanımları olmakla birlikte, farklı kalkınma güçlükleri de var. Çoğu orta gelirli ülkeler. Biz ise UNDP olarak hükümetler ve diğer ortaklarımızla beraber, sürdürülebilir insani gelişme hedeflerine ulaşması yolunda bu ülkelere katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bu yıl resmen faaliyete geçen İstanbul’daki bölgesel merkezimizin de, sahip olduğu lojistik ve diğer avantajlarla bu yolda bize büyük bir kolaylık sağladığını belirtmemde fayda var.
Kariyerinizin dönüm noktaları nelerdir?
BM'deki ilk görevim Afrika'da, Malavi'de idi. Bu benim için her bakımdan eğitici oldu. Çok gençtim, ilk işimdi. Afrika'yı hiç tanımıyordum. Gerçekten de ufkum açıldı. Az gelişmişliğin, yoksulluğun ne olduğunu ve aynı zamanda da küresel toplum olarak neler yapabileceğimizin bilincine vardım. Bu kalkınma alanda çalışma isteğimi pekiştirdi. İkinci dönüm noktası ise Litvanya'ya UNDP Mukim Temsilcisi olarak atandığım zamandı. Bu da Litvanya'nın Avrupa Birliği'ne katılma müzakerelerine başladığı zamana denk geldi. Bu süreç içinde hükümetin bu konudaki önceliklerine destek verdik. Litvanya AB'ye katıldıktan sonra, 2004 yılında o zamanın Litvanya Cumhurbaşkanı tarafından özel bir nişanla katkılarımdan dolayı onurlandırıldım. Son olarak da şimdiki görevimden bahsetmek isterim. Genellikle Başkan Yardımcısı pozisyonları politik atanmalar olarak gerçekleştirilir. Ben şimdiki görevime UNDP'deki uzun bir kariyer sürecinden sonra atandığım için, benden sonraki kişilere gerçekten de yol açtığımı ve bir örnek oluşturduğumu düşünüyorum.
Soru 3: Sizin için başarı ne demektir?
Başarının tanımı bence kişiye özel. Benim için başarı hiç bir zaman "ben" üzerine olmadı. Daima içinde bulunduğum ortama ne kattığım, içinde bulunduğum toplum için nasıl artı değerler yaratabildiğim üzerine oldu. Herhalde idealist yönüm ve empati yeteneğim biraz fazla güçlü! Onun için BM gibi bir yerde çalışabildiğim için öncelikle kendimi çok şanslı, sonra da özellikle sorumlu hissediyorum. UNDP’deki hedefimiz sürdürülebilir insani gelişme. İnsanlar için sağlıklı, mutlu; gelecek nesiller için umut dolu bir yaşam hakkını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Eğer bu sürece bir katkım olabilmişse bence başarımın en önemli ölçütü bu.
Başarılı olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Başarılı olmak her şeyden önce insanın hedefleri ve vizyonu olmasına bağlı. Bu hedefler de ancak kendimizi ne kadar iyi tanırsak o kadar iyi belirlenebiliyor. Eğitim çok önemli. Ama bu sadece okulda ne öğrendiğimize değil, ailemizden gördüğümüz değerlere, aldığımız görgü ve terbiyeye de bağlı. Aynı zamanda, kimse tek başına her şeyi yapamaz. Hepimizin arkasında güçlü ekipler var. Lider olarak başarımız birlikte çalıştığımız kişilere nasıl saygı gösterdiğimize, onları nasıl motive edip daha yüksek hedeflere hep birlikte erişebileceğimize bağlı. İş hayatım boyunca iyi örneklerden olduğu kadar, gördüğüm hatalardan da birikim edindim. Son olarak da, üst düzeyimdeki kişilerden de her zaman öğrenmeye gayret ettim. Tabii bir de çok çalışmak önemli!
Hayatınızda bundan sonra neler planlıyorsunuz?
Şimdiki görevimden müthiş zevk alıyorum. Sorumlu olduğum bölgedeki ülkelerin büyük bir kısmı, belirttiğim gibi, orta gelirli. Ama bu demek değildir ki bütün sorunları çözülmüş olsun. Aynı zamanda, bu ülkelerin küresel kalkınmaya katacakları büyük bilgi birikimleri var. Biz bu ülkeler arasındaki bilgi paylaşımını da kolaylaştırmaya ve onların katkılarını çoğaltmaya çalışıyoruz.
2012 yılında başlayan Sürdürülebilir Toplum Temelli Turizm projesi, Türkiye'de sürdürülebilir toplum temelli turizmin planlanması ve uygulanması için ulusal ve yerel kapasitelerin geliştirilmesini hedefliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ulusal kapsamda uygulanan bu girişimin, çeşitli turizm faaliyetlerine odaklanmak ve alternatif turizm girişimlerini ön plana çıkarmak suretiyle Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi için girdi sağlaması da planlanıyor.
Kemaliye ve Cumalıkızık
Proje; pilot alan olarak seçilen Kemaliye ve Cumalıkızık için sürdürülebilir toplum temelli turizme yönelik var olan yerel girişimlerin bir envanterini yapacak, sonrasında ise başarılı örnekleri tekrarlamak ve edinilen deneyimler ışığında harekete geçmek için önerilerde bulunacak.
Bu yaklaşım, sadece turizme odaklanmakla kalmayacak aynı zamanda rekabet edebilirlik, değer zinciri, sürdürülebilirlik ve yeşil iş faaliyetleri ile yerinden yönetim ve kapasite geliştirme çalışmalarını sisteme dâhil edecek.
Sürdürülebilir Toplum Temelli Turizm nedir?
Sürdürülebilir Toplum Temelli Turizm, yerel doğal ve kültürel değerler üzerine kurulmuş, bu değerleri hem koruyan hem de başta kadın ve dezavantajlı nüfus olmak üzere yöre halkının bu değerlerden ekonomik fayda sağlayacağı bir turizm türü olarak tanımlanabilir.
UNDP Türkiye ve Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında 2007 yılından bu yana, yerel ekonomik kalkınmaya yönelik turizmin çeşitli dallarına odaklanmış, uzun soluklu bir ortaklık bulunuyor. Bu ortaklık çerçevesinde turizmin gelişmesi ve destinasyonların pazarlanması konusunda birçok proje gerçekleştirildi.
Sera Gazı Emisyon Projeksiyonları Uzman Grubu Çalışması toplantısı 27-28 Temmuz’da Ankara’da yapıldı.
Toplantı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğinde yürütülen Türkiye tarafından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında Sunulacak İlk İki Yıllık Raporun Hazırlanmasına Destek projesi kapsamında düzenlendi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar başkanlığında düzenlenen toplantıya iklim değişikliği alanında sorumluluk sahibi 17 kurum ve kuruluştan toplam 53 temsilci katıldı.
İklim değişikliği kapsamında uluslararası müzakerelerde 2020 yılı sonrasına yönelik yeni anlaşmanın hazırlıkları devam ederken, tüm ülkelerin 2020 yılı sonrasına yönelik Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılarını (INDCs) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryasına sunmaları bekleniyor.
Bu bağlamda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TÜBİTAK-MAM işbirliğinde yürütülen İklim Değişikliği 6. Ulusal Bildirimi’nin Hazırlanması projesi kapsamında geliştirilen “sera gazı emisyonu projeksiyonları ile sektörel azaltım potansiyelleri ve maliyet analizleri” çalışması toplantı katılımcısı uzman grupların görüşlerine sunuldu.
Söz konusu çalışmanın uzman grupların görüşleri doğrultusunda güncellenmesine karar verilmesiyle sonuçlanan toplantıda Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılara (INDCs) ilişkin de değerlendirme yapıldı.
Tüm ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin etkin katılımıyla gerçekleştirilen ve yoğun çalışmalara ev sahipliği eden toplantı; Türkiye’nin katkısının Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryasının belirlediği formatta hazırlanması sürecinde ve Paris 2015 İklim Zirvesi’ne giden yolda önemli bir mihenk taşı olarak değerlendirildi.
2015 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 2000 yılında Binyıl Bildirgesi'nde belirtilen sekiz hedefin gerçekleştirilmesi için dünya çapında gösterilen 15 yıllık çabanın bazı eksikliklere rağmen büyük oranda başarılı olduğunu belirtiyor.
Raporda sunulan veri ve analizlere göre hedeflenmiş müdahalelerle, doğru stratejilerle, yeterli kaynaklarla ve siyasi iradeyle en yoksul kesimler bile çarpıcı ve daha önce eşi benzeri görülmemiş ilerlemeler gösterebilir.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon raporla ilgili şunları söyledi: “Temel ve istikrarlı kazanımlardan sonra artık aşırı yoksulluğun bir sonraki nesil ile birlikte yok edilebileceğini biliyoruz. Binyıl Kalkınma Hedefleri bu ilerlemeye çok büyük katkı sağladı ve bizlere hükümetlerin, şirketlerin ve sivil toplumun dönüşümsel atılımları gerçekleştirmek için nasıl beraber çalışabileceğini öğretti.”
Hedefler ve amaçlar işe yarıyor
Binyıl Kalkınma Hedefleri raporu, hedef belirlemenin milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarabileceğinin, kadınları ve kızları güçlendirebileceğinin, sağlık ve refahı geliştirebileceğinin ve daha iyi hayatlar için kapsamlı yeni fırsatlar yaratabileceğinin kanıtlandığını gösteriyor.
Sadece yirmi yıl önce, gelişmekte olan ülkelerin neredeyse yarısı aşırı yoksulluk içinde yaşıyordu. 1990’da 1.9 milyar olan aşırı yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı yarı yarıya azalarak 2015’te 836 milyona düştü.
Çoğu ülkede Binyıl Kalkınma Hedeflerinin ve ilkokullarda cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesinden beri, okula kaydolan öğrenciler arasındaki cinsiyet eşitliğinde önemli ilerlemelere tanıklık edildi.
Artık daha fazla kız çocuğu okula gidiyor ve 20 yıldır toplanan verilere göre 174 ülkenin yaklaşık yüzde 90’ında parlamentolarda daha çok kadın yer alıyor. Mecliste yer alan kadınların ortalama oranı aynı dönemde neredeyse ikiye katlandı.
5 yaşından küçük çocukların ölüm oranı 1990’da 1000 doğum başına 90 ölüm iken bu oran 43 ölüme düştü. Anne ölümlerindeki oranlarda da dünya genelinde yüzde 45’lik bir düşüş görüldü ve bu alanda en büyük düşüş 2000 yılından itibaren yaşanmaya başlandı.
HIV/AIDS ve sıtma gibi hastalıklarla savaşmak için öngörülen yatırımlar benzeri görülmemiş sonuçlar getirdi. 2000 ve 2015 yılları arasında 6.2 milyonun üzerinde sıtma ölümüne engel olundu ve tüberküloz önleme, teşhis ve tedavi müdahaleleri de 2000 ve 2013 yılları arasında tahmini 37 milyon hayatı kurtardı.
Dünya genelinde 2.1 milyar insan iyileştirilmiş sağlık hizmetlerine erişim kazandı ve açık alanda dışkılama oranı 1990’dan beri yaklaşık yarıya azaldı.
Gelişmiş ülkelerden gelen resmi kalkınma yardımları 2000’den 2014’e gerçek anlamda yüzde 66 arttı ve 135.2 milyar dolara ulaştı.
Eşitsizlikler devam ediyor
Rapor dünya genelinde Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin çoğu için önemli kazanımlar elde edildiğinin altını çiziyor fakat, aynı zamanda, bu ilerlemenin çok büyük eksiklikler bırakarak her bölge ve ülkede eşit olmadığının altını çiziyor. Kırılgan ve çatışmalardan etkilenmiş ülkeler tipik olarak en yüksek yoksulluk oranlarına sahip ve çatışmalar insani gelişmenin önündeki en büyük tehdit olmaya devam ediyor.
Daha fazla kadının mecliste temsil edilmesine ve daha çok kız çocuğunun okula gitmesine rağmen toplumsal cinsiyet eşitsizliği hala devam ediyor. Kadınlar çalışma hayatına, maddi kaynaklara ve özel hayatta ve kamu hayatında karar alma süreçlerine erişimde ayrımcılıklarla karşılaşıyor.
Binyıl Kalkınma Hedefleri ile kaydedilen müthiş ilerlemelere rağmen, yaklaşık 800 milyon insan hala aşırı yoksulluk ve açlık içinde yaşıyor. En yoksul yüzde 20’lik dilimde yer alan ailelerin çocuklarının gelişimi, en zengin yüzde 20’lik dilimde yer alan ailelerin çocuklarından iki kat daha fazla engelleniyor ve dört katı oranında da okula gidemiyor. Çatışmadan etkilenen ülkelerde, okula gidemeyen çocukların oranı 1999 yılında yüzde 30 iken bu oran 2012 yılında yüzde 36 oldu.
Çevre anlamında da küresel karbondioksit salımı 1990’dan beri yüzde 50 arttı ve su kıtlığı şu anda tüm dünyada insanların yüzde 40’ını etkiliyor ve etkilenen insan sayısının da giderek artması bekleniyor.
Yeni Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi
Dünya liderleri Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni takip edecek iddialı ve uzun vadeli bir sürdürülebilirlik gündemi için çağrıda bulundu.
Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin başarısına ve hızına dayanan yeni küresel hedefler eşitsizlik, ekonomik büyüme, insana yakışır işler, şehirler ve insan yerleşimleri, sanayileşme, enerji, iklim değişikliği, sürdürülebilir tüketim ve üretim, barış ve adaletle ilgili iddialı hedeflerle taze bir zemin oluşturacak.
[BAGLANTILAR]
Bu kapsamda yürütülen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Artırılması projesi çeşitli platformlarda tanıtıldı.
ICCI 2015 21. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Arttırılması Projesi ve Harran Üniversitesi GAP-YENEV Merkezi, 6-8 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen ICCI 2015 21. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı'nda tanıtıldı.
Fuar alanında kurulan standı ziyaret eden özel sektör ve üniversite temsilcilerine yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği pilot projeleri hakkında bilgiler aktarıldı ve işbirliği olanakları değerlendirildi.
Güneş enerjili pilot sulama uygulamaları İtalya'da düzenlenen FAO toplantısında sunuldu
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Arttırılması Projesi kapsamında kurulan pilot güneş enerjili sulama sistemleri, İtalya-Roma'da 27-29 Mayıs 2015 tarihlerinde Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından düzenlenen Gelişmekte Olan Ülkelerde Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Sistemlerinin Geleceği Çalıştayı'nda tanıtıldı.
Toplam 14 ülkenin temsilcilerinin yer aldığı çalıştayda, dünyanın farklı ülkelerinde pilot düzeyde ve endüstriyel ölçekte yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Çalıştay, sürdürülebilir ve yeşil tarım uygulamaları kapsamındaki uluslararası işbirliğinin arttırılması kararı ile sona erdi.
INTERSOLAR 2015 Uluslararası Güneş Enerjisi Fuar ve Konferansı'na çalışma gezisi düzenlendi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğinin Arttırılması Projesi'nin kurumsal kapasite arttırma bileşeni çerçevesinde, 10-12 Haziran 2015 tarihleri arasında Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen INTERSOLAR 2015 Uluslararası Güneş Enerjisi Fuar ve Konferansı'na bir çalışma gezisi düzenlendi.
Çalışma gezisinde Münih Solarpark Fahrenzhausen ve Krinner Q-Cells Solarpark güneş enerjisi tesisleri de ziyaret edildi.
Tüm ilanlar için buraya tıklayın.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Burak Erten Şahin, Deniz Tapan, Gözde Ata
© 2014 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.