Sayı: 80
Nelson Mandela, yaptığı büyük katkılarla milyarlarca insanın hayatına ve gönülüne dokundu.
Mandela, bütün hayatı boyunca ırkçılıkla savaştı; herkesin eğitime erişimi sağlamak için sürekli çabalarda bulundu ve bunların hepsini gerçekleştirirken gösterdiği sağlam inanç ve sonsuz çocuk sevgisi takdire değerdi.
Ben, 1995 yılında Birleşmiş Milletler’deki ilk görev yerim olan Tanzanya’da, Sayın Mandela ile tanışma fırsatı buldum. Onunla tanışmam, gençlik yıllarından beri hayran kaldığım ve kendime örnek aldığım bir kişinin bilgeliğinden ve irfanından yararlandığım tarifi imkansız bir deneyim oldu.
Nelson Mandela, cesaretin ve dürüstlüğün, direncin ve kararlılığın, hoşgörünün ve şefkatin ve her şeyden önemlisi bağışlayıcılığın ve uzlaşmanın sembolü oldu ve halen olmaya devam ediyor.
Özgürlük savaşçısı, siyasi tutuklu, uzlaştırıcı ve yeni kurulan bir ülkenin Başkanı olarak Mandela’nın yaşamı boyunca hayat tuvalinde bıraktığı izler; kalıcı, canlı, çok yönlü ve eşsizdir.
Mandela’nın yaşayan bir kahraman ve Birleşmiş Milletler'in benimsediği ve geliştirdiği en yüksek değerlerin yaşayan bir abidesi olduğu su götürmez bir gerçek. Çocuk haklarını yüreğinin hep yakınında tutan Mandela, her zaman insan merkezli ve haklar odaklı bir kalkınmanın destekçisi oldu. Bu sebeple Nelson Mandela, milyonlarca insan için eşsiz bir ilham kaynağıdır.
Ve Mandela’nın sosyal aktivizminden ilham alan dünyanın pek çok yerindeki milyonlarca insan, Nelson Mandela Günü’nde Mandela Günü etkinliklerinde yer aldı. Bir çocuğu eğitmek, aç olanı doyurmak, çevreyi önemsemek ve hastanelerde gönüllü çalışmak bu günün ruhunu yansıtan etkinliklerden sadece bir kaçı.
Tabii ki, Nelson Mandela’yı anmanın en güzel yolu kafalarımızı ve ellerimizi bir araya getirip bu dünyayı daha yaşanılır, daha sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesillere miras bıraktığımız dünyanın adil, huzurlu, refah ve daha eşitlikçi olduğundan emin olmaktır.
Bunu ancak her günü Mandela Günü gibi kutlayarak başarabiliriz.
* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü
Başkan Yardımcılığı görevine Şubat ayında Helen Clark tarafından atanan Cihan Sultanoğlu'nun Türkiye'deki ilk durağı Ankara idi.
Sultanoğlu Ankara’da, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AB Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Jean-Maurice Ripert, TİKA Başkanı Serdar Çam, ve AFAD Başkan Yardımcısı Mehmet Sinan Yıldız ile görüştü.
UNDP Başkan Yardımcısı Sultanoğlu, İstanbul temasları kapsamında ise BM Nüfus Fonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Werner Haug, UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktörü Simona Marinescu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Ülke Direktörü Michael Davey, Visa Europe Bölge Direktörü Berna Ülman, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Beyazıt ve Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl ile bir araya geldi.
Cihan Sultanoğlu kimdir?
UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Cihan Sultanoğlu, son görevi öncesinde UNDP Yönetim Bürosu’nda İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev almaktaydı.
Cihan Sultanoğlu 2007-2010 arasında UNDP’de Başkan Yardımcı Vekili ve Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Ofisi Direktör Yardımcısı olarak görev almıştı.
2000-2007 arasında Litvanya ve Belarus’ta BM Mukim Koordinatörü ve UNDP Mukim Temsilcisi olarak görev alan Sultanoğlu 1995-2000 arasında ise Fas’ta UNDP Mukim Temsilci Yardımcısı olarak bulundu.
Cihan Sultanoğlu, İstanbul’daki Robert Lisesi’nin ardından lisans eğitimini iktisat alanında Barnard College’da, yüksek lisans eğitimini ise New York Columbia Üniversitesi’ndeki Uluslararası ve Kamu Çalışmaları Okulu’nda (SIPA) tamamladı.
Sultanoğlu, 1980 yılında New York Columbia Üniversitesi’nde başladığı kariyerine 1981 yılından bu BM sistemi içinde devam ediyor.
Kurulacak olan küresel merkezin temel önceliği, gelişmekte olan ülkelerin, sürdürülebilir sosyo-ekonomik kalkınmalarını sağlayacak etkili politikaları ve süreçleri belirleyebilmeleri, tasarlayabilmeleri ve uygulayabilmeleri için kapasitelerini güçlendirmek olacak.
Helen Clark; kurumun, düşünce kuruluşu ve üniversitelerde hazırlanan kaliteli araştırmaların toplanacağı ve Singapur’da yürütülmekte olan başarılı politika uygulamalarının da dâhil edileceği öncü bir araştırma merkezi olacağını belirtti.
Kurum’un, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması amacıyla kamusal hizmet kapasitesi üzerine tüm bilgi paylaşımının yapıldığı ve gerekli politikaların tasarlandığı küresel bir merkez olması için, UNDP’nin küresel kapsam ve ağlarıyla kuruma destek olması bekleniyor.
Bakan Lui Tuck Yew, Küresel Merkez’in kurulmasının Singapur ve UNDP arasındaki uzun süreli ve güçlü ilişkinin daha da derinleşmesini sağlayacağını belirtti.
Merkez, Singapur da dâhil olmak üzere gelişmekte olan ve diğer tüm ülkelere yardım etmek ve onların kamusal hizmet politikaları, stratejileri ve kurumlarını güçlendirmek için oluşan işbirlikçi çabayı temsil ediyor.
Belgesellerden ilki olan ve 2010 yılında “Doğanın Kanunu” kuşağı için hazırlanan “Küre: Doğaya Saygı” belgeseli Temmuz ayında 3 kez gösterildi.
Bu yayınlarla birlikte bu belgesel İZ TV’de 42 kez yayınlandı ve yaklaşık 500.000 kişiye ulaştı.
2011 yılı içinde “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” için HD kalitesinde hazırlanan ve oyuncu Hakan Gerçek tarafından sunulan “Yeşil Küre” belgeseli ise Temmuz ayında dört kez gösterildi.
Bu yayınlarla birlikte bu belgesel, İZ TV’de 56 kez yayınlandı ve yaklaşık 672 bin kişiye ulaştı.
Bu iki belgeselin dışında proje kapsamında ve İZ TV ortaklığında, 2011 yılında hazırlanan “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı”nın tüm bölümlerinin de gösterimi İZ TV ekranlarında devam ediyor. 2011 yılındaki ilk yayınından itibaren dokuz bölümlük seri, İZ TV’de toplam 491 kez yayınladı ve yaklaşık 5.9 milyon kişiye ulaştı.
“Küre: Doğa’ya Saygı” belgeseli hakkında detaylı bilgi ve tanıtım filmi için: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1253
“Yeşil Küre” belgeseli hakkında detaylı bilgi ve tanıtım filmi için: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1436
“9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” hakkında detaylı bilgi ve tanıtım filmleri için: http://www.iztv.com.tr/kusak.aspx?id=75
İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nin ilk yayını olan bu kitap, aynı zamanda Türkiye’deki sosyal girişimcilik üzerine UNDP Türkiye’nin ilk araştırması olma özelliği taşıyor.
Çalışmanın öne çıkan diğer bir özelliği de, yöntem olarak ‘vaka yazım atölyesi (case-writeshop)' tekniğinin uygulandığı ilk tematik araştırma olması.
Bu kitap, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Güney Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde "Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar" projesi arasında Şubat 2011’de imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde yürütülen çalışmanın bir sonucu olarak hazırlandı.
Kitabın bölümleri arasında sosyal girişimcilik ve kapsayıcı piyasalar arasındaki ilişki; Türkiye'de sosyal girişimciliğin durumu; KEDV (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) Gençtur, AYDER (Alternatif Yaşam Derneği), Buğday ve Çöp(m)adam’ın iş modelleri ve sorun analizleri ile bunlara çözüm önerileri yer almaktadır.
Kitapta bir bölüm de "vaka yazım atölyesi (case-writeshop)" yöntemini açıklamaktadır.
Bu kitabın amacı, Türkiye’de henüz hak ettiği yaygınlığa kavuşamamış olan sosyal girişimcilik kavramına dikkat çekmek, bu konu üzerindeki farkındalığı artırmak ve sosyal girişimciliği halka mal etmektir.
IICPSD müdürü Henry Jackelen sosyal girişimciliğin önemini şu sözlerle vurguladı: "21.yüzyılın on yıllık döneminde, sosyal girişimler ve girişimcilik her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bunun başlıca nedeni ise sosyal girişimlerin, (kar amacı güden) klasik girişim örneklerine ve girişimciliğe alternatif olarak, maddi kazanç sağlayarak, kendi kendine yetebilen örnekler olması."
Son olarak, İstanbul Bilgi Üniversitesi eski rektörü Prof. Aydın Uğur da çalışmayı şu şekilde tanıttı: "Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar Projesi, toplumsal sorunlara yönelik yeni ve yaratıcı bir çözüm doğrultusu önerirken, bir işe yarama azmine, yaratıcılık çoşkusuna ve diğer gönüllülerle dayanışma içerisinde çalışmaya olanak sunan ortak bir zemin hazırlamıştır. Adından da anlaşılacağı üzere ‘içermeyi’ ve dışarda bırakılanı kapsamayı hedefleyen ‘Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar’ girişiminin başarılı olması ve sürdürülebilir kılınması için, adil bir dünya özlemini içinde taşıyan herkesin katkısına ihtiyaç vardır."
Kitabın PDF versiyonuna ulaşmak için şu linki tıklayınız.
KTO ve BUTGEM işbirliğinin amacı, BUTGEM’in teknik uzmanlığını Kosova’ya aktarmak ve Kosova’daki mesleki eğitime yeni bir anlayış getirmek.
Bu sebeple, ilk adım olarak, yirmişer kişilik Kosovalı gruplar (19 öğrenci ve bir eğitmen) BUTGEM’de üçer aylık eğitimler alacak ve tüm paydaşları içeren bir kapasite geliştirme ve farkındalık yaratma, bu eğitimlerin temel amacı olacak.
Eğitimler mekatronikten makineye, tasarımdan talaşlı üretim ve temel bakım onarıma kadar birçok alanı kapsayacak.
Gelecekte, bu eğitimlere katılanların, Kosova’da kurulacak olan BUTGEM benzeri merkez için gerekli olan altyapıyı oluşturmaları bekleniyor.
İki taraf arasındaki anlaşma, Şubat ayındaki bir dizi toplantı sonucu ortaya çıkmış ve 29 Şubat 2012’de Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Meclis Başkanı ve BUTGEM Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Parseker , KTO Başkanı Safet Gerxhaliu, ve UNDP Kosova Daimi Temsilcisi Osnat Lubrani tarafından Priştina’da imzalanmıştı.
Protokol, kapsayıcı iş modellerini teşvik eden, Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Kapsayıcı Piyasalar İnsiyatifi (Growing Inclusive Markets Initiative (GIM) Eastern Europe and the Commonwealth of Independent States) girişimiyle gerçekleşti. Bu insiyatif, kapsayıcı iş modellerinin bölgesel ihtiyaçlarına cevap verebilmek amacıyla TİKA ile işbirliği içinde çalışan UNDP tarafından yönetiliyor.
"Potansiyelini Keşfet" projesi kapsamında 2012’nin ilk yarısında 12 bedensel engelli birey, özel bir eğitim programını tamamladılar ve şimdi uygun iş fırsatlarını bekliyorlar.
Eğitim programında, yaşam ve performans koçluğunu içeren kişisel gelişim eğitimleri, temel bilgisayar ve girişimciliğe giriş dersleri yer aldı.
Şirketler, ergtr.ep@hp.com ve mina.iky@gmail.com adreslerine e-posta göndererek proje ekibinden aradıkları özelliklere uygun özgeçmişleri kendileri ile paylaşmalarını isteyebiliyor.
Düşler Akademisi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da sergilediği üstün başarıyla 2012 Kurumsal Oyunlar İstanbul’un resmi bağış kurumu olarak seçildi.
Sosyal Sorumluluk Destek Kurumu olan Düşler Akademisi, öğrencileri ve gönüllüleriyle birlikte Kurumsal Oyunlar'da 6 farklı dalda (yüzme, dağ bisikleti, satranç, tenis, bowling ve koşu) “fair-play” ruhuyla yarışarak, dağ bisikletinde dördüncülük ve sekizincilik, yüzme dalında takım birinciliği alırken, satrançta üçüncülük madalyası almaya hak kazandı.
Düşler Akademisi yüzme dalında elde ettiği başarı ödülünü, takım birincileri için Anjelique’de düzenlenen özel bir davette aldı.
Düşler Akademisi, başarılarıyla, sanat ve sporun engel tanımadığını herkese anlatmaya devam edecek.
"Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi" projesi kapsamında Fethiye-Göcek ÖÇK Bölgesi’nde başlatılan çalışmalarda, yat, tekne, günübirlik tur yapan tekne ve gemi vb yüzer araçlardan kaynaklı kirliliğin önlenmesi için yapılması gerekenler değerlendiriliyor.
Bu amaçla yapılan “Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesinde Yüzer Araçlardan Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Çalışması” kapsamında, gemi kaynaklı kirlenmenin önlenmesi ile ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat incelendi ve proje alanında uygulanması değerlendirildi.
Bu amaçla; proje alanında gemi kaynaklı kirliliğin başlıca nedeni olan gezi tekneleri ve yatlardan kaynaklanan atıkların alınması ile ilgili uluslararası ve ulusal mevzuat detaylı değerlendirildi.
Koordinasyon sorunları ve çözüm önerileri
Gerçekleştirilen çalışmalarda Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesinin özellikleri ve hassasiyetleri temelinde altyapı ve uygulama sorunları ile çözüm önerileri üzerinde duruldu.
Bölgede gemi kaynaklı atıkların alınması konusunda koordinasyon sorunları ve çözüm önerileri de değerlendirildi.
Altyapı ihtiyaçları ve Eylem Planı
Gerçekleştirilen çalışmalarda, altyapı ihtiyaçları ve koordinasyon konusunda yapılması gereken faaliyetler bir eylem planı kapsamında listelendi.
Bu faaliyetlerin yerine getirilmesi için sorumlu ve ilgili kuruluşlar ile faaliyetlerin yerine getirilmesinde nihai süre de belirlendi. Konuyla ilgili raporun önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor.
Geriye kalan hedeflere ulaşmak ise, ancak hükümetlerin 10 yılı aşkın bir süre önce verdikleri sözlerden sapmamalarıyla mümkün.
Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu’na göre, yoksulluk eğilimlerinin gözlenmeye başlandığı ilk andan itibaren, bu oranların en yüksek olduğu Sahra altı Afrika bölgesi dâhil kalkınmakta olan her bölgede hem aşırı yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı hem de yoksulluk oranları düştü.
Ön araştırmalar gösteriyor ki 2010’da, günde 1.25 dolardan daha azıyla yaşayan insanların sayısı 1990’daki değerine göre yarıdan fazla azaldı.
Özünde, bu demek oluyor ki ilk Binyıl Kalkınma Hedefi, aşırı yoksulluk oranını 1990’daki seviyesine göre yarı yarıya azaltarak, küresel düzeyde daha 2015’e gelinmeden gerçekleştirildi.
Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu aynı zamanda başka bir başarıya dikkat çekiyor: iyileştirilmiş içme suyu kaynaklarına erişimi olmayan insan oranını 2010 yılında yarı yarıya indirmek.
İyileştirilmiş su kaynaklarını kullanan insan oranı 1990 yılında %76 iken, 2010’da borulu su sistemi ve korumalı kuyular yardımıyla iki milyardan fazla insanının iyileştirilmiş kaynaklara ulaşması sağlanarak, %89’a yükseltildi.
Aynı zamanda gelişmekte olan dünyada, şehirlerdeki gecekondularda ikamet eden insan sayısı 2000 yılında %39 iken, 2012 yılında %33’e düştü.
200 milyondan fazla insan ya iyileştirilmiş su kaynaklarına ve sağlık tesislerine ya da dayanıklı veya daha az kalabalık konutlara erişim sağladı.
Bu başarı, 2020’de ulaşılması beklenen en az 100 milyar gecekondu sakininin hayatını iyileştirme hedefine çok daha önceden ulaşıldığını gösteriyor.
Büyük bir başarı yakalanmış olsa da, Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, hedeflenen 2015 zaman sınırının hızla yaklaşmakta olduğu uyarısında bulundu ve üstün hedeflere ulaşmak için hükümetler, uluslararası toplum, sivil toplum ve özel sektörün katkılarını artırmaları gerektiğini belirtti.
Hedeflere yönelik bölgesel gelişmenin yıllık değerlendirmesi olan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 25 BM kuruluşu ve uluslararası kuruluş tarafından derlenen en kapsamlı ve güncel verileri yansıtıyor.
Bu rapor BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UNDESA) tarafından hazırlandı.
Raporun hazırlanmasında kullanılan verilerin tamamına http://mdgs.un.org adresinden ulaşabilirsiniz.
Daha fazla bilgi ve basın materyali için: www.un.org/millenniumgoals
Social Inclusion Band, Temmuz ayında, Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen One Love Festivali'nde ve 19. İstanbul Caz Festivali Tünel Şenliği kapsamında garajistanbul’da sahne aldı.
Grup, UNDP’nin de desteklediği Düşler Akademisi projesinin bir ürünü.
Düşler Akademisi, engelli ve sosyal olarak dezavantajlı konumda bulunan gençlerin sanat ve spor yoluyla toplumsal hayata tam ve eşit katılımını hedefleyen bir sosyal girişimcilik örneği. Social Inclusion Band ise akademide yetişen yetenekli gençlerin profesyonel müzisyenler ile bir araya gelerek oluşturduğu bir grup.
Social Inclusion Band, 2010’dan beri İstanbul Caz Festivali, Akbank Sanat Caz Festivali, Rock’n Coke, Efes One Love gibi pek çok festivalde ve Roxy, Ghetto, Babylon, garajistanbul ve Bostancı Gösteri Merkezi gibi birçok mekanda sahne aldı.
Topluluk, Cahit Berkay, Babazula, Bengü, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin ve Can Bonomo gibi birçok müzisyen ve grup ile de aynı sahneyi paylaştı.
Küre Dağları Milli Parkı, barındırdığı biyolojik çeşitlilik ile Avrupa’nın 100, Türkiye’nin dokuz orman sıcak noktasından biri. Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın 13. Pan Park sertifikalı milli parkı olan Küre Dağları Milli Parkı sahip olduğu doğal değerler ve sürdürülebilir turizm açısından dikkat çekiyor.
Küre Dağları Milli Parkı’ndaki çalışmalar; Orman ve Su İşleri Bakanlığı, UNDP Türkiye ve WWF-Türkiye işbirliğinde yürütülen GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında yapılıyor.
Komi Cumhuriyeti’nden gelen heyet, Küre Dağları Milli Parkı’na düzenledikleri ziyarette özellikle yöre halkıyla birlikte yürütülen eko-turizm uygulamaları, orman köylüleri, orman amenajman planları ve orman yangınlarıyla mücadele konularında bilgi aldı.
Türkiye’nin orman yangınları ile mücadele konusuna yaklaşımı, kullanılan yöntem ve araçlardan etkilenen heyet, bu kapsamda Türkiye ile geliştirilebilecek işbirliği olasılıklarını değerlendirmek istediğini belirtti.
Küre Dağları Milli Parkı’da gerçekleştirilen eko-turizm faaliyetlerinin dikkat çekici olduğunu belirten Rusya Federasyonu Doğal Kaynaklar ve Ekoloji Bakanlığı, Doğal Kaynakların Kullanımının Gözlemlenmesi Federal Servisi (Rosprirodnadzor) Komi Cumhuriyeti Birimi Başkanı Alexander Popov; “Milli parkta gerçekleştirilen turizm çalışmaları altyapı ve planlama açısından bir örnek teşkil ediyor. Komi Cumhuriyeti’nin güneyinde ormanların çevresinde yaşayanlar var ve orada Küre Dağları Milli Parkı’nda gerçekleştirilen programı uygulamak istiyoruz. Ormanda yaşayanlara buradaki uygulamalar adapte edilebilir” dedi.
Buna ek olarak iki ülke arasında orman yangınları ile mücadele ve orman amenajman planlarının hazırlanması konusunda işbirliğine gidilebileceğini dile getirdi.
Kasım 2011’de Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın başkanlığında bir heyet Komi Cumhuriyeti’ne giderek iklim değişikliği ve örnek sürdürülebilir orman yönetimi modelini incelemişti.
UNDP Türkiye’nin koordinasyonunda düzenlenen bu geziler ülkeler arası bilgi ve deneyim aktarımı açısından büyük önem taşıyor.
Kampanya, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve UNDP Türkiye ortaklığında Kasım 2011’de başlatılmıştı.
Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl Bölgesi Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformu tarafından yapılan toplantılarla devam eden kampanyanın temel amacı, yerel ve ulusal düzeyde duyarlılığı artırma ve Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki deneyimlerin paylaşılması.
Toplantıların ilki Malatya’da, Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl Bölgesi Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformu tarafından 5 Temmuz 2012 Perşembe günü Gümüşhane Kültür Merkezi’nde, ikincisi de 6 Temmuz 2012 Cuma günü Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Bu toplantılarla Platform, izlenecek strateji ve yapılacak olan faaliyetler dâhil “Daha Eşit ve Adil Bir Dünya İçin Yanımda Ol” temalı kampanyanın tanıtımını gerçekleştirdi.
Toplantılar aynı zamanda, Gümüşhane, Giresun, Trabzon, Artvin, Ordu Bölgesi özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin mevcut durum, ihtiyaçlar ve yapılan çalışmaların sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla tartışılması açısından da önemli bir fırsat oldu.
Bu bağlamda, Platform sabah ve öğleden sonra oturumları olmak üzere iki ayrı bölümde düzenlendi ve konuşmaları takiben kampanya stratejisi ve faaliyetlerinin tanıtımı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı tarafından yapıldı.
Toplantılarda, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin algı ve farkındalık düzeyinin belirlenmesi ve Kampanya faaliyetlerine girdi sağlaması amacıyla öğleden sonra oturumlarında tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı.
Dahası, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mekanizmasının bu konulardaki çalışmalarına ışık tutarak farklı kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonun güçlenmesine yönelik stratejiler geliştirildi.
İstanbul Bölgesi, Bursa Eskişehir Bilecik Bölgesi ve Balıkesir Çanakkale Bölgesi ile başlayan, Tokat Amasya Çorum Samsun Bölgesi ile devam eden Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı Kampanyası Bölge Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformları, 12 alt- bölge esasına göre düzenlenmeye devam edecek.
İnsan–ayı çatışmasının çözümüne yönelik stratejinin oluşturulması için 27 – 28 Haziran tarihlerinde Kastamonu’da düzenlenen çalıştaya, Orman ve Su İşleri Bakanlığı X. Bölge Müdürlüğü ve Türkiye’nin farklı bölgelerindeki Orman ve Su İşleri Bakanlığı bölge teşkilatı temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler olmak üzere 50 kişi katıldı.
Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında Dünya Hayvanları Koruma Derneği (WSPA) tarafından desteklenen ve Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü, WildCRU uzmanlarının katılımı ile gerçekleştirilen çalıştayın ilk gününde uzmanlar tarafından insan–ayı çatışmasının planlanması ve yönetimine yönelik uluslararası ve ulusal örnekler katılımcılarla paylaşıldı.
Sunumlardan sonra Türkiye ve bölgedeki çalışmalar ve çatışma yönetimi deneyimi farklı bölgelerden gelen katılımcılar tarafından anlatıldı. Küre Dağları Milli Parkı ve çevresinde insan–ayı çatışmasının çözümü yönetimi ile ilgili güçlü yanlar, zayıf yanlar, fırsatlar ve zorluklar belirlendi. Yönetim stratejisinin hedeflerinin belirlenmesi ile ilk gün sona erdi.
Çalıştayın ikinci gününde katılımcılar, araştırma ve izleme, kapasite geliştirme, eğitim ve bilinçlendirme, koruma ve yaban hayat yönetimi ile çatışma önleyici tedbirlerin uygulanması ve desteklenmesi başlıklarında eylem önerileri sunulması amacıyla dört ayrı grup halinde çalışmalar yaptı.
Bu grup çalışmaları sonucunda, ana amacı “Aynı çevreyi paylaşmak zorunda olan insan ve ayıların bu birliktelikten dolayı karşılaştıkları problemlerin belirlenmesi ve çözülmesi” olarak belirlenen Küre Dağları Milli Parkı ve çevresinde insan–ayı çatışmasının çözümüne yönelik yönetim stratejisi için eylem önerileri geliştirildi.
Bu bölümde, Doğu Anadolu’daki ekoturizm olanaklarından bahsedecek ve Erzurum Çoruh Vadisi’nden bir başarı hikâyesine tanık olacağız.
UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Doğu Anadolu’daki ekoturizm olanaklarından bahsedecek ve Erzurum Çoruh Vadisi’nden bir başarı hikâyesine tanık olacağız. Konuklarımız Atatürk Üniversitesi’nden İktisat Bölümü Öğretim Üyesi ve DATUR Projesi’nin danışmanı Prof. Erol ve DATUR Projesi Saha Yöneticisi Egemen Çakır. Hoşgeldiniz!
Erol Çakmak (Er.Ç.), Egemen Çakır (Eg.Ç.): : Hoşbulduk
UNDP Türkiye: Projenin tabii ki uzun yıllara dayanan bir arka planı ve hikâyesi var ancak ben öncelikle sondan başlamak istiyorum. Projeniz sayesinde geldiğiniz nokta nedir? Sizin proje bölgeniz olan Çoruh Vadisi’nde bir ekoturizm oluşmuş vaziyette mi?
Eg.Ç.: Evet, Çoruh Vadisi’nde ekoturizm olanaklarını oluşturduk. Şu anda hiçbir konaklama tesisi bulunmayan yerde yılda, gecelik 1000 kişi konaklamamız oluştu. Bu konuda da, gelen ziyaretçilerimiz de %100’e yakın memnuniyetle döndüler.
UNDP Türkiye: Çoğunlukla pansiyonlar değil mi?
Eg.Ç.: Aynen, ev pansiyonlarında kalıyorlar. İşte 2 oda, 3 oda, 5 oda, imkâna göre, evin durumuna göre insanlar evlerinde misafir ağırlıyorlar ve yerel kalkınmada bunu çok önemsiyoruz. Bunun yanında, günübirlik ziyaretçiler konusunda 30.000’lere varan günübirlik ziyaretçiler var Tortum Şelalesi’ne, Tortum Gölü’ne. Bu günübirlik ziyaretçiler için de yerel işletmelerde kapasite geliştirme konusunda eğitimler düzenlendi ve yerel işletmelerin imkânlarını genişletme konusunda çalışmalar yapıldı.
UNDP Türkiye: Hem kültürel değerler hem de doğal değerler ziyaretçileri çeken unsurlar burada değil mi? Siz, tabii Tortum Vadisi’nden, şelaleden söz ettiniz ama aynı zamanda kültürel değerler de var ki bunun da haritası çıkarılmış vaziyette.
Eg.Ç.: Evet, envanterlerimizde Öşvank Manastırı tarihi eserlerden, bunun yanında Haho Kilisesi, daha sonra tarihi camilerimiz var, onların restorasyonuna kadar yan çıktılarımız var. Bu konuda da çalışmalar hâlen daha devam ediyor. Broşürlerimizle, envanterlerimizle en son aşamada, şu an fuarlarda, yurtdışında tanıtma imkânları buluyoruz ve bu imkânları değerlendiriyoruz.
UNDP Türkiye: Bu durumda, şu anda oluşmuş olan bir sektörden, bir ekoturizm sektöründen söz etmek mümkün Çoruh Vadisi’nde. Hocam, size sormak istiyorum bu noktada, Sayın Erol Çakmak. Bu oluşan şeyin arka planından biraz bahsedelim. Nasıl ortaya çıktı? Bir harita çıkardınız, kaynaklarını ve ihtiyaçlarınızı tespit ettiniz herhâlde. Biraz ondan bahseder misiniz?
Er.Ç.: Pek tabii. Bütün bu anlatılanlar Doğu Anadolu Turizmini Geliştirme Projesi’nin çıktıları. Doğu Anadolu Turizmini Geliştirme Projesi kısa adıyla DATUR, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Efes Pilsen’in desteğiyle yürütülen bir insani gelişme projesi. Bu proje kapsamında, bir kere her şeyden önce alternatif turizmi geliştirmek, Çoruh Vadisi’ni alternatif turizm için bir varış alanı hâline getirerek bu yörede yaşayan insanların yaşam düzeylerini, yaşam kalitelerini yükseltmek hedefi var. Bu hedefe ulaşabilmek için, üç temel amaç edindik kendimize ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunduk. Bu amaçlardan ilki, bölgenin turizm zenginliklerini belirlemek, bunların envanterlerini çıkarmak. İkincisi, bu envanterlere dayalı olarak turizm ürünleri geliştirmek. Şöyle ifade edeyim, turizm bir hizmet sektörü olduğu için çok geniş bir hizmet ürünü skalası var. Bunların oluşturulabilmesi, yerelde kapasite geliştirmeyi, işgücü, bilgi ve beceri geliştirmeyi gerektiriyor. Yani insan sermayesini geliştirmek gerekiyor.
UNDP Türkiye: Buradan da aslında, böyle bir turizm projesine neden bir iktisatçının danışmak olarak seçildiğini anlamak mümkün. Aslında, bakış açısı turizm yoluyla kalkınmanın desteklenmesi.
Er.Ç.: Pek tabii, kesinlikle. Yerel ekonomik kalkınmaya yönelik bir proje bu. Tabii, bu proje hedefini gerçekleştirebilmek için aynı zamanda bölgenin tanıtılması gerekiyor idi. Bunun için, bilimsel olarak elde edilmiş bu envanterlere dayalı tanıtım materyalleri üretildi ve bölge, hedef kitlelere, hedef pazarlara tanıtıldı. Pek tabii, bunlar yetmezdi. Bu projenin sürdürülebilir olması için, her şeyden önce yerelde kapasite geliştirme, yerelde sahiplenme oluşturma ve daha sonra da bu projeleri sürdürebilecek yerel aktörleri hazırlamak gerekiyordu. Bu çerçevede, bu projenin temel stratejisi olarak, özellikle yereldeki ortaklarımızdan Uzundere Belediye –.
UNDP Türkiye: Bu proje bittiği zaman sürdürülebilir olması için yereldeki kaynakların ve kişilerin harekete geçirilmesi, sahiplenmesi sizler için çok önemli. Egemen Bey, size bu noktada dönmek istiyorum. Tabii ki bu proje, Doğu Anadolu Kalkınma Projesi’nin (DAKAP) bir devamı niteliğinde olarak da görülebilir. Çünkü onun 3 bileşeni vardı; kırsal kalkınma, turizm ve diğer bileşen vardı ve turizm konusunda böyle bir sonuç aslında, aynı zamanda bu projenin geri planına baktığımız zaman. Hoca biraz bahsetti; değerlerin tespiti, haritanın tespiti, kaynakların ve ihtiyaçların tespiti, daha sonra yerelde neler oldu? Uzundere İlçesi’nden bahsediyoruz burada özel olarak, Çoruh Vadisi dediğimiz zaman. Uzundere İlçesi’nde nasıl bir hareketlenme oldu? O eğitimlerden, o süreçten bahseder misiniz?
Eg.Ç.: Eğitimlerden en son gastronomi ve yerel gıdaları kapasite geliştirerek daha katma değeri yüksek bir şekilde değerlendirme söz konusuydu.
UNDP Türkiye: Oraya gidenlerin yerel lezzetleri tatması için oraya bir eğitim verilmesi gerekiyor tabii, değil mi?
Eg.Ç.: Aynen. Doğu Anadolu’da bir Akdeniz iklimi ve geçiş noktası olmasıyla yüksek kapasitede ürünlerin olması, bu bir kısım. Ondan sonra ev pansiyonculuğu çalışmalarında ve lokantalarda hijyen, ev pansiyonlarında temizlik ve bunun yanındaki işlerin nasıl yürüyeceğine dair eğitimler yapıldı. Kuş gözleminin önemiyle ilgili ve oradaki potansiyeli değerlendirmeyle ilgili insanlarda yerelde farkındalık eğitimleri yapıldı. Bunun yanında, seramik çalışmalarıyla ilgili eğitimler yapıldı. Yerelde hediyelik eşya hiç yoktu yöreye özgü. O yöreye özgü hediyelik eşyalar konusunda yerel motiflerin ve yerel ürünlerin üzerinde –
UNDP Türkiye: Motif olarak, dinleyenlerden oraya gidenler varsa biliyorlardır, oranın tabii kendine özgü yırtıcı kuşları var, değil mi? Neydi en önemlisi mesela bunlardan?
Eg.Ç.: Kaya kartalı.
UNDP Türkiye: Kaya kartalının motifini görebiliyoruz veya oradaki Öşvank Manastırı gibi, Gürcü kiliseleri gibi çeşitli motiflerin hediyelik eşyaya dönüşmüş seramiklerini görebiliyoruz. Seramik eğitimi de bu yüzden bu projenin içine dâhil edilmiş vaziyette. Hemen ben ortaklardan bahsedeyim Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın dışında, Kültür ve Turizm Bakanlığı elbette işin içinde, Efes Pilsen içinde ve sizin saha yöneticisi olduğunuz bölgede örneğin Uzundere Belediyesi gibi yerel ortaklar ve dernekler de bu işin içinde. Başka bölgeye özgü yaptığınız son zamanlardaki çalışmalardan da bahsedelim.
Eg.Ç.: Uzundere’de Uzkader derneği var, Uzundere Kadın Emeğini Değerlendirme derneği. Bunun yanında Uzetik diye yeni bir kooperatif kuruldu, belediyeyle birlikte sivil toplumun ve devletin hep bir arada yürüyeceği bir kalkınma modelini destekliyor ve sürdürülebilirlik olması açısından çalışmalar devam ediyor.
UNDP Türkiye: Sürdürülebilirlik dediniz, Erol Hoca size sormak istiyorum.
Er.Ç.: Her şeyden önce biz yerelde kapasite geliştirmeyi ve bu projeyle ilgili çalışmalar konusunda yerelde sahiplenme oluşturmayı hedef edinmiştik kendimize. Bütün eğitim çalışmalarımız, bütün çabalarımız yerelde kapasite geliştirmeyi hedefliyordu. Bunun için, başta Uzundere Belediyesi olmak üzere yerelde yer alan, yerel sivil toplum örgütleri, Uzundere Kadın Emeğini Değerlendirme Derneği, Uzundere Doğa Sporları Kulübü Derneği ve Uzundere Uzetik Kooperatifi gibi sivil toplum kuruluşlarını, ayrıca yine önemli kalkınma aktörleri olan Uzundere Kaymakamlığı, bütün bu kamu, özel sektör ve sivil toplumda kapasite oluşturduk. Bu oluşturduğumuz kapasitelerle bu kurumlar, kendi çabalarıyla ama bizim desteğimizle çeşitli finansman kaynaklarına projeler sunabildiler. Örneğin, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı’na toplamda 2 milyon TL’ye ulaşan çeşitli projeler sunuldu ve bunlar kabul edildi. Bunların bir kısmı uygulamaya konuldu, bir kısmı da uygulamaya konulacak.
UNDP Türkiye: Dolayısıyla DATUR Projesi bittiği zaman aslında başlatılan bu sinerji, Kalkınma Ajansı’ndan sağlanan bu kaynakla devam edecek. Şimdi oraya gittiğimizde artık trekking, rafting gibi sporları ve kuş gözlemi yapabiliyoruz. Yoksulluğu azaltmayı, bölgesel farklılığı gidermeyi turizm üzerinden yapmayı hedefleyen çok etkin bir projeden söz ettik bugün. DATUR Projesi’nin ayrıntılarına datur.com, coruhvadisi.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Konuklarım Prof. Erol Çakmak, Atatürk Üniversitesi’nden İktisat Bölümü Öğretim Üyesi ve DATUR Projesi Danışmanı, Egemen Çakır, Proje Saha Yöneticisiydi ve DATUR Projesi’nden biraz bahsetme olanağı bulduk. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı’nın da böylece sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu, Radyo İlef’te hazırladık. Programımızı FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!
Bu bölümde bundan bir sene önce faaliyete geçen UNDP’nin İstanbul’daki Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nden bahsedeceğiz.
UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde bundan bir sene önce faaliyete geçen UNDP’nin İstanbul’daki Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nden bahsedeceğiz. Bu merkez neden İstanbul’da kuruldu, neyi hedefliyor ve çalışmaları ne aşamada? Bu ve bu tarz soruları konuğumuz, UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcı Vekili ve ayrıca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Özel Sektör Program Yöneticisi Hansın Doğan ile konuşacağız.Hoşgeldiniz.
Hansın Doğan (H.D.): Hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Bu merkez, belli bir sürecin sonunda ortaya çıkan bir merkez. Küresel İlkeler Sözleşmesi ile başlayıp İstanbul’da noktalanan bir hikayeden söz ediyoruz. Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin kendi hikayesini ve onun Türkiye’ye yansımasını anlatarak başlayabilir miyiz?
H.D.: Küresel İlkeler Sözleşmesi bir yandan özel sektör çalışmalarını toparlayan stratejik bir yaklaşım. Bütün Birleşmiş Milletler’i ve kuruluşlarını bağlayan bir yapısı var. İlk tohumları 1999 yılında atılmış ki bu Kofi Annan’ın bireysel girişimi olarak da kabul edilir. Kendisi Davos zirvesinde ilk duyuruyu yapıyor ve Birleşmiş Milletler ile özel sektörün daha çok işbirliği yapması gerektiğini vurguluyor. Bununla ilgili gerekli hazırlık çalışmaları yapılıyor ve 2000 yılında da duyurusu yapılıyor.
UNDP Türkiye: Bu işbirliğinin aslında zeminini ve arka planını belirleyen bir ilkeler sözleşmesinden bahsediyoruz. Eğer bu ilkelere uyan, Birleşmiş Milletler ile uyumlu ilkelere sahip bir firma ya da kuruluş varsa onlarla beraber çalışma yapmak daha uygun hale geliyor.
H.D.: Aslında Birleşmiş Milletler’in misyonu gereği yapılması gereken bir takım işler var. 2000 yılında duyurusu yapılan sizlerin de bildiği gibi 8 hedeften oluşan Binyıl Kalkınma Hedefleri vardır. O ilkeler doğrultusunda, özellikle 8. hedef olan Küresel İşbirliği Hedefi ile de doğrudan bağlantılı. Amaç, orada yeryüzünde yaşanan kalkınma konularıyla ilgili herkesin topyekün çözüm arayışına girmesi ve eyleme geçmesi.
UNDP Türkiye: Hem özel sektörle uluslararası kuruluşların ve hükümetlerin hem de devletlerin kendi aralarında işbirliğini belirleyen Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin 8. Hedefinden söz ediyoruz. Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin bunun altına oturduğunun da altını çizmekte yarar var. İnsan hakları var, çalışma standartlarına yönelik ilkeler var, çevre var ve de yolsuzlukla mücadele ilkesi var. 1999’dan sonra Türkiye’ye yansıması nasıl oldu acaba?
H.D.: Türkiye’de hazırlık çalışmaları yayınlandıktan sonra 2002 yılında Türk İşveren Sendikaları konfederasyonu ile ortak bir lansman yapıldı ve o lansman kapsamında Kürsel İlkeler Sözleşmesi Türk iş dünyası ile paylaşılmış oldu. 2002 yılında TİSK işbirliği ile Türkiye’de lansman yapıldıktan sonra 50 tane işletme taahhütte imzayı koydu. Hızlı bir başlangıç oldu. 50 şirketin taahhütü ile birlikte Türkiye’de Küresel İlkeler Sözleşmesi anlayışının gelişmesi için birtakım çalışmalar başladı. Bunun neticesinde 2005 yılında UNDP Türkiye ofisi bir karar aldı. Operasyonları hızlandırmak ve zenginleştirmek için İstanbul’a bir ofis açmaya karar verdi. Sadece özel sektörle ilgili işleri yönetmek amacıyla bu ofisi 2005 yılında açtık. 2005 yılından itibaren ofisimiz Ulus’ta faaliyetine devam ediyor.
UNDP Türkiye: Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye’de nereden nereye kadar geldi? Ne kadar firma buna imza atmışken 2012’nin başında hangi noktadayız?
H.D.: Küresel İlkeler Sözleşmesi her şeyden önce bir platform. Hem özel sektörü birbiriyle buluşturan yani firmaları ve değişik sektörleri birbiriyle kaynaştıran hem de özel sektörü kamu ve sivil toplum ve üniversitelerle buluşturan bir platform. O açıdan baktığımız zaman her yıl düzenli olarak yapılan ulusal toplantılar ve sektör içi yapılan çalıştaylarla güzel etkileşimlerinin olduğunu görüyoruz. Özellikle ilaç ve otomotiv sektörüyle yapılmış ve bir takım sonuölar doğurmuş çalışmalar vardı. Tekstil sektörüyle keza çalışmalar oldu. Tabii bunların da projelere dönüştüğünü söylemek gerekiyor. Kamu-özel sektör işbirliği, sivil toplum uygulamacılığı, ve sahada yürüyen bu güzel çalışmalar bizim portföyümüzü doldurmaya başladı. Şu an itibariyle yaklaşık olarak 30 tane aktif olarak yürütülen proje var. Burada kamu sektörünü buluşturan ve kalkınma sorunlarına çözüm getiren 30 tane projeden bahsedebiliriz. O platformların bir ürünü olarak bu projeler işin uygulama yönünü oluşturmakta.
UNDP Türkiye: Onlarca firma bu sözleşmeyi imzaladı ve saydığınız miktarda firma da Birleşmiş Milletler ile iş birliği yaparak kalkınma projelerine dahil oluyor ki artık özel sektörün kalkınmadaki rolü inkar edilemez bir noktaya gelmiş vaziyette. Hatta uluslararası kuruluşlar da kendilerini buna göre uyarlamaya başladılar. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın özel sektörle işbirliğinden bahsettik. Herhalde bu süreç de sizi 2011 yılının Mart ayına getirdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye’de uluslararası bir merkez açtı. Bu uluslararası merkezin hedefi nedir ve bu merkez neyi amaçlıyor?
H.D.: Bu merkezi geçtiğimiz yılın Mart ayından Eminönü’nde açtık. Burada amaç, Türkiye’nin geçtiğimiz on yıl içerisinde kazandığı deneyimi paylaşması, uzmanlar havuzu oluşturmak ve UNDP’nin özel sektördeki çalışmalarında New York’tan bağımsız hale getirip sahaya indirip, daha hızlı bir momentum ile uygulamaya dönüştürebilmek. Merkez için tespit ve tayin edilmiş belli başlı çalışma konuları var. Bunlar UNDP’nin 2007 yılı özel sektör stratejilerini takip eden uygulamalar. Bir tanesi kapsayıcı pazarlar ile ilgili. Burada işletmelerin müşterilerine karşı yaklaşımını ele alan, müşterisi ile olan ilişkilerini geliştiren ve zenginleştiren bir takım politikalar söz konusu. Örnek vermem gerekirse dezavantajlı kesimden yoksulların, engellilerin şirketlerin sağladığı ürünlerden eşit şekilde yararlanmasını sağlayacak ortamları iyileştirmek. Aynı şekilde amaç, bu kişilerin üretime dahil olmasını ve istihdamını sağlamaktı.
UNDP Türkiye: Ana başlıklar altında faaliyetlerini sürdürüyor ancak üst başlık özel sektör ve kalkınma arasındaki İstanbuldaki uluslararası merkezin de katkısıyla o köprüyü oluşturmak. Başta sorduğum bir soru vardı; ‘Bu merkez neden İstanbul’da kuruldu?’ Bir kısmı belli bir ölçüde tahmin edilebilir. Türkiye’nin daha çok uluslararası organizasyona ev sahipliği yapma isteği ve bu konuda çeşitli fonların sağlanması. Elbette bunlar sebeplerinden birkaçı. Ancak Birleşmiş Milletler açısından da İstanbul’da bir merkez açmak için belirli sebepler vardı. Nedir bu sebepler?
H.D.: İstanbul’da bir merkez kurulmasının birkaç sebebi var. Birinci sebebini söylemiştim zaten, burada ciddi bir deneyim birikti ve bu deneyimin paylaşılması isteniyor. Daha önce bunu farklı kanallardan yapıyorduk. Ancak şimdi adı konmuş oldu ki burada stratejik bir yaklaşım söz konusu. Ayrıca bunu da geçtiğimiz yıllar içerisinde birçok ülkeyle yaptık ve uyguladık. Tabii bunun dışında İstanbul’un İstanbul olmaktan kaynaklanan kendine özgü özellikleri var. Kültürler arasında bir köprü ortamı, çok hızla gelişen bir dinamik ekonomik var ve birçok ülkenin örnek alıp takip etmeye çalıştığı uygulamaları var. Şimdiye kadar gelişmiş olan ülkeler sahip oldukları deneyimi gelişme olan ülkelerle paylaşıyorlardı. Türkiye’yi artık o noktada görüyoruz. Bunu bu şekilde kabul eden de birçok ülke var. Biz bu ortamdan yararlanarak, İstanbul’a böyle bir merkezin açılmasını sağladık ve o talebe de güzel bir şekilde hizmet sağlanıyor.
UNDP Türkiye: Tekrar ‘köprü’ konseptine geri döndük. Bu anlamda özel sektör ile kalkınma arasında bir köprü oluşuyor ve de İstanbul’un o doğu-batı kültürü arasındaki vazifesi köprü olarak görülüyor. Hatta sizin merkezin logosunda da köprü imajını görüyoruz; iicpsd.org adresinden merkezin amaçlarına ve hedeflerine ulaşabilirsiniz. Aradan bir sene geçti. Elbette bu çok kısa bir zaman özellikle isminin duyulması için. Ancak başlayan bazı projeler var. İsterseniz biraz da bu projelerden bahsedelim.
H.D.: Bizim merkezi kurmamızla beraber önümüzde çok önemli olan bir gündem maddesi vardı. En Az Gelişmiş Ülkeler Zirvesi ve bununla bağlantılı olan özel sektör bacağı vardı. O kapsamda birçok faaliyet yürüttük ve merkezde yan etkinlikler düzenledik. Koşullu para transferleri üzerine bir uluslarası toplantı söz konusu oldu. Bir donör koordinasyon toplantısı gerçekleştirdik. Bunun çıktılarını takip ediyoruz. Rotary ile güzel bir proje başlattık. İlk etapta Rotary International ile uygulamalarını hayata geçirdik. Türkiye’deki tüm Rotary kulüpleri Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne imza attı. Hem 10 ilkeye sadık olacakları konusunda taahhütte bulundular hem de kendi iletişim ağları üzerinden bu bilgiyi aktarmak istediklerini söylediler. Biz de bir eğitim programı başlattık. Rotary’den seçilmiş deneyimli yaklaşık 30 tane gönüllü eğitmene merkezimizde eğitmenler için olan eğitimi verip daha sonra bu kişilere aldıkları eğitimleri şehirlerde aktarmalarını sağlayan bir sistem oluşturduk.
UNDP Türkiye: Bu bahsettiğiniz de önemli bir projeydi. Girişim Akademisi adı altında yine teknik desteğe, araştırmaya ve eğitime odaklanan yeni bir projeniz olduğunu da belirtelim. Konuğumuz, UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcı Vekili ve ayrıca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Özel Sektör Program Yöneticisi Hansın Doğan idi. Çok teşekkür ediyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı” adı verilen bir kampanya hakkında konuşacağız.
UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı” adı verilen bir kampanya hakkında konuşacağız. Kasım 2011’de başlatılan bu kampanya çerçevesinde, şu ana kadar acaba neler yapıldı, bundan sonra neler yapılacak ve kampanyanın amacı nedir gibi soruları konuğumuzla konuşacağız. Bugünkü konuğumuz Kocaeli milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül.Hoşgeldiniz.
Azize Sibel Gönül (S.G.): Hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum.
UNDP Türkiye: Bu programın kaydına şu anda İstanbul’da sürmekte olan bir toplantıdan çıkıp katılıyorsunuz: “İstanbul Bölgesi Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformu”. Siz Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı kampanyasını Kasım 2011’de mecliste başlattınız. Aslında konuşmamıza bu kampanyadan söz ederek başlamamız iyi olabilir. Kampanyanın ismi ne anlama geliyor?
S.G.: Biliyorsunuz Binyıl Kalkınma Hedefleri 2015 yılını [hedefliyor]. [Bu da] Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı kampanyası. Bu UNDP ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bir kampanyadır. Bir yıl süresince devam edecek ve 1 milyon dolarlık ödeneği ve bütçesi olan bir kampanyadan söz ediyoruz. Bu kampanyamızın TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu koordinatörlüğünde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü, İçişleri Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Belediyeler Birliği ve son olarak da özellikle bu kampanyayla ilgili olan kalkınma ajansları bu proje ile ilgili bizlere katkı sağlayan ortaklarımız. Ayrıca UNDP de bize teknik desteği sağlayan çok önemli bir çalışma ortağımız.
UNDP Türkiye: Genel bir çerçeveyi aslında bu şekilde çizmiş oluyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde geri sayım başladı. Geri sayımdan kastettiğiniz de 2015 galiba.
S.G.: Evet 2015’i hedefledik ve bu projeyle birlikte cinsiyet eşitliğinde elverişli ortamların hazırlanmasını arzuluyoruz. Bu kampanya için bir slogan belirledik: “Daha adil bir dünya için yanımda ol”. Bu sloganla yola çıktık ve 25 Kasım 2011 tarihinde, UNDP’nin katkıları ile kampanyamızın bütün afişlerini, broşürlerini, cdlerini ve websitesini hazırlayarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon üyelerinin ve sayın meclis başkanımızın katıldığı bir programla basına kampanyamızı duyurduk. “Daha adil bir dünya için yanımda ol” dedik. Bu sloganla yola çıktık ve tanıtımını yaptıktan sonra çok güzel geri dönüşler almaya başladık. Çok kısa sürede kampanyamıza destek verecek kurumlar ortaya çıktı. Özellikle bunlardan birtanesinden size bahsetmek isterim. Bu yıl PTT, projemizin sloganını bütün posta pullarında kullanacak. Türkiye 2012 yılında “Daha adil bir dünya için yanımda ol” sloganını bütün posta hizmetlerinde görecek. Ayrıca, zarfların üzerindeki flamlar bu şekilde basılacak, PTT’nin tüm işyerlerinde bu kampanyanın afiş ve broşürleri yayınlanacak, ve bu yıl içerisinde PTT, evlere kampanya hakkında bilgi verecek ücretsiz el broşürlerini dağıtacak. Çalışmalarımız 25 Kasım’da kampanyaya başladığımızdan beri devam ediyor. Onun akabinde, kampanyamıza bir destek de kalkınma ajanslarından gelebilir şeklinde düşünmekteyiz. Çünkü kalkınma ajansları o bölgelerde kilit role sahip.
UNDP Türkiye: 26 ayrı bölgede faaliyet gösteriyor.
S.G.: Tabi 26 ayrı bölgede[ faaliyet gösteriyor]. Tabi istatistiksel bölge sınıflaması deniliyor. Ulusal kalkınma planı gereği hazırlanmış olan bu sınıflama ve bölgeleme aslında 12 alt bölge şeklinde planlanmış. Fakat bir bölgede 2 ajans da olabildiği için bazı bölgeler de 2 farklı ajansa da gitmek durumunda olabileceğiz. Dolayısıyla, 26 kalkınma ajans genel sekreterinin katılımı ile mecliste gerçekleştiğimiz bu toplantı çok verimli oldu. Yaptığımız bu toplantıların sonrasında komisyon üyeleri ve milletvekilleri olarak Türkiye’deki 12 alt bölge, alan, saha çalışması için sahaya inmeye karar verdik. Örneğin, İstanbul il olarak tek bir bölge oluşturmakta.
UNDP Türkiye: Yani İstanbul tek başına bir kalkınma bölgesi.
S.G.: Ama benim ilim Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova yani 5 ili kapsayan bir bölge, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) olarak geçiyor. Örneğin, Doğu Marmara’daki yapacağımız toplantıyı bu belirttiğim 5 ilin birinde yapacağız ve o kalkınma bölgesini kapsayan bütün illeri bu toplantıya davet edeceğiz. O bölgenin milletvekillerinden, seçilmişlerinden, atanmışlarından, akademisyenlerinden, sivil toplum kuruluşlarından, ve kalkınma ajanslarından insanları biraraya getireceğiz. Tüm kurumlar burada, karar vericiler ve kararı uygulayanlar eşliğinde konu ile ilgili koordinasyonu, konu hakkında nelerin yapıldığı ve daha nelerin yapılması gerektiğini konuşacak. Dolayısıyla, bu toplantılar hem kampanyanın tanıtımının yapılması ve toplumsal farkındalığın ortaya çıkması, hem de yapılan çalışmaların sorgulanması adına çok önem arzetmektedir.
UNDP Türkiye: Aslında siz göreve biraz hızlı başladınız. 2011’in 2. yarısı itibariyle sayın Güldal Akşit’ten Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığı görevini devraldınız. Bu kampanya ile çalışmalarınıza hızlı bir şekilde başladınız. Programımızın başında, işin operasyon tarafından söz ettik. İşin biraz da arka planından bahsetmek iyi olabilir. Hangi sorunlar ön plana çıkıyor ve bu sorunlar nasıl tespit ediliyor? Sonuç olarak, size göre bu süreç bizi nereye götürecek?
S.G.: Sürece baktığımız zaman, kadın erkek eşitliği sadece ülkemizde değil tüm dünyada uzun, erimli bir çaba ve gayret gerektiren bir süreç. Dolayısıyla, bu alan sürekli çalışma gerektiren bir alan. Toplumsal yapı içerisindeki cinsiyetçi değer ve yargıların kadınların sosyal yaşamında, ve gündelik yaşam pratiklerinin içerisinde, mevcut yasalardan yararlanmalarında birtakım engeller oluşturabiliyor. Dolayısıyla, bu pratikleri de araziye gittiğimizde görme şansı buluyoruz. Öbür tarafta, hukuki zemini ne kadar güçlendirirsek güçlendirelim, bu hakların hayata geçmeme durumunda yani uygulamada sorunlar olduğunda yaygınlaştırmak pek te mümkün olmuyor. Bu sebepten ötürü, arazide, zeminde ne tür sorunlar var, bunları görmemiz gerekiyor ki çözüm üretebilesiniz. Bu noktada, bu kampanya sayesinde belirttiğimiz alanda yapılan saha çalışmasının yine hem yerel hem bölgesel hem de ulusal düzeyde yürütülen bir farkındalığın ve bilincin oluşmasına katkı sağlayacağımıa inanıyoruz. Bu noktada, hem komisyon üyesi arkadaşlarımız hem de UNDP’deki arkadaşlarımız gerçekten çok özverili ve gayretli bir şekilde çalışıyorlar. Ben, özellikle bugün İstanbul’da yapılan ilk toplantıda aldığımız verilerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İlerde toplantıları hangi formatta yapacağımız ve orada neleri göreceğimiz çok önemli. Yukarıdan ana politikalar olacak ama o ana politikaların tabana yayılması konusunda, tabandan bir şeylerin harekete geçirilerek yukarı doğru çıkmasının çok daha kalıcı ve iz bırakıcı olduğunu düşünüyoruz.
UNDP Türkiye: Sonuçların hem yerel hem bölgesel hem de ulusal düzeyde politikalara dahil edilmesinden bahsettiniz. Biz de hemen bu programı 27 Ocak’ta kaydettiğimizi vurgulayalım. İstanbul bölgesi ile başlıyorsunuz. 12 bölge esasına göre birçok il ve bölge dolaşılacak. Şubat ve Martta Mardin ve Malatya illeri ile devam ediyorsunuz. Tabi, buradan çıkacak olan sonuçlar da Ankara’ya götürülecek ve Ankara’dan da çıkacak bir sonuç olması gerekiyor.
S.G.: Buradan çıkacak sonuçları, bakanlıklara ve kurumlara ileteceğiz. 1 yıl sürecek bu kampanya süresince en az 12 ili muhakkak gezmek istiyoruz. 2013’ün başına kadar bu tur devam edecek. Sizin de az önce saydığınız gibi Şubat ayında Mardin, Mart ayında Malatya sonra Tokat ve ardından batı illeri ile devam edeceğiz. En az 12 ili daha sonrasında belki İstanbul’un Anadolu yakasında bir toplantı organize edilebilir. Başlangıç toplantısını burada yaptığımız gibi belki kapanış ve final toplantısını da yine burada Anadolu yakasında yapabiliriz. Dolayısıyla süreç bu şekilde devam edecek.
UNDP Türkiye: Sayın Gönül ile, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı“ projesinın nasıl başladığı ve bu kapsamda neler yapıldığı hakkında konuştuk. Ancak daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Sayın Gönül, programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Bugünkü konuğumuz Kocaeli milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül’dü. Kendisi ile Kasım 2011’de başlayan ve 2013’ün başına kadar devem edecek olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı isimli kampanyadan bahsettik. Konu ile ilgilenenler websitesinden bilgi alabilirler. Bu şekilde programımızı noktalayabiliriz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde kadın dostu kentlerden söz edeceğiz.
UNDP Türkiye: Merhaba Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde kadın dostu kentlerden söz edeceğiz. Kadın dostu kent ne demek, Türkiye’de hangi kentler kadın dostudur? Bunları konuğumuz Kadın Dostu Kentler Proje Koordinatörü Zeynep Başarankut ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.
Zeynep Başarankut (Z.B.): Hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Öncelikle, projenin de temelini oluşturan bir tanım ile başlamak isterim. Kadın dostu kent ne demektir?
Z.B.: Kadın dostu kent dediğimizde, bir kentte verilen tüm hizmetlerde, ulaşım, güvenlik gibi belediyenin de sağladığı ve karar alma mekanizmalarına katılım gibi hizmetlerden kadının katılımını kastediyoruz. Tüm bu sağlanan imkanlardan kadınların da erkeklerle aynı seviyede faydalanmasını hedefleyen kentler, “kadın dostu”.
UNDP Türkiye: Aslında kavramsal olarak havada uçuşan pek çok şeyin yerelde günlük hayatı etkileyen boyuta uyarlanması ve kişilerin kadın, erkek olarak eşit derecede yararlanmasını hedefleyen bir projedir.
Z.B.: Evet, aynı şekilde düşünüyorum.
UNDP Türkiye: Notlarıma baktığım zaman, projenin 2006’da başlatılmış ve 2010 senesine kadar sürdüğünü söyleyebilirim. Bu projenin 1. aşaması varmış ve siz şimdi 2. aşamasına başlıyorsunuz. 2011 Nisan ayından itibaren 8-9 ay geçti ve artık 2012’nin başındayız. Sizin projeniz 2013’e kadar devam edecek. Projenize şimdiye kadar hangi kentler dahil oldu acaba?
Z.B.: Sizin de belirtmiş olduğunuz gibi, 2006-2010 yılları arasında öncelikle İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’da bu projeyi yürüttük. 2010’a geldiğimizde, Kadın Dostu Kentler listesine girmek isteyen birçok yeni kent vardı sırada.
UNDP Türkiye: Nasıl bu isteklerini dile getirdiler, projeden ve sonuçlarından haberdar olarak mı?
Z.B.: Biraz önce bahsettiğimiz hizmetlerin erkekler ve kadınlar tarafından aynı düzeyde yararlanmasını sağlamakla beraber aslında ulusal çapta yürütülen birçok projenin yerelde uygulanmasını sağlayan ilk proje. Proje ortağımızın İçişleri Bakanlığı olması ve projenin başarılı olmasının neticesinde birçok valilik ve belediye bu başarının kendi illerine de yansımasını istedi. Dolayısıyla, 6 ildeki projeyi tamamladığımızda elimizde yaklaşık olarak 15-20 ili kapsayan bir liste vardı. 2011 yılında İçişleri Bakanlığı ile projeyi tekrar başlatma kararı aldık. Projeyi iki tane ihtisaslaşmış Birleşmiş Milletler Kuruluşu ile yürütüyoruz. Projenin mali katkısını İsveç Hükümeti; İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı sağlıyor.
UNDP Türkiye: Toparlamak gerekirse, projenin içinde İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve finansman tarafında da İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı var. Projenin 1. aşamasından itibaren, belirttiğim ortaklar bu projeyi yürütüyorlar. Peki bu proje ile aranıza katılan yeni iller hangileri acaba?
Z.B.: İlk 6 ilin ardından Antalya, Bursa, Gaziantep, Malatya, Mardin ve Samsun illeri projeye katıldı. İlleri nasıl seçtiğimizi açıklamak gerekirse, özellikle bu illerdeki yerel kurumların; valiliklerin ve belediyelerin istekliliği çok önemli. Fakat kadın örgütlerinin de bu konuda istekli olması ve kapasitelerinin olması çok önem arz etmektedir. Projenin içinde yerel kadınların ihtiyaçlarını temsilen, kadın örgütlerinin çok önemli bir rolü var.
UNDP Türkiye: Bu ilk başta saydığımız 4 ortağın dışında işin içine yerel yönetimleri de katmak gerekiyor. Yereldeki sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla bu çok boyutlu ve çok ortaklı bir proje oldu. Proje, kentin sunduğu ekonomik, siyasi fırsatlardan kentte yaşayan herkesin eşit bir biçimde yaşayabileceği kadın dostu bir kent yaratmayı hedefliyor. İsterseniz bunu biraz açalım. Kadın dostu kent nasıl yaratılıyor? Bu işin ilk ayağı nasıl başlatılıyor ve nasıl sonuçlanıyor?
Z.B.: Kadın dostu kentler için ilk aşamada denenen, geliştirilen ve başarılı olan model aslında 3 tane ayağa sahip. Bunlardan bir tanesi Kadın Hakları Koordinasyon Kurulu. Bu kurul, ildeki bütün karar vericileri ve de hizmeti talep eden grubu, yani kadınları, kadın örgütleri üzerinden bir araya getirerek önce ildeki ihtiyacı tespit ediyor. Ardından, bir ildeki kaynaklar kullanılarak bir yerel eşit eylem planı oluşturuyor.
UNDP Türkiye: Bir anlamda sorunları baştan tespit edip, öncelik vererek bir eylem planı oluşturmaktan bahsediyoruz.
Z.B.: Tabii bu eylem planının bir özelliği de Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün ve CEDAW yani kadına karşı her türlü cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele ulusal eylem planının yereldeki yansıması. Dolayısıyla o eylem planında bulunan 7 ana hedef ve bunun içinde de güvenlik, şiddetle mücadele gibi başlıklar var. Bunun yereldeki uygulaması tabii yereldeki ihtiyaçlara göre oluyor.
UNDP Türkiye: Peki ismini duyduğumuz Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü oluşumunun ve CEDAW gibi Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin yereldeki uygulaması bizim hayatımızı nasıl etkileyecek? Kadınlar Trabzon’da, Kars’ta, İzmir’de, Gaziantep’te ne gibi sorunlarla karşı karşıyalar? Tabii ki bunlar tespit edilerek hayata geçirilecek. İkinci aşamaya 2011’in ilk yarısında başladınız. İlk aşaması, tespit edilmiş bir eylem planı oluşturulması vesaire. 2012 yılında neler olacak ve öngörülen hangi çözüm önerileri hayata geçecek?
Z.B.: 2011’den çok kısaca bahsedeyim. Bu iller aramıza katıldıktan sonra, biraz önce bahsettiğim kurullar oluşturuldu. Bu kurullara destek verecek bütün üyeler, kurum ve kuruluşlarda eşitlik sorumluları görevlendirildi. Bunun dışında yerelde iki il genel meclisimiz var. İl meclisi ve belediye meclisi gibi. Bunların içinde de eşitlik komisyonları oluşturuldu. Bu yapı, daha önce de belirttiğim gibi hem ihtiyacı tespit ediyor hem de eylem planını ortaya koyuyor. Fakat kendi içinde her kurum, konuyu oluşturmak ve bütçe ayırmak için görevlendiriyor. Dolayısıyla siz yerelde görev sağlayan bütün resmi kurumları bir taahhüt altına aldığınızda, kadın örgütlerinin de desteği ile gelişme sağlayacaksınız. Onlar ulaşımla ilgili program yaptıklarında, bunun kadınlara ulaşıp ulaşamadığını yerel eylem planından önce bildikleri için onunla ilgili iyileştirmeler yapacaklar. Ayrıca istihdam ile ilgili sıkıntılar varsa bunun önüne geçen problemlerin ne olduğu belirlenebilir, mesleki eğitim çalışmaları yapılabilir, işyeri açılması gibi hizmetler açılabilir. Güvenlikle ve şiddetle ilgili bir yükselme varsa sığınma evinin açılması ve acil yardımların oluşturulması bunlara verilebilecek diğer örnekler.
UNDP Türkiye: Yani o ilde kadına yönelik şiddetin artması gibi bir eğilim ya da güvenlik problemi varsa o konuya yoğunlaşmaktan bahsediyoruz. Çocuklar meselesi, ulaştırma, ulaşım gibi önemli konu başlıkları gibi, yönetimlerdeki her türlü temsil, istihdam ve diğer konular da aslında sizin alanınıza giriyor. Çok boyutlu ama yerele uygulanmış bir proje. Şimdi biraz da Birleşmiş Milletler’in bu iş içindeki rolünden söz edelim. Çünkü siz projenin o tarafını temsil ediyorsunuz; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve BM Kalkınma Programı bu işin içinde. Bu açıdan baktığımız zaman Birleşmiş Milletler’in bu konuya bakış açısı ve bu işin içinde yer almasının nedenini açıklar mısınız?
Z.B.: Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler toplumsal cinsiyet ayrımcılığının çözülmesi konusunda çok uzun senelerdir Türkiye’de çalışıyor. Hem merkezdeki kurumlarla ve ulusal kadın örgütleriyle çalışıyor hem de yerelde çalışmalar yapıyor. Bugüne kadar biriktirdiğimiz tecrübeyi Birleşmiş Milletler kurumu ve iki uzman ile yerele kaydırmayı istedik. Zaten temel Binyıl Kalkınma Hedefleri içinde de toplumsal ve kadın-erkek eşitliğini sağlamak yer almaktadır.
UNDP Türkiye: Bu altı yeni il ne zaman kadın dostu kent olacak?
Z.B.: Umuyorum ki, 2013’ün ortasına geldiğimizde 12 yeni ili bu gruba dahil etmiş olacağız.
UNDP Türkiye: İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’dan sonra sizin bu projeniz sayesinde şimdi de Antalya, Bursa, Gaziantep, Malatya, Mardin ve Samsun da kadın dostu kentler oluyor. Katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Kadın Dostu Kentler projesinin Proje Koordinatörü Zeynep Başarankut bugünkü konuğumuzdu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Aşağıdaki linkten iş ilanlarımıza ulaşabilirsiniz:
Tüm Ilanlar
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Gizem Tezyürek
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Deniz Tapan, Neşe Çakır, Yıldıray Lise
© 2012 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Duygu Demirdöven
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Deniz Tapan, Neşe Çakır, Yıldıray Lise
© 2012 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.