Sayı: 74
Birkaç isim vermek gerekirse, yüzyıllar boyunca heyecan verici geçici yolculukları esnasında bıraktıkları ayak izleriyle, Anadolu’nun zengin coğrafyasını ve çeşitlilik gösteren iklimini süslemiş olan Hititler, Frigyalılar, Urartular, Likyalılar, İonyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar mirasın zengin bir şekilde intikalini temsil etmekte.
Dünyada çok az sayıda yer, medeniyetlerin böylesine zengin bir şekilde birbirini izlemesine tanıklık etmiş ve böylesine büyük maddi ve manevi bir kültür hazinesine sahip olmuştur.
Türkiye’de, günümüzde yaklaşık 60.000 adet anıtsal yapı, 75.000 parça kültürel miras, 82.000 sit alanı ve 2.8 milyon taşınabilir miras varlığı kayıtlı durumda.
Büyüleyici güzellikteki doğal harikaların görüntüsü, ekosistem ve biyosistemlerin çeşitliliği ile bu kültürel mirasa daha fazla bolluk ve zenginlik katıyor.
Bu rakamların çoğu da Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.
Türkiye, 2010 yılında 28.6 milyondan fazla uluslararası turist çekerek 20.8 milyar dolar turizm geliri sağladı.
Ülkedeki turizm, geniş ölçüde, çeşitli tarihi yerler ile Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarındaki yazlık tatil alanlarına odaklanmış durumda.
Popüler bir varış noktası
Son yıllarda Türkiye aynı zamanda, kültür, kaplıca ve sağlık hizmetleri turizmi olarak da beğenilen bir adres haline geldi.
Ancak kültürel mirasını korumak, “yeşil işler” yaratmak ve farklı piyasa kesimlerinin taleplerini karşılayabilecek geniş yelpazedeki ürünler vasıtasıyla kapsayıcı çevre dostu büyümeye girişmek için sözkonusu büyük turizm potansiyelinden, sürdürülebilir bir zeminde tamamıyle faydalanma gereksinimi bulunuyor.
Sürdürülebilir turizmi gerçekleştirmek için ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel boyutlar tamamiyle ve ayrılmaz bir biçimde bütünleştirilmeli.
Sürdürülebilir turizmin teşviki için tüm paydaşlar arasında, benzer şekilde, tahsis edilmiş kaynaklara, yolundan sapmayan politik liderliğe ve güçlü ortaklığa gereksinim var.
Bizler, Ocak ayının sonunda, İspanya’nın Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne Ulaşma Fonu ile desteklenen “Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İttifakı” BM Ortak Programı çerçevesinde, turizmin sürdürülebilir yönlerine ilişkin diyaloğun geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayan Sürdürülebilir Turizm Konferansı’nda ortaklarımızla bir araya geldik.
Önemli bir örnek
Ve Türk Hükümeti şimdi ülkedeki büyük turizm potansiyelinden tamamiyle faydalanmayı taahhüt ediyor.
Bu bağlamda “Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İttifakı” Birleşmiş Milletler Ortak Programı’ndan söz etmek isterim.
Bu programa ilişkin dikkat çeken bazı başarılar şunlar: Eğitim ve kapasite geliştirme; gelir elde etme ve istihdam yaratma; maddi ve manevi kültürel mirasın korunması ve haritalandırılması; turizm stratejilerinin oluşturulması ve çocukların Kars’ın emsalsiz ve nadide kültürel varlıkları hakkında farkındalığının artırılması.
Sanırım geçen üç yıllık uygulama süresince BM Ortak Programı’nın Kars’a sağladığı katkı, “sürdürülebilir turizm”e giden bu yolda önemli bir örnek oluşturmayı başarmıştır.
* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü
20-22 Haziran tarihlerinde Brezilya’da düzenlenecek olan Rio+20 Zirvesi’nde BM üyesi ülkeler, yeşil ekonomi ile sürdürülebilir kalkınma konusunda yol gösterici olabilecek örneklerin sunumunu yapacak.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu, bu örneklerin yeşil ekonomi fikrini desteklemelerini ve ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda olumlu etki sağlamış olmalarını bekliyor.
Türkiye’nin Rio+20 Zirvesi için hazırlıkları Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda yürütülüyor. UNDP de bu süreçte bakanlığa teknik destek sağlıyor.
En İyi Uygulamalar başvuru rehberi şu adreste yer alıyor.
Rio+20 öncesi yerel diyalog
Rio+20 için Türkiye genelindeki yerel diyalog toplantıları da başladı. Toplantılar Şubat ayı içinda Antakya, Gaziantep ve Samsun’da sürecek.
Türkiye’nin Rio+20 hazırlıkları ile ilgili gelişmeler şu adresten takip edilebiliyor.
Rio+20’nin “Sıfır taslağı”da “Amaçladığımız Gelecek” başlığı ile yayımlandı. Bu taslağa ise şu adresten ulaşılabiliyor.
Yeni Sürdürülebilirlik Raporu
Bu arada BM Genel Sekreteri’nin Üst Düzey Küresel Sürdürülebilirlik Paneli, Ocak ayı içinde sürdürülebilirlik konulu raporunu açıkladı.
Rapor, Güçlü İnsanlar, Güçlü Gezegen: Seçmeye Değer bir Gelecek başlığını taşıyor.
Rapor şu adresten de indirilebiliyor.
Rio+20 hakkında en çok sorulan sorulara yanıtlar ise şuradaki broşürde yer alıyor.
[BAGLANTILAR]
Depremler sonrası Türk hükümetinin yayımladığı çağrının ardından başlatılan uluslararası acil yardım çabalarının bir parçası olan bu yeni kaynak, UNDP’nin Van’da planladığı yardım faaliyetleri için kullanılacak.
UNDP Van’daki depremzedelere yardım amacıyla, kadınlara danışmanlık hizmeti verecek bir toplum merkezi kurmayı planlıyor.
Mali kaynak ayrıca, gelecekteki muhtemel gelir getirici faaliyetlerin tespiti için depremden etkilenen kadınlara yönelik bir sosyoekonomik değerlendirme yapılması ve yerel yetkililerin kadınları deprem sonrası normalleşme sürecine dahil etme kapasitelerinin güçlendirilmesi amacıyla da kullanılacak.
Türk hükümetinin yaptığı çağrı sonrasında ülkede yerleşik BM kuruluşları, ilk depremin meydana geldiği Ekim ayından bu yana Van’daki depremzedelere yardım temin ediyor.
Şu ana kadar sağlanan katkı, sosyo-psikolojik destek, acil barınma yardımı ile okul ve çocuk rekreasyon birimi olarak da kullanılan prefabrike konteynerlerin temin edilmesini kapsamıştı.
Depremzedeler yararına uluslararası toplum tarafından Van Valiliği’nin kullanımı için tahsis edilen (ve 20 Aralık 2011 itibariyle farklı kaynaklarca Türkiye’deki BM Mukim Koordinasyon Ofisi’ne bildirilmiş olan) insani yardımın bir listesi şu adreste bulunabilir: http://www.un.org.tr/int.html
Ziyarete Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Mukim Temsilcisi Shahid Najam ile BM Çocuk Fonu UNICEF ve Uluslararası Göç Örgütü IOM temsilcileri katıldı.
Burada Kızılay yetkililerine, BM ve IOM heyeti tarafından 5 bin yorgan, 2,500 katlanır yatak, bin plastik masa, 2 bin plastik sandalye teslim edildi.
Heyet, Van kent merkezinde depremzedelerin barındıkları çadır ve konteyner kentlerde incelemelerde bulunduktan sonra Vali Münir Karaloğlu'nu ziyaret etti.
Vali Karaloğlu, depremden sonra Van'a ayni yardım gönderen BM ve UNICEF yetkililerine teşekkür ederek, UNİCEF'le birlikte bağışçıların katkılarıyla yaptıkları iki anaokulunun hem eğitim, hem de öğretmenlerin barınma mekanı olarak kullanıldığını bildirdi.
Depremler ve büyük afetlerin uluslararası yakınlaşmayı ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade eden Karaloğlu, Van depremi nedeniyle hem ulusal hem de uluslararası dayanışmanın çok güzel örneklerini gördüklerini söyledi.
BM Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam ise acıları paylaşmak için Van'a geldiklerini belirterek, iki büyük yıkıcı depremin ardında Van Valiliğinin hızlı çalışmalarını takdirle izlediklerini söyledi.
Ocak ayı sonunda Üst Düzey Küresel Sürdürülebilirlik Paneli tarafından Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da BM Genel Sekreteri'ne sunulan raporda, liderlerin, insanlar ve dünyanın uzun vadeli geleceği konusunda her zamankinden daha fazla odaklanması gerektiği vurgulanıyor.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen ve Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma ortak başkanlığındaki 22 üyeli panel, 2010 yılının Ağustos ayında BM Genel Sekreteri tarafından sürdürülebilir kalkınma ve düşük karbon refahı konusunda yeni ve ayrıntılı bir plan oluşturmak üzere kurulmuştu.
"Güçlü İnsan, Güçlü Gezegen: Seçmeye Değer bir Gelecek" başlıklı raporda sürdürülebilir kalkınmayı uygulama ve ekonomik politikaların esası haline getirme konusunda 56 farklı öneri yer alıyor.
"Güçlü İnsan, Güçlü Gelecek" raporu ekonomik faaliyetler ölçülür ve fiyatlandırılarken sosyal ve çevresel maliyetlerin de dikkate alınmasını istiyor.
Rapor, bir yandan geleneksel Gayrisafi Milli Hasıla yaklaşımından öte sürdürülebilir kalkınma göstergeleri belirlenmesi için çağrı yaparken, diğer yandan da hükümetlere küresel canlanmayı sağlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri geliştirip uygulamaları tavsiyesinde bulunuyor.
Rapor, sürdürülebilirlik konularında bilimin esas rehber olmasının öneminin de altını çiziyor.
Raporda Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Görünümü raporunun düzenli olarak yayınlanması için Genel Sekreter'den çalışmalara yön vermesi, bir Bilim Danışma Kurulu kurması ya da Bilim Danışmanı atamayı düşünmesi isteniyor.
Üst düzey panelin raporu Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına ve Brezilya'da Haziran ayında toplanacak Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı hazırlıklarına önemli bir katkı sağlıyor.
Rapora http://www.un.org/gsp adresinden ulaşılabiliyor.
[BAGLANTILAR]
Ocak ayı sonunda Üst Düzey Küresel Sürdürülebilirlik Paneli tarafından Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da BM Genel Sekreteri'ne sunulan raporda, liderlerin, insanlar ve dünyanın uzun vadeli geleceği konusunda her zamankinden daha fazla odaklanması gerektiği vurgulanıyor.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen ve Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma ortak başkanlığındaki 22 üyeli panel, 2010 yılının Ağustos ayında BM Genel Sekreteri tarafından sürdürülebilir kalkınma ve düşük karbon refahı konusunda yeni ve ayrıntılı bir plan oluşturmak üzere kurulmuştu.
"Güçlü İnsan, Güçlü Gezegen: Seçmeye Değer bir Gelecek" başlıklı raporda sürdürülebilir kalkınmayı uygulama ve ekonomik politikaların esası haline getirme konusunda 56 farklı öneri yer alıyor.
"Güçlü İnsan, Güçlü Gelecek" raporu ekonomik faaliyetler ölçülür ve fiyatlandırılarken sosyal ve çevresel maliyetlerin de dikkate alınmasını istiyor.
Rapor, bir yandan geleneksel Gayrisafi Milli Hasıla yaklaşımından öte sürdürülebilir kalkınma göstergeleri belirlenmesi için çağrı yaparken, diğer yandan da hükümetlere küresel canlanmayı sağlayacak Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri geliştirip uygulamaları tavsiyesinde bulunuyor.
Rapor, sürdürülebilirlik konularında bilimin esas rehber olmasının öneminin de altını çiziyor.
Raporda Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Görünümü raporunun düzenli olarak yayınlanması için Genel Sekreter'den çalışmalara yön vermesi, bir Bilim Danışma Kurulu kurması ya da Bilim Danışmanı atamayı düşünmesi isteniyor.
Üst düzey panelin raporu Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına ve Brezilya'da Haziran ayında toplanacak Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı hazırlıklarına önemli bir katkı sağlıyor.
Rapora http://www.un.org/gsp adresinden ulaşılabiliyor.
Düşler Akademisi dans atölyesi öğrencileri de grubun şarkılarına dans gösterisi ile eşlik etti.
2009’da kurulan Social Inclusıon Band yaz boyunca Rock’n Coke, Efes One Love, İKSV ve Akbank Caz gibi Türkiye’nin en önemli festivallerinde sahne almıştı.
Grup İstanbul Beyoğlu’nda bulunan performans mekanı Babylon’da her ay şarkılarını seslendirmeye devam edecek.
Social Inclusıon Band, sanatın ve müziğin engel tanımayan gücünü herkese göstermek amacıyla kurulmuştu.
Topluluk, UNDP’nin de katkıda bulunduğu bir proje olan Düşler Akademisi’nin ürünü.
Bir sonraki konser 27 Şubat’ta yine Babylon’da olacak. Topluluğun konser biletleri Biletix ve Babylon gişelerinden temin edilebiliyor.
Düşler Akademisi Hakkında
Düşler Akademisi, engelli ve sosyal dezavantajlı gençlerin sosyal hayata katılımını ve meslek edinmelerini desteklemek için Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Kalkınma Bakanlığı tarafından ortaklaşa geliştirilen ve Türkiye Vodafone Vakfı’ndan sağlanan proje hibesiyle hayata geçirilen bir proje.
Düşler Akademisi, yerel yönetimler (Ataşehir, Beşiktaş ve Kadıköy Belediyeleri) tarafından tahsis edilen mekânlarda eğitimlerini düzenliyor.
Engelli ve sosyal yönden dezavantajlı gençlere konusunda uzman eğitmenler tarafından ücretsiz olarak kültür ve sanat eğitimlerinin verildiği uluslararası bir sosyal sorumluluk projesi olan Düşler Akademisi, ritim, dans, drama, film, fotoğraf, DJ, enstrüman, resim ve tasarım atölyelerinden oluşuyor.
2009 Altın Pusula, 2011 This is Social Innovation ödüllerini kazanan proje, 2011’de ayrıca UNDP’nin sosyal kapsayıcılık konulu raporunda örnek proje olarak yer aldı.
[BAGLANTILAR]
3. Ulusal Enerji verimliliği Forumu ve Fuarı’nda bir araya gelen Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu ve UNDP Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Programı Yöneticisi Dr. Katalin Zaim, Arçelik standını birlikte gezdi.
Çevre konusunda başarılı çalışmalara imza atan Arçelik ve UNDP, bu vesileyle ortaklıklarını da duyurdu.
Arçelik A.Ş.’nin kendi teknolojisiyle geliştirdiği ve ürettiği, yüksek enerji verimliliğine sahip ürünlerle farklı ülkelerdeki tüketicilerin hizmetinde olduğunu dile getiren Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, şirket olarak sahip oldukları teknoloji, verimli üretim tesisleri, donanımlı insan gücü ve güçlü markalarıyla dünyanın en önemli beyaz eşya sektörü temsilcisi olduklarını vurguladı.
UNDP Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Programı Yöneticisi Dr. Katalin Zaim; “Birleşmiş Milletler’in küresel kalkınma ağı olan UNDP ülkelere bilgi, deneyim ve kaynak aktararak insanların daha iyi bir yaşam kurmalarını sağlamaya, dolayısıyla güçlü bireyler güçlü toplumlar oluşturmaya çalışıyor. UNDP olarak, Türkiye’de 50 yılı aşkın bir süredir faaliyette bulunuyoruz. Türkiye’nin kalkınma çabalarına pratik çözümlerle destek olabilmek amacıyla hükümet, özel sektör, STKlar ve üniversiteler ile yakın işbirliği içinde çalışıyor ve ortaklıklar geliştirerek projeler yürütüyoruz” dedi.
Konferansta 16-26 yaş arası lise ve üniversite öğrencileri temsil ettikleri ülkeler hakkında araştırma yapıyor, global sorunları inceliyor, olası çözümler hakkında diğer katılımcılar ile diplomasi yürüterek müzakerelere katılıyor.
Model Birleşmiş Milletler Derneği tarafından yürütülen organizasyonun bir amacı da Model Birleşmiş Milletler'i yaygınlaştırmak.
Ayrıntılı bilgi ve başvuru için info@muntr.org ve www.muntr.org adreslerine başvurulabiliyor.
Düşler Akademisi ve British Council sanat yoluyla İngilizce öğretiminde işbirliği yapacak. Düşler Akademisi ayrıca Yoga Academy ile yogayı da atölyelerine katıyor.
Düşler Akademisi 2008’den bu yana sosyal dezavantajlı ve engelli gençler için eşit ve erişilebilir fırsatlar yaratarak katılımcı bir yaklaşımla onları toplumda üreten bireyler haline getiren uluslararası bir sosyal sorumluluk projesi.
Düşler Akademisi engelli ve sosyal dezavantajlı bireylere farklı sanat dallarından atölyelerde ücretsiz eğitim imkânı sunuyor.
Düşler Akademisi yeni eğitim dönemi
Gönüllü ve Eğitmenler için "Gönüllülük ve Engelliye doğru yaklaşım eğitimi" 4 ve 5 Şubat 2012 Cumartesi ve Pazar saat 10:00’da Düşler Akademisi Batı Ataşehir merkez binasında başladı.
Düşler Akademisi, enstrüman, resim, drama, dans, ritim, pilates atölyelerinde çalışmak isteyen yeni gönüllü eğitmenlere de çağrıda bulundu.
Düşler Akademisi yeni dönem öncesi Açık Kapı Etkinliği; 11 Şubat ‘ta Batı Ataşehir merkez binasında ve Etiler Dilek Sabancı Parkı atölyesinde düzenlenecek.
Katılım için bu linkten başvuru yapılabiliyor.
Düşler Akademisi Hakkında:
Düşler Akademisi, engelli ve sosyal dezavantajlı gençlerin sosyal hayata katılımını ve meslek edinmelerini desteklemek için Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Kalkınma Bakanlığı tarafından ortaklaşa geliştirilen ve Türkiye Vodafone Vakfı’ndan sağlanan proje hibesiyle hayata geçirilen bir proje.
Düşler Akademisi, yerel yönetimler (Ataşehir, Beşiktaş ve Kadıköy Belediyeleri) tarafından tahsis edilen mekânlarda eğitimlerini düzenliyor.
Engelli ve sosyal yönden dezavantajlı gençlere konusunda uzman eğitmenler tarafından ücretsiz olarak kültür ve sanat eğitimlerinin verildiği uluslararası bir sosyal sorumluluk projesi olan Düşler Akademisi, ritim, dans, drama, film, fotoğraf, DJ, enstrüman, resim ve tasarım atölyelerinden oluşuyor.
2009 Altın Pusula, 2011 This is Social Innovation ödüllerini kazanan proje, 2011’de ayrıca UNDP’nin sosyal kapsayıcılık konulu raporunda örnek proje olarak yer aldı.
[BAGLANTILAR]
Kasım 2011’de TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından tanıtımı yapılan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı Kampanyası” kapsamında düzenlenen İstanbul Bölgesi Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformu, yerel ve ulusal düzeyde farkındalık yaratılmasını ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki deneyimlerin paylaşılmasını hedeflemekteydi.
Bu bağlamda Platform yerel aktörlere, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mekanizmasının yasama ayağı olarak kabul edilen Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun Başkanı ve üyeleriyle biraraya gelme ve toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi konularında ihtiyaç ve önerileri paylaşma fırsatı tanıdı.
Platform kapsamında TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül’ün tanıttığı kampanya, Türkiye genelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması yolunda karşılaşılan şu zorluklar üzerine yoğunlaşacak:
1. Toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik bilgi ve algının düşük olması,
2. Toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik yerleşmiş güçlü önyargıların varlığı,
3. Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik uygulayıcılar arasındaki bilgi ve algının düşük olması,
4. Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik geliştirilen plan ve programların başarılı bir şekilde uygulanmasının önümnde engel teşkil eden, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında ve sivil toplum ile koordinasyon ve işbirliği eksikliği.
Strateji
Gönül, yerel ve ulusal düzeyde kampanyanın tanıtımı ve toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin toplum ve ilgili kuruluşlar nezdinde farkındalığın arttırılması amacıyla benzer platformların 12 Alt Bölgede gerçekleştirileceğini belirtti.
Gönül, bu bağlamda medya kuruluşları, yerel yönetimler, kalkınma ajansları ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve akademisyenlerin desteğinin önemini vurguladı.
İzlenecek strateji ve gerçekleştirilecek olan faaliyetler dâhil “Daha Adil Bir Dünya İçin Yanımda Ol” temalı Kampanyanın tanıtımına katkı sağlayacak olan Platform, İstanbul Bölgesi özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin mevcut durum, ihtiyaçlar ve yapılan çalışmaların sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla tartışılması açısından da önemli bir fırsat olarak nitelendiriliyor.
Açılış konuşmaları ve Kampanyanın tanıtımını takiben, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve aynı Komisyonun Başkan Yardımcıları AKP Milletvekili Öznur Çalık ve CHP Milletvekili Binnaz Toprak’ın kolaylaştırıcılığı aracılığıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin şu yönleri katılımcıların katılımıyla tartışmaya açıldı:
• Toplumsal cinsiyet eşitliğinden ne anlıyoruz? İstanbul’da hizmet sunumu yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak ne gibi çalışmalar yapılmaktadır ve bu çalışamaların kurumsallaştırılabilmesi için ne gibi adımlar atılmalıdır?
• İstanbul bölgesi özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılmasına yönelik karşılaşılan engeller ve fırsatlar nelerdir?
• TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan kurum ve kuruluşlar arasındaki etkin koordinasyon ve bilgi akışının güçlendirilmesine ilişkin ne gibi adımlar atılmalıdır?
Tartışmalar sonucunda elde edilen çıktılar
• Yerel yönetimlerde kadının etkin katılımını sağlamaya yönelik gerekli önlemler alınmalı ve kadın konseylerine özel önem verilmeli,
• Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği güçlendirilmeli,
• Yerel ve ulusal düzeyde kadının karar alma süreçlerinde temsiliyeti geliştirilmeli,
• Toplumsal cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlanabilmesi amacıyla erkeklerin desteği ve etkin katkısı elzemdir,
• Kamu kurumlarında personel atama ve terfilerinde dengenin sağlanabilmesi amacıyla özel hedefler belirlenmeli,
• Kamu ve özel sektörde kadınlar ve erkeklere eşit eğitim imkanı sağlanmalı,
• Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gerekli finansal ve insan kaynağı hazır edilmeli.
Çayırlı Kuru Fasulye Üreticileri Birliği’nin projesi, eş finansman hibe desteği ile hayata geçirildi.
Tesis, Sivas-Erzincan Kalkınma Projesi kapsamında Erzincan İli Kuru Fasulye Stratejik Yatırım Planı çerçevesinde kuruldu.
Günde beş ton kapasiteli ve 466.239 lira tutarındaki tesis için, Üreticiler Birliği’ne 266.369 lira hibe desteği verildi.
Tesiste, şu ana kadar toplam 130 bin kilo kuru fasulye, eleme ve boylama işleminden sonra 25 kiloluk çuvallara paketlendi.
Yörede üretilen kuru fasulyenin, modern tarım makineleri ile üretimini sağlamak amacıyla, 115 çiftçi tarafından satın alınan tarımsal aletler için hibe desteği de sağlandı.
Kadın istihdamı
Birlik yönetimince daimi olarak bir kadın işletme yöneticisi, bir de makine teknisyeni istihdam edilen yeni tesiste ayrıca 22 kadın mevsimlik işçi de çalıştırılıyor.
İşçiler, valilik kanalıyla Türkiye İş Kurumu’ndan (İŞKUR) paketleme ve pazarlama eğitimi aldılar.
Bölgede işlenmemiş kuru fasulyenin kilogram fiyatı 3-3,5 lira iken, tesis kanalıyla işlenen ürün, kilogramı 5,5-6 liradan İstanbul ve Bursa gibi illere pazarlanıyor.
Büyük bakliyat firmalarına pazarlanan kuru fasulye, bu firmalar aracılığı ile supermarket zincirlerinde tüketime sunuluyor.
Farklı bir kuru fasulye
Erzincan-Çayırlı “battal” kuru fasulye türü, kabuksuz ve kolay pişiyor, ayrıca beş yıl süre ile saklanabiliyor.
Sivas-Erzincan Kalkınma Projesi, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, UNDP’nin teknik desteği ile yürütülüyor.
Projenin finansmanı ise Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ile Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) tarafından karşılanıyor.
30 - 31 Ocak günlerinde düzenlenen konferans Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İçin İttifaklar Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nın desteği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile düzenlendi.
Türkiye’den ve dünyadan turizmin çeşitli alanlarından uzmanların ve sektör temsilcilerinin katıldığı konferansta Türkiye’de ve dünyada sürdürülebilir turizm kavramı ve eğilimler, toplum temelli turizm ve yerel ortaklıklar, turizm- çevre ilişkisi ve kalkınma ajanslarının sürdürülebilir turizm içindeki yeri gibi konular ele alındı.
Açılışı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam tarafından yapılan konferansa Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kuruluşlarından temsilcilerin yanı sıra, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Delegasyonu, çeşitli il ve ilçelerden yerel yönetim ve özel sektör temsilcileri, bölgesel kalkınma ajansları ve turizm sektör birlikleri ve derneklerinden temsilciler katıldı.
150’den fazla katılımcının yer aldığı konferansta Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz havzasındaki ülkeler başta olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde başarı kazanmış iyi örnekler, karşılaşılan sorunlar ve geliştirilen çözüm önerileri paylaşıldı.
Bir atölye çalışması ile devamı gelecek olan Sürdürülebilir Turizm Konferasınsı’nda ele alınan başlıklarla ilgili sunum ve elde edilen sonuçları içeren bir doküman da yakında kamuoyu ile paylaşılacak.
2008 yılından bu yana Kars ilinde turizm sektörünü harekete geçirmek amacıyla ilin kültür, kış ve doğa turizmi potansiyeline yönelik kapasite geliştirme çalışmalarını yürüten Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nın ulusal yürütücüsü Kültür ve Turizm Bakanlığı.
UNDP, UNESCO, UNICEF ve UNWTO’nun aralarında yer aldığı oluşan BM kuruluşları ise bu sürece mali katkının yanı sıra uzmanlık desteği sağladılar.
Yeni proje, Orman Bilgi Sistemi (ORBİS) projesi ile entegrasyon içinde olacak ve OGM’nin çalışmalarına destek verecek.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) heyeti konuyla ilgili olarak, Ocak ayı içinde Orman Genel Müdürlüğü’nü (OGM) ziyaret etti.
Ziyarette UNDP Mukim Temsilci Yardımcısı Ulrika Richardson-Golinski, UNDP’nin 160’ın üzerindeki ülke ofisinde yürüttüğü çalışmalar ile sürdürülebilir orman yönetimine verdiği önemin altını çizdi.
Orman Genel Müdürü Mustafa Kurtulmuşlu da Nisan 2013’te İstanbul’da yapılacak olan Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu hakkındaki hazırlıklarından söz etti.
UNDP, Orta Avrupa, Kafkaslar ve Orta Asya’da ilgili hükümetler ile ormanların biyolojik çeşitliliği, iklim değişikliği, odun-dışı orman ürünleri ve sürdürülebilir kalkınma konularında 60’tan fazla projeyi yürütüyor.
UNDP’nin Türkiye’de OGM ile yürüttüğü işbirliği diğer ülke ofisleri için de örnek teşkil ediyor.
DATUR projesinin yerel ortakları olan Uzundere Belediye Başkanlığı, Uzundere Kaymakamlığı ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) desteği ile yürütülen proje, Ocak ayı sonunda Erzurum merkez ve yirmi ilçeyi kapsayan bölge içinde gerçekleştirildi.
Proje, bölgedeki kuş popülasyonu hakkında yapılan saha çalışmalarıyla Erzurum’un kuş gözlem turizmi konusunda “alternatif turizm noktası” olarak tanınmasını hedefledi.
DATUR projesinin 2011 sonunda dördüncüsünü düzenlediği Çoruh Vadisi Kuş Gözlem Festivalinde de Anadolu'nun Zirvesindeki Kuş Cenneti Projesi, festival tertip komitesinde yer almıştı.
Erzurum Kuş Gözlem Topluluğu, ERTUEL ve UDOSK önderliğinde Çoruh Vadisi Kuş Gözlem Festivalinin sürdürülmesini sağlayacak.
*DATUR, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve EFES işbirliği ile Çoruh Vadisi’ni bir “Turizm Varış Alanı” haline getirmek ve bölgede yaşayan insanların yaşam düzeylerinin yükseltilmesine katkı sağlamak amacıyla 2007 Nisan ayında yürütülmeye başlamıştır.
[BAGLANTILAR]
Bu bölümde kadın dostu kentlerden söz edeceğiz.
UNDP Türkiye: Merhaba Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde kadın dostu kentlerden söz edeceğiz. Kadın dostu kent ne demek, Türkiye’de hangi kentler kadın dostudur? Bunları konuğumuz Kadın Dostu Kentler Proje Koordinatörü Zeynep Başarankut ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.
Zeynep Başarankut (Z.B.): Hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Öncelikle, projenin de temelini oluşturan bir tanım ile başlamak isterim. Kadın dostu kent ne demektir?
Z.B.: Kadın dostu kent dediğimizde, bir kentte verilen tüm hizmetlerde, ulaşım, güvenlik gibi belediyenin de sağladığı ve karar alma mekanizmalarına katılım gibi hizmetlerden kadının katılımını kastediyoruz. Tüm bu sağlanan imkanlardan kadınların da erkeklerle aynı seviyede faydalanmasını hedefleyen kentler, “kadın dostu”.
UNDP Türkiye: Aslında kavramsal olarak havada uçuşan pek çok şeyin yerelde günlük hayatı etkileyen boyuta uyarlanması ve kişilerin kadın, erkek olarak eşit derecede yararlanmasını hedefleyen bir projedir.
Z.B.: Evet, aynı şekilde düşünüyorum.
UNDP Türkiye: Notlarıma baktığım zaman, projenin 2006’da başlatılmış ve 2010 senesine kadar sürdüğünü söyleyebilirim. Bu projenin 1. aşaması varmış ve siz şimdi 2. aşamasına başlıyorsunuz. 2011 Nisan ayından itibaren 8-9 ay geçti ve artık 2012’nin başındayız. Sizin projeniz 2013’e kadar devam edecek. Projenize şimdiye kadar hangi kentler dahil oldu acaba?
Z.B.: Sizin de belirtmiş olduğunuz gibi, 2006-2010 yılları arasında öncelikle İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’da bu projeyi yürüttük. 2010’a geldiğimizde, Kadın Dostu Kentler listesine girmek isteyen birçok yeni kent vardı sırada.
UNDP Türkiye: Nasıl bu isteklerini dile getirdiler, projeden ve sonuçlarından haberdar olarak mı?
Z.B.: Biraz önce bahsettiğimiz hizmetlerin erkekler ve kadınlar tarafından aynı düzeyde yararlanmasını sağlamakla beraber aslında ulusal çapta yürütülen birçok projenin yerelde uygulanmasını sağlayan ilk proje. Proje ortağımızın İçişleri Bakanlığı olması ve projenin başarılı olmasının neticesinde birçok valilik ve belediye bu başarının kendi illerine de yansımasını istedi. Dolayısıyla, 6 ildeki projeyi tamamladığımızda elimizde yaklaşık olarak 15-20 ili kapsayan bir liste vardı. 2011 yılında İçişleri Bakanlığı ile projeyi tekrar başlatma kararı aldık. Projeyi iki tane ihtisaslaşmış Birleşmiş Milletler Kuruluşu ile yürütüyoruz. Projenin mali katkısını İsveç Hükümeti; İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı sağlıyor.
UNDP Türkiye: Toparlamak gerekirse, projenin içinde İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve finansman tarafında da İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı var. Projenin 1. aşamasından itibaren, belirttiğim ortaklar bu projeyi yürütüyorlar. Peki bu proje ile aranıza katılan yeni iller hangileri acaba?
Z.B.: İlk 6 ilin ardından Antalya, Bursa, Gaziantep, Malatya, Mardin ve Samsun illeri projeye katıldı. İlleri nasıl seçtiğimizi açıklamak gerekirse, özellikle bu illerdeki yerel kurumların; valiliklerin ve belediyelerin istekliliği çok önemli. Fakat kadın örgütlerinin de bu konuda istekli olması ve kapasitelerinin olması çok önem arz etmektedir. Projenin içinde yerel kadınların ihtiyaçlarını temsilen, kadın örgütlerinin çok önemli bir rolü var.
UNDP Türkiye: Bu ilk başta saydığımız 4 ortağın dışında işin içine yerel yönetimleri de katmak gerekiyor. Yereldeki sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla bu çok boyutlu ve çok ortaklı bir proje oldu. Proje, kentin sunduğu ekonomik, siyasi fırsatlardan kentte yaşayan herkesin eşit bir biçimde yaşayabileceği kadın dostu bir kent yaratmayı hedefliyor. İsterseniz bunu biraz açalım. Kadın dostu kent nasıl yaratılıyor? Bu işin ilk ayağı nasıl başlatılıyor ve nasıl sonuçlanıyor?
Z.B.: Kadın dostu kentler için ilk aşamada denenen, geliştirilen ve başarılı olan model aslında 3 tane ayağa sahip. Bunlardan bir tanesi Kadın Hakları Koordinasyon Kurulu. Bu kurul, ildeki bütün karar vericileri ve de hizmeti talep eden grubu, yani kadınları, kadın örgütleri üzerinden bir araya getirerek önce ildeki ihtiyacı tespit ediyor. Ardından, bir ildeki kaynaklar kullanılarak bir yerel eşit eylem planı oluşturuyor.
UNDP Türkiye: Bir anlamda sorunları baştan tespit edip, öncelik vererek bir eylem planı oluşturmaktan bahsediyoruz.
Z.B.: Tabii bu eylem planının bir özelliği de Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün ve CEDAW yani kadına karşı her türlü cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele ulusal eylem planının yereldeki yansıması. Dolayısıyla o eylem planında bulunan 7 ana hedef ve bunun içinde de güvenlik, şiddetle mücadele gibi başlıklar var. Bunun yereldeki uygulaması tabii yereldeki ihtiyaçlara göre oluyor.
UNDP Türkiye: Peki ismini duyduğumuz Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü oluşumunun ve CEDAW gibi Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin yereldeki uygulaması bizim hayatımızı nasıl etkileyecek? Kadınlar Trabzon’da, Kars’ta, İzmir’de, Gaziantep’te ne gibi sorunlarla karşı karşıyalar? Tabii ki bunlar tespit edilerek hayata geçirilecek. İkinci aşamaya 2011’in ilk yarısında başladınız. İlk aşaması, tespit edilmiş bir eylem planı oluşturulması vesaire. 2012 yılında neler olacak ve öngörülen hangi çözüm önerileri hayata geçecek?
Z.B.: 2011’den çok kısaca bahsedeyim. Bu iller aramıza katıldıktan sonra, biraz önce bahsettiğim kurullar oluşturuldu. Bu kurullara destek verecek bütün üyeler, kurum ve kuruluşlarda eşitlik sorumluları görevlendirildi. Bunun dışında yerelde iki il genel meclisimiz var. İl meclisi ve belediye meclisi gibi. Bunların içinde de eşitlik komisyonları oluşturuldu. Bu yapı, daha önce de belirttiğim gibi hem ihtiyacı tespit ediyor hem de eylem planını ortaya koyuyor. Fakat kendi içinde her kurum, konuyu oluşturmak ve bütçe ayırmak için görevlendiriyor. Dolayısıyla siz yerelde görev sağlayan bütün resmi kurumları bir taahhüt altına aldığınızda, kadın örgütlerinin de desteği ile gelişme sağlayacaksınız. Onlar ulaşımla ilgili program yaptıklarında, bunun kadınlara ulaşıp ulaşamadığını yerel eylem planından önce bildikleri için onunla ilgili iyileştirmeler yapacaklar. Ayrıca istihdam ile ilgili sıkıntılar varsa bunun önüne geçen problemlerin ne olduğu belirlenebilir, mesleki eğitim çalışmaları yapılabilir, işyeri açılması gibi hizmetler açılabilir. Güvenlikle ve şiddetle ilgili bir yükselme varsa sığınma evinin açılması ve acil yardımların oluşturulması bunlara verilebilecek diğer örnekler.
UNDP Türkiye: Yani o ilde kadına yönelik şiddetin artması gibi bir eğilim ya da güvenlik problemi varsa o konuya yoğunlaşmaktan bahsediyoruz. Çocuklar meselesi, ulaştırma, ulaşım gibi önemli konu başlıkları gibi, yönetimlerdeki her türlü temsil, istihdam ve diğer konular da aslında sizin alanınıza giriyor. Çok boyutlu ama yerele uygulanmış bir proje. Şimdi biraz da Birleşmiş Milletler’in bu iş içindeki rolünden söz edelim. Çünkü siz projenin o tarafını temsil ediyorsunuz; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve BM Kalkınma Programı bu işin içinde. Bu açıdan baktığımız zaman Birleşmiş Milletler’in bu konuya bakış açısı ve bu işin içinde yer almasının nedenini açıklar mısınız?
Z.B.: Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler toplumsal cinsiyet ayrımcılığının çözülmesi konusunda çok uzun senelerdir Türkiye’de çalışıyor. Hem merkezdeki kurumlarla ve ulusal kadın örgütleriyle çalışıyor hem de yerelde çalışmalar yapıyor. Bugüne kadar biriktirdiğimiz tecrübeyi Birleşmiş Milletler kurumu ve iki uzman ile yerele kaydırmayı istedik. Zaten temel Binyıl Kalkınma Hedefleri içinde de toplumsal ve kadın-erkek eşitliğini sağlamak yer almaktadır.
UNDP Türkiye: Bu altı yeni il ne zaman kadın dostu kent olacak?
Z.B.: Umuyorum ki, 2013’ün ortasına geldiğimizde 12 yeni ili bu gruba dahil etmiş olacağız.
UNDP Türkiye: İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’dan sonra sizin bu projeniz sayesinde şimdi de Antalya, Bursa, Gaziantep, Malatya, Mardin ve Samsun da kadın dostu kentler oluyor. Katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Kadın Dostu Kentler projesinin Proje Koordinatörü Zeynep Başarankut bugünkü konuğumuzdu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde korunan alanlar üzerine konuşacağız.
UNDP Türkiye: Yeni Ufuklar (Y.U): Merhaba Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde korunan alanlar üzerine konuşacağız. Korunan alan ne demek, bu koruma nasıl yapılıyor ve örnek uygulamalar hangileridir? Bu soruları konuklarımız Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) Doğa Koruma Yönetmeni Başak Avcıoğlu ve Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi'nin Yönetici Yardımcısı Uzman Biyolog Yıldıray Lise ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.
Başak Avcıoğlu (B.A.), Yıldıray Lise (Y.L.): Hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Öncelikle Yıldıray Lise’ye sormak istiyorum: Korunan alan ne demek?
Y.L.: Aslında “korunan alan”ın dünyada birçok farklı tanımı var. Ama asıl önemlisi bir şemsiye kuruluş olan Doğayı Koruma Derneği’nin yaptığı tanım. O da şu: Biyolojik çeşitliliğin ve özellikle bununla ilgili kaynakların devamlılığının ve korunmasının sağlanmasına hizmet eden yasal veya başka bir yolla yönetimi gerçekleştirilen karasal veya denizel alan. Burada iki önemli nokta var: Biri devamlılığı sağlamaya ve korumaya hizmet etmek, ikincisi de bunun yönetiminin yapılması.
UNDP Türkiye: Aynı zamanda biyolojik çeşitlilik ilişkili kültürel kaynakların da kullanılmasına hizmet ediyor. Dolayısıyla sadece doğanın korunması olarak bakmamak lazım. Doğayla ilgili her şeyin korunması olarak düşünülmesi gerekiyor.
Y.L.: Türkiye’de ise aklımıza ilk olarak milli parklar geliyor. Türkiye’de birçok farklı statüde, farklı korunan alanlar var. Ancak genelde insanlara sorduğumuz zaman bizim en çok akıllara gelen milli parklar oluyor. Türkiye’de yaklaşık olarak %5’ten fazlası farklı statülerde koruma altında.
UNDP Türkiye: Tabi bunların hepsi milli park değil.
Y.L.: Evet, farklı farklı kategoriler var.
UNDP Türkiye: Türkiye’de kaç tane milli park var?
Y.L.: 41 tane milli parkımız var.
UNDP Türkiye: Örnek olarak hangilerini verebiliriz?
Y.L.: Tabi bizim çalıştığımız Küre Dağları’nı ya da ilk aklımıza gelecek yerlerden biri olan Aladağlar’ı örnek olarak gösterebiliriz. Ağrı Dağı, Kaçkar Dağı, Antalya’da Bey Dağları, ve Dilek Yarımadası var.
UNDP Türkiye: Türkiye’nin her noktasında bir ya da bir buçuk saat içinde ulaşılabilecek milli parkları olduğunun altını çizelim. Bu konuya geri döneceğiz ama şimdi Başak Hanım’a dönmek istiyorum. Sizin bulunduğunuz bu proje içinde Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ve UNDP’nin yaptığı bir ortaklıktan söz ediyoruz. Sizin perspektifiniz ve bu proje içinde yer alma sebebiniz nedir? Aslında isminizden de anlaşılıyor ancak projeye katkılarınızı öğrenmek istiyoruz.
B.A.: Aslında bu projenin 10 yıllık bir geçmişi var diyebilirim. Projenin en başında bizim işbirliği çalışmalarımız başladı ama günümüze geldiğimizde işbirliği faaliyetleri arttı. Küre Dağları’nın özellikle yönetiminin iyileştirilmesi, oradaki sivil-toplum kuruluşlarının desteklenmesi, kapasite geliştirme ve bilinçlendirme faaliyetleri olsun bu tarz etkinliklerin yapılması gibi projenin her aşamasında birçok kurum kuruluş ile işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Tabi burada sadece UNDP değil aynı zamanda Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan da söz etmek lazım. Üçlü kuruluş olarak biraraya geldik ki Türkiye’de sivil-toplum kuruluşlarının Orman Bakanlığı ya da Birleşmiş Milletler olsun kamu kuruluşlarının biraraya geldiği en önemli projelerden birtanesi olduğunun altını çizmek lazım. Biz bu şekilde yerelde doğa korumasına olabildiğince katkı vermeye çalışıyoruz.
UNDP Türkiye: Doğa Koruma Vakfı güçlü bir doğa koruma örgütü.
B.A.: Evet, eski kuruluşlardan bir tanesidir.
UNDP Türkiye: Bu projeyi Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, daha önce bahsettiğiniz gibi Orman ve Su İşleri Bakanlığı ortaklığında yürütüyorsunuz. Mali desteği, Kürsel Çevre Fonu’ndan alıyorsunuz ve sayamayacağınız kadar yerel ortaklarınız var. Şimdi isterseniz Küre ile devam edelim. Bahsettiğimiz proje orman alanlarının korumasına yönelik GEF destekli bir projedir. Siz yerelde neler yapıyorsunuz?
Y.L.: Ana amacımız Küre Dağları’nda bir model oluşturmak. Yani Türkiye’de kalan 40 milli parka örnek olacak bir model oluşturmayı amaçlıyoruz. Buranın yönetim altyapısını güçlendirmeyi planlıyoruz, zira ziyaretçi yönetiminden tutun sürdürülebilir iletişim strateji ve planı yönetsel bir boyutumuz var. İkincisi, ziyaretçilere daha iyi hizmet vermek için oradaki yolların, patikaların işaretlendirilmesi gibi amaçlarımız var. Üçüncüsü bu alanın çevresinde bir tampon bölge var. Milli Park’ın içerisinde bulunan tek tampon bölge burasıdır. Oranın sürdürülebilir orman işleri için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte çalışıyoruz.
UNDP Türkiye: Milli parkın dışında bir tampon bölge yok mu?
Y.L.: Yok, hayır. İçinde var ama dışında böyle bir şey yok.
UNDP Türkiye: Dünyadaki örnekler dolayısıyla, model almışsınız anlaşılan.
Y.L.: Evet, 2000 yılında milli park ilan edilirken bu model üzerine geliştirilmiş ve sivil-toplum projeleri üstüne geliştirdiğimiz bir örnek uygulama programımız var. Onun içinde de yerelde de farklı farklı koruma ve sürdürülebilir kaynak uygulamalarımız var. Bir de üçüncü aşamamızda Türkiye’de genel olarak korunanlar sistemine ne tür katkılar verebiliriz diye düşünüyoruz. Özellikle proje başladıktan sonra hem finansal hem de teknik açısından gün geçtikçe artan bir katkısı oldu. Burada korunanlar sistemini nasıl daha iyi geliştirebiliriz, nasıl bir izleme değerlendirme sistemi oluşturabilirz ve belli stratejileri nasıl geliştirebiliriz, ona bakıyoruz.
B.A.: Burada belki Pan Park konusunu da eklemek gerekebilir. Pan Park dediğimiz Avrupa’nın en iyi korunan alanlarının bulunduğu bir network.
UNDP Türkiye: Geçen sene konuştuğumuzda baya bir mesafe vardı ama bu sene baktığımızda o mesafe katedilmiş. Korunan alanlar ağına Küre Dağları bir adım daha yaklaştı.
B.A.: Evet, şu anda çok yaklaştı ve inşallah bu sene içinde kabul edildiğini göreceğiz ve sertifikamızı da alacağız.
UNDP Türkiye: Sizin tahmininize göre Küre Dağları Pan Park ağına ne zaman dahil olacak? Var mı böyle bir beklentiniz?
Y.L.: Bugünkü yazışmalarımıza göre Nisan ayı başında uluslararası bir denetim geçireceğiz. Bundan sonra, Haziran’a kadar süreç tamamlanmış olur.
UNDP Türkiye: Böyle prestijli bir ağın içerisinde yer almak yurtiçi ve yurtdışından ziyaretçi sayısını etkileyebilir. Size tekrar dönmek istiyorum Başak Hanım. Dünyada bu iş nasıl yapılıyor sorusuna yanıt vermeniz belki de daha doğru olacaktır. Son dönemde bu alanda korunan bu alanların iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki bu kavramın önemi tüm dünyada giderek artıyor. Neden böyle bir şey var ve siz hangi örnekleri Türkiye’ye taşıyorsunuz?
B.A.: Dünyada korunan alan sistemlerinin geliştirilmesi ve daha iyi hale gelmesi çok önemlidir. Bu alanda en önemli sözleşmelerden birtanesi Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’dir. Bu sözleşmenin korunan alanlarla ilgili bir koruma programı var. Dünyadaki bütün üye ülkeler bu kapsamda korunan alan sistemlerini geliştirmek durumundalar. Biz de vakıf olarak özellikle bu sistemin Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesi üzerine çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Bunların en önemli bileşenlerinden birtanesi iklim değişikliğiyle ortaya çıktı. Korunan alanların iklim değişikliği sonucu dünyada son dönemde bu etkileri hiseetmeye başladık. Örneğin, Asya’da olan sellerin ya da Tsunami’nin yıkıcı etkilerini gördük. Yağışlar artıyor ve Karadeniz’de toprak kaymaları meydana geliyor. Amerika ya da Avrupa olsun, iklimsel değişim sonucu pekçok etkiler var. Korunan alanlar, iklim değişikliklerinin bu gibi etkilerini aslında oldukça azaltıyor.
UNDP Türkiye: Çünkü çok boyutlu bir yaklaşım ele alınıyor. Kültürel tarafı ve bahsettiğiniz diğer tarafları da var. Doğal Çözümler adlı bir kitabı Türkçe’ye çevirmişsiniz ve bu da aslında güzel bir yayın. Undp.org adresi üzerinden indirilebilir. Aslında biraz sözünü ettiniz ve değindik: Korunan alanlar ve iklim değişikliği Türkiye ulusal stratejisi sizin de uzmanlığınızın katkısıyla Türkiye’de belkide dünyanın ilk stratejilerinden biri olarak hazırlandı ve daha sonrasında yayınlandı. Son bir soru sormak istiyorum çünkü dinleyicilerimiz arasından katkı vermek isteyenler olabilir. Sizlere nasıl ulaşacaklar?
Y.L.: Sizin de belirttiğiniz gibi, bizlere undp.org adresinden kolayca ulaşılabilir. Aynı zamanda Küre Dağları Milli Parkı kendisine ait websitesi bulunan tek milli park. www.kdmp.gov.tr adresi üzerinden bütün bilgilere ve az önce söylediğimiz dökümanların dijital hallerine ulaşabilirler.
B.A.: Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın da bir sitesi var. Bütün bu korunan alanlarla ilgili yaptığımız çalışmalar ve iklim değişikliğiyle ilgili bilgiler wwf.org.tr adresinde mevcut. Tabii ki biz gönüllülerle gerek korunan alanlarda gerekse koruma çalışmalarında yoğun olarak çalışıyoruz. Arzu eden herkes bize gelerek, gönüllü olarak destek verebilir.
UNDP Türkiye: Görüyorum ki projeniz hem kuruluşlarla hem de sosyal medya ile içli dışlı. Dolayısıyla Facebook’tan ve Twitter’dan da takip edip, bilgi almak ve katkı vermek mümkün. Katıldığınız için çok teşekkür ederim. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Uzman Biyolog, Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi'nin Yönetici Yardımcısı Yıldıray Lise ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) Doğa Koruma Yönetmeni Başak Avcıoğlu konuklarımızdı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı yeni ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı” adı verilen bir kampanya hakkında konuşacağız.
UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı” adı verilen bir kampanya hakkında konuşacağız. Kasım 2011’de başlatılan bu kampanya çerçevesinde, şu ana kadar acaba neler yapıldı, bundan sonra neler yapılacak ve kampanyanın amacı nedir gibi soruları konuğumuzla konuşacağız. Bugünkü konuğumuz Kocaeli milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül.Hoşgeldiniz.
Azize Sibel Gönül (S.G.): Hoşbulduk, iyi yayınlar diliyorum.
UNDP Türkiye: Bu programın kaydına şu anda İstanbul’da sürmekte olan bir toplantıdan çıkıp katılıyorsunuz: “İstanbul Bölgesi Bilgi ve Deneyim Paylaşım Platformu”. Siz Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı kampanyasını Kasım 2011’de mecliste başlattınız. Aslında konuşmamıza bu kampanyadan söz ederek başlamamız iyi olabilir. Kampanyanın ismi ne anlama geliyor?
S.G.: Biliyorsunuz Binyıl Kalkınma Hedefleri 2015 yılını [hedefliyor]. [Bu da] Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı kampanyası. Bu UNDP ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bir kampanyadır. Bir yıl süresince devam edecek ve 1 milyon dolarlık ödeneği ve bütçesi olan bir kampanyadan söz ediyoruz. Bu kampanyamızın TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu koordinatörlüğünde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü, İçişleri Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Belediyeler Birliği ve son olarak da özellikle bu kampanyayla ilgili olan kalkınma ajansları bu proje ile ilgili bizlere katkı sağlayan ortaklarımız. Ayrıca UNDP de bize teknik desteği sağlayan çok önemli bir çalışma ortağımız.
UNDP Türkiye: Genel bir çerçeveyi aslında bu şekilde çizmiş oluyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde geri sayım başladı. Geri sayımdan kastettiğiniz de 2015 galiba.
S.G.: Evet 2015’i hedefledik ve bu projeyle birlikte cinsiyet eşitliğinde elverişli ortamların hazırlanmasını arzuluyoruz. Bu kampanya için bir slogan belirledik: “Daha adil bir dünya için yanımda ol”. Bu sloganla yola çıktık ve 25 Kasım 2011 tarihinde, UNDP’nin katkıları ile kampanyamızın bütün afişlerini, broşürlerini, cdlerini ve websitesini hazırlayarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon üyelerinin ve sayın meclis başkanımızın katıldığı bir programla basına kampanyamızı duyurduk. “Daha adil bir dünya için yanımda ol” dedik. Bu sloganla yola çıktık ve tanıtımını yaptıktan sonra çok güzel geri dönüşler almaya başladık. Çok kısa sürede kampanyamıza destek verecek kurumlar ortaya çıktı. Özellikle bunlardan birtanesinden size bahsetmek isterim. Bu yıl PTT, projemizin sloganını bütün posta pullarında kullanacak. Türkiye 2012 yılında “Daha adil bir dünya için yanımda ol” sloganını bütün posta hizmetlerinde görecek. Ayrıca, zarfların üzerindeki flamlar bu şekilde basılacak, PTT’nin tüm işyerlerinde bu kampanyanın afiş ve broşürleri yayınlanacak, ve bu yıl içerisinde PTT, evlere kampanya hakkında bilgi verecek ücretsiz el broşürlerini dağıtacak. Çalışmalarımız 25 Kasım’da kampanyaya başladığımızdan beri devam ediyor. Onun akabinde, kampanyamıza bir destek de kalkınma ajanslarından gelebilir şeklinde düşünmekteyiz. Çünkü kalkınma ajansları o bölgelerde kilit role sahip.
UNDP Türkiye: 26 ayrı bölgede faaliyet gösteriyor.
S.G.: Tabi 26 ayrı bölgede[ faaliyet gösteriyor]. Tabi istatistiksel bölge sınıflaması deniliyor. Ulusal kalkınma planı gereği hazırlanmış olan bu sınıflama ve bölgeleme aslında 12 alt bölge şeklinde planlanmış. Fakat bir bölgede 2 ajans da olabildiği için bazı bölgeler de 2 farklı ajansa da gitmek durumunda olabileceğiz. Dolayısıyla, 26 kalkınma ajans genel sekreterinin katılımı ile mecliste gerçekleştiğimiz bu toplantı çok verimli oldu. Yaptığımız bu toplantıların sonrasında komisyon üyeleri ve milletvekilleri olarak Türkiye’deki 12 alt bölge, alan, saha çalışması için sahaya inmeye karar verdik. Örneğin, İstanbul il olarak tek bir bölge oluşturmakta.
UNDP Türkiye: Yani İstanbul tek başına bir kalkınma bölgesi.
S.G.: Ama benim ilim Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova yani 5 ili kapsayan bir bölge, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) olarak geçiyor. Örneğin, Doğu Marmara’daki yapacağımız toplantıyı bu belirttiğim 5 ilin birinde yapacağız ve o kalkınma bölgesini kapsayan bütün illeri bu toplantıya davet edeceğiz. O bölgenin milletvekillerinden, seçilmişlerinden, atanmışlarından, akademisyenlerinden, sivil toplum kuruluşlarından, ve kalkınma ajanslarından insanları biraraya getireceğiz. Tüm kurumlar burada, karar vericiler ve kararı uygulayanlar eşliğinde konu ile ilgili koordinasyonu, konu hakkında nelerin yapıldığı ve daha nelerin yapılması gerektiğini konuşacak. Dolayısıyla, bu toplantılar hem kampanyanın tanıtımının yapılması ve toplumsal farkındalığın ortaya çıkması, hem de yapılan çalışmaların sorgulanması adına çok önem arzetmektedir.
UNDP Türkiye: Aslında siz göreve biraz hızlı başladınız. 2011’in 2. yarısı itibariyle sayın Güldal Akşit’ten Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığı görevini devraldınız. Bu kampanya ile çalışmalarınıza hızlı bir şekilde başladınız. Programımızın başında, işin operasyon tarafından söz ettik. İşin biraz da arka planından bahsetmek iyi olabilir. Hangi sorunlar ön plana çıkıyor ve bu sorunlar nasıl tespit ediliyor? Sonuç olarak, size göre bu süreç bizi nereye götürecek?
S.G.: Sürece baktığımız zaman, kadın erkek eşitliği sadece ülkemizde değil tüm dünyada uzun, erimli bir çaba ve gayret gerektiren bir süreç. Dolayısıyla, bu alan sürekli çalışma gerektiren bir alan. Toplumsal yapı içerisindeki cinsiyetçi değer ve yargıların kadınların sosyal yaşamında, ve gündelik yaşam pratiklerinin içerisinde, mevcut yasalardan yararlanmalarında birtakım engeller oluşturabiliyor. Dolayısıyla, bu pratikleri de araziye gittiğimizde görme şansı buluyoruz. Öbür tarafta, hukuki zemini ne kadar güçlendirirsek güçlendirelim, bu hakların hayata geçmeme durumunda yani uygulamada sorunlar olduğunda yaygınlaştırmak pek te mümkün olmuyor. Bu sebepten ötürü, arazide, zeminde ne tür sorunlar var, bunları görmemiz gerekiyor ki çözüm üretebilesiniz. Bu noktada, bu kampanya sayesinde belirttiğimiz alanda yapılan saha çalışmasının yine hem yerel hem bölgesel hem de ulusal düzeyde yürütülen bir farkındalığın ve bilincin oluşmasına katkı sağlayacağımıa inanıyoruz. Bu noktada, hem komisyon üyesi arkadaşlarımız hem de UNDP’deki arkadaşlarımız gerçekten çok özverili ve gayretli bir şekilde çalışıyorlar. Ben, özellikle bugün İstanbul’da yapılan ilk toplantıda aldığımız verilerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İlerde toplantıları hangi formatta yapacağımız ve orada neleri göreceğimiz çok önemli. Yukarıdan ana politikalar olacak ama o ana politikaların tabana yayılması konusunda, tabandan bir şeylerin harekete geçirilerek yukarı doğru çıkmasının çok daha kalıcı ve iz bırakıcı olduğunu düşünüyoruz.
UNDP Türkiye: Sonuçların hem yerel hem bölgesel hem de ulusal düzeyde politikalara dahil edilmesinden bahsettiniz. Biz de hemen bu programı 27 Ocak’ta kaydettiğimizi vurgulayalım. İstanbul bölgesi ile başlıyorsunuz. 12 bölge esasına göre birçok il ve bölge dolaşılacak. Şubat ve Martta Mardin ve Malatya illeri ile devam ediyorsunuz. Tabi, buradan çıkacak olan sonuçlar da Ankara’ya götürülecek ve Ankara’dan da çıkacak bir sonuç olması gerekiyor.
S.G.: Buradan çıkacak sonuçları, bakanlıklara ve kurumlara ileteceğiz. 1 yıl sürecek bu kampanya süresince en az 12 ili muhakkak gezmek istiyoruz. 2013’ün başına kadar bu tur devam edecek. Sizin de az önce saydığınız gibi Şubat ayında Mardin, Mart ayında Malatya sonra Tokat ve ardından batı illeri ile devam edeceğiz. En az 12 ili daha sonrasında belki İstanbul’un Anadolu yakasında bir toplantı organize edilebilir. Başlangıç toplantısını burada yaptığımız gibi belki kapanış ve final toplantısını da yine burada Anadolu yakasında yapabiliriz. Dolayısıyla süreç bu şekilde devam edecek.
UNDP Türkiye: Sayın Gönül ile, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı“ projesinın nasıl başladığı ve bu kapsamda neler yapıldığı hakkında konuştuk. Ancak daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Sayın Gönül, programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Bugünkü konuğumuz Kocaeli milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül’dü. Kendisi ile Kasım 2011’de başlayan ve 2013’ün başına kadar devem edecek olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Geri Sayım Başladı isimli kampanyadan bahsettik. Konu ile ilgilenenler websitesinden bilgi alabilirler. Bu şekilde programımızı noktalayabiliriz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!