Ana Siteye Dön

Aralık 2011

Sayı: 72

Mukim temsilciden: İklim değişikliğine uyum kapasitesi nasıl geliştirildi?

Mukim temsilciden: İklim değişikliğine uyum kapasitesi nasıl geliştirildi?

Dünyamızı tehdit eden sorunları ortadan kaldırmak için uluslararası işbirliği ve küresel kararlılık ruhunun Birleşmiş Milletler'in kurulmasına ön ayak olmasının üstünden 66 yıl geçti.

Ankara, Aralık 2011

Yüzleştiğimiz sorunlar eskiye göre büyük bir dönüşüme uğramış durumda.

66 yıl önce iklim değişikliği konusundan hiç söz edilmiyorken günümüzde bu, küresel olarak tartışılıyor ve sınırları aşıp hepimizi ilgilendiren, hızla artan bir tehdit haline geliyor.

Şu an küresel sıcaklık, yirminci yüzyılın ilk yıllarına göre ortalama 0,75 derece fazla. En büyük artış ise gelişmekte olan ülkelerin hâlihazırda sıcak olan üyelerinde yaşanıyor.

İnsanoğlunun gerçekleştirdiği kontrolsüz eylemler de durumu daha ağırlaştırıyor; fosil yakıtlarının kullanımı, ormanların kesilmesi karbon salımlarını artırıyor.

1870 yılından beri ortalama deniz seviyesi 20 santimetre yükseldi, artış oranı giderek hızlanıyor. Küçük ada ülkeleri için bu gerçekten yıkıcı bir hal alıyor.

Son 25 yılda kuraklık, fırtına ve sel gibi doğal felaketlerin olma olasılığı neredeyse iki katına çıktı ve bu felaketlerin zararlı etkileri en çok düşük ve orta gelirli ülkelerde hissediliyor.

Ormanların yok olması geçim kaynaklarını ve biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor. Son yıllardaki çevresel eğilimler çeşitli konularda yaşanan gerilemeleri ortaya çıkardı, geçimlerini doğrudan doğal kaynaklardan sağlayan ve sınırdaki kırılgan ekosistemlerde yaşayan milyonlarca insan bu durumdan özellikle etkileniyor.

Basit bir seçim şansımız yok

Bilimsel bulgular çok sayıda ve şüphe götürmez; özellikle en yoksul ve korunmasız bölgeleri kurtarmak amacıyla acil olarak harekete geçilmesi gerekiyor.

Başlıca yapılması gereken, iklim ve daha geniş kapsamlı çevresel konular için gösterdiğimiz çabalar ile gelişim için yapılanları entegre etmek. Büyüme ve kalkınmayı teşvik etmekle iklim ve ekosistemimizi korumak arasında basit bir seçim yapma şansımız yok.

Her iki hedef de öncelikli ve birbirleriyle tamamen uyumlu ve birbirlerini tamamlayıcı şekilde yürütülebilir.

Gezegenimizin ekosisteminin bütünlüğü ile en fakir insanların geçim gereksinimlerini harmanlayan bir reçete geliştirmek için etkin çok yönlü bir sistem dâhilinde toplu ve ortak bir şekilde hareket etmek gerekiyor.

Gerçekten de dünyamızın Milenyum Kalkınma Hedeflerinin ötesinde eşitlik ve sürdürebilirliğin ön planda olduğu 2015 sonrası bir kalkınma çerçeve programına ihtiyacı var: Rio+20 nasıl ilerlememiz gerektiği konusunda ortak bir anlayışa ulaşmak için ciddi bir fırsat sunuyor.

İklim değişikliği bir kalkınma sorunu

Geçmişte ve günümüzde yaşadığımız sürdürülebilir olmayan kalkınma, problemin temel nedenidir; sadece sürdürülebilir kalkınma yoluyla buna bir karşılık verebiliriz.

“Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi” Birleşmiş Milletler Ortak Programı, öncelikle tam da bu ürkütücü soruna bir yanıt olarak başlatılmıştır.

Türk Hükümeti ile Birleşmiş Milletler arasındaki bu ortak girişimin çığır açıcı bir tecrübe olacağını kimse tahmin etmemişti.

Kamu kuruluşlarından özel sektöre, Sivil Toplum Örgütlerinden akademisyenlere bütün ulusal ortakların özverili çalışmalarıyla şu an Türkiye’nin bir İklim Değişikliği Ulusal Stratejisi var, fakat Ortak Program sadece politikalar ve stratejiler ile ilgili değil. İnsanların hayatlarına dokunuyor.

Eko-verimlilik pilot projeleri ve İklim Değişikliği Uyum Hibe Programı, yerel toplulukların çevreyi daha iyi anlamasını sağlayıp değişen iklime uyum çerçevesindeki yenilikçi yaklaşımları teşvik etti.

Bu topluluklar zayıf yönlerini artık daha iyi ele alabilir hale gelmişler ve dirençlerini daha önce görülmemiş seviyelere çıkarmışlardır.

İklim değişikliğine karşı verilen mücadele, sadece bunun için tahsis edilmiş kaynak ve insan sermayesi, kararlı bir liderlik ve fark yaratabilecek kişiler arasında kurulabilecek güçlü ortaklıkları gerektirmektedir.

* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü

Ankara'daki BM çalışanları çocuklarla buluştu

BM Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam ve Ankara'da yerleşik BM çalışanları 18 Kasım Cuma günü Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile birlikte gönüllü çalışmalara katıldı.

Ankara, Aralık 2011

BM Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam ile UNDP, FAO ve UNV gibi diğer BM kuruluşlarından çalışanlar TEGV'in Ankara'da bulunan Semahat-Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı'ndaki eğitim faaliyetlerinde gönüllü olarak yer aldılar.

BM çalışanları, daha tecrübeli gönüllüler ile beraber çocukların atölye çalışmalarında liderlik yaptılar.

BM ve TEGV gönüllüleri çocuklara sanat, okuma, matematik, davranış bilgisi ve spor derslerinde yardımcı oldular.

Ayrıca gün boyunca Türk şirketleri arasında da hızla yayılmakta olan kurumsal bir sosyal sorumluluk olarak gönüllülük kavramı üzerinde duruldu.

İlk kez bu yıl düzenlenen bu etkinliğin amacı ise gönüllülük kavramını ve bu kavramın topluma olan katkılarını Türkiye'de de gündeme getirmek.

Etkinlik ayrıca BM çalışanlarına da TEGV eğitim birimindeki çocukların yaşamına bir ölçüde de olsa katkıda bulunma imkanı sağladı.

Etkinlik BM Gönüllüleri Programı ve TEGV tarafından Uluslararası Gönüllülük Yılı +10'u (IYV+10) kutlamak amacıyla düzenleniyor.

IYV+10, gönüllülük kavramının daha çok tanınması, kolaylaştırılması, yaygınlaştırılması ve desteklenmesi amacıyla BM tarafından başlatılan küresel bir kampanya.

Kampanya, aralarında BM kuruluşları, hükümetler, sivil toplum ve özel sektörün de yer aldığı tüm kesimleri ortak insani duyguların bir ifadesi olan gönüllülüğü gündeme taşımaya davet ediyor.

Bu kesimler, dayanışma ve saygı kültürünün inşasında, bireyler ve toplumlara destek olunmasında, Binyıl Kalkınma Hedefleri'ne ulaşılmasında ve insani gelişmeye katkıda bulunmada gönüllülüğün rolünü tanıma konusunda teşvik ediliyor.

'Gönüllülük ekonomik krize çare olabilir mi?'

5 Aralık 2011'de New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda açıklanan “Birleşmiş Milletler Dünyada Gönüllüğün Durumu Raporu”nun Türkiye lansmanı, 2011 Avrupa Gönüllük Yılı kapsamında, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) ve Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı (UNV) işbirliği ile Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın düzenlediği konferansta yapıldı.

Ankara, Aralık 2011

TEGV, 2006 yılından bu yana Dünya Gönüllüler Günü kapsamında düzenlediği ‘Gönüllülük’ temalı konferansların altıncısını; Avrupa Gönüllülük Yılı ve Birleşmiş Milletler Dünya Gönüllüler Yılı’nın 10. Yıldönümü çerçevesinde ‘Gönüllü Ol, Fark Yarat’ temasıyla 5 Aralık 2011’de İstanbul’da düzenledi.

Konferansta, Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı tarafından ilk kez hazırlanan ve gönüllülüğün, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak da dâhil olmak üzere, barış ve kalkınmadaki rolüne ve katkısına dair bilgi ve destek içeren ‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ açıklandı.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’, gönüllülüğün evrenselliğini, faaliyet alanlarını ve kapsamını açıklayarak ve 21. yüzyılda ortaya çıkan yeni gönüllülük trendlerini ele alarak insanları gönüllülüğü daha iyi anlamaya teşvik ediyor.

Rapor, sürdürülebilir geçim, sosyal içerme, sosyal uyum, afet riskini azaltma, yönetişim ve siyasal katılım gibi çeşitli alanlarda sağlanan önemli katkıları inceliyor.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’, ayrıca daha iyi bir topluma dair alternatif bir vizyon sunuyor ve gönüllülüğü ileriye taşımanın yollarını ele alıyor.

Raporun, gönüllülüğün dünya çapında daha fazla tanınmasını, kolaylaştırılmasını, yaygınlaştırılmasını ve teşvik edilmesini sağlaması bekleniyor.

Son yıllarda dünyayı sarsan çoklu krizler olmasaydı bile, hükümetlerin ve uluslararası aktörlerin çalışmalarının insanlar tarafından desteklenmesine ihtiyaç duyulacaktı.

Kalkınma hedefleri ve gönüllüler

Binyıl Kalkınma Hedefleri de dahil olmak üzere uluslararası ölçekteki kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi ve sonuçların kalıcı olması için insanların gönüllü katılımı ve desteği son derece önemli.

Buna rağmen, gönüllülük, barış ve kalkınma gündeminde hala yeterince yer almıyor. Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ bu durumun değişmek zorunda olduğunu gösteriyor ve henüz kabul görmemiş, yenilenebilir bir kaynağı gün ışığına çıkarıyor.

Rapora göre, gönüllülüğün temelinde yatan değerler dünyayı daha sürdürülebilir bir geleceğe taşımanın anahtarıdır.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ bütün dünyada insanları ortak iyilik için harekete geçiren evrensel değerlere odaklanıyor ve gönüllü faaliyetlerin toplumlar ve bireyler üzerindeki etkisini mercek altına alıyor.

Raporda verilen çok sayıda örnek, gönüllülerin yarattıkları ve yaşadıkları köklü değişimleri ortaya koyuyor. Bu örnekler gönüllülüğün, birçok farklı şekliyle, insani gelişim için neden hayati bir önem taşıdığını gösteriyor.

Gönüllüğü konu alan ilk Birleşmiş Milletler Raporu, 5 Aralık 2011 tarihinde New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunuldu.

Rapor aynı zamanda, UNV’nin Uluslararası Gönüllüler Yılı’nın 10. Yıldönümü’ne dikkat çekmek amacıyla desteklediği küresel ve ulusal etkinliklerin bir parçası olarak dünya çapında birçok ülkede açıklandı.

'Gönüllülük ekonomik krize çare olabilir mi?'

5 Aralık 2011'de New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda açıklanan “Birleşmiş Milletler Dünyada Gönüllüğün Durumu Raporu”nun Türkiye lansmanı, 2011 Avrupa Gönüllük Yılı kapsamında, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) ve Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı (UNV) işbirliği ile Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın düzenlediği konferansta yapıldı.

Ankara, Aralık 2011

TEGV, 2006 yılından bu yana Dünya Gönüllüler Günü kapsamında düzenlediği ‘Gönüllülük’ temalı konferansların altıncısını; Avrupa Gönüllülük Yılı ve Birleşmiş Milletler Dünya Gönüllüler Yılı’nın 10. Yıldönümü çerçevesinde ‘Gönüllü Ol, Fark Yarat’ temasıyla 5 Aralık 2011’de İstanbul’da düzenledi.

Konferansta, Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı tarafından ilk kez hazırlanan ve gönüllülüğün, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak da dâhil olmak üzere, barış ve kalkınmadaki rolüne ve katkısına dair bilgi ve destek içeren ‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ açıklandı.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’, gönüllülüğün evrenselliğini, faaliyet alanlarını ve kapsamını açıklayarak ve 21. yüzyılda ortaya çıkan yeni gönüllülük trendlerini ele alarak insanları gönüllülüğü daha iyi anlamaya teşvik ediyor.

Rapor, sürdürülebilir geçim, sosyal içerme, sosyal uyum, afet riskini azaltma, yönetişim ve siyasal katılım gibi çeşitli alanlarda sağlanan önemli katkıları inceliyor.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’, ayrıca daha iyi bir topluma dair alternatif bir vizyon sunuyor ve gönüllülüğü ileriye taşımanın yollarını ele alıyor.

Raporun, gönüllülüğün dünya çapında daha fazla tanınmasını, kolaylaştırılmasını, yaygınlaştırılmasını ve teşvik edilmesini sağlaması bekleniyor.

Son yıllarda dünyayı sarsan çoklu krizler olmasaydı bile, hükümetlerin ve uluslararası aktörlerin çalışmalarının insanlar tarafından desteklenmesine ihtiyaç duyulacaktı.

Kalkınma hedefleri ve gönüllüler

Binyıl Kalkınma Hedefleri de dahil olmak üzere uluslararası ölçekteki kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi ve sonuçların kalıcı olması için insanların gönüllü katılımı ve desteği son derece önemli.

Buna rağmen, gönüllülük, barış ve kalkınma gündeminde hala yeterince yer almıyor. Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ bu durumun değişmek zorunda olduğunu gösteriyor ve henüz kabul görmemiş, yenilenebilir bir kaynağı gün ışığına çıkarıyor.

Rapora göre, gönüllülüğün temelinde yatan değerler dünyayı daha sürdürülebilir bir geleceğe taşımanın anahtarıdır.

‘Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu’ bütün dünyada insanları ortak iyilik için harekete geçiren evrensel değerlere odaklanıyor ve gönüllü faaliyetlerin toplumlar ve bireyler üzerindeki etkisini mercek altına alıyor.

Raporda verilen çok sayıda örnek, gönüllülerin yarattıkları ve yaşadıkları köklü değişimleri ortaya koyuyor. Bu örnekler gönüllülüğün, birçok farklı şekliyle, insani gelişim için neden hayati bir önem taşıdığını gösteriyor.

Gönüllüğü konu alan ilk Birleşmiş Milletler Raporu, 5 Aralık 2011 tarihinde New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunuldu.

Rapor aynı zamanda, UNV’nin Uluslararası Gönüllüler Yılı’nın 10. Yıldönümü’ne dikkat çekmek amacıyla desteklediği küresel ve ulusal etkinliklerin bir parçası olarak dünya çapında birçok ülkede açıklandı.

Gönüllü Türkiye – ‘Sosyal Katılım ve Değişim Projesi'

2011 Avrupa Gönüllülük Yılı kapsamında,Türkiye'de gönüllülük değerlerini yükseltmek amacıyla Türk Ulusal Ajansı tarafından “Gönüllü Türkiye Sosyal Katılım ve Değişim Projesi” yürütülüyor.

Ankara, Aralık 2011

Proje ile iyi uygulama ve deneyimlerin paylaşılmasıyla gönüllüğü yaygınlaştırmak; gönüllü olmanın değeri ve önemi ile ilgili farkındalık yaratma; Avrupa Gönüllü Yılı kapsamında da yer alan Avrupa Gönüllü Hizmeti’nin tanıtımını yapmak ve katılımı artırmak hedefleniyor.

27 Ekim'de İstanbul’da düzenlenen Açılış Konferansı’ndaki lansman ile başlayan proje kapsamında, başarılı ve ilham veren gönüllülük örneklerinin ödüllendirilerek görünür hale getirilmesi ve gönüllülüğün teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Herhangi bir sosyal sorumluluk projesinde görev almış 18- 30 yaş arasındaki gönüllülerin hikayelerini paylaşacakları “En İyi Gönüllü Hikayesi Yarışması” ile Türkiye’nin 10 ilinde gönüllülük ve Avrupa Gönüllü Hizmeti ile ilgili bilgilendirme toplantılarının düzenlendiği “Gönüllü Buluşmaları” etkinlikleri düzenleniyor.

Proje ile ilgili bilgi ve gelişmeleri gonulluturkiye.org internet sitesi ile twitter.com/GonulluTurkiye adreslerinden takip edebilir; gönüllü hikayelerinizi gonulluturkiye.org internet sitesinde başvuru yaparak paylaşabilirsiniz.

‘Daha Adil Bir Dünya İçin Yanımda Ol’ Kampanyası

Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna daha fazla dikkat çekebilmek amacıyla UNDP Türkiye, BM Kadın Ajansı ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ortaklığında “Daha Adil Bir Dünya İçin Yanımda Ol” isimli kampanya başlatıldı.

Ankara, Aralık 2011

“Daha Adil Bir Dünya İçin Yanımda Ol” kampanyası TBMM Başkanı Cemil Çiçek, BM Mukim Koordinatörü ve UNDP Mukim Temsilcisi Shahid Najam ile TBMM KAdın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül tarafından başlatıldı.

Kampanya, toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının yasal çerçevesinin genişletilmesi, kadının toplumdaki rolünün güçlendirilmesi, insani ve sosyal-ekonomik göstergelerdeki eşitsizliklerin giderilmesi, toplumsal cinsiyet perspektifinin içselleştirilmesi ve kadına yönelik aile içi şiddetin önlenmesinde toplumun bilgilendirilmesini hedefliyor.

Başlatılan kampanya kamusal bilinç oluşturmayı ve bu alanda gerçekleştirilen proje faaliyetlerinin görünürlüğünü sağlayarak kamu ve toplum nezdinde sahiplenirliğini artırmayı da hedefliyor.

Toplumun tüm taraflarını (kadın, erkek, çocuk, kamu çalışanları, yerel yönetimler, hükümet dışı kuruluşlar, sendika ve işveren kuruluşları, kalkınma ajansları, özel sektör, STK, üniversite, yerel ve ulusal medya vb.) hedef kitle olarak seçen kampanya çalışmalarını bir yıl boyunca sürdürecek.

Kampanyayı Yürüten Kuruluşlar

UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı)
UN WOMEN (Birleşmiş Milletler Kadın Ajansı)
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu

Kampanya Tarihi: 25 Kasım 2011 - 25 Kasım 2012

‘Karar Alma Süreçlerinde Eşit Katılım Bölgesel Forumu’ İstanbul’da düzenlendi

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP’nin “Karar Alma Süreçlerinde Eşit Katılım” Bölgesel Forumu İstanbul’da düzenlendi. İstanbul’daki forum kapsamında UNDP yeni bir yayımını da tanıttı.

Ankara, Aralık 2011

UNDP’nin “Karar Alma Süreçlerinde Eşit Katılım” Bölgesel Forumu 15-17 Kasım’da İstanbul’da düzenlendi. Forumu UNDP-Japonya Kalkınmada Kadın Fonu birlikte finanse etti.

Forum, “Kadının Siyasete Anlamlı Katılımının Geliştirilmesi” başlıklı bölgesel bir projenin parçası..

İstanbul’daki forum, Seçim Döngüsü Desteği Küresel Programı’nın (GPECS) Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ayağı, kamu yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliği (GEPA) ve siyasi partilerde toplumsal cinsiyet eşitliği küresel projeleri arasındaki sinerjilere dayanarak düzenlendi.

Bölgesel forumda, parlamento, siyasi partiler, seçim yönetim kurum ve kuruluşları ve kamu yönetimi gibi çeşitli unsurların, kadınların eşit katılımı önündeki engelleri kaldırma ve bu yolda fırsatlar yaratma yönünde nasıl güçlendirilebileceği ele alındı.

Kadının siyasi katılımı konusunda yeni bir rehber

İstanbul’daki forum kapsamında UNDP yeni bir yayımını da tanıttı:

“Daha Güçlü Siyasi Partiler için Kadının Güçlendirilmesi: Kadının Siyasete Katılımının Teşvik Edilmesine Yönelik İyi Uygulamalar Rehberi".

Bu yayım, siyasi partiler ile konu hakkındaki çalışmalarda elde edilen bilgi ve görüşlerin bir derlemesi niteliğinde.

Figo, Nedved ve Hakem Collina da yoksulluğa karşı küresel maça katılacak

Dokuzuncusu düzenlenecek maçın hasılatı Doğu Afrika'da açlıkla mücadeleye destek amacıyla kullanılacak.

Ankara, Aralık 2011

Altı kez Dünya Hakemlik ödülünü kazanan efsanevi Pierluigi Collina, uluslararası futbol yıldızları Luís Figo ve Pavel Nedved ile birlikte 13 Aralık'ta dokuzuncusu düzenlenecek maça katılımlarını teyit eden kişiler arasında.

“Ronaldo, Zidane ve dostları HSV yıldızlarına karşı” adlı gösteri maçı, TSİ 20:05’te Hamburg'da Imtech Arena'da başlayacak.

Karşılaşmada, Doğu Afrika’da devam eden krizi iyileştirme çabaları için fon sağlanacak

Luis Figo ve Pavel Nedved de bu yılki karşılaşmada yer alacak.

Her iki futbolcu da 2010 yılının Haziran ayında Lizbon'da düzenlenen yoksulluğa karşı yedinci maçta oynamıştı

Maç gelirlerinin üçte ikisini, Cibuti, Etiyopya, Kenya ve Somali'deki insani yardım ve iyileştirme faaliyetlerini desteklemek için kullanılmak üzere UNDP alacak. .

BM bu ülkelerde, uzun süreli kalkınma planı üzerinde çalışırken, acil gıda yardımı, su, barınma ve sağlık hizmetleri sağlamak için de çalışıyor.

Etkinliğe ev sahipliği yapacak olan Hamburger SV, organizasyondan kalan yüzde 33'lük kârı kulübün bir girişimi olan ve spor, gençlik, eğitim ve çevrenin korunması odaklı çeşitli toplumsal kalkınma projelerini desteklemek için çalışan Der Hamburger Weg adlı organizasyona bağışlayacak.

Bilet satışları hakkında bilgi için:www.hsv.de/ticket

UNDP Türkiye'den ‘Yeryüzünde Bir Gün: 11.11.11’

"Yeryüzünde Bir Gün” video projesinde UNDP Türkiye’nin Küre Dağları Milli Parkı ve Çoruh Vadisi’ndeki doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları da yer alacak.

Ankara, Aralık 2011

“Yeryüzünde Bir Gün” video projesi, tüm dünyada 11.11.11 tarihinde UNDP çalışmalarını anlatan konularla ilgili çekimlerden oluşacak.

UNDP’nin bu iki yöredeki çalışmalarına odaklanan kısa filmlerin çekimleri 11 Kasım 2011 tarihinde yapıldı.

Yapılan çekimlerin montajı ile beş ayrı kısa film hazırlandı.

Kısa filmlere şu linkten ulaşabilirsiniz: http://vimeo.com/user9357008

“Yeryüzünde Bir Gün” video projesi: http://onedayonearth.org 

 

[BAGLANTILAR]

Küre Dağları Milli Parkı için PAN Parks Alan Rehberi hazırlandı

GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” uygulamaları ile Küre Dağları Milli Parkı’nın 2006 yılından bu yana devam etmekte olan PAN Parks sertifikasyonu sürecince son aşamaya gelindi. 

Ankara, Aralık 2011

Milli parkın PAN Parks sürecini desteklemek amacıyla Bartın İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) tarafından desteklenen “Küre Dağları Milli Parkı PAN Parks Alan Rehberinin Oluşturulması Projesi” Kurucaşile, Amasra ve Ulus ilçeleri ile Bartın merkezde gerçekleştirilen paydaşlar toplantıları ile tamamlandı.

Proje kapsamında Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks süreci için “Alan Rehberi” oluşturuldu.

Bu rehber, PAN Parks sertifikası adayı olabilecek yerel işletmelerin sertifikasyon kriterlerini belirliyor ve bölgedeki turizm uygulamalarında Küre Dağları Milli Parkı’nın tanıtımı ile yöresel değerlerin ve ürünlerin ön planda tutulmasını öneriyor. Milli Park çevresinde ziyaretçilerin kullanabilecekleri örnek gezi rotaları da bu rehber içerisinde yer alıyor.

Uzmanlar tarafından hazırlanan rehberin içeriği ve sertifikasyon kriterleri paydaş toplantılarıyla Kurucaş ile, Amasra, Ulus ilçeleri ve Bartın il merkezinde kamu kurumları temsilcileri ve işletme sahipleri (seyahat acenteleri, otel, pansiyon, kafe, restoran vb.), sivil toplum kuruluşları ve orman kooperatifleri ile paylaşılarak görüş alışverişi yapıldı.

'Suyun Akılcı Kullanımına' yönelik eğitim kitapçığı

“Suyun Akılcı Kullanımına Yönelik Eğitim Kitapçığı” Bartın ve Kastamonu’da!" Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi" ortaklarından WWF-Türkiye tarafından hazırlanan “Suyun Akılcı Kullanımına Yönelik Eğitim Kitapçığı” uygulamaları için öğretmen eğitimleri gerçekleştirildi. 

Ankara, Aralık 2011

Eğitimler 19 ve 20 Kasım 2011 tarihlerinde Bartın ve Kastamonu’da düzenlendi.

Eğitimlerde, çoğunluğu oluşturan sınıf öğretmenlerine kitapçık tanıtıldı ve eğitim uygulamalarının nasıl yapılacağı anlatıldı.
 
Bu kitapçığa paralel bir içerik taşıyan Karadeniz Eğitim Kutusu da bu eğitimlerde tanıtıldı. 

Bartın ve Kastamonu’da düzenlenen eğitimlere toplam 102 öğretmen katıldı. 

Küre Dağları Milli Parkı, su kaynakları ve kullanımı ile Karadeniz ekosistemi konularını kapsayan interaktif yöntemlerin kullanıldığı bir eğitim düzenlendi. 

Eğitime Bartın'da yer alan "Milli Eğitim Bakanlığı İzci Grubu"ndan 12 öğrenci de katıldı.

 

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 


 

‘Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek’ Projesi son buldu

Türkiye’de etkin, saydam, kapsayıcı ve katılımcı bir yerel yönetimin sağlanması amacıyla yürütülen Türkiye’de Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek Projesi, Ankara’da düzenlenen bir kapanış toplantısı ile son buldu.

Ankara, Aralık 2011

25 Kasım 2011, Ankara Eylül 2009’da başlayan ve tamamı Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen, Türkiye’de Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek Projesi, Kasım ayı sonunda tamamlandı.

Projenin kapanış toplantısı, 2 Aralık’ta Ankara’da geniş bir katılımcı topluluğunu bir araya getirdi.

UNDP’nin teknik destek sağladığı projede, yerel yönetimlere ilişkin yeni politikaların ve yasaların etkin biçimde uygulanması için İçişleri Bakanlığı’nın (özellikle de Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, valilik ve kaymakamlıkların), yerel yönetim birliklerinin ve yerel yönetimlerin idari kapasitelerinin ve bu kurumlar arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi hedeflendi.

Bu amaç doğrultusunda UNDP, projede öngörülen faaliyetlerin en yüksek standartlarda uygulanabilmesi için İçişleri Bakanlığına gerekli uzmanlığı sağlayacak bir teknik destek ekibi kurdu ve iki yıl boyunca beş temel bileşen altında faaliyetlerini sürdürdü.

Bunlar sırasıyla, Yerel Yönetimlerde Kapasite Geliştirme, Yerel Yönetim Birliklerinde Kapasite Geliştirme, Yerel Katılım Mekanizmalarının Güçlendirilmesi, Belediyeler Arası Eşgüdüm ve İşbirliğinin İyileştirilmesi, İçişleri Bakanlığının Kapasitesinin Arttırılması’ydı.

Türkiye’de Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek Projesi, İçişleri Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği’nin mali, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) teknik desteği ile Avrupa Birliği - Türkiye Katılım Öncesi Mali İşbirliği Programı çerçevesinde yürütüldü.

TÜRSAB Üyeleri Çoruh Vadisi'ni ziyaret etti

Kısa adı TÜRSAB olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyeleri Erzurum'da ve Çoruh Vadisi’nde yer alan alanları içeren bir ziyaret düzenledi.

Ankara, Aralık 2011

Gezilen alanlarda tur operatörlerinin çalışmaları sırasında ihtiyaç duyabilecekleri konaklama ve yeme-içme mekanları ile turistik açıdan çekici alanlar tanıtılarak, detaylı bilgiler verildi ve bu alanlar hakkında katılımcıların görüş ve önerileri alındı.

TÜRSAB Doğa, Çevre ve Sürdürülebilir Turizm Komitesi başkanı ve HTC Tur sahibi Sinan Haliç bundan sonraki faaliyetlerinde bölgeye ve Erzurum’a özel önem vereceklerini bildirdi.

Ziyaret Ekim ayında KUDAKA (Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı) tarafından organize edildi.

KUDAKA’nın TURSAB gibi ulusal aktörlerle işbilirliği içinde bölgede turizm sektörünü desteklemesi artan turizm farkındalığının en önemli çıktılarından.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Öğretmenler 'İklim Sınıfı'nda bir araya geldi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında Milli Eğitim İl Müdürlükleri’nin katkılarıyla Seyhan Havzası’ndaki öğretmenler İklim Sınıfı’nda buluştu.

Ankara, Aralık 2011

Adana, Niğde ve Kayseri’de düzenlenen İklim Değişikliğine Uyum Eğitici Eğitimi ile yaklaşık 150 öğretmene ulaşıldı.

İklim değişikliğine uyum konusunda hazırlanan İklim Sınıfı Eğitim Programı’nın parçası olan eğitici eğitimi, ilköğretim çocuklarının öğretmenler aracılığıyla iklim değişikliğine uyum konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerinin artırılması amacıyla geliştirildi.

Eğitimde katılımcılara öncelikle iklim değişikliği nedir, iklim değişikliğinin Türkiye’ye etkileri nelerdir ve Ortak Program kapsamında Seyhan Havzası’nda yapılan çalışmalar aktarıldı.

Seyhan Havzası’na Yolculuk belgeselinin gösteriminin ardından grup çalışmalarına geçildi.

Eğitim programı kapsamında hazırlanan İklim Sınıfı - İklim Değişikliğine Uyum Eğitici El Kitabı tanıtıldı ve öğretmenler tarafından nasıl kullanılacağı uygulamalarla anlatıldı.

İklim değişikliğini bütün boyutları ile ele alan İklim Sınıfı - İklim Değişikliğine Uyum Eğitici El Kitabı ile; eğiticilere, iklim değişikliğinin farklı unsurları konusunda ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bilgiler sunulması amaçlanıyor.

Eğitici El Kitabı, eğiticiler için iklim değişikliğine dair son bilgileri içeren bir kaynak görevini de üstleniyor..

Eğitici El Kitabı; İklim Değişikliği ile İlgili Genel Bilgiler, Sera Etkisi ve İklim Değişikliği, İklim Değişikliğinin Gözlenebilir ve Öngörülen Etkileri, Küresel İklim Değişikliği ve Türkiye: İklim Değişikliğinin Türkiye’deki Olası Etkileri ve Çözüm Arayışları olmak üzere beş üniteden oluşuyor.

Eğitici El Kitabı’nda her ünitede belirlenen başlıklara göre konu anlatımı, ünite sonunda öğrencilerle uygulanacak etkinlikler ve etkinlik değerlendirme soruları yer alıyor.

İlköğretim müfredatı incelenerek, müfredata uygun bir şekilde geliştirilen İklim Sınıfı - İklim Değişikliğine Uyum Eğitici El Kitabı ile; dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci sınıf öğretmenleri ve öğrencilerine ulaşılması hedeflendi.

Eğitici El Kitabı’ndaki etkinlikler; Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi, Matematik, Türkçe, Görsel Tasarım, Bilgisayar, İngilizce, Tasarım Teknolojileri, Serbest Etkinlik gibi derslerle ilişkilendirilecek nitelikte hazırlandı.

İklim Sınıfı - İklim Değişikliğine Uyum Eğitici Eğitimi El Kitabı öncelikle pilot olarak Seyhan Havzası’ndaki (Kayseri, Niğde, Adana) ilköğretim okullarında uygulanacak.

Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi BM Ortak Programı kapsamında Seyhan Havzası’nda pilot projeler gerçekleştirilmiş olması nedeniyle Eğitici El Kitabı’nın ilk uygulama alanı olarak Seyhan Havzası seçildi.

İklim Değişikliğine Uyum Eğitici El Kitabı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın koordinasyonunda tüm Türkiye genelinde kent merkezleri ve kırsalda uygulanarak, ilköğretim öğrencilerinde bu yolla iklim değişikliğine uyum konusunda farkındalığın artırılması hedefleniyor.

UNDP Türkiye'nin 2011 Uluslararası Orman Yılı etkinlikleri tamamlandı

2011 Uluslararası Orman Yılı kutlamaları kapsamında GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” tarafından gerçekleştirilmesi hedeflenen ve “Türkiye 2011 Uluslararası Orman Yılı Eylem Planı”nda yer alan 3 ana etkinlik başarıyla tamamlandı.

Ankara, Aralık 2011

Türkiye’nin 9 orman sıcak noktasını anlatan "9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı"nda “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” proje ortakları İZ TV Belgesel Kanalı ile işbirliği içinde çalıştı.

Belgesel kuşağının her bölümü sanatçıların, bilim insanlarının, sivil toplum temsilcilerinin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı yerel teşkilatı uzmanlarının katılımı ile çekildi.

Belgesel kuşağının birer bölümünde Türkiye tiyatro ve sinemasının önemli isimlerinden Erkan Can, Pelin Batu, Olgun Şimşek, Uğur Polat, Hakan Gerçek, Şevval Sam, Güven Kıraç, Mehmet Aslantuğ ve Serhat Tutumluer konuk sanatçı olarak rol aldı.

Belgesel kuşağı Kasım ayında yayınlanan “Orman Denizi: Yenice” bölümü ile tamamlandı.

Her bölümü düzenli olarak İZ TV’de yayınlanan belgesel kuşağında Kasım ayı sonu itibariyle toplam 272 bölüm yayınlandı. Bu yayınların en az 3 milyon 250 bin kişiye ulaştığı tahmin ediliyor.

Her bölümü bir orman sıcak noktasının tanıtan ve oradaki sorunlara değinen belgesel kuşağı ile 9 orman sıcak noktasının korunması ve doğal kaynaklarını sürdürülebilir kullanımı konusunda bilinç oluşturma sürecine önemli katkılar sağlandı.

Belgesel kuşağı ile ilgili daha fazla bilgileri belgesel kuşağı sitesinden ulaşabilirsiniz:
http://www.iztv.com.tr/kusak.aspx?id=75

Türkiye’nin Milli Parklar Fotoğraf Sergisi

Birçok kişinin gönüllü katkısıyla hazırlanan “Türkiye’nin Milli Parklar Fotoğraf Sergisi” 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü arasındaki tarihlerde Bartın ve Kastamonu illerinde iki ayrı sergi olarak düzenlendi.

Türkiye’de bulunan 41 milli parkın tanıtımını sağlayan ve Türkiye’de ilk kez düzenlenen sergileri yaklaşık 5000 kişi ziyaret etti.

Türkiye Ormanları ve 9 Orman Sıcak Noktası ile ilgili makaleler

“Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” Proje Yönetim Birimi tarafından Türkiye ormanları ve 9 orman sıcak noktası ile ilgili Kasım ayı içinde iki makale yayınlandı.

Yeşil ATLAS e-dergisi Kasım 2011 sayısında “Güz Renkleri – Ormanın Çağrısı” adlı makale:
http://www.yesilatlas.com/emagazine.aspx

Makale 2. National Geographic Türkiye Kasım 2011 sayısında “Dünyanın En Güzel Giysisi” adlı makale:
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/1111/konu.aspx?Konu=1

 

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Komi Cumhuriyeti’ndeki İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Orman Yönetimi

Rusya'nın Komi Cumhuriyeti'ndeki İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Orman Yönetimi Türkiye'ye örnek teşkil ediyor.

Ankara, Aralık 2011

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mahir Küçük’ün başkanlığında bir heyet Rusya Federasyonu sınırları dâhilinde bulunan Komi Cumhuriyeti’ne giderek örnek iklim değişikliği ve sürdürülebilir orman yönetimi modelini inceledi.

Rusya Federasyonu sınırları dâhilinde bulunan Komi Cumhuriyeti’nin yüzde 76’sı ormanlarla kaplı.

Avrupa Rusyası’ndaki bakir ormanların neredeyse yüzde 35’i ise yine Komi Cumhuriyeti’nde yer alıyor.

Artan nüfus ve özellikle de sanayi sektörü arzı, bölgedeki ormanları ve dolayısıyla bu ormanlar tarafından etkilenen ekosistemleri tehdit ediyor.

Bu bakımdan bölgedeki ormanların korunması, mevcut hasarların azaltılması ve engellenmesi ve bu ormanların sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla Komi Cumhuriyeti, UNDP Rusya Ofisi’nin de desteğiyle örnek bir proje sürdürüyor.

Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Pechora Nehri Bölgesi’nde Bakir Ormanların Biyolojik Çeşitliliğinin Korunması Amacıyla Komi Cumhuriyeti’nin Korunan Alan Sistemi’nin Güçlendirilmesi” Projesi kapsamında bölgenin bitki ve iklim haritaları çıkarılıyor, bölgedeki ormanlık ve turbalık alanların küresel iklime etkileri araştırılıyor, 15 farklı noktada karbon ölçümleri yapılıyor ve eğitim ve farkındalık yaratma çalışmaları yapılıyor.

Bu kapsamda projede edinilen bilgi ve deneyimlerden faydalanmak amacıyla Türkiye’de Orman ve Su İşleri Bakanlığı koordinatörlüğünde UNDP Türkiye tarafından, Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) desteğiyle hazırlama aşamasında olan “Türkiye’de Yüksek Koruma Değerine Sahip Akdeniz Ormanları Entegre Yönetim Projesi” kapsamında 20-24 Kasım 2011 tarihleri arasında Rusya Federasyonu’nun Komi Cumhuriyeti’ne teknik çalışma gezisi düzenlendi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve UNDP Türkiye Ofisi yetkililerinden oluşan bir heyet, UNDP Rusya Ofisi ile yaptığı görüşmelerin ardından, Komi Cumhuriyeti’nin başkenti Skytyvkar kentine giderek oradaki proje ekibi ile buluştu ve proje sahasındaki çalışmaları yerinde inceleyerek proje ortakları ve uzmanlarla görüştü ve proje kapsamında turbalık ve ormanlık alanlarda yapılan karbon ve diğer bilimsel ölçümler hakkında bilgi aldı.

Proje ekibi ile yapılan görüşmelerin yanı sıra Komi Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı Sayın Sergey Geraimovich ile de görüşmeler yapılarak iyi niyet temennilerinde bulunuldu ve iki ülke arasında gelecekteki işbirliği ve ortaklık olasılıkları tartışıldı.

Komi Cumhuriyeti’nde uygulanan iklim değişikliği ve sürdürülebilir orman yönetimi modelleri Türkiye ormancılığına örnek olarak yeni GEF projesinin hazırlanma sürecini hızlandıracak ve daha verimli hale getirecek.

Komi Cumhuriyeti’nde yürütülen Pechora Nehri Bölgesi’nde Bakir Ormanların Biyolojik Çeşitliliğinin Korunması Amacıyla Komi Cumhuriyeti’nin Korunan Alan Sistemi’nin Güçlendirilmesi” Projesi hakkında daha detaylı bilgi için: http://www.undp-komi.org/en/

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

 

Gençler için insana yakışır iş: Gençlik İstihdam Planı hazır

Türkiye’de genç işsizliğini azaltmak hedefiyle Ocak 2010’da hazırlanmaya başlanan Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı, 16 Kasım 2011 Çarşamba günü Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müsteşarı Namık Ata, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam, Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Direktörü Ümit Efendioğlu ve TİSK, DİSK, HAK-İŞ ve TÜRK-İŞ Başkanları’nın da katıldığı bir toplantıda açıklandı.

Ankara, Aralık 2011

Birleşmiş Milletler Ortak Programı "Herkes için İnsana Yakışır İş: Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge Uygulaması” kapsamında Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) koordinasyonunu sağladığı Ulusal Teknik Ekip tarafından hazırlanan Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı, 3 ana bölümden oluşuyor:

İşgücü Piyasası Durum Analizi, Politika Tavsiyeleri ve 2015 yılına kadar İŞKUR’un uygulayacağı somut tedbirleri içeren Eylem Planı Matrisi.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ‘Gençlerin İstihdamına Yönelik Ulusal Eylem Planları’nın Hazırlanması Kılavuzu’ndan yararlanılarak hazırlanan Eylem Planı, Türkiye’de daha fazla sayıda genç kadın ve erkeğin insana yakışır işlerde istihdam edilmelerini amaçlıyor.

Türkiye’de gençlerin istihdamına yönelik olarak ilk kez hazırlanan ve 15-24 yaş arasındaki yaklaşık 12 milyon genci ilgilendiren bu Eylem Planı kapsamında aşağıdaki 3 ana hedefe yönelik olarak somut sonuçlar belirlendi:

i) Gençlerin istihdamının artırılmasında İŞKUR’un kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi.

ii) Eğitim ile istihdam arasındaki bağlantının güçlendirilmesi.

iii) İŞKUR’un iş yaratmaya katkısı.

Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı’nı hazırlayan Ulusal Teknik Ekip , çeşitli kamu kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları, akademisyenler ve bir gençlik STK’sının temsilcilerinden oluşuyor.

Binyıl Kalkınma Hedefleri Fonu çerçevesinde finansmanı sağlanan Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nı İŞKUR ile birlikte yürüten Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Ulusal Teknik Ekip’e Eylem Planı hazırlama sürecinde çalıştaylar, eğitim seminerleri, yurtdışı çalışma ziyaretleri ve çeşitli uzmanların hazırladığı raporlar yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliği, yoksulluğun azaltılması gibi konularda teknik destek sağladı.

Ulusal Teknik Ekip üyeleri şu kuruluşları temsil etmektedir: Türkiye İş Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, TİSK, DİSK, HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve Gençlik İstihdam Derneği. Ulusal Teknik Ekip içerisinde ayrıca, biri Tarım İktisatçısı ve diğeri Çalışma İktisatçısı olmak üzere iki akademisyen de yer almaktadır.

UNICEF İyi Niyet Elçisi, şarkısını gönüllülere ithaf etti

Uluslararası üne sahip şarkıcı ve UNICEF İyi Niyet Elçisi Angelique Kidjo, 5 Aralık’taki Gönüllülük konulu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumu öncesinde BM Gönüllüleri Programı (UNV) ile güçlerini birleştirdi.

Ankara, Aralık 2011

Üye devletlere UNV’nin mesajı açık: Milyonlarca gönüllünün hayatı her geçen gün iyiye doğru değişiyor ve daha iyi bir tanıtım ve destekle çok daha fazlası yapılabilir.

Uluslararası üne sahip şarkıcı Angelique Kidjo, sadece müziği ile değil, çocuklar için UNICEF gönüllü savunuculuğu yapmasıyla da dinleyicilerini kendine hayran bırakıyor.

İyi Niyet Elçisi Kidjo, mülteci kamplarını ve yoksul ülkelerin bazı ücra köylerini ziyaret ediyor.

Kidjo son gezisinde bir çocuk asker ve tecavüz kurbanı ile de bir araya gelerek onlarla müziğini paylaşmıştı:

“Yüzlerindeki gülümsemeyi gördüğümde travma nedeniyle kendilerini koydukları hücre hapsine karşı savaşı kazandım."

"Gönüllük benim için önemli, çünkü başkalarına yardım edebileceğimiz pek çok alan var.”

Kidjo, dünya çapındaki milyonlarca gönüllü arasında yer alıyor.

36 ülkede yürütülen yeni bir çalışmaya göre her yıl bir arada düşünüldüğünde dünyanın dokuzuncu büyük ülkesini oluşturabilecek yaklaşık 140 milyon kişi gönüllü çalışmalara katılıyor.

Kidjo Uluslararası Gönüllüler Yılı’nın onuncu yıldönümündeki BM Genel Kurul toplantısı öncesinde ‘Agolo’ adlı şarkısını tüm gönüllülere ithaf etti.

5 Aralık toplantısının gönüllüler için destek ve tanıtım anlamında olumlu sonuçlar getirmesi umuluyor.

İklim değişikliğine uyumda Türkiye'nin somut adımları

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın koordinasyonunda 2008 yılından beri Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen ve Türkiye’nin kentsel, kırsal ve kıyı alanları gelişimini tehdit eden iklim değişikliği risklerini yönetmek için kapasite geliştirmeyi amaçlayan “Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi” Ortak Programı tamamlandı.

Ankara, Aralık 2011

23-24 Kasım 2011 tarihlerinde Ankara Ticaret Odası Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen “Kapanış Konferansı” ile iklim değişikliğine uyum bağlamında bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmaların sonuçları paylaşıldı.

Kapanış Konferansı’na Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörü Shahid Najam da katıldı.

Kapanış Konferansı’nın ilk gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü İklim Değişikliği Uyum Şube Müdürü Kadir Demirbolat ile Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Ortak Programı Yöneticisi Atila Uras “Türkiye’nin Ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı”nı tanıttı.

Ortak Program kapsamında hazırlanan taslak Ulusal İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nın “su kaynakları yönetimi, tarım sektörü ve gıda güvenliği, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitlilik ve ormancılık, doğal afet risk yönetimi ve insan sağlığı” olmak üzere beş etkilenebilirlik alanına odaklanıyor.

Bu başlıklar altında politika, bilimsel araştırma, uygulama ve kapasite geliştirmeye yönelik Türkiye’nin alabileceği önlemler belirtiliyor.

Ayrıca Konferans’ın ilk gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; Sağlık Bakanlığı; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan üst düzey yöneticilerin katılımıyla “İklim Değişikliğine Uyum ve Türkiye – Sektörel Bakış Açıları” adlı bir panel düzenlendi.

Konferansın ikinci gününde uzmanların katılımıyla paralel tematik oturumlar gerçekleştirildi.

Bu oturumlarda; “Gıda Güvencesi”, “İklim Değişikliğine Uyum, Su Yönetimi ve Doğal Afet Risk Yönetimi”, “Biyolojik Çeşitlilik, Ekosistem Hizmetleri ve Ormancılık”, “İklim Değişikliğine Uyumda Kapasite Geliştirme, Eğitim ve Bilim”, “İklim Değişikliğine Uyum ve Eko-verimlilik”, “İklim Değişikliği Müzakerelerinde Uyum” ve “İklim Değişikliğine Uyum ve Türkiye, Edinilen Dersler - Gelecek Adımlar” konuları ele alındı.

Gönüllülük konusu BM Genel Kurulu'nda ele alınıyor

5 Aralık günü, Uluslararası Gönüllülük Yılı +10 (IYV +10) New York'taki Genel Kurul toplantısında gönüllülük konulu özel oturumda sona erecek.

Ankara, Aralık 2011

Bu yıldönümünde, hedeflerin bir adım daha ileri alınmasıyla, gönüllülük ile ilgili bir kararın kabul edilmesi bekleniyor.

Daha önce BM Genel Kurulu Sosyal, İnsani, Kültürel İşler Komitesi gönüllülük konusunda Kasım ayında Türkiye de dahil olmak üzere 93 ülke tarafından desteklenen bir kararı çıkarmıştı.

Bu yıl, 2001 yılındaki Gönüllüler Yılı'nın 10’uncu yıldönümü.

63/153 (2008) sayılı Genel Kurul Kararı ile BM bu yıldönümünün tüm dünyada idrak edilebilmesini sağlamıştı.

Yıl boyunca, çok sayıda ortak kuruluş ve paydaş, gönüllülüğün olumlu etkilerinin geniş çapta tanıtılması, gönüllü ağların güçlendirilmesi, gönüllülük değerlerinin teşvik edilmesi, gönüllülük yoluyla barış ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılabilmesi amacıyla kişilerin katkı sağlamalarını kolaylaştırmayı hedefledi.

Yıldönümüne aynı zamanda, Eylül ayındaki Gönüllülük ve Binyıl Kalkınma Hedefleri Küresel Zirvesi ve MDG'ler tarafından ve birinin de Türkiye'de düzenlenmiş olduğu, Aralık ayında Dünya Gönüllülük Raporu küresel çevrimiçi kampanya ve beş bölgesel, çok ortaklı istişareler dahilinde de değinilmiştir.

Onuncu yıldönümü, Eylül ayında Gönüllülük ve Binyıl Kalkınma Hedefleri üzerine düzenlenen küresel bir zirvede, Aralık ayında ilk kez açıklanan Dünyada Gönüllülüğün Durumu raporu yoluyla, küresel bir internet kampanyasıyla ve ayrıca biri Türkiye’de olmak üzere toplam çok paydaşlı beş ayrı bölgesel danışma toplantısı yoluyla da gündeme getirildi.

Toplantılardan çıkan öneriler BM Gönüllüler Programı UNV’nin Türkiye’de 2012 ve sonrasında yürüteceği çalışmalara rehberlik edecek.

‘Türkiye'de Enerji Verimli Cihazların Piyasa Dönüşümü’ Projesi İngiltere'de

Türkiye’de Enerji Verimli Cihazların Piyasa Dönüşümü Projesi (EVÜdP) kapsamında Enerji Verimli Cihazların Uygunluk Değerlendirme ve Test Altyapısı için en iyi uygulama deneyimlerini yerinde görmek ve bilgi edinmek amacıyla İngiltere’ye düzenlenen Çalışma Gezisi 14-18 Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 

Ankara, Aralık 2011

Çalışma Gezisine, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü kurum temsilcilerinden oluşan bir heyet katıldı.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen ve hem kamu hem de sektör temsilcilerinin yer aldığı projenin ortakları arasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) ve Arçelik A.Ş de bulunmaktadır.

Proje, enerji verimliliği yüksek elektrikli ev aletlerine yönelik piyasa dönüşümünü gerçekleştirerek konutlarda elektrik enerjisi tasarrufu ve bu oranda sera gazı salınımlarında azaltım hedeflemektedir.

Bu bağlamda, projenin Elektrikli Ev Aletleri Enerji Verimliliği Politikaları Uluslararası Danışmanı Tom Lock’un katkılarıyla gerçekleştirilen Çalışma Gezisi, İngiliz hükümetine elektrikli ev aletleri, binalar ve ulaştırma alanında enerji verimliliği politikaları konusunda tavsiyeler veren devlet destekli Energy Saving Trust’ın (EST) ziyaret edilmesi ile başladı.

Daha sonraki günlerde Çevre Gıda ve Köyişleri Bakanlığı (DEFRA) Sürdürülebilir Enerji Kullanan Ürünler Takımı temsilcisi AB kapsamındaki yeni Enerji Etiketleme ve Ekotasarım uygulamalarına geçiş süreci ile ilgili deneyimlerini heyetle paylaştı. Ev Aletleri Üreticileri Derneği (AMDEA) ve Reklam Standartları Kurumu (ASA) ile bilgi alışverişinde bulunuldu.

Çalışma Gezisi kapsamında ayrıca, ekotasarım ve enerji etiketleme düzenlemeleri kapsamında ürünlerin Piyasa Gözetim ve Denetiminden sorumlu Ulusal Ölçüm Ofisi (NMO) ve hem üreticilere hem de NMO’ya enerji verimliliği testleri konusunda hizmet veren Intertek test kuruluşunun test laboratuarları Türkiye’den giden heyet tarafından ziyaret edilerek örnek test altyapıları ve uygulamaları yerinde kurum temsilcilerinin rehberliğinde incelendi.

Projenin Uluslararası Uygunluk Değerlendirme ve Test Danışmanı Chris Evans’ın da katıldığı bu toplantılarda enerji verimliliği üzerine piyasadaki düzenlemeler kapsamındaki uygulama deneyimlerini, bu süreçte yaşadıkları zorlukları ve başarı öykülerini paylaştıkları kapsamlı sunumlar ve bilgi alışverişleri yer aldı.

Türkiye’de 2010/30 EU Etiketleme ve 2009/125 EC Ekotasarım Çerçeve Direktiflerinin yakın zamanda uygulamaya girecek olması sebebiyle Türkiye’de geçiş döneminde Enerji Verimli ürünlerin uygunluk değerlendirme ve test altyapısının oluşturulmasına katkı sağlaması planlanan bu paylaşımların önemi heyetteki yetkililer ve Proje Yönetim Birimi tarafından Çalışma Gezisi sonunda gerçekleştirilen kısa toplantıda belirtildi.

Türkiye'de İklim Değişikliği Hukuku: 2012 ve Sonrası

Türkiye’nin İklim değişikliği İkinci Ulusal Bildirimi kapsamında yapılan “Türkiye’de İklim Değişikliği Hukuku: 2012 ve Sonrası” sempozyumu geniş katılımla İstanbul’da gerçekleşti.

Ankara, Aralık 2011

31 Ekim 2011 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen sempozyum 2012 sonrası iklim rejiminde Türkiye'nin uluslararası süreçte etkin biçimde yer almasına yönelik çalışmalar kapsamında, ülkemizin hukuki durumunu tartışmak ve yeni iklim rejimini hem uluslararası ölçekte hem de Türkiye özelinde tartışarak değerlendirmek ve önerilerde bulunmak amacıyla gerçekleştirildi.

Ev sahipliğini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yaptığı toplantıya kamu, özel sektör, STK’lar, üniversitelerden toplam 66 kişi katıldı.

Ulusal ve uluslararası akademisyen ve uzmanların konuşmacı olarak katılım sağladığı sempozyumda iklim rejiminde 2012 sonrası ulusal ve uluslararası koşullar hakkında bilgi verildi.

Dr.Öznur Oğuz Kuntasal’ın açılış konuşmasıyla başlayan sempozyum Dr. Daniel Bodansky, Dr. David Freestone, Daniel Greenberg, Dr. Nilüfer Oral, Prof. Dr, Frank Maes ve Nursel Atar’ın konu ile alakalı sunumları ve konuşmacıların katılımıyla devam etti.

Ulusal ve uluslararası uzmanların yaptıkları sunumlarda, iklim değişikliği hukuku konusunda ulusalararası alandaki son gelişmeler ile bunların Türkiye’ye yansımaları ve Türkiye’de iklim değişikliği hukuku konularındaki gelişmelerin altı çizildi.

2011 İnsani Gelişme Raporu

 

Bu bölümde konumuz Kasım ayının başlarında açıkladığımız Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2011 İnsani Gelişme Raporu. Bu yılki raporda Türkiye için acaba hangi mesajlar yer alıyor, insani gelişme ne anlama geliyor?

UNDP Türkiye: Merhaba Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladıgı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde konumuz Kasım ayının başlarında açıkladığımız Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2011 İnsani Gelişme Raporu. Bu yılki raporda Türkiye için acaba hangi mesajlar yer alıyor, insani gelişme ne anlama geliyor? Bu konunun ayrıntılarını konuğumuz, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Can Özen ile konuşacağız. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde öğretim görevlisisiniz ve kalkınma ekonomisi üzerine çalışıyorsunuz. Dolayısıyla tam da konuşacağımız konu için doğru bir isimsiniz.Hoşgeldiniz.

Can Özen (C.Ö): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: İsterseniz öncelikle insani gelişme ne demek onunla başlayalım. Size göre, kalkınmayı ölçmek için neden milli gelir yeterli değil?

C.Ö.: Eskiden milli gelir basitçe yeterli gibi gözüküyordu. Ülkeler çok net bir şekilde tek boyutta sıralanıyor ve başarılı/başarısız ülkeler buna göre belirleniyordu. Ancak 1980lerden sonra aslında kalkınma dediğimiz şeyin tek bir boyutta değil de çok boyutta incelenip anlaşılması gereken bir şey olduğu ortaya çıktı. Yani, kalkınmanın uzun ince bir yol değil de bunun yerine çok kulvarlı bir otoyol olduğu mantığı ön plana çıktı. Örneğin, bir çocuğun gelişimine bakıldığı zaman, eskiden insanlar yalnızca çocuğun boyunu ve kilosunu sorarlardı. Şimdi ise çocuğun okuldaki durumu, sağlık durumu, arkadaşları gibi sorular yer almaya başladı. Aynı şekilde, insani gelişimde baktığımız kıstasların sayısı gibi ekonomik gelişimde baktığımız kıstaslar arttı.

UNDP Türkiye: Yani sadece cebinde para olan bir insanın mutlu olamayacağından yola çıkan bir anlayışla ülkelerin de parasıyla mutlu, sağlıklı, eğitim açısından ileride ve belki de cinsiyet eşitsizliği olmadığını düşünmek çok da mümkün değil. Bu yılki raporun mesajlarından bir ikisini isterseniz bir sonraki soruma geçmeden önce vurgulayayım. Bu seneki raporun ismi “Sürdürülebilirlik ve Eşitlik: Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek”. Bu da aslında sizin bahsettiğiniz kavramlar arasına girebilir. Sadece para değil aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğin de sağlanması önemli. Sizi bulmuşken, İnsani Gelişme Endeksi’nden söz etmek istiyoruz. Örneğin, Norveç bu sene birinci çıktı ki geçen sene de İnsani Gelişme Endeksi’nde birinciydi. Listenin en sonunda ise Sahra Altı ülkelerini görüyoruz. Norveç, Avustralya ve Hollanda ilk üçü oluşturmaktadır. Demokratik Kongo, Nijer ve Brundi listenin sonundaki üç ülkeyi oluşturuyor. Türkiye ise bu sene 92. sırada. Size göre bu skoru oluşturan etkenlere baktığımız zaman, Türkiye’nin bu sıralamadan alması gereken mesajlar nelerdir?

C.Ö.: Şimdi, şöyle bir şey var. Sıralama ne kadar önemli? Mesela geçen sene 83. sıradaydık bu sene 92. sıraya geriledik. Bu sıralamanın kendisi belki çok fazla önemli değil. Dikkat edilmesi gereken şey, bir ülke ilk olarak kendini kendi tarihiyle karşılaştırmak durumunda. Yani, biz 30 senede ya da 50 senede nereden nereye geldik manasında bu endeksler kullanılmalı. İkincisi bu endeksi kullanarak, bir ülke komşularıyla ya da ekonomik olarak kendini yakın gördüğü ülkeler ile kendi performansını karşılaştırmalı. Bizde bu rakamları bu şekilde kullanmalıyız. Bir nokta daha eklemek istiyorum. Bence bu endeks Türkiye gibi ülkeler için önemli mesajlar veren bir endeks. Çünkü, örneğin Norveç başarılı ve zaten bütün endekslerde başarılı olduğunu biliyor. Bu sebeple, buradan alacağı büyük bir geri bildirim de yok açıkçası. Aynı şekilde Demokratik Kongo Cumhuriyeti de yoksulluğunun farkında ve dünyadaki gelişme trendinin gerisinde kalmış bir ülke. Biz ise şu anda bir gelişme dalgasının ortasındayız. Hangi yönde gelişeceğiz, ne tercihlerde bulunacağız sorusu bizi Norveçten ve Demokratik Kongo’dan daha kritik duruma sokmaktadır.

UNDP Türkiye: Türkiye’de kalkınma gündeminin, parasal niteliklerinin dışında yeterince konuşulduğunu düşünüyor musunuz?

C.Ö.: Ne yazık ki hayır. Şimdiye kadar sizin dediğiniz gibi parasal olarak düşünüyoruz gelişmeyi. Ne kadar paramız var, o kadar gelişmişiz şeklinde düşünüyoruz.

UNDP Türkiye: 1980’den 2011’e Türkiye’nin kendi içindeki ilerlemesine baktığımız zaman aslında umut verici bir gelişme trendi olduğu düşünülebilir. Doğum anından sonra umulan yaşam süresi bundan 30 sene önce 80’li yılların başında 56 iken şu anda 74’e kadar yükselmiş vaziyettedir. Demek ki artık Türk vatandaşları 18 sene daha fazla yaşıyor. Beklenen okullaşma süresi 7 yıldan 11.8 yıla çıkmış. Kişi başına düşen gayri safi milli gelir 5.500 dolar seviyesinden 12.100 dolar seviyesine çıktı. Bütün bunlar satın alma kalitesine göre hesaplanmış olan değerler. Şimdi bunlar hesaplanan rakamlar ve aslında birçok kişi için bir şey ifade etmiyor olabilir. Türkiye’de karar alıcıların buradan çıkarması gereken mesaj nedir? Yani insani kalkınma benzeri endekslerde Türkiye’nin daha iyi noktalarda yer alabilmesi için politikalara bu endekslerden çıkan hangi mesajları dahil edilmesi gerekiyor?

C.Ö.: Genel olarak gelişme trendimizin güçlü ve güçsüz olan yerlerini bu endeksi kullanarak çok rahat bir şekilde bulabiliyoruz ve görebiliyoruz. Örneğin siz birçok rakamdaki olumlu gelişmemizden bahsettiniz. Ekonomik büyüme tempomuz son 30 yılda yaklaşık olarak 4.3. Bu bizim o dediğimiz kaba üretim miktarındaki büyüme. Fakat bu gelişim endeksinin kendisine yani insani gelişimdeki büyüme rakamına bakıyoruz. Bu ise 1.3. Bunlar birebir olmuyor. Yani demek istediğim, ekonomik gelişme tek başına olduğu zaman hemen insani gelişmedeki olanakların artmasına birebir katkıda bulunmuyor.

UNDP Türkiye: Türkiye’nin insani ve ekonomik gelişmesini kıyasladığımız zaman, Türkiye’de ekonomik gelişme, insani gelişmeden 3 kat daha hızlı ilerliyor diyebiliriz.

C.Ö.: Çok doğru. Kendimizi dünya ile kıyaslayacak olursak, dünyada ekonomik gelişme olarak 65. en gelişmiş ülkeyiz, ancak insani gelişmede sıralamamız 92. Arada 27 sıralık bir fark var. Peki bu neden oluyor? Dediğimiz gibi, bazı ülkeler insanı gelişim bakımından daha iyi bir performans gösterirken, başka ülkeler ekonomik bakımdan daha iyi bir performans gösteriyor.

UNDP Türkiye: Ama bu sosyal göstergeler yıldan yıla hızlı ve kolay bir şekilde iyileştirilebilecek göstergeler değil. Bir ülkenin umulan eğitim süresini bir yılda ne kadar iyileştirebilirsiniz ya da sağlıkla ilgili olan göstergeleri, örneğin yaşam süresini, yıldan yıla ne kadar değiştirebilirsiniz? Nereden başlamak gerekir peki?

C.Ö.: Burada çok güzel bir soru sordunuz ancak öncelikle 30 senelik bir trende bakmak gerekiyor. İkinci olarak, 30 senelik trende baktığımızda, başarılı olduğumuz tek alan da ekonomi değil ki sağlık alanında da çok ciddi bir başarımız var. Şu anda dünyaya baktığımız zaman sağlık açısından 76. sıradaki en sağlıklı ülkeyiz.

UNDP Türkiye: 30 yılda yaşam süresinin 18 sene artması gerçekten çok önemli bir gösterge tabii ki.

C.Ö.: Yalnızca ekonomik gelişme bakımından değil, sağlık gelişmesi bakımından da şu ana kadar son 30 senede güçlü bir performans gösterdiğimiz pekala söylenebilir. Ama ne yazık ki ekonomik ve eğitim eşitsizliğini giderme bakımından ülkemizin son 30 senede iyi bir performans gösterdiğini söylemek pek mümkün değil.

UNDP Türkiye: Dünya 2012 yılı Haziran ayında Rio de Janeiro’da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’na hazırlanıyor. Bu raporların endekslerinin dışındaki kısmında özellikle üzerinde durulan nokta sürdürülebilirlik ve eşitlik. Eşitlikten bir ülkenin kendi içinde sağlıkta, eğitimde, ve diğer sosyal göstergelerde eşitsizliklerinin giderilmesini anlayabilirsiniz. Raporun içerisinde bir ülkenin kendi içindeki eşitsizliklerin giderilmesi ve aynı zamanda cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi anlamında da mesajlar var. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğindeki raporda bu sene Türkiye 77. sırada yer alıyor. Bununla ilgili olarak sizin tespitleriniz nelerdir?

C.Ö.: Sizin de belirttiğiniz gibi, bu noktada iyi bir sıralamada değiliz. Ekonomik ve insani gelişmede dünyada iyi performans gösteren ülkelerinden biriyken ne yazık ki hala cinsiyet eşitsizliği bakımından çok iyi bir yerde bulunmuyoruz. Dediğiniz gibi bunun birçok sebebi var. Özellikle, kadınlara iş hayatında açamadığımız olanaklar ve iş hayatına katılım oranlarının artmaması, bizi engelleyen ciddi şeylerin olduğunu gösteriyor. Eğitim oranlarında da kadın erkek arasındaki ciddi eşitsizlikler bu endekste bizim kötü durumumuzu açıklıyor.

UNDP Türkiye: Aslında bileşenlere baktığımız zaman, Türkiye’de meclisteki kadınların sandalye sayısına bakılıyor. Bu yıl arttı, ama bu endekste 2010 yılı rakamları kullanılmış. Bunu vurgulamak gerekiyor. Muhtemelen, önümüzdeki sene bir miktar yükselme görülebilir. Ancak bunun dışında, anne-çocuk sağlığı konusunda da göstergeler gösteriyor, fakat sizin tespitleriniz doğrultusunda Türkiye’nin bu alandaki ilerlemesi istenilen hızda değil. Programımıza katıldığınız için çok teşekkürler. Pek çok konuyu değerlendirme fırsatı bulduk ama geriye kalan birçok şey de var. Bunlar için undp.org.tr adresinden raporun tam metni indirilebilir ya da raporun Türkçe özeti undp.org.tr adresi üzerinden bulunabilir. Konuğumuz Orta Doğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ)’nden kalkınma ekonomisti Yrd. Doç. Dr. Can Özen’di. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı yeni ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!

Soyu tükenmekte olan bir tür : Ankara keçisi

 

Bu bölümde konumuz Ankara keçisi ırkının devamlılığının sağlanması için yetiştiriciliğin desteklenmesi projesi.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde konumuz Ankara keçisi ırkının devamlılığının sağlanması için yetiştiriciliğin desteklenmesi projesi. Bu projeyi Küresel Çevre Fonu (GEF), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği birlikte yürütüyor. Bu projenin ayrıntılarını, konuklarımız, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nden Zooteknik Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salih Karaçaltı ve GEF Küçük Destek Programı Program Sorumlusu Özge Gökçe ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.

Mehmet Salih Karaçaltı (S.K): Hoşbulduk.

Özge Gökçe (Ö.G): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: Ankara keçisi ırkının devamlılığını sağlanması ile başlayan, ismi uzun olan bir projeden bahsediyoruz. Ankara keçisi soyu tükenmekte olan bir tür müdür?

S.K.: Ankara Keçisi, bize mahsus, Orta Anadolu’ya mahsus bir ırktır. Fazla değil, on yıl öncesine kadar, 2-3 milyon gibi sayılarla bahsedilen, hatta dünya çapında ün yapmış angora yününün kaynağını teşkil eden tiftik üreten bir ırktır bu. İngilizler zamanında bizden almışlar, önce İngiltere’ye sonra Güney Afrika’ya göndermişler ve meşhur Angora yünü diye dünyaya tanıtmışlar. Bugün de bu yün ve tiftik, özel giysilerin yapımında kullanılan bir yündür. Ancak, maalesef on yıl öncesinde 2-3 milyonlarla, yirmi yıl öncesinde ise on milyonlarla bahsedilen hayvan sayısının bugünkü sayısı resmi rakamlara göre 56 bindir.


UNDP Türkiye: On milyondan önce 2 milyona daha sonra sayısı 56 bine düşmüş, soyu tükenmekte olan bir türden bahsediyoruz. Angora, Ankara keçisinden elde edilen hepimizin bildiği bir üründür.Neyin tehdit altında olduğunu anlamamız açısından başta bahsettikleriniz çok iyi oldu. Özge Hanım size sormak istiyorum şimdi. Ankara keçisi evcil bir tür ama çevresel sürdürülebilirlik başlığı altına nasıl dahil ediyoruz ya da şöyle ifade etmeliyim, evcil bir türün soyunun tükenmesinin biyoçeşitlilikle ne ilgisi var?

Ö.G.: Gelebilir, çok da doğru bir soru aslında. Kurum ve kişiler, normal şartlar altında evcil türleri doğrudan biyolojik çeşitlilik kapsamında düşünmüyor. Aslına bakarsanız, evcil türler dikkat edilmesi gereken bir husus. Pek çok evcil türün kaynağı da aslında bir yabani türe dayanıyor. Dolayısıyla, kendilerini düşünmeden önce bu hayvanların genetik kaynaklarını düşünmek gerekir. Ankara keçisi ve angora gerçekten önemli ürün içeriyorlar. Türünün yok olması, bizim açımızdan tarımsal biyolojik çeşitlilik altında değerlendirdiğimiz bir şey. Bunu şu şekilde de düşünebilirsiniz. Küresel Çevre Fonu çeşitli buğday türlerini korumak için de destek veriyor. Bu, bunun kapsamında olduğu bir süreç olarak düşünülebilir.

UNDP Türkiye: Ben tekrar Salih bey ile devam etmek istiyorum. Siz aynı zamanda zeoteknik uzmanısınız ve bu alanda bir akademisyensiniz. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği adına bu projeyle ilgileniyorsunuz. Bu soyu kurtarmak için biraz da bu projeden bahsedelim. Türkiye’de şu anda neler yapılıyor acaba?

S.K.: Biraz önce bahsettiğim rakamlardan 56 bine nasıl indiği ile ilgili bir analiz yapılıyor. Ankara ve Orta Anadolu’da çok, Siirt’te de biraz yaygınken, bu ırk Ankara’nın üç ilçesine nasıl sıkıştı, neden bu kadar azaldı; bunun sonucunu bulmaya çalıştık. Bunun sonucu şuydu: Öncelikle, vatandaş tiftikten para kazanamıyor. İkinci olarak et eskisi gibi para etmiyor ve bu ırkın sayısını hızla yok olma noktasına getirdi. Biliyorsunuz, genetik çeşitliliğin korunabilmesi için 15 bin rakamı çok önem teşkil etmektedir. Biz hızla 15 rakamına doğru gidiyoruz ve bu bize ait olan bir gendi. Bunun için ne yapabiliriz? Öncelikle vatandaşa bundan nasıl para kazanacağını öğretmemiz gerekiyor. Son zamanda, Güney Afrikalılar ve Çinliler bizden giden bu hayvandan çok para kazanırken biz neden para kazanamıyoruz? Onlarla neden rekabet edemiyoruz?

UNDP Türkiye: Bu dalgalanma tiftik ve et fiyatındaki düşmeden kaynaklandı diyorsunuz. Belki de yetiştiriciler daha çok başka türlere yöneldiler ve Ankara keçisinin sayısı milyonlardan binlere düştü. Peki fiyatlar bu kadar düşükken, üreticiler o işten nasıl para kazanacak?

S.K.: Şimdi şöyle, etin fiyatlarını bir kenarı koyarsak tiftik konusunda on yıl öncesine kadar para kazanılıyordu. Ancak Güney Afrika’nın çok fazla üretim yapması ve dünya piyasasına çok ucuz rakamlar ve kaliteyle girmesi bizi biraz sekteye uğrattı. Bu arada bizim onlarla rekabet etme şansımız var mıdır/yok mudur analizi yapıldı. Görüldü ki hayvanlar iyi beslenirse ve Ankara keçisi entansif tarıma aktarılırsa, onlarla çok rahat rekaber edeceğimiz hatta bu bölgenin yerel bir bölge olması, bizden olması sebebiyle Güney Afrika’ya giden akrabalarından üstünlüğü tespit edildiğinde şu görüldü: Birincisi hayvanlar iyi beslenemiyor. İkincisi ise iyi yetiştirilemiyor. Demekki sorun bilgi noksanlığında yatıyor. Hemen bir örnek vereyim; bir keçi iyi beslenirse keçi başına tiftik 2.5 kilogramdan 4.5 kilograma çıkıyor.

UNDP Türkiye: İyi beslenen bir keçiden iki katına yakın bir artış.

S.K.: Asıl önemlisi lüleboyu, tiftik kalitesi ve en önemlisi de tiftik standardı dediğimiz, özellikle Güney Afrika’yla rekabet edemeyişimizi çok çabuk aştığımızı görüyoruz. O zaman dedik ki buradaki bu açığı nasıl kapatırız. İşte proje buradan doğdu.

UNDP Türkiye: Aslında sizin burada iş modellerine yönelmeniz gerektiği anlaşılıyor ve siz de bunu vurguluyorsunuz zaten. Yetiştiricilikte bir problem yok ve et fiyatları bir kenara bırakıldığında tiftikten üreticiler nasıl para kazanabilir, işin biraz da ziraatten iş modellerinden, işletme yönetimine doğru evrilen bir tarafına sizin biraz eğilmeniz gerektiği anlaşılıyor. Tabi bu arada not olarak şunu vurgulamakta yarar var: Güney Afrika ve Çin’de Ankara keçisi var ve Türkiye’deki Ankara keçisi ile buralardaki Ankara keçisinin sayısının ve üretiminin rekabet halinde olduğunu sizin anlattıklarınızdan anlamış durumdayız.

S.K.: Olabileceğini gördük en azından ve vatandaşa da göstermeye çalıştık. Bu projenin aslı şu: Vatandaş bu hayvana bakmayı, beslemeyi, bu hayvandan para kazanmayı öğrenirse sayısı hızla artar dedik. Az bütçeli bir proje olmasına rağmen bu projenin olumlu sonuçları görüldü. Hatta çok büyük bütçelerle desteklenen projelerden daha iyi sonuçlar verdi. Bir yıl sonra gördük ki, örnek aldığımız çiftçiler keçi başına 1.2 oğlak alınırken, sırf beslemenin düzenlenmesiyle beraber oğlak sayısı 3 rakamına erişti. Direk bizim örnek çiftçilerimizdeki sürü sayısının 2’ye 3’e çıkmasıyla bu işin olabileceğini gösterdi. Bu bizim göstergemiz oldu.

UNDP Türkiye: Ortaya çıkan sonuçların küçük bir bütçeyle olduğunu söylüyorsunuz ve tam bu noktada destek programının sorumlusu Özge Hanım’a soru sormak istiyorum. Sizin yapmış olduğunuz, küçük paralarla büyük işleri yapmış olduğunuz anlamına geliyor ve siz pek çok projeyi destekliyorsunuz. Bu anlamda bugü konuştuğumuz proje nereye oturuyor?

Ö.G.: Bugün konuştuğumuz şey aslında sadece bir ırkın, sadece bir türün ya da sadece tarımsal bir çeşitliliğin korunması için değil. Bunu yaparken insanı da unutmamakla ilişkili bir şey. Herhangibir türü korumak için çeşitli önlemler alabilirsiniz ama aldığınız önlemler insanların hayatlarına doğrudan değmiyorsa, malesef sonuçları uzun süre devam edebilir olmuyor. Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey de buydu. Biz bir türü koruduk ama bu türü korurken bu türün hem kendi ırkının varlığının devam etmesini sağlamaya çalıştık hem de bunu yaparken o türden faydalanan insanların da gelirlerini arttırması ve belli bir hayat standardında yaşamlarını devam ettirmelerini sağlamaya çalıştık. Bunu yaparken tek başımıza değildik. SGP hiçbir zaman fonu tek başına sağlayan bir taraf değil. Bunun için proje sahibinden, proje ortaklarından ve diğer kaynaklardan çeşitli destek alıyor ve bu işler eş finansmalarla yürüyor. SGP gerçekten çok küçük paralar veriyor. Sivil toplum örgülerinin önceliklendirdiği çalışmalarda maksimum 50 bin dolar verebiliyor ama projeler 50 bin dolar’ın çok çok üstünde etki yaratıyor. Ama bunu tek başımıza yapmıyoruz. Bunda devletin verdiği kaynakları unutmamak lazım. Türk hükümetinin çok ciddi katkıları var. Özellikle tiftik konusunda hem ilçelerin ve müdürlüklerin bünyesinde verdikleri destekler, hem de Tarım Bakanlığı’nın verdiği teşfikler var. Bu teşfiklerle beraber olunca ancak bu işler yürüyor. Herhangibir türü koruyacaksanız, sadece SGP gibi küçük fonla yapmak mümkün değil ama SGP gibi küçük fonlar ağacı diktiğinizde üzerine döktüğünüz can suyu gibi oluyor. O can suyu ile daha ilerisine gidebileceğini umuyorsunuz.

UNDP Türkiye: Tabi siz de küçük bir müdahale ile bu ırkın sona ermemesinin sağlanabileceğini gösterdiniz.

S.K.: Ben SGP buradaki pozisyonunu küçük bir dematrasyon yaratmak olarak görüyorum.

UNDP Türkiye: Bir örnek yarattınız ve bu örneğin devam etmesini istiyorsunuz.

S.K.: Tabi bu halk ta gözüyle gördüğüne inanan bir halk olduğu için, buna etki ediyor. Bakıyor ki Saim keçi sayısını arttırmış. Niye arttırdı, niye para kazandı? Ben de yapabilirim diyor. Buradaki soru, bunu cevaplama sorusudur.

UNDP Türkiye: Ankara keçisi projesine ulaşmak için undp.org.tr adresi üzerinden ilgili linklere tıklayabilir; ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.Küresel Çevre Fonu’ndan (GEF) Özge Gökçe ve Türkiye Tabiatı Koruma Derneği’nden Ankara keçisi projesi, proje koordinatorü Doç. Dr. Mehmet Salih Karaçaltı terkrar teşekkür ederiz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri

 

Bu bölümde, Birleşmiş Milletler gönüllüler programı ya da kısa adıyla UNV adlı bir kuruluştan söz edeceğiz.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Birleşmiş Milletler gönüllüler programı ya da kısa adıyla UNV adlı bir kuruluştan söz edeceğiz. Kuruluş, Dünya’da gönüllüğün durumu hakkında bu hafta yeni ve kapsamlı bir rapor da hazırladı. Bu kuruluşu, New York’tan telefon aracılığı ile programımıza katılan, BM Gönüllüleri Programı Dünyada Gönüllülüğün Durumu Raporu Proje Yöneticisi Aygen Aytaç ile konuşacağız. İyi günler Aygen Hanım.

Aygen Aytaç (A.A.): İyi günler.

UNDP Türkiye: Size bu rapordan önce Birleşmiş Milletler Gönüllüler programıyla ilgili bir soru yöneltmek istiyorum. Hala birçok kişi bu programı pek fazla tanımıyor olabilir. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri nedir ve ne iş yapar?

A.A.: Birleşmiş Milletler Gönüllüleri ya da Birleşmiş Milletler Gönüllüler programı, sizinde dediğiniz gibi kısaca UNV, UNDP yani Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’yla birlikte dünyada kalkınma ve barış için çalışan Birleşmiş Milletler örgütlerinden biridir. Merkezi Bonn’da bulunuyor. UNV’nin kalkınma ve barış alanında benimsemiş olduğu temel ilke, kalkınma ve barışın, insanların katkısı olmadan başarılamayacağına inanıyor olmasıdır. Dolayısıyla, bu kuruluşun amacı, dünyanın dört bir yanından gönüllüleri seferber ederek, gönüllülüğün yaygınlaştırılmasıdır. Yaklaşık 50 yıldır, özellikle son yıllarda, yılda 5 bin gönüllüyü dünyanın 132 ülkesine kalkınma projelerinde yer almak üzere göndermekteyiz. Gönüllü olmak için her ülkeden herkes başvurabiliyor. Bazı ülkeler UNV ile birlikte ortak programlar yapıp, kendi gönüllülerinin uluslararası kalkınma projelerinde çalışması için anlaşmalar yapabiliyor, ama genelde bireysel olarak www.unv.org sitesine girip herkes başvurabilir. Yaş sınırı 25, 2-3 yıl tecrübesi olan kişiler istedikleri alanda ya da tecrübeli oldukları alandaki işleri, kalkınma projelerine başvurup dünyanın herhangi bir yerine gidebilirler. Özellikle şu son yıllarda kalkınmakta olan ülkelerden kalkınmış ülkelere kadar gönüllülük çok yaygın.

UNDP Türkiye: Bu, genç bireyler için son derece heyecan verici bir fırsat olsa gerek. Hem Birleşmiş Milletler dünyasına adım atmak için hem de dünyanın köklü sorunlarına katkıda bulunabilmek için gönüllülük anlamında UNV’nin önemli bir kuruluş olduğu anlaşılıyor. UNV, Türkiye’ de teşkilatını oluşturmaya başlamış olan bir kuruluş. Burdan gençlere de seslenmiş olalım. Birleşmiş Milletler Gönüllüler yılı 2001 yılındaydı ve bu yıl 10. yıl dönümü. Herhalde tüm bu faaliyetilerin ve tüm bu çabalarımızın bir sebebi de buydu. Bu yıl boyunca Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı, pek çok faaliyet gerçekleştirdi. Biraz bundan bahsedelim. Uluslarası Gönüllüler Yılı (IYV+10) nedir ve neyi hedeflemiştir?

A.A.: Bundan tam 10 yıl önce, 2001 yılı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca gönüllülük yılı ilan edilmişti ve yine Genel Kurul bütün ülkelerin katkısıyla gönüllüğün sivil toplum tarafından desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve tanınması amacıyla bir karar çıkarmıştı. Gönüllülerin kalkınma ile barışa katkısının tanınması için bir çağrıda bulunulmuştu. Bunun üzerinden 10 yıl geçti, yapılan çok şey var dünyada. Uluslararası gönüllülük şu anda her zamankinden daha yaygın. Yine de istenilen kadar ya da gönüllülerin hak ettiği kadar tanınmadığını düşündüğü için bu yıl UNV, dünyada gönüllüğün raporunu yazmaya karar verdi. Bu Birleşmiş Milletler'in Gönüllük üzerine yayınladığı ilk global rapor. Geçtiğimiz iki yıl boyunca bu raporu hazırlamaya çalıştık. Dünyanın dört bir yanında; akademisyenlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, hükümet yetkilileriyle, gönüllülerin kendisiyle bir araya geldik ve 5 Aralık’ ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ve tüm dünyada, 80’den fazla ülkede sunuldu. Dolayısıyla, Birleşmiş Milletler Gönüllüler Programı, 10. yılını dolduruyor. 2001’den sonra 10. yılını bu şekilde bir raporla kutlamak, gönüllüleri daha çok gündeme getirmek istedi. Ayrıca da Birleşmiş Milletler Gönüllüler programının öncülüğünde, dünyanın yine her yerinde sivil toplum kuruluşlarıyla, hükümetlerle toplantılar yapıldı. Bu yıl nasıl kutlanabilir, daha gönüllük nasıl geliştirilebilir gibi.

UNDP Türkiye: Son derece yoğun bir yıl anladığımız kadarıyla. Yılı yine yoğun bir programla kapatıyor Birleşmiş Milletler Gönüllüler Programı. Sizin öncülüğünüzde hazırlanmış olan Küresel Gönüllülüğün Durumu raporuyla kapatmış oluyor. Biraz raporun kendisinden söz edelim. Uzunca süredir bu raporun üzerinde çalıştığınızı biliyorum. Temel bulgularınız nedir acaba? Bu rapor bize neyi anlatacak?

A.A.: Raporun en önemli bulgusu gönüllüğün evrensel olduğu. Dolayısıyla, aslında insanlar gönüllük yapıyor ve bunu biliyorlar. Bizim raporumuz sadece bunu gündeme getirmiş oldu, bu kavrama bir tanım getirmiş oldu. Dedik ki, dünyada herkes köy bazında, şehir bazında; kadınlar, gençler, yaşlılar herkes bir şekilde gönüllülük yapıyor. Gönüllülükten de kastımız, insanın yakın çevresi, ailesi dışındaki kişilere düzenli olarak zamanını ayırması, yardım etmesi. Para yardımından bahsetmiyorum burada. Dediğim gibi yaklaşık 2 yıldır, dünyanın her yerinde araştırmalar yaptık, danışma toplantıları yaptık ve gördük ki gönüllüğün olmadığı bir küçük bir topluluk bile yok. Dolayısıyla, en önemli bulgulardan biri gönüllülük kavramının evrensel olduğudur. John Hopkins Üniversitesi’nin gerçekleştirmiş olduğu araştırmaya göre sadece örgütler aracılığıyla gönüllük yapan kişilerin sayısı bile, eğer ki bir ülke olsaydı 9. ülke olurdu. Rusya kadar bir ülke. Rusya’nın nüfusuna yakın bir ülke.

UNDP Türkiye: Aslında son derece ciddi bir potansiyel var, dünya da bütün gönüllüler bir araya gelse dev bir ülke olurdu diyorsunuz.

A.A.: Aynen.

UNDP Türkiye: Küresel Kalkınma hedeflerine ulaşmak için gönüllük gerçekten fark yaratabilir mi? Hatta bazıları şu soruyu da gündeme getiriyor. Gönüllük ekonomik krize çare olabilir mi? Bu kadar büyük problemler karşısında gönüllülük, ne kadar fark yaratabilir?

A.A.: Ekonomiye bir çare olabilir mi demeyelim, ama ekonomiye çok büyük katkıları var. Gönüllülük hiçbir zaman devlet hizmetlerinin yerini alacak bir şey değil. Raporda zaten böyle bir şey önermiyor, ama tüm bu alanlarda, kalkınma ve barış alanında, gerçekten de raporda bin bir tane örnek verdik. Herkese tavsiye ederim. www.unv.org web sitesinden bulabilirler. Mesela 1998 yılından beri çocuk felci aşısına katkıda bulunan binlerce gönüllü 2 buçuk milyon çocuğun hayatını kurtarılmasına sebep oldu. Nepal’de 50 bin gönüllü kadın ki bunlar çok yoksul kadınlar, ayaklarında giyecek ayakkabıları bile yok, ama küçük bir eğitimden sonra, köy köy dolaşıp hamile kadınlara danışmanlık yapıyorlar ve bu sayede son 17 yılda, Nepal’de hamilelerin ölüm oranı, yani doğum yaparken ölüm oranı yüzde 40 oranında azaldı ki bu ülkeler açısından en önemli bin yıl kalkınma hedeflerinden biri.

UNDP Türkiye: Buradan da anlaşılabileceği üzere, dünyada gönüllülerin çok ciddi bir potansiyeli, bir gücü var. Belki üye devletlere, üye ülkelere, büyük kuruluşlara düşen bu gönüllü organizasyonunu, daha ciddi bir biçimde ele alıp, hedeflere doğru yönelmelerini sağlamak. Aygen Aytaç, katkılarınızdan ötürü çok teşekkür ederiz.

A.A.: Ben teşekkür ederim.

UNDP Türkiye: Dünyada Gönüllülüğün Durumu raporunun proje yöneticisi ve UNV çalışanı Aygen Aytaç idi konuğumuz ve New York’tan telefonla katıldı programımıza. www.unv.org adresinden bugün konuştuğumuz raporu indirip okuyabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde Birleşmiş Milletler Gönüllüleri UNV veya UN Volunteers yazdığınızda bugünlerde pek çok içeriğe ulaşmanız mümkün olacak, bunu da vurgulayalım. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Universitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette açık radyodan, anlaşmalı üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

UNDP Türkiye'de iş fırsatları

 

Tüm İlanlar

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Faik Uyanık

Stajyer: Mehmet Türkcan

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2011 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.