Sayı: 71
1990 yılındaki ilk baskısından bu yana rapor, İnsani Gelişme Endeksi’ni (İGE) ulusal kalkınmanın alternatif bir ölçüm yöntemi olarak sunarak, ilerlemenin sadece Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla gibi ekonomik göstergeler ile değerlendirilmesine yanıt niteliği taşıyor.
Rapor toplam 187 ülke ve (BM tarafından tanınan) bölgedeki 2011 İGE değerlerini ve sıralamalarını sunarak, insanlığın geleceğini güvence altına almak için çevresel sürdürülebilirlik ve eşitliğin eş zamanlı götürülmesinin olmazsa olmaz bir koşul olduğunu savunuyor.
Bu çabanın en adil ve etkili bir şekilde yürütülmesi, sağlık, eğitim, gelir ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı çözüm üretmekle mümkün. Enerji üretimi ve ekosistemin korunması konularındaki küresel eylem de güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınmanın önemli bir şartı.
Bu yılki İnsani Gelişme Raporu, gelir dağılımının dünyanın pek çok yerinde kötüye gittiğini de ortaya koyuyor. Brezilya ve Şili gibi bazı ülkeler içsel gelir uçurumlarını daraltmış olsalar da Latin Amerika, gelir dağılımı anlamında hâlâ en adaletsiz bölge.
Norveç, Avustralya ve Hollanda, 2011 İnsani Gelişme Endeksi’nde tüm diğer ülkeler arasında başı çekiyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Nijer ve Burundi ise İnsani Gelişme Raporu’nun yıllık olarak sunduğu sağlık, eğitim ve gelir anlamındaki ulusal başarı sıralamalarının en altında yer alıyor.
ABD, Yeni Zelanda, Kanada, İrlanda, Lihtenştayn, Almanya ve İsveç, 2011 İGE’de ilk onda yer alan diğer ülkeler.
Yüksek insani gelişme kategorisinde yer alan Türkiye ise 0.699’luk 2011 İGE değeri ile 187 ülke ve bölge arasında 92’nci sırada yer alıyor.
Türkiye’nin İGE değeri 1980 ve 2011 yılları arasında 0.463’ten 0.699’a yükselmiş bulunuyor. Bu, toplamda yüzde 51’lik, yıllık ortalamada ise yüzde 1,3’lük bir değer artışını ifade ediyor.
Raporda İGE dışında başka endekslerin yanı sıra pek çok politika başlığında yol gösterici olgu ve rakamlar da yer alıyor.
2011 İnsani Gelişme Raporu’nu ücretsiz olarak bilgisayarınıza indirmek için lütfen hdr.undp.org adresini ziyaret edin.
Raporu UNDP Türkiye’nin sayfasından da istediğiniz zaman indirebilirsiniz: undp.org.tr
* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü
Argande markasının tasarım koordinatörü, modacı Hatice Gökçe “Argande markasının, sadece beş sezon ve bir-iki senelik bir çalışmanın ardından bu ödüle ulaşması, bizim için çok değerli” dedi
Argande fikri, Türkiye’nin önde gelen moda tasarımcılarının tasarımlarının GAP bölgesindeki kadınlarca üretilmesine dayanıyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ortaklığında yürütülen projeyi İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı finanse ediyor.
GAP kadınları tarafından hayata geçirilen Argande tasarımları Mudo’nun desteğiyle, Mudo mağazalarında modaseverlerle buluşuyor.
Ödül Hakkında
Argande’nin Özel Ödül’ün sahibi olduğu Perakende Günleri, 2001 yılından bu yana Türkiye'deki başlıca iş dünyası organizasyonları arasında yer alıyor.
Türkiye'den ve dünyadan uzman konuşmacıların perakende dünyasındaki gelişmeleri ele aldığı Perakende Günleri çatısı altında, iki gün boyunca, Uluslararası İstanbul Perakende Konferansı ve İstanbul Perakende Fuarı gerçekleştiriliyor.
Perakende Günleri kapsamında en başarılı perakende ürünler ve perakende girişimcilerine 11 ayrı kategoride ödüller de dağıtılıyor.
Bu yılki ödüller organizasyonun ikinci günü olan 20 Ekim 2011 Perşembe günü sahiplerini buldu.
Argande, 2011 Perakende Günleri’nin ana sponsorlarından olan Card Finans adına verilen Özel Ödül’ün sahibi oldu.
“GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler Projesi”nin oluşturduğu Argande, 7 Eylül’de de İstanbul Moda Haftası kapsamında izleyicileri ile buluşmuştu.
Argande Nedir?
Güneydoğu Anadolu’daki kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ortaklığı ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) finansmanıyla Mayıs 2008’den beri uygulanan GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler Projesi, ürünlerini Argande markası altında topluyor.
Proje, kadınların iş gücü piyasasına katılımını, Güneydoğu Anadolu'nun markalaştırılmasını ve yeni satış ve pazarlama fırsatlarının yaratılmasını hedefliyor.
Argande’ye Destek Olanlar
Bir çok kişi ve kuruluş da, markanın oluşumu ve geliştirilmesi sürecinde sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ediyor. Markanın satış geliri ise tümüyle Güneydoğu Anadolu’da Argande markasının üretimini yapan kadınlara aktarılıyor.
15 mağazasında Argande ürünleri için satış stantları oluşturan hazır giyim markası Mudo, projeye destek amacıyla, ünlü tasarımcıların hazırladığı koleksiyonu, özel tasarlanmış reyon ve vitrinlerde sunuyor. Projeye karşılıksız destek veren Mudo, bu yolla Argande atölyelerinde çalışan Güneydoğu Anadolulu kadınlara sürdürülebilir bir kaynak sağlanmasına katkıda bulunuyor.
Demir Tasarım, Argande markasının oluşumunda, basılı ve görsel dokümanlarının hazırlanmasındaki gönüllülerden biri. İTKİB, koleksiyonun üretimi için Batman ve Mardin Ömerli ÇATOM’da kurulan atölyelerde eğitim desteğini sağladı.
Batman Valiliği projenin her aşamasında katkılarını sundu. Artistik Yönetmen ve Koreograf Bilge Tuğsuz, IFW defileleri ve katalog çekimleri boyunca marka görünümü konusunda danışmanlık yaptı. Ahu Yağtu, Beril Kayar ve son olarak da Sema Şimşek markanın yüzü oldular. Gencer Bavbek, koleksiyonun fotoğraf çekimlerini üstlendi.
Dünya Olgaç’ın koordinatörlüğünde Sortie ve Fratelli La Buffalo, Argande’nin etkinlik mekanı destekçisi oldular. Argande’ye müzikte Ertan Çelikler ve Can Hatipoğlu, makyajda ise Jerry Stojwilk destek oldu. İstanbul Büyükşehir belediyesi markaya billboard desteği, İstanbul Moda Haftası Komitesi ise defile desteği verdi.
Hatice Gökçe’nin marka koordinatörlüğünde, Berna Canok, Gamze Saraçoğlu, Gül Ağış, Mehtap Elaidi, Özgür Masur, Rana Canok, Rojin Aslı Polat gibi sektörün önde gelen tasarımcıları, marka için kıyafet ve aksesuarlar oluşturuyor.
Proje, yerel kültürel mirasın görünürlüğü sayesinde, bölgenin yeniden markalaşmasını sağlayarak; yerel kültürel zenginlik, çeşitlilik ve kadınların üretimleri ile eşleşen bölgeye ait daha olumlu bir algılamanın yaratılmasına yardımcı olmayı hedefliyor.
Fotoğraf Açıklamaları:
UNDP Proje Yöneticisi Gönül Sulargil, Perakende Günleri Özel Ödülü ile. 20 Ekim 2011, İstanbul
Detaylı Bilgi İçin:
Gönül Sulargil, Proje Yöneticisi gonul.sulargil@undp.org
[BAGLANTILAR]
Türk Hükümetinin talepleri doğrultusunda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) dün Kızılay’a 2 bin çadır, 10 bin battaniye ve 10 bin yatak teslim etti.
UNHCR, önümüzdeki günlerde bölgeye ilave 2 bin çadır ve 40 bin battaniye daha göndermeyi planlıyor.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) 250 ve Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi (OCHA) de bölgeye 400 çadır gönderiyor.
Futbol yıldızları Ronaldo ve Zinédine Zidane, dokuzuncu yıllık yoksullukla mücadele maçının 13 Aralık 2011 tarihinde Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacağını açıkladı.
Maçtan elde edilen gelirin büyük kısmı, Afrika Boynuzu‘ndaki gıda krizi için kullanılacak.
HSV, Almanya’nın en eski ve en başarılı kulüplerinden biri, ayrıca ülkenin futbol ligi olan Bundesliga’da, ligin kurulduğu yıl olan 1963’ten bu yana istikrarlı bir biçimde oynayan tek kulüp.
Kulübün Imtech Arena’daki maçı için toplam 57.000 bilet satışa sunuldu. Her yıl düzenlenen Yoksullukla Mücadele Maçı, insanları yoksulluğa karşı harekete geçirmeyi ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (BKH’ler) yönelik eyleme geçmeyi teşvik etmeyi amaçlıyor.
Binyıl Kalkınma Hedefleri, 2015 yılı itibariyle tüm dünyada aşırı yoksulluğu sona erdirmeyi de amaçlayan sekiz uluslararası hedeften oluşuyor.
Futbol efsaneleri Somali için oynacak
Futbol efsaneleri Ronaldo ve Zidane, 2003 yılında başlatılan Yoksullukla Mücadele Maçlarının arkasındaki itici güç olmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde profesyonel futbolu bırakan buna rağmen yoksullukla mücadele maçında oynamak için sabırsızlandığını belirten Ronaldo ‘’Yoksullukla Mücadele Maçının başarısıyla gurur duyuyorum ve HSV gibi kulüplerin etkinliğe ev sahipliği yapmayı teklif etmesi de ayrıca onur verici’’ dedi.
Bu yıl organizatörler ve futbolcular, 13 milyondan fazla insanın açlık, susuzluk, çatışma ve yüksek yiyecek fiyatlarına maruz kaldığı Somali yarımadasında süren krizin ele alınması için dünya çapında güç birliği yapıyorlar.
Real Madrid futbol kulübünün şimdiki Teknik Direktörü Zinedine Zidane “Hamburg’da yapılacak bu maçla Somali yarımadasındaki insanlar için hem farkındalık yaratmak hem de para toplamak istiyoruz’’ dedi ve ekledi ‘’Her ne kadar maçı kazanmayı arzu etsem de, Yoksullukla Mücadele Maçı bir oyundan çok daha fazlası. Bu maç; tüm dünyada yoksullukla mücadelenin bir parçası.’’
BM uzun vadeli geliştirme planları üzerinde çalışıyor
Maçtan elde edilen gelirin üçte ikisi, Cibuti, Etiyopya, Kenya ve Somali’deki insani yardım ve iyileştirme faaliyetlerini desteklemek için kullanılacak.
Birleşmiş Milletler ülkede acil gıda yardımı, barınak, su ve sağlık hizmetleri sunarken öte yandan da uzun vadeli geliştirme planları üzerinde çalışıyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark “Bu insanlara çok geç olmadan ulaşabilmek için bu insani çalışmaları yoğunlaştırmamız gerekiyor” dedi ve ekledi “Aynı zamanda uzun vadeli çözümlere de odaklanarak oradaki insanların bu tür krizler söz konusu olduğunda bununla daha iyi başa çıkabilmelerini sağlamalıyız.”
HSV, etkinlikten elde edilecek gelirin kalan yüzde 33’lük kısmını ise kulüp girişimi ile Der Hamburger Weg’e (The Hamburg Way) bağışlayacak.
Der Hamburger Weg, bu geliri sponsorları ve ortakları arasında kurumsal sosyal sorumluluğu teşvik etmek, ayrıca spor, gençlik, eğitim ve çevre koruma odaklı çeşitli toplum geliştirme projelerini desteklemek için kullanacak.
HSV başkanı olan Carl-Edgar Jarchow, takımın tamamının bu önemli etkinliğin bir parçası olmaktan onur duyduğunu ifade etti.
Jarchow, "Bu yıl UNDP’nin yoksulluk karşıtı mücadelesine katılmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Futbol; insanları iyi bir amaç çevresinde bir araya getirmek için mükemmel bir araç’’ dedi ve ekledi:
“Futbolcular, Zidane ve Ronaldo gibi efsanevi şampiyonlar karşısında oynayacakları için de çok heyecanlılar.’’
Bundan önceki sekiz Yoksullukla Mücadele Maçından elde edilen gelirler; 2010 Haiti depremi ve Pakistan’da yaşanan sel felaketinin ardından ülkeye sağlanan insani yardımların desteklenmesi de dâhil olmak üzere gelişmekte olan 27’nin üzerinde ülke için yardım olarak kullanıldı.
Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılki maç da Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından destekleniyor.
13 Aralık 2001 Salı günü düzenlenecek maç, Imtech Arena stadyumunda TSİ 20:30’da başlayacak.
Ronaldo ve Zidane, UNDP’nin İyi Niyet Elçileri grubunun bir parçası.Bu grubun diğer üyeleri arasında ise diğer futbol yıldızları Didier Drogba, Iker Casillas ve Marta Vieira de Silva, Norveç Veliahtı Haakon Magnus, Japon aktris Misako Konno, Rus tenis yıldızı Maria Şarapova ve İspanyol aktör Antonio Banderas bulunuyor.
UNDP’nin de aralarında bulunduğu BM kuruluşları bir süredir Kars’ta kültür ve doğa turizmini canlandırmak için ilgili kamu kurumları ile birlikte çalışıyor.
Sürdürülen faaliyetlerin amacı ise Türkiye’nin az gelişmiş bölgelerinden Kars ve çevresinde gelir getirici faaliyetleri desteklemek.
İspanya hükümetince finanse edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne Ulaşma Fonu, projenin başlıca fonlayıcısı konumunda.
Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne Ulaşma Fonu sayfasındaki yazı için:
http://mdgfund.org/country/turkey/story/%22IamoneofthefirstbusinesswomeninKars%21%22.
Eğitimin konusu ise kapsayıcı büyüme ve özel sektörün kalkınmadaki rolüydü.
Eğitim Ekim ayı içinde İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nde düzenlendi.
Eğitime katılan grupta Nijerya, Kenya, Somali, Uganda, Ukrayna ve Kazakistan’dan gelen öğrenciler de yer aldı.
Küresel Çevre Fonu destekli Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında Küre Dağları Milli Parkı ve çevresindeki uygulama deneyimleri uluslararası kongre ve çalıştaylarda örnek uygulama olarak yer almaya devam ediyor.
Küre Dağları Milli Parkı’nda korunan alan yönetimi, sürdürülebilir turizm uygulamaları, ekosistem hizmetleri ve ekonomik değerlendirme çalışmaları ile sürdürülebilir orman yönetimi çalışmaları Ekim ayı içinde iki farklı uluslararası toplantıda tüm dünya ile paylaşıldı.
Bu toplantılardan ilki Ekim ayı başında Hollanda’da düzenlenen Ekosistem Hizmetleri Ortaklığı 2011 Konferansı idi.
Bu yılki temanın “Ekosistem Hizmetleri: Bilim ve Deneyimin Bütünleştirilmesi” olduğu konferansa, dünyanın dört bir yanından üç yüzden fazla bilim insanı, uzman, kamu kuruluşu temsilcileri ve uygulayıcılar katıldı.
Küre Dağları’ndaki çalışmaların tanıtıldığı ikinci toplantı ise İstanbul’da 17-20 Ekim 2011 tarihlerinde Orta Asya ülkelerine yönelik olarak düzenlenen “Orta Asya için Ulusal Biyoçeşitlilik Stratejileri ve Eylem Planlarının Güncellenmesi Konulu Bölgesel Çalıştayı” oldu.
Bu çalıştaya ise yedi farklı ülkeden Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ulusal uygulamalarında aktif rol alan uzmanlar katıldı.
“İklim Finansını Ulusal İklim Fonları ile Harmanlamak” raporu, UNDP'nin konu hakkındaki 750 fonun düzenlenmesi, yönetimi, istişaresi ve çok sayıdaki bağışçıdan toplanan 5 milyar ABD dolarlık fon ile sağladığı hizmetler konusundaki deneyimlerine dayanıyor.
Ulusal iklim fonlarını düzenleme konusunda adım adım yol gösteren bir rehber olan yayın, politika yapıcılar, politikacılar, ekonomistler, yatırımcılar ve iklim değişikliğine karşı ulusal tepkilerde yer alan bağışçılar için önemli bir kaynak.
UNDP Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikası Direktörü Olav Kjorven “Biz hükümetlerin daha fazla fona nasıl erişeceklerini ve iklim değişikliği faaliyetlerinin yönetimini nasıl geliştireceklerini açıklayan bir reçete veriyoruz,” dedi ve ekledi: “Bu rehber, hükümetlerin iklim politikalarını planlama, finanse etme ve yerine getirme tarzını köklü olarak değiştirebilir.”
Ulusal düzeydeki iklim değişikliği faaliyetleri için 50’den fazla uluslararası kamu fonu, 45 karbon piyasası ve 6.000’den fazla özel sermaye fonu milyarlarca dolar sağladı.
2009 ile 2010 yılları arasında, temiz enerji sektörü yatırımları dünya çapında yüzde 30 oranında büyüdü ve 243 milyar dolarlık rekor bir seviyeye ulaştı.
Ancak, G20 grubu üyesi ülkelerin dışında bulunan, En Az Gelişmiş Ülkeler ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri gibi iklim değişikliklerine oldukça hassas olan bölgelere bu yatırımların yalnızca yaklaşık onda biri ayrıldı.
Yaşanan Zorluklar
İklim finansmanı arayan gelişmekte olan ülkelerin yaşayacağı zorluklar arasında yüzlerce kaynaktan fon toplama, onlar tarafından finanse edilen faaliyetleri koordine etme ve sonuçların hesabını verme bulunuyor.
Açıkça tanımlanmış hedeflere, kaynaklara, standartlara, izlemeye ve raporlamaya sahip ulusal bir iklim fonu bu zorlukların aşılmasına yardımcı oluyor. Ancak iklim finansmanı ve planlama sorumluluğu, gelişmekte olan birçok ülkenin hükümetinde genellikle birden fazla bakanlık arasında dağılmış durumda.
Olav Kjorven “Ülkeler ulusal iklim fonları sayesinde daha fazla finansmana erişebilir ve iklim değişikliğine daha hızlı yanıt verebilir” diyor ve ekliyor: “Bu, dünyanın daha temiz, daha adil ve daha sürdürülebilir bir yolda ilerlemesini sağlamak için önemli bir katkıdır.”
Yeni çıkan rehberde Bangladeş, Brezilya, Çin, Endonezya ve diğer ülkelerdeki başarılı ulusal iklim fonu örnekleri de vurgulanıyor.
Çıkarılan yeni yayın, ülkelerin yeşil, düşük salımlı ve iklim dostu kalkınmaya geçmelerini desteklemeyi amaçlayan ve www.undp.org/climatestrategies adresinde mevcut olan bir dizi uygulama kılavuzunun, rehber kitabın ve araç kitinin bir parçası.
Blending Climate Finance through National Climate Funds (Ulusal İklim Fonları Boyunca İklim Finansmanının Harmanlanması): A Guidebook for the Design and Establishment of National Funds to Achieve Climate Change Priorities (İklim Değişikliği Önceliklerini Başarmak için Ulusal Fonlar Tasarlama ve Oluşturma Rehberi).
Dünyamız için güvenli ve huzurlu bir gelecek için bu yedi milyar insanın sürdürülebilir gıda ve su kaynaklarına erişime ve iyi yaşam sürdürebilecek kadar varlığa sahip olmaları gereklidir.
Sürdürülebilir kalkınmaya yatırım artık bir tercih meselesi değildir. Bu yegane seçenektir. Bu nedenle, Brezilya'da gelecek Haziran’da yapılacak Rio +20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın sonuçları çok önemlidir.
Sürdürülebilir kalkınma için ileriye dönük bir gündemin belirlendiği 1992 Rio Dünya Zirvesi'nden yirmi yıl sonra, bu gündem üzerinde kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirmek, eksiklikleri, yeni ihtiyaçları incelemek ve birlikte nasıl bir adım ileriye gideceğimiz üzerinde anlaşmaya varmak için Rio+20 ‘de eşsiz bir fırsata sahibiz.
UNDP ‘de biz, şimdiki ve gelecekteki nesiller için gerçek anlamda sürdürülebilir kalkınmanın, aynı zamanda ekonomik ve sosyal ilerleme sağlarken ekosistemleri de koruması gerektiğine inanıyoruz. Sürdürülebilir kalkınma ayrıca, ülkelerin dış şoklara karşı dirençli olmasını sağlar ve kalkınma kazanımlarını korur.
En kırılgan grupların ihmal edilmediğinden emin olmak büyük önem taşımaktadır. Sosyal koruma sistemleri sürdürülebilirlik alanında çok önemli bir yatırımdır. Çünkü bu sistemler, ekonomik darboğazlar sırasında yoksul insanların çocuklarının eğitimini sürdürebilmelerini, sağlıklarını korumalarını ve gelecek hakkında daha iyi plan ve yatırımlar yapabilmelerini sağlar.
UNDP, 177 ülke ve bölgede sürdürülebilir kalkınmanın üç temel ayağı üzerinden çalışmaktadır. Bizler, kurumsal kapasite oluşturulması, ulusal ve yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınma için yönetimin güçlendirilmesi, finansmanı kolaylaştırma, herkes için temiz ve uygun fiyatlı enerjiye erişim, kadınların güçlendirilmesi, doğal afetlere karşı güvenlik açıklarının azaltılması ve afetlerden sonra toparlanma desteği için hükümetler ve toplumlar ile ortak hareket ediyoruz.
Örneğin UNDP Hindistan'da, Mahatma Gandhi Ulusal Kırsal İstihdam Garantisi Yasası’nın uygulanması konusunda Hindistan hükümetini destekledi. Bu yasa 2010-2011 döneminde 52 milyonun üzerinde yoksul, kırsal hane halkına fayda sağladı. Malavi'de UNDP, mısır üretimini artırmak için tarımsal sübvansiyonlar uygulanmasına yardımcı oldu. Bangladeş'te ise, afet riskinin azaltılması üzerine hükümetler ile uzun süre çalıştık ve iyi sonuçlar aldık.
Sürdürülebilir kalkınma hakkında eyleme geçerek dünyamızın karşı karşıya olduğu birçok zorlukla – ekonomik krizler, iklim değişikliği, ekosistemin düşüşü, sürekli enerji azlığı ve birçok yerde olan çatışma ve umutsuzluk ile mücadele edebiliriz.
UNDP, tüm Rio +20 sürecinde olduğu gibi, eşitliğin, sürdürülebilirliğin kapsayıcılığın herkes için teminat altına alındığı sürdürülebilir kalkınma için bir vizyon sunma konusunda da aktif bir katılımcı olacaktır.
Atılan imza ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi listesine önemli bir katılım sağlandı.
Proje, 81 ilde 100’den fazla seminer ile onbinlerce KOBİ’ye ulaşarak şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk ilkeleri konusunda bilgilenme ve uygulama seviyesini artırmayı hedefliyor.
Proje kapsamında insan hakları, istihdam, çevre ve yolsuzluk alanlarındaki bir dizi ilkenin Anadolu’daki işletmelerin iş süreçlerine dâhil edilmesi amaçlanıyor.
Proje ile KOBİ’lerin kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında yapılarının kuvvetlendirilerek, hem işletmelerin çevre ve sosyal etkilerini iyileştirmek hem de ulusal ve uluslararası piyasalarda rekabet güçlerini artırmak hedefleniyor.
Eğitmen Eğitimi
UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektor ve Kalkınma Merkezi’nde eğitilen 40 Rotaryen eğitmen ve danışmanın desteği ile yürütülmesi planlanan proje, Türkiye’nin bu alandaki tek ve en büyük projesi.
Rotary tarafından finanse edilecek ve iki yıl sürecek proje kapsamında Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği, Sanayi ve Ticaret Odaları, yerel mesleki birlikleri ve dernekler ile işbirliği yapılacak.
81 ilde açılacak 100 seminer ile KOBİ’lere eğitim verilecek ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk İlkeleri açısından Türkiye’nin mevcut yapısı tespit edilecek.
Eğitimler sonunda yapılacak çözüm belirleme semineri ile KOBİ’lerin kurumsal sosyal sorumluluk ilkeleri açısından gelişimine yönelik stratejik yol haritası da tanımlanacak.
Anadolu’daki işletmecilerden elde edilen verilerle KOBİ’lerde sürdürülebilirlik için ihtiyaç duyulan destek mekanizmalarını tanımlayan kamu politikaları önerilerinin hazırlanması ve sunulması da projenin hedefleri arasında yer alıyor.
Proje ile şirketlerin marka değerinin ve itibarının yükseltilmesinden sosyal paydaşlar ile etkileşime geçilerek yeni iş imkânlarının yaratılmasına kadar pek çok konuda fayda sağlanması bekleniyor.
Toplantı, UNDP Ülke Ofisleri, Adalet Bakanlıkları, Yüksek Mahkemeler, Barolar ve Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri dâhil olmak üzere bölgedeki üst düzey uygulayıcılara ev sahipliği yaptı.
Etkinlik, Hukukun Üstünlüğü ve Adalete Erişim Uygulama Toplulukları 2011 Yılı Bölgesel Toplantısının ortak düzenleyicilerinden Türkiye Adalet Bakanlığı ve Adalet Akademisi temsilcileri tarafından kayda değer ölçüde ilgi gördü.
Türkiye Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman, açılış konuşması kapsamında, hukukun üstünlüğünün sağlanması, vatandaşlar arasında güven telkin eden bir adalet sisteminin oluşturulması ve vatandaşların temel hizmetlere erişiminin kolaylaştırılması açısından tarafsız, hızlı ve etkin adalet sisteminin önemini vurguladı.
Uluslararası katılımcılara yönelik hitabında, Kahraman, geleneksel adalet anlayışında dünya çapında gerçekleşmekte olan değişim doğrultusunda son yıllarda ivme kazanan yargı reformu süreçlerinde edinilen bilgi ve deneyimin paylaşımı açısından bu tür platformların ve uygulama topluluklarının önemine değindi.
Türkiye’nin ilerlemesi
Etkinlik, Türkiye’de adalete erişimin kolaylaştırılması yolunda temel taşı olarak kabul gören, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden yapılandırılması, e-adalet sistemi, şartlı tahliye hizmeti ve işyutları uygulamalarının teşvik edilmesi gibi Türkiye’de yargı reformu kapsamında gerçekleştirilmiş olan ilerlemelerin paylaşılmasına imkân sağladı.
Etkinlik ayrıca, UNDP’nin hukukun üstünlüğü ve adalete erişim alanında bölgedeki ülkelere sağlayacağı desteğe ilişkin yeni programlaması açısından girdiler sağladı.
Özellikle, kadınların ve gençlerin adalet sistemine erişimine odaklanan, dezavantajlı grupların bu alanda karşılaşmakta oldukları zorluklar konusundaki tartışmalar, katılım sağlayan ülke temsilcilerinin geliştirecekleri yeni programlar kapsamına çocuk, genç, kadın ve engellilere yönelik girişimleri dahil etmelerini sağladı.
Bölgedeki UNDP Kalkınma Programlaması kapsamında en iyi uygulamaların ve karşılaşılan zorlukların sergilendiği etkinlikte uzmanlar hukukun üstünlüğü, adalete erişim, Evrensel Periyodik İnceleme (UPR), toplumsal cinsiyet, azınlıklar gibi konularda sunumlar yaptı.
Geçiş dönemi
Çalışma ayrıca, ülke düzeyinde uygulanan bazı kolaylaştırıcı/hızlandırıcı girişimler aracılığıyla uygulayıcılar arasında sinerji oluşmasını da sağladı.
Gelin, Son 10 yıl içinde, adil ve erişilebilir adalet konusu iyi yönetişim, hukukun üstünlüğü ve yoksulluğun azaltılması çabalarının teşvik edilmesi yolunda temel bileşen olarak kabul ediliyor.
Yaşanan geçiş dönemleri, Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesi’nde birçok ülkede, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygılı, etkili ve etkin yönetişim sistemlerinin oluşturulmasında büyük ölçüde başarıyla sonuçlanan yargı sektörü reformlarını öncelikli bir konuma yerleşti.
Bu bölümde konumuz 24 Ekim Birleşmiş Milletler (BM) Günü.
UNDP Türkiye: Bu bölümde konumuz 24 Ekim Birleşmiş Milletler (BM) Günü. Her gün ismini andığımız, haberlerde duyduğumuz bu örgütü acaba yeterince tanıyor muyuz? Konuğumuz Birleşmiş Milletler Türkiye Sözcüsü Ahmet Parla ile BM’yi daha yakından tanıyacağız. Hoş geldiniz!
Ahmet Parla (A.P.): Hoş bulduk Faik Bey. Teşekkür ederim beni ilk programa konuk ettiğiniz için.
UNDP Türkiye: Sezon açılışını sizinle yapıyoruz.
A.P.: Teşekkür ederim!
UNDP Türkiye: Bugün 24 Ekim neden Birleşmiş Milletler Günü? Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan bahsedebilir misiniz?
A.P.: BM biliyorsunuz İkinci Dünya Savaşı gibi çok büyük bir yıkıma yol açan savaştan sonra bir daha benzer olaylar olmasın diye kurulan bir örgüt. BM’nin kuruluş tarihi İkinci Dünya Savaşı’nın bitişine de denk geliyor. Önce 26 Haziran’da San Francisco’da 21 ülke bir araya geliyor, ki bunlardan bir tanesi de Türkiye’dir. BM anlaşmasını onaylıyorlar, 24 Ekim’de bu 51 üyenin hemen hemen tamamının ve 5 daimi üyenin anlaşmayı kabul ettiği tarih olarak tarihe geçiyor. Böylelikle de kuruluş günü olarak 24 Ekim’i her yıl kutluyoruz. Bu yıl 66. yılını kutlayacağız.
UNDP Türkiye: 24 Ekim 1945. Hafızamızı tazelemiş olduk. 66 sene geçti, Birleşmiş Milletler kuruldu ama neler başardı diye de herkesin sorduğu bir soru var. Örgütler kuruluyorlar belirli amaçları oluyor ve ondan sonra acaba onları yeterince yerine getirebiliyorlar mı? Birleşmiş Milletler bu açıdan baktığımızda bu 66 sene içinde neleri başardı, neleri başaramadı? Başaramadıklarından ders aldı mı?
A.P.: 66 yıl boyunca Birleşmiş Milletler uluslararası topluluk nezdinde saygısını sürekli arttırdı, diye düşünüyorum. Bunun bir örneği de 51 ülke ile başlayan bu kuruluş bugün, 2011 yılında 193 üyeye ulaşmış bulunuyor. Bu da gösteriyor ki, uluslararası topluluk Birleşmiş Milletler’e olan güvenini ve saygısını hala sürdürüyor. Geçen yaklaşık 66 yıl süresince dünyamız çok çeşitli savaşlar, doğal afetler gördü, fakat olumlu gelişmeler de yaşandı birçok ülkede. Birleşmiş Milletler kurulduğunda en büyük amacı, üç temel üstüne konulabilir diye düşünüldü. Bunlar da Uluslararası Barış, İnsan Hakları ve Kalkınma. Bunlardan biri eksildiği zaman dünyada görüyoruz ki ihtilaflar, çatışmalar da eksilmiyor.
UNDP Türkiye: Barış olacak, insan haklarına uyulacak ve aynı zamanda kalkınma ilkesinden ayrılmamak gerekiyor.
A.P.: Evet.
UNDP Türkiye: Küresel olarak baktığımızda zaten size en çok gelen sorulardan biridir ekonomik kriz, çatışmalar, kuraklık, açlık, iklim değişikliği. Dünya çok büyük sorunlarla karşı karşıya. BM bunların hepsiyle mücadele etmesi öngörülen bir kurul. BM kaynaklarıyla bunu başarabilir mi, çözebilir mi?
A.P.: Uluslararası barıştan başlayalım isterseniz. BM’nin son 66 yılına baktığımızda yaklaşık 150 bölgesel savaşı engellediğini görüyoruz. Soğuk savaş döneminde önemli bir forum olarak nükleer bir Holokost’un, savaşın çıkmasını önlediğini görüyoruz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 16 barış gücü operasyonu sürüyor. 100 binin üzerinde bu operasyonda asker bulunuyor.
UNDP Türkiye: Barışı korumadan, barışın tesisine kadar uzanan bir yelpaze aslında bu.
A.P.: Evet.
UNDP Türkiye: Çalışmalar bu şekilde. Ekonomik kriz, kuraklık,açlık, iklim değişikliği. O kadar çok sorun var ki! Aslında temel soru şu: Yeterince kaynağı var mı BM’nin tüm bu sorunlarla mücadele etmek için?
A.P.: Evet, dünyanın karşısındaki sorunlar büyük. Bu sorunlar ayrıca küçülmüyor da hatta daha da büyüyerek gidiyor. Biliyorsunuz Ekim ayının sonunda dünya nüfusunun 7 milyara ulaşması bekleniyor.
UNDP Türkiye: Yedi milyarıncı bebek bir kaç gün sonra doğmuş olacak.
A.P.: Evet bir kaç gün sonra doğmuş olacak. Biz de heyecanla bekliyoruz. Ayrıca iklim değişikliği bir bilim kurgu filminin veya romanların bir parçasıyken bugün kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek olarak dünyanın dört bir yanında, insanların günlük hayatını birebir etkilemeye başlamış durumda. Çok yağışlar oluyor. Pakistan’ın 1/5’inin seller altında kaldı. Ya da aşırı kuraklık oluyor, Somali’ye dört yıl boyunca neredeyse bir bardak yağmur düşmemesi gibi. Ancak bütün bu sorunlara rağmen dünyamızda bu sorunları aşacak maddi imkanlar bulunuyor, insan gücü bulunuyor, teknik beceri ve bilgi bulunuyor, tecrübe bulunuyor. Burada önemli olan konu siyasi iradenin hangi yönde adım atacağı. Birleşmiş Milletler de işte burada çok önemli bir rol üstleniyor. BM kuruluşu, hükümetlerin hükümeti değil, 193 ülkenin bir araya gelip oluşturduğu uluslararası bir forum. Şu an bir benzeri olmayan bir forum. İşte bu forum çerçevesi altında tüm bu söylediğimiz sorunların çözümü için kaynak tespiti, insan kaynağı tespiti gibi tüm konularda siyasi iradeyi yönlendirecek bir göze sahip diye düşünüyoruz. Tabii uluslararası topluluğun da bu gücü mümkün olduğu kadar iyi kullanmasını umuyoruz.
UNDP Türkiye: Bunu duymak güzel aslında! İyimser bir mesaj için yeterince kaynak var, bilgi birikimi var. Sadece siyasi irade bunun üzerine eklendiği takdirde bu sorunların büyük bir kısmıyla mücadele etmek mümkün. Türkiye’ye dönelim. Siz Birleşmiş Milletler’in Türkiye sözcüsü olarak katılıyorsunuz programa. Türkiye son yıllarda uluslararası kuruluşlarla işbirliğine epeyce önem vermeye başladı, bu çerçevede Birleşmiş Milletler ile ilişkilerini güçlendirdi. Bu bağlamda mesela Türkiye’de düzenlenen konferanslar var. Türkiye’ye getirilen bazı BM kuruluşları var. Son bir kaç yılı Türkiye’de özetleyebilir miyiz BM açısından?
A.P.: BM kuruluşlarının Türkiye’de çalışmaya başlamaları 1950’li yıllara uzanıyor. Şu anda yaklaşık 10 BM kuruluşu aktif olarak Türkiye’de faaliyette bulunuyor. Son dönemde sizinde vurguladığınız gibi, Türkiye BM sistemi içinde artık yardım sağlayan bir ülke konumuna gelmiş bulunuyor. Kalkınmakta olan ülkelere Türkiye maddi olarak olsun, malzeme yardımı olarak olsun, tecrübe yardımı olarak olsun, ciddi miktarlarda yardımlarda bulunuyor. Bunun yaklaşık üç milyar dolar seviyesine çıktığı belirtiliyor. Bu çok önemli bir miktar. Ayrıca Türkiye giderek BM kuruluşlarının bölgesel ofislerini de bünyesinde toplamaya başladı.
UNDP Türkiye: Özellikle İstanbul galiba?
A.P.: Evet. İstanbul BM’nin belki de ilerde önemli bölgesel merkezlerinden biri haline gelecek. BM nüfus fonunun bölge merkezi oraya yerleşti. UNDP’nin özel sektör ve kalkınma merkezi orda açıldı. Ankara’da Tarım ve Gıda Örgütü’nün alt bölge ofisi var ki bu bölge Orta Asya ülkelerini de kapsıyor.
UNDP Türkiye: Bölgeden kastımız sadece Türkiye değil, Türkiye ve çevresi tüm ülkeleri kapsayan merkezler.
A.P.: Evet. Güneydoğu Avrupa olsun, Orta Asya olsun, Kafkaslar olsun, Balkanlar olsun, bölge dediğimizde bunları anlamamız gerekiyor.
UNDP Türkiye: Şimdi bu merkezlerden bahsediyoruz Türkiye’de açılan, özellikle bizi dinleyen gençler ben bu merkezlerde nasıl çalışacağım diye düşünüyor olabilir. BM’de çalışmak için ne yapmak gerekiyor?
A.P.: BM’de çalışmak için aslında bana sorarsanız gençlerin eğer hiçbir iş tecrübeleri yoksa, çok yeni başlıyorlarsa, BM gönüllüleri sistemini denemelerini tavsiye ediyorum. Bu sistem BM içindeki kuruluşların ihtiyacını karşılayacak personelin gönüllü olarak çalışmasını yönlendirmek için oluşturulmuş bir sistem. Türkiye’de de bunun bir temsilciliği var. BM Türkiye’nin internet sayfasından, un.org.tr sayfasından detaylı bilgiye ulaşmak mümkün. Birleşmiş Milletler her alanda çalışıyor, insani yardımdan tarım ve hayvancılığa, uluslararası barıştan, uzay çalışmalarına kadar insanların günlük hayatını etkileyen tüm alanlarda faaliyetlerde bulunuyor. Gençlerin de bunların hangisine daha fazla katkı yapabilecekleri ve hangilerinde daha başarılı olabileceklerini anlamanın belki de ilk adımı bu gönüllüler sisteminin içine girmeye çalışmaktır.
UNDP Türkiye: Oradan başlayıp, ondan sonra kendilerine bir yol çizmeye başlayabilirler. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri adlı bir sistem var. Un.org.tr adresinde sizin sayfanızdan buna nasıl katılacaklarını öğrenebilirler, ayrıca twitter linkinizde galiba orda mevcut.
A.P.: Evet.
UNDP Türkiye: Oradan da sizinle temasa geçmeleri mümkün.
A.P.: Doğrudur.
UNDP Türkiye: Hem dünyada hem de ülkemizde birçok kalkınma projesine destek olarak istikrarlı bir barışı hedefleyen Birleşmiş Milletler’in Kuruluş Günü kutlu olsun.Ahmet Parla BM Türkiye sözcüsü konuğumuzdu ve BM Kalkınma Programı Türkiye Temsilciğinin hazırladığı yeni ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Universitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza Fm banında ve internette açık radyodan, anlaşmalı üniversite radyolarından, podcast formatında i-tunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde konumuz Doğu Anadolu’da turizmi canlandırmayı hedefleyen bir proje. Bunu yaparken ev pansiyonculuğundan, yerel lezzetlere, doğa sporlarından, kuş gözlemciliğine pek çok konuya da el atmış vaziyetteler.
UNDP Türkiye: Merhaba Birlesmis Milletler Kalkinma Programi Türkiye Temsilciliginin hazirladigi Yeni Ufuklar Programiyla karsinizdayiz. Bu bölümde konumuz Doğu Anadolu’da turizmi canlandırmayı hedefleyen bir proje. Bunu yaparken ev pansiyonculuğundan, yerel lezzetlere, doğa sporlarından, kuş gözlemciliğine pek çok konuya da el atmış vaziyetteler. Ayrıntıları konuklarımız DATUR’un yani Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi’nin Sorumlusu Pelin Kihtir Öztürk ve Doğa Araştırmaları Derneği Tür İzleme ve Koruma Sorumlusu Süleyman Ekşioğlu ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.
Pelin Kihtir Öztürk (P.K.Ö.),Süleyman Ekşioğlu (S.E.).: Merhaba, hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Bu proje Doğu Anadolu’daki turizmi nasıl geliştirmeyi hedefliyor?
Pelin Kihtir Öztürk (P.K.Ö): Doğu Anadolu Turizmi Geliştirme Projesi 2007 yılından beri UNDP, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Efes Pilsen tarafından yürütülen bir proje. Bu proje kapsamında çeşitli envanter çalışmaları, hizmet sektörünün geliştirilmesi için çalışmalar, hediyelik eşya, yerel gıda ve tanıtıma yönelik çeşitli alt başlıklar halinde sürdürülen bir proje.
UNDP Türkiye: Çok bilinmeyen şeyler var. Siz en başta oturdunuz bir envanter çıkardınız ve ondan sonra yol haritasıyla ilerlemeye devam ettiniz.
P.K.Ö.: Evet. Alan olarak Çoruh vadisi seçildi. Öncelikle Çoruh Vadisinin tüm doğal güzellikleri tarihi ve sosyo-ekonomik envanterleri çıkarıldı. Bunlar, orta çağdan beri yörede kalan Gürcü kiliseleri, doğa sporlarına yönelik treking, rafting, kuş gözlem rotaları.
UNDP Türkiye: Yani bir turistin aslında ilgisini çekebilecek neler var diye onların bir envanter haritası çıkarıldı.
P.K.Ö.: Evet, evet.
UNDP Türkiye: Belki Doğu Anadolu denildiğinde ilk olarak akla gelmeyecek şeyler bunlar. Onları siz çıkartıp vitrine bir anlamda koymuş oluyorsunuz.
P.K.Ö.: Evet.
UNDP Türkiye: Doğa sporları dendi aynı zamanda, doğa sporlarını biraz açalım neler var bunun içinde.
P.K.Ö.: Öncelikle yürüyüş ve dağ bisikleti rotalarıyla başlandı. Kaçkarların güneyinde özellikle daha önce pek fazla çalışılmamış alanlarda hem akademisyenlerin hem de profesyonel uzmanlarımızın verdiği desteklerle yörenin potansiyeli çıkarıldı. Bu potansiyel çıkarılırken bölgenin flora ve faunası da aynı şekilde çalışıldı.
UNDP Türkiye: Bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği?
P.K.Ö: Evet. Özellikle yenilebilir yabani meyve türleri, bunların gastronomiye olan etkileri, yerel gastronominin nasıl geliştiğini de biraz ortaya çıkarmaya çalıştık. Hayvan çeşitliliği açısından da özellikle kuş gözlem potansiyeli 207’ye yakın tür keşfi ve ondan sonra kuş gözlem noktalarının belirlenmesi gibi çeşitlendirdiğimiz aktiviteler mevcut.
UNDP Türkiye: Kuş gözlemi dediğimizde işin uzmanı yanı başımızda. Doğa Araştırmaları Derneğinden Süleyman Bey size sormak istiyorum. Sizi Doğu Anadolu’ya çeken ne oluyor bir kuş gözlemcisi olarak?
S.E.: Bir kere farklı bir coğrafya. Türkiye’nin diğer yerlerinde göremeyeceğiniz kuş türlerine sahip. Örnek vermek gerekirse mesela Kafkas Çıvgınını veya Orman Horozunu bir kuş gözlemcisi görmek istiyorsa Doğu Anadolu’ya gitmek zorunda. Onun dışında da tabii ki kuş gözlemi amacıyla gidiyoruz ama farklı coğrafyaları görmek de bizim için hoş anılar oluyor.
UNDP Türkiye: Yakın zamana kadar sizin derneğinizin ismi Kuş Araştırmaları Derneği idi. İsminiz Doğa Araştırmaları Derneği olarak değişti ve hemen vurgulayayım; dogarastirmalari.org websitesinden ulaşılabiliyor derneğinize. Sizin yollarınız bu projeyle nasıl kesişti?
S.E.: Evet daha önce bu projeyi farklı şekillerde organize etmişler. Bu sene de bizden rica ettiler organizasyonda yer alır mısınız diye.
UNDP Türkiye: Kuş Gözlem Festivali’ni proje çerçevesinde siz mi organize ettiniz?
S.E.: Evet. Çünkü bizim derneğimiz 1998 yılında kuruldu ve özellikle hem Türkiye hem dünyadaki kuş gözlemcileriyle iletişimimiz çok iyidir. Bu anlamda bunu yaymamız onların isteklerine cevap vermemiz daha kolay oluyor. Bu anlamda birlikte bu yıl iş birliği yaptık.
UNDP Türkiye: Bir giriş yaptınız ama Türkiye’de kaç kuş gözlenebiliyor? Yerli kuşlar ve göçmen kuşların toplamı ne kadar ve ne kadarı Doğu Anadolu’da ve Çoruh Vadisi’nde?
S.E.: Türkiye’de şimdiye kadar görülmüş kuş türü sayısı 463. Bunun içerisinde düzenli olarak görünenler olmakla birlikte sadece bir kez kaydedilmiş olanlar da var ama toplam sayımız 463. Onun dışında bizim ülkemizde üreyen kuş sayısı 304. Çünkü çoğu zaman, aslında bir ülkenin kuş varlığı görünen kuş kadar üreyen kuş kadar da önemli.
UNDP Türkiye: Yerli kuşlar yani.
S.E.: Evet.
UNDP Türkiye: Türkiye’ye yerleşmiş olan kuşlar.
S.E.: Bazıları sadece yazın üremek için gelip sonra tekrar dönüyorlar başka coğrafyalara. Ama bazıları her zaman bizde olan kuşlar. Biraz önce Pelin Hanım’ın da belirttiği gibi daha önce yapılmış ayrıntılı bir kuş çalışması sonunda bu bölgede projenin kapsadığı alanda 207 farklı kuş türü gözükmüş ki bu bir bölge için çok iyi bir sayı. Şöyle düşünmek gerekir ki, çok büyük bir sulak alanımız yok mesela bu bölgede. Çünkü sulak alanlarda gerçekten çok fazla tür çeşitliliği bulunur. Buna rağmen böyle dağlık bir yerde bu sayıya ulaşmak çok iyi.
UNDP Türkiye: Yırtıcı kuş geçişini siz gözlemlediniz bu sene eylül ayında değil mi? O açıdan da zengin olan bir bölge.
S.E.: Yırtıcıların en yoğun olarak geçtiği bölgedir. Genel olarak karasal göç eden pelikan ve leylek gibi. Yırtıcı olmayan türlerin daha az geçtiği yerler. Onlar genelde İstanbul Boğazı’nı daha çok tercih ederler. Ama bu bölgemize çok yoğun bir şekilde yırtıcı göçü var. Bir sezonda 200 binden fazla kuş görünüyor, geçiyor buradan. Bir günde de on binden fazla yırtıcı kuşu buradan göç ederken görebilirsiniz.
UNDP Türkiye: Peki ben Doğu Anadolu’ya gitmek istiyorum Pelin Hanım ve bu saydığınız bölgedeki birçok güzelliği kuş gözlemleme fırsatını ve doğa turizmine yönelik bir takım imkanları yaşamak istiyorum. Ama orda yeterli alt yapı var mı? Beni orda kim gezdirecek, bana orayı kim tanıtacak? Bu konudaki çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
P.K.Ö.: Özellikle yerel rehberlerin eğitilmesi için 2007’den itibaren yapılan tüm envanter çalışmalarının arkasına eğitimler de eklendi. Bölgedeki gençler her konuda orada yetişmeye başladı. Mesela kuş gözlem için rahatlıkla bölgede bir rehberle iletişime geçip sizi isteğiniz noktaya götürmesini isteyebilirsiniz.
UNDP Türkiye: Erzurum Havaalanı’ndan sizi alıp koca bir hafta sonunu geçirebiliyorsunuz aslında onlarla birlikte. Yerel pansiyonlardan da biraz bahsedelim.
P.K.Ö.: Evet. Konaklama imkanlarını bir yandan da proje kapsamında geliştirmeye çalıştık. Özellikle Uzundere ve çevresi projenin son yıllarının odak noktası oldu. Ev pansiyonları gelişti. Bu ev pansiyonlarında hem yerel tatlara ulaşma şansınız var hem de yerel yaşam şartlarını gözlemleme şansınız var. Kesinlikle bizim için çok büyük çıktılar oldu.
UNDP Türkiye: Projeyle ilgili her şeyi burada anlatmaya imkan yok. Proje ile ilgili tüm bilgilere datur.com’dan veya coruhvadisi.com’dan ulaşılabilir.
P.K.Ö.: Evet tüm envanter çalışmalarımız coruh vadisi.com da mevcut. Yani konuyla ilgilenen herkese açık. Datur.com’da da daha çok proje aktivitelerimize yönelik bilgiler bulunabilir.
UNDP Türkiye: Peki Süleyman Bey son soruyu da size yönelteyim. Bu sene Kuş Gözlem Festivali’nde sizi en çok heyecanlandıran şey neydi?
S.E: Beni en çok heyecanlandıran kuş anlamında değil de katılımcı anlamında oldu. Her sene farklı insanların oluşu. Daha önceki katılımcıları az çok biliyorum. Çoğu arkadaşımdı ama bu sene yeni katılımcılar görmek beni çok mutlu etti.
UNDP Türkiye: Nasıl katılacaklar tekrar söyleyelim size ulaşmak isteyenler.
S.E: doğaarastırmaları.org dan bize ulaşabilirler, orda iletişim bilgilerimiz mevcut.
UNDP Türkiye: Doğu Anadolu’da turizmi canlandırmayı hedefleyen bir projeden söz ettik ve bu bağlamda kuş gözlemciliği konusuna değinmiş olduk. Dileriz bu proje, kapsamını genişleterek çok daha büyük başarılara imza atar. Çok teşekkürler katıldığınız için. Doğu Anadolu’da turizmi canlandırmayı hedefleyen bir projeden söz ettik ve bu bağlamda kuş gözlemciliği konusuna değinmiş olduk. Süleyman Ekşioğlu Doğa Araştırmaları Derneği’nden bizlerleydi ve Pelin Kihtir Öztürk bu projenin yetkililerinden biri. Kendisine çok teşekkür ediyoruz ve BM Kalkınma Programı Türkiye Temsilciğinin hazırladığı Yeni Ufuklar Programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu- Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza fm banında ve internette açık radyodan, anlaşmalı üniversite radyolarımızdan, podcasttan formatında i-tunes üzerinden, ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!
Bu bölümde konumuz 23 Ekim 2011 Pazar günü, saat 13.41’de meydana gelen Van Depremi ve deprem sonrası Birleşmiş Milletler’in başlattığı yardım seferberliği.
UNDP Türkiye: Merhaba Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde konumuz 23 Ekim 2011 Pazar günü, saat 13.41’de meydana gelen Van Depremi ve deprem sonrası Birleşmiş Milletler’in başlattığı yardım seferberliği. Ayrıntıları konuğumuz Birleşmiş Milletler Türkiye koordinasyon görevlisi Halide Çaylan ile konuşacağız. Hoşgeldiniz.
Halide Çaylan (H.Ç): Hoşbulduk.
UNDP Türkiye: Van’da meydana gelen 7.2 büyüklüğünde son derece şiddetli bir depremdi. Saatler sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’dan bir açıklama geldi ve kendisi Birleşmiş Milletler Örgütü adına Türk hükümetine yardım teklifinde bulundu. Bundan sonra Birleşmiş Milletler’in Türkiye’deki koordinasyonu nasıl gelişti acaba?
Halide Çaylan (H.Ç.): Genel Sekreterin bu teklifini takiben, Türkiye’deki Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörü Shahid Najam, Dışişleri Bakanlığı’ndan şahsen bir randevu talep etti. Depremin hemen ardından, hükümetin uluslararası örgütlerden ya da uluslararası camiadan depremle ilgili bir yardım talebi olmadı. Dışişleri Bakanlığı şu etapta herhangi bir ihtiyaç talep etmediklerini açık bir dille belirttiler. Ancak yardım gerektiği takdirde size haber veririz şeklinde bir ekleme yaptılar. Biz de geri döndük. Üzerinden iki ya da üç gün geçtikten sonra ikinci toplantı talebinde bulunduk. Bunun sebebi, deprem bölgesindeki durumu izlediğimizden kaynaklandı. Böyle bir talebin gelebileceği ihtimali yükseliyordu. Onun için bir randevu talep ettik. Dışişleri Bakanlığı bize uluslararası yardıma açık olduklarını ve bu yardım talebini kabul edeceklerini ancak bu yardımın sadece çadır ve prefabrike evlerden müteşekkil olması gerektiğini ve bunun haricinde başka yardıma ihtiyaç duymadıklarını dile getirdiler. Biz de büromuza geri dönerken bir an önce gerekli yerlerle telefonla irtibat kurduk. İlki, Birleşmiş Milletler’in insanı yardım konusunda en önemli görevi yüklenen Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Kurumu. Bunun bölge ofisi Kahire’de yer almaktadır ve Türkiye o bölge ofisin görev alanına düşmektedir. Bu sebeple, oraya hemen telefon ettik ve onlar da 400 adet çadırı aynı gece yolladılar.
UNDP Türkiye: Depremin üzerinden henüz birkaç gün geçmesine rağmen, değil mi?
H.Ç.: Evet, bu çok kısa bir süre içinde oldu. Daha sonra Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği devreye girdi. Onlar daha önceden Suriye krizi ile ilgili 2000 adet çadırı Kızılay’a vermişlerdi. Ancak o zaman bir ihtiyaç hasıl olmamıştı. Alınan çadırlar derhal Van bölgesine iletildi. Ona ilaveten ayrıca 2000 çadır gönderildi. Bunun yanında battaniye de verdiler. Dolayısıyla başlangıç bu şekilde oldu. Daha sonra Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve Uluslararası Göç Örgütü gibi bütün kurumlar yavaş yavaş devreye girdi ve istenilen yardımı karşıladılar. Şu an için sanırım böyle bir ihtiyaç süregelmiyor. Ama bir sonraki talepte de biz istenileni karşılamaya gayret edeceğiz.
UNDP Türkiye: Toparlamak gerekirse, işin içinde Uluslararası Göç Örgütü, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve sizin de en başta belirttiğiniz üzere, belki de ilk harekete geçen kurum olan Birleşmiş Milletler Örgütü içinde İnsani Yardım Koordinasyon Kurumu var. Elbette bunların içindeki koordinasyon da Türkiye’deki Birleşmiş Milletler Temsilciliği tarafından yürütülüyor. Bu süreçten biraz bahsedebilir miyiz? Siz aslında hükümetle Birleşmiş Millet kuruluşları arasında koordinasyon görevi yürütüyorsunuz değil mi?
H.Ç.: Hem Birleşmiş Milletler kurumları arasındaki koordinasyonu ki bu bizim asıl görevimiz, hem de hükümete karşı Birleşmiş Milletler’in tek ses olarak birlikte hareket etmesini sağlıyoruz. Dediğiniz doğru. Bu koordinasyonu Mukim Koordinatör yürütüyor ve onun bu görevi içinde bunu en kısa süre içinde yapmaya çalışıyoruz. Bundan sonra gelen talepler doğrultusunda da bir afete karşı topluca hareket etmek için şu anda kullandığımız bir fondan yararlanacağız. O fona da birlikte müracaat etmemiz lazım. Bunu da daha çok prefabrike ev ve okul yapılması konusunda kullanacağız. Dolayısıyla o yardım Birleşmiş Milletler’e ve tüm kurumlarına bir bütün olarak gelecek. Kurum ne yapacaksa, yapacakları kalemlere göre bütçe tespit edilecek.
UNDP Türkiye: Bu deprem olduktan sonra üç gün, beş gün ya da bir hafta içinde biten bir süreç değil. Geniş bir zamana yayılan süreçten bahsediyoruz ki sizin burada bir tecrübeniz de var. 1999 depremine verilen yanıtta Birleşmiş Milletler kuruluşları tarafından verilen o yardım seferberliği sırasında siz koordinasyondan sorumluydunuz. O tecrübenizden de yola çıkarak, Van’da yapılan bu yardım koordinasyonu nasıl bir süreçte ilerleyecek, biraz fikir verebilir misiniz?
H.Ç.: İki hadise aslında birbirinden çok farklı. Bir tanesinin ölçeği çok büyüktü ve biz en azından ben demeliyim çok zorlandık. Çünkü ben Birleşmiş Milletler’de 1997’de çalışmaya başladım ve 1999 depremi benim ilk büyük tecrübemdi. Biraz zorlandığımızı söylemek isterim. Çünkü hakikaten o depremin ölçeği çok büyüktü ve tek başına kimsenin altından kalkabileceği bir şey değildi. Bu yüzden çok da başarılı olduğumuzu söyleyemem açıkçası. Maalesef o deprem çok üzücü bir hadiseydi ama bir yandan bize çok şey öğretti. Türk hükümeti de hakikaten bu konuda kendini çok geliştirdi. Dediğim gibi, ikisini kıyaslamak mümkün değil. Bu daha kontrollü gidiyor ve devletin resmi kurumları bölgeye çok kısa sürede gitti. Dolayısıyla hemen müdahalede bulundular ve bize de çok fazla görev düşmedi. Ama, ne zaman baktılar ki barınma konusunda talepler beklenenden daha fazla, o zaman bizi ve bütün uluslararası camiayı devreye soktular. Sadece Birleşmiş Milletler değil birçok ülke, sayıları 30 kadar, hem yardım talebinde bulundular hem de yardım ettiler. Şimdiye kadar 18 milyon dolarlık bir yardım yapılmış durumda. Bunlar resmi rakamlar, bizim rakamlarımız değil. Bunun yanında nakit olarak 50 milyon dolar Suudi Arabistan tarafından verilmiştir. Biz ne yapıyoruz? Biz, koordinasyonu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. İşin bütününe baktığınız zaman, bundan sonra bir kriz ya da bir afet esnasında sadece giyecek, yiyecek ya da yakacak göndermekle yeterli olmuyor. Yapılacak daha çok şey var ve daha sofistike alanların işleri var. Orada afetten etkilenen nüfusa psiko-sosyal yardım verilmesi buna bir örnek teşkil etmektedir.
UNDP Türkiye: Toplum sağlığına kadar uzanan çok boyutlu etkileri var. Birleşmiş Milletler kuruluşları aslında her alanında Türkiye’ye yardıma hazır. Yeter ki bu konu da bir talep olsun. Siz Türkiye’deki koordinasyon görevlisi olarak koordinasyona ve onu yönlendirmeye hazırsınız. Az önce bahsettiğiniz rakamlar, Kasım ayı başı itibariyle yardıma yönlendirilmeye hazır. Bekleyen ise yardım tutarlarıydı. Biz bu programı kaydettiğimiz sırada ölü sayısı 600’ü ve yaralanma sayısı 4000’i aşmış vaziyette. Hasarlı bina sayısı ise 2000’i aşmış vaziyettedir. Büyük bir boyuttaki bu yıkıcı deprem karşısında Birleşmiş Milletler’in kendisinden istenen yardım çağrısı doğrultusunda yaptıklarınızı bizimle paylaştınız. Dileriz Van, yardımların da sayesinde kısa sürede bu yıkıcı depremin yaralarını sarabilir. Çok teşekkür ederiz bu programa katıldığınız için. Halide Çaylan, Birleşmiş Milletler Türkiye Koordinasyon Görevlisi, konuğumuzdu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu- Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!