Sayı: 56
Kayseri’de türünün ilk örneği olan su gücü pompası enerji tasurrufunun yanı sıra çiftçilere yılda 5-10 bin TL arasında kar sağlarken, modern sulama teknikleriyle sulama yapan bir başka projenin %50’ye varan su tasaruffu yapması bekleniyor. Niğde’de kız öğrenciler, iklim değişikliğini fotoğraf kareleriyle yakalayarak, çevrelerinde bu konuda farkındalık yaratmak için kolları sıvadı bile. Adana’da ise iklim değişikliği ile halk sağlığı arasında bağlantı kuran ilk proje ile, bulaşıcı hastalıkların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Kayseri’nin Sarız ilçesinde Sarız Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yürütülen Çiftçilerin Su ve Enerji Kısıntısına Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi projesi ile değişen iklim koşullarına uyum sağlayabilmek içim çiftçilerin alternatif enerji ve modern tarım teknikleri konularında farkındalığının artırılması hedefleniyor. Sarız İlçesi’nin Yaylacı Köyü’nde alternatif enerji kaynaklarından nasıl yararlanılabileceğini göstermek amacıyla kurulan su gücü pompası 6 metre yükseklikten düşürülen suyun gücüyle, 200 metre uzaklıkta ve 50 metre yükseklikteki 105 tonluk sulama havuzuna 19l/sn sulama suyu basıyor. Çiftçilerin elektrikli motopomp ile 6 saatte doldurdukları 105 tonluk sulama havuzu, su gücü pompası ile 92 dakikada dolduruluyor. Yapılan enerji tasarrufu çiftçinin cebine 5-10 bin TL arasında kar olarak yansıyor. Su gücü pompası sayesinde ilk etapta 100 dekar alan sulanacak. Proje kapsamında oluşturulan 20 dekarlık elma bahçesinde damla sulama, yonca ekilen 20 dekarlık alanda da yağmurlama sulamaya başlandı. Ayrıca, proje kapsamında iklim verileri elde ederek iklim değişikliği nedeniyle oluşabilecek tarımsal riskleri değerlendirecek otomatik iklim istasyonu da kuruldu. Yerel yöneticiler tarafından sahip çıkılan proje, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının yanı sıra yerelde geliştirilen teknolojinin bölgeye sağladığı faydaları da somut bir şekilde gözler önüne seriyor.
Modern sulama teknikleriyle değişen iklim koşullarında su tasarrufu sağlanmasını amaçlayan Yeni Teknolojiler Kullanarak Pınarbaşı Sulamalarında Tasarruf ise Kayseri’de uygulanan bir diğer tarım projesi. Pınarbaşı ilçesinde Karaboğaz, Kılıçmehmet, Büyükpotuklu Sulama Birliği tarafından gerçekleştirilen projede Sulama Birliği’nin alanında üst kotlarda uygulama ve eğitim amaçlı bir havuz yapıldı. Havuzda depolanacak su cazibeyle borulu sisteme aktarılıyor ve 2000 dekar alanda ürüne göre damla sulama ve ya yağmurlama sulama yapılıyor. Projenin %50’lere varan su tasarrufu sağlaması bekleniyor. Modern sulama sistemlerinin kullanılması ile çiftçi gelirleri de artacak, 1000 kişinin ekonomik refahı yükseltilmiş olacak. Yağmurla ve damla sulama ile aynı üründe salma sulama yapılan alanlar karşılaştırılarak, sonuçlar hem kamuoyu hem de bölgedeki çiftçilerle önümüzdeki günlerde paylaşılacak.
Haydi Kızlar Fotoğraf Çekelim projesi Genç Doğa Derneği’nin Niğde’de yaşayan ilköğretim öğrencisi kız çocuklarının ve onların aracılığı ile ailelerinin, iklim değişikliğine uyum ve çevre konularında bilinçlenmelerini daha sonra da bilgilerini nesilden nesile aktarmalarını hedefleyen bir farkındalık projesi. Çamardı ilçesinde gerçekleştirilen proje kapsamında yöredeki köylerde yaşayan, gelir seviyesi düşük ailelerin başarılı 25 kız çocuğuna havzanın her geçen gün değişen çehresini fark edip belgelemeleri için fotoğrafçılık eğitimi verildi. Kendilerini doğanın bir parçası olarak gören kızlar Aladağlar’daki Cimbar Vadisi, Maden Boğazı, Kazıklıali Vadisi, Emli Vadisi ve Büyük Mangırcı Vadisi’ndeki iklim değişikliğini artık bir vizörün dikkatiyle gözlemliyor. Öğrencilerin çektiği fotoğraflar Eylül ayı’ndan sonra sergilenecek.
dana’da iklim değişikliği ve halk sağlığı bağını kuran tek proje olan Bulaşıcı Hastalıklar İzleme ve Kontrol Sistemi projesi Çukurova Tropikal Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi (THAUM) tarafından gerçekleştiriliyor. Proje, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden mevsimlik tarım işçisi olarak gelen ve Karataş ilçesi, Tuzla ve Yunusoğlu beldeleri ile Yumurtalık ilçesinin Seyhan Nehri çevresindeki kanal ve kanaletler etrafına kurulmuş çadır ve tahta barakalara yerleşen yaklaşık 12.000 tarım işçisinin 3.600’üne ulaşarak salgın hastalıklara tanı koyulmasını, tedavi edilmesini ve hastalık taşıyıcı etmenlerin (böcek, hayvan gibi) belirlenmesini hedefleniyor. İklim değişikliğine bağlı olarak bölgede Şark çıbanı (Layşmanya), sıtma, Kırım Kongo kanamalı ateşi, Batı Nil humması gibi vektör-insan kaynaklı hastalıkların yanı sıra tüberküloz, trahom gibi insandan insana geçen hastalıklarda da artış olacağı öngörülüyor. Çadır ve tahta barakalarda olumsuz koşullarda barınan ve yaşayan göçerler arasında en büyük sıkıntıyı kadınlar ve çocuklar çekiyor.
Bulaşıcı hastalıkların yanı sıra su temin etme ve eğitim diğer önemli sorunlar. Proje kapsamında THAUM tarafından Sarıhamzalı, Karataş ve Ali Hocalı ilçelerinde bulunan göçerlerin yaşadığı alanlara 29 kez gidilerek 927 çadır ziyaret edildi. Bu ziyaretler sırasında göçerlerden boğaz, nazal, boğaz sürüntüsü (throat swab), tükürük, kan, gaita gibi numuneler alındı. 4031 vektör toplandı, bakteriyel enfeksiyon durumu incelendi, Hepatit B ve C virüsleri tarandı, tüberküloz, sıtma, brusella ve şark çıbanı açısından da toplanan örnekler incelendi. Ayrıca proje kapsamında göçerlere temizlik malzemesi, diş fırçası, diş macunu, ayakkabı, tişört, battaniye gibi ihtiyaç malzemeleri dağıtıldı. Temizlik ve hijyen konusunda eğitimler verildi.
Seyhan Havzası’nda ziyaret edilen projelerin altısı BM Ortak Programı kapsamında, ikisi ise Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF/SGP) desteğiyle uygulanıyor. Ekim 2009’da başlatılan hibe programı ile havzada; tarım ve gıda güvenliği, su kaynakları ve kalitesi, halk sağlığı, afet risk yönetimi, havza ve kıyı alanlarının yönetimi, doğal kaynakların yönetimi ile altyapı başlıkları altında 18 proje destekleniyor. Projeler, uzun vadede iklim değişikliğine uyum konusunda kapasite geliştirmeyi ve farkındalık yaratmayı amaçlarken, doğru tarım tekniklerinin geliştirilmesini, gıda güvenliğinin sağlanmasını, taşkın risklerinin belirlenmesini, alternatif sulama tekniklerinin kullanımını ve deniz seviyesinin yükselmesinin engellenmesini hedefliyor. İnsani gelişmenin ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmanın da önünde bir engel olarak duran iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edebilmek, havzada yaşayan iki milyon insanın yaşamını ve geçim kaynaklarını sürdürebilmeleri için kaçınılmaz.
Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesi’nin Geliştirilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı ülkenin iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlaması, bu etkilerle mücadele edebilmesi, belirsizliklerin ve etkilenebilirliklerin azaltılması, bu yönde gerekli stratejilerin oluşturulması amacıyla 2008 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) öncülüğünde başlatıldı. İspanya Hükümeti tarafından BM’ye aktarılan Binyıl Kalkınma Hedeflerine Ulaşma Fonu ile desteklenen Ortak Program; uyum tedbirlerinin yerelde uygulanabilirliğinin gösterileceği Seyhan Havzası’nda hibe programına yönelik hedef ve faaliyetleri de içeriyor. Programı yürüten diğer BM kuruluşları ise Birleşmiş Milletler Sinai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP).
Terör, eşitsizlik ve yoksullukluğun yoğun olduğu Güneydoğu’nun Şırnak ilinde yaşayan 22 yaşındaki Sibel, tüm bu olumsuzluklara rağmen geçtiğimiz 3 yılda çoğu kadın olmak üzere 50’den fazla kişiye bilgisayar eğitimi vermiş. Sibel, Güneydoğu’da kadın olmanın zor olduğunu söylerken, gönüllü bilgisayar eğitmeni olarak görev yaptığı Şırnak Kültür ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde karşılaştığı en büyük sorunun yerel yetkililerden yeterince destek alamamak olduğunu anlatıyor.
29 saatlik yorucu bir yolculuğun ardından ailesinin onu 14-16 Temmuz tarihlerinde Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesi kapsamında Ankara’da düzenlenen Eğitmen Koordinasyon Toplantısı’na gönderdiği için çok şanslı olduğunu söyleyen Sibel, sadece bilişim alanındaki son gelişmeleri öğrenmekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin 63 ilinden gelen 160 eğitmenle tecrübelerini paylaşma fırsatı yakaladı.
Sibel gibi yüzlerce genç, Türkiye’nin 71 ilinde bugüne kadar yüz bini aşkın kişiye gönüllü olarak bilgisayar eğitmi vererek, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesine öncülük ediyor. Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşme sürecini koordine eden ve proje ortaklarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı Emin Sadık Aydın, birçok açıdan hayatı kolaylaştıran bilişim teknolojilerinin Türkiye’nin iktisadi ve sosyal kalkınması için temel unsur haline getirilmesinin ve gerek özel sektörde, gerek kamu hizmetlerinin sunulmasında verimli bir araç olarak kullanmanın yollarının aranmasının şart olduğunu yoksa kullanıcı olmaktan öteye gidilemeyeceğini söyledi. Aydın, DPT tarafından oluşturulan Bilgi Toplumu Strateji’sinin de yeni bir anlayışla ele alınacağını belirtti.
E-dönüşüm kavramının birçok boyutu olduğunu söyleyen Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel vurgunun “e”den çok dönüşümde olduğunu dile getirdi. Akyel bu teknolojilerle, ilk aşamada kurumlar ve şirketlerin verimlililerini, etkinliklerini ve şeffaflıklarını, bireylerin farkındalıklarını artırarak e-dönüşüme katkı sağlayabileceğini, mevcut düzenlemeler ve mevzuatların da bu dönüşümü tamamlayacak ve katılımcı yönetişime olanak tanıyacak şekilde değişmesi gerektiğini söyledi.
Toplantı sırasında DPT, Microsoft ve UNDP tarafından desteklenen ve Habitat için Gençlik Derneği tarafından yürütülen bilgisayar okur-yazarlığı eğitimlerinin daha fazla gence ulaşmasını sağlamak için Ankara İnternet Kafeciler Odası ile bir protokol imzalandı. Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesinin kapsamını genişleten bu protokol İstanbul, Ankara, İzmir ve Sivas’ta uygulamaya konulacak. Protokolün büyük bir açılımın başlangıcı olduğunu belirten Ankara İnternet Kafeciler Odası Başkanı Önder Kaplan, “İnternet ortamının faydalarını cazip koşullarla tüketicilere sunan İnternet Kafe’ler, insanlarımızın ve özellikle gençlerin önemli sosyalleşme mekânları arasında yer almaktadır. Türkiye’de bugün on beş bini aşkın sayıda İnternet Kafe’nin, toplumun geleceğinde önemli potansiyele sahip olduğunu görüyoruz fakat ne yazık ki biz türk halkı olarak doğru internet ve bilgisayar kullanmayı bilmiyoruz. Bunun ana sebebini ise eğitimsizlik olarak görüyorum” dedi. Kaplan, Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesi ile internet kafelerin teknoloji sınıfları haline gelerek Türkiye’nin en ücra köşesinde dahi bireylerin, internet ve teknoloji ile temasını sağlayan İnternet Kafe’lerimizin genci ve yaşlısı ile toplumun tüm kesimlerini buluşturan modern sosyalleşme anlayışını ortaya koyacağını dile getirdi.
813 gönüllü ile bugüne kadar Türkiye’de 87 bin gencin bilgisayar okur-yazarı olmasına katkıda bulunan Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesi ile 12 ilde yerel yönetimler ortaklığında Habitat Bilişim Akademileri kuruldu. Türkiye’de e-yönetim için gençleri etkin kılmayı hedefleyen proje, UNDP, Devlet Planlama Teşkilatı, Habitat için Gençlik Derneği, Microsoft ortaklığında yürütülüyor. Türkiye’de yürütülen diğer bilişim projeleri arasında UNDP, Habitat için Gençlik Derneği, CISCO, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Türkiye Bilişim Vakfı ortaklığında gerçekleştirilen Bilişimde Genç Hareket projesi, ve yine UNDP, Habitat için Gençlik Derneği ve Türkiye Vodafone Derneği’nin bir milyon kişiye bilgisayar öğretmek amacıyla yürüttüğü Bilgisayar Bilmeyen Kalmayacak projesi yer alıyor.
[BAGLANTILAR]
Küre Dağları Milli Parkı ve tampon bölgesinde yürütülen ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında yapımı tamamlanan ziyaretçi merkezi, yürüyüş yolu ve giriş kontrol ünitesi 2 Temmuz’da ziyaretçilere açıldı. Bu tesislerle bölgeye gelen ziyaretçiler Küre Dağları Milli Parkı’nın daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar.
Azdavay Çatak Kanyonu Yürüyüş Yolu, Giriş Kontrol Ünitesi ve Pınarbaşı Ziyaretçi Merkezi açılışları, Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Eldemir, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Yaşar Dostbil, Proje Yönlendirme Komitesi üyeleri, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, yerel idareciler ve yöre halkının katılımıyla gerçekleşti.
Mevcut kaynakların kırsal kesimde yaşayanların barınmasına yetmediğini, bunun göçe neden olduğunu ve kırsal bölgelerin ancak kendi iç dinamiklerinin devreye girmesi ve bu proje gibi dış kaynaklı projelerle kalkınabileceğini söyleyen Eldemir, Küre Dağları Milli Parkı çevresinde yürütülen “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi”nin bölgedeki katma değerleri artırarak yöre insanına ek gelir olanakları sunacağını ve sürdürülebilir bir yönetim sistemiyle bölgeyi Türkiye ve dünya turizminde önemli bir yere getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
2000 yılında Milli Park statüsüne kavuşan Küre Dağları, 37.000 hektarlık alanıyla zengin biyolojik çeşitliliğine, yaban hayatına, doğal ormanlara, farklı jeolojik yapılara, kültürel ve mimari değerlere ev sahipliği yapıyor. Küre Dağları aynı zamanda Avrupa’nın acil korunacak 100 orman sıcak noktasından biri olarak tanımlanıyor.
Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) finansal desteği, Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından ortaklaşa ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı ( WWF) - Türkiye, AGM ve ORKÖY’ün katkılarıyla yürütülen PIMS: 1988 Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi Küre Dağları Milli Parkı ve tampon bölgesinde doğa koruma ve sürdürülebilir kaynak yönetimini güçlendirmeyi ve burada geliştirdiği modeli Türkiye’de belirlenen diğer 8 sıcak noktaya aktarmayı hedefliyor.
[BAGLANTILAR]
UNDP Görev Başında 2009/2010: Sözleri Yerine Getirmek başlıklı son yıllık raporunda UNDP elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor. 2009’da da bulunduğu birçok ülkede UNDP’den HIV/AIDS, enerji, çevre ve iklim değişikliği, kriz önleme ile Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılması gibi önemli alanlarda kalkınma danışmanlğı talep edilmeye devam edildi.
Yıllık rapor hakkında UNDP Başkanı Helen Clark: “Şimdi kalkınmaya bilinen yöntemlerle yaklaşmanın zamanı değil. Aksine, kelimeleri ve verilen sözleri sahada harekete geçirmenin zamanı. UNDP Görev Başında başlıklı bu rapor, UNDP’nin buna nasıl katkıda bulunduğunu göstermek için yayımlandı” dedi.
UNDP dünya çapında Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılmasında önemli bir rol oynuyor. İlk olarak UNDP’nin programları politik ve teknik danışmanlığın yanısıra finansal destek sağlayarak hükümetlerin Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılma çabalarını destekliyor. 2009 yılında yapılan bir araştırma UNDP’nin ulusal Binyıl Kalkınma Hedefleri çalışmalarına büyük ölçüde destek verdiği ülkelerin %90’ı ulusal planlarına en az bir tane Binyıl Kalkınma Hedefi’ni dahil ettiğini gösteriyor. Günümüzde 60’ın üzerinde ülke UNDP desteğiyle Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne dayalı ulusal kalkınma stratejilerini benimsemiş durumda.
Bu bağlamda UNDP aynı zamanda bir Binyıl Kalkınma Hedefleri Atılım Stratejisi de geliştiriyor. Strateji, bir hızlandırma çerçevesi oluşturarak ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ilerlemelerinin neyin engellediğini bulmalarını sağlayacak. Etkinliği kanıtlanmış müdahaleleri ve edinilen dersleri detaylandırarak, bu engellerin ele alınmasına yardımcı olacak. Bir yandan da, Strateji 2015’e kadar Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılabilmesi için bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin sürdürülebilir olması, geri dönüş riskinin azaltılması ve ortaklıkların güçlendirilmesi konusunda UNDP’nin çalışmalarına rehberlik edecek.
UNDP 2009 yılında teknik, danışmanlık ve finansal yardımlarla 35 ülkedeki seçimleri destekledi. Donör fonlarının çoğu seçim etkinliklerine yönelik olduğu için örgüt 50 milyon dolar tutarında 3 yıllık bir fon başlatarak ülkelerin seçim yasalarını, süreçlerini ile kurumlarını geliştirmelerini ve kadınların seçim süreçlerine katılımını artırmalarına yardımcı oldu.
Sadece 2009 yılında Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen 59 UNDP projesi, 44 ülkede yaklaşık 26 milyon tonluk karbon dioksit salımını engelledi. UNDP’nin Montreal Protokolü programıyla beraber, Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri karbon tesisi Latin Amerika ve Afrika’da Montreal Protokolü’ne bağlı yaratıcı karbon finansı çözümleri üretmekte öncü bir rol oynadı. Karbon tesisi aynı zamanda katılan ülkelere 140 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırıma eşdeğer olan 9.4 milyon karbon kredisi üretmesi beklenen 6 projelik bir proje portföyünü de hayata geçirdi.
Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ilerlemenin ele alınacağı 2010 küresel değerlendirmesi yaklaşırken, 2009 UNDP’nin şimdiye kadarki ilerlemeyi göz önünde bulundurması ve kalan beş yılda çalışmalarını hızlandırması için iyi bir fırsat oluşturdu. Bir yandan da küresel ekonomik kriz özellikle ülkelerin en korunmasız olanları belirlemeleri ve onları korumaları için UNDP’nin acil müdahalesini gerektirdi.
Birleşmiş Milletler’in cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için oluşturulan UN Women adlı yeni oluşumu üzerine 2 Temmuz’da bir açıklama yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon “Kadınların eğitimli olduğu ve güçlendirildiği yerlerde ekonomiler daha üretken ve güçlü olur. Kadınların tam anlamıyla temsil edildiği yerlerde toplumlar daha barışçıl ve istikrarlı olur” dedi. Dünya çapında cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesini savunan en önemli araç olması hedeflenen bu yeni oluşum, üye ülkelerin ulusal öncelikleriyle ve uluslararası politikalarla uyum içinde cinsiyet eşitliğine ulaşma çabalarına destek verecek.
Cinsiyet eşitsizliği her toplumun köklerinde yatmaya devam ediyor. Kadınlar insana yakışır işlere ulaşamıyor, iş ayrımcılığına uğruyor ve cinsiyetler arası maaş farklarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Çoğu zaman temel eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimleri engelleniyor. Dünyanın her yerinde kadınlar şiddet ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Politik ve ekonomik karar alma süreçlerinde ise yeteri kadar temsil edilmiyorlar.
Üye ülkeler 64. Genel Kurul’da BM’nin yeniden düzenlenme gündeminin bir parçası olarak örgütün cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi alanındaki çabalarını hızlandırmak için tarihi bir adım atarak, BM sisteminde önceden ayrı olarak hareket eden dört birimi birleştirme kararı aldı. Cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesine odaklanan Kadınların İlerlemesi Birimi (DAW), Kadınların İlerlemesi için Uluslarası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (INSTRAW), Cinsiyet Konuları ve Kadınların İlerlemesi Özel Danışman Ofisi (OSAGI) ve Birleşmiş Milletler Kadınlar için Kalkınma Fonu’ndan (UNIFEM) oluşan UN Women, kadınlar ve kız çocuklarına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması, kadınların güçlendirilmesi, kalkınmanın yararlanıcıları ve ortakları olarak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, insan hakları ve insanlık eylemleri konularında çalışacak.
Sivil toplumla etkili ortaklıklar kurarak politik ve finansal desteği harekete geçirecek olan UN Women, kadınlar hakkındaki uluslararası hedeflere ulaşılmasına destek verecek. Oluşum aynı zamanda BM birimlerine cinsiyet eşitliği konusunda önemli destek sağlayacak ve BM ortaklarıyla bölge ve ülke düzeylerinde ulusal ortaklar ve bölgesel kuruluşların teknik uzmanlık taleplerine karşılık vermeye çalışacak.
UN Women ülke düzeyinde ulusal ortaklara teknik ve finansal destek sunarak önceliklerini belirlemelerine yardımcı olacak. Oluşum, bir yandan da cinsiyet eşitliği faaliyetlerini güçlendirmeleri ve koordine etmeleri konusunda BM ülke ekiplerine destek sağlayacak. UN Women’ın oluşturulması, BM’nin ülkelerin kendilerinin belirledikleri ihtiyaç ve önceliklerine daha iyi cevap verebilmesine ve BM sisteminin daha etkili ve kapsamlı bir şekilde işlemesine katkıda bulunacak.
2010 yılı, 1995 Kadınlar Hakkında Dördüncü Dünya Konferansı’nda kabul edilen Pekin Bildirgesi ve Eylem Platformu’nun 15. yıldönümü ile Güvenlik Konseyi’nin 2000 yılında kadınlar, barış ve güvenlik üzerine aldığı 1325 sayılı kararın 10.yıldönümüne denk geliyor. Sekiz Binyıl Kalkınma Hedefi’nin gündeme alınmasının üzerinden de 10 yıl geçti. Üçüncü Binyıl Kalkınma Hedefi, cinsiyet eşitliğini yaygınlaştırmaya ve kadınları güçlendirmeye odaklanırken, şimdilerde cinsiyet eşitliğinin hem kendi içinde bir hedef olduğu hem de diğer Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılması için bir araç olduğu konusunda fikirbirliği bulunuyor.
UN Women’ın çalışmaları, Pekin Eylem Platformu ve 2009’da 30. yıldönümünü kutlayan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ile çerçevelenecek.
UN Women büyük ölçüde gönüllü katkılar ve BM bütçesi tarafından finanse edilecek. Üye ülkeler tarafından bu oluşuma yapılması planlanan yatırım en az 500 milyon Amerikan Doları, yani DAW, INSTRAW, OSAGI, ve UNIFEM’in toplam bütçelerinin 2 katı. UNWomen, Ocak 2011’e kadar faaliyete geçecek.