Ana Siteye Dön

Mayıs 2010

Sayı: 53

Çocuk dostu müzeler

Çocuk dostu müzeler

“Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi için İttfaklar” Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında çocukların müzeler ile ilgili bakış açılarını değiştirmek amaçlı eğitim 12-14 Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi.

Ankara, Mayıs 2010

Damla ve İsmail ilk başta bir müzenin ne kadar heyecan verici olabileceğine şüpheyle baksalar da, “Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi için İttfaklar” Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni ziyarete geldiklerinde hoş bir süprizle karşılaştılar. Yüzyıllar öncesine ait tarihi eserler karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen Damla ve İsmail, beraberlerinde Türkiye’nin 10 farklı şehrinden toplam 34 çocuk ve 23 yetişkin ile 12–14 Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilen özel bir programda sertifikalarını aldılar. Artık birer müze eğitimcisi olan İsmail ve Damla, kendi illerinde akranlarını eğitecek.

Ankara’da gerçekleştirilen eğitim, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinin yanı sıra, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ve Türkiye’nin önemli müzelerinden uzmanlar ve araştırmacılardan oluşan bir eğitimci grubu tarafından verildi. Eğitimin amacı, müzeleri genellikle amaçsız ve sıkıcı okul gezileriyle bağdaştıran çocukların bu konudaki bakış açılarını olumlu yönde geliştirebilmek. Bu özel program, katılımcıların müzelere verdiği değeri ve kültürel miras konusundaki bilinci artırmanın yanı sıra, katılımcılar ve akranları arasında bir müze eğitim kültürü de yaratmayı hedefliyor.

Program, katılımcıların daha önceden Anadolu’da yaşamış Hititler, Frigyalılar ve Lidyalılar gibi medeniyetlerin heykel ve mücevherlerinin benzerlerini yapmaları gibi bir takım çalışmaları içeriyor. “Dilsiz Harita” çalışması çocukların, tarih ile kültürün etkilerini kendi bakış açılarıyla çizimle ya da harflerle kağıda dökmelerini sağladı. Bunun yanı sıra katılımcılar, daha yakın tarihi parçaların bulunduğu Çengelhan Müzesi’ni de ziyaret etme fırsatını buldular.

Üç günlük eğitimin ardından, çocuklar, müzelerin toplumlar arasında bir köprü olduğunu farkederek, tarihin ve kültürel mirasın önemini anladıktan sonra müzeler hakkındaki görüşlerinin değiştiğini ve “tekdüze tarih derslerine” bundan sonra daha bilgili gözlerden bakacaklarını söylediler. Hepsinin paylaştığı ortak heyecan bu “müze eğitiminin” tekrarlanması fikri oldu. Bu eğitimden faydalanan sadece çocuklar da değil. Katılan 23 yetişkin de “müze eğitimlerinin” çocuk hakları eğitimine eklenmesi gerketiği konusunda hemfikir.

“Müze eğitimi” Mayıs ve Haziran aylarında “çocuk dostu müzeler” ve “müze dostu çocuklar” yaratamak amacıyla Erzurum ve Kars’ta tekrarlanacak.

"Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İçin İttifaklar" Birleşmiş Milletler Ortak Programı finansmanı İspanya Hükümeti’nin sağladığı Binyıl Kalkınma Hedefleri Fonu’yla destekleniyor. Ulusal ortağı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı olan Ortak Program’da yer alan Birleşmiş Milletler kuruluşları ise UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı), UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü), UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) ve UNWTO (Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü). Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nda yer alan dört Birleşmiş Milletler kuruluşundan biri olan UNICEF bu bağlamda kültürel değerlere yönelik olarak çocuklarda bilinç yaratmayı ve bu alana katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyor.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

 

'UNDP Türkiye'den faydalanabilir'

UNDP Türkiye Ofisi, Nisan ayında UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Direktörü Kori Udovicki’yi ağırladı.

Ankara, Mayıs 2010

Ziyareti sırasında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz gibi birçok önemli isimle UNDP’nin Türkiye’deki çalışmaları hakkında görüşen Udovicki, Türkiye’nin UNDP için önemli bir küresel ortak olabileceğini söyledi.

Türkiye ziyaretinizin amacı nedir?

Ziyaretimin iki amacı vardı. Birincisi, UNDP’nin son beş yılda Türkiye’deki kalkınma işbirliğine katkılarını değerlendiren Kalkınma Sonuçlarının Değerlendirilmesi raporu konusunda düzenlenen paydaş çalıştayına katıldım. Çalıştayı ortaklarımızı bir araya getirerek UNDP’nin başarılarını masaya yatırmak ve ileride işbirliğimizi daha da geliştirebilmek için neler yapılabileceğini tartışmak açısından çok faydalı buldum. Katılımcılar sadece ülke ofisi için değil, daha geniş anlamda UNDP için mükemmel önerilerde bulundular. Önümüzdeki beş yıllık işbirliği sürecini de heyecanla bekliyoruz.

İkincisi, Türkiye’nin “orta gelirli” bir ülke olmanın yanı sıra donör ve uluslararası kalkınmadaki işbirliği konusunda gelişen rolünü göz önünde bulundurarak, farklı türde işbirliklerini tartışmak için UNDP’nin ortaklarıyla buluşmak üzere Türkiye’de bulundum.

Ayrıca tabi ki UNDP ülke ofisi kadrosunun yanı sıra Türkiye’deki UN temsilcilikleriyle görüştüm.

Türkiye’deki hükümet yetkilileri ile görüşmelerinizden edindiğiniz genel izlenimlerinizi neler? Neler hakkında görüştünüz? UNDP Türkiye ofisinden beklentileri neler?

Ziyaretim sırasında, Türkiye’de devam eden programımız ve daha stratejik bir ortaklık hakkında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz gibi birçok üst-düzey yetkili ile görüştüm. Her biri UNDP desteğini takdir ettiğini belirtti ve işbirliğimizi bölgesel ve küresel anlamda geliştirmeye ilgi duyduğunu teyit etti.

Özellikle, Birlşemiş Milletler Kalkınma İşbirliği Stratejisi ve UNDP Ülke Programı Dokümanı’na paralel olarak UNDP, Türkiye’nin bilgi transferi ve Güney-Güney İşbirliği konusunda bir merkez olma potansiyeline dayanarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ile daha güçlü bir ortaklık kurmayı hedefliyor. Enerji, çevre, afet riski azaltma ve özel sektörün gelişmesi Türkiye’de daha fazla araştırabileceğimiz alanlar arasında. Türkiye’nin güçlü özel sektör geleneği diğer ülkelerle de paylaşılabilir. Ayrıca, DPT ile GAP bölgesindeki işbirliğimizi ilerletmeyi sürdürmek ve bölgesel kalkımayı güçlendirmek konularında anlaştık.

Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) başkanı Musa Kulaklıkaya ile Paris Deklarasyonu ve Yardım Etkinliği ilkeleri doğrultusunda TİKA’nın kapasitesini geliştirme konusunda görüştük. UNDP’nin işbirliği ile TİKA’nın rolünü sağlamlaştırma ve Güney-Güney İşbirliği konularındaki katkıya bağlılığımızı ve Türkiye’nin yükselen donör ülke olarak kalkınma yardımları yapması hakkında görüşlerimizi dile getirdik. Türkiye’nin kalkınma ve değişme konularındaki deneyimlerini paylaşması Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu içinde ve dışında birçok ülkeye fayda sağlayabilir.

Ortaklarımızla birlikte iklim değişikliğiyle mücadele etme çabalarımız devam ediyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu’yla görüşürken iki temel kolu olan programlı bir yaklaşım ile ilerlememiz gerektiği üzerinde durduk: Piyasa Dönüşümüne Karşı Düşük Emisyon Ekonomisi ve İklime Dirençli bir Ekonomi için Kapasite Geliştirme. İlkinde, Türkiye’nin bölgede bir lider olması ve bu alanda çözümler üretmek için bir bilgi merkezi olmaya başlamasıyla ilgili. İkincisinde ise, atık, ormancılık ve enerji sektörlerinde Türkiye’deki karbon piyasasının gelişmesi çervevesindeki çalışmaya devam etmesi ve Haziran 2010’da ulusal karbon tescil sisteminin yürürlüğe girmesi için Ulusal Programlara Uygun Azaltım Seçenekleri (NAMA) oluşturmak için ulusal kapasite oluşturma konusundaki talebimizi ilettik.

Türkiye’de UNDP işbirliği için oldukça yeni bir alan olarak, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Vekili Galip Tuncay Tutar ile görüştüm ve toplantıda hukukun üstünlüğü ve herkes için adalete erişim konularında güçlendirilmiş, programlı bir yaklaşım ile ilerlememiz gerektiği konusunda anlaştık.

Son olarak birkaç ortakla, Türkiye Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler ailesiyle Binyıl Kalkınma Hedefleri konusunda düzenlediği ve Haziran ayında İstanbul’da gerçekleşecek olan ‘Binyıl Kalkınma Hedefleri +10 Ne işe yarıyor, ne yaramıyor? Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu için Değerlendirme Konferansı' konulu bir bölgesel toplantı hakkında görüştük., 20’nin üzerinde ülke temsilcisini bir araya getirmesi beklenen konferansın, bölgede Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmaktaki temel sorunları belirlemeye ve politika odaklı çözümler sunmaya katkıda bulunacağını umuyoruz.

Türkiye yakın zamanda yükselen bir donör olarak daha yüksek bir orta gelirli ülke statüsü elde etti. Küresel UNDP ağında bu durum Türkiye’nin statüsünü nasıl etkileyecek? Türkiye bu statüsünden nasıl faydalanacak?

UNDP kaynakları ülkelerin nüfus seviyeleri ve kişi başı gayrisafi milli gelirlerine göre paylaştırılır ve biz dört yılda bir bu paylaşımları gözden geçiririz. Dünya Bankası’nın son istatistiklerine göre Türkiye’nin kişi başı gayrisafi milli geliri 9,340$. “Orta gelirli” bir ülke olarak, Türkiye hala UNDP’den sınırlı olarak kaynak alma hakkında sahip ancak bu yardımın eskisine oranla daha az olacağı da açıkça ortada. Bu nedenle, UNDP’nin Türkiye ile ortaklığı giderek daha az kaynak transferine, giderek daha fazla da hükümetin ulusal önceliklerine ulaşması için kapasite üretmek ve teknik destek sağlamak konularına odaklanmıştır.

Fakat; bu “statü” kişi başı gayrisafi milli gelirden daha da öte Türkiye’nin benzersiz bir ülke olduğuna işaret ediyor. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen yüzünü Avrupa’ya dönen Türkiye Avrupa ve Asya’yı birleştiren bir ülke. Uluslararası sahnede giderek daha belirgin bir rol alıyor ve “sıfır problem” politikasıyla komşu ülkelerle ilişkilerinde yapıcı bir rol oynuyor. Son finansal ve ekonomik krizden de iyi bir şekilde atlattı. Türkiye hem UNDP’nin hem de diğer ülkelerin faydalanabileceği tecrübeye sahip. Bu yönden bakılınca, Türkiye UNDP için önemli bir küresel ortak olabilir.

İklim Meydanı

'İklim Meydanı' paneli  Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı, ODTÜ Toplum ve Bilim Merkezi ve British Council işbirliğiyle 5 Nisan 2010 günü ODTÜ'de gerçekleştirildi.

Ankara, Mayıs 2010

İklim değişikliğinin olumsuz sonuçları artık sadece uzmanların değil, herkesin gündeminde önemli bir yere sahip. Yine de kimileri hala bu konuyu yeteri kadar önemsemeyebiliyor. Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı, ODTÜ Toplum ve Bilim Merkezi ve British Council işbirliğiyle düzenlenen ''İklim Meydanı'' panelinde iklim değişikliği karşıtları ile çok vakit kaybettiklerini belirten Greenpeace Akdeniz yöneticisi Uygar Özesmi ''Diyelim ki iklim değişikliği yok, ben tasarruf etmeyeyim mi? Ben fosil yakıtlara devamlı olarak bağlı yaşayıp, kömürü petrolü yakıp atmosferi kirletmeye devam mı edeyim? Diyelim ki yok, ben bu şekilde gezegeni tüketmeye devam mı edeyim?'' gibi soruları panele katılan yaklaşık 100 kişiyle paylaştı.

ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapılan panelde iklim değişikliğinin nasıl ortaya çıktığı, etkilerinin neler olduğu, bu etkilere uyum sağlamak için ulusal, bölgesel ve kent düzeyinde neler yapılması gerektiği ve ufak bireysel çabalarla ne gibi farklar yaratılabileceği gibi birçok konu masaya yatırıldı. Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı yöneticisi Atila Uras, iklim değişikliğinin etkilerinin kaçınılmaz olduğunu söylerken, bu etkilere uyum sağlamak için her alanda adımların hızla atılması gerektiğini belirtti. Uras Ortak Program kapsamında, Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum stratejisinin de geliştirildiğini açıkladı.

Panele Özesmi ve Uras’ın yanısıra, ODTÜ Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Meryem Beklioğlu, ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü başkanı Bahar Gedikli, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Nüzhet Dalfez ve Oya Ayman konuşmacı olarak katıldı. İzleyicilerin sorularıyla interaktif bir formatta gerçekleşirken paneli ODTÜ Radyo’dan Ege Kayacan sundu.

Meryem Beklioğlu, iklim değişimiyle ilgili, ''Yerkürenin anlayabildiğimiz jeolojik zaman dilimine, son 3.9 milyar yıllık tarihine bakıldığında iklimin sürekli değiştiği görülecektir'' dedi. Yakın zamana bakıldığında, endüstri devrimiyle insan kaynaklı iklim değişikliğinin tetiklendiğini anlatan Prof. Dr. Beklioğlu, bunun birçok nedeni olduğunu belirtti. Yaşanılan yeni dönemde sadece iklimin değişmediğini, ekosistemin ve canlıların da yok olduğunu dile getiren Beklioğlu, ''Ekosistemler yaşadığımız dünyada kullandığımız her türlü kaynağın ana hammaddelerini bize sağlayan sistemler. Bunları önemsemeliyiz, bu değişimlerle iklim değişimine yaklaşmalıyız'' diye konuştu.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Nüzhet Dalfez de iklim değişikliğinin çözülmesi kolay bir sistem olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti: ''Bu çözülmesi kolay bir sistem değil, çünkü iklim sistemi çok karmaşık bir sistem. Bu karmaşık sistem de çok zaman ölçekleri içeriyor. İnsanın iklim üzerine etki ettiğini görüyoruz. İklim, bütün zaman ölçeklerinde yerkürenin oluşumundan bu yana değişkenlik göstermiş bir şey ve bu değişkenliğe neden olan süreçler halen etrafta.”

Oya Ayman ise bireysel olarak kendi hayatlarında yaptıkları değişiklikleri aktarırken, her alanda tasarrufun iklim değişikliği ile bireysel mücadelede önemine değindi.

İklim Meydanı panelinin, farklı illerde ve farklı üniversitelerde devam etmesi hedefleniyor.

'Değerlendirme değişmeli'

Türkiye’de UNDP’nin geleneksel bir kalkınma ortağı olarak rolünün değişmesi için talep olduğunu belirten UNDP Değerlendirme Ofisi Direktörü Saraswathi Menon, Nisan ortasında UNDP'nin Türkiye'deki çalışmalarını değerlendiren bir paydaş toplantısı için Türkiye'ye geldi.

Ankara, Mayıs 2010

Değerlendirme yöntemlerin her ülkenin kendi ihtiyaçlarına göre değişmesi gerektiğini söyleyen Menon, toplantıdan sonra Yeni Ufuklar ile görüştü.

Türkiye ziyaretinizin amacı neydi? Neler yaptınız? Nasıl yaptınız? Süreç neydi? Sonuçlar ne oldu? Bu değerlendirmenin çıktıları ne olacak?

Değerlendirme ofisi, UNDP’nin geçtiğimiz 5 sene içersinde Türkiye’de yaptığı çalışmaların değerlendirmesini gerçekleştirdi. Bu değerlendirme az çok bitti, şu anda taslak halinde, biz de ortaklarımızla bu taslak rapor üzerine bir paydaş toplantısı düzenledik. Paydaşlar arasında, UNDP ile çalışan herkesi sayabiliriz, UNDP Türkiye Ofisi, hükümetteki uygulama ve stratejik yönden ana ortağımız Devlet Planlama Teşkilatı da dahil. Diğer BM birimleri, kaynak sağlayıcıların yanında sivil toplum ve akademi temsilcilerini de dinlememiz çok önemli. Biz onların rapor hakkında özellikle de öneriler yorumlarını öğrenmek ve bu raporu Türkiye için daha güçlü ve kullanışlı bir hale getirmek istiyoruz.

Katılımcılardan gelen yorumları faydalı buldunuz mu?

Hem de çok faydalı. Benim özellikle dikkatimi çeken yorumların çeşitliliği oldu. UNDP Türkiye’nin birçok uygulayıcı ortağı proje oluşturmak veya yönetmekte kendi tecrübelerine odaklandı. DPT gibi ortakların bir bölümüde UNDP’nin Türkiye’deki rolünü daha genel olarak değerlendirdi. Kalkınma kavramları gibi hem Türkiye’yi ilgilendiren hem de UNDP ile beraber ele alınabilecek konular üzerinde duruldu. Cinsiyet eşitliliği, kapasite geliştirme gibi kavramların ne anlama geldiği hakkında farklı görüşler var. Paydaşlar, UNDP’nin bazı sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerinin, Türkiye’de onların problemlerini çözmekte de yardımcı olabileceği kanısındalar. Örneğin UNDP kapasite geliştirme konusunda bir toplantı düzenleyip paydaşlar için bu kavramın ne anlam geldiğini gözlemleyebilir. Bu kavramlar hakkında daha iyi bir mutabakata varılırsa bir sonraki adım ve yapılacak hareketlerde de daha iyi bir anlaşmaya varılabilir. Herşeyden öte UNDP’nin Türkiye’de çok ilginç bir konumda olduğunu gördüm. UNDP Türliye’de çok uzun zamandır süregelen geleneksel kalkınma ortağı rolünün değişmesi için bir talep var. Bunun nedeni Türkiye’nin de değişmesi. Bu toplantıda yapılan yorumların çoğunda dile getirildi ve bence rapor son haline gelmeden bu noktayı çok dikkatli bir şekilde ele almalıyız.

Bunun İzleme ve Değerlendirme alanında yeni gelişmelerle bir ilgisi olabilir mi?

İzleme ve Değerlendirme ile ilgisinden çok kalkınma ve dünyanın nasıl değiştiği ile alakası var. Bu açıdan bence değerlendirmenin de değişmesi gerekiyor, buna bugün kullandığımız etkilik, verimlilik gibi kriterler de dahil. Bunların hepsi kalkınma projelerinin değerlendirilmesi etrafına kuruldu. Ama giderek projeleri değil, ortak programları, sektörel stratejileri, proje olmayan işleri (UNDP’nin çoğu çalışması savunuculuk, BM değerlerinin, sözleşmelerinin ve normlarının tanıtılması) değerlendiriyoruz. Yani proje düzeyinden farklı bir düzeyde değerlendirme yapmamız gerekiyor, bu da değerlendirmenin bu düzey farklılığına göre değişmesini gerektirecek. Bir yandan da geleneksel olarak dışarıdan yapılan yani bir kurumun ülkeye getirdikleri ve bunu sağladığı katkıyı ölçen değerlendirmenin de değişmesi gerekiyor. Ülkeler giderek kendi kalkınmalarında daha fazla öncü oldukları için, kalkınma yardımı işbirliği alanında ne yaptıklarını tanımlamak konusunda kapasite geliştirdikleri için siz de daha küçük katalitik bir rol oynamaya başlıyorsunuz. Böylece değerlendirmeye ülkenin perspektifinden bakmanız gerekiyor. Ülkenin neyi izlemek, değerlendirmek istediğinin bizim yaptığımızla bağdaşması gerekiyor. Bu da bizim için bir sorun çünkü bunu yapmaya alışık değiliz.

Bunun üstesinden nasıl gelmeyi planlıyorsunuz?

Bu konuyu sadece teorik olarak değil, gerçekten birlikte çalışarak ele almak zorundasınız. Umuyorum ki, Türkiye buna bir örnek olacaktır çünkü; Türkiye’de UNDP ve hükümet ortaklığı diğerlerinden farklı. Raporun bulgularına göre, izleme ve değerlendirmenin zayıf olması neredeyse bir fırsat yaratmış durumda. Bu durumun dikkatle ele alınması gerekiyor. Bundan sonra diğer ülkeler de konuya daha farklı yaklaşabilirler. Kendi ofislerine ait izleme ve değerlendirme sistemlerini oluşturmak yerine hükümetle birlikte çalışarak, hükümetin nerede desteğe ihtiyaç duyduğunu ve güçlendirilmesi gerektiğini güçlü destek sistemlerine sahip ülklereden öğrenmeli ve UNDP’nin bunu nasıl yaptığını bilmeliler. Ulusal programlarda proje izlemesi ulusal çabanın bir parçası değilse, UNDP için bir anlam ifade etmez.

UNDP’nin Türkiye’de ikili pozisyonu hakkında görüşleriniz neler? Bu ikili pozisyon Türkiye’nin daha yüksek orta gelirli bir ülke olmasıyla mı ilgili ya da Güney-Güney İşbirliği’yle bir ilgisi var mı?

İkisinden de biraz. Birçok ülke Güney-Güney İşbirliği’yle birbirlerine bağlanmış durumda. Bu işbirliği Türkiye’de somutlaştırılmış. TİKA bu tür işbirliklerini teşvik eden kurumsal bir düzenleme. UNDP sadece bir kurumu değil, aynı zamanda Türkiye’de BM’nin kalkınma prensiplerini teşvik eden Güney-Güney İşbirliği’ni de destekleyerek anlaşmaya varmak durumundadır. Biz sadece eşit olmayan, eski yardım ilişkilerinin tekrarlanmasından bahsetmiyoruz. Güney-Güney İşbirliği kalkınma zorlukları çeken eş güçteki ülkeler arasında gerçekleşiyor. Burada UNDP’nin yaratabileceği tecrübe Türkiye’nin diğer gelişmekte olan ülkeler için nasıl daha iyi ve eşit bir ortak olabileceğini araştırmak.

Paydaş toplantısından beklentiniz nedir? Sizce neler olumlu yönde gelişecek?

İki şey. İlk olarak, bizim bakış açımızdan, daha iyi bir raporumuz olacak. Çünkü; odada birçok iyi paydaşımız var; onların raporu okuyup rapordan yararlanacaklarını umuyoruz. UNDP için ise iki yönü var. Yeni bir daimi temsilciniz var ve bölgesel büro direktörü de bu toplantıya katıldı. Umuyorum ki, UNDP yeni ve daha güçlü bir program oluşturmak anlamında bundan faydalanabilir. Toplantıda kendisinin de belirttiği üzere ülke temilcinizin yeni bir vizyonu var ve rapor, bu vizyonun hayata geçrilimesine yardımcı olacak. Bölgesel büro direktörünün de toplantıda bulunmasının Türkiye’deki deneyimlerin daha geniş bir şekilde paylaşılacak olmasını ve bölgesel büronun da Türkiye’yi daha iyi destekleyebileceği anlamına geliyor. Burada edinilen deneyimlerin bu tür yeni ortaklıkların bölgedeki diğer ülkelere ve ötesine ulaşacağını umuyoruz.

Ülke ofisi için rapordakilerin dışında başka önerileriniz de var mı?

Daha başka önerilerimiz olacak çünkü taslak öneriler derinleştirilecek, ayrıntılandırılacak ve belki de önceliklerine göre sıralanacak.

Rapor ne zaman sonuçlanacak?

Rapor önümüzdeki aydan sonra sonuçlanacak ve yayımlanacak. Mayıs sonu, Haziran başı gibi de UNDP yönetim kurulu için kullanılabilir hale getirilecek.

Bütün Kalkıma Sonuçlarını Değerlendirme Raporları UNDP temsilciliklerine dağıtılıyor mu?

Evet. Bütün ülke temsilciliklerine birer kopya gönderiyoruz ki ülke temsilcilikleri diğer ülke örneklerinden öğrenebilsinler.

UNDP’de değerlendirme hakkında daha fazla bilgi ve Kalkıma Sonuçlarını Değerlendirme Raporları’nın elektronik kopyalarına ulaşmak için lütfen www.undp.org/eo internet adresini ziyaret edin.

İşbirliği sanayi performansını artırıyor

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulananan, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve BTC Co’nun finansal desteği ve ortaklığı, Adana Sanayi Odası (ADASO)’nın koordinasyonu ile yürütülen İskenderun Körfezi’nde Endüstriyel Ortak Yaşam projesi’nin ilk aşaması Nisan ayında Adana ve Ankara’da düzenlenen toplantılarla tamamlandı.

Ankara, Mayıs 2010

Toplantıda endüstriyel ortak yaşam uygulamasıyla İngiltere’de işletmelere 780 milyon sterlin kar sağladığını öğrenen Türk sanayiciler ve paydaşlar, kaynakları daha etkin kullanarak, işletmelerin hem çevresel hem de ekonomik performanslarını artıran bu uygulamanın Türkiye’de potansiyel işbirliği alanlarını belirlemek için bir araya geldiler.

7 Nisan’da Adana’da düzenlenen toplantıda ortak yaşam (simbiyoz) uygulamaları hakkında bilgi veren UNDP Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Programı Yöneticisi Dr. Katalin Zaim; “Yeşil ekonomiye doğru adım atarken endüstriyel simbiyoz yaklaşımı önemli. Bu yaklaşım, işletmelerin altyapısını geliştiriyor ve çevre üzerindeki baskıyı azaltıyor, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomiye de katkıda bulunuyor. Birçok ülkede bu yönde adımlar atılıyor ve politikalar uygulanıyor.” dedi.

ADASO Başkanı Ümit Özgümüş ise konuşmasında, AB'ye uyum kapsamında Türkiye'nin önemli yükümlülüklerinden birinin çevreyle ilgili olduğunu belirtti. Özgümüş; İskenderun Körfezi’nde başlatılan endüstriyel simbiyoz çalışmalarının yurt genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Toplantıda İngiltere’de Ulusal Simbiyoz Programı’nın beş yıldır uygulandığını dile getiren İngiltere Ulusal Simbiyoz Programı Direktörü Peter Laybourn; ülkede bu sayede Düşük Karbon Sürdürülebilir Ekonomisi’ne katkıda bulunan çok önemli kazançlar elde edildiğini söyledi. Laybourn, “Beş yılın sonunda işletmelerde toplam 780 milyon Sterlin kar elde edildi. Ayrıca 49 milyon ton hammadde, 48 milyon ton su tasarrufu yapıldı, 53 bin kişiye istihdam sağlandı” dedi. CO2 salımında 30 milyon ton azalma kaydedildiğini belirtti.

Kanada Eko-Endüstriyel Çözümler Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Tracy Casavant ise, Kanada’daki Eko-Endüstriyel Park Programı deneyimini paylaşarak, programın avantajları ve dezavantajları, uygulanan ortaklıklar, edinilen dersler ve uygulama yapısı gibi deneyimleri katılımcılarla paylaştı.

ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Göksel N. Demirer’in de toplantıda yaptığı Temiz Üretim sunumu katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Proje kapsamında İskenderun Körfezi’nde potansiyel işbirlikleri yoluyla bölgedeki firmaların rekabet gücünün artırılması; bölgeye katma değer yaratılması, ekonomik kazanç elde edilmesi, bölgede yeni pazarlar açılması ve doğal kaynak kullanımının azaltılarak çevre üzerindeki baskının hafifletilmesi hedeflendi. projenin bundan sonraki hedefi bu yaklaşımı Türkiye genelinde yaygınlaştırmak.

Endüstriyel simbiyoz Kanada, Danimarka, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Çin, Japonya, Avusturya, Norveç, Hollanda, Avustralya, Almanya, İtalya, Hindistan, Brezilya, Romanya, Macaristan gibi birçok ülkede uygulanıyor. Uygulandıgı ülkelerde ekonomik kazanç ve yeni istihdam alanları yaratılmasının yanı sıra enerji, su, hammade tasarrufu ve atıkların azalmasını sağlıyor.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Gaziantep 'Akıllı Kent' oluyor

Yerel kurumlar ve IBM Kurumsal Hizmet Gücü (KHG), Güneydoğu’nun en büyük illerinden biri olan Gaziantep’in “akıllı kent”e dönüşmesi için çalışmalara başladı.

Ankara, Mayıs 2010

2010 yılının Mart ayı boyunca, ABD, Brezilya, Hindistan, Japonya, Kore ve Singapur’dan uzmanlıkları bilgi teknolojileri, proje yöneticiliği ve finans gibi alanlarda çeşitlilik gösteren sekiz gönüllü IBM çalışanı Gaziantep Sanayi Odası, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Teknopark, Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi temsilcisiyle beraber çalıştı.

IBM Kurumsal Hizmet Gücü programı için, uluslararası KGH ekibi şehrin Teknopark’ının Akıllı Sanayi girişimini desteklemesini sağlamak amacıyla gruplara ayrılarak stratejik plan hazırlama çalışması yaptı. Gaziantep Sanayi Odası tarafından geliştirilen Gaziantep Akıllı Sanayi girişiminin amacı Gaziantep’in ve bölgenin rekabet edilebilirliğini artırmak. IBM’in Akıllı Dünya ve Akıllı Şehirler vizyonu ile, KHG ekibinin bir kısmı Gazinatep Büyükşehir Belediyesi’yle ortak bir çalışma yaptı. Bu ekip belediyelerdeki operasyonel işler ve bilgi teknolojileri birimlerinin işlerini kolaylaştıracak çözümler sunarak Gazinatep’in Akıllı Kent’e dönüşümüne destek olmayı hedefliyor. Aynı ekip Akıllı Kent Çözümleri ve Bilgi Teknolojileri Stratejisi konularında bir takım önerilerde bulundu ve bilgi teknolojilerinin altyapısı ve ortak bilgi teknolojisi servisleri konularında yol haritaları gösterdiler. Ekibin diğer bir kısmı da, kongre turizmine önem vererek, Gaziantep’te turizm sektörünün gelişmesi için Turizm Sektörü Stratejisi hazırladı. Turizmin artırılması için IBM çalışanları tamamlayıcı nitelikte dört adet strateji önerisinde bulundular. Bunlarla birlikte pazarlama, kalkınma önerileri, altyapı, insan kaynakları ve bir turizm platformunun oluşuturulması gibi diğer stratejilere yardımcı olabilicek konulular da sundular. IBM çalışanlarının Gaziantep için yaptığı planlar bunlarla da sınırlı değil. 10 kişiden oluşan bir diğer KHG uzman ekibi 15 Mayıs-13 Haziran tarihlerinde bu yine konularda farklı çalışmalar yapmak üzere Gaziantep’e tekrar gelecek.

KHG gönüllüleri Gaziantepliler için gerçekleştirdiklerine ek olarak gençler ve kadın girişimcilere yönelik “Mükemmeliğin Peşinde” konulu bir çalıştay düzenledi. Çalıştayın amacı yerel proje ortaklarının en önemli hedeflerinden biri olarak gençleri ve kadınları girişimcilik konusunda desteklemek. Ayrıca, KHG ekibi tarafından belediyelerde bilgi teknolojileriyle ilgili personele yönelik Bilgi Teknolojileri stratejisi oluşturulması için bir çalıştay düzenlendi.

Kurumsal Hizmet Gücü programı hakkında bilgi veren IBM Türk Genel Müdürü Michel Charouk, “IBM sadece yenilikleriyle değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma hizmet vermeyi amaçlıyor. 2009’da Mersin’de ilki gerçekleştirilen ve Gaziantep’le devam edecek program kapsamında, Türkiye’nin kalkınma potansiyeli yüksek şehirleri için, sosyal ve ekonomik çözümler aranacak. IBM Türk olarak, Gaziantep’te yapılan çalışmaların şehrin gelişmesi ve kalkınması için bir yol haritası çizeceğine inanıyoruz. Programın Türkiye etabına, 2010’un ikinci yarısında Malatya’da devam edeceğiz.” dedi.

Özel sektörün, sahip olduğu insan gücü, bilgi, teknoloji, ürün ve hizmetlerle, toplumların kalkınması için önemli fırsatlar sağlayabildiğini dile getiren UNDP Özel Sektör Program Müdürü Hansın Doğan, Bu konuda en iyi örneklerden biri olarak kabul ettiğimiz Kurumsal Hizmet Gücü programıyla, IBM, çeşitli ülkelerden seçilmiş uzmanlarını göndererek, en değerli varlığı olan insan kaynağını ve bilgi birikimini, gelişme potansiyeli yüksek illerde kalkınmanın hizmetine sunuyor. IBM çalışanları, 2009 yılında Mersin’de uygulanan ilk etabın ardından, 2010 yılında önce Gaziantep’te de yerel sorunlara yenilikçi çözümler üretmeye başladı. Program sonra da Malatya’da devam edecek” dedi. Doğan, UNDP’nin kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliğinin başarılı bir örneğini oluşturan programda; IBM, Devlet Planlama Teşkilatı, Digital Opportunity Trust ve Özel Sektör Gönüllüleri Derneği ile birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Digital Opportunity Trust, Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jane Jamieson, “Gaziantep’te uygulanan Kurumsal Hizmet Gücü programı, teknolojiyi, iş dünyasını ve toplumu bir araya getiren yaratıcı çözümlere odaklanıyor ve kurumsal sosyal sorumluluk açısından Türkiye’de önemli bir model oluşturuyor. 6 ülkeden gelerek projeye katılanlar, Gaziantep halkıyla iç içe yaşayarak, bir yandan yerel ekonomik kalkınmaya yönelik yenilikçi yaklaşımlar öneriyor, diğer yandan değişik kültürleri tanıma olanağı buluyor. Küresel bir sivil toplum kuruluşu olan DOT, Türkiye’de yapılacak çalışmalardan elde edeceği bilgi ve deneyimi, programın uygulanacağı diğer ülkelere de uyarlayacak. Türkiye’deki Kurumsal Hizmet Gücü programı için UNDP Türkiye, Devlet Planlama Teşkilatı ve Türk Özel Sektör Gönüllüler Derneği gibi dinamik bir kamu ve özel sektör ortaklığı tarafından desteklenmekten mutluluk duyuyoruz.” dedi.

Kurumsal Hizmet Gücü (KHG), IBM’in küresel bir liderlik girişimi. KHG, farklı ülkeler ve işletme ünite ve bölgelerinden gelen IBM gönüllü idarecilerinden oluşan ekipleri bir araya getiriyor ve onları, Sivil Toplum Kuruluşları, ulusal ve bölgesel ortaklarla işbirliği içinde, öncelikli ve gelişmekte olan piyasalara, önemli sosyal ve ekonomik sorunlarla çözüm bulmalarını amaçlıyor. Türkiye’deki program, IBM tarafından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Devlet Planlama Teşkilatı, Özel Sektör Gönüllüler Derneği ve Digital Opportunity Trust (DOT)’ın ortaklığıyla başlatıldı.

KHG Programı dahilinde, IBM liderleri, “dünya vatandaşı” kimliklerine bürünme ve yabancı bir ülkenin sosyal dinamikleri ile işletme politikalarını tanıma fırsatı buluyor. Mersin’deki program, yerel ortakların, kobilerin ve gençlerini IBM liderlerinin bilgilerinden ve uzmanlıklarından yararlanmalarını amaçlıyordu.

Küresel İlkeler Sözleşmesi 10 yaşında

Etik, işyeri standartları ve sürdürülebilir çevre konularının iyileştirilmesinde Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin rolünün inceleneceği “10. Yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi : Hesap Verebilir Olmak” Konferansı 28 Mayıs 2010 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.

Ankara, Mayıs 2010

Türkiye’den UNDP, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Holding, Coca-Cola ve Siemens gibi önemli kuruluşların destek verdiği Konferans’ta, Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne (KİS) ilişkin politika belirleyiciler ve iş dünyası liderlerinin deneyimlerini paylaşmasının yanı sıra, yarının liderlerinin alınan derslerden faydalanarak KİS prensiplerini benimsemesi hedefleniyor.

Uluslararası düzeyde birçok disiplin ve alanda potansiyel liderleri bir araya getirerek küresel bir ağ oluşturmayı ve liderlik becerilerini geliştirmeyi amaçlayan Yale Üniversitesi Dünya Liderleri Programı’ının Küresel Liderlik Dizisi ile birlikte gerçekleştirilecek Konferans, lansmanının 10. yılı nedeniyle Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne adandı.

UNDP Türkiye'de iş fırsatları

 

Tüm ilanlar

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Ece Ergen
Stajyer: Müjde Sadıkoğlu

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2010 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.