Sayı: 51
Proje kapsamında yaratılan markaya ait kıyafetler ve aksesuarlar Argande Koleksiyonu adıyla Şubat ayında İstanbul Moda Haftası kapsamında düzenlenen bir defileyle tanıtıldı. Ürünler, Türkiye’nin yedi farklı bölgesindeki 17 mağazada satışa sunuluyor.
Koleksiyon, moda tasarımcılarının gönüllü desteği ve MUDO firmasının da katkılarıyla Türkiye’nin Güney Doğu Anadolu bölgesindeki 145 kadın tarafından tasarlandı. Tasarımcılar koleksiyonu oluştururken efsaneler, bahar şenlikleri, evlilik töreleri ve doğadan tasvirlerinden meydana gelen geleneksel Anadolu motiflerinden ilham aldılar. Argande markası ise ismini antik Mezopotamya’nın güzel hükümdarı ve tanrıçasından alıyor.
Yerel motiflerle iş tekniklerini başarılı bir şekilde uygulayabilmek için, kadın girişimciler, hem satış ve pazarlama gibi işletmeyle ilgili alanlarda, hem de tasarım, kesme ve dikiş gibi teknik konularda eğitim gördüler. SIDA ise projeye makine ve malzeme sağlayarak projeye finansal destekte bulundu. Böylece, tasarımlar Batman ve Mardin Ömerli’deki imalathanelerde ve çok amaçlı toplum merkezleri (ÇATOM) adı verilen atölyelerde üretilmeye başlandı. Koleksiyona ait ürünler İstanbul’un seçkin alış-veriş merkezlerinden biri olan İstinye Park’ta ile Ankara, İzmir, Antalya, Bursa ve Mersin’deki çeşitli mağazalarda satışa sunuluyor.
Gğnğmğzde, Anadolu’daki kadınların sadece % 3’ü calışarak gelir elde edebiliyorken, Türkiye genelinde bu rakam yüzde 19’u aşamıyor. Argande girişimi, elde edilen bütün gelirleri tasarımda ve üretimde emeği geçen kadınlara vererek varolan düzeni değiştirmeyi ve yeni ekonomik imkanlar yaratmayı hedefliyor.
“Bu proje Güneydoğuda yüzlerce kadının hayatını değiştirdi.” diyor MUDO yönetim kurulu üyesi Ömer Tavlioğlu projeden bahsederken ve ekliyor “Sadece tasarımcılardan başarılı ürünler görmekle kalmadık, iyi birseyler yaptığımızın da farkına vardık. Projeden ne kâr ne de ücret talep ettik.”
Moda tasarımcısı Hatice Gökçe ise Argande Koleksiyonu’nun iki unutulmuş geleneksel kumaşı, örgülü kutnu ve yüzde yüz yün örgülü selşapiki, hayata döndürdüğünü ekledi. Gökçe “Selşapik cok özel bir kumaştır.” dedi. “Bu kumaşı Şırnak’da üreten sadece dört zanaatkâr varken, Argande ile beraber bu sayı 20’ye yükseldi.”
Projeye katılan tasarımcılar arasında Alex Akimoğlu, Banu Bora, Rojin Aslı Polat, Hakan Yıldırım, Zeynep Tosun, Günseli Türkay, Aida Pekin, Ezra Çetin, Tuba Çetin, Rana Canok, Berna Canok Özay, Deniz Yeğin, Simay Bülbül, Gamze Saraçoğlu, Özgür Masur ve Mehtap Elaidi yer alıyor. MUDO firması ise markanın pazarlama sürecine destek verdi. Fotoğrafçı Gencer Baybek, makyöz Derya Egun, ve markanın yüzü olan manken Ahu Yağtu ise gönüllü olarak projeye katkıda bulundular.
GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler UNDP Türkiye ve GAP Bölgesel Kalkınma İdaresini’nin ortak çalışmasıyla ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (SIDA) finansal desteğiyle hayata geçirildi.
Çekimlerden ne fotoğrafçının ne de marka yüzünün para aldığını söyleyen ve projeye katılan herkesin gönüllü katkıda bulunduğunu belirten proje müdürü Gönül Sulargil, “Atölyelerdeki makineleri projeden bize ayrılan bütçe ile aldık. Bu projenin dünyada bir eşi daha yok. Şimdi ise bunun sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışıyoruz” dedi.Projeye katılan tasarımcılar arasında Alex Akimoğlu, Banu Bora, Rojin Aslı Polat, Hakan Yıldırım, Zeynep Tosun, Günseli Türkay, Aida Pekin, Ezra Çetin, Tuba Çetin, Rana Canok, Berna Canok Özay, Deniz Yeğin, Simay Bülbül, Gamze Saraçoğlu, Özgür Masur ve Mehtap Elaidi yer alıyor. MUDO firması ise markanın pazarlama sürecine destek verdi. Fotoğrafçı Gencer Baybek, makyöz Derya Egun, ve markanın yüzü olan manken Ahu Yağtu ise gönüllü olarak projeye katkıda bulundular.
GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler UNDP Türkiye ve GAP Bölgesel Kalkınma İdaresini’nin ortak çalışmasıyla ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (SIDA) finansal desteğiyle hayata geçirildi.
Çekimlerden ne fotoğrafçının ne de marka yüzünün para aldığını söyleyen ve projeye katılan herkesin gönüllü katkıda bulunduğunu belirten proje müdürü Gönül Sulargil, “Atölyelerdeki makineleri projeden bize ayrılan bütçe ile aldık. Bu projenin dünyada bir eşi daha yok. Şimdi ise bunun sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışıyoruz” dedi.
[BAGLANTILAR]
2010 yılı gençlerin yılı olacak. Dünya gençliğinin enerjisini, hayal gücünü ve inisiyatifini barışı yaymaktan, ekonomik gelişmeyi hızlandırmaya kadar insanlığın karşılaştığı birçok zorluğu yenmekte kullanmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği 18 Aralık 2009’da kabul ettiği önerge ile 12 Ağustos 2010’da başlayacak yılı Uluslararası Gençlik Yılı olarak belirledi. Bu yıl aynı zamanda 1985’te Katılım, Kalkınma ve Barış temalı Uluslararası Gençlik yılının 25.yıl dönümüne denk geliyor.
Genel Sekreterlik, bu yılı kutlamak için hükümetleri, sivil toplumu, bireyleri ve toplumları yerel ve uluslararası düzeyde yapılacak faaliyetleri desteklemeye çağırdı. Diyalog ve Karşılıklı Anlayış teması altında kutlanacak olan yıl nesiller arası dialog ve anlayışı teşvik ederken, barış insan hak ve özgürlükler ile dayanışma ideallerini destekliyor. Aşırı yoksulluk ve açlık, anne ve çocuk ölümleri, eğitime veya sağlığa erişimin sağlanamamasından kaynaklanan birçok sosyal olumsuzluğun 2015 yılına kadar giderilmesini hedefleyen Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin de dahil olduğu ilerlemenin genç insanların kendilerini bu işe adamasıyla gerçekleştirilebileceği vurgulanıyor.
Uluslararası diyaloğu daha ulaşılabilir ve kullanabilir hale getirmek için ilgilenen katılımcıların fikirlerini paylaşabileceği ve Gençlik yılına ilişkin konuları tartışabileceği bir Facebook sayfası açıldı. Sayfa bir yandan da yılın ikinci aktivitesini yani gençlerin yılı kutlamak için düşük maliyetli faaliyetleri tartışacağı bir site görevi görücek. Gençler Diyalog ve Karşılıklı Anlayış temalı Uluslararası Gençlik Yılı kapsamında düzenleyebilecekleri düşük maliyetli faaliyetler hakkındaki önerilerini bu siteden duyurabilecek. Öneriler, 15 Mart 2010’a kadar yapılabilecek ve en yaratıcı olanları Twitter ve Youth Flash! bülteninde yayınlanacak.
Bunun yanında yıl boyunca gerçekleşecek çeşitli uluslararası etkinlikler planlandı bile. Bunların arasında 31 Temmuz -13 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da ve 24-27 Ağustos’ta da Mexico City’de düzenlenecek Beşinci Dünya Gençlik Kongresi yer alıyor. Her iki toplantı Binyıl Kalkınma Hedefleri bağlamında gençlik ve sürdürülebilir kalkınmaya odaklanacak. Singapur’da 14-26 Ağustos’ta düzenlenecek olan Gençlik Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreni, dünyanın her yerinden gençlerin mükemmeliyet, arkadaşlık ve saygıdan oluşan Olimpik değerleri benimsemesini amaçlıyor.
Türkiye’de gerçekleşecek Beşinci Dünya Gençlik Kongresi, dünyanın her yerinden gelecek olan 1000 genç insanı bu sene Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’da ağırlayacak. Katılımcılar, Yıldız Teknik Üniversitesi Kampüsü'nde karar verecek, eğitecek, konser verecek, keşfedecek, gönüllü olacak, sunum yapacak ve temsil edecek. Daha fazla bilgi için lütfen Beşinci Dünya Gençlik Kongresi websitesini ziyaret edin. UNDP Türkiye’de istihdam, eğitim ve sağlık politikalarının insan merkezli olması ve ülkeyi gelecekteki demografik sıkıntılara hazırlaması için nasıl yeniden şekillendirilebileceği hakkında rehberlik eden Türkiye’de Gençlik başlığıyla yayımladığı 2008 Ulusal İnsani Gelişme Raporu ülkede ilk defa oluşturulacak gençlik politikasını önemli ölçüde etkiledi.
BM Genel Sekreterliği 17 Aralık 1999 tarihinde 54/120 sayılı kararı ile Lizbon’da 8-12 Ağustos’ta gerçekleşen Dünya Gençlikten Sorumlu Bakanlar Konferansı'nın 12 Ağustos’u Uluslararası Gençlik Günü olarak belirleyen önerisini onayladı. Bu gün, hükümetlerin, sivil toplum örgütlerinin, akademik kurumların, iş dünyasının ve gençlerin Dünya Gençlik İçin Hareket Programı’nı ilerletme konusunda neler yaptığına odaklanmalarını desteklemek için harika bir fırsat.
BM gençlik odak noktası Nicola Shepherd açıklamasında "Uluslarası yıl, gençliğin toplumun her açısında tam ve etkili katılımını artırmak demek. Biz bu konuda her sektörün gençler ve gençlik örgütleriyle ortaklık kurarak onların ihtiyaçlarını ve endişelerini daha iyi anlamalarını ve topluma yapabilecekleri katkının farkına varmalarını destekliyoruz. Gençlik yılının bize verdiği fırsatı gençliğin toplumda oynadığı rolü kutlamak ve küresel sorunları çözmekte onların farklı bakış açılarından ve hayal güçlerinden yararlanmak için değerlendirelim” diyor.
[BAGLANTILAR]
UNDP’nin Bratislava Bölgesel Merkezi ve Bosna-Hersek, Gürcistan, Kırgızistan, Polonya ve Türkiye’deki 6 ülke ofisinin ve yerel uzmanların işbirliğiyle hazırlanan rapor, bölgedeki dönüşüm ve kalkınma sürecinde karşılaşılan sorunların, kadınların katılımının tam olarak sağlanamamasının siyasi ve sosyo-ekonomik hayatta kadınların durumlarını zayıflattığını gözler önüne seriyor.
“Kadınların Siyasete Katılımını Artırma: Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu için bir politika önerisi” başlıklı rapor, Bosna Hersek, Gürcistan, Kırgızistan, Polonya, Türkiye ve Ukrayna’daki duruma odaklanıyor.
Rapor, UNDP’nin cinsiyet eşitliliğin yaygınlaştırılması ve kadınların güçlendirilmesi konusundaki çalışmalarının sonuçlarını artırabilecek olası program değişikliklerinin belirlenmesi üzerine yapılan araştırmalara dayanıyor. Raporun hazırlanmasında ayrıca ulusal istatistiki verilerden, sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları tarafından hazırlanan raporlardan, uluslararası kalkınma kuruluş ve temsilciliklerinin raporlarından, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) taraf olan ülkelerin önerilerinden ve bunların uygulamalarından da yararlanıldı. Yapılan araştırmalar ve incelemeler sonunda altı ülkede oluşturulan durum raporları 2008’de İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Kadın ve Demokratik Yönetişim Konferansı'nda sunuldu.
2008 yılı boyunca düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında kadınların güçlendirilmesi konusunda öğrenilen dersler, karşılaşılan zorluklar ve fırsatlar ele alınırken, kadınların siyasete katılımında siyasi partilerin, medyanın ve sivil toplumun oynadığı rol de masaya yatırılarak bir gündem oluşturulması hedeflendi. UNDP ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) ortaklığında Güney-Güney İşbirliği çerçevesinde düzenlenen Uluslararası Kadın ve Demokratik Yönetişim konferansı, kadın ve yönetişime ilişkin sorunları belirleyip, bunların nasıl ele alınabileceğinin tartışılması ve diğer ülkelerden alınan derslerin ve iyi örneklerin paylaşılabilmesi için bölgedeki kadın ve erkeklere fikir alışverişi sağlayan platform oluşturdu. Bölge ülkeleri ve civarından 20’den fazla ülkeden gelen yaklaşık 130 katılımcı, yönetimde kadın erkek eşitliğinin gerçek anlamda sağlanması ve kadınların siyasete katılımının desteklenmesi konusunda edinilen tecrübe ve bilgi birikimini paylaştı.
Rapor, bu geniş kapsamlı araştırmadan yararlanarak, seçim sistemleri, kadınlar hakkında basmakalıp inanışlar ve tarihsel miras gibi kadınların siyasete katılımının düşük olmasının nedenlerini belirlemenin ve incelemenin yanında bu sorunların çözülmesi için somut adımlar atılmasını önermeyi amaçlıyor. Raporun diğer önemli hedefleri arasında yerel paydaş ve ortaklarını bilgi toplamak ve siyasiler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve UNDP ülke ofislerinde Cinsiyet odak noktalarının da katılımıyla daha geniş bir Cinsiyet Uygulama Topluluğu oluşturulmasının desteklenmesi konusunda harekete geçirmek yer alıyor.
UNDP cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmalarını iki koldan yürütüyor: cinsiyet eşitliliğin yaygınlaştırılması ve kadınları güçlendirilmesi. Programlama ve politika oluşturmaya cinsiyet bakış açısının entegre edilmesi – yani cinsiyet eşitliliğini yaygınlaştırma – UNDP’nin önemli önceliklerinden biri haline geldi. Daha büyük bir cinsiyet eşitliği sağlamaya yönelik kapsamlı bir strateji olan cinsiyet eşitliliğinin yaygınlaştırılması, temel kurumlara ve ticaret, sağlık, eğitim çevre ve ulaşım gibi program alan ve sektörlerine cinsiyet bakış açısı kazandırılarak elde ediliyor. Cinsiyet eşitliliğinin yaygınlaştırılması tüm politika sektörlerinde cinsiyet boyutunun açığa çıkarılmasını sağlıyor. Bunun sayesinde cinsiyet eşitliği “ayrı bir soru” olarak görülmekten çok, tüm politika ve programları ilgilendirir hale geldi. Dahası cinsiyet eşitliliğinin yaygınlaştırılması yaklaşımı tek başına kadınları ele almıyor, kalkınma sürecinin oyuncuları ve hak sahipleri olarak kadınlar ve erkekleri birlikte değerlendiriyor. Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesindeki kadınlar, cinsiyete dayalı eşitsiliklerle karşılaşabiliyorlar. Bunların bazıları geçiş dönemindeki politikalara bağlı olarak ortaya çıkarken, bazıları ise tutucu ideolojilerin yeniden canlanması ve kadınları dezavantajlı konuma düşüren gizli önyargılardan kaynaklanıyor.
Bu nedenle politika oluşturan ve uygulayanların bölgedeki cinsiyete dayanan eşitsizlikleri ve toplumsal dışlanmayı daha iyi ele alabilmek için politika tasarlar veya uygularken cinsiyet eşitliliğini yaygınlaştıran bir yaklaşım benimsemeleri önem kazanıyor.
Cinsiyete dayalı insani gelişme analizleri ve politika tartışmalarını destekleyen ve gözlemleyen araçlar, UNDP’nin iki ölüçüsüne göre belirleniyor. Toplumsal Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi (GDI) İnsani Gelişme Endeksi’ne (HDI) benzer ölçümlerle kaydedilen gelişmeyi ölçerken, bu gelişmede kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği vurguluyor. Diğer yandan kadınların siyasi ve ekonomik platformlarda yerinin geliştirilmesinde kaydedilen ilerlemeyi ölçen Cinsiyeti Güçlendirme Ölçütü’nün (GEM), politika önerisi ile daha yakın bir ilgisi olduğunu söylemek mümkün. Bu ölçüt, kadınlar ve erkeklerin ekonomik ve siyasi hayata ve karar verme süreçlerine ne kadar aktif katılabildiklerini inceliyor. Cinsiyeti Güçlendirme Ölçütü, daha çok kadınların hayatın olanaklarından yararlanabilme kapasitelerini ölçüyor. Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde Ukrayna ve Kırgızistan’a oranla daha üst sıralarda yer almasına rağmen 2007 verilerine dayalı son Cinsiyeti Güçlendirme Ölçütü’ne göre raporun dikkate aldığı 6 ülke arasında en alt sırada bulunuyor. 109 ülke arasında 101.sırada yer alan Türkiye’nin özellikle siyasi alanda cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından önünde uzun bir yol var. “ Kadınların Siyasete Katılımını Artırmak: Avrupa ve diğer Bağımsız Devletler Topluluğu için bir politika önerisi” Türkiye’de cinsiyet eşitliliği alanında son yıllarda gerçekleşen gelişmelerin altını çizse de kadınların siyasete katılımını artırmak için ülkenin daha kapsamlı ve etkili önlemler alması gerektiğini ve bu konuda önünde uzun bir yol olduğunu gözler önüne seriyor.
“Kadınların Siyasete Katılımını Artırmak: Avrupa ve diğer Bağımsız Devletler Topluluğu için bir politika önerisi” isimli rapor, Mart 2010 dan itibaren dağıtıma hazır olacak. Yayının hem ulusal düzeyde hem de UNDP’nin Kadının Yeri Komitesi’nin 54.oturumu kapsamında düzenleyeceği yan etkinlikle sunulması ve tanıtılması öngörülüyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, bu sene “Eşit haklar ve eşit fırsatlar: herkes için ilerleme” temasıyla kutlanacak 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü mesajında kadınlar ve kızlar için eşitliğin toplumsal ve ekonomik bir şart olduğunu söyledi ve “Kadınlar ve kızlar yoksulluk ve haksızlıktan kurtulana kadar, barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz tehlike altında olmaya devam edecek” dedi.
Sivil toplumun kararlı çalışmalarına atıfta bulunan Genel Sekreter, ilköğretimdeki artış ve kadınların gerek iş dünyasında gerek siyasette güçlendirilmesi gibi dünyanın her yerinde kaydedilen ilerlemelere dikkat çekti. Ban Ki-Moon artan sayıda ülkenin cinsel ve üreme sağlığını destekeyen ve cinsiyet eşitliliğini savunan mevzuatları hayata geçirdiklerini belirtti.
Cinsiyet hakkındaki önyargılar ve cinsiyet ayrımcılığı tüm kültür ve toplumlarda yaygın olarak devam ediyor. Erken ve zorla evlendirme, “töre cinayetleri”, cinsel istismar ve genç kadınlar ve kızların ticareti hala rahatsız edici boyutlarda gerçekleşiyor.
Uluslararası Kadınlar Günü mesajında Ban Ki-Moon Birleşmiş Milletler’in bu konuda örnek olması gerektiğini şu sözleriyle vurguladı: “Kadınların barış ve güvenlik için son derece önemli olduğunun altını çizmek için barış operasyonlarımızda kadınlara askeri ve polis güçlerinde daha fazla görev vermeye çalışıyoruz. Şu anda Birleşmiş Milletler tarihinde hiç olmadığı kadar üst düzey kadın çalışıyor. Yakın zamanda da Birleşmiş Milletler sistemi içinde cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesinde daha kapsamlı bir programı hayata geçirecek bir oluşum kurulacak. Genel Kurulun bu oluşumu bir an önce kurmasını destekliyorum.”
Dünyanın her tarafında kadınlara ve kızlara uygulanan şiddeti yok etmek için Genel Sekreter’in 2008 yılında başlattığı 'UNite to End Violence against Women' (Kadınlara Karşı Şiddete Son Vermek için Birleşin), kampanyası ile yakın zamanda başlatılan Network of Men Leaders (Erkek Liderler Ağı) kampanyası, BM’nin cinsiyet eşitliği için küresel çabalarını genişletmeyi hedefliyor.
[BAGLANTILAR]
Ankara, Konya, Antalya, Mersin ve Balıkesir civarlarında yaşayan son Yörük topluluklarını il il, köy köy, çadır çadır arayıp bulan Buğday Derneği ve Atlas Dergisi’nin yürüttüğü ve UNDP ile Coca-Cola Türkiye’nin “Hayata Artı” Gençlik Programı’nın desteklediği “Kayıp Masallar” projesi Doğan Yayın Holding (DYH) Yılın En Yaratıcı Sosyal Sorumluluk Ödülü’nü kazandı.
Doğan Yayın Holding Yaratıcılık Ödülleri, 2003 yılından beri yaratıcı projelerin gelişmesini teşvik ediyor. Bu yıl En Yaratıcı Sosyal Sorumluluk kategorisinde ödül alan Atlas Dergisi, "Kayıp Masallar" kitabının yayınlanmasının yanında, projenin devamlı olarak tanıtımını yaparak konuya ilişkin kamuoyu oluşmasını sağladı ve proje süresince okuyucular ile proje ekibi arasındaki iletişim için bir köprü oluşturdu. "Kayıp Masallar" bu şekilde kazandığı ödül ile medya ve sivil toplum arasında sosyal sorumluluk eksenli işbirlikleri bakımından da bir örnek teşkil etmiş oldu.
'Kayıp Masallar' projesi kapsamında proje ekibinin 10 bin kilometre yol kat edip, 100 kadar haneyi ziyaret ederek kaydettiği 50 Yörük masalı kitap haline getirilip Atlas Dergisi’nde yayınlandı, Bunula beraber Yörükler tarafından anlatıla gelen Köse adlı masal, stop-motion tekniği ile hayata geçirildi. Köse Filmi’ne Altın Portakal Film Festivali'nde özel gösterimde yer verilmesi ve filmin JCI İstanbul Crossroads 4.Uluslararası Kısa Film Festivali'nde ikincilik ödülünü almasının ardından, "Kayıp Masallar" projesine bir ödül de sosyal sorumluluk alanında Doğan Yayın Holding’den geldi.
Proje ayrıca Yörüklerin bir kültürel mirasının korunmasında da önemli bir rol oynadı. Masal anlatıcılarının kendi ağızlarından Yörük masalları ve proje ekibinin stop motion tekniği ile hayata geçirdiği Köse masalına ilişkin animasyon ise Atlas Dergisi’nin websitesinde yayınlandı.
2005 yılında başlatılan “Hayata Artı” Gençlik Programı, UNDP’nin Coca-Cola Türkiye ile işbirliği içinde ve onun desteğiyle, gençliğin dinamizmini yansıtan ve kalkınma zorluklarıyla başa çıkabilecek ortaklıkların kurulmasını özendiren yenilikçi ve sürdürebilir proje fikirlerini desteklemek için oluşturuldu. “Hayata Artı” Gençlik Programı ile gençliğin yenilikçi yaklaşımlar sergileyerek yaşadıkları kentlerdeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi çabalarına katkı sunmalarına destek verilmesi amaçlanıyor. Böylece gençler, yaşadıkları çevrenin daha sağlıklı, daha canlı ve insanların karşılıklı etkileşimini artırıcı bir biçimde sosyal açıdan daha yaşanabilir hale gelmesini sağlayabilecek ve aynı zamanda, sosyal sermaye ile müşterek mutluluğu çoğaltacak bir biçimde toplumsal ilişkileri iyileştirebilecekler. Bu çalışmaların bir sonucu olarak 2009 yılının Ağustos ayında Coca-Cola Hayata Artı Vakfını kurdu.
Ocak 2010’da Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İlişkiler biriminin dünyanın sosyal durumunu gözler önüne sermek için yayımladığı Yoksulluğu Yeniden Düşünmek başlıklı rapor, yoksulluğun çok boyutlu ve öngörülemez olduğunu, bununla birlikte zaman ve görecelilik boyutlarını kapsadığını vurguluyor. Rapor, yoksulluğun “yoksulu ve yoksul olmayanı ayıran tek bir gider kriteriyle tanımlanamaz” olduğunu savunuyor.
Yoksulluğu Yeniden Düşünmek, bugünün ve gelecek nesillerin hayatını iyileştirmek için insana yakışır işleri kalkınma stratejilerinin merkezine koyan, sorumlu kalkınma ve konjonktür karşıtı makroekonomik politikaların oluşturulmasını destekliyor.
Piyasaların katı yaklaşım, politika ve uygulamalarından ulusal koşullar ve durumlara uyarlanabilen sürdürülebilir kalkınma ve eşitliği destekleyen politikalara yönelebilmesi için acil bir stratejik değişimin gerekliliğini savunan rapor, yoksulluğun anlamının, ölçütlerinin, ve yoksullukla mücadele politikalarının yeniden gözden geçirilmesini öneriyor.
Yoksulluk, açlık ve yetersiz beslenmenin başlıca nedeni. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün en güncel değerlendirmesine göre, dünyadaki aç insan sayısı 1990-1992 verilerine oranla 142 milyon artış göstererek, 963 milyona ulaştı ki bu da 6.6 milyar olduğu tahmin edilen dünya nüfusunun yaklaşık %14.6’sına tekabul ediyor.
Yoksulluğu Yeniden Düşünmek raporu, maddi veya maddi olmayan yoksulluk ayrımı yapmadan, refahın herhangi bir boyutunda eksikliklerle karşılaşan herkesi kapsayacak evrensel bir yaklaşım öneriyor. Yoksulluk çizgisine bir alternatif olarak sunulan bu strateji, herkesin yasal haklara erişimini sağlayarak belirli boyutlardaki eksikliklerin giderilmesini ele alıyor.
Yoksulluğu azaltmaya yönelik yaklaşımlar insan-merkezli kalkınma hedeflerine ulaşmak için gelişimsel ve bütünsel olmakla birlikte ekonomik ve sosyal politikaları da barındırmalı. Yoksulluğu Yeniden Düşünmek, sosyal politikaların zenginlik ve gelir dağılımını belirleyen faktörlerin yanı sıra insana yakışır istihdam olanakları yaratmaya yoğunlaşmayı öneriyor. İnsana yakışır işleri destekleyen bir istihdam stratejisinin tüm eşitlikçi ve sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin temelini oluşturmasını savunan rapor, makroekonomik politikanın da istihdam yaratmayı içermesi gerektiğini vurguluyor.
Yoksulluğun azaltılması, eşitsizlik ve büyüme üzerindeki etkisi göz önüne alındığında Yoksulluğu Yeniden Düşünmek, aynı zamanda insan kaynaklarının geliştirilmesini kapsamlı bir kalkınma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak sunarken eğitimle ve sağlık için kamusal sosyal harcamaların insan kaynakları gelişimi için önemli olduğunu belirtiyor. Ayrıca, rapor yoksulluğu yok etmek için sosyal koruma sistemlerinin gerekliliğini dile getiriyor. Rapora göre, bu sistemler hastalık, yaşlanma ve işsizliğe karşı temel riskleri kapsayacak ve yoksulların korunmasızlığını azaltacak şekilde uygulanmalı.
Son olarak rapor, uluslararası toplumun yardımları artırma ve pazarları gelişmekte olan ülkelerden gelen ürünlere açarak, dayanışma ve eşitliğe katkıda bulunan etkili yatırım çabalarını desteklemede üzerine düşen görevin altını çiziyor.
15 sene önce Kopenhag’da düzenlenen Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde dünya liderleri yoksulluğun yok edilmesinin etik, politik ve ekonomik bir gereklilik olduğunu belirtirken, bu hedefi sosyal kalkınmanın üç ayağından biri olarak belirlediler. Yoksulluğun yok edilmesi, bu zamandan beri birinci Binyıl Kalkınma Hedefi olan aşırı yoksulluğu 2015’e kadar yarıya indirmek de dahil olmak üzere bir çok uluslararası kalkınma hedefinin temel amacı oldu. İstatistiklere bakıldığında küresel yoksulluk düzeyinde birtakım başarılar elde edildi. Dünya bankası2005 yılı satın alma gücü paritesine göre, gelişmekte olan ülkelerde günde 1.25$’ın altında gelirle geçinen insan sayısı 1981-2005 yılları arasında 1,9 milyardan 1,4 milyara indi. Buna ek olarak aşırı yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı aynı dönemde %52’den %25,7’ye düştü.
Genel yoksulluk düzeyindeki gelişmeler büyük oranda büyümeye dayanıyor. Özellikle sağlam bir şekilde büyüyen ülkeler veya bölgeler son 20 yılda özellikle kentsel alanlarda yoksulluk düzeylerini düşürmeyi başardı. Küresel yoksulluk trendlerini aşağıya çekmekte Çin ve Doğu Asya’nın yanı sıra Hindistan’ın da önemli bir rol oynadığını söylemek mümkün. Buna rağmen, her ülke veya bölgede henüz kayda değer bir ilerleme yaşanmadığını da belirtmek gerekiyor. Sahra-altı Afrika, Latin Amerika, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yla beraber, orta Asya’da çeşitli ülkelerde yoksul insanı sayısı arttı.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Ece Ergen
Stajyerler: Begüm Kalemdaroğlu, Elif Ostaş
© 2010 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.