Sayı: 34
Proje, İsveç Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (SIDA) tarafından finanse edilen ve UNDP tarafından yürütülen “Yerel Siyaset ve Karar Almada Kadın” projesiydi… Amaç ise, 2009 yılı Mart ayı sonunda gerçekleşmesi planlanan yerel seçimlerde seçilen kadınların sayısını artırmak. Bir İsveç sivil toplum kuruluşu olan Kvinnoforum (Kadın Forumu) ile ortak geliştirilen proje, mevcut ve potansiyel kadın adaylar, yerel politikaya ve karar-alma süreçlerine kadının arttırılmış katılımı için son derece önemli olan yerel kurumların kadın ve erkek temsilcileri dahil olmak üzere, ilgili paydaşlar için kapasite geliştirme faaliyetleri içeriyor. Proje çalışmaları, Adana, Eskişehir, İzmir, Trabzon ve Van olmak üzere beş ilde yürütülecek. Bu proje, özellikle genç kadınların katılımı başta olmak üzere kadınların önümüzdeki yerel seçimlere katılımı ve öncü rol üstlenmelerini desteklemenin yanı sıra seçim öncesi süreçte yerel ve ulusal düzeyde medya yoluyla farkındalık yaratma kampanyalarını da içerecek.
Proje tanıtımı çerçevesinde düzenlenen yuvarlak masa toplantıları ve hedefe yönelik atölye çalışmaları, ilk defa, hem erkek hem de kadın paydaşları, kadınların siyasete katılımda nasıl desteklenebilecekleri, bu alanda karşılaşılan zorlukları ve alınan dersleri tartışmak üzere bir araya getirdi. Katılımcılar, belediye başkanlarının %0,6’sının (3225 kişiden 18’i), il genel meclisi üyelerinin %1,81’inin (3208 kişiden 58’i) ve belediye meclis üyelerinin yalnızca %2,42’sinin (34.477 kişiden 834’ü) kadın olduğu yerel siyasetteki kadınların sayısını arttırmanın hem erkek hem de kadınların ortak sorumluluğu olduğu konusunda ve yerel düzeyde Türkiye’nin kadınlarını hala bazı önemli zorlukların beklediği konusunda fikir birliğine vardılar.
Katılımcılar, kamuoyu oluşturan bir güç olarak medyanın sorumluluklarına vurgu yaptı, medya temsilcilerini kadınların siyasete eşit katılımı davasında “İyi Niyet Elçileri” olarak görmek istediklerini bildirdiler. Tanıtımda konuşan UNDP Temsilci Yardımcı Ulrika Richardson-Golinski ise politikaya katılımın bir insan hakkı olduğunu ve hükümetler tarafından teşvik edilip korunmasının yanı sıra tüm vatandaşlar tarafından da sahip çıkılması gerektiğini belirtti (Ulrika Richardson-Golinski'nin konuşmasını okumak için lütfen buraya tıklayınız).
Konsensus Araştırma ve Danışmanlık firması tarafından gerçekleştirilen ve toplantıda da katılımcılarla paylaşılan 2006 yılı Siyasette Kadın Kamuoyu Araştırması, Türkiye’nin nüfusunun %82’sinin “siyasette daha fazla kadın görmek istediğini” gösteriyor. Kadınların siyasetteki yetersiz temsiliyetinin ana sebebi olarak da, katılımcı kişilerin %77’si “kadınlara şans verilmiyor” diyor. Seçmen listesine girmede siyasi parti engelleri olmasaydı seçilebilecek kadın muhtarlar ise yerel düzeyde kadın liderlerin başarılı örnekleri olarak gösterildi. Bu sınırlamalar, tartışmalar esnasında, kadınların yerel siyasete katılmının önünü kesen önemli bir engel olarak vurgulandı.
Ayrıca, yakın zamanda gerçekleştirilen ve hedeflenen katılımcıların %20’sinden geri dönüşlerin alındığı bir araştırmanın sonuçları da tanıtıma katılan kadın parlamenterlerle paylaşıldı. UNDP Türkiye tarafından hazırlanan bu araştırma, kadın parlamenterlerin kadınların Türkiye’de yerel siyasete katılımlarını nasıl artırılabileceklerine yönelik fikirlerini öğrenmeyi amaçlıyordu. Araştırmanın sonuçlarına göre, kadınların yerel siyasetteki oldukça düşük temsiliyetinin nedenlerinden biri kadınların yerel yönetimlerde göz ardı edilen rolleri. Bu sebeple proje tanıtımında yapılan tartışmaların vurgusu daha çok “kadınların da oy getirebileceği, yerel yönetimlere seçilebilecekleri ve hatta toplum için daha iyi hizmetler sunabilecekleri” üzerineydi.
Katılımcılar arasında ayrıca UNDP’nin Bölgesel Ofisi’nden de iki uzman bulunuyordu. Türkiye’nin kadınların siyasete katılımının artırılmasına yönelik çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla, bu uzmanlar kadın ve yönetişim üzerine bölgesel bir rapor hazırlıyor. “Siyasi Süreçlere Katılım ve Kadınların Liderliği” başlıklı raporda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu altı ülkedeki mevcut eğilimler analiz edilecek, en iyi uygulama örnekleri paylaşılacak ve kadınların siyasete katılımını artırmak konusunda çözüm önerileri sunulacak. Türkiye’de kadınların siyasete katılımını teşvik etmede edinilen deneyimlerin, karşılaşılan zorlukların ve tehditlerin paylaşıldığı yuvarlak masa toplantısında, bu rapor da tartışıldı. İlgili raporun ilk taslağı ve iyi örnekler, Aralık 2008’de Istanbul’da dünyanın dört bir yanından katılımcıların olacağı uluslararası bir konferansta sunulacak.
2005 yılı Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu’nda da belirtildiği üzere, Türkiye Hükümeti, 2015 yılına kadar kadınların mecliste %17 temsiliyet oranını yakalamasını hedefliyor. Türkiye’nin kadının siyasete katılımında 2007 genel seçimleriyle kaydetmiş olduğu ilerlemeye karşın, %4.4’ten %9.1 oranına bir artış hala hedeften çok uzak ancak kadın ve erkek arasında eşitlik sağlama çabalarında yine de olumlu bir teşvik unsuru.
Proje hakkında daha detaylı bilgi için lütfen buraya tıklayınız.
UNDP Türkiye Temsilcisi Mahmood Ayub'un konuşmasını okumak için lütfen buraya tıklayınız.
"Türkiye'nin Kadınların Siyasete Katılımına Bakışı" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.
"Kadın Parlementerlerin Gözünden, Kadınların Yerel Siyasete Katılımı Üzerine İhtiyaç Analizi" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.
"YG-21 Kadın Meclisleri ve UIusal Gençlik Parlamentosu" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.9 Eylül 2008 tarihinde Ankara’da, siyasi partiler, kadın parlamenterler, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, medya temsilcileri ve tanınmış uluslararası uzman ve aktivistlerin geniş katılımı ile bir projenin tanıtımı yapıldı. Proje, İsveç Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (SIDA) tarafından finanse edilen ve UNDP tarafından yürütülen “Yerel Siyaset ve Karar Almada Kadın” projesiydi… Amaç ise, 2009 yılı Mart ayı sonunda gerçekleşmesi planlanan yerel seçimlerde seçilen kadınların sayısını artırmak. Bir İsveç sivil toplum kuruluşu olan Kvinnoforum (Kadın Forumu) ile ortak geliştirilen proje, mevcut ve potansiyel kadın adaylar, yerel politikaya ve karar-alma süreçlerine kadının arttırılmış katılımı için son derece önemli olan yerel kurumların kadın ve erkek temsilcileri dahil olmak üzere, ilgili paydaşlar için kapasite geliştirme faaliyetleri içeriyor. Proje çalışmaları, Adana, Eskişehir, İzmir, Trabzon ve Van olmak üzere beş ilde yürütülecek. Bu proje, özellikle genç kadınların katılımı başta olmak üzere kadınların önümüzdeki yerel seçimlere katılımı ve öncü rol üstlenmelerini desteklemenin yanı sıra seçim öncesi süreçte yerel ve ulusal düzeyde medya yoluyla farkındalık yaratma kampanyalarını da içerecek.
Proje tanıtımı çerçevesinde düzenlenen yuvarlak masa toplantıları ve hedefe yönelik atölye çalışmaları, ilk defa, hem erkek hem de kadın paydaşları, kadınların siyasete katılımda nasıl desteklenebilecekleri, bu alanda karşılaşılan zorlukları ve alınan dersleri tartışmak üzere bir araya getirdi. Katılımcılar, belediye başkanlarının %0,6’sının (3225 kişiden 18’i), il genel meclisi üyelerinin %1,81’inin (3208 kişiden 58’i) ve belediye meclis üyelerinin yalnızca %2,42’sinin (34.477 kişiden 834’ü) kadın olduğu yerel siyasetteki kadınların sayısını arttırmanın hem erkek hem de kadınların ortak sorumluluğu olduğu konusunda ve yerel düzeyde Türkiye’nin kadınlarını hala bazı önemli zorlukların beklediği konusunda fikir birliğine vardılar.
Katılımcılar, kamuoyu oluşturan bir güç olarak medyanın sorumluluklarına vurgu yaptı, medya temsilcilerini kadınların siyasete eşit katılımı davasında “İyi Niyet Elçileri” olarak görmek istediklerini bildirdiler. Tanıtımda konuşan UNDP Temsilci Yardımcı Ulrika Richardson-Golinski ise politikaya katılımın bir insan hakkı olduğunu ve hükümetler tarafından teşvik edilip korunmasının yanı sıra tüm vatandaşlar tarafından da sahip çıkılması gerektiğini belirtti (Ulrika Richardson-Golinski'nin konuşmasını okumak için lütfen buraya tıklayınız).
Konsensus Araştırma ve Danışmanlık firması tarafından gerçekleştirilen ve toplantıda da katılımcılarla paylaşılan 2006 yılı Siyasette Kadın Kamuoyu Araştırması, Türkiye’nin nüfusunun %82’sinin “siyasette daha fazla kadın görmek istediğini” gösteriyor. Kadınların siyasetteki yetersiz temsiliyetinin ana sebebi olarak da, katılımcı kişilerin %77’si “kadınlara şans verilmiyor” diyor. Seçmen listesine girmede siyasi parti engelleri olmasaydı seçilebilecek kadın muhtarlar ise yerel düzeyde kadın liderlerin başarılı örnekleri olarak gösterildi. Bu sınırlamalar, tartışmalar esnasında, kadınların yerel siyasete katılmının önünü kesen önemli bir engel olarak vurgulandı.
Ayrıca, yakın zamanda gerçekleştirilen ve hedeflenen katılımcıların %20’sinden geri dönüşlerin alındığı bir araştırmanın sonuçları da tanıtıma katılan kadın parlamenterlerle paylaşıldı. UNDP Türkiye tarafından hazırlanan bu araştırma, kadın parlamenterlerin kadınların Türkiye’de yerel siyasete katılımlarını nasıl artırılabileceklerine yönelik fikirlerini öğrenmeyi amaçlıyordu. Araştırmanın sonuçlarına göre, kadınların yerel siyasetteki oldukça düşük temsiliyetinin nedenlerinden biri kadınların yerel yönetimlerde göz ardı edilen rolleri. Bu sebeple proje tanıtımında yapılan tartışmaların vurgusu daha çok “kadınların da oy getirebileceği, yerel yönetimlere seçilebilecekleri ve hatta toplum için daha iyi hizmetler sunabilecekleri” üzerineydi.
Katılımcılar arasında ayrıca UNDP’nin Bölgesel Ofisi’nden de iki uzman bulunuyordu. Türkiye’nin kadınların siyasete katılımının artırılmasına yönelik çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla, bu uzmanlar kadın ve yönetişim üzerine bölgesel bir rapor hazırlıyor. “Siyasi Süreçlere Katılım ve Kadınların Liderliği” başlıklı raporda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu altı ülkedeki mevcut eğilimler analiz edilecek, en iyi uygulama örnekleri paylaşılacak ve kadınların siyasete katılımını artırmak konusunda çözüm önerileri sunulacak. Türkiye’de kadınların siyasete katılımını teşvik etmede edinilen deneyimlerin, karşılaşılan zorlukların ve tehditlerin paylaşıldığı yuvarlak masa toplantısında, bu rapor da tartışıldı. İlgili raporun ilk taslağı ve iyi örnekler, Aralık 2008’de Istanbul’da dünyanın dört bir yanından katılımcıların olacağı uluslararası bir konferansta sunulacak.
2005 yılı Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu’nda da belirtildiği üzere, Türkiye Hükümeti, 2015 yılına kadar kadınların mecliste %17 temsiliyet oranını yakalamasını hedefliyor. Türkiye’nin kadının siyasete katılımında 2007 genel seçimleriyle kaydetmiş olduğu ilerlemeye karşın, %4.4’ten %9.1 oranına bir artış hala hedeften çok uzak ancak kadın ve erkek arasında eşitlik sağlama çabalarında yine de olumlu bir teşvik unsuru.
UNDP Türkiye Temsilcisi Mahmood Ayub'un konuşmasını okumak için lütfen buraya tıklayınız.
"Türkiye'nin Kadınların Siyasete Katılımına Bakışı" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.
"Kadın Parlementerlerin Gözünden, Kadınların Yerel Siyasete Katılımı Üzerine İhtiyaç Analizi" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.
"YG-21 Kadın Meclisleri ve UIusal Gençlik Parlamentosu" konulu sunumu görmek için lütfen buraya tıklayınız.
[BAGLANTILAR]
“GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler” isimli bu yeni proje, UNDP-GAP BKİ ortaklığında yürütülen ve Kasım 2007’de tamamlanan “Bölgesel Kalkınmanın Güçlendirilmesi ve Sosyo-Ekonomik Farklılıkların Azaltılması, II. Aşama” projesinin devamı niteliği taşıyor.
Yeni proje, ulusal ve uluslararası sivil toplum tarafından gerçekleştirilen politika analizlerinin yanı sıra saha deneyiminden de yararlanarak oluşturulan bir kadının güçlendirilmesi girişimi ve kurumsal kapasite oluşturma çalışmasıdır. Türkiye'ye ilişkin 2004 Ulusal İnsani Gelişim Raporu’nun da gösterdiği gibi, Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Gaziantep ve Kilis'in cinsiyete dayalı insani gelişim sıralamalarının, kendi insani gelişim göstergelerinden de kötü olduğu belirtiliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kadınların gelişimine ilişkin fırsatları daha da kısıtlayan bir dizi piyasa bütünleştirme sorunlarından da etkilendiği biliniyor. Böyle bir ortamda, proje, Bölge’nin ihtiyaçlarına tam olarak cevap veriyor ve yenilikçi üretim-pazarlama stratejileri ve yeni imaj oluşturma yoluyla Güneydoğu Anadolu’da kadınların sosyal ve ekonomik yaşamını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bunun da, kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine, kadınların iş gücü piyasasına katılımına, Güneydoğu Anadolu’nun markalaştırılmasına ve yeni satış ve pazarlama fırsatlarının yaratılmasına önem veren çok boyutlu bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
Dokuz ilin kadınlarına son moda destek
Moda Tasarımcıları Derneği’nin bölgedeki dezavantajlı kadınlara tasarım konusunda teknik yardım ve eğitim desteği vermek için kolları sıvadığı “Dokuz İle Dokuz Modacı” alt projesi, bu çok boyutlu yaklaşıma heyecan verici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bu ortaklık, dokuz tanınmış moda tasarımcısını bölgedeki dokuz şehre getirerek bölgedeki kadınlarla yakın işbirliği içinde çalışmalarını ve büyük moda mağazalarında satılmak üzere ürün hazırlamalarını sağlıyor.
Alt proje hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayın.
Bu ortak çalışma, ünlü modacı Arzu Kaprol’un 2008 yaz koleksiyonunda çok önemli bir meyvesini verdi. Arzu Kaprol, Mardin’de kadınlarla birebir çalıştı ve geniş bir yelpaze sunan geleneksel el sanatları, işlemeler ve kumaşlar arasından en uygunlarını seçmeye çalıştı. Mardinli kadınlarla yaşadığı bu ilham verici ve verimli deneyim sonrasında Kaprol, geleneksel elişlerini modernleştirip yeniden yaratarak, daha sonra yaz koleksiyonunun da temel figürünü oluşturan benzersiz bir desen tasarladı.
“GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler” İsveç Uluslararası Kalkınma Kuruluşu’nun (SIDA) finansal desteği ve UNDP Türkiye’nin teknik yardımıyla, GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından yürütülecek.
[BAGLANTILAR]
Saray Belediyesi’nden yetkililerin de katıldığı eğitim, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Profesörü Prof. Dr. Kemal Sönmez tarafından verildi. Eğitim, yerel halkın temiz içme suyuna erişiminin arttırılması, su ve su kaynaklarının bilinçli ve etkin yönetimi ve kullanımı ve su kaynaklarının korunması konularında bilinçlendirilmesini hedefliyor. Eğitim kapsamında ayrıca kitapçık ve kırtasiye malzemeleri gibi promosyonlar da verildi. Kampanya, öğretmenlerin ardından kadınlara ve öğrencilere verilecek eğitimlerle devam edecek. Kampanyayla ilgili olarak Saray Belediyesi Başkanı Hasan Coşkun, bu eğitimlerin halkın bilinçli su kullanımı hakkında bilgilendirmeyi ve Türkiye’de yaşanılan su sıkıntısının ciddiyetini göstermek olduğunu belirtti.
Eğitimlerin yanı sıra proje kapsamında Saray Beldesi’nin altyapısı da geliştirilerek, su boruları yenilendi ve kanserojen etkilere sahip olan asbestli boruların yerine sağlık koşullarına uygun düktil çelik borular kullanıldı. Böylece bölgede yaşanabilecek olası patlamalar ve su kaybına son verilerek 15 bin kişinin sağlıklı ve güvenilir içme suyuna erişimi sağlandı.
“Saray Su Kaynakları ve Kullanımının İyileştirilmesi” projesi, UNDP’nin Bratislava’daki Bölge Ofisi ve Coca-Cola Avrasya Ofisi’nin ortak yürüttüğü daha geniş kapsamlı “Her Damla Değer Katar” projesinin bir alt projesi... 21 ülkede uygulanan bu bölgesel su ortaklığı projesi sağlıklı içme suyunun arttırılmasını, çevreye duyarlı teknolojilerin desteklenmesini, su tüketimi konusunda küresel farkındalığın arttırılmasını ve kullanılan suyun yerine konmasını sağlamayı amaçlıyor. 2007 yılında başlatılan projenin beş yıl sürmesi planlanıyor.
PCDC internet sitesi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden bireyleri, kurumları, hükümetleri, özel sektörü, sivil toplum gruplarını ve eğitim kurumlarını bir araya getirecek ve tüm tarafların alım kapasitesinin geliştirilmesi araştırmaları, analizler, yaklaşımlar, araçlar ve deneyimlerden edinilen dersler hakkında bilgi değiş tokuşu yapabileceği bir forum görevi üstlenecek. Bu geniş ağ, kaynakların daha etkin kullanımı ve kalkınma hedeflerine ulaşma çabalarına katkıda bulunacak.
İnternet sitesi, belli başlı odak çalışma alanlarını yansıtacak şekilde sınıflandırıldı. Bu odak çalışma alanları; kapasite değerlendirmeleri, yolsuzlukla mücadele, e-Devlet alımları, eğitim, yasal ve düzenleyici çerçeveler, performans yönetimi, alım uygulamaları, kamu maliyesi yönetimi ve kamu-özel sektör ortaklıkları. İnternet sitesinde bölgelere ve/veya ülkelere göre araştırma yapmak da mümkün. Ayrıca internet sitesinde metodoloji, uygulamalı örnekler, ülkeye özgü belgeler, yayınlar, uluslararası bildirgeler, anlaşmalar ve diğer yararlı kaynaklara linkler dahil olmak üzere geniş araştırma malzemeleri mevcut.
PCDC, UNDP’nin Kapasite Geliştirme Grubu’nun bir parçası ve Danimarka Uluslararası Kalkınma Yardımı (DANIDA) ortaklığında Ocak 2008’de kuruldu. PCDC, ulusal ortaklar, BM örgütleri ve diğer kalkınma ortakları yoluyla ulusal kapasitenin gelişmesini desteklemeyi amaçlıyor. Ayrıca sahaya-dayalı savunuculuk ve danışmanlık destek hizmetleri veriyor, bilgi paylaşıyor ve Paris Bildirgesi’nin hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunuyor.
[BAGLANTILAR]
BM’nin 2008 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 2002 yılından bu yana mineral ve tarımsal ham madde fiyatlarındaki artışın tüm gelişmekte olan bölgelerin inanılmaz ekonomik büyümesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Ancak, gelişmekte olan birçok ülke artık gıda ve yakıt ithalatları için çok daha yüksek faturalarla karşılaşıyor ve bu büyümelerine bir tehdit oluşturuyor.
Dünya Bankası’nın yoksullukla ilgili geliştirilmiş tahminleri gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yoksulların sayısının – 1.4 milyar insanla - tahmin edilenden çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Ancak yapılan yeni tahminler, 1990’dan 2005 yılına kadar olan sürede aşırı yoksullukla yaşayan insanların sayısının 1.8 milyardan 1.4 milyara düştüğünü ve 1990’daki küresel yoksulluk oranının 2015 yılına kadar yarıya indirilmesinin olası olduğunu teyit ediyor. Ancak bu rakamlar, bölgeler arası daha büyük farklılıkları maskeliyor. Yoksulluğun en çok azaldığı yerler Çin başta olmak üzere Doğu Asya. Diğer bölgelerde yoksulluk oranlarında çok daha küçük düşüşler yaşandı ve yoksul sayısında yalnızca mütevazı düşüşler oldu. Afrika’nın güneyinde ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde, yoksulların sayısı 1990 ve 2005 yılları arasında arttı.
Rapora göre, bu önceki küresel düşme eğiliminin aksine, mevcut yüksek gıda fiyatlarının birçok insanı yoksulluğa itmesi bekleniyor özellikle de hâlihazırda en fazla yoksulun yaşadığı Afrika’nın güneyi ve Güney Asya gibi bölgelerde.
"Bu onyılın ilk yıllarından beri süregelen ve bugüne kadar birçok başarıda katkısı olan bu iyi gelişme ortamı şimdi tehdit ediliyor” diyor BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon raporun önsözünde. “Ekonomik yavaşlama yoksulların gelirlerini düşürecek, gıda krizi dünyadaki aç insanların sayısını arttıracak ve milyonlarca kişiyi yoksulluğa itecek, iklim değişikliğinin yoksullar üzerinde oransız etkileri olacak” diyor Genel Sekreter. “Ne kadar acil olursa olsunlar bu sorunlarla mücadeleler, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmadaki uzun-süreli çabalarımızı engellememeli. Tersine, bu yeni sorunlarla mücadele ederken, asıl odağımızın Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde olması temel stratejimiz olmalıdır”.
Genel Sekreter Ban Ki-Moon ayrıca raporun önsözünde “2015’e ve sonrasına yaklaşırken, yoksulluğa son verebileceğimiz hedefine ulaşabileceğimize kuşku yok, ancak bu sağlam, toplu ve uzun-süreli bir çabayı gerektiriyor” diyor.
Raporda Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında elde edilen kazanımlardan bazıları şunlar:
Ancak gelişmekte olan ülkelerde ikiye katlanmış çabalar, kalkınma için sürdürülebilir bir uluslararası ortam ve arttırılmış donör desteği olmaksızın, bu sekiz Binyıl Kalkınma Hedefi ve ilgili alt hedefler, 2015 olan bitiş sürecine kadar gerçekleştirilememiş olma tehdidiyle karşı karşıya. Mevcut bazı sorunlar şunlar:
Rapor, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmanın mümkün olduğunu ancak gelişmiş ülkelerin geçtiğimiz birkaç yıldır söz verdikleri arttırılmış yabancı yardımın yapılması dahil olmak üzere çok büyük bir maddi taahhüdü gerektireceğini belirtiyor.
BM Gündemi
Yoksulluk, iklim değişikliği, gıda ve yakıt fiyatları konularının birbiriyle olan bağı göz önüne alınarak, bu konular bir grup olarak BM’nin bu ayki Genel Kurul’unda tartışıldı.
Genel Sekreter Ban Ki-Moon 25 Eylül 2008 tarihinde Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak amacıyla küresel eylemi arttırmak için yüksek düzey bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe yaklaşık 100 Devlet ve Hükümet liderinin yanı sıra özel sektör, vakıflar ve sivil toplum örgütleri liderleri de katıldı. Katılımcılar sağlık, yoksulluk, gıda ve iklim değişikliği sorunlarıyla mücadele için yeni girişimleri ve yeni ortaklıkları ele aldılar.
22 Eylül tarihinde ise, Genel Kurul, iklim değişikliği, tarım ve yoksulluğu azaltma konularında birçok zorluklarla karşılaşan Afrika’nın kalkınma ihtiyaçları üzerine yüksek düzey bir toplantı düzenledi.
İlk kez 2000 yılındaki Binyıl Zirvesi’nde kararlaştırılan Binyıl Kalkınma Hedefleri, 2015 yılına kadar aşırı yoksulluğu ve mahrumiyeti azaltma, kadınları güçlendirme ve çevresel sürdürülebilirliği sağlama için küresel boyutta amaçlar belirliyor. Bugün dördüncü senesinde olan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu 25 BM örgütü ve uluslararası örgütlerden istatistiği bir araya topluyor ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN/DESA) tarafından hazırlanıyor.
“Birçok cephede ilerleme kaydedilmiş olsa da, taahhütlerin yerine getirilmesi yetersiz kaldı ve belirlenen zaman çizelgesinin gerisinde kaldı. Bu yüzden tüm ortakların taahhütlerini yerine getirmek için çabalarını hızlandırmaları son derece önemlidir” diyor BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir raporun önsözünde. Binyıl Kalkınma Hedefleri yolunda hangi noktada olunduğunu saptamak için oluşturulan ekip tarafından hazırlanan “Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne Ulaşmada Küresel Ortaklıklar Kurma” (Delivering on the Global Partnership for Achieving the Millennium Development Goals) başlıklı rapor 4 Eylül 2008 tarihinde Genel Sekreter Ban Ki-Moon tarafından New York’ta tanıtıldı.
2000 yılında düzenlenen Binyıl Zirvesi’nde 191 ülkenin liderleri bir araya gelerek dünyanın karşılaştığı sorunlara çare bulma taahhüdünde bulundular ve aşırı yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırma, herkes için evrensel ilköğretim sağlama, cinsiyet eşitliğini teşvik etme ve kadının güçlendirilmesini sağlama, çocuk ölümlerini azaltma, anne sağlığını iyileştirme, HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele, çevresel sürdürülebilirliği sağlama ve son olarak kalkınma için küresel bir ortaklık kurma olmak üzere toplam 8 Binyıl Kalkınma Hedefi belirlemişlerdi. Sözkonusu rapor ise, sekizinci Binyıl Kalkınma Hedefi olan ‘kalkınma için küresel ortaklık kurma’ konusundaki gelişmeleri inceliyor.
Rapor, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin sekizinci amacında belirtildiği gibi kalkınma için küresel bir ortaklık kurmada kaydedilen ilerlemenin denetlenmesini iyileştirmek için bir çağrı niteliğinde. Temel mesaj, birçok cephede ilerleme kaydedilmiş olsa da, üye devletler tarafından yapılan taahhütlerin gerçekleştirilmesi için belirlenen zaman çizelgesinden geride kalındığı yönünde. Rapor, resmi kalkınma yardımı (ODA), ticaret, borçların hafifletilmesi, gerekli ilaçlara erişim ve yeni teknolojilerin aktarımı konularında açılan boşlukların altını çiziyor. Bu boşluklar, aşırı yoksulluğu yarıya indirmek, herkese evrensel ilköğretim sağlamak, cinsiyet eşitliği sağlamak ve milyonlarca insanın sağlık ve yaşam koşullarını iyileştirmek alanında verilen sözleri tutmak için hem nicelik hem de nitelikte bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini gösteriyor.
“Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne Ulaşmada Küresel Ortaklıklar Kurma” “dünya ekonomisinde yaşanan bozulmaların ve gıda ve enerji fiyatlarındaki aşırı artışların, insani gelişmenin çeşitli boyutlarında elde edilen ilerlemeleri tersine döndürebileceği konusunda bir tehdit oluşturduğunu” belirtiyor. “Şu ana kadar kaydedilmiş ilerlemenin tersine dönmesinden kaçınmak için güçlendirilmiş küresel ortaklıklara ihtiyaç var. 2015’e kadar olan geri sayımda mevcut uygulama boşluklarını kapamak ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için verdiğimiz sözleri yerine getirebilmek için acil eylemler gerekiyor”.
Resmi kalkınma yardımı
Resmi kalkınma yardımıyla ilgili olarak rapor, yardımları hızlandırma çabalarının yavaşladığını belirtiyor. 2007 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından ülkelerin brüt milli gelirlerinin %0.7’si olarak belirlenen ODA hedefine ulaşan ya da bu hedefi geçen ülkeler sadece Danimarka, Lüksemburg, Hollanda, Norveç ve İsveç oldu. Yardım akışındaki mevcut boşluklar ve ODA’nın kalitesini arttırmadaki yavaş ilerleme Binyıl Kalkınma Hedefleri tarafından belirlenmiş zaman çizelgesi kapsamındaki küresel hedeflere ulaşamama riskinin erken uyarıları. Rapor, hızlandırılmış ilerlemenin aşağıdaki eylemleri gerektirdiğini belirtiyor:
Resmi kalkınma yardımıyla ilgili olarak rapor, karayla çevrili gelişmekte olan ülke ve gelişmekte olan küçük ada devletlerine yapılan resmi kalkınma yardımının etkinliğini arttırmanın yollarını inceliyor, temel sosyal hizmetlere yapılan yardımları değerlendiriyor ve zengin grafik ve göstergeler sunuyor.
Pazar erişimi (Ticaret)
Sekizinci Binyıl Kalkınma Hedefi’nin ticaretle ilgili alt hedefi açık, kurala-dayalı, öngörülebilir ve ayrımcı olmayan bir ticari ve finansal sistem geliştirmek ve en az gelişmiş ülkelerin ihraç ettiği mallar için gümrük ve kota sınırı olmaksızın erişim sağlamak; ancak bu konuda çok az ilerleme kaydedildi. Rapor, 2001’de başlatılan Doha ticaret görüşmelerinin amaçlarından birinin gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını bir “kalkınma gündemine” göre karşılamak olduğunu; ancak Doha görüşmelerini sonlandıramamış olmanın ticaret alanında en büyük eksikliği oluşturduğunu belirtiyor. Ancak rapor bazı önerilerde de bulunuyor:
Borcun hafifletilmesi
Gelişmekte olan ülkelerin borç sorunlarına geniş ölçüde çözüm bulmaya ilişkin Binyıl Kalkınma Hedefi’ne ulaşmada önemli ilerlemeler kaydedildi; ancak, bu hedefe hala bütünüyle ulaşılmış değil. Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler (HIPCs) Girişimi ve Borcun Çokyönlü Hafifletilmesi Girişimi’ne rağmen gelişmekte olan ülkelerin birçoğu hala borçların faizlerinin ödenmesine kamu eğitimi ve sağlıktan daha fazla para harcıyor. Haziran 2008 itibariyle genişletilmiş Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler Girişimi kapsamında 41 ülkenin sadece 23’ü bitiş noktasına varmıştı. Rapor, ilerlemeyi sürdürülebilir kılmak için fazladan çaba sarfedilmesi ve mevcut borç-hafifletme girişimlerinden henüz yararlanamayan ülkelerin borçlarını hafifletmek için harekete geçilmesi gerektiğini belirtiyor. Rapor ayrıca savunmasız ülkelere daha fazla kaynak sağlamak ve ülkelerin dış borçlarının hafifletilmesinin sürdürülebilirliğini sağlamak için önerilerde de bulunuyor. Bunlar:
Alınabilir gerekli ilaçlara erişim
Birçok ülkede mevcut olan bilgi ve veriler kamu ve özel sektörde ilaçlara erişimde büyük boşlukların yanı sıra fiyatlar arasında da yüksek oynamalar – uluslararası referans fiyatından çok daha yüksek – olduğunu ve bundan dolayı yoksul insanların gerekli ilaçları alım gücünün bulunmadığını gösteriyor. Ancak, bazı gelişmekte olan ülkelerin ilaçlara daha düşük fiyatlarla daha iyi erişimlerinin olması; kaliteli, güvenli ve alınabilir gerekli ilaçlara erişimin hükümetler, ilaç firmaları ve sivil toplumla daha güçlü ortaklıklar kurularak sağlanabileceğini gösteriyor. Rapor, ulusal ve küresel düzeyde uygulanabilecek bazı önerilerde bulunuyor.
Ulusal düzeyde:
Küresel düzeyde:
Yeni teknolojilere erişim
Rapor yeni teknolojiler alanında cep telefonlarının kapsamı ve ülkeler arasında internet kullanımında oluşan dijital boşluğa odaklanıyor ve sağlık ve eğitim gibi alanlarda verimliliği arttıran, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini sağlayan ve sağlanan hizmetleri iyileştirmeye yarayan teknolojiye erişimi güçlendirmede büyük boşluklar olduğunu belirtiyor. Rapor, bu alanda kaydedilen ilerlemeyi değerlendirmenin zorluğunun hizmetle ilgili rakamsal hedeflerin olmayışından kaynaklandığını vurguluyor. Modern teknolojiye erişimde ortaya çıkan dijital boşluk gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında iyice büyüyor. Düşük gelirli ülkelerde sınırlı elektrik tedariği gibi altyapı eksiklikleri bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) hızlı yayılımını engelliyor. Ayrıca gelişmekte olan ülkeleri etkileyen yakın zamandaki gıda krizi ve iklim değişikliğinin yarattığı zorluklar, özellikle tarımsal kalkınma ve iklim değişikliğine uyum alanlarında teknoloji transferinin hızlandırılmasını gerektiriyor. Kalkınma için teknolojiye erişimi arttırmak için raporun öne sürdüğü bazı eylemler şunlar:
Rapor, Binyıl Kalkınma Hedefleri Boşlukları Kolu’nu oluşturan 20’den fazla BM örgütünün benzersiz ve ortak bir çabasını temsil ediyor. Tüm ilgili örgütler, istatistiksel veri toplama ve sonuca ulaşmak için birleştirilmesi gereken politika boşluklarını belirlemek için çaba gösterdiler.
Binyıl Kalkınma Hedefleri Boşlukları Kolu, Politika Komisyonu’nun 1 Mayıs 2007 tarihinde yaptığı görüşmeleri takiben Genel Sekreter Ban Ki-Moon tarafından Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin içerdiği küresel taahhütlerin denetlenmesini geliştirmek için kuruldu. Kol, Dünya Bankası, IMF, OECD ve Dünya Ticaret Örgütü dahil olmak üzere 20’den fazla BM örgütünü bir araya getiriyor. UNDP ve Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Kol’un çalışmalarını koordine etmekle görevli öncü örgütlerdir.