Ana Siteye Dön

Kasım 2006

Sayı: 11

23 milyon kişi yoksulluğa karşı 'ayağa kalktı'

g

g

g

23 milyon kişi yoksulluğa karşı 'ayağa kalktı'

Dünyanın dört bucağından 80’i aşkın ülkede 23 milyondan fazla kişi, 15-16 Ekim 2006’da, 24 saatlik bir süre içinde topluluklar halinde yoksulluğa karşı ayağa kalktı.

Ankara, Kasım 2006

Dünyanın dört bucağından 80’i aşkın ülkede 23 milyondan fazla kişi, 15-16 Ekim 2006’da, 24 saatlik bir süre içinde topluluklar halinde ayağa kalkarak, dünya liderlerinden Binyıl Kalkınma Hedefleri vaadini yerine getirmeleri ve yeryüzünden aşırı yoksulluğu silmeleri için bir dakikalık eylemde bulundu. Bu aynı zamanda bir Guinness Dünya Rekoru denemesiydi. Belli bir amaç için en az 10 bin kişinin birlikte ayağa kalkmasını hedefleyen rekor, büyük bir farkla kırılmış oldu!

Birleşmiş Milletler Millenium Komitesi’nin dünya çapında düzenlediği girişime UNDP Türkiye Temsilciliği de katıldı. Ankara’da toplam 102 katılımcı, 16 Ekim sabahı, BM Türkiye Temsilcisi Mahmood Ayub’un okuduğu “Yoksulluğu Yenme Sözü”nü vermek üzere topluca ayağa kalktı.

Neden ayağa kalktık?

17 Ekim ‘Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’ arifesinde gerçekleştirilen kampanyanın amacı, dünyanın kalkınmış ülkelerinin hükümetleri üzerinde bu soruna daha doğrudan ve etkin bir şekilde eğilmeleri için baskı oluşturmaktı. Bilindiği gibi, dünya liderleri 2000 yılı BM Zirvesi’nde Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin altına imza atarak, 2015 yılına kadar mutlak yoksulluğu yarıya indirme sözü vermişlerdi. Ancak ulusal politikalarla desteklenmedikçe ve uluslararası alanda işbirliği yapılmadıkça, münferit yardımlarla sorunun çözümünde ilerleme kaydedilmeyeceği kanaatinden hareket eden Millenium Komitesi, uluslararası sivil toplumu “ayağa kaldırarak”, liderlere verdikleri sözü hatırlatmak istedi. Ve 15-16 Ekim günü, tam 23,542,614 kişi, “Bundan yıllar sonra, bizden sonraki kuşağın karşısına geçip "milyonlarca kişinin her yıl gereksiz yere hayatını kaybettiğini biliyorduk – ve bile bile hiçbir şey yapmadık" demek istemiyoruz. İşte bu yüzden birlikte ayağa kalkarak bir dünya rekoru kırmak istiyoruz. Ama asıl kırmak istediğimiz, Dünya'nın sözünden dönme ve yoksulluğu görmezden gelme alışkanlığıdır”, dedi.

Hindistan’da kriket maçında biraraya gelen yüzlerce taraftar, Gazze ve Batı Şeria’da okul çocukları, Zimbabve’nin varoşlarında konser izlemeye gelen kalabalıklar, New York’ta Times Meydanı’nı, İspanya ve Meksika’da futbol stadyumlarını, Afrika’da kilise ve camileri, Çin’de okulları dolduran, Dubai’de dünyanın en yüksek otelinin önünde toplanan yığınlarla insan, bu anlamlı rekoru kırmak için elele verdi.

Yoksulluk Günü mesajları

BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve UNDP Başkanı Kemal Derviş'in 17 Ekim ‘Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü mesajları.

Ankara, Kasım 2006

Annan: “Kalkınma için küresel ortaklık sözde kalıyor”

17 Ekim ‘Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’nde BM Genel Sekreteri Kofi Annan aşağıdaki mesajı yayınladı.

“Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’nün bu yılki teması “Yoksulluktan Kurtulmak için Birlikte Çalışalım”. Bu özlü mesaj, kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerin fiilen katılacağı gerçek anlamda küresel bir ittifakın gerekliliğine dikkat çekiyor.

Dünya, Binyıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda somut bir ilerleme kaydetti, ancak bu ilerleme yeterli değil. 1990 - 2002 yılları arasında kalkınmakta olan ülkelerde aşırı yoksulluk oranı %28’den %19’a düştü, ama bu olumlu gelişme ne ülkelerin kendi içinde, ne de bölgeler arasında eşit seviyede gerçekleşmedi.

Asya’nın büyük bir bölümünde, ekonomik ve sosyal ilerleme yaklaşık 250 milyon kişiyi sürekli yoksulluk çekmekten kurtardı. Ancak, Batı Asya ve Kuzey Afrika’da yoksulluk oranları aynı kaldı. Doğu Avrupa’nın geçiş ekonomisi ülkelerinde ve Orta Asya’da ise yoksulluk arttı. Ve yoksulluğun en şiddetle hüküm sürdüğü bölge olan Afrika’nın Sahra-altı ülkelerinde, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin 2015 yılına kadar yoksulluğu yarıya indirme hedefine ulaşılması mümkün görünmüyor.

Yoksulluk ve geri kalmışlığı yenmek için daha fazlasını yapmamız gerektiği açık. Doha Ticaret Müzakereleri herkes için daha serbest ve adil bir ticaret ortamı sağlamalı. Kalkınmış ülkeler Resmi Kalkınma Yardımı (Official Development Assistance) ve borçların hafifletilmesi taahhütlerini yerine getirmeli. Kalkınmakta olan ülkeler ise, Binyıl Kakınma Hedefleri’ne öncelik vermeli ve bunlara ulaşmak için, hala yapmadılarsa, biran önce ulusal stratejiler geliştirmeli. Daha iyi yönetişim sağlamayave hukukun üstünlüğüneönem vererek, Resmi Kalkınma Yardımları’nı ulusal kapasitelerini sürdürülebilir şekilde desteklemek için kullanmalı. Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak üzere olan ülkeler ise, çıtayı daha yükselterek kendilerine daha iddialı hedefler benimsemeli.

“Kalkınma için küresel ortaklık” kavramı maalesef bir gerçek olmaktan ziyade, sözde kalan bir olgu. Bu durumun değişmesi gerekiyor. Kalkınmada rol oynayan tüm taraflar –hükümetler, özel sektör, sivil toplum ve yoksulluk içinde yaşayan halk- yaşam standartlarını yükseltmek ve insanlığın acısını dindirmek için yoksulluğa karşı gerçek anlamda ortak bir gayret içine girmeli.

Çağımızın ortak manevi mücadelesi olan ‘yoksulluğu tarihe gömme’ girişimi sadece bazılarını ilgilendiren bir görev değil, çoğunluğun katılacağı bir çağrı haline gelmeli. Bu yılki Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’nde herkesi bu savaşa katılmaya çağırıyorum. Ancak elbirliğiyle yoksulluğa son verme yolunda gerçek ve yeterli ilerleme kaydedebiliriz.”

Derviş: “Yoksulluktan kurtulmak için birlikte çalışalım”

UNDP Başkanı Kemal Derviş, 17 Ekim ‘Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’nde dünya liderlerine aşağıdaki mesajı iletti.

“2006 Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Uluslararası Günü’nün teması, yoksulluğun değişik boyutları ile mücadele etmek için ortak bir kararlılık gerektiğine dikkat çekiyor. BM’nin küresel kalkınma ağı UNDP de kendini bu mücadeleye adamıştır.

Binyıl Kalkınma Hedefleri (Millenium Development Goals) uyarınca, tüm program faaliyetlerimiz, dünya çapındaki ortaklıklarımız, ve devlet organları, sivil toplum ve özel sektor kuruluşlarıyla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve ekonomik gelişme ile insani kalkınmanın hızlandırılması hedeflerine odaklanıyor

Bu hedefe doğru şimdiden elle tutulur bir ilerleme kaydedildi. Şu sıradaki uzun vadeli öngörülerimiz, 2015 yılına kadar aşırı yoksulluğun Orta Asya, Avrupa ve Pasifik Bölgeleri’nde hemen hemen tamamen silineceğine işaret ediyor. Afrika’nın Sahra-altı bölgeleri hariç olmak kaydıyla, dünyanın tüm bölgelerinde yoksulluğun, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde belirtildiği gibi, 1990 seviyesine göre %50 oranında azalması bekleniyor. Doğu Asya’nın birçok bölgelerinde bu hedefe şimdiden ulaşıldı.

Ancak hala aşılması gereken önemli zorluklar bulunuyor. Elde edilen başarılara rağmen, tahminler 2015 yılında dünya nüfusunun üçte birinin, günde 2 ABD doları veya daha az bir parayla yaşayacağını gösteriyor. Sahra-altı Afrikasında ise nüfusun % 38’inin 2015 yılında hala aşırı yoksulluk içinde yaşıyor olacağı ve mutlak yoksulluk çeken insan sayısında 30 milyon artış kaydedileceği tahmin ediliyor. Başka yerlerde kişi başına düşen gelir daha hızlı artacağı için, Afrika kıtası dünyanın diğer bölgelerinden daha fazla geride kalmayı sürdürecek.

Bu nedenle, özellikle Afrika’daki ekonomik gelişmeyi büyük ölçüde hızlandırmamız şart. Fakat ekonomik büyüme tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaya yetmiyor. Kalkınma kaynakları ve modeli ile kazancın dağıtılma şekli de yoksulluğun azaltılmasında hayati önem taşıyor. Gelir dağılımı, insanları yoksulluktan kurtarmak için gerekli olan büyümenin etkinlik ölçüsünü belirler. Ayrıca, verimli ve rantabl istihdam yaratma gibi daha geniş kapsamlı ekonomik performans göstergeleri, ekonomik kalkınmanın ne kadar yoksul- yanlısı olacağının derecesini tayin eder.

Birçok paydaşı içine alan bu karmaşık süreç, yoksulluğu azaltmak için ortaklıklar kurmanın ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerin hükümetleri, özel sektor ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışarak, sadece ekonomik büyümeyi artırmak değil, aynı zamanda gelişmenin yoksuldan yana olmasını sağlamak sorumluluğunu da taşıyorlar.

Dünya liderleri 2005 Dünya Zirvesi’nde, ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne dayalı ulusal kalkınma stratejileri üretmelerine destek vermenin önemini kabul ettiler. UNDP, tüm bölgelerdeki kalkınma ortaklarıyla birlikte yoksulluğun azaltılması ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılması konusunda ülkelerin etkili kalkınma stratejileri geliştirip uygulamaları için ülke seviyesinde gerekli kapasitelerin yaratılması için çalışıyor.

Bugün, beşeriyeti paylaştığımızı, ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin özünde bulunan, yoksullukla mücadele etme ve adil bir küresel kalkınma gerçekleştirme sözümüzü bir kez daha hatırlıyoruz.”

Yoksullukla mücadelenin neresindeyiz?

Dünyada yoksulluk son 10 yılda, önceki 10 yıla oranla beşte bir oranında azalmış durumda. Ancak, genel çaptaki ilerlemeye karşın, bazı ülkeler daha önce benzeri görülmemiş ölçüde geriledi.

Ankara, Kasım 2006

Dünyada yoksulluk son 10 yılda, önceki 10 yıla oranla beşte bir oranında azalmış durumda. Ancak, genel çaptaki ilerlemeye karşın, bazı ülkeler daha önce benzeri görülmemiş ölçüde geriledi. Örneğin, Afrika’nın Sahra-altı ülkelerinde, günde 1 dolardan az bir parayla yaşamak zorunda kalan nüfus sayısı 2001 yılında, 1990 yılındakinden 100 milyon fazlaydı. Dünyada gerileyen bölgelerden biri de Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve eski Sovyet Cumhuriyetleri. Bu ülkelerde 1990 yılında günde 2 doların altında bir parayla yaşayan nüfusun oranı %2 iken, 2001 yılında %20’ye çıktı. Hem Afrika’nın güneyindeki ülkelerde, hem eski Doğu Bloğu ülkelerinde ortalama yaşam süresi, dünyadaki eğilimin tersine düştü. Örneğin, Sahra-altı Afrika ülkelerinde doğan çocuklar, zengin ülkelerde doğan çocuklardan 33 yıl daha az yaşama tehlikesi ile karşı karşıya. Rusya’da ortalama ömür süresi 1980’lerin ortalarında 70 yıl iken, günümüzde yaklaşık 59 yıla kadar geriledi.

Eğer varlıklı uluslararası toplum yoksulluk konusunda 2015 yılına kadar ciddi bir ilerleme kaydetmezse, 41 milyon çocuğun daha öleceği tahmin ediliyor. 210 milyon kişinin daha temiz suya erişimi olmayacak. 380 milyon insan daha günde 1 dolardan az parayla yaşamak zorunda kalacak. 47 milyon çocuk (19 milyonu Afrika’da olmak üzere) hala okula gidemeyecek.

Gelir dağılımındaki eşitsizlik de had safhada: Dünyadaki en zengin 500 kişinin toplam yıllık geliri, en yoksul 416 milyon kişinin toplam gelirinden fazla. Aşırı yoksulluğu gidermenin faturası ise, 300 milyar dolar civarında. Bu da, dünya nüfusunun en zengin %10’luk kısmının toplam gelirinin %2’si bile etmiyor.

Yoksulluk kısır döngüsünü nasıl kırabiliriz?

İnsani Kalkınma Raporları, dünyanın aşırı yoksulluğu yenmek için teknoloji, mali kaynak ve bilgiye sahip olduğunun altını çiziyor, ve bu kapasiteyi kullanmak için gereken tek şeyin siyasi irade olduğunu vurguluyor. Dünya liderlerinin 2015'e kadar yoksulluğu yarı yarıya azaltma taahhüdünün yerine getirilebilmesi için 3 alanda (yardım, ticaret ve güvenlik) spesifik öneriler getiriyor.

Yardım konusunda, yoksul ülkelere daha çok ve daha kaliteli yardım yapılması, yardımı veren ülkeden mal ve hizmet alımına bağlı yardımlara derhal son verilmesi, yardımlar verilirken, bir ülkeden aşırı ölçüde politika değişikliği istenmemesi ve donör ülkeler arasında daha iyi koordinasyon sağlanması çağrısında bulunuyor. İkinci olarak, şu andaki uluslararası ticaret sisteminde reform yapılması, kalkınmakta olan ülkelerin mallarına uygulanan yüksek gümrük duvarlarının indirilmesi, zengin ülkelerin kendi ülkelerinde tarıma verdikleri destekle ihraç ürünlerine verdikleri destekleri büyük ölçüde azaltması gerekiyor. Kalkınmakta olan ülkeler, kalkınmış ülkelerin tarım alanındaki korumacı politikaları ve sübvansiyonları yüzünden, yılda 24 milyar dolar kaybediyorlar. Yatırımlara ve istihdama verilen dolaylı zararlarla, bu bedel 72 milyar dolara çıkıyor, ki bu rakam 2003 yılında yapılan tüm resmi yardımların değerine eşit. Üçüncü olarak, güvenlik alanında, çatışma olasılığı yüksek ülkelere daha çok yardım yapılması, dünyada ortak güvenliğin sağlanması için ortak politikalar oluşturulması, kolayca savaşa neden olabilen doğal kaynakların yönetiminde şeffaflık sağlanması ve çatışma yaşanan yerlere hafif ateşli silah ihracatının derhal durdurulması çağrısında bulunuluyor.

Gençler 2. yılda hayata artı katmayı sürdürüyor

UNDP ve Coca Cola Türkiye tarafından oluşturulan ve Habitat Gençlik Derneği tarafından yürütülen “Hayata Artı” Gençlik Fonu, 19 Mayıs 2005’ten beri çok sayıda gençlik projesinin gerçekleştirilmesine olanak sağladı.

Ankara, Kasım 2006

“Gençler, gençler için üretiyor” sloganıyla yola çıkan Fon, Türkiye’de gençleri bir yandan sosyal alanda katılımcı olmaya, sorunların çözümünde aktif sorumluluk almaya teşvik ederken, diğer yandan içinde bulundukları topluma sahip çıkan genç liderler yetişmesine katkıda bulunuyor. Fon, içeriği itibariyle de gençlerin yaşadıkları kentlerde toplumun yaşam kalitesini artıracak eğitim, spor, çevre ve kültür-sanat alanlarında hazırladıkları projelerin önünü açmayı hedefliyor.

2005 yılında Türkiye’nin 10 farklı kentinden 10 proje Seçici Kurul tarafından desteklenmeye değer görüldü ve gerçekleştirildi. Hayata Artı’nın 2. dönemi olan 2006 yılında ise Hakkari’den İzmir’e, Kahramanmaraş’tan Çankırı’ya kadar Türkiye’nin 10 farklı ilinden toplam 12 proje fondan destek alarak uygulanmaya başladı. Seçilen projelerin; topluma duyarlı, uygulandığı yerde toplumsal etki uyandıran, sürdürülebilir, sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği vizyonunu içeren, katılımcı, yenilikçi ve gençlik dinamizmini yansıtan çalışmalar olması dikkat çekici.

Uluslararası platformda Hayata Artı

Hayata Artı Gençlik Fonu, 3-7 Ekim 2005 tarihleri arasında New York’ta düzenlenen ve yaklaşık 180 ülkenin katıldığı Birleşmiş Milletler Dünya Gençlik Eylem Programı Zirvesi’nin, “Dünya Gençlik Eylem Programı’nın Yerelleştirilmesi” konulu oturumunda başarılı örnek uygulama olarak anlatıldı. Ayrıca, Avrupa Komisyonu Gençlik İçin Su Yönetimi Eğitimi kapsamında Ürdün’de, Avrupa Komisyonu Gençlik Programı Çalışma Ziyareti kapsamında Macaristan’da, Türk-Alman Partnerler Buluşması kapsamında Almanya’da, Avrupa Ülkeleri Ulusal Gençlik Konseyleri Buluşma Toplantısı kapsamında Strasburg’da ve Birleşmiş Milletler Avrupa Gençlik Liderleri Zirvesi kapsamında Avustralya’da “örnek proje” olarak tanıtıldı.

Yeni Ufuklar, Türkiye’nin dört bir yanından bu yıl seçilen son 12 projeye yakından baktı:

Goncaların Solgun Yüzlerine Bir Umut

Proje, son yıllarda yoğun göç alan Batman’da, göç etmiş ailelere mensup genç kızların, ailelerinden gelen gelenek ve görenekleri ile karşılaştıkları yeni hayat koşulları arasında yaşadıkları uyuşmazlıkları azaltmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda beş mahallede 2.000 kişinin bilgilendirilmesi, 100 genç kıza psikolojik destek sağlanması ve aileleri ile aralarındaki iletişimin güçlendirilerek ailelerin çocuklarının psikolojik sorunlara yönelik davranış biçimlerinde değişiklik yaratılması hedefleniyor.

İpek Yolu Şehrinde Diyaloğa Uzanan Kalem, Barışa Uzanan Duvar

Proje, farklı kültürlerden gençlerin her geçen gün birbirlerine karşı ön yargılarının arttığı Bitlis’i, düzenlenecek bir çok sosyo-kültürel etkinlikle eskiden olduğu gibi farklılıkların buluştuğu bir şehir haline getirmeyi amaçlıyor. Bu etkinliklerin içinde; “Medeniyetler Diyaloğunda Gençlerin Rolü”, “Barışta Sanatın Dili” ve “Başlatılan İlk Girişimin İkinci Somut Adımı: Ne, Nerede, Ne zaman, Kimlerle?” adlı üç atölye çalışması gerçekleştirilecek.

Geçmiş Zaman İstasyonu

Anadolu’ya ait kültürel değerleri korumak amacıyla hareket edilen projede sözlü tarih konusunda eğitilecek gençlerin, 70 yaş üstü kişilerle yapacakları mülakatlar sonucunda hazırlanacak belgesel ile yaşadıkları Çankırı yöresine ait tarihi ve kültürel birikimi yaygınlaştırmaları hedefleniyor.

Potada Engel Yok

Kaynak ve altyapı yetersizliğinin yaşandığı Hakkari’de engellilerin sorunları yine engelli olan bir grup basketbolcu tarafından geliştirilen ve yürütülen proje ile gündeme getiriliyor. Engellilerin topluma eşit ve etkin bireyler olarak katılmasının hedeflendiği projede, evden dışarı çıkma olanakları sınırlı 40 ortopedik engelli gence ulaşılarak, bu gençlerin katılımıyla “Potada Engel Yok” Tekerlekli Sandalye Basketbol Turnuvası düzenlenecek.

Yaşamımıza Ayna Tutuyoruz

Proje, İstanbul’a göç etmiş, uyum sağlamakta güçlük çeken ve maddi olanakları kısıtlı gençlerin toplumsallaşmalarını sağlayacak araçlar üretmeyi ve istihdama yönelik eğitimler gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede, Beyoğlu’nda yaşayan, 16-26 yaş arasındaki, imkanları kısıtlı 20 gence istihdam amaçlı İngilizce ve Bilgisayarlı Muhasebe eğitimleri verilecek; gençlerin sosyal yaşamlarına katkıda bulunmak üzere modern fotoğrafçılık yöntemleri öğretilecek ve gençlerin Beyoğlu’nu resimlemeleri teşvik edilecek. Proje sonunda Beyoğlu Sanat Galerisi’nde gençlerin kendi çektikleri fotoğraflardan oluşan bir sergi açılacak.

Engellere Takılmadan Üniversite

Bu proje ise, görme engellilerin üniversiteye gidebilmesinin önündeki engelleri tespit ederek, görme engelli üniversite öğrencilerinin sayısını arttırmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda, 16-26 yaş arasındaki üniversite adayı görme engellilerin ihtiyaçlarına göre bir web sitesi hazırlanması, 100 okuma gönüllüsünün, seçilen kaynakları CD’ye okuması ve görme engellilerle ilgili sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin belirlenip, bu temsilciler aracılığıyla CD’lerin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması hedefleniyor.

5. Duyu Sanat

Proje, engelli gençlerin yaşama daha sıkı tutunmalarını sağlamak, engelli gençlerin sadece tüketen bireyler olmadıklarını, fırsat ve olanakları elde ettiklerinde aktif bir şekilde, topluma artılar katabileceklerini göstermek amacı ile İzmir’de 26 engelli genç ve 19 gönüllünün, dans ve ritm eğitimleri sonucunda 45 kişilik bir dans gösteri topluluğu oluşturması, bu topluluğun tango, salsa, emprovizyon-modern dans, ritim-perküsyon eğitimleri alması, ve üç gösteri ile 750 izleyiciye ulaşılmasını hedefleniyor.

Engelsiz Mesleki Eğitim Projesi

2006 yılında yayınlanan, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın TÜBİTAK ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri Türkiye Özürlüler Araştırmasına göre, Türkiye’de özürlülerin yaklaşık %78’inin iş gücüne dahil olmadığı, iş gücüne dahil olan %22‘lik kesimin de ancak %20’sinin istihdam olanağı bulabildiği görülüyor. Proje ile İzmir’de yaşayan 10 engelli gencin istihdama yönelik eğitimden geçirilmeleri ve böylece iş hayatında talep gören bireyler haline gelmeleri hedefleniyor. İlk aşamada 18-26 yaş grubunda en az lise ve dengi meslek okul mezunu, bilgisayar kullanabilen 10 ortopedik engelli gence eğitim verilecek, istihdam olanağı sağlanacak.

Orkidelere Hayat Ver

Projenin amacı Türkiye’nin önemli bitki alanlarından Kahramanmaraş ilinde yetiştirilen orkidelerin korunması ve yerel halkın bu konudaki bilincinin artırılması. Bu çerçevede, 270 yerel orkide üreticisinin bu konuda eğitilmesi ile üç bölgede yaşayan en az 60 köylüye, eğitim alan gençler öncülüğünde, orkidelerin korunmasına ilişkin bilgi aktarılması hedefleniyor.

Havacılığa İlk Adım

Havacılıkla ilgili tanıtımların yeterince yapılmaması ve etkinliklerin çok fazla düzenlenmemesi nedeniyle bir grup havacılık gönüllüsü tarafından üretilen bu proje, Mersin’de bulunan gençleri havacılık konusunda bilgilendirmeyi ve oluşacak ilgi ve iradeye göre havacılık faaliyetlerini yaygınlaştırmayı hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu oluşturmayı amaçlıyor. Proje kapsamında, okullarda havacılık konusunda tanıtımlar yapılacak, 100 gence model uçak eğitimi verilecek ve sertifika alan gençler arasında “uçak yarışması” düzenlenecek.

Yeni Doğan Gelecek

Proje, Şırnak’ta aile planlaması, anne ve çocuk sağlığı, ve anne-bebek ölümlerinin azaltılması konusunda yerel halkın bilgilendirilmesini hedefliyor. Proje kapsamında, 18-26 yaş grubunda 90 genç çifte aile planlaması ve cinsel sağlık eğitimi verilecek; yerel halkı bilinçlendirmek için Sağlık Müdürlüğü ile birlikte broşür, afiş ve CD’ler hazırlanacak, muhtarlarla birlikte bilgilendirme toplantıları yapılarak çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Hayata artı bir tuş

Hayata Artı Gençlik Fonu’nun desteklediği 12 projeden biri de, Ankaralı beş eskrim sporcusu gencin hayata geçirdiği Hayata Artı Bir Tuş. 

Ankara, Kasım 2006

Eskrimci gençler, projeleri kapsamında Ankara’daki 7 lise ve 2 yetiştirme yurdundaki öğrencilere, eskrim sporunu tanıtarak, topluma yeni sporcular katmayı, aynı zamanda düzenledikleri seminerlerle akranlarına örnek olmayı hedefliyorlar.

 

Ankaralı eskrimci gençler projelerini anlatıyor

Ankaralı proje ekibinden Canan Göksu, Selen Kızıltaş ve Sertaç Sümer, Kocatepe Mimar Kemal Lisesi’nde sundukları tanıtımdan önce, Hayata Artı Bir Tuş projesi hakkında Yeni Ufuklar’a bilgi verdiler. İlk olarak, bu projenin nasıl ortaya çıktığını anlattılar:

Canan Göksu (C.G.): Bugün Türkiye’de 750 lisanslı eskrim sporcusu var, ki bu sayıyı ülke nüfusuna oranladığımızda çok düşük bir rakam çıkıyor ortaya. Avrupa’da ise oldukça yaygın bir spor, çünkü eskrim kişiye bir çok özel yeti kazandırıyor. Özellikle denge, koordinasyon, hızlı karar verme ve muhakeme yeteneği. Aynı zamanda zekanızı da kullanmanızı sağlıyor. Ülkemizde bu özelliklerinden dolayı Hava Harp Okulları’nda ve konservatuarların opera, bale ve tiyatro bölümlerinde zorunlu ders olarak veriliyor.

Ancak eskrim sporu ülkemizde çok yaygın yapılan bir spor değil; çok bilinen bir spor da değil. Biz çevremizde eskrimci olduğumuzu söylediğimizde ‘eskrim nedir?’ gibi sorularla karşılaşıyoruz. Sonuçta futbol gibi bir spor değil. Futbolda biliyorsunuz bir şortunuz, bir çift spor ayakkabınız olsa sokakta bile oynayabiliyorsunuz. Bizim için bir salon, teknik donanım, özel kıyafetler gerekiyor; ve bu nedenle insanlara çok cazip gelmiyor. Üstelik, ekipmanlarımızın özelliğinden ötürü, tehlikeli bir spor olduğunu düşünenler bile var. Bizim öncelikli amacımız ülkemizdeki eskrim sporcusu sayısını arttırmak.

UNDP Türkiye: Bu spora başlamak isteyen gençler için, eskrim pahalı bir spor mu? Herkes eskrim için maddi koşulları sağlayabilir mi?

C.G.: Ne yazık ki eskrim ciddi bir teknik donanım gerektiriyor. Başta alınması gereken özel kıyafetler var ve bunlar biraz maliyetli. Zaten projemizin amaçlarından biri de bu dezavantajlı durumu ortadan kaldırmak. Öğrencilerimize ekipmanlarını biz temin ediyoruz; ve derslerimizden de hiçbir ücret almıyoruz. Tek beklentimiz bu işe bizim gibi gönül vermeleri ve antrenmanlara devam etmeleri.

UNDP Türkiye: Bütçenizi nasıl oluşturdunuz?

C.G.: Toplam 11.200 dolarlık bir bütçemiz var. Bunun 10.000 doları Hayata Artı Fonu’ndan, 1200 doları da Federasyon tarafından karşılanıyor. 10 takım ekipman hazırlattık. En az 10 gence eğitim vermek istiyoruz. Ne kadar çok gence eğitim verebilirsek bizim için o kadar iyi; biz o kadar mutlu olacağız çünkü eskrim bizim hayatımıza çok şey kazandırdı. Ve istiyoruz ki gençlere de bir şeyler kazandırsın. Özellikle vurgulamak istediğim bir şey var. Eskrime devam edip başarılı olurlarsa eğer, ileride spor ve beden eğitimi okullarına belirli bir kontenjanla giriyorlar ve beden eğitimi öğretmeni olabiliyorlar. Çok sayıda arkadaşımız var eskrim sporu yapıp beden eğitimi öğretmeni olan. Onlara bir meslek de kazandırmış olacağız. Aynı zamanda hakemlik, antrenörlük eğitimleri vererek, bunları da meslek olarak yapma fırsatı bulacaklar.

UNDP Türkiye: Yani gençlere disiplin, farklı bir bakış açısı ve aynı zamanda bir de meslek kazandıracaksınız?

C.G.: Tabii ki sonunda öğretmen olabilecekler. Proje çerçevesinde Ankara’da 7 lise ve 2 yetiştirme yurduna tanıtım yapıyoruz. Kocatepe Mimar Kemal Lisesi tanıtım yaptığımız ikinci okul. İlk okulumuz Atatürk Lisesi’ydi.

UNDP Türkiye: Atatürk Lisesi’nde de tanıtım yaptınız, daha sonra size geri dönen oldu mu?

C.G.: Evet, beden eğitimi öğretmenlerinin de desteğiyle 20 kişi antrenmanlara gelmek için isimlerini yazdırmış. Bunun uzun dönemde sonuçları nasıl olur, kaç kişi devam eder bilemiyorum, ama bu büyük bir ilgi bizce.

UNDP Türkiye: Hayata Artı Gençlik Fonu’ndan nasıl haberiniz oldu? Nasıl başvurdunuz? Ortaklığınız var mı bu projede?

C.G.: Biz bu projeyi, Yenişehir Gençlik ve Spor Kulübü Derneği üyeleri olarak, Ankara Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile ortaklaşa hazırladık ve Türkiye Eskrim Federasyonu’ndan destek aldık. Hep böyle bir proje yapmak istiyorduk, ama nasıl hayata geçireceğimizi bilemiyorduk. Hayata Artı programından bir arkadaşımız sayesinde haberimiz oldu. Web sitelerinden gerekli bilgileri aldık ve sonra zorlu bir başvuru süreci başladı.

UNDP Türkiye: Hayata Artı Fonu’nun asıl amacı, gençlerin kalkınmada sorumluluk alarak, akranları için faydalı projeler geliştirmesi. Sizin de söylediğiniz gibi başarılı gençlerin meslek sahibi olma şansına destek vermenin yanı sıra, başka bir katkınız da olacak mı?

C.G.: Asıl amacımız topluma sporcu kazandırmak. Atatürk’ün özlü bir deyişi vardır: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” diye. Biz gençlerimize örnek bir insan modeli çizmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca gençler için eğitim seminerlerimiz olacak. Yani sadece eskrim sporunun eğitimini vermiş olmayacağız.

 

UNDP Türkiye: Ne gibi seminerler bunlar?

C.G.: Eskrim ve hakemlik eğitiminin yanı sıra, gençler için spor beslenmesi, spor fizyolojisi ve sporda ilk yardım, madde bağımlılığı, spor sağlığı, spor-kulüp-okul-veli ilişkileri ve basın-spor, sporda genç psikolojisi alanlarında 6 farklı seminer düzenleyeceğiz. Bu seminerlerimizi alanında uzman kişiler ve akademisyenler verecek.

UNDP Türkiye: Bu seminerlere katılmak için bir kontenjan sınırlaması var mı? Seminerlere her isteyen genç gelip katılabilir mi?

C.G.: Seminerlere başka klüplerden de katılabilirler, ya da “ben sporcu değilim ama öğrenmek istiyorum” diyen insanlar da gelebilir. Ne kadar çok insan gelirse bizim için o kadar sevindirici olur. Bu projeler gönüllü yapılan projeler, yani ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar iyi...

UNDP Türkiye: Gençlerin sizin projenize katkısı ne olacak katılımcı olmanın dışında? Nasıl bir gelecek düşünüyorsunuz bu proje tamamlandıktan sonra?

C.G.: Eskrimin şöyle bir özelliği vardır; bu spora başlayan bir daha kopamaz. O gençler eskrime devam edecek ve bu da bizi destekleyecek. Proje ekibimizin tamamı üniversitede okuyor, ya da üniversite mezunu. Bu gençler örnek olarak bizi alacaklar. Özellikle ergenlik döneminde ve lisede olan gençler için önemli bir dönem.

UNDP Türkiye: Bu proje için yaklaşık on aylık bir süre belirlediniz. Proje bittikten sonra hala eğitimlere, seminerlere devam ediyor olacak mısınız? Onun için bir altyapı çalışmanız var mı?

C.G.: Yapacağımız etkinliklerle ve tanıtım toplantılarıyla zaten basına ulaşacağız. Bizi firmaların da destekleyeceğini düşünüyoruz. Çünkü biz iyi şeyler yapıyoruz. Bunu sadece bizim için söylemiyorum. Hayata Artı’daki bütün proje ekipleri çok iyi şeyler yapıyor.

UNDP Türkiye: Ne gibi çalışmalar yapacaksınız bu proje kapsamında?

C.G.: Öncelikle tanıtımlarımızı yapıyoruz. Tanıtımlarımızın akabinde sporcu olmak isteyenleri antrenmanlarımıza çağırıyoruz. Bu tanıtımlar bittikten sonra eğitimler devam edecek. Ve dediğim gibi seminerler düzenledik. En sonunda da projeyi “Hayata Artı bir Tuş: Eskrim Müsabakası” ile sonlandıracağız. Gençler kendi hakemliklerini de kendileri yapacaklar. Sporcu olarak kendileri yarışacaklar zaten. Böyle bir müsabakayla projeyi sonlandıracağız.

UNDP Türkiye: Bu projenin, yaratıcısı olarak sizlere katkıları ne oldu?

C.G.: Hayata Artı programıyla biz de çok şeyler öğrendik. Sadece sporculara bir şey kazandırmış olmayacak bu proje. Daha şimdiden biz de çok şey kazandık. Mesela kriz yönetimini, gerektiği zaman inisiyatif almayı, bilgimizi diğer gençlerle paylaşmayı öğrendik. Hayata Artı katarken aslında kendimize de katıyoruz.

 

UNDP'nin yeni İnsani Gelişme Raporu

UNDP Başkanı Kemal Derviş, “Kıtlığın Ötesinde: Küresel Su Krizi, Güç Dengesizliği ve Yoksulluk” başlığını taşıyan 2006 İnsani Gelişme Raporu’nu 9 kasım 2006’da, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde sunacak. Rapor, Türkiye dahil tüm ülkelerde aynı tarihte yayınlanacak.

Ankara, Kasım 2006

Su krizinin küresel kıtlıktan kaynaklandığı görüşünü çürüten 2006 İnsani Gelişme Raporu, sorunun özünde güç dengesizliği, yoksulluk ve eşitsizliğin yattığını savunuyor. “Şimdiye kadar görülmemiş ölçüde zenginleşen dünyamızda, her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk, içecek bir bardak temiz su bulamadığı ve en basit temizlik koşullarından yoksun kaldığı için ölüyor. Ev yaşamının ötesinde, üretim için gerekli suya ulaşmada yoğun mücadeleler yaşanan bir ortamda, en çok kırsal alanda yaşayan yoksullar ve doğal çevre zarar görüyor.”

Raporda, suya ve temizlik koşullarına sahip olmayan nüfus sayısı, gerek ülke içinde, gerek ülkeler arasında bu konudaki eşitsizlikler, ve çocuk ölümleri oranında suyun belirlediği hayati rol hakkında yeni istatistikler sunuluyor. Herkesin temiz suya ve sağlık koşullarına kavuşması için tüm ülkelerin ortak ve koordineli çalışması ve ulusal stratejiler kurması gerekliliği savunuluyor; ve su yönetimi için yaşanan sınır-ötesi gerginliklerin çözümünde işbirliği modelleri öneriliyor.

2006 İnsani Gelişme Raporu, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en büyük sorunların çözümüne yönelik tartışmaların çerçevesini de belirliyor.

BM İnsani Gelişme Raporu Ofisi Başkanı Kevin Watkins’in kaleme aldığı 2006 Raporu’na, İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown, Nijerya eski Maliye Bakanı Bn. Ngozi Okonjo-Iweala, Brezilya Cumhurbaşkan Lula (Luiz Inácio da Silva), A.B.D. eski Başkanı Jimmy Carter ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan da yazılarıyla katkıda bulundu.

İnsani Gelişme Raporları hakkında: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) her yıl yayınladığı ‘İnsani Gelişme Raporu’, bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan bir çalışma. Rapor, 10’dan fazla dilde ve 100’den fazla ülkede her yıl yayınlanmakta. 

Ortak gelecek için ortak çalışma

Türkiye, AB sürecindeki önemli hedeflerinden birini daha yerine getirmek için kolları sıvadı. Devlet Planlama Teşkilatı önderliğinde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen “Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi” kapsamında, ulusal bir sürdürülebilir kalkınma politika belgesinin hazırlanmasına yönelik katılımcı bir süreç başlatıldı.

Ankara, Kasım 2006

Sosyal ve çevresel unsurların ekonomik kalkınmayla bütünleştirilmesi ve yakalanan kalkınma ivmesinin sürdürülebilir ve dengeli olması için karar alıcılar, kamu kuruluşları ve ilgili sivil toplum örgütleri birlikte çalışıyor.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın koordinasyonunda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yürütülen projenin toplam bütçesi 3 milyon Euro.

AB uyum sürecinde önemli adım

AB üyelik sürecinin önemli bir adımı olan sürdürülebilir kalkınma, insanların yaşam kalitesini ve refahını iyileştirirken, hayatın devam etmesi için gerekli doğal yapıların korunmasını gerektiriyor.

Küresel olarak çevresel faktörlerin ekonomik ve sosyal kalkınmaya entegrasyonu konusundaki özel hedefler, 1992’de Rio de Janerio’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda “Gündem 21” belgesi altında belirlendi. Avrupa Birliği’nin 5. Çevre Eylem Programı, 1992 Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'na (Rio Earth Summit) yaptığı en önemli katkı olurken, daha sonra aynı çizgide 6. Çevre Eylem Programı hazırlandı. Hedef, bütün temel politika alanları ile sürdürülebilir kalkınma prensiplerini bütünleştiren bir mekanizma kurmak olarak belirlendi.

Sürdürülebilir kalkınma, Türkiye gibi biyolojik çeşitlik ve belirli doğal kaynaklar açısından zengin ama aynı zamanda yoksulluk ve buna bağlı göç, çarpık kentleşme olguları gibi sosyal dinamiklerin etkisi altındaki ülkeler için, ileriye dönük dengeli ve uzun vadeli kalkınma çabalarının başarıya ulaşmasında önemli bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

"Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi" AB katılım ortaklığı için orta vadeli kriterlerden biri olan sürdürülebilir kalkınmanın bütün sektör politikaları ile bütünleştirilmesi boyutunda Türkiye için önemli bir fırsat sağlıyor.

Proje kapsamında bir yandan karar alıcılar seviyesinde sürdürülebilir kalkınma için ulusal kapasite geliştirilmesine yönelik faaliyetler sürüyor, diğer yandan hibe programı ile sivil toplum ve yerel yönetimler destekleniyor. Tüm bu faaliyetlere paralel olarak da bu kapsamda sürdürülebilir kalkınma bilincinin oluşması için kamuoyuna yönelik çalışmalar yürütülüyor.

Hibe Programı değerlendirme heyecanı sürüyor

Türkiye çapında sivil toplum örgütlerinin sürdürülebilir kalkınmaya yönelik projelerinin desteklenmesi için Merkezi Finans ve İhale Birimi tarafından UNDP desteği ile yürütülen 925.000 Euro bütçeye sahip Hibe Programına yapılan başvuruların değerlendirme süreci halen devam ediyor. Kasım ayı sonunda açıklanması beklenen projeler ile sürdürülebilir kalkınmanın başarılı uygulamalarının gösterilmesi ve bu sayede toplumsal düzeyde kavramın yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Proje Yönlendirme Komitesi ilk toplantısını 18 Ekim'de gerçekleştirdi

Devlet Planlama Teşkilatı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, Merkezi Finans ve İhale Birimi ve UNDP üst düzey temsilcilerinden oluşan Proje Yönlendirme Komitesi ilk toplantısını 18 Ekim 2006’da gerçekleştirdi. Toplantıda, Teknik Yardım Ekibi tarafından sürdürülebilir kalkınma anlamında ulusal kapasitenin geliştirilmesi, hibe programı ve iletişim faaliyetleri başlıkları altında komite üyelerine bilgi aktarımı yapıldı.

Yönlendirme Komitesi, ayrıca proje kapsamında ele alınacak sektörler doğrultusunda oluşturulacak olan Tematik Çalışma Grupları'nın belirlenmesi sürecinde de yer alacak.

Sürdürülebilir Kalkınma için Kampanya

‘Sürdürülebilir Kalkınma: Ortak Gelecek’ sloganını taşıyan ve sürdürülebilir kalkınma konusunda çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri ile kurulan işbirlikleri ile Türkiye’de sürdürülebilir kalkınma konusunda farkındalık yaratmak için geniş kapsamlı kampanyanın hazırlıkları sürüyor. Proje kapsamında ayrıca poster, broşür ve promosyon çalışmalarının yanı sıra, kısa film ve belgeseller de hazırlanacak.

UNDP'den yeni İklim Değişikliği Rehberi

UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Bölge Bürosu, Eylül ayında “Doğu Avrupa ve BDT Ülkelerinde Kyoto Protokolü Esnek Mekanizmaları için Milli Kurumsal Çerçeveler” başlıklı bir rehber kitapçık yayınladı.

Ankara, Kasım 2006

Çalışma, iklim değişikliği alanında karar mercilerine, politik yetkililere ve UNDP ülke bürolarına, Doğu Avrupa ve BDT ülkelerinde Kyoto Protokolü’nü uygulamak için milli kurumsal çerçeveler oluşturma süreçlerinin daha iyi anlaşılması konusunda yol göstermeyi amaçlıyor. Temiz Kalkınma Mekanizması (TKM) ve Ortak Uygulama (OU) Projeleri yürütecek olan ülkelere, proje değerlendirme prosedürleri ve projelerin sürdürülebilir kalkınmaya katkılarını değerlendirme kriterleri hakkında ışık tutuyor.

Bölge Enerji ve Çevre Uygulamaları Müdürü Vladimir Litvak (UNDP Avrupa ve BDT Bölge Bürosu), rapora yazdığı Önsöz’de şöyle diyor:

“Kyoto Protokolü’nün* yürürlüğe girmesi, Doğu Avrupa ve BDT ülkelerine, sera gazları salımını azaltma ve Protokol’un esnek mekanizmaları olan TKM ve OU projelerine aktif olarak katılma yoluyla diğer sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma konusunda yeni fırsatlar sağladı. Ulusal Yetkililer'in Belirlenmesi (UYB) ve Odak Noktalar'ın Belirlenmesi (ONB) gibi kurumsal çerçevelerin oluşturulması ise, TKM ve OU projeleri gerçekleştirmek isteyen ülkelerin yerine getirmesi gereken en önemli kriterlerden biri.

Doğu Avrupa ve BDT ülkelerinde, Kyoto mekanizmaları için uygun kurumsal çerçeveler belirleme sürecinde düzensizlikler görülüyor. Avrupa Birliği’nin yeni üye devletleri ve giriş sürecinde olan (Bulgaristan ve Romanya gibi) ülkeler, kendi Odak Noktaları’nı belirleyip kapasite kurmak için kaynaklarını seferber ederek ilerleme kaydettikleri halde, bölgenin geri kalan bölümünde, özellikle Güneydoğu Avrupa ve BDT ülkelerinde, süreç ağır ilerlemekte. BDT’nin birçok ülkesinde ve Güneydoğu Avrupa’da, Ulusal Yetkililer'in tam olarak belirlenememesi, bir dizi faktörden kaynaklanıyor. Bunların arasında Temiz Kalkınma Mekanizmaları’nın (TKM) gereklerinin yeterince anlaşılmaması, proje değerlendirmesi yapacak devlet personelini eğitmek ve çalıştırmak için yeterli mali kaynak bulunmaması ve donör ülkelerden önemli bir teknik yardım gelmemesi var.

Bu çalışma, iklim değişikliği alanında karar mercilerine, politik yetkililere ve UNDP ülke bürolarına, Kyoto Protokolü’nü uygulamak için milli kurumsal çerçeveler oluşturma süreçlerinin daha iyi anlaşılması ve OU ve TKM projeleri için şeffaf ve etkili ulusal yönetişim yapıları kurulması konusunda yol göstermeyi amaçlıyor. Rapor, Doğu Avrupa ve BDT ülkelerinde kurumsal yapı oluşturma, bunların fonksiyonları ve görevleri ve ne kadar başarılı oldukları konusunda bilfiil yaşanan deneyimlere dayanıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), dünyanın birçok bölgesinde 20’den fazla ülkede, OU ve TKM kapasitesi geliştirme faaliyetlerinde aktif olarak çalışıyor. Kyoto Protokolü’nün pazar araçları olan OU ve TKM’nin, sürdürülebilir kalkınma çabalarında önemli bir rol oynadığına ve geçiş sürecinde olan ülkelerde mali kaynak ve sürdürülebilir teknoloji akışını hızlandıracağına inanıyor.”

* Kyoto Protokolü nedir?

1997 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Konvansiyonu’nda karara bağlanan Kyoto Protokolü, anlaşmayı imzalayan 39 kalkınmış ve geçiş sürecinde olan ülkeye, sera gazları emisyon oranlarını, 2008-2012 yılları arasındaki birinci dönemde, 1990 seviyesine göre ortalama %5.2 oranında azaltmaları şartını getiriyor. Protokol, Rusya’nın da Kasım 2004’te onaylamasının ardından, 16 Şubat 2005’te yürürlüğe girdi. Nisan 2006 itibarıyla, toplam 163 ülke Protokol’ü imzaladı.

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Canan Sılay

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2006 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.