Ana Siteye Dön

Mart 2006

Sayı: 3

Kısa bir karşılama, dev bir ortaklık

Kısa bir karşılama, dev bir ortaklık

Bir proje koordinatörüyle bir fabrikatörün yaklaşık üç ay önceki kısa karşılaşması, 600 gencin hayatını değiştirdi. Bu karşılaşma, 8 Şubat 2006 tarihinde, UNDP Türkiye Temsilciliği, İsviçre’nin Türkiye Büyükelçiliği, GAP İdaresi, Siirt Valiliği, Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği ile Sancak Arat Denim Tekstil Firması’nı bir basın toplantısında buluşturdu.

Ankara, Mart 2006

UNDP’nin GAP İdaresi’yle ortaklaşa yürüttüğü ‘Bölgesel Kalkınmanın Güçlendirilmesi ve Bölgedeki Sosyo-Ekonomik Farklılıkların Azaltılması Programı’nın Koordinatörü Gözde Avcı ile Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği’nin Genel Sekreteri Sezai Hazır, Sancak Arat Tekstil Firmasının yetkilisi Nihat Şahin’le Siirt Ticaret Odası’nda karşılaştı. Avcı ile Hazır karşılaşmada, Sancak Arat Tekstil’in Siirt’te fabrika kurmak istediğini öğrendi ve kendi projeleriyle bu planın nasıl buluşturulabileceği konusunu değerlendirdi.

Daha sonra yapılan toplantılarda, tarafların ortak bir mesleki eğitim ve işe yerleştirme projesi için neler yapabileceği görüşüldü. Nihat Şahin, mesleki eğitim programı hazırlarken, Gözde Avcı yürüttüğü projeden kaynak ayrılmasını sağladı. Protokollerin hazırlanmasının ardından, 8 Şubat 2006’da, kurum yöneticilerini bir araya getiren bir basın toplantısı düzenlendi ve protokol imzalanıp, proje kamuoyuna duyuruldu.



Proje, 600 genç kadın ve erkeğe mesleki eğitim ve iş sağlayacak

Proje kapsamında, Siirt’te Nisan 2006 tarihinde açılacak olan Sancak Arat Denim Tekstil Firması’na bağlı fabrikada 600 kişinin istihdam edilmesini sağlamak üzere, Mayıs 2006–Aralık 2007 tarihleri arasında mesleki eğitimler verilecek. Projeyi İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı finanse edecek. Söz konusu eğitimler tekstil sektörüne bağlı iplik temizleme, makine bakımı, kalite kontrol ve ütücülük alanlarını kapsayacak. Projeden 16–30 yaş arası, okur-yazar gençler yararlanabilecek ve işe alımlar Temmuz 2006’dan itibaren 100 kişilik gruplar halinde olacak. İş başvuruları Siirt Gençlik Merkezi’ne yapılacak. Proje kapsamında işe alınacakların en az yüzde 30’unun kadın olması öngörülüyor.

Siirt Valiliği, eğitimler için Evren Toplum Merkezi’ni kullanıma hazırladı. GAP İdaresi eğitimler için, iplik, kumaş, makine yedek parçaları gibi gerekli hammaddelerin alımını sağlayacak ve firmayla birlikte başvuruların değerlendirilmesini yapacak.

“Bölgeye daha çok girişimci gelerek yatırım yapmalı”

GAP İdaresi Başkanı Muammer Yaşar Özgül, basın toplantısında, projenin bölge için bir kazanç olduğuna dikkat çekerek, pamuk gibi hammaddelere ve Ortadoğu pazarlarına yakın olan bu bölgeye daha çok yatırım yapılması çağrısında bulundu. Projeye mali destek veren İsviçre’nin Türkiye Büyükelçisi Walter Gyger, projede yer almaktan onur duyduklarını, projenin kendilerine, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sosyo-ekonomik kalkınma, refah ve barış için yapılan dayanışmayı gösterme imkânı verdiğini söyledi.

Siirt Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Siirt’in iş imkânlarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu anlatarak, bölgeye daha çok girişimci gelmesinin önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilcisi Jakob Simonsen ise projenin özel sektör, sivil toplum kuruluşu, belediye, valilik, GAP İdaresi, İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı ve UNDP işbirliğiyle gerçekleştirilmesinin, bu tür ortaklıklara iyi bir örnek oluşturduğunu belirtti.

Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği Başkanı Sezai Hazır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, yürütülen ‘Bölgesel Kalkınmanın Güçlendirilmesi ve Bölgedeki Sosyo-Ekonomik Farklılıkların Azaltılması Programı çerçevesinde halen 8 Gençlik Evi açıldığını, 42 bin gencin bu Gençlik Evleri’nde değişik alanlarda faaliyetlere katılıp eğitim gördüğünü hatırlattı ve 600 gence iş bulma projesinin dünyada bir ilk olduğunu vurguladı. Sancak-Arat Denim Tekstil A.Ş. adına konuşan Ulvi Ensari ve Nihat Şahin de, Siirt Ticaret Odası’ndaki bir karşılaşmadan doğan bu önemli projede yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

Keçilerle koyunlar yer değiştirecek, Sarıçam ormanları kurtulacak

UNDP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Şirketi’nin oluşturduğu Küçük Yatırımlar Fonu tarafından desteklenen proje çerçevesinde, Erzurum Tarım Gönüllüleri Derneği (ETGD) ve Uzundere’li kadınlar mevsimlik çiçek üretim çalışmalarına başladı.

Ankara, Mart 2006

Proje, pilot ölçekli bir uygulama ile keçi besiciliğine bağlı olarak yaşamlarını sürdüren yöre halkına alternatif geçim yöntemleri sunarak keçi otlatmasının Uzundere sarıçam ormanları üzerindeki baskısının azaltılmasını hedefliyor.

“Uzundere Sarıçam Ormanları Üzerinde Keçi Baskısının Azaltılması Projesi” kapsamında, ETGD tarafından kadınlara mevsimlik çiçek yetiştirme ve pazarlama teknikleri konusunda uygulamalı eğitimler verilecek ve proje süresince üretilen mevsimlik çiçeklerin Erzurum ve çevre illerde pazarlanması sağlanacak. Çiçek satışından elde edilecek gelir, çalışmaya katılan kadınlar için sera ve tohum alımında kullanılacak ve mevsimlik çiçek satışı gelirinin sürdürülebilir alt yapısının oluşturulmasına çalışılacak.

Proje alanı olan Uzundere ilçesi, sarıçamlar (Pinus silvestris) ile örtülü. Ancak, geleneksel olarak yetiştirilen keçiler, çam fidelerini yiyerek, ormanların doğal gençleşme sürecini olumsuz yönde etkiliyor. Buna bağlı olarak, bölgenin en karakteristik biyolojik çeşitlilik öğesi olan sarıçam ormanları ekosistem bütünlüğü içinde varlığını sürdürememe riskiyle karşı karşıya. Başka bir geçim kaynağıyla tanışmadıkları için, et ve süt verimi düşük olmasına rağmen keçi besiciliği, yöre halkının sürdürmekten vazgeçemediği bir yöntem olarak varlığını koruyor. Proje kapsamında, daha önce bölgede denenmiş ve başarılı olmuş Hemşin ırkı koyun ile keçilerin değiş tokuşu planlanıyor. Buna göre, sekiz gönüllü hanenin yaklaşık 400 keçisi satılacak, elde edilen parayla 200 Hemşin ırkı koyun alınarak hedef ailelere dağıtılacak. Bu uygulama, keçinin sarıçam üzerindeki baskısının azalmasını sağladığı gibi, alanda otlatılan hayvan sayısını azaltıp, et ve süt verimini artıracak.

Ayrıca Uzundere’ye bağlı Sapaca, Dikyar, Kirazlı, Ulubağ, Gölbaşı ve Cevizli köylerinde planlı mera otlatmasına geçiş ve mera ıslahı çalışmaları da yürütülecek. Keçi ve koyun otlatmanın yol açtığı sonuçların karşılaştırılması amacıyla bir de deneme yapılacak. Buna göre, belirlenen üç alandan birinde hiç otlatma yapılmayacak, bir tanesinde sadece keçi, diğerinde ise sadece Hemşin ırkı koyun ile otlatma yapılacak ve bu alanlarda toprak-bitki örtüsü özelliklerinin değişimi tahlil edilecek.

Proje kapsamında yapılan görüşmelerde Erzurum Valiliği, Erzurum’da hayvancılığın geliştirilmesi kapsamında koyunculuğun teşvikini değerlendirdiklerini bildirdi. Pilot ölçekte bir deneme olan projenin sonuçlarının bu bağlamda yararlı olacağı düşünülüyor. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Uzundere Kaymakamlığı, Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği Erzurum Bölge Müdürlüğü, Tarım İlçe Müdürlüğü ve Uzundere Belediyesi, sarıçam ormanlarının korunması ve bölge ekonomisinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlayan projenin sonuçlarının önemli olduğunu düşünerek, projeye destek veriyor. Proje sonunda, bölgedeki diğer keçi sahiplerinin de projenin ortaya koyacağı sonuçlardan yararlanmak istemeleri bekleniyor. Benzer çalışmalar, talep olması halinde Pazaryolu, İspir ve Yusufeli gibi Çoruh vadisinde yer alan ve Uzundere’ye özgü iklimsel özellikler gösteren ilçelerde de gerçekleştirilecek.

Çiçek yetiştirme çalışmaları için Uzundere Kaymakamlığı’nın tahsis ettiği serada çalışmalara başlayan kadınlar, ekonomik getirisinin yanı sıra, özellikle kışların uzun ve ağır geçtiği bölgede, ETGD’nin bu girişiminin sosyal bakımdan da yararlı olacağını ifade ediyorlar.

 

 

 

Ankara'da 'Yerinden Olmuş Kişiler' konferansı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 23 Şubat 2006’da ‘Yerinden Olmuş Kişiler Konferansı’ düzenledi.

Ankara, Mart 2006

Konferans, “Türkiye’de Yerinden Olmuş Kişiler Programının Geliştirilmesine Destek” başlıklı proje çerçevesinde gerçekleştirildi. Konferansı, Yerinden Olmuş Kişiler Projesinde, UNDP’nin ana ortağı olan İçişleri Bakanlığı ile UNDP ortak olarak düzenledi. Etkinliğe, Türkiye hükümetinden, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ile uluslararası kuruluşlardan 80’i aşkın temsilci katıldı. BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi Dr. Walter Kälin konferansa katılarak, küresel bağlamda yerinden olmuş kişilere yönelik görüşlerini aktardı.

Konferansta paylaşılan bilgi ve deneyimler, yerinden olmuş kişiler konusuyla ilgili sivil toplum ile kamu kuruluşlarına, yasal koruma, ulusal sorumluluklar, mülk tazminatı ve sivil toplumun rolü gibi konularda ulusal ve küresel deneyimlerden yararlanma fırsatı sundu. Konferans ayrıca, sivil toplum ile kamu kuruluşlarının yerinden olmuş kişiler konusunda bir diyaloga girme ve bu konudaki bilgi ve bilinçlerinin güçlendirilmesine de katkıda bulundu.



BM Koordinatörü ve UNDP Türkiye Temsilcisi Jakob Simonsen’in yaptığı açılış konuşmasında, konferansın üç ana amacı üzerinde durdu: 1) Yerinden olmuş kişiler konusunun çözümünde uluslararası deneyimlerden yararlanmak, 2) Türkiye’nin Yerinden Olmuş Kişiler’in ihtiyaçlarına etkin biçimde nasıl destek sunacağı konusunda sivil toplum ve kamu kuruluşlarını bir diyalog çerçevesinde buluşturmak ve 3) Yerinden Olmuş Kişiler’in makul bir yaşam standardından yararlanmalarını sağlamak için Türkiye’nin atabileceği adımları kolektif biçimde tanımlamak.

Walter Kälin de konferansta “Yerinden Olmuş Kişiler’in Yasal Korunması: Kaynaklar, Kavramlar, Zorluklar ve Bakış Açıları” konulu bir giriş konuşması yaptı. Kälin, yerinden olma durumunun küresel bir sorun olduğu ve 5 kıtada 25 milyon kişinin bu sorunla yüz yüze bulunduğuna değindi. Kälin ayrıca, Türkiye’nin de kabul etmiş olduğu BM’nin Yerinden Olmuş Kişilere dair Rehber İlkeler kapsamında korunma ve yardım görme de dâhil, Yerinden Olmuş Kişiler’in, ülke vatandaşları olarak diğer vatandaşlarla aynı haklardan yararlanan bireyler olduklarını ifade etti. Türkiye’nin, ülkede yerinden olmuş kişiler konusunda önemli adımlar attığını belirten Kälin, “insanlar yeni bir hayata başladıklarında, yerinden olma sona erer” dedi.

Brookings-Bern Yerinden Olmuş Kişiler Projesi Direktörü Roberta Cohen ile Brookings Enstitüsü’nden Rhodry Williams da konuşmacılar arasındaydı. Dr. Cohen, ulusal sorumluluk konusuna değinerek, geriye dönüş ve yeni bir topluluğa dâhil olma hakları da dâhil, Yerinden Olmuş Kişiler’in de yurttaşlar olarak temel hakları bulunduğuna işaret etti. Cohen, uzlaşma ve güven sağlanarak Yerinden Olmuş Kişiler’in geleceklerini planlama sürecine katılmalarının sürdürülebilir geriye dönüş koşulları arasında olduğunu da kaydetti. Williams ise konuşmasında, tazminata yönelik farklı küresel deneyimlerin bir analizini sunarak, Türkiye’deki Mülk Tazminatı Yasası’nın, profesyonel ve şeffaf bir biçimde uygulanması halinde iyi bir uluslararası örneğe dönüşebileceğini söyledi.

Toplantıya aynı zamanda Türk Dışişleri Bakanlığı da katılırken, İçişleri Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi Nüfus Enstitüsü’nden bir temsilci de Yerinden Olmuş Kişiler’in ihtiyaçlarını belirlemek ve karşılamak amacıyla hükümetin yürüttüğü çalışmalar ve eylemler hakkında ayrıntılı sunumlar yaptı. Konferansta İçişleri Bakanlığı’nı Strateji Geliştirme Kurulu’ndan Bekir Sıtkı Dağ temsil etti ve Yerinden Olmuş Kişiler konusunda ulusal durumun ne olduğu ve sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaçlarına cevap verirken Türk hükümetinin sivil toplumla anlamlı bir diyaloga girme konusundaki taahhüdü üzerinde durdu. Dağ, hükümetin Yerinden Olmuş Kilişer konusundaki stratejisinin, BM’nin Yerinden Olmuş Kişilere dair Rehber İlkeleri ile bütünüyle uyumlu olan 17 Ağustos 2005 tarihli bakanlar kurulu kararında ayrıntılı biçimde açıklandığını belirtti.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Enstitüsü Direktörü Prof. Sebahat Tezcan da, katılımcılara Yerinden Olmuş Kişiler ve Göç konulu araştırmanın yakında tamamlanacağı ve Nisan 2006’dan başlamak üzere tüm paydaşlarla paylaşılacağı konusunda bilgi verdi.

Yerinden Olmuş Kişiler Projesi’ni UNDP yürütürken, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı ise ulusal ortaklar arasında yer alıyor.

Konferansta yapılan sunumlar: 

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun “Türkiye’de Yerinden Olmuş Kişiler Konusunda Program Geliştirilmesine Destek Projesi” konuşması

Dr. Walter Kalin’in ‘Ülke İçinde Yerlerinden Olmuş Kişilerin Yasal Olarak Korunmaları’ sunumu 

Rhodri C. Williams’ın ‘MÜLK TAZMİNATI: ULUSLARARASI BAĞLAMDA TÜRKİYE’NİN TAZMİNAT KANUNU ÜZERİNE GÖZLEMLER‘ konuşması

Bekir Sıtkı Dağ’ın ‘Köye Dönüş Ve Rehabilitasyon Projesi‘ sunumu

Roberta Cohen’in “Ulusal Sorumluluklar: Yerinden Olmuş Kişilerin İhtiyaçlarına Yeterli Karşılığın Verilmesi” konuşması

Dr. Sinan Türkyılmaz’ın ‘Türkiye Göç Ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması‘ sunumu

 

 

'İnsan Hakları ve Güvenlik Sektörünün Gözetimi' semineri

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve İngiltere Büyükelçiliği, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu ile birlikte Kamu Yönetimi ve Güvenlik Sektörünün İlişkileri Ortak Değerlendirme seminerini Ankara’da 22-23 Şubat 2006 tarihinde düzenledi.

Ankara, Mart 2006

Seminer, kıdemli kamu yöneticilerine ve 120’den fazla müfettişe küresel alandaki kamu yönetiminin demokratikleştirilmesi konusundaki deneyimleri ve güvenlik sektörü ilişkilerini inceleme ve bunlardan yarar sağlama imkanı verdi.

UNDP danışmanlarından Prof. Andrew Goldsmith, UNDP’nin kamu yönetimi güvenlik sektörü ilişkileri konusunda 2005 yılı boyunca yaptığı değerlendirmeleri anlattı ve Türkiye’deki reform çalışmaları sırasında başvurabilecek bir dizi öneride bulundu.

Seminere ayrıca İngiltere’den ve Türkiye’den uzmanlar katıldı. İbrahim Cerrah, Zühtü Eraslan, Bedri Eryılmaz ve Prof. Ömer Peker jandarmalık faaliyetleri ve bunların, hakların geliştirilmesi ve korunması konusunda nasıl iyileştirilebileceğine dair ayrıntılı analizler sundu.

Bu seminer UNDP’nin Demokratik Yönetişim Fonu (2005)’yla desteklenen ve İçişleri Bakanlığı ile birlikte yürütülen güvenlik sektörünün sivil gözetimi projesi çerçevesinde yapıldı.

İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu demokratik yönetişim ve insan hakları konusunda önde gelen bir ortak. UNDP, Teftiş Kurulu’nu ayrıca, Danimarka İnsan Hakları Enstitüsü ile ortak yürüttüğü bir insan hakları eğitim programı ile destekliyor.

'Yoksulluğun Azaltılmasında Sivil Toplumun Rolü' konferansı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, 17 Şubat 2006 tarihinde “Yoksulluğun Azaltılmasında Sivil Toplumun Rolü: Yoksullar için Riskler ve Fırsatlar” konulu bir konferans düzenledi.

Ankara, Mart 2006

Konferans, Türkiye’de yoksulluğun azaltılması için çalışan başlıca kurumlara, hem politika oluşturma, hem de hizmet sunumu konularında sivil toplumla işbirliği yapabilecekleri alanları belirleme imkanı verdi.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü Mevlüt Bilici, kurumunun uluslararası toplumla çalışma konusundaki ilgisine ve kararlılığına dikkat çeken bir konuşmayla semineri açtı. Ayrıca Genel Müdürlük ile sivil toplum arasındaki işbirliğinin sağlam yasal temellere oturduğunu ve bu ilişkilerin, kurumun kuruluş yasasında açıkça belirtildiğini vurguladı.

Türkiye’deki UNDP Daimi Temsilci Yardımcısı Sarah Poole, yoksulluğun azaltılmasında ulusal sorumluluğun önemine dikkat çekti ve yoksulların ihtiyaçlarına etkin şekilde karşılık verebilmek için kamu yatırımlarına öncelik verilmesinin gerekli olduğuna dair, geçen yıl Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu’nda belirtilen bulguya gönderme yaptı.

UNDP’nin Bratislava’daki Bölge Müdürlüğü’nden Geoff Prewitt, yardımların ve yoksullukla ilgili anketlerin denetimine, sivil toplumun katılımının artırılmasını savunan ayrıntılı bir sunum yaptı. Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’ndan Filiz Bikmen ise, yoksulluğun azaltılmasında sivil toplumun ve devletin görevleri hakkında halkın bakış açısını yansıtan birçok araştırmanın sonuçlarını aktardı.

Bu konferans “Sosyal Yardım Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesi” projesi kapsamında düzenlendi. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü’nün UNDP desteği ile yürütmekte olduğu proje çerçevesinde ayrıca, 1 Mart 2006’dan itibaren bir de, Yoksullukla Mücadele web portalı kuruldu (www.yoksulluklamucadele.org). Portalda, yoksulluk ve sosyal yardım alanıyla ilgili genel bilgi, araştırma ve haberlerin yanısıra, yoksullukla mücadele ve sosyal yardım alanında faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşların aktif katılımını sağlayacak bir forum bulunuyor.

Türkiye'de yerel yönetim reformu

Türk idari sistemini AB standartlarıyla uyumlu kılmak ve gelecekteki AB üyeliği için gerekli idari sistemi güçlendirmek amacıyla, modernleştirmeyi ve demokratikleştirmeyi öngören geniş kapsamlı bir program çerçevesinde hükümet, ülkedeki yerel yönetimlerin (Belediyeler ve İl Özel İdareleri) yeniden yapılanması ve modernizasyonunu hedefleyen bir programı başlattı.

Ankara, Mart 2006

Türkiye’de yönetişim sistemi öteden beri hayli merkezi ve Ankara’daki güçlü bir ulusal bürokrasi güçsüz ve bağımlı yerel yönetimlere hükmediyor. Ayrıca devlet kurumları on yıllardan beri köklü değişikliklere karşı direnç gösterdi ve hükümetler de dışarıdan gelen ve idari sistemde reform yapılmasını öngören öneri ve yardım tekliflerine sıcak bakmadı.

Güçlü bir üniter ve merkezileştirilmiş yönetişim geleneğinin sonucunda ademi merkeziyetçilik ve yerel yönetim, özellikle hassas bir alan olma vasfını korudu. Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar) ve hükümetler dışı örgütler de uzun yıllar boyunca hiç teşvik görmedi. Ancak son yıllarda, ekonomik krizin yol açtığı yapısal reform gereksinimlerinin ve yakın bir zaman önce de AB’ye katılıma yönelik önceliklerin bir sonucu olarak değişikler meydana gelmeye başladı. Hükümet, Türkiye’deki devlet yapılanmasını modernleştirmek ve bunun yanında, neredeyse bütün AB yardım programlarının artık mali akışın bölgesel ve yerel yönetimlere kanalize edilmesini ve yine onlar aracılığıyla dağıtılmasını gerektirdiğinden, AB’ye katılım yükümlülüklerini yerine getirmek için de reform yapma gereğinin ve dış kuruluşlarla ortaklığa girmenin yararlarının farkına vardı. Ve bu anlayış, Avrupa Komisyonu’nca desteklenen ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nca (UNDP) uygulanan Türkiye Yerel Yönetim Reform Programı’nın oluşturulmasına neden oldu.

'Yerel Yönetim Reform Programı’na teknik destek

Türk idari sistemini AB standartlarıyla uyumlu kılmak ve gelecekteki AB üyeliği için gerekli idari sistemi güçlendirmek amacıyla, modernleştirmeyi ve demokratikleştirmeyi öngören geniş kapsamlı bir program çerçevesinde hükümet, ülkedeki yerel yönetimlerin (Belediyeler ve İl Özel İdareleri) yeniden yapılanması ve modernizasyonunu hedefleyen bir programı başlattı.

Yeni Yerel Yönetimler Yasası’nın kabul edilmesiyle başlamış olan program, yerel idareleri tüm açılardan yeniden yapılandıracak çok geniş bir reformlar dizisinden oluşuyor. Reformların nihai amacı, Yerel Yönetimlerin daha iyi kamu hizmeti sağlamasını, mali kaynaklarını daha verimli bir biçimde yönetmesini ve ulusal yetkililerle politika oluşturma hususunda daha etkin bir çalışma için mali kaynaklarının daha verimli yönetimini ve kapasitelerinin güçlendirilmesini sağlamanın yanı sıra AB üye ülkelerindeki diğer Yerel Yönetimler ile ortaklıklar oluşturmayı öngörüyor. Programın uygulanmasından öncelikle İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) sorumlu. Avrupa Birliği programı, MEDA programı aracılığıyla destekliyor.

UNDP Türkiye, İçişleri Bakanlığı ve Avrupa Birliği tarafından talep edilen teknik yardımı sağlamak üzere Türk Hükümeti ve Avrupa Komisyonu’nca seçildi. Bu bağlamda, “Yerel Yönetim Reform Programı’na Destek” başlıklı proje başlatıldı. Yeni Ufuklar, proje ekibinin başında bulunan teknik danışman Adolfo Sanchez’le proje hakkında bir söyleşi yaptı:

UNDP Türkiye: Bize Yerel Yönetim Reform Programı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Adolfo Sanchez (A.S.): Yerel Yönetim Reform Programı, 2003’te Avrupa Komisyonu ile Türk Hükümeti arasında varılan anlaşmanın sonucunda oluşturulan bir proje. Proje genel olarak, Türkiye’deki yerel yönetim reformunun geliştirilmesini desteklemeyi amaçlıyor. Bunu da 1) Reform politikalarını ve girişimleri oluşturup uygulaması için hem merkezi hem de yerel yönetimlerin kapasitesini güçlendirerek, 2) Seçilen pilot idarelerin bütçe usullerini ve hizmet işleyişini iyileştirerek ve 3) Eğitimler yoluyla insan kaynaklarının verimliliği ve etkinliğini geliştirerek gerçekleştiriyor.

Proje Ağustos 2005’te başladı ve 29 ay sürerek Kasım 2007’de sona erecek.

Proje İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) tarafından uygulanıyor; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye teknik yardım sağlarken, Avrupa Komisyonu MEDA Programı da finanse ediyor.

Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün dışında projenin paydaşları arasında Yerel Yönetim Birlikleri (ulusal ve bölgesel), Belediyeler ve İl Özel İdareleri (özellikle bütçeleme usulü ve hizmet işleyişlerinin iyileştirilmesine yönelik pilot olarak seçilen alt projeler için), İçişleri Bakanlığı’nın diğer birimleri (Eğitim Bölümü, Teftiş Kurulu, Valilikler ve Kaymakamlıklar) ve Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAIE) bulunuyor.

Projenin yararlanıcıları ise İçişleri Bakanlığı’nın yönetici ve çalışanları (Merkez ve bölgesel birimler), yerel yönetim birliklerinin temsilcileri ve çalışanları, seçilen temsilciler, yerel yönetimlerin yönetici ve çalışanları ile yerel yönetimlerin finansmanı konusunda görev yapan Türk danışmanlar.

UNDP Türkiye: Program süresince hangi etkinliklerin gerçekleştirilmesi öngörüldü?

A.S.: Programın çalışma planı, bir dizi kesin “sonuç” (toplamda 23 sonuç) elde etmek üzere hazırlandı ve etkinlikler de, bu sonuçların gerçekleştirilmesi doğrultusunda tasarlandı ve bir takvime bağlandı. Beklenen sonuçlar dört ana bileşen etrafında gruplandı: 1) Reform kapasitesinin güçlendirilmesi (İçişleri Bakanlığı, Yerel Yönetim Birlikleri ve yerel yönetimlerde), 2) Bütçe usullerinin ve hizmet işleyişinin iyileştirilmesi (seçilen pilot idarelerde), 3) Yerel yönetimlerde insan kaynaklarının verimliliği ve etkinliğinin geliştirilmesi ve 4) Programın genel idaresi ve yönetilmesi.

Bileşenlerin dördünde de UNDP’nin rolü, planlanan etkinliklerin uygulanması ve beklenen sonuçların elde edilmesi için yerli ve yabancı uzmanlar aracılığıyla danışma hizmetlerini, teknik yardım de eğitimi sağlamak olacak.

Proje bağlamında öngörülen etkinlikler şunlar:

  • Yakın bir zaman önce kabul edilen mevzuatta ifade edildiği gibi, önümüzdeki yıllarda Hükümetin yerel yönetim reform programının uygulanmasına yönelik bir stratejinin ayrıntılı biçimde hazırlanması. Bu geniş kapsamlı stratejinin bir parçası olarak, Türkiye’deki yerel yönetim reformunu destekleyecek ve bu konuda farkındalık yaratacak bir İletişim Planı’nın ayrıntılı biçimde hazırlanması ve uygulanması (ülke içi ve dışında).
  • Yakın bir zaman önce kabul edilen mevzuatın, Avrupa Anlaşmaları ile iyi yerel yönetişim için gerekli ilkeler ve standartlarla uyum açısından değerlendirilmesi.
  • İçişleri Bakanlığı çalışanlarına (merkezde veya valilikler ile kaymakamlıklardaki) sunulan mevcut eğitim programlarının gözden geçirilmesi ve Avrupa Birliği (AB) yerel yönetim sistemleri ve mevzuatı hakkındaki eğitim programlarının geliştirilmesi/uygulanması.
  • Yerel yönetim işleriyle görevli İçişleri Bakanlığı çalışanlarına (merkezde) yönelik İngilizce dil eğitimi verilmesi.
  • Yerel yönetim birliklerinde karar verme merciindeki yöneticiler ve çalışanlar için bir eğitim/kapasite geliştirme programının tasarlanması ve uygulanması.
  • Bir belediye ortaklıkları rehberinin kapsamlı olarak hazırlanması ve Türkiye’deki yerel yönetimler için ortaklık fırsatlarını içeren bilginin dağıtımını gerçekleştirecek bir hizmet biriminin oluşturulması.
  • Yerel yönetimlerde bütçeleme usulü ve hizmet işleyişinin iyileştirilmesine yönelik en az 6 pilot projenin tasarlanması ve uygulanması. Böylesi projeler, katılımcı bir yaklaşım yoluyla yerel bütçelerin iyileştirilmesi için yardıma yol açacak. Mevcut kamu hizmetlerinin durumu ve işleyişinin değerlendirilmesi, Hizmet İyileştirme Eylem Planları’nın ayrıntılı biçimde hazırlanması ve uygulanması ve pilot projelerin amaçlarına uygun konularda Belediye Başkanları, yöneticiler ve çalışanların eğitilmesi.
  • Bütçeleme usullerini iyileştirmeleri amacıyla (özellikle çok-yıllı yatırım planlamasıyla ilgili olanları) Belediyeler tarafından (özellikle küçük ve orta ölçekli olanların) kullanılabilecek elkitaplarının ve yazılım araçlarının ayrıntılı biçimde hazırlanması.
  • Modern belediye yönetimi konusunda bir eğitim programının (eğitim malzemeleri ve elkitapları dâhil) geliştirilmesi, eğiticilerin eğitilmesi ve eğitim programından (birer haftalık eğitici kurslar yoluyla) belediyelerin en az 500 çalışanının yararlandırılması.
  • Yerel kamu finansmanı konusunda görevli yerel (Türk) danışmanlar için bir eğitim programı ve belgelendirme (sertifikasyon) sisteminin geliştirilmesi ve ilk grup “onaylı danışmanların” (50) eğitimi ve belgelendirilmesi.
  • • Eğitim programlarının bilgisayar bağlantılı bir sürümü dâhil, proje kapsamındaki eğitim programlarının geliştirilmesini, eğitimleri verebilecek eğiticilerin eğitilmesini ve Belediyeler ve diğer yerel yönetimlere kolaylıkla yönlendirilebilecek onaylı danışmanların sağlanmasını kolaylaştıracak bir kaynağın oluşturulması (SPA’lar gibi).

UNDP Türkiye: Programın sonunda neyi başarmayı bekliyorsunuz?

A.S.: Öncelikle, proje için belirlenen sonuçların her birini elde etmeyi bekliyoruz. Aynı zamanda projenin, İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) ile Türkiye’deki bütün yerel yönetimlerin temsilci kuruluşları olarak yerel yönetim birlikleri arasında daha iyi bir iletişim ve işbirliğinin temellerini oluşturmasını da bekliyoruz. Bu, ileride oluşturulacak ve İçişleri Bakanlığı ve yerel yönetim birliklerinin birlikte tanımlayacağı, hazırlayacağı, uygulayacağı ve izleyip değerlendireceği başka programlar ve projelerin önünü açacaktır.

Proje nihai olarak, İçişleri Bakanlığı (Merkez ve Valilikler/Kaymakamlıklar) tarafından uygulanıp yönetilen yerel yönetim işlerinde belli bir değişime neden olacaktır. Böylece, stratejik planlama, işbirliği, ortaklık ve verimlilik kavramları ve uygulamaları, Türkiye’nin AB’ye katılım öncesi süreç bağlamında aşamalı olarak Hükümetin reform politikaları alanında yer bulacaktır.

UNDP Türkiye: Bugün Türkiye’de Yerel Yönetim alanındaki temel sorunlar nelerdir? Bu programın bu sorunların üstesinden geleceğini düşünüyor musunuz? Başka neler yapılabilir?

A.S.: Genel olarak, Türk Hükümet ve Kamu Yönetimi sisteminde yerel yetkililerin kurumsal pozisyonları ile rollerinin henüz AB üye devletlerindeki benzer yetkililerin bulundukları pozisyonla kıyaslanamayacağı söylenebilir. Bunun gayrı safi iç hasıla veya konsolide kamu harcamaları açısından yerel kamu sektörünün göreceli ağırlığından sorumluluklarının kapsamı ve kurum içindeki yetkilerine ve kamu hizmetlerinin ve yerel düzeydeki sosyo-ekonomik gelişimin teşvikinin sağlanmasına olduğu kadar, kamu politikaları ve karar alma güçleri açısından merkezi hükümet karşısındaki göreceli özerklik pozisyonlarına kadar farklı birçok nedeni var.

Geçen iki yıl boyunca çıkartılan yeni mevzuat, bu zaafları veya “boşlukları” giderdi, ama şimdi esas zorluk bu yeni mevzuatı işler hale getirmek.

Bu bağlamda, yerel düzeyde (özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerde) birçok bilgilendirme ve bilinç artırma çalışmalarının yürütülmesi gerekiyor. Aynı zamanda, yerel yetkililer (seçilmiş temsilciler, yöneticiler ve çalışanlar) için, özellikle yönetim araçları (stratejik planlama, çok-yıllı bütçeleme, hizmet işleyişi ve kalitesi, kamu fonlarının verimli biçimde yönetimi) ve yöntemlerinin yenileştirilmesiyle ilgili alanlarda çok kapsamlı eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları gerekli olacak.

Bir diğer zorluk da, yerel idarenin karar alma süreçlerinin daha da demokratikleştirilmesi, (hem Konseylerin seçilmiş üyeleri hem de yurttaşlar ve onların bağlı oldukları örgütler için) bilgi ve katılıma erişimin kapsamının genişletilmesine duyulan ihtiyaç. Bu, (Belediye Başkanları ve seçilmiş Konseylerle ilgili yönetim birimlerinin, yurttaşlarla ilgili seçilmiş Konseylerin) hesap vermeleri alanındaki tedbirler ve ilerlemelerle birleştirilerek sağlanmalıdır. Bu alanlardaki kararlı çalışma ve ilerlemeler, yerel yetkililerin yurttaşlara hizmet verirken görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmelerini teminat altına almak, yolsuzluğun ve kamu fonlarının kötüye kullanımının önlenmesi bakımından çok önemlidir.

UNDP Türkiye: Bu programın aslında Türkiye’de Yerel Yönetimlerle ilgili yeni mevzuatın özenle hazırlanmasına katkı sağlaması gerekiyordu. Ancak, mevzuatın büyük bölümü projenin başlangıcından önce zaten çıkartılmıştı. Yeni mevzuatın Yerel Yönetim Reform programı üzerindeki etkisi ne oldu? Program hâlâ bu alandaki belirli hedeflere odaklı mı? Türkiye’de bu alanda projenin katkı sağlayabileceği başka mevzuata ihtiyacı var mı?

A.S.: Bu aşamada, mevzuat taslağına destek vermek programın öncelikli amaçlarından biri değil. Program, yeni mevzuatın uygulanmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmaya ve uygulamad

'Yerel Gündem 21' programı artık uzun erimli büyük bir program

UNDP, Türkiye’deki yerel yönetişim sorunlarıyla, Yerel Gündem 21 Programı aracılığıyla uzun zamandan beri ilgileniyor.

Ankara, Mart 2006

Yerel Gündem 21 (YG21) programı, UNDP’nin Türkiye’de iyi yönetişim ve yerel demokrasinin teşvikinde yararlandığı temel araç oldu. Programın kendisi, Rio Konferansı gibi UNDP’nin küresel çevre girişimleriyle olan bağlantılarından yararlandı ve Türkiye’de 1996’da düzenlenen çevre alanında en önemli BM Zirvesi olan Habitat II’ ye Türk hükümeti ve belediye başkanlarının katılımının doğrudan bir sonucuydu.

Bu hassas alanda UNDP başarılı bir hızlandırıcı yaklaşım benimsedi. Bu yaklaşım, ağırlıkla ulusal teknik girdilere ve programın tasarım ve uygulanmasının erken aşamalarındaki kapasiteye dayanıyordu. Aynı zamanda UNDP, Türkiye bağlamında yenilikçi ve yeni girişimlerin başlatılmasını kolaylaştırmak amacıyla kendisinin uluslararası deneyimini de devreye soktu.

YG21 programının temel unsuru, karar alma sürecinde kent düzeyinde katılımcı mekanizmalar olan Kent Konseyleri’nin oluşturulmasını öngörüyor. Bu Konseyler sivil toplum kuruluşlarını, işçi sendikalarını, özel sektörü, bireylerden oluşan yurttaşları ve yerel yönetimi bir araya getirerek, yurttaşları doğrudan ilgilendiren konuların gündeme getirilip tartışılmasını sağlayan bir danışma forumu işlevi görüyor.

UNDP’nin bilgi ve birikiminden etkin biçimde yararlanan YG21, aynı zamanda Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği’nin kuruluşuna ve yine ulusal düzeyde faaliyet gösteren yerel gençlik platformlarının oluşumuna da yardımcı oldu. YG21 projesi, merkezi İstanbul’da bulunan Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği-Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı (IULA-EMME) tarafından “ulusal düzeyde yönetiliyor”.

YG21 Programı’nın sonuçları

UNDP, hayli önemli miktarda kaynağı LA21 programı için bir araya getirmeyi başardı ki bu, UNDP’nin Türkiye’deki birçok donör ve ortağı tarafından bir başarı öyküsü olarak değerlendiriliyor. YG21 için, UNDP’nin Merkezi “Kapasite 21” fonları olarak adlandırılan kaynaktan yaklaşık 2 milyon dolar ve Türkiye, Kanada, Danimarka, Fransa ve İsviçre hükümetleri de 4,5 milyon dolar tahsis etti.

YG21, UNDP Türkiye’nin kendi kısıtlı kaynakları üzerindeki denetim ve Türkiye’de sadece çevresel varlıkların yönetiminden daha fazla sonuca yol açan değişimleri etkileme gücüne bir örnek oluşturuyor. UNDP, sivil toplum kuruluşları ve birer birey olarak yurttaşların karar alma sürecine katılım düzeyinin önemli oranda artmasına yardımcı oldu ve aynı zamanda Türkiye’deki yönetişimde ademi merkeziyetçiliğin düzeyini de yükseltti. En geniş anlamda UNDP’nin YG21 programı, birçoğu yerel düzeyde kendiliğinden benimsenen Kent Konseyleri modelini yaygınlaştırdı ve başlangıçta sayıları dokuz olan pilot girişimlerin miktarını yerel girişimler aracılığıyla ülke çapında 50 kente çıkardı.

UNDP, YG21 modelinin gelişimde önemli bir hızlandırıcı rol oynadı. Bir veya iki kayda değer girişimin yanında YG21 programı, UNDP’nin amiral gemisi olma özelliğine sahiptir ve UNDP’nin Türkiye’deki kalkınma haritasındaki yerini almasını sağlamıştır. Merkezi hükümet, yerel yetkililer, bağışçılar ve ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının hepsinin bir başarı olarak değerlendirdikleri YG21 programı, UNDP’ye yerel düzeyde bir ortak olarak önemli ölçüde kurumsal kimlik ve itibar sağladı.

Yerel Gündem 21 Programı artık uzun erimli büyük bir program

Yerel Gündem 21 (YG21) Programı Türkiye Ulusal Koordinatörü Sadun Emrealp ile programın geçmişten günümüze neleri gerçekleştirdiği ve bundan sonra nelerin hedeflendiği konularında bir söyleşi yaptık.

UNDP Türkiye: Yerel Gündem 21 (YG21) Programı nereden nereye geldi?

Sadun Emrealp (S.E.): YG21 Programı, 1996'da İstanbul'da düzenlenen Habitat II Zirvesi’nin sağladığı ivmeyle 1997’de başladı. Çıkış noktası, Türkiye’de belediyelerin desteklenmesiydi. Türkiye’deki YG21 uygulamaları, 1997’nin sonunda UNDP’nin desteğiyle IULA-EMME’nin* koordinatörlüğünde yürütülen, ‘Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Teşviki ve Geliştirilmesi’ Projesi ile başladı. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla başlatılan proje, iki yıllık bir uygulama dönemi sonrasında Aralık 1999’da tamamlandı.

İlk uygulamada 9 kenti zor bulduk ama kısa bir sürede 20’leri aştı. İlk projenin başarısı üzerine UNDP, ikinci aşamaya da destek vermeyi kabul etti; Bakanlar Kurulu’nun da bunu benimsemesinin ardından, ‘Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Uygulanması’ başlığını taşıyan ikinci aşama projesi Ocak 2000’de başladı. İkinci aşaması sırasında çeşitli alt-projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla proje ortağı yerel yönetimlerin sayısı projede öngörülen 50’yi buldu ve hatta aştı. Halen 62’si resmi, 20 civarında da çalışmalarını başlatmış ama sınırlamalar nedeniyle program ortağı olamayan belediyeler var.

YG21 Programı, ilk başta tek tek projelerle yürürken, artık “proje” çerçevesinden çıkarılarak, uzun erimli büyük bir programa dönüştü. Bugün gelinen noktada, Kent Konseyleri gibi katılımcı yapılar yasalara girdiği için, artık ortakların sayısının artmasından ziyade ortaklıkların sınırı genişleyecek.

Türkiye Yerel Gündem 21 Programı’nın üçüncü aşaması ise, birbirini destekleyen bir dizi projeyle başlatılmış bulunuyor. Üçüncü aşamanın ana projesi, “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Binyıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı’nın Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor. Bu proje kapsamında, merkezi yönetimin ilgi ve desteğinin artırılması ve tanıtım eksikliğinin giderilmesi öngörülüyor. Ayrıca, ilgili küresel hedeflerin yerelleştirilmesinde tüm dünyaya örnek olan bir programa dönüşmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca, Yerel Projelere Destek Programı da yer alıyor.

UNDP Türkiye: Kent Konseyleriyle ilgili yasal düzenlemelerin etkisi ne oldu?

S.E.: Yasal düzenlemeler kapsamında kentlerde çeşitli katılımcı yapıların oluşturulması gerekiyor. Bunların başında da Kent Konseyleri geliyor. Burada püf noktası, bunu baştan öngörmek mümkün değildi. 2003’teki son hali itibarıyla, merkezi yerel yönetimlerle sivil toplumu buluşturacak bir anlayışla yasaya girdi. Yasanın 76. Maddesi, “Kent Konseyi” başlığıyla oluştu. Yasanın ikinci bölümünde de konseylerin nasıl işleyeceği anlatılıyor. Yeni yasal düzenlemeler, bununla da sınırlı değil. Mesela, mahalle ölçeğinde katılımla ilgili bir madde var; bir başka maddede hemşehrilik hukuku katılımcılık esasında yeniden tanımlanıyor. Belediye ihtisas komisyonlarına sivil toplum kuruluşlarının katılımı öngörülüyor. Artık belediye yasalarına göre, 50 binden fazla nüfusu olan yerlere kadın sığınma evleri açma zorunlu kılındı.

UNDP Türkiye: Belediyelerin politik yapısıyla yeni yasaları uygulamaları arasında bire bir ilişki var mı?

S.E.: Belediye başkanlarının kişiliği, her zaman bağlı bulundukları partinin politikasıyla örtüşmüyor. Hatta çoğu zaman büyük farklılık gösteriyor. En ücra köşedeki bir belediye başkanı, sizinle mükemmel bir ortaklık yürütüp, yeni yasalardan kaynaklanan uygulamaları hemen başlatabiliyor. Merkezi iktidara yakın olmaları, kaynak elde etme açısından avantaj ama bu, uygulama konusunda aynı avantajı sağlamıyor.

UNDP Türkiye: Bu saydığınız olumlu gelişmeler uygulanıyor mu peki?

S.E.: Yasa 2005 yılında çıktı. O nedenle sonuçları almak için henüz çok erken. Üzerinden en az bir yıl geçtikten sonra daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilir.

UNDP Türkiye: Yasaların çıkmasında YG21 ile UNDP’nin rolü ne oldu?

S.E.: Doğrudan etkisi oldu ve bunu da şöyle anlıyoruz: Yasaların çıkmasından önce, YG21’ın faaliyet yürüttüğü kentlerde toplantılar düzenlendi. Bu toplantılarda birçok öneri geliştirildi ve bu önerilerin çoğu yasada yansımasını buldu. İçişleri Bakanlığı’nın belediye kanunlarıyla ilgili yönetmelik hazırlama yükümlülüğü bulunuyor. Bakanlık bununla ilgili YG21 kentleriyle işbirliği içinde çalıştı. Söz konusu yönetmelik yayımlanmak üzere. Bazı maddeler var ki, yasalara girmeden uygulamadaki muhtemel sonuçları konusunda tedirginlik yaratıyor. Ama kentler, bu maddelerde öngörülenleri zaten öteden beri gayet iyi uyguladıkları ve bunu da ilgililere örmeklerle anlattıkları için, endişeler giderildi ve yasalara da girdi.

Bu yönetmeliklerden biri de Kent Konseyleriyle ilgili. Yönetmeliğin 77. Maddesi, belediye hizmetlerine gönüllülerin katılımıyla ilgili. Bu madde ile ilgili yönetmelik de yayımlandı.

UNDP Türkiye: Bu yeni yasa ve yönetmeliklerden kamuoyu haberdar mı? Bunlar gündelik yaşamda yer bulacak mı?

S.E.: Bunların gündelik yaşamda ifadesini bulması, yerel çalışmalarla yakından ilgili. Bu konulara inanmış yerel yönetimlerle çalışmak önemli. Mahalle Meclisleri gibi yapıların oluşturulması, belde halkının çalışmalara katılması ve yasa ve yönetmeliklerin öngördüklerinin gündelik yaşantısında ifadesini bulması demektir. İzmit, İzmir, Diyarbakır ve Antalya gibi yoksulların yoğun olduğu kentlerde birçok Mahalle Meclisi var ve çok iyi çalışıyorlar. Ayrıca Türkiye’de 40 kadar da Kadın Meclisi var. Farklı kurum ve kuruluşları bir araya getirip, örgütlenmemiş kadınları yönetime katıyorlar.

UNDP Türkiye: Bundan sonra ne gibi çalışmalar yapılacak?

S.E.: Bizlerin hâlâ devrede olmamız traji-komik. IULA-EMME’ye ve UNDP’ye şemsiye kuruluşlar olarak hâlâ gereksinim var. Oysa bunlar her belediyenin, her kentin kendi bağlamında yapacağı şeyler. Bundan sonraki rolümüz, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yerelleştirilmesi kapsamında bir hareket başlatmak, programda elde edilen başarıyı hızla Türkiye’ye yaymaya çalışmak olacak.

UNDP Türkiye: Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yerelleştirilmesi konusunda önümüzdeki dönemde neler yapılacak?

S.E.: Türkiye’de ve dünyada sıkıntı çekiyoruz. Herkes bundan bahsediyor ama ne kastediyoruz belli değil. Uygulama ve değerleme göstergeleri eksik. Burada şeffaflık, katılım, hesap verme gibi yönetişim göstergeleri, ölçülemeyen noktada. Ortak çarpan bulmak zor oluyor yani. Belediye bütçesi, Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında ne kadar harcanıyor, bilemiyoruz.

Önümüzdeki dönemde, “Kentimiz Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni Destekliyor” kampanyası kapsamındaki uygulamaları başlatmayı, uygulama göstergelerini geliştirmeyi ve yerel projelere destek kapsamını geliştirip derinleştirmeyi hedefliyoruz.

Yerel Gündem 21 (YG21) Programı Türkiye Ulusal Koordinatörü Sadun Emrealp’in bize aktardıkları bunlardı.

 

*IULA-EMME: Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği-Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı

Yalova'da yeni 'Binyıl Düşünce Atölyesi'

Türkiye Yerel Gündem 21 Programı’nın üçüncü aşaması kapsamında yürütülen ana proje, “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Binyıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı’nın Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor. Bu proje çerçevesinde, Yerel Projelere Destek Programı (YPDP) da yer alıyor.

Ankara, Mart 2006

Yerel Projelere Destek Programı, bir küçük hibe programı. Bu program kapsamında, birinci uygulama döneminde 8, ikinci uygulama döneminde ise 16 proje seçildi. Mayıs 2005’te kabul edilen ve 1 yıl süreli birinci dönem projeler, Ağustos 2005’ten bu yana uygulanıyor. 8 ay süreli ikinci dönem projelerin uygulanmasına ise 2006 yılının başında başlandı.

İkinci dönem projeleri içinde destek verilenlerden biri de Yalova, “Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi Projesi”. Yalovalı gençlerin yürüttüğü projenin temel hedefleri şöyle sıralanıyor:

  • 6–8 Eylül 2000 tarihlerinde New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Binyıl Zirvesi ve bu zirve sonunda 191 ülke tarafından imzalanan Binyıl Bildirgesi’nin yerel düzeyde tanınması ve bu konudaki toplumsal bilinç düzeyinin artırılması,
  • Gençlerin düşünce üretme aşamaları konusunda bilgilenmesi ve kendi bakış açılarını bu üretim sürecine dâhil etmesi,
  • Yeni binyıldaki yerel, ulusal, bölgesel ve küresel sorunları tartışarak, bu sorunlar hakkında toplumsal duyarlılık yaratılması,
  • Yerel Gündem 21 çalışmalarının yaygınlaştırılması,
  • Binyıl Kalkınma Hedeflerinin tanıtımını başka kentlerde gerçekleştirecek eğitici kadrolar oluşturup, başka kentlere destek olunması.

Proje kapsamında “Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi, “Yeni Binyıl Söyleşileri”, “Yeni Binyıl Konferansları”, “Yeni Binyıl Dergisi” ve “Yeni Binyıl Kitaplığı” adı altında bir dizi etkinlik gerçekleştirilecek. Düzenlenmesi planlanan “Yeni Binyıl Söyleşileri” sekiz konu başlığı altında yapılacak: “Yeni Binyılda Eğitim Sorunları”, ““Yeni Binyılda Çevresel Tehditler”, “Yeni Binyılda Güvenlik Konsepti”, “Yeni Binyılda Bölgesel ve Küresel İşbirliği”, “Yeni Binyılda Din ve Toplum İlişkileri”, “Yeni Binyılda Sürdürülebilir Kalkınma Sorunu”, “Yeni Binyılda Enerji Politikaları” ve “Yeni Binyılda Halk Sağlığı Sorunları”.

Gerçekleştirilecek 3 konferansta ise, “Yeni Binyılda Türkiye”, “Yeni Binyılda Avrupa” ve “Yeni Binyılda Dünya” konuları ele alınacak.

Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi Projesi:
Yerel Gündem 21 Evi
Cumhuriyet Meydanı Uğur Mumcu İş Hanı Kat:2
Yalova
Telefon: 0226 811 51 22
Faks: 0226 811 51 20
e-posta: genelsekreterlik@yalovakentmeclisi.org

 

UNDP'nin yeni kitabı küresel riskleri yönetme araçlarını ele alıyor

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) hazırladığı ve çarpıcı önermeler içeren bir kitap, küresel risklerin yönetilme maliyetini kesin biçimde azaltabilecek yenilikçi mali mekanizmaların dünyadaki tüm hükümetler tarafından uygulanabileceğini savunuyor.

Ankara, Mart 2006

‘Yeni Kamu Maliyesi: Küresel Zorluklara Yanıt’ başlıklı kitap, 28 Ocak 2006’da UNDP Başkanı Kemal Derviş tarafından Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda tanıtıldı.

‘Yeni Kamu Maliyesi: Küresel Zorluklara Yanıt’, hükümetlerin, kuş gribi, terörizm ve iklim değişikliği gibi uluslararası zorluklara karşı yaratıcı ve teşvik etme temeline dayalı araçlar kullanarak daha düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir biçimde nasıl karşılık verebileceği konusunu değerlendiriyor. Böylesi yaklaşımların yaygın olarak benimsenmesinin, küresel sorunlara özellikle mali açıdan yetersiz cevap verme döngüsünü tersine çevirebileceğini, yeni ve krizlere yakalanmaya daha az eğilimli bir dünyanın temellerinin atılacağını öne sürüyor.

Daha düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir kriz yönetimi, mevcut ve gelecekteki kalkınma yardımlarının daha etkin kullanımını, 2015 yılına kadar dünyadaki yoksulluğun yarı yarıya azaltılmasını öngören Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşma ihtimalinin artmasını ve hedeflenen tarihten sonra da kalkınmanın sürdürülmesini teminat altına alır.

Kitabın tanıtma toplantısında konuşan UNDP Başkanı Kemal Derviş, “Ülkeler arasında giderek artan karşılıklı bağımlılık ve bunun beraberinde getirdiği zorluklar, küreselleşmenin daha etkili bir biçimde yönetilmesini gerekli kılıyor. Bu yeni yönetim, kamu ve özel oyuncular arasında, devletler ve küresel piyasalar arasında farklı düzeylerde sürecek bir işbirliği ile tanımlanabilir” dedi.



“Öncü bir yayın”

‘Yeni Kamu Maliyesi’, Oxford Üniversitesi Yayınevi’nin UNDP Kalkınma Çalışmaları Ofisi (ODS) adına yayımladığı bir dizi kitabın üçüncüsü. Kitabın editörleri ise, UNDP ODS Direktörü Inge Kaul ve yine UNDP’den Pedro Conceição.

Eser, henüz yeni olmasına karşın önde gelen uluslararası şahsiyetlerin övgülerini kazandı bile. Nobel Ödülü sahibi Joseph Stiglitz, kitabı, “Önümüzdeki yıllarda çok işlenecek bir konuya önemli bir başlangıç yapan öncü bir yayın” olarak nitelendirdi.

Güney Afrika Maliye Bakanı Trevor Manuel ise “Modern kamu maliyesinin en bunaltıcı zorlukları hakkında yazılmış cesur ve özlü bir kitap. Hükümetler ve özel sektördeki oyuncular arasında daha iyi ortaklıkların nasıl kurulacağını ve ortak çıkarlar arayışındaki uluslar arasındaki işbirliğinin nasıl güçlendirileceğini ele alıyor” sözleriyle kitapla ilgili görüşünü açıkladı.

Kamu ve özel sektör ortaklıklarının önde gelen destekçilerinden İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown da şunları söyledi: “Yeni Kamu Maliyesi, insanları ve ülkeleri geleceğe, hem ülkelerin kendi içinde hem de aralarında daha fazla refah ve eşitliği birleştiren yeni bir küresel ekonomiye nasıl hazırlayabileceğimizi gösteriyor. Günümüzün politika oluşturan çevrelerinin okuması gereken bir eser.”

Kitabın editörleri ise, küresel zorlukları karşılarken daha verimli ve etkin yollar bulma amacına yönelen mevcut mali yenilikler uygulamasının, devletin geleneksel rolünde temel bir değişime işaret ettiğini savunuyor. ‘Yeni Kamu Maliyesi’nin baş editörü Inge Kaul, “Hükümetler artık giderek küresel, hareketli aktörler ile yerel ve iç kamuoyunun politika talepleri arasında bir aracı gibi davranıyorlar” diyor.

Böylesi bir ‘aracı devletin” ortaya çıkışı, dış kaynak kullanımı, işgücü piyasası esnekliği ve zararlı gaz emisyonlarının sınırlandırılması çerçevesindeki siyasi tartışmalarda kendini belli ediyor. Örneğin, kuş gribi salgınının önlenmesi, uluslararası terörizmle mücadele veya küresel ısınmanın yol açtığı aşırı hava koşullarına hazırlıklı olma gibi sınır ötesi risklerin yönetiminde ek politikalara yönelme uygulamalarının altında bu yatıyor.

Kitabın yardımcı editörü Pedro Conceição da, “Böylesi uzun vadeli ve mali riskleri stratejik olarak yönetmeyi öğrenen hükümetler, patlak verecek mali fırtınaları en az zararla atlatacak olanlardır” diyerek bu konudaki görüşünü açıklıyor.

Kıbrıs'ta teknik yardım aracılığıyla taraflar yakınlaştırılmaya çalışılıyor

1997’den bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesel Bürosu (RBEC), Kıbrıs’taki barış sürecini desteklemek amacıyla çeşitli programlar yürütüyor.

Ankara, Mart 2006

Bunlar arasında İki Toplumlu Kalkınma Programı (BDP), İşbirliği ve Güven için Eylem (ACT) ve Gelecek için Ortaklık (PFF) de bulunuyor. Kıbrıs’taki tüm RBEC programları, acil ihtiyaçlara cevap verebilmek amacıyla Kıbrıslı yetkililerin tam işbirliğiyle tasarlanıp uygulandı.

Avrupa Birliği’ne katılım, ada tarihinde yeni bir aşamaya işaret ediyor ancak geçmiş ve günümüzdeki ulusal ve uluslararası girişimlere karşın, adanın Rum ve Türk kesimleri arasındaki mevcut sosyo-ekonomik uçurum, Kıbrıs’ta barış oluşturma sürecinin önünde hâlâ önemli bir engel teşkil ediyor.

Kuzey ve güney Kıbrıs arasındaki uçurumu daraltmak amacıyla RBEC, hedefi belli teknik yardım projelerinin hızlı biçimde devreye sokulması yoluyla adadaki Türk ve Rum kesiminin sürdürebilir kalkınmasına destekleyecek yeni, özel bir fon oluşturdu. RBEC, söz konusu fona Birleşmiş Milletler’e üye devletlerin hükümetlerinin ve BM Özel teşkilatlarının yanı sıra hükümetler arası veya hükümetler dışı kuruluşlar veya özel kaynaklardan gelen nakit veya benzeri katkıları kabul ediyor.

Fora ortaklığı

Öte yandan, UNDP Kıbrıs, adadaki iki toplumun birlikte iş yapmasını ve dolayısıyla da uzlaşma sürecine katkı sağlamasına ön ayak olan Fora Ortaklığı’nı oluşturarak adanın içindeki ticari hayata da bir ivme kazandırıyor. UNDP Gelecek için Ortaklık (PFF) programı çerçevesinde Avrupa Birliği’nce finanse edilen proje, Kıbrıs’taki Rum ve Türk şirketlerinin aralarında doğrudan kişisel temas kurmalarını teşvik ederek iş hayatına da yeni bir soluk getiriyor.

Şirketler arasındaki toplantıları, işletmelerin iş hayatındaki beklentileri ve çıkarlarını dikkate alarak UNDP-PFF ayarlıyor. Toplantıların her biri tek bir ürün ve/veya hizmet grubuna odaklandığından, bu buluşmalar ada içi ticaretin önündeki engellerin belirlenmesi ve tahlil edilmesi ve akabinde iş takibi için de bir fırsat oluşturuyor. Bugüne kadar Bilgi İletişim Teknolojileri ile mobilya sanayisine odaklanan iki Fora Ortaklığı başarıyla organize edildi ve başka etkinlikler de planlanıyor.

UNDP-PFF İş Geliştirme Danışmanı Giuseppe Belsito, adadaki iki toplumun iş ortaklıkları kurmasını önlemeyi sürdüren bazı nedenler arasında psikolojik ve bürokratik engeller ile bilinç eksikliği olduğunu bildirdi. Belsito, “Ancak Fora Ortaklığı, özel sektörün anlaşmazlık sonrası dönemde müthiş bir uzlaşma gücü olabileceğini gösteriyor” dedi.

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistanlar: Ceylan Özerengin, Oya Otman

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2006 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.