Sayı: 96
Fotoğraf: Halim Diker
“Yer Yediuyuru Yok Olmasın” projesi, Yaban Hayatı Araştırma Derneği tarafından GEF SGP (Küçük Destek Programı) desteğiyle yürütülüyor.
Proje, nesli tehlike altında olan Yer Yediuyuru’ların yaşamını sürdürebilmesini amaçlıyor.
2012 yılında Halim Diker tarafından proje kapsamında çekilen Yer Yediuyuru fotoğrafları, BBC’nin Wildlife (Doğal Yaşam) fotokapan yarışmasında tüm kategoriler ve yeni keşifler dallarında birinci oldu.
Narin bir kemirgen: Yer Yediuyuru
Yer Yediuyuru, nesli tehlike altında olan narin bir kemirgen türü.
Bir zamanlar Anadolu ve Avrupa’da meşe ormanları içerisinde kalan çalılık meyvelik alanlarda yaşayan bu gizemli tür, yoğun tarım ve ormancılık faaliyetleri sonucu doğal yaşam alanlarının neredeyse tamamını kaybetmiş durumda.
Günümüzde son kayıtları Edirne ve çevresinde, tarla aralarında kalmış çalılık, meşelik ve meyve bahçelerinden alınan Yer yediuyuru, acil önlemler alınmazsa dünya üzerinden yok olacak.
Yaşamının uzun bir dönemini uyuyarak geçiren, yılda sadece bir kez doğum yapabilen, yetersiz beslenerek kış uykusunu atlatamama, yırtıcılara yem olma tehlikeleriyle karşılaşan ve bu sorunların üstüne habitat kaybıyla da karşılaşan bu narin kemirgenin yaşamını sürdürebilmesi için acil desteğe ihtiyacı var.
GEF SGP (Küçük Destek Programı) tarafından desteklenen Yaban Hayatı Araştırma Derneği’nin “Yer Yediuyuru Yok Olmasın” projesi, Yer Yediuyuru’ların yaşamını sürdürebilmesine destek vermek için Eylül 2013’de faaliyetlerine başladı.
Proje, ayrıca önceki yıl WWF Türkiye’nin “Türkiye’nin Canı” adlı hibe programı tarafından da desteklendi.
Proje kapsamında Yer Yediuyuru’nun son yaşam alanlarında habitat iyileştirmeleri yapılacak ve türün doğada fotoğraf ve videoları çekilerek tanıtım ve eğitim seminerlerinde kullanılacak.
Türün yaşadığı son alanların yerel halk ile işbirliği içerisinde, türün yaşamını tehdit edecek faktörlerden arındırılması ve yaşamını sağlıklı şekilde devamının sağlanması için uygun önlemlerin alınması sağlanacak.
Bunun için tarım kesimine gereken bilgiler ve koruma çalışmaları seminerler ile aktarılacak.
Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) tarafından yürütülen ve “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi” projesi ve GEF Küçük Destek Programı (SGP) – COMDEKS tarafından desteklenen “Sorumlu Balıkçılık Uygulamalarına Geçiş” projesinde sona geliniyor.
Sertifikalar ilgi çekiyor
Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi’nde yürütülen proje kapsamında her bireyin deniz koruma çalışmalarında oynayacağı rolü özendiren uygulamalara imza atılıyor.
Özellikle turistik bölgelerde dağıtılacak “Sorumlu Balıkçılık Sertifikaları” da bu kapsamda büyük ilgi çekiyor.
Halkın kanaatleri belirleyici
Balıkçılar, balık satış noktaları, restoran ve lokantalara yönelik sertifikaların kimlere verileceğini yerel halkın kanaatleri belirliyor.
Tüketicilerin tercihlerini belirlemede önemli role sahip olan sertifikalar, ona sahip olan kurum ve kuruluşlar için önemli bir prestij göstergesi olarak kabul ediliyor.
“Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında gerçekleştirilen eğitim serisinin üçüncüsü ve sonuncusu olan “Deniz Koruma Alanları Sürdürülebilir Turizm Eğitimi” (DKA 201) Akyaka’da tamamlandı.
Eğitim programı, WWF Akdeniz Ofisi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) Uluslararası Deniz Koruma Alanları Kapasite Geliştirme Programı tarafından düzenlendi.
Geniş konu yelpazesi
Eğitimde sürdürülebilir turizme ilişkin kavramlar, bu alana yönelik değerleme çalışmaları, ziyaretçi etkilerinin yönetimi ve izlenmesi, etkileri minimize etmek için turizm endüstrisi ile çalışmak, turizm temelli eğitim ile destek ve sertifikasyon standartları gibi başlıklar üzerinde duruldu.
Farklı kurum ve kuruluşlardan katılım
Eğitime, Türkiye’deki deniz ve kıyı koruma alanlarının temel paydaşları olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere İzmir ve Muğla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri, üniversiteler, ticaret odaları ve çeşitli STK’lardan 24 temsilci katılarak eğitim aldı.
“Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması” projesi kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı için bütünleşik bina tasarımı yaklaşımı ile yapılan örnek binaların tasarımı tamamlandı.
Kamu ve özel sektör için örnek oluşturacak nitelikte beş hizmet binası, “sürdürülebilir ve çevre dostu binalar” olarak tasarlandı.
Tasarımın ilk aşamalarından itibaren bina enerji performansının modellenmesi, iyileştirmeler yapılması ve böylece performans ve maliyet açısından en uygun tasarımın gerçekleştirilmesi hedeflendi.
Yenilenebilir Enerji Teknik Meslek Lisesi
Tasarımı tamamlanan beş binadan dördü, Ankara Eryaman Mahallesi’nde yapılacak ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Yenilenebilir Enerji Teknik Meslek Lisesi” olarak kullanılacak.
Okul yapıları; derslik binası, atölye binası, spor salonu ve yurt olmak üzere dört bölümden oluşacak.
Beşinci bina ise; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Sincan- Etimesgut Bölgesi Hizmet Binası olarak faaliyete geçecek.
Bütünleşik bina tasarımı yaklaşımı
Bu binaların tasarımları yapılırken sürdürülebilirlik hedeflerinin tanımlanması, binanın pasif, mekanik ve elektrik sistemlerinin tanımlanarak mimariye entegre edilmesi yöntemi izlendi.
Ayrıca yapısal ve mekanik çözümlerin enerji modellemeleri ve benzeri analizler yapıldı ve bu yapıların maliyet analiz ve faydalarının araştırılması yöntemi izlendi.
Binalarda maksimum düzeyde iç hava kalitesi ve konforu sağlandı ve, fonksiyona bağlı olarak üretkenliği desteklemek üzere yapılan analizler tasarıma yansıtıldı.
Estetik değeri olan ve bölgeye değer katan tasarımlar, yerel dokuya uyum sağlıyor.
Tasarım aşamaları ekonomik analizlerle desteklendi ve yangın, deprem ve doğal afetlere karşı güvenli olması, geri dönüşümlü ve yeşil malzemelerin ve doğal enerji kaynaklarının kullanımı gibi tasarım kriterlerinin ele alınmış olması, örnek binaların yüksek performanslı ve sürdürülebilir bina tasarım parametlerine uyumu sağlandı.
Aynı zamanda bu binalarda; malzeme, sistem ve kütle elemanlarının birbirleriyle arasındaki ilişki ele alınarak, sağlam bir uygulamaya yönelik tasarım gerçekleştirilmiş oldu.
Binaların mimari proje aşamalarında, mimari ve yapısal özellikler ile mekanik ve çevresel özelliklere önem verildi.
Bu binaların projelendirilmesinde yetkilendirilmiş olan farklı disiplinlerden gelen tasarımcılar, mühendisler ve ihtiyaca göre belirlenen ilgili alanlara yönelik uzmanlardan oluşan bir ekip görev aldı.
Örnek binaların tasarımı Ekodenge Ltd, Atelier Ten ve Willen Associates Ortak Girişimi tarafından Bütünleşik Bina Tasarımı Yaklaşımı ile gerçekleştirdi.
Sürdürülebilir beş adet örnek bina, sağlıklı bir çevre oluşturmak, bu binalarda enerji performansını azami düzeye çıkarmak ve enerjiyi mümkün olan en verimli şekilde kullanmak, binalardan kaynaklı atıkların yönetimi ve materyallerin geri dönüşümü hakkında duyarlılığı artırmak, gri su ve yağmur suyunun geri dönüşümüne destek olmak amacıyla enerji, sürdürülebilirlik, atmosfer, malzeme/atık, su ve sosyal duyarlılık konseptleri ile ön plana çıkıyor.
[BAGLANTILAR]
Toplumun farklı kesimlerinden 5,600 grup ve kuruluşun yer aldığı kampanya, tüm insanları yardımlaşmaya ve bağış yapmaya teşvik ediyor.
#BuSalıYardımlaşma kampanyasına isteyen herkes zaman, bilgi veya enerjisiyle destek verebiliyor.
Harekete geçmenin önemi
UNDP çalışanları da 3 Aralık'ta kendi toplumlarında düzenleyecekleri çeşitli etkinliklerle gönüllü olarak kampanyaya destek verecek.
Şimdiye kadar 12 ülke ofisi, bu yardımlaşma hareketindeki yerini aldı.
Birçok hareket olanağı
Ülke ofisleri, 3 Aralık'ta pek çok yaratıcı faaliyetlerle katılacak.
Asya ve Pasifik bölge merkezi, “İkinci şans” Sivil Toplum Örgütü ile işbirliği yaparak Bangkok’un yoksul kesimleri için bağış topluyor.
Klong Toey Mahallesi sakinleri, ikinci el mağazalarında satmak üzere giysi ve eşya yardımı alıyor.
Burundi’nin Bujumbura bölgesinde ise #BuSalıYardımlaşma kampanyası, hastanelerdeki kan eksiğinin giderilmesine yönelik olarak, kan bağışını teşvik ediyor.
Uzmanlar, sivil halk, BM gönüllüleri ve UNDP, #BuSalıYardımlaşma ile yardımseverliğin önemini ve anlamını bir kez daha gösteriyor.
#UNSelfie
#UNSelfie hareketi, #BuSalıYardımlaşma kampanyasına desteğinizi gösterebileceğiniz başka bir fırsat sunuyor.
Sosyal medyada #UNSelfie etiketiyle yayınlayacağınız resimler ile sadece kendini düşünmemenin ve yardımlaşmanın önemini vurgulayabilirsiniz.
Aynı zamanda #UNSelfie hareketi, UNDP’nin Filipinlerdeki çalışmaları hakkında farkındalığın ve bağışların artırılmasını amaçlıyor.
Yerel halk, sokaklarındaki moloz ve tıbbi atıkları temizlemeye başladı ve böylece tayfundan sonra yeniden hayat kurabilmeleri için çok ihtiyaç duydukları geliri elde etmeye başladı.
Sokakların moloz yığınlarından temizlenmesiyle yerel halkın, insani yardım erzaklarına erişimleri de kolaylaştı.
Tayfunun en çok zarar verdiği yerlerden olan Tacloban’a ziyareti sırasında konuşan BM Genel Sekreter Yardımcısı ve UNDP’nin Asya ve Pasifik Bölge Direktörü Haoliang Xu, “Enkaz kaldırma, yardım hareketinin çok önemli bir parçası çünkü molozsuz sokaklar gelen yardımın kolayca dağıtılması için en önemli bir ön koşul,” dedi.
Bir hafta boyunca 180 kadın ve erkek, Tacloban ve Palo’daki iki hastanede, iki okulda ve tayfundan en çok zararı gören üç mahallenin sokaklarında moloz yığınlarını ve tıbbi atıkları temizledi.
Bu temizlik çalışmaları UNDP’nin organize ettiği iş karşılığı ödeme programı kapsamında yapıldı.
Jeneratör, kürek ve el arabası gibi erken iyileşme sürecinin başlaması için gerekli olan temel ekipmanlar ve araçlar, bu program kapsamında çalışanlara sağlandı.
Avustralyalı yardım örgütü AusAid yardımı ile her gün 50 işçi tetanosa karşı aşılandı.
Tayfundan en çok etkilenen belediyelerde altı ay boyunca 200,000 geçici iş olanağı sağlanacağını belirten Haoliang Xu, “İnsani çabalara katkıda bulunmasının yanı sıra enkaz kaldırma çalışmaları, ekonomik iyileşmenin de önemli bir parçasıdır” dedi.
Enkaz kaldırma ve atık yönetimi, yerel toplulukların güçlenmesini sağlayacak 20 milyon dolarlık erken iyileştirme planının bir parçası.
Plan kapsamında uygulanan programlar, yerel işletmelerin iyileştirilmesini ve topluluk altyapısının yenilenmesini sağlayacak ve yerel yönetim yapılarının verdiği hizmetlerin tekrar başlamasına katkıda bulunacak.
[BAGLANTILAR]
20-21 Kasım tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen İkinci Yüksek Mahkemeler Zirvesi’nde yargı süreçlerinde şeffaflığın önemi tartışıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi işbirliğinde düzenlenen İkinci Yüksek Mahkemeler Zirvesi’nde yargıda şeffaflık teması ele alındı.
Zirve, on üç Asya ülkesinden Yüksek Yargı Mahkemesi Başkanlarını ve hâkimlerini bir araya getirerek, yargı süreçlerinde şeffaflığın tesisi için ulusal ve uluslararası bilgi, deneyim, en iyi uygulamalar ve edinilen derslerin paylaşıldığı bir platform görevi gördü.
Zirve süresince katılımcılar çok katmanlı bir kavram olan yargıda şeffaflığın temel unsurlarını inceledi.
Sonuç: İstanbul Bildirgesi
Yüksek Mahkeme Başkanları ve hâkimlerini taslak bildirge metninin incelenmesi için bir araya getiren Zirve sonunda, Asya kıtasından on üç Yüksek Mahkeme Başkanı ve hâkimi İstanbul Bildirgesi’ni kurumsal ölçekte kabul etti.
Uluslararası platformda türünün ilk örneği olan Bildirge, yargıda şeffaflık konulu 15 ilke ve ilgili yorumdan oluşuyor.
Bildirgenin Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin yanı sıra İnsan Hakları Konseyi’nce de kabul edilmesi süreci 2014 yılında başlatılacak.
İtibar tesisi aracı olarak yargıda şeffaflık
Zirve’nin açılış konuşmasını yapan Birleşmiş Milletler Hâkim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Gabriela Knaul, Zirve’nin en önemli çıktısı olan yargıda şeffaflık konulu İstanbul Bildirgesi’nin dünyanın pek çok ülkesinde devam etmekte olan ve vatandaş katılımının güçlendirilmesi gereken yargı reformu süreçleri bağlamında çok önemli bir belge olduğunu vurguladı.
Yargıda şeffaflık konusunda güçlü işbirliği
Türkiye Cumhuriyeti Yargıtayı ve Birleşmiş Milletler Türkiye Ülke Ofisi 2009 yılından bu yana Yüksek Mahkemelerin kurumsal ve idari kapasitelerinin uluslararası standartlar ile uyumlandırılması üzerine geliştirdikleri çalışmalar vesilesi ile güçlü bir işbirliğine sahip.
İlki 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Yüksek Mahkemeler Zirvesi serisi bu işbirliğinin bir parçası olup, ulusal ve küresel seviyede hesap verilebilir ve şeffaf yargı sistemlerinin inşasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.
[BAGLANTILAR]
Fotoğraf: Kamil Şan
Üç gün devam eden toplantılara, 40’ın üzerinde ülkeden 350’den fazla hükümet, sivil toplum, özel sektör, üniversite ve Birleşmiş Milletler temsilcisi katıldı.
Temsilciler, gezegenin ekolojik sınırlarına saygı duyan ve sosyal kapsayıcılığı artıran yollar ile insanların yoksulluktan kurtarılmasını sağlayacak 21. yüzyılın en aciliyet gerektiren sorunlarını tartıştı.
Bölgesel istişarelerde, Avrupa ve Orta Asya’dan paydaşlar bir araya geldi ve 2015 sonrası kalkınma gündeminde yer alması gereken öncelikler için bölgesel bir bakış açısı sağlamak amaçlandı.
Bölgesel istişareler, 80 sivil toplum temsilcisinin katıldığı sivil toplum istişareleri ile 6 Kasım’da başladı.
Katılımcılar, kalkınma hedeflerine ulaşmak için evrensel hedeflere ve taahhütlere ihtiyaç olduğu ve yeni kalkınma gündeminin katılımcı bir şekilde oluşturulması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.
Sultanoğlu: “Yeni kalkınma gündemi için yapılan küresel tartışmalara, şimdiye kadar 1 milyondan fazla kişinin katıldı”
“2015 Sonrası Kalkınma Gündeminde Avrupa ve Orta Asya’dan Perspektifler” başlıklı konferansın açılışı 7 Kasım’da yapıldı.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, yaptığı açılış konuşmasında insanların sosyal ve ekonomik kalkınmasının garanti altına alınmasının, sosyal refahın artırılmasının ve çevrenin korunmasının hükümetler ve uluslararası kalkınma örgütlerinin sorumluluğu olduğunu söyledi.
Yılmaz, Türkiye’nin Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşma kararlılığını tekrarladı ve Türkiye’nin uluslararası olarak belirlenen hedeflere ulaşmış durumda olduğunu kaydetti.
Bakan Yılmaz ayrıca 2012 yılında Türkiye’nin resmi kalkınma yardımının 2.5 milyar ABD Dolarına ulaştığını sözlerine ekledi.
Kalkınma Bakanı uluslararası topluluğun sürdürülebilir kalkınmanın üç ana unsuru olan ekonomik ve sosyal kalkınmayı daha ahenkli hale getirmek ve çevreyi korumak konularında daha fazla çalışması gerektiğini ifade etti.
Yılmaz adaletin de sürdürülebilir kalkınmanın dördüncü unsuru olması gerektiğini çünkü adalet olmadan barış içinde bir dünyanın mümkün olamayacağını belirtti.
BM Kalkınma Gurubu Avrupa ve Orta Asya Başkanı Cihan Sultanoğlu da ''Bu toplantı yeni kalkınma gündeminin oluşturulması yolunda çok önemli bir mihenk taşı” ifadesini kullandı. Sultanoğlu, önümüzdeki yolun daha önce hiç olmadığı kadar kapsayıcı olduğunu söyledi ve bu küresel tartışmalara 1 milyondan fazla kişinin katıldığını vurguladı.
Sultanoğlu, “Küresel tartışmaların iki önemli mesajı var: Öncelikle insanlar bizden başladığımız işi bitirmemizi istiyor, ikincisi yeni kalkınma gündeminde daha da hırslı olmamızı istiyorlar” diye konuştu.
Sonuç: Kapsayıcılık ve eşitlik sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde olmalı
İstişareler sırasında çözümü aciliyet arz eden pek çok kalkınma sorunu konusunda paneller düzenlendi.
Katılımcılar üç başlık altında altı panele katılma fırsatı elde etti.
Bu başlıkları, ‘Fırsat Eşitliği ve Sonucu’, ‘Önce gezegen ve insan’ ve Yeni Gündemin İşlemesini Sağlamak’ oluşturdu.
Panellerde insan hakları, eğitim, sağlık, nüfus dinamikleri, insan onuruna yakışan iş, toplumsal koruma ve çevre konuları tartışıldı.
İstişareler sırasındaki tartışmalardan çıkan en önemli sonuçlardan birisi kapsayıcılık ve eşitliğin sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer alması gerektiğiydi çünkü hesap verebilirlik, istihdam, sağlık, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çevre konularının da dâhil olduğu bir dizi alanda eşitsizlik ve dışta bırakılma hala artarak devam ediyor.
Konferanstaki diğer bir vurgu da 2015 sonrası kalkınma gündeminin belirlenmesine gençlerin katılımıydı.
Gençlerin temsilcileri konferansta aktif olarak yer alarak ve hükümet yetkililerine ulaşarak seslerini duyurdular.
Bölgesel istişareler Kalkınma Bakanlığı'nın ev sahipliğinde UNECE, UNEP, UNDP, UNICEF, ILO, WHO, UNFPA ve IOM’in dâhil olduğu ondan fazla BM kuruluşu ile organize edilen ve desteklenen bir işbirliği çalışması olma özelliği taşıyor.
Bölgesel istişareler BM Türkiye Mukim Koordinatörü Kamal Malhotra ve Kalkınma Bakanlığı Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürü Yılmaz Tuna’nın kapanış konuşmaları ile sona erdi.
[BAGLANTILAR]
Küresel Denge Derneği ve Tüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği ortaklığında düzenlenen Sivil İklim Zirvesi, GEF Küçük Destek Programı (SGP) tarafından desteklendi.
22-23 Kasım’da Ankara’da yapılan Sivil İklim Zirvesi’ne çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.
Zirve süresince yapılan çalıştayların sonunda ulusal ölçekte iklim adına yapılması gerekenler, bir bildirgeyle kamuoyunun dikkatine sunuldu.
Bildirgede, Türkiye’nin seragazı salımlarının 1990’dan 2011’e kadar yüzde 124 arttığı belirtildi ve küresel iklim değişikliğine neden olan seragazı salımlarının, 2011 yılına göre 2020’ye kadar en az yüzde 15 oranında azaltılması gerektiğine dikkat çekildi.
İklim dostu çözümlerin mümkün olduğu vurgulanan bildirgede, sera gazı salımlarının azaltılması için yenilenebilir enerji payının artırılması, ulaşımda ve konutlarda “karbon nötr” uygulamaların ve atık sektöründe geri dönüşüm, azaltım ve yeniden kullanım politikalarının hızla hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.
[BAGLANTILAR]
Buluşma, g3 Forum’un hemen öncesinde 34 girişimcilik kulübünden 42 temsilcinin katılımı ile yapıldı.
19-20 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen buluşmada, üniversite girişimcilik kulüpleri temsilcileri hem Uluslararası Girişimcilik Merkezi ile işbirliği geliştirme fırsatı yakaladı, hem de Uluslararası Girişimcilik Haftası’nın en büyük etkinliği olan g3 Forum’a katılma imkânına ulaştı.
20 Kasım’da Vodafone’un sponsorluğunda yapılan yapılan foruma 750’ye yakın girişimci ve girişimci adayı katıldı.
Forum Uluslararası Girişimcilik Merkezi, TOBB ve GATE Türkiye işbirliği ile organize edildi.
Ali Babacan, Gülden Yılmaz, Erhan Erkut, Adil Oran, Alpman Manas, Alemşah Öztürk, Göktekin Dinçerler, Didem Altop gibi isimler ile yuvarlak masa toplantılarında bir araya gelme fırsatı yakalayan katılımcılar; ‘Fikrim var, param yok’, ‘Fikrim var nasıl yapacağımı bilmiyorum’ ve ‘’Fikrim yok girişimci olmak istiyorum’ ana başlıkları altında tartışmalar yaptılar.
Uluslararası Girişimcilik Merkezi yerel girişimciliği destekleme hedefiyle 7 il ile işbirliği protokolü imzaladı.
Forum’un kapanış konuşmalarını Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Global Girişimcilik Haftası Global Başkanı Jonathan Ortmans, Vodafone Türkiye Vakfı Başkanı Hasan Süel ve g3 Forum Yürütme Kurulu Başkanı Gülden Yılmaz tarafından yapıldı.
Ulusal Bilişim Zirvesi, Kalkınma Bakanlığı, Microsoft, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ortaklığında 8 - 10 Kasım tarihleri arasında yapıldı.
Zirveye Kalkınma Bakanlığı, Microsoft, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın temsilcileri ve 56 ilden 125 farklı gençlik kuruluşundan 200 kadar gençlik temsilcisi katıldı.
Zirvede proje ortaklarının bilişimle kalkınma vizyonu çerçevesinde sunduğu fırsatlar gençlere tanıtıldı, atölye çalışmaları ve eğitimler düzenlendi.
Zirve süresince ayrıca kapasite geliştirici eğitimler verildi ve yuvarlak masa toplantılarında “Geleceğini Tasarla” portalının geliştirilmesi çalışmaları yapıldı.
Her yıl 25 Kasım’da idrak edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bu sene kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olduğu vurgulandı.
Her yıl, en az iki milyon genç kız ve kadın, seks işçiliğine, köleliğe ve esarete zorlanıyor.
Dünyadaki kadınların yaklaşık yüzde 60’ı hayatlarının bir döneminde fiziksel veya cinsel istismara maruz kalıyor.
Cinsiyete dayalı şiddet kadınlara, ailelerine ve ülkelerine zarar veriyor ve tüm dünyada kadın ve erkekler arasındaki eşitsizliği artırıyor.
Evlilik içi tecavüz, 35’ten fazla ülkede hala suç değil ve 603 milyon kadın, aile içi şiddetin suç sayılmadığı ülkelerde yaşıyor.
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında Helen Clark, “Bunlar kabul edilemez. Daha iyi yasalar ve yaptırımlar gerekli”, dedi.
UNDP Başkanı Helen Clark, kadına karşı şiddetin temel nedenlerini ortadan kaldırmak, mağdurlara destek olmak ve suçluların adalete teslim edilmesini sağlamak için, yasaların ve yargının, hükümetle, sivil toplumla ve uluslararası organizasyonlarla işbirliği yapmasının gerekli olduğunu söyledi.
Cinsiyete dayalı ayrımcılık, günümüz dünyasının en yaygın eşitsizliklerinden biri.
Cinsiyet dayalı şiddetle yoksulluk arasında bağlantıya dair kanıtlar gittikçe artarken, çözüm sürecine erkekleri de dâhil etmek için yapılan küresel çağrılar da artıyor.
BM tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Asya-Pasifik bölgesinde yaşayan 10,000 erkeğin neredeyse yarısı, birlikte olduğu kadına karşı fiziksel veya cinsel şiddet uyguladığını ifade etti.
Araştırma, bir yandan sorunun ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyarken, bir yandan da şiddete yönelten etkenlerin çoğunun önüne geçilebileceğini gösterdi.
Rapor, şiddetin kabul edilebilir olduğu yönündeki sosyal normları ve baskın cinsiyet kalıplarını değiştirmek üzerine çalışmalar yapılması ve şiddet uygulayanların cezasız kalmasının engellenmesini öneriyor.
UNDP, kadına yönelik şiddeti engellemek ve ortadan kaldırmak için tüm dünyadaki ülkelerle ve girişimlerle işbirliği içinde çalışıyor.
Kadına yönelik şiddete son vermek hedefini gözeteceğine yeniden vurgu yapan UNDP, bu yöndeki çalışmaların kadın örgütlerinin yanı sıra erkekleri de kapsayacak şekilde artırılması gerektiğini vurguluyor.
Tüm ilanlar için buraya tıklayın.
Katkıda Bulunanlar
Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Nihan Cabbaroğlu
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Deniz Tapan, Gökmen Argun, İdil Şerifoğlu, Leyla Şen
© 2013 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.