Ana Siteye Dön

Ağustos 2014

Sayı: 104

2014 İnsani Gelişme Raporu Tokyo’da açıklandı

2014 İnsani Gelişme Raporu Tokyo’da açıklandı

Kalkınmada ilerleme kaydedebilmek ve bu ilerlemeyi güvence altına alabilmek için temel sosyal hizmetlere evrensel düzeyde herkes için erişim sağlanması ve sosyal güvenlik ve tam istihdam alanlarında daha güçlü politikalar oluşturulması çağrısında bulunan 2014 İnsani Gelişme Raporu 24 Temmuz’da Tokyo’da açıklandı. 

Ankara, Ağustos 2014

“İnsani İlerlemeyi Sürdürmek: Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak” başlıklı Rapor, Japonya Başbakanı Shinzō Abe, UNDP Başkanı Helen Clark ve UNDP İnsani Gelişme Raporu Ofisi Direktörü Khalid Malik tarafından açıklandı.

800 milyon insan yoksulluğun pençesine düşme riski altında

Sürekli kırılganlıklar, insani gelişmeyi tehdit ediyor. Söz konusu kırılganlıklar, politikalar ve toplumsal normlarla sistematik bir biçimde giderilemezse, ilerleme ne adil ne de sürdürülebilir olacak. İşte bu konu, 2014 İnsani Gelişme Raporu’nun temelini teşkil ediyor.

Gelir bazlı yoksulluk ölçümlerine göre, 1,2 milyar insan günde 1,25 ABD Doları ya da çok daha az parayla geçiniyor. Ancak, UNDP’nin Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi’nin son verileri, 91 gelişmekte olan ülkede yaşayan yaklaşık 1,5 milyar insanın sağlık, eğitim ve yaşam standartları alanlarında tekrar eden yoksunlukları nedeniyle yoksulluk içinde yaşadığını gösteriyor. Yoksulluk genel anlamda azalıyor olsa da yaklaşık 800 milyon insan, herhangi bir zorluğun ortaya çıkması durumunda yoksulluğun pençesine düşme riski altında bulunuyor.

UNDP Başkanı Helen Clark, yaptığı açıklamada “Kırılganlıklar etkin bir şekilde ele alınırsa, tüm insanlar kalkınma konusundaki ilerlemelerden eşit bir şekilde faydalanma fırsatı bulur ve böylece insani gelişme giderek daha adil ve sürdürülebilir hâle gelir” dedi.
Rapor, kırılganlık konusuna yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve dayanıklılığı güçlendirmek için yöntemler sunuyor.

2014 İnsani Gelişme Raporu oldukça önemli bir zamanda yayımlanıyor, çünkü dikkatler 2015’te tamamlanan Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni takip edecek yeni kalkınma gündeminin oluşturulmasına yönelmiş durumda.

Norveç birinci, Nijer son sırada

İnsani Gelişme Endeksi (İGE) sıralamalarında, en altta ve en üstte bulunan ülkeler bu sene de aynı kaldı. Norveç, Avustralya, İsviçre, Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri bu yıl da başı çekerken; Sierra Leone, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Nijer listenin sonlarında kalmaya devam ediyor.

İnsani gelişme alanında elde edilen genel kazanımlara karşın, 2008-2013 yılları arasında tüm bölgelerdeki ilerleme 2000-2008 yılları arasındaki ilerlemeye oranla hız kaybetti. Arap ülkelerinde, Asya ve Pasifik bölgesinde, Latin Amerika’da ve Karayipler’de, İGE’nin ortalama yıllık büyüme oranı aynı dönemler kıyaslandığında yarıya düştü.

Bu yıl İGE değerlerindeki en ciddi düşüşler; süregelen çatışmaların gelir seviyelerinde azalmaya neden olduğu Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve Suriye’de yaşandı.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son İnsani Gelişme Endeksi, büyüme konusunda genel bir yavaşlama olduğuna dikkat çekiyor

2014 İnsani Gelişme Raporu’nda ilk defa hesaplanan Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi’ne (CDGE) göre, kadınların insani gelişme seviyeleri yalnızca 16 ülkede ya erkeklerinkine eşit ya da erkeklerden daha fazla oldu. 

Ankara, Ağustos 2014

2014 İnsani Gelişme Raporu’nda (İGR) yer alan son İnsani Gelişme Endeksi’ne (İGE) göre, insani gelişme seviyeleri yükselmeye devam ediyor. Ancak insani gelişmenin büyüme hızı tüm bölgelerde yavaşlamış durumda ve ilerleme bölgeler arasında eşit dağılım göstermiyor.

Daha düşük insani gelişme değerlerine sahip gruplar daha yüksek oranda gelişme gösteriyor. Bu da yüksek ve düşük insani gelişme değerlerine sahip gruplar arasındaki uçurumun kapandığına dair bir iyimserlik olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin, Zimbabve 2012 yılından 2013 yılına ortalama yaşam beklentisi süresini 1,8 yıl artırarak en yüksek İGE değerini kaydetti. Bu değer, ortalama küresel artışın neredeyse dört katı oranında.
İGE sıralamalarında, en altta ve en üstte bulunan ülkeler bu sene de aynı kaldı. Norveç, Avustralya, İsviçre, Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri bu yıl da başı çekerken; Sierra Leone, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Nijer listenin sonlarında kalmaya devam ediyor.
İnsani gelişme alanında elde edilen genel kazanımlara karşın, 2008-2013 yılları arasında tüm bölgelerdeki ilerleme 2000-2008 yılları arasındaki ilerlemeye oranla hız kaybetti. Arap ülkelerinde, Asya ve Pasifik bölgesinde, Latin Amerika’da ve Karayipler’de, İGE’nin ortalama yıllık büyüme oranı aynı dönemler kıyaslandığında yarıya düştü.

Bu yıl İGE değerlerindeki en ciddi düşüşler; süregelen çatışmaların gelir seviyelerinde azalmaya neden olduğu Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve Suriye’de yaşandı.

Bu yıl yayımlanan Raporda, 187 ülkenin İGE değerleri sunuluyor. Dünya Bankası’nın Mayıs 2014’te yayımladığı Uluslararası Karşılaştırma Programı’nın (ICP) “satınalma gücü paritesine göre ulusal para birimlerinin çevrilme oranları” verilerinin son halleri ilk kez bu seneki İGE’de kullanıldı.

Gelir eşitsizliği artmaya devam ediyor ve eğitim eşitsizliği aynı seviyede seyrediyor

2014 Raporu, Eşitsizliğe Uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi (EUİGE) hesaplamaları ışığında, eşitsizliğin pek çok bölgede az oranda da olsa düşüş gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu düşüşün temel nedeni son yıllarda sağlık alanında kaydedilen ilerlemeler oldu.

Fakat gelir eşitsizliği, aralarında yüksek insani gelişme değerlerine sahip ülkelerin de olduğu bazı bölgelerde arttı. Latin Amerika ve Karayipler bölgesi, bu yıl genel eşitsizlik anlamında en büyük düşüşü kaydetmesine rağmen, gelir eşitsizliğinde küresel anlamda en yüksek düzeyi göstermeye devam ediyor.

Eğitim alanındaki eşitsizlikler de direnç gösteriyor. Rapora göre, eski nesiller hâlâ okuma yazma bilmeme sorunuyla başa çıkmaya çalışırken, yeni nesiller de ilköğretimden ortaöğretime geçiş konusunda ciddi zorluklar yaşıyor. Eğitim eşitsizliğinin en fazla olduğu ülkeler Güney Asya, Arap ve Sahra Altı Afrika ülkeleri oldu.
1

45 ülkenin değerlerinin hesaplandığı EUİGE, en düşük eşitsizlik seviyelerinin Norveç, Finlandiya ve Çek Cumhuriyeti’nde olduğunu gösteriyor.

Bazı ülkeler, EUİGE sıralamalarında İGE sıralamalarına oranla daha alt sıralarda yer alıyorlar.
Kişi başına düşen Gayri Safi Milli Gelir (GSMG), ABD’de Kanada’da olduğundan daha yüksek. Fakat GSMG eşitsizlik baz alınarak hesaplandığında durum tersine dönüyor. Benzer şekilde, Botsvana, Brezilya ve Şili’de eşitsizliğin yüksek oranda olması nedeniyle, kişi başına düşen GSMG’de ciddi farklılıklar görülüyor.

16 ülkede kadın İGE değerleri erkek İGE değerlerine ya eşit ya da erkek İGE değerlerinden daha yüksek

148 ülkenin insani gelişmede toplumsal cinsiyet uçurumları ilk kez Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi (CDGE) kullanılarak hesaplandı. CDGE’ye göre, bu ülkelerin 16’sında (Arjantin, Barbados, Beyaz Rusya, Estonya, Finlandiya, Kazakistan, Letonya, Litvanya, Moğolistan, Polonya, Rusya Federasyonu, Slovakya, Slovenya, İsveç, Ukrayna ve Uruguay) kadın İGE değerlerinin erkek İGE değerlerine ya eşit ya da bu değerlerden daha yüksek olduğu görülüyor. Bu ülkelerin bazılarında kadın İGE değerlerinin daha yüksek olmasının nedeni, kadınların daha yüksek eğitim seviyelerine sahip olmaları iken, bazılarında kadın ortalama yaşam beklentisi sürelerinin erkeklere göre daha yüksek olması – en az 5 yıl daha fazla.

Afganistan’da kadın insani gelişme endeksi, erkek insani gelişme endeksinin yalnızca yüzde 60’ını oluşturuyor. Bu nedenle, Afganistan en eşitsiz ülke konumunda.

Ülkeler arasında önemli farklılıklar olmakla birlikte, dünya çapında kadın İGE değerleri, erkek İGE değerlerinden yüzde 8 daha az. Ancak CDGE, kişi başına düşen tahmini gayri safi milli gelir açısından cinsiyetler arasında büyük bir eşitsizlik olduğunu ortaya koyuyor: Erkekler için kişi başına düşen gelir oranı, küresel düzeyde, kadınlarınkinin iki katı.

Diğer insani gelişme endeksleri ile ilgili güncellemeler

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (TCEE) genel anlamda düşüş gösteriyor. Sağlık alanındaki gelişmeler ve eğitim ve parlamentoda temsil alanlarındaki kademeli ilerlemelere karşın, kadınların güçlendirilmesi konusunda hâlâ pek çok eksik var. Slovenya, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en az görüldüğü ülke iken, Yemen bu endekste en üst sırada yer alıyor.

UNDP’nin Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (ÇBYE), yoksunlukların genel olarak azalmakta olduğuna dikkat çekiyor. Fakat çok sayıda insan – endeks anketinin yapıldığı 91 gelişmekte olan ülkede 1,5 milyar insan – hâlâ çok boyutlu yoksul kategorisinde ve yaklaşık 800 milyon kişi de mali, doğal ya da farklı birtakım zorlukların ortaya çıkması durumunda, yoksulluğun pençesine düşme riski altında.
Güney Asya, toplamda ülke nüfusunun yüzde 71’ini oluşturan 800 milyondan fazla yoksul ve 270 milyondan fazla neredeyse-yoksul vatandaşı ile en yoğun çok boyutlu yoksul nüfusuna sahip ülke oldu. Bu da bölgenin dünyadaki tüm yoksulların yüzde 56’sına ve neredeyse-yoksulların da yüzde 35’ine ev sahipliği ettiğini gösteriyor.

UNDP tam şeffaflık ilkesine bağlıdır. Her ülke için ÇBYE hesaplamasında kullanılan bilgisayar programlarına UNDP’nin internet sitesinden ulaşılabilir.

 

 

 

 

 

 

Sosyoekonomik ve çevresel risklere karşı kırılganlık Avrupa ve Orta Asya’yı etkilemeye devam ediyor

24 Temmuz’da, UNDP tarafından yayımlanan 2014 İnsani Gelişme Raporu’na (İGR) göre, Avrupa ve Orta Asya’daki gelişmekte olan ülkelerde, insani gelişmede kaydedilen ilerleme yavaşladı. Bölge, önemli sosyoekonomik ve çevresel zorluklar yaşamaya devam ediyor.

Ankara, Ağustos 2014

Öte yandan, Rapor bölge ülkelerinin eğitim, sağlık ve yaşam standartları açısından oldukça yüksek orandaki eşit şartlardan faydalandığını ortaya koyuyor.

Bugün, Tokyo’da Japonya Başbakanı Shinzō Abe, UNDP Başkanı Helen Clark ve İnsani Gelişme Raporu Ofisi Direktörü Khalid Malik tarafından yayımlanan İnsani İlerlemeyi Sürdürmek: Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak başlıklı Rapor, kırılganlık kavramına insani gelişme merceğinden bakıyor ve dayanıklılığı artırmak için yöntemler sunuyor.

Rapor, yaşam döngüsü kırılganlıklarını inceliyor ve kişinin yaşamı boyunca şokların daha yoğun etki gösterebileceği hassas dönemleri (örneğin; erken çocukluk, yaşlılık) tanımlıyor. Aynı zamanda Raporda, ayrımcılık ve kurumsal başarısızlıklar sonucunda zamanla şiddetlenip süreklilik gösteren ve etnik azınlıklar, engelliler ve uzun süredir işsiz olanlar gibi dezavantajlı grupların zarar görmesine neden olan yapısal kırgınlıklar da inceleniyor.

Sosyal dışlanmışlık ve yapısal kırılganlıklar, Avrupa ve Orta Asya bölgesi için sorun olarak kalmaya devam ediyor. Bölgede bulunan pek çok gelişmekte olan ülkede sosyal hizmetlere ve sosyal güvenliğe erişim kısıtlı. Romanlar gibi etnik azınlıkların yanı sıra engelliler, uzun süredir işsiz olanlar, göçmenler ve izole edilmiş kırsal ve dağlık bölgelerin sakinleri kalkınmada yaşanan aksamalara karşı özellikle kırılgan durumdalar.

Bölge, içinde bulunduğu coğrafyadan ötürü doğal afetlere, özellikle de depremlere karşı kırılgan bir yapıya sahip. Yoğun nüfuslu bir yerleşim merkezinde ya da yakınında meydana gelebilecek büyük bir deprem insani bir felakete, bölgesel altyapının zarar görmesine, ciddi mülteci akınlarına ve çoğunlukla sınırlı olan devlet kapasitesinin ve toplumsal bütünlüğün giderek daha çok baskı altında kalmasına neden olabilir. Tahminler, Orta Asya’da ve Kafkaslar’da kuraklık tehditlerinden Adriyatik Denizi, Karadeniz ve Hazar Denizi havzalarının kıyı kesimlerinde meydana gelebilecek artan sel risklerine kadar iklimle ilgili bir dizi önemli riske dikkat çekiyor. Raporun da gösterdiği gibi, bu tür olayların gerçekleşmesi durumunda, sosyal dışlanmışlıktan muzdarip olanlar en kırılgan durumda olma eğilimi gösteriyor.

UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Bölge Direktörü Cihan Sultanoğlu: “Orta gelirli ülkelerde, afetlerin ve iklim risklerinin daha iyi yönetilmesinin yanı sıra eşitsizliklerin, kırılganlıkların ve dışlanmanın azaltılması ile sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun azaltılması konularında ilerleme kaydedilebilir. Özellikle, pek çoğu hâlâ küresel mali krizin etkilerini atlatmaya çalışan, gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ekonomileri için bu durum geçerli” dedi. 

Genel anlamda bölge, İnsani Gelişme Endeksi (İGE) sıralamalarında, gelişmekte olan bölgeler arasında Latin Amerika ve Karayipler’den sonra ikinci sırada geliyor. Bölge, ortalama yaşam beklentisi ve ortalama öğrenim görme kategorilerinde dünya ortalamalarının üzerine çıkıyor, fakat kişi başına düşen gayri safi milli gelir konusunda biraz geride kalıyor. Bölgede en yüksek İGE değerlerini Karadağ ve Beyaz Rusya (sırasıyla 51. ve 53. oldular) gösterirken, en düşük İGE değerlerine de Kırgız Cumhuriyeti (125. sırada) ve Tacikistan (133. sırada) sahip oldu.

Diğer gelişmekte olan bölgelerle karşılaştırıldığında, Avrupa ve Orta Asya bölgesi, eşitsizliğe uyarlanmış insani gelişme değerleri hesaplamalarında ortalamanın altında bir düşüş kaydederek eşitsizlik sıralamalarında olumlu anlamda ön plana çıktı. Gini katsayısına göre hesaplama yapıldığında, Ukrayna en düşük gelir eşitsizliği değerine sahipken Makedonya Cumhuriyeti en yüksek gelir eşitsizliği değerini kaydetti.

2014 İnsani Gelişme Raporu, etkisi ve kökeni bakımından giderek daha küresel hâle gelen kırılganlıklara karşı dayanıklılık oluşturmak için politika hedefi olarak tam istihdama bağlılık, temel sosyal hizmetlere herkesin erişiminin sağlanması, güçlendirilmiş sosyal güvenlik ve daha iyi bir küresel işbirliği çağrısında bulunuyor. Rapor, küresel kalkınma açısından oldukça önemli bir zamanda yayımlanıyor, çünkü dikkatler, 2015 sonrası yeni kalkınma gündeminin oluşturulmasına yönelmiş durumda.

 

 

 

 

 

 

Bu yıl 12 bin kişi ‘İnternetle Hayat Kolay’ diyecek

İnternet okuryazarlığı oranının artırılmasını amaçlayan ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesi, bu sene 20 ilde 12 bin kişiye eğitim vermeyi amaçlıyor.

Ankara, Ağustos 2014

Fotoğraf: TTNET

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Kamal Malhotra, TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya ile ‘İnternetle Hayat Kolay’ projesinin yeni dönemi ile ilgili görüş alışverişinde bulunmak için bir araya geldi.

"İnternetle Hayat Kolay" projesi TTNET, UNDP Türkiye ve Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği işbirliği ile yürütülüyor ve proje kapsamında daha önce internet kullanımı eğitimi almamış bireylere internet eğitimi veriliyor.

Proje özellikle 35 yaş üstü kadınları hedefliyor

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Kamal Malhotra görüşmeden sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi: “UNDP’nin Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ve TTNET ile olan işbirliği Türkiye’deki herkes için her yerde bilgi ve iletişim teknolojileri fırsatları yaratmayı amaçlıyor. Böylece sayısal uçurumun kapanması ve en dezavantajlı ve dışlanmış grupların dahi küresel bilişim toplumunun faydalarından yararlanması hedefleniyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerini daha güçlü, daha eşit ve daha müreffeh bir geleceğe hizmet etmesi için kullanıyoruz.”

Ziyaretten sonra bir açıklama yapan TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya ise yeni dönemde projenin özellikle 35 yaş üstü kadınları hedeflediğini belirtti.

Türkiye’de hızlı bir dijital dönüşüm yaşandığını da belirten Kaya, şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde ülkelerin en önemli gelişmişlik göstergelerinden biri de internet kullanımının yaygınlığıdır. Biz de dijital ekosistemi büyütmek için birçok platformda çalışmalar yürütüyoruz. İnternetin sunduğu avantajlardan herkesin yararlanabilmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu alandaki çabalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.”

Bu yıl 12 bin kişi daha internet kullanmayı öğrenecek

İnternetle Hayat Kolay projesi Türkiye’de internet okuryazarlığı oranının arttırılmasını, kamu ve özel sektörün sunduğu e-hizmetlerin kullanımı için kapasite gelişimi desteği vermeyi, yeni medya araçlarının bilinçli kullanımı konusunda farkındalık sağlanmasını ve güvenli internet konusunda toplumun bilgilendirilmesini hedefliyor.

2012 yılında başlatılan proje ile bu yıl, Mersin, Kahramanmaraş, Karaman, Yozgat, Ordu, Çorum, Artvin, Amasya, Bayburt, Bartın, Manisa, Çanakkale, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Erzincan, Bingöl, Erzurum ve Hakkari’den oluşan 20 ilde toplam 12 bin kişinin dijital dünya ile tanıştırılması hedefleniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

“Su Ödülleri” yenilikçi proje fikirlerine verildi

‘Her Damla Değer Katar’ projesi tarafından verilen ‘Su Ödülleri’ni kazanan proje fikirleri 23 Temmuz’da açıklandı.

Ankara, Ağustos 2014

Yarışma Türkiye’deki üniversitelere kayıtlı master ve doktora öğrencilerine yönelik yapıldı.

En iyi fikirlere 5,000 ABD Doları, 4,000 ABD Doları ve 3,000 ABD Doları ödül verildi. Toplamda 16 proje fikri Su Ödüllerinin sahibi oldu.

Toplumların suya erişimi ve sanitasyon ihtiyacına karşılık verebilecek, iklim değişikliğine uyum sağlamaya yardımcı olacak ve suyun bilinçli tüketimi konusunda farkındalık yaratabilecek yeni fikirler bu yarışmada ödüllendirildi. 

“Her Damla Değer Katar” Su Ödülleri kazananları ve ödül miktarları aşağıdaki gibidir:

  1. Ahmet Burak Aktaş

5,000

  1. Ezgi Köker, Kutay Yılmaz, Siamak Gharahjeh, Ali Ersin Dinçer, Emre Haspolat

5,000

  1. Onur Dündar

5,000

  1. Pınar Avcı

5,000

  1. Özge Türkay Dağlı, Salim Saim Ramadhan

5,000

  1. Ahmet Nazım Şahin, Ali Ersin Dinçer, Kutay Yılmaz, Emre Haspolat

5,000

  1. Alp Eren Sinan Özhan, Gürol Özhan Demirel

5,000

  1. Çağrı Sağıroğlu

5,000

  1. Cenk Akşit

5,000

  1. Gençer Gençoğlu

5,000

  1. Seçil Ömeroğlu

4,000

  1. Yavuz Fatih Fidantemiz

4,000

  1. Murat Çevik, Tuba Beşen

4,000

  1. Sertan Avcı

3,000

  1. Ahmet Hamdi Deneri

3,000

  1. Erdem Uysal

3,000

 

 

 

 

 

Engeller kıtalar arasında aşıldı

Engelli bireylerin sosyal hayata entegre olmalarına destek olmak amacıyla çalışmalar yürüten “Engelsiz Yaşam” projesi, 26. Boğaziçi Kıtalararası Yarışları’nda ‘Engelli Yüzücüleri’ destekledi.

Ankara, Ağustos 2014

Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi (TMOK) tarafından 19 - 20 Temmuz tarihinde düzenlenen 26. Boğaziçi Kıtalararası Yarışları'nda “Engelsiz Yaşam” projesi 2013 yılında olduğu gibi bu yıl da "Engelli Yüzücüleri" destekledi.

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Bakanlık Müşaviri Kenan Önalan, Peugeot Genel Müdürü Marc Bergeretti ve Peugeot gönüllüleri de yarış günü engelli yüzücüleri “Engelsiz Yaşam” standından başarı dilekleriyle yarışa yolcu ettiler.

Yarışı başarıyla tamamlayan engelli yüzücüler sıralamasında ilk üç şu isimlerden oluştu: Alper Ceylantepe, Oğulcan Altaş ve Miray Ulaş.

15 engelli yüzücünün katıldığı yarışlarda, Peugeot çalışanlarından oluşan gönüllüler, gün boyunca engelli yüzücülerle vakit geçirerek onlara destek oldular.

2013 yılında engellilerin hayata uyumları konusunda çalışmalar yapma hedefiyle başlayan "Engelsiz Yaşam" projesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteği, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, UNDP ve Peugeot işbirliği ile yürütülüyor.

 

 

 

 

'Sürdürülebilir kalkınma sadece bir tarafın kazanacağı bir oyun değil'

Ormancılığın dünyadaki ve Türkiye'deki mevcut durumunun ve fırsatların tartışıldığı bir seminerde Yale Üniversitesi'nden Profesör Chadwick Dearing Oliver, ‘Uzun vadeli vizyona değer verilen bir toplum inşa etmeliyiz,’ dedi. 

Ankara, Ağustos 2014

Yale Üniversitesi Küresel Orman Enstitüsü Başkanı Prof. Chadwick Dearing Oliver, 22 Temmuz'da BM Binası’nda, ‘sürdürülebilir toplumlar ve sürdürülebilir çevre yaratmak’ konulu bir seminer verdi.

Sürdürülebilir kalkınma ve ormancılık ilişkisi üzerine bilgi ve deneyimini paylaşan Prof. Oliver, sürdürülebilir kalkınmanın bazı şeylerden vazgeçmek anlamına gelmediğini ve doğal kaynaklarımızı tüketmeden ekonomik kalkınmanın mümkün olduğunu belirtti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Enerji verimliliği ile ilgili 5 üniversite projesi ilk dönemlerini tamamladı

Türkiye’de Enerji Verimli Ürünlerin Piyasa Dönüşümü (EVÜdP) Projesi Hibe Programı kapsamında hibe almaya hak kazanan 5 üniversite, projelerinin ilk dönemlerini başarıyla tamamladı.

Ankara, Ağustos 2014

Hem sosyal hem de mühendislik bilimlerinden Enerji Verimli Ürünler üzerine 5 araştırma projesi Türkiye’de Enerji Verimli Ürünlerin Piyasa Dönüşümü (EVÜdP) Projesi Hibe Programı tarafından desteklenmeye hak kazandı. Ocak 2014 sonu itibariyle başlayan 5 hibe projesi, laboratuvar alt yapılarının kurulumu ve enerji verimliliği derslerinin müfredetının planlanması da dahil ilk dönemlerini başarılı bir şekilde tamamladı.

Hibe verilen üniversiteler ise şunlar: Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi; Kadir Has Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi. Projelerin süresi 8 ile 9 ay arasında; verilen hibe miktarları ise yaklaşık 100.000 Amerikan Doları civarında değişiyor.

“Ankara Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliği Teknolojileri Araştırma Merkezi” başlıklı projesi ile hibe almaya hak kazanan Ankara Üniversitesi (AU), proje kapsamında yeni kurulan Enerji Verimliliği Araştırma Merkezi bünyesindeki Enerji Verimliliği Laboratuvarının tüm fiziki alt yapı ve ekipmanların kurulumunu tamamladı. Bu merkezin kurulumu ile proje hem üniversite bünyesinde “Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliği” üzerine bilimsel araştırmaları artırmayı hem de Ankara’daki firmalara bu konuda bilimsel araştırma desteği sağlamayı hedefliyor. Bu bağlamda Araştırma Merkezi ve Laboratuvar, tasarlanan enerji verimliliği derslerine olduğu kadar bölgedeki KOBİ’lere de ürünlerini test ettirebilmeleri için olanak sağlamayı planlıyor. Ekim 2014’te açılması planlanan Enerji Verimliliği Laboratuvarı öncelikle elektrikli fırınlar ve buzdolapları üzerinde yapılacak araştırmalar için test olanakları ile donatıldı. Laboratuvar, ilerleyen dönemlerde farklı ürün gruplarının da enerji verimliği testlerine olanak sağlayabilecek şekilde tasarlandı.

Diğer taraftan Boğaziçi Üniversitesi “İklim Değişikliği ve Ev Aletleri” başlıklı projesiyle hibe almaya hak kazandı Bilimsel araştırmaların ve ev aletlerinde enerji verimliliği ile iklim değişikliği arasındaki bağa yönelik tüketici bilincinin artırılmasını amaçlayan bu proje kapsamında, üç farklı ilde bilgilendirici seminerler düzenlenmesi radyo programlarının hazırlanması ve yayımlanması, bu konudaki akademik çalışmaların desteklenmesi için seçmeli bir dersin açılması ve diğer lisansüstü ve lisans çalışmaları yapan eğitim kurumlarına da yaygınlaştırılmasına yönelik multimedya eğitiminin geliştirilmesi planlandı. Proje ortağı olarak Yeşil Düşünce Derneği, bu projenin ortağı olarak bu amaçlara ulaşılmasında Destek oluyor. Bugüne kadar proje kapsamında hazırlanan “Enerji ve İklim Değişikliği” konulu üzerine başarılı beş radyo programı ayda iki defa olmak üzere Açık Radyo’da yayımlandı. Üniversite projenin internet sitesi olan www.enerjiveiklim.org’u  faaliyete geçirdi ve site üzerinde yeni geliştirilmiş bir uygulama sayesinde piyasadaki marka ve modeller özelinde belirli ev aletlerinin enerji verimliliği ve karbon ayakizini karşılaştırma imkanı sunuluyor. Bu uygulamanın cep telefonlarına da indirilebilmesi için bir yazılım geliştirilmekte olup proje bitiminde kamuya açık kullanılabilir olması hedefleniyor.  Ayrıca, enerji verimliliği konusunda açılacak olan seçmeli dersin içeriği ve çevrimiçi olarak verilmesi planlanan ders materyalleri ve multimedya uygulamaları hazırlandı. Bugüne kadar Bursa ve Çanakkale’de seminerler gerçekleştirildi. Projenin önümüzdeki döneminde ise İzmir’de seminer gerçekleştirilecek. Ayrıca, projenin sonunda “İklim Değişikliği ve Ev Aletleri” konusunda ilgili sektör temsilcilerine ve üniversitelere yönelik iki günlük bilimsel bir konferans düzenlenmesi planlanıyor.

İstanbul Aydın Üniversitesi (IAU)  hibeye hak kazanan “Enerji Verimliliği ve Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliğinin Sürdürülebilirliği” başlıklı projesi ile üniversitede AR-GE ve laboratuvarda eğitim faaliyetleri ile bilinçlendirmenin arttırılmasına yönelik bir çalışma yapıyor. Bu amaca yönelik olarak, Enerji Verimliliği ve Elektrikli Ev Aletleri için bir Ölçüm ve Analiz Laboratuvarı kuruldu ve laboratuvar altyapısı ve ekipmanların kurulumu tamamlandı. Bu laboratuvarın, yine proje kapsamında enerji verimliliği üzerine tasarlanan enerji verimliliği ile ilgili derslerde kullanılması planlanıyor. Derslerin içeriği bu proje döneminde geliştirilmiş olup önümüzdeki ders döneminde verilecek. “Elektrikli Ev Aletlerinde Ölçüm ve Verimlilik Analizi” dersi, IAU Mühendislik Fakültesinde Makina Mühendisliği Lisansüstü Programı için zorunlu ders olarak tasarlandı. “Elektrikli Ev Aletlerinin Kullanımında Enerji Verimliliği ve Teknikleri” dersi ise IAU Lisans Programına yönelik seçmeli bir ders olarak tasarlandı. Ayrıca, çalışan kadınlar ve ev hanımlarına yönelik bir eğitim programı geliştirildi. Konutlarda Enerji Verimliliği ve Elektrik Enerjisi Tüketiminin Düşürülmesine Yönelik Önlemler konulu bu eğitimin IAU tarafından yerel yönetimlerle işbirliği içinde düzenlenmesi planlanıyor.

Kadir Has Üniversitesi’nin “İklim Değişikliği ve Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliği Hakkında Bilincin Arttırılması” başlıklı projesinin hedef kitlesi ise kadın tüketiciler ve çocuklar. Bu bağlamda, İstanbul, İzmit ve Bursa’da bilinçlendirme amacıyla oluşturulan örnek kampanya pilot okullarda uygulandı ve çalışan kadınları, ev hanımlarını ve kız öğrencileri kapsayan 1300 kişi ile anket çalışması gerçekleştirildi. Bilinçlendirme toplantıları çocuklar için geliştirilmiş özel broşürler ve çocuklara yönelik evde enerji verimliliği üzerine bir bilgisayar oyununun demosu ile desteklendi. Böylece okullarda hem çocukların hem de velilerin ilgisini çekilmiş oldu. Proje kapsamında geliştirilen bu oyunun ve diğer tüm bilinçlendirme araçlarına projenin internet sitesinden ulaşılabiliyor. http://www.enerjifarkindaligi.org.  Anket sonuçlarının ön çıktıları 2014 Haziran ayında Üniversitenin Cibali Kampüsünde gerçekleştirilen “İklim Değişikliği ve Enerji Verimliliğinde Kadının Önemi” başlıklı konferansta sunuldu. Ancak anket raporu ve ekonometrik analize dayalı tam sonuçlar proje bitim tarihi olan Ekim 2014’te teslim edilecek. Son olarak, “Toplumsal Cinsiyet, Kadın Çalışmaları ve İklim Değişikliği” başlıklı seçmeli ders geliştirildi ve Bahar 2014 ders döneminde verilmeye başlandı. Bu ilk pilot uygulama dersinin video kayıtlarına da projenin internet sitesinden ulaşılabiliyor.

Özyeğin Üniversitesi’nin "Türkiye 'de Enerji Verimli Televizyon Teknolojisinin Dönüşümü ve Bilinçlendirme” (EVTV) başlıklı hibe projesi, enerji verimli televizyon teknolojisinin dönüşüm ve uyarlanmasını; enerji verimliliği, çevrenin korunması, iklim değişikliği üzerine toplumsal farkındalığın artırılmasını amaçlıyor. Öncelikle, LEDoid isimli bir mobil demonstrasyon merkezinin EVTV'nin amacına yönelik olarak TV teknolojilerini kapsayacak şekilde geliştirilmesi ve ilgili araştırma ekipmanlarının kurulumu tamamlandı. Ayrıca, akademisyenlerden, ilgili kamu ve sektör temsilcilerinden üyeleri içeren EVTV çalışma grubu oluşturuldu. Bu çalışma grubu, "Türkiye'deki TV Teknolojisi Enerji Verimliliği"nin, akademik araştırmaları sayısını artırmak ve mevcut araştırmaların kalitesini yükseltmek amaçlı oluşturuldu. EVTV platformunun ilk toplantısı, İstanbul'daki üniversite kampüsünde, Haziran 2014'te gerçekleştirildi. Güz 2014 ders döneminde verilmek üzere "Enerji Verimli Televizyon ve Görüntü Teknolojileri" isimli ders, lisans ve lisansüstü öğrencilere yönelik eğitimin müfredatına eklendi. Bunlara ek olarak, uluslararası ve yerel akademisyen ve uzmanların yine üniversiteler, sektör ve kamudan gelen katılımcılara ders vereceği Uluslararası EVTV Kısa Yaz Okulu planlanıyor. Proje kapsamındaki bu derslerle ve LEDOID Mobil teknoloji merkezi aracılığıyla, EVTV teknolojilerini topluma hızlı ve etkin bir şekilde tanıtmanın yanı sıra, EVTV sistemlerinde, tüm yaşlar ve eğitim düzeyleri için farkındalığın ve teknik bilginin (know-how) artırılması amaçlanıyor. Proje ortağı olarak Yıldız Teknik Üniversitesi de projeye katkı sağlıyor.

Türkiye’de Enerji Verimli ürünlerin Piyasa Dönüşümü projesi (EVÜdP),  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) finansal desteği ile yürütülüyor. EVÜdP Proje ortakları arasında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) ve Arçelik A.Ş. yer alıyor.

 

 

 

 

 

 

 

BM raporu: 2015 yılı sonuna kadar daha fazla Binyıl Kalkınma Hedefinin gerçekleşmesi için ivme artırılıyor

Pek çok Binyıl Kalkınma Hedefine (BKH) ulaşıldı ve kalkınma yardımları rekor düzeylere ulaştı. Fakat sonuçların elde edilmesi ve mevcut çözümlerin pekiştirilmesi için henüz tamamlanmayan diğer hedefler son bir çaba gerektiriyor.

Ankara, Ağustos 2014

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından Haziran ayında açıklanan yeni rapora göre, bir sonraki küresel kalkınma gündeminin temelini oluşturacak Binyıl Kalkınma Hedeflerine (BKH) ulaşma yönündeki kararlı küresel, bölgesel, ulusal ve yerel çabalar, milyonlarca insanın yaşamında iyileşmeler yaşanmasını sağladı.

Yoksulluğun azaltılması, iyileştirilmiş içme suyu imkânlarına erişimin artırılması, yoksul kent mahallerinde yaşayanların durumlarının iyileştirilmesi ve ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi pek çok alanda BKH daha şimdiden tamamlandı. 2014 Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, hedeflerin tamamlanması için son yıl olan 2015’e kadar daha çok hedefe ulaşılabileceğini belirtiyor. Bugünkü eğilimlerin sürmesi halinde dünya sıtma ve verem mücadelesi ile HIV tedavisine erişimde BKH’de öngörülen hedeflerin ötesine geçmiş olacak ve açlıkla ilgili hedef de tamamlanacak. Teknolojiye erişim, ortalama gümrük tarifelerinin azaltılması, borç silinmesi ve kadınların siyasete giderek artan katılımı gibi alanlarda da önemli ilerlemeler sağlanıyor.

Kapsamlı resmi istatistikleri temel alan BKH raporu tüm hedeflerin ve bunların alt başlıklarının küresel ve bölgesel düzeylerde en güncel özetlerini verdiği gibi ek ulusal istatistikler de çevrimiçi bulunabiliyor. Sonuçlar, ülke hükümetlerinin, uluslararası topluluğun, sivil toplumun ve özel sektörün yoğun çabalarının insanları aşırı yoksulluktan kurtarma ve geleceklerini iyileştirme yönünde etki yarattığına işaret ediyor.

BM Genel Sekreteri Ban şunları belirtiyor: “Binyıl Kalkınma Hedefleri insan onuru, insanların eşitliği ve hakkaniyet adına, dünyayı aşırı yoksulluktan kurtarmak üzere verilmiş bir sözdü. Sekiz hedef ve bir dizi ölçülebilir ve zamana bağlı alt hedefleriyle BKH zamanımızın en zorlu kalkınma sorunlarının aşılabilmesi için bir yol çizmiştir.”

Yaşamların pek çok yoldan kurtarılması

Rapora göre BKH alanında büyük kazanımlar elde edilmeye devam ediyor. Geçtiğimiz 20 yıl içinde bir çocuğun beş yaşına gelmeden önce ölme olasılığı neredeyse yarı yarıya azaldı. Başka bir deyişle her gün 17 bin çocuk ölümü önleniyor. Küresel olarak, anne ölüm hızı 1990’dan 2013’e yüzde 45 azaldı. HIV enfeksiyonlu kişilere yönelik antiretroviral terapi sayesinde 1995 yılından bu yana 6,6 milyon yaşam kurtarıldı ve bu terapinin yaygınlaştırılması başka pek çok ölümü de önleyebilecek. 2000 ile 2012 yılları arasında bu alanda yapılan müdahalelerin sonucu olarak tahminen 3,3 milyon sıtma ölümünün önüne geçildi. 1995’ten bu yana veremle mücadele çalışmaları sayesinde 22 milyon ölümün önlendiği tahmin ediliyor.

Bir sonraki kalkınma gündeminin temeli olarak BKH

BKH için belirlenen son tarih 2015 yılı sonu olduğundan üye devletler, şu anda Eylül 2015’te yapacakları toplantıda mutabakata varılması beklenen daha kapsamlı hedefleri belirliyorlar. Rapor, 2015 sonuna kadar olan dönemde BKH adına sağlanacak yeni ilerlemelerin 2015 sonrası için önem taşıdığını belirtiyor.

BM Genel Sekreteri şunları söylüyor: “Üye Devletler şimdi Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini belirleme çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar 2015 sonrası küresel kalkınma gündeminin temelini oluşturacaktır. BKH’nin gerçekleşmesi için sergilediğimiz çabalar, 2015 sonrasındaki kalkınma çalışmalarımız için istikrarlı bir temel oluşturuyor.”

Fakat çocuk ve anne ölümlerinin azaltılması ve sanitasyona erişimin artırılması gibi var olan çözümlerle büyük ölçüde önlenebilir sorunlarla ilgili olan BKH’ler, sağlanan bunca ilerlemeye karşın 2015 yılına kadar gerçekleşemeyecek gibi görünüyor. Rapor, ilerlemelerin yavaş olduğu ya da hedeflerin hiç ulaşılmadığı alanlara odaklanmaları ve çabalarını buralara yoğunlaştırmaları için tüm paydaşlara çağrıda bulunuyor.

İnsanların ihtiyaçlarını açıkta gidermelerine son verilmesi BKH’de daha başarılı olunmasının anahtarıdır

1990 yılından bu yana 2,3 milyon kişi iyileştirilmiş içme suyu olanaklarından yararlanır duruma geldi. 1990 yılından bu yana dünya nüfusunun dörtte biri geliştirilmiş sanitasyon imkânlarına kavuşurken doğal ihtiyaçlarını açıkta gidermek zorunda olan henüz 1 milyar insan var. Tuvalet ihtiyaçlarını açık alanda gideren bu insanların ezici çoğunluğu (yüzde 82’si) orta gelir düzeyindeki, kalabalık nüfuslu ülkelerde yaşıyor. Sanitasyon imkânlarındaki bu yetersizliğin giderilmesi için çok daha fazla çaba ve yatırım gerekiyor.

Kadınlara ve çocuklara yardım için bilinen çözümleri kullanan hızlandırılmış müdahaleler gerekiyor

2013 yılında tüm dünyada yaklaşık 300 bin kadın gebelik ve doğumla ilgili nedenler yüzünden yaşamını yitirdi. Oysa anne ölümleri büyük ölçüde önlenebilir olaylardır. Gelişmekte olan bölgelerdeki gebe kadınların çoğu vasıflı bir sağlıkçı tarafından en az bir kez görülüyor; ne var ki bunların ancak yarısı doğum öncesi gerekli olan dört muayeneden geçebiliyor. İshal ve pnömoni gibi önlenebilir durumlar beş yaşından küçük çocuk ölümlerinin başlıca nedenleri durumunda. 2012 yılında beş yaşından küçük çocukların tahminen yüzde 25’inde bodurluk bulunmaktaydı; başka bir deyişle bu çocuklar yaşlarına göre daha kısa boyluydular. Önlenebilir kronik beslenme yetersizliği 1990 yılındaki yüzde 40’lık orandan ciddi bir gerileme göstermiş olsa bile bu sorun halen 162 milyon küçük çocuğu etkiliyor.

Dünyanın gelişmekte olan bölgelerinde çocukların yüzde 90’ı ilkokula gidiyor. İlkokul çağında olup da okula gitmeyen 58 milyon çocuğun yarısı çatışmaların sürdüğü bölgelerde yaşıyor. Çatışmaların etkilediği bölgelerde yaşayanlar, yoksul kırsal hanelerin kız çocukları ve engelli çocukların okula gitmeme durumu daha yaygındır. Yüksekokul terk oranları da ilköğretimin evrenselleşmesi önünde bir engeldir.

Yardımlar rekor düzeyde, ancak en yoksul ülkelerde gerileme var

İki yıl süren bir azalmadan sonra resmi kalkınma yardımları 2013 yılında rekor düzey olan 134,8 milyar dolara ulaştı. Gelgelelim, BKH’ye yönelik ilerlemenin genellikle geride kaldığı en yoksul ülkelere yönelik yardımlarda göreli bir azalma söz konusu. Gelişmekte olan ülkelerin ihraç ürünlerinin yüzde 80’i gelişmiş ülkelere gümrüksüz olarak girdi ve gümrük tarifeleri de tarihin en düşük düzeyinde seyretti. Gelişmekte olan ülkelerin borç yükü, 2000 yılından bu yana yüzde 75’e yakın düşüş gösteren ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde 3’ünde sabitlenmiş durumda.

Daha iyi veriler daha iyi sonuçlar alınmasına da yardımcı olacak

Rapora göre, son yıllarda sağlanan kayda değer ilerlemelere karşın kalkınmanın izlenmesini sağlayacak güvenilir istatistikler birçok ülkede hala yetersiz. Gene de BKH’ye ilişkin istatistik raporların daha iyi hale gelmesiyle gerçek sonuçlar elde ediliyor. Örneğin, HIV/AIDS’le ilgili ilerleme raporu veren ülkelerin sayısı 2004 yılında 102 iken 2012 yılında 186’ya çıktı. Bu da küresel çabaların güçlenmesini sağladı. HIV programları için sağlanan yardımlar 2004 yılına göre üç kat arttı ve HIV’lı 9,5 milyon kişi 2012 yılında antiretroviral tedaviden yararlandı.

Hedefler doğrultusunda küresel ve bölgesel ölçeklerde ne kadar yol alındığının yıllık değerlendirmesi olan Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu, 28’i aşkın BM kuruluşu tarafından derlenen en kapsamlı ve en güncel bilgileri yansıtmaktadır ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Bölümü tarafından hazırlanmaktadır.

Raporun hazırlanmasında kullanılan verilerin tam seti için bakınız: www.mdgs.un.org

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2013 İnsani Gelişme Raporu

Türkiye'de enerji verimli ürünlerin piyasa dönüşümü

2015 sonrası kalkınma gündeminde bilgi ve iletişim teknolojileri

Yoksulluk ölçümüne yeni yaklaşımlar

UNDP Türkiye'de iş ilanları

 

Tüm ilanlar için buraya tıklayın.

Katkıda bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Sena Şar, Doğa Bakar
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Birce Albayrak Coşkun, Ceyda Alpay, Deniz Tapan, Hansın Doğan, Nuri Özbağdatlı

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2014 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.