Ana Siteye Dön

Mart 2012

Sayı: 75

Mukim temsilciden: Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Türkiye

Mukim temsilciden: Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Türkiye

12 yıl önce, dünya liderleri Binyıl Kalkınma Hedefleri adı altında, yoksulluğa ve açlığa son vermeyi, eğitime erişim sağlamayı, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeyi, anne çocuk sağlığını iyileştirmeyi, HIV/AIDS’le mücadele etmeyi ve daha geniş çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan bir takım iddialı hedefler üzerinde anlaştılar.  

Ankara, Mart 2012

Binyıl Kalkınma Hedefleri sadece birer taahhüt değil, ortak kapasitemizin ve küresel dayanışma irademizin insanlığın refahını daha önce görülmemiş ölçüde ve hızda artırmak için verdiği bir sınavdır aynı zamanda.

Sürdürülebilir insani gelişmenin önündeki zorluklar ciddi zorluklardır. Bu nedenle ülkelerin parlak ekonomileri desteklemek için üretim kapasitelerini artırmaları hayati önem taşır.

Bunu başarmak için özel sektörün gelişmesi gerekiyor. Ancak, ekonomik büyüme ve iş geliştirme en geniş anlamıyla ekonomik, toplumsal ve çevresel açıdan sürdürebilir olmak zorundadır.

İşletmeler, yeniliği, yatırımı ve yeni iş alanlarının yaratılmasını artıran ana unsurlardır. İşletmelerin ekonomik ve toplumsal ilerleme sağlamakta tamamlayıcı bir rolü olduğu konusunda artık hiç şüphe yoktur.

Yatırım ve iş faaliyetleri, şirketin sürdürülebilirliği ve sorumluluğunun yanı sıra en yüksek seviyede iş etiğine bağlılık taahhüt etmek zorundadır.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bu ilkeleri kapsar.

Birleşmiş Milletler, Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında, Binyıl Kalkınma Hedefleri’yle ve düzenlenecek olan Rio+20 Konferansı’nın gündemiyle doğrudan alakalı çeşitli konularda kendini işlerine adamış dünya liderleriyle çalışıyor.

Özel sektörle işbirliği, BM’nin hedeflerinin özel sektörünkilerden oldukça farklı olmasına rağmen, pazar yaratma, yolsuzlukla mücadele, çevreyi kollama, gıda güvenliği ve sosyal kapsayıcılık katılım sağlama gibi birbiriyle örtüşen amaçlar temelinde gelişti.

Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin ahlaki geçerliliği sağlam bir olurluk incelemesiyle artık daha da güçlenmiş durumda. Güvenli ve makul çalışma koşulları, iyi şirket yönetimi ve çevrenin korunmasını sağlayan, insan haklarına saygılı ve ileriye yönelik şirket politikaları, çalışanlar, topluluklar ve genel olarak toplumda daha sürdürülebilir değer ve yararlar ortaya koyuyor.

Sürdürülebilirlik için önemli bir unsur

Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye’de 2002 yılında başlatıldığından beri, şirket sorumluluğu burada da hem kavram hem de uygulama olarak gelişti. Türkiye’de BM Küresel İlkeler Sözleşmesi 180 aktif imzayla büyük başarı elde etti ve dünyadaki en büyük 10 ağdan biri Türkiye oldu.

Türkiye’de bir çok üzerine düşülmesi gereken mesele var. Bunlardan bazıları bölgeler arasındaki yoksulluk farkı, yoksul kadınların sayısı, Türkiye’nin Demokratik Yönetişim kapasitesini artırmak ve, birçoğunuzun bildiği üzere, Türkiye nüfusunun %50’sini oluşturan gençler arasındaki yüksek işsizlik oranlarını azaltmak.

Birçok işletme halihazırda istihdam, gelir artırma, iyileştirilmiş sağlık sonuçları ve cinsiyet eşitliği konusunda ilerleme kaydetti, güvenli suya eşirim ile halk sağlığını koruma tedbirleri sağladı ve çevresel sürdürülebilirliği ilerletti.

Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birinin değer zincirindeki binlerce şirketle 8 milyon engelli vatandaşın Türk ekonomisine üretici, çalışan ve özel sektörün mal ve hizmetlerinden yararlanacak müşteriler olarak kazandırılması için çalışıyoruz.

Küresel İlkeler Sözleşmesi, başlatıldığı tarihten itibaren 11 yıldan biraz daha uzun sürede, özel sektörü sürdürülebilirliği ilerletmede önemli bir aktör yapmayı amaçladı. Ben, iş dünyasının becerileri, liderliği, kaynakları ve yeniliğiyle, bizlerin daha sürdürülebilir küresel bir ekonomi yaratma ve gerçek anlamda sürdürülebilir kalkınmayı başarma gayretlerimize katkıda bulunmasını sağlayabileceğimize inanıyorum.

* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü

Küresel İnsani Gelişme Forumu İstanbul’da

22-23 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan Küresel İnsani Gelişme Forumu, Haziran ayında Rio de Janeiro’da düzenlenecek BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı için somut ve gerçekleştirilebilir sonuçlar elde etmeyi amaçlıyor.

Ankara, Mart 2012

20 yıl önce yine Rio de Janeiro’da düzenlenen BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın ardından Rio+20, ilerleme kaydedilemeyen küresel çevre gündemi ile aşırı yoksulluk, açlık ve önlenebilir hastalıklar konusundaki uzun vadeli uluslararası gayretleri dünya toplumunun sıfırdan başlatması için gün geçtikçe benzersiz ve gerçekten gerekli bir fırsat olarak görülüyor.

İstanbul’da düzenlenecek forum, Rio’da müzakerelerle yakından ilgili devlet liderleriyle birçok üst seviye BM uzmanı ve örgüt başkanlarının Rio’da masaya yatıracağı konuların tartışılacağı bir fırsat sunuyor.

“Sürdürülebilirlik ve Eşitlik: Herkes için Daha İyi Bir Gelecek” başlıklı UNDP 2011 İnsani Gelişme Raporu’nda öne çıkan konular olan toplumsal eşitsizlikler ve çevre yönetimi konuları, Rio’da şekillenecek yeni küresel kalkınma gündemi kapsamında İstanbul’daki Forum’da incelenecek.

Forumda aynı zamanda, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yüzleştiği ve bir an önce çözümlenmesi gereken sürdürülebilirlik sorunlarına ilişkin olarak BM Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun (UNECE) hazırladığı rapor da açıklanacak.

Forum, 2012 Rio konferansı için ulaşılabilir hedefler belirleyecek olan Eşitlik ve Sürdürülebilirlik Üzerine İstanbul Deklarasyonu ile sona erecek.

Küresel İnsani Gelişme Forumu, Türk hükümeti ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın ev sahipliğinde düzenleniyor.

Konuyla ilgili basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Mersin’de Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne imza

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'nın (MTSO) Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne katılımı çerçevesinde düzenlenen imza töreni Mersin’de düzenlendi.

Ankara, Mart 2012

Törene BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Temsilcisi Shahid Najam da katıldı.

Törenin açılış konusmasını yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Asut, amaçlarının bu sözleşmenin ortakları arasında yer alarak, farkındalık yaratmak ve tüm firmalar ve kurumların bu işin bir parçası olmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Temsilci Shahid Najam ise Mersin’deki bu imzanın daha fazla işletme, kurum ve kuruluşun katılımını beraberinde getireceğine olan inancını dile getirdi.

Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalanmasının ardından tören Mersin Polifonik Korolar Derneği Umut Isığı Korosu ve Oda Korosu Konseri ile devam etti.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın imzaladığı ve yaygınlaştırmayı taahhüt ettiği Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact), BM tarafından geliştirilen ve iş dünyasının çevre, çalışma koşulları, yolsuzluk ve insan hakları alanlarında uymayı taahhüt ettiği evrensel ilkeleri kapsıyor.

UNDP Türkiye, İnsani Gelişme Raporu'nu Mersin ve İzmir’de tanıttı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam, “Sürdürülebilirlik ve Eşitlik: Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek” başlıklı 2011 İnsani Gelişme Raporu’nu İstanbul’dan sonra 9 Şubat’ta Mersin, 1 Mart’ta ise İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tanıttı.

Ankara, Mart 2012

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam “Sürdürülebilirlik ve Eşitlik: Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek” başlıklı 2011 İnsani Gelişme Raporu’’nun tanıtım ve sunumunu bizzat yaptı.

Mersin’deki tanıtım ve sunumu takiben Doç. Dr. Süleyman Değirmen, raporun içerik ve yöntemi ile ilgili görüş ve değerlendirmelerini aktardı. Tanıtım seminerinin moderatörlüğünü Mersin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serdar Ulaş Bayraktar yaptı.

İzmir’de ise Prof. Dr. Turhan Subaşat, panelde tartışmacı olarak yer aldı. Buradaki tanıtım seminerinin moderatörlüğünü ise İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Oğuz Esen yaptı.

Rapor Türkiye’de ilk kez 2 Kasım 2011 tarihinde, Birleşmiş Milletler tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde tanıtılmıştı.

İzmir’in ardından tanıtım turu Çanakkale, Konya, Trabzon, Gaziantep ve Erzurum ile sürecek.

Raporda İnsani Gelişme Endeksine (İGE) göre Türkiye 0.699’luk bir değerle 187 ülke arasında 92. sırada bulunuyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde ise Türkiye 0.443’lük bir değerle 146 ülke arasında 77. sırada yer alıyor. Raporda Eşitsizliğe Uyarlanmış İGE ve Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi gibi başka endeksler de yer alıyor.

Rio+20 öncesi Ankara’da Sürdürülebilir Kalkınma Paneli

Türkiye’nin Rio+20 Zirvesi’ne yönelik hazırlıkları, Kalkınma Bakanlığı sorumluluğu ve koordinasyonunda; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) kolaylaştırıcılığında yürütülen “Türkiye’nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’na (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Projesi” kapsamında devam ediyor.

Ankara, Mart 2012

Kalkınma Bakanlığı tarafından 22 Şubat’ta Ankara’da Sürdürülebilir Kalkınma: Geleceği Sahiplenmek konulu bir panel düzenlendi.

Panele kamu, iş dünyası, sivil toplum ve akademi temsilcileri ile Avrupa Birliği, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.

Panel 20-22 Haziran 2012 tarihinde Brezilya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) öncesinde, yoksulluğun ve refahın, riskler ve fırsatların bir arada olduğu dünyada, sürdürülebilir kalkınma ihtiyacının tartışılması ve yol gösterici küresel politikaların belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Podcastlarımızı yayınlayan radyo sayısı 11’e yükseldi

UNDP’nin Türkçe olarak hazırladığı Yeni Ufuklar adlı podcast/radyo programı, yerel ve ulusal radyolar tarafından yeniden yayınlanabiliyor. 36 haftayı geride bırakan program şu anda 10’u üniversite radyosu toplam 11 radyo tarafından yeniden yayınlanıyor.

Ankara, Mart 2012

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi, hazırladığı Yeni Ufuklar programının her bölümünde, daha üretken, daha yeşil, daha sağlıklı ve daha eğitimli bir gelecek için çalışan UNDP'nin bu çalışmalarından seçtiği bir öyküyü dinleyenlerle paylaşıyor.

Banttan yayınlanan ortalama onar dakikalık bu programlarda, yoksullukla mücadele, çevre ve sürdürülebilir kalkınma ya da demokratik yönetişim alanlarında başarı hikayeleri oluşturan kişilerle kısa söyleşiler yer alıyor.

Türkçe olarak yayımlanan mp3/podcast formatındaki programlara iTunes Store üzerinde buradan ulaşılabilir. UNDP Türkiye İletişim Ofisi, programı Ankara Üniversitesi Radyosu Radyo İlef ve Açık Radyo işbirliği ile hazırlıyor.

Yeni Ufuklar İstanbul’da Açık Radyo’dan ve yayın ağındaki on üniversite radyosundan hafta boyunca farklı yayın saatlerinde dinlenebiliyor. Bu üniversite radyoları şunlar:

• Üniversite FM (Akdeniz Üniversitesi)
• Radyo A (Anadolu Üniversitesi)
• Radyo Vesaire (Istanbul Bilgi University)
• Radyo Dumlupınar (Dumlupınar Üniversitesi)
• Radyo Ege Kampüs
• İTÜ Radyosu
• Radyo KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi)
• Radyo Marmara (Marmara Üniversitesi)
• Mersin Üniversitesi Radyosu
• Radyo SDÜ (Süleyman Demirel Üniversitesi)

Radyo programlarının yeni bölümleri her hafta Facebook ve Twitter üzerinden de duyuruluyor.

Ücretsiz yeniden yayın imkanı

UNDP’nin Türkçe podcast yapımları ve şimdiye kadar yayımlanan bölümler hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak için http://bit.ly/yeniufuklar sayfası incelenebilir.

 

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Küre Dağları Milli Parkı Uluslarası Turizm Fuarı’nda tanıtıldı

Türkiye’nin 9 orman sıcak noktasından biri olan ve korunan alanlar sistemi içinde tek PAN Parks adayı olan Küre Dağları Milli Parkı’nın tanıtım çalışmaları 16. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) devam etti.

Ankara, Mart 2012

9-12 Şubat 2012 tarihleri arasında İstanbul Beylikdüzü TÜYAP Fuar alanında 16.sı düzenlenen ve dünyanın en büyük 5. turizm fuarı olan EMITT’e Küre Dağları Milli Park Müdürlüğü ilk kez katıldı. Toplam 128.000 bin kişi tarafından ziyaret edilen 16. EMİTT Fuarı’nda 62 farklı ülkeden 4.500 farklı katılımcı vardı.

Fuara katılan Küre Dağları Milli Parkı Müdür Vekili Umman DEDE, Orman ve Su İşleri Bakanlığı X. Bölge Müdürlüğü’nün katkılarıyla Türkiye’nin ekoturizm merkezlerinden biri olan milli parkın fuarda etkin tanıtımını yaptıklarını belirtti.

Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında yapılan çalışmalarla nihai aşamaya gelinen PAN Parks süreci, bölgenin değerleri ve turizm potansiyeli fuara gelen ziyaretçiler ve turizm şirketleriyle Türkçe ve İngilizce broşürler, poster, afiş, tanıtım sunumları ve filmler kullanılarak görsel bir şölen olarak paylaşıldı. Ayrıca fuara katılan turizm şirketleri ziyaret edilerek milli parkın tanıtımı yapıldı.

Müdürlük dışında fuara milli parkın tampon bölgesinde yer alan Kastamonu ve Bartın’dan ilçe belediyeleri ile “Örnek Uygulamalar Programı” çerçevesinde desteklenen sivil toplum kuruluşları da katılarak milli parkın tanıtımına katkı koydular.

Tüm bu çalışmalarla Küre Dağları Milli Parkı standını ziyaret edenler ve turizm şirketleri bölgeye davet edilerek milli park ve çevresini ziyaret etmeleri ve bölgeye turlar düzenlemeleri özendirildi.

Social Inclusion Band yine Babylon’daydı

Kış sezonuna 23 Ocak’taki konseri ile başlayan Social Inlusion Band enerji,dans ve görsellik dolu performanslarıyla 27 Şubat akşamı İstanbul’da yine Babylon’da sahne aldı.

Ankara, Mart 2012

Social Inclusion Band, UNDP’nin de desteklediği Düşler Akademisi bünyesinde faaliyet gösteriyor.

Düşler Akademisi, engelli ve sosyal dezavantajlı gençlerin sosyal hayata katılımını ve meslek edinmelerini desteklemek için Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Kalkınma Bakanlığı tarafından ortaklaşa geliştirilen ve Türkiye Vodafone Vakfı’ndan sağlanan proje hibesiyle hayata geçirilen bir proje.

Düşler Akademisi, yerel yönetimler (Ataşehir, Beşiktaş ve Kadıköy Belediyeleri) tarafından tahsis edilen mekânlarda eğitimlerini düzenliyor.

Engelli ve sosyal yönden dezavantajlı gençlere konusunda uzman eğitmenler tarafından ücretsiz olarak kültür ve sanat eğitimlerinin verildiği uluslararası bir sosyal sorumluluk projesi olan Düşler Akademisi, ritim, dans, drama, film, fotoğraf, DJ, enstrüman, resim ve tasarım atölyelerinden oluşuyor.

2009 Altın Pusula, 2011 This is Social Innovation ödüllerini kazanan proje, 2011’de ayrıca UNDP’nin sosyal kapsayıcılık konulu raporunda örnek proje olarak yer aldı.

Dünya İşletme ve Kalkınma Ödülleri’nden iş katkılarına çağrı

Dünya İşletme ve Kalkınma Ödülleri, Rio+20 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı doğrultusunda başarılı işletme girişimleri için adaylık başvurularını açtı.

Ankara, Mart 2012

Yenilikçi iş modellerini benimsemiş, hem ticari başarı sağlayan hem de toplumsal, ekonomik ve çevre koşullarını iyileştirmeye yardımcı olan tüm kuruluşlar, büyüklüğüne veya bulunduğu yere bakılmaksızın, 25 Mart 2012 tarihine kadar yarışmaya online başvurabilir.
 
Ödül töreni 19 Haziran tarihinde,  hükümetler Brazilya’da Rio+20 Konferansı için toplandıkları sırada düzenlenerek Sürdürülebilir Kalkınma İçin İşletme Eylemi İş Günü’nü sonlandıracak.

10 yıldır Uluslararası İş Liderleri Forumu (IBLF), Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya İşletme ve Kalkınma Ödülleri bu yıl Hollanda Dışişleri Bakanlığı, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ile ortaklaşa düzenleniyor.

Ödüller, şirketlerin ana iş faaliyetleriyle Milenyum Kalkınma Hedeflerine (2015 yılına kadar yoksulluğu, çevre bozulmasını azaltmaya, eğitimi, sağlık koşullarını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmeye yönelik bütün ülkelerce üzerinde anlaşmaya varılmış 8 hedef) ulaşmada nasıl yardımcı olabileceklerini ortaya koyuyor.

Uluslararası seçici kurul

2012’de ödüller açıkça kapsamlı iş modellerine sahip şirketlere verilecek. 

Bu modellerin, sürdürülebilir, ticari açıdan mümkün, dar gelirli kişilerin mal ve hizmetlere erişimini genişleten veya onları doğrudan çalışan, tedarikçi, dağıtımcı olarak değer zincirlere dahil ederek geçime yollarını iyileştiren ve bunu yaparken de satış ve kar elde edebilen modeller olması gerekiyor.

Rio+20’ye ev sahipliği yaptığı için Brezilya’da bulunan şirketler için ayrılmış özel bir kategori açılacak.

Ödülleri düzenleyen kuruluşların temsilcileriyle sivil toplum örgütlerinden, üniversitelerden, ticari işletmelerden ve uluslararası kurumlardan temsilcilerden oluşan uluslararası bir seçici kurul bu yılın kazananlarını belirleyecek. Ödül töreninden önce kapsamlı işletmeler üzerine bir çalıştay düzenlenecek.

2010 yılında, Ödüller beklenmedik bir şekilde 42’den fazla ülkeden çeşitli iş ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren, aralarında iş dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve bireysel şirketlerin olduğu toplam172 adaylık başvurusu aldı.

Kazanan 10 işletmenin her biri diğerinden Meksika’da düşük maliyetli konut inşa etmek, Sierra Leone’de çiftçilere yardım sağlamak, Hindistan’da uygun fiyatlı anne sağlık hizmetleri sunmak gibi farklı niteliklere sahipti. 

BM Raporu: Dünya gençliğinin istihdam hakkındaki endişeleri

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan yeni Dünya Gençlik Raporu’nda dünya üzerindeki genç nüfusun iş olanaklarının kısıtlılığından ötürü aşırı derecede problem yaşadıkları ve bu alandaki yatırımların artırılması konusunda büyük bir beklenti içinde oldukları belirtiliyor.

Ankara, Mart 2012

Ekonomik krizin ardından, dünyadaki gençlerin işsizlik oranı 75.8 milyon kişiye ulaşarak en yüksek senelik artış oranına ulaşmıştır.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon “Günümüzde daha önce dünya üzerinde görülmemiş bir genç nüfus kitlesine sahip olduğumuzu” ve “Bu genç nüfusun hakları ile ekonomik ve siyasal hayatta seslerinin daha fazla çıkabilmesini talep ettiklerini” belirtiyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ayrıca “BM sisteminin daha önce görülmemiş bir şekilde istihdam odaklı ekonomik büyümenin sosyal koşullarını destekler bir hale getirilebilmesi gerektiği ve buna da genç nüfusla başlanması gerektiğini” söyledi.

Tarihte ilk kez, dünya üzerindeki genç nüfustan ileri düzey bir çevrim içi istişare ile toplanan verilerle “Gençlik İstihdamı: Değişen Dönemde Gençlerin Saygın Meslek Arayışlarıyla ilgili Öngörüleri” başlığı altında ayrıntılı bir şekilde hazırlanan bu rapor BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı (UNDESA) tarafından yayımlandı. Bu rapor ayrıca gençlerin istihdam eğilimleri ve iş gücü piyasasındaki durumlarını bir taslak metin halinde özetliyor.

Genç Nüfusun iş gücü piyasasına aktif bir şekilde katılabilmeleri ve bu piyasada etkili bir şekilde hayatta kalabilmeleriyle ilgili görüşlerini dijital ve sosyal medya platformları aracılığıyla paylaşabilmeleri için gençlerin kurmuş oldukları organizasyonlara üye olan genç nüfus ve temsilcileri davet edildi.

Yeni Fırsatlar:

Dört haftalık istişare süresince, dünyanın dört bir yanından yaklaşık 1100 genç katılımcının yer aldığı (fotoğrafları ve videolarıyla) bir çalışma gerçekleştiridi.

Bu rapor, 24 yaşındaki Senagal Uyruklu Amadou’nunda “Bugün bizim jenerasyonumuzun tarih üzerindeki en eğitimli jenerasyon olması sebebiyle bizlerin daha kolay iş bulabildiği bir dönem olması gerekmektedir; fakat sunulan eğitimlerle iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasında büyük bir uyumsuzluk vardır.” şeklindeki yorumlarıyla bağlantılı olarak, gençlerin aldıkları eğitimlerin kalitesi ve uygunluğuyla alakalı kaygı içerisinde olduklarını ortaya koyuyor.

Raporda ele alınan diğer meseleler ise iş hassasiyeti, iş göçü, ertelenmiş evlilikler ve ayrıca yaşa, cinsiyete ve ırka bağlı ayrılımcılıklardır.

Lakin, bu rapor ayrıca 28 yaşındaki İspanyol Uyruklu Leo’nun “Günümüz gençleri olarak yenilikler getirmemiz, riske girmemiz, yaratıcı ve araştırmacı olmamız gerekmektedir.” şeklinde belirtmiş olduğu üzere yeşil istihdam, yeni teknolojiler ve girişimcilik olanaklarıyla ilgili sunulan fırsatların saygın işler bulabilmek için pro-aktif ve pozitif bir bakış açısına sahip olunması gerektiğinin altını çizen gençlere umut aşıladığını belirtiyor.

Bu süreç aracılığıyla, katılımcılar BM Gençlik Birincisi (Şampiyonu) Monique Coleman ve Amerika Birleşik Devletleri Sekreterliği Global Küresel Gençlik Meseleleri Özel Danışmanı Ronan Farrow’la onların tecrübelerini ve tavsiyelerini dinleyebildikleri bir tanışma olanağı yakaladılar.

Bu raporun ingilizce metinine okuyucuların ilk defa etkileşim içine girebildikleri ve paylaşım yapabildikleri bir formatta unworldyouthreport.org adresinden ulaşılanabilir.

 

UNDP'nin Avrupa ve BDT bölgesindeki başarı öyküleri

UNDP'nin Avrupa ve BDT Bölge Bürosu, bölgedeki en iyi kalkınma projesi uygulamalarını yansıtan bir rapor yayımladı.

Ankara, Mart 2012

Yeni yayımlanan raporda, kurumsal ve bireysel kapasite gelişiminin desteklenmesi de dahil olmak üzere UNDP tarafından sağlanan desteğin dönüştürücü etkilere yol açtığı 16 ülkeden öyküler yer alıyor.
Bir öykünün dönüştürücü etkiye sahip bir başarı öyküsü sayılabilmesi için somut ve sürdürülebilir başarılar sergilemesi, sağlanan gelişmenin veriler ve kişisel tanıklıklarla desteklenmesi gerekiyor.

Bu gelişmelerin kurumlar, yaklaşım ve davranış kalıplarında, uzun dönemli çabalar gerektiren ciddi değişimlere bağlı olması nedeniyle, seçilen her bir hikaye genel olarak 5 ila 10 yıllık döneme yayılan bir kalkınma müdahalesini yansıtıyor.

Küresel Çevre Fonu Türkiye Portföy Değerlendirmesini yayımladı

Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) değerlendirmesi 2010 yılında yapılan Avrupa ve Orta Asya’ya verilen desteği inceleyen iki ülke portföy değerlendirmesinden biriydi.

Ankara, Mart 2012

Değerlendirme 1992 ve 2009 yılları arasındaki dönemi kapsıyor.

Türkiye, biyolojik çeşitlilik ve ilkim değişikliği vurgu yapan tarihi açıdan geniş ve çeşitli portföyü ve büyük çaplı GEF bölgesel uluslararası su projelerine katılımı temelinde seçildi. 

Değerlendirme sonucunda GEF’in Türkiye’ye desteğinin ulusal sürdürülebilir kalkınma gündemiyle ve arazi bozunumu odak alanı dışında bu gündemin çevresel öncelikleriyle alakalı olduğu görüldü.

Raporda aynı zamanda GEF’in Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin çevre konusunda gerektirdiklerinin gerçekleştirilmesinin önünü açtığı da tespit edildi.


Kurumsal sosyal sorumluluk

 

 

Bu bölümde kurumsal sosyal sorumluluk konusunu, bu konunun uzmanlarından biriyle konuşacağız.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde kurumsal sosyal sorumluluk konusunu, bu konunun uzmanlarından biriyle konuşacağız. BM’nin Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalamak bir özel sektör kuruluşu için ne anlama geliyor? Bu sözleşme hayata geçtiğinde ortaya çıkan somut sonuçlar nedir? Bu ve daha birçok soruyu konuğumuz, Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Koordinatörü Aylin Gezgüç’e soracağız. Hoşgeldiniz.

Aylin Gezgüç (A.G.): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: Birleşmiş Milletler’in Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalamak özel bir özel sektör firmasında neleri değiştiriyor?

A.G.: Küresel İlkeler Sözleşmesi 2000 yılında Birleşmiş Milletler’in kendi görev sahasına bir genişleme olarak bakabileceğimiz bir çalışma. Sizin de bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler küresel anlamda pek fazla örneğini görmediğimiz birlikte hareket etme olgusunu politik, ekonomik ,fakirliğin önlenmesi, savaşların azalması ya da bu gibi durumlarda ortaya çıkan sıkıntıların giderilmesi olarak tanıyoruz genel olarak. Küresel İlkeler Sözleşmesi dediğimizde özel sektörü ve sivil toplum örgütlerini içerisine alan kavrayıcı ve kapsayıcı bir yaklaşım göstermesi ve Birleşmiş Milletler’in de küresel gelişmeleri aslında ne kadar yakından takip ettiğinin de bir göstergesi. Küresel ilkeler sözleşmesinin de içinde yer alan 10 madde var. Bu maddeleri insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele diye 4 ayrı başlık altında incelemek mümkün.

UNDP Türkiye: Bu sözleşmeyi imzalayan her firma, her kuruluş bu maddelere uyma taahhütü veriyor.

A.G.: Evet, sizin de dediğiniz gibi uyma taahhütü veriyor ve bu taahhüt şunu içeriyor: Olduğu yerden daha iyi bir noktaya doğru gitme gayretini samimi bir şekilde göstermeyi taahhüt ediyor. Bunu da gösterdiğini nasıl anlayabileceğiz? Raporlama yapması gerekiyor. Dolayısıyla ben Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne uyuyorum, elimden geldiğince değer zincirdeki tüm paydaşlarımla birlikte u süreçte daha iyi bir vatandaş olmak içi gayret ediyorum dediği noktada bu noktadan şu noktaya geldim şeklinde raporlama yapması gerekiyor.

UNDP Türkiye: Belki hatırlatmak iyi olabilir, çalışma başlığı altında zorla işçi çalıştırılmasın ya da her türlü çocuk işçi çalıştırılmasın, işe alımlarda ayrımcılık olmasın, sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğü desteklensin. Bütün bunların özel sektöre Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ile yerleştirilmesin hedefleyen pek çok ilke var ancak bütün hepsini saymak mümkün değil. Şimdi isterseniz UNDP konusunu açalım. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile sosyal sorumluluk bağlamında uzun zamandır birlilte çalıştığınızı vurgulamak gerekiyor. Bu süreçte ne gibi işbirliklerinde bulundunuz, ondan bahsedelim.

A.G.: Bizim ilk işbirliği alanımız Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında oldu. İmza sürecinden, geldiğimiz bu noktada raporlama süreçleri olsun Türkiye’de başka paydaşlara Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin ehemmiyetini anlatmak, yeni imza ve taahhütçüler bulmak olsun kurumsal bir yapı halinde Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne Türkiye’de bir network bulma adına biz çeşitli alanlarda işbirliği yaptık. Örnek vermek gerekirse, yakın zamanda Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 10. yaş gününde birlikte bir konferans düzenledik.

UNDP Türkiye: Global Compact +10 konferansı.

A.G.: Ayrıca her sene en az bir etkinlikle Türkiye’deki yerel ağın işlevselliğine destek vermek üzere işbirliğimiz de devam ediyor. Gerek UNDP Mukim Temsilcisi olsun, Özel Program Yöneticisi Hansın Doğan olsun, gerek de Global Compact New York ofisinden Deniz Öztürk olsun birlikte çok yakın iletişim ve karşılıklı anlayış içerisinde işbirliğimizi sürdürüyoruz.

UNDP Türkiye: Peki bizi dinleyenler şunları söyleyebilir: Bu kadar kavramlardan bahsedildi ancak bunlar benim hayatıma nasıl dokunacak? Bu işbirliği kapsamında ortaya çıkmış olan projeler var. Bunlardan bahsetmeniz mümkün mü?

A.G.: Elbette. Bizzat ekip olarak yürüttüğümüz bu projelerin en büyük amacı aslında aldığımız bu yönetsel mirası bireysel noktalara ulaştırmaya çabalıyoruz. Kamuoyu tarafından tanınan 2 tane projemiz var: Meslek Lisesi Memleket Meselesi ve Ülkem İçin Projesi.

UNDP Türkiye: Meslek Lisesi Memleket Meselesi ilk çıktığında aslında tekerleme gibiydi. En azından benim çevremde birçok insan bu projeden haberdardı. İsterseniz biraz ondan bahsedelim. Meslek lisesi memleket meselesi ne idi ve Birleşmiş Milletler ile nasıl bir işbirliği yapıldı?

A.G.: Meslek Lisesi Memleket Meselesi şu an 5. Yılında olan bir proje. 7 yıllık bir proje olarak ortaya çıktığında 81 ilde yüzlerce okulda 8000 öğrenciye burs ve staj desteği ayrıca istihdamda öncelik içeriğiyle başladı. Ancak asıl amaç, meslek liselerinin görünür kılmak, meslek edinmenin önemini kavramak ve mesleki değerin hakettiği değeri görmesi için kamuoyunda bütün ilgili paydaşlar olsun veliler olsun, müdürler olsun, yöneticiler olsun ve de işletmeler olsun tüm paydaşların dahası mesleki eğitimle kıyıdan köşeden ilgilenen herkesin dikkatini bu konuya çekmekti.

UNDP Türkiye: Mesleki eğitimin bireyler, kuruluşlar ve toplumsal kalkınma için ne kadar önemli olduğunun altını çizelim. Ben de şunu eklemek istiyorum ki http://www.bilenlerbilmeyenlerebilgisayarogretiyor.net diye bir sitesi var. Bu, UNDP’nin projelerinden bir tanesi. Siz Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi’nde bilgisayar konusunda da bu proje ile işbirliği yaptınız. Böylece bir ortaklık da doğmuş oldu. Ülkem İçin nedir peki? O belki de daha yakın zamanda ortaya çıktığı için çok fazla bilinmiyor olabilir.

A.G.: Olabilir. Bir de ülkem içinin şöyle bir farkı var: Biz her iki senede bir tema değiştirerek bu proje ile yürüyoruz. Peki bu ne demek? Her iki senede bir ihtiyaç analizi yapıyoruz. Biz Koç Topluluğu olarak bayilerimiz, çalışanlarımız ve şirketlerimiz biraraya gelip toplumun hangi sorununa nasıl çözüm olabiliriz diye biraraya gelip bakıyoruz. O sebepten ötürü Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi dediğinizde aklınıza konu ile ilgili görüntüler gelebilir ama Ülkem İçin Projesinde farklı farklı uygulamalarımız var. Örneğin en son uygulamamız Kızılay ile düzenli güvenilir kan bağışçılığı konusunda bir kampanya yaptık. Çok yakın rakam vermek gerekirse 80bin kişinin bizzat farkındalığını sağladık. Bu ne demek? Gerekli eğitimler verilerek ve kendilerinin de bağışçı olarak Kızılay’a kazandırılmasını sağlamak.

UNDP Türkiye: Bu sadece kuruluş çalışanlarını ilgilendiren değil aynı zamanda bir bilinçaltı arttırma çabası olarak da nitelendirilebilir.

A.G.: Aynı zamanda bayiiler üzerinden onların yakın çevreleri ve toplumda ulaşabildikleri herkes aslında Ülkem İçin projesinin özü bu. Biz kendi üzerimizden topluma sorumlu vatandaşlık kültürünü çarpan etkisiyle bir bireyin ulamayacağı sayıda kişiye ulaşmak.

UNDP Türkiye: Ondan önce de TEMA ile birlikte yürüttüğünüz bir ağaç dikme projesi var.

A.G.: Aslında orman oluşturma dememiz lazım. Çünkü 7 bölgede 7 orman diye yola çıktık. 700 bin fidan dikmek üzere TEMA ile anlaştık. Ancak fidan dikmek orman olması için yeterli değil. Sürekli takibini yapmanız ve orman statüsüne ulaşana kadar elinizi üzerinden çekmemeniz gerekiyor. 700 bin fidan diye yola çıktık. 1 milyon fidandan fazla diktik. 7 bölgeye 7 orman kazandırdık ve bununla çok gurur duyuyoruz. UNDP ile ne tür bir ortaklık şeklinde bir soru sormuştunuz. Bu seneki Ülkem İçin uygulaması ki şu an açıklayamıyorum UNDP ile ortak yürütülecek.

UNDP Türkiye: O da açıklandıktan sonra, bundan sonraki iki yıllık süreç boyunca “Ülkem İçin” in ne ile meşgul olacağı ortaya çıkmış olacak. Gündeme getirdiğimiz ‘Küresel İlkeler Sözleşmesi insanların hayatına nasıl dokunuyor?’ sorusuna, konuğumuz ile olabildiğince kapsamlı bir açıklama getirmeye çalıştık.Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Koordinatörü, Aylin Gezgüç bugünkü konuğumuz idi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

Bilgi Üniversitesi ve UNDP

 

Bu bölümde, yüksek öğretimde Küresel İlkeler Sözleşmesi’nden ve Sosyal Girişimcilik adlı bir kavramdan söz edeceğiz.

UNDP Türkiye: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Bu bölümde, yüksek öğretimde Küresel İlkeler Sözleşmesi’nden ve Sosyal Girişimcilik adlı bir kavramdan söz edeceğiz. Konuğumuz İstanbul Bilgi Üniversite Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Yar. Doc. Dr. Gresi Sanje Dahan. Kendisi aynı zamanda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki temsilcisi. Hoşgeldiniz.

Gresi Sanje Dahan (G.D.): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: özellikle ilk konu başlığımız ile başlayalım. Küresel İlkeler Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler’in iş dünyası için geliştirdiği, insan hakları, çalışma standartları ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 tane ilkeyi barındıran bir sözleşme. Birleşmiş Milletler’in Küresel İlkeler Sözleşmesini imzalayan her özel sektör kuruluşunun uyması gereken standartları kapsıyor. Bu sözleşmenin yüksek öğrenimde uygulanması ve uyarlanması ne zaman ve nasıl başladı?

G.D.: Dünyada Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayan 400 tane üniversite var. Fakat çok işletme odaklı bir çalışma olduğu için içindeki on maddeyi uyarlamak çok zor.

UNDP Türkiye: O nedenle şu ana kadar bahsettiğiniz üniversiteler bu sözleşmeyi işletme boyutuyla imzaladılar.

G.D.: Bunların içerisinde sivil toplum kuruluşları da var. Küresel İlkeler Sözleşmesi şöyle bir açık kapı bırakıyor: Eğer siz kar amacı gütmeyen bir işletme iseniz yine de buraya imza atabiliyorsunuz. Fakat şunu da belirtmekte yarar var. Her sene diğer işletmelerin mecbur olduğu COP adı verilen uygulamayı yapmak zorunda değilsiniz. Biz de elimizden geldiğince üniversite olarak işletme adına en iyisini yapacağız diyorsunuz.

UNDP Türkiye: Bu raporlama elde edilen sonuçların belgelerin raporlanması oluyor.

G.D.: Evet. Her sene işletmeler bu dört ana başlıkta yaptıkları artı şeyleri ya da yapamadıklarını bir rapor haline getirip bunu raporluyorlar.

UNDP Türkiye: İnsan Hakları İlkesi’nin altında iki tane ana ilke var. Örneğin, iş dünyası insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı diyor. Çalışma standartları ilkesinin altında işe alım ve yerleştirmede ayrımcılığa son verilmeli. Sendikalaşmaya, toplu müzakereye destek verilmeli ve bunun yanında çocuk işçi çalıştırmamalı. Tabii, çevre başlığının altında çevre sorunlarında ihtiyati yaklaşımları desteklemeli ve çevre dostu teknolojileri desteklemeli. Son olarak iş dünyası yolsuzluk konusunda rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalı. Sizler buradan iş dünyası ifadesini kaldırıp üniversite ismini getiriyorsunuz ve akademiye uyarlıyorsunuz değil mi?

G.D.: Evet, temel mantık olarak bu şekilde. Fakat bir takım ince detaylar da var. Örneğin yolsuzlukla mücadelede bizler fikir hırsızlığını da bu kapsama aldık. Ayrıca intihal denen olayları da bunun içerisine aldık. Mesela çocuk ve kadın hakları ile ilgili terfilerinyanı sıra ilgili halk eğitimlerini de içerisine koyuyoruz. Üniversiteler birer işletme ancak bunun yanında birer eğitim kurumu o yuzden bu ikisinin biraraya getirildiği yeni bir inisiyatif. Bu inisiyatifin hikayesi de 2010 yılının Kasım ayında New York merkezden Küresel İlkeler Sözleşmes yöneticisi George Kell adına bütün dünyaya bir çağrı yapılıyor. Biz de bu davet edilen üniversiteler arasındayız. Günün sonunda New York merkez 10-11 ülkeden 14-15 akademisyeni biraraya getiriyor. Biz de 2011 Ocak ayından itibaren her ay bir telekonferansla iki kere de yüzyüze gelerek Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin yüksek öğrenime uyarlaması üzerine çalıştık.

UNDP Türkiye: Örnek vermek iyi olabilir. İstanbul Üniversitesi bu dört ana ve on ilke için neler yaptı? Daha önce olmayan mekanizmalar da devreye sokuldu mu?

G.D.: Çalışmaya başladıktan sonra çevre ayağı ile ilgili birkaç örnek verebilirim. Biz zaten yeşil elektrik kullanan bir üniversiteyiz. Bunun üzerine geri dönüşümle ve okulda kağıdın daha az kullanılması ile ilgili teşviklerimiz var. Ben aynı zamanda reklamcılık bölümünde de öğretim üyesiyim;son sınıf öğrencilerimizle daha az kağıt çıktısı almak ve çıktıları daha sonra geri dönüşüm kutularına koymak ile ilgili bir proje yaptık.

UNDP Türkiye: Aslında sizin isminizi youtube’a yazdığımız zaman yaptığınız projelerle ilgili olan açıklamalarınızı da görebiliyoruz.

G.D.: Onun devamı da var. Bu kampanyada toplandığımız kağıtları da Lokman Hekim Vakfı’na bağışlıyoruz ve böylelikle sağlık hizmeti için Ayhan Beyler’in yaptığı çalışmalara destek vermeye çalışıyoruz. Bunun yanında okulda etik kurulumuz var. İnsanların içinde olduğu çeşitli akademik çalışmalar yapılacağı zaman üniversitemizin etik kurulundan izin alınması gerekiyor.

UNDP Türkiye: Bu da çalışma standartları başlığı altına girebilir.

G.D.: Az önce bahsettiğimin, yapılan çalışmalardan bir tanesi olduğunu söyledikten sonra bu arada merkezlerin içerisinde çok ilginç ve farklı projelerin olduğunu belirtmem gerekir. Bir tanesi bizim Gençlik Birimi tarafından organize edilen ‘Yürüyen Kütüphane’ adındaki bir çalışma. Mahalle mahalle, farklı farklı sosyal geçmişlerden gelen insanlar ile sohbet ederek özellikle önyargı üzerine çalışmalar yapıyor. Zaten elimizde malzeme vardı ve bu yüzden yeni bir şey ortaya çıkardık demek çok da doğru olmaz. Biz bunları başlık altında topladık.

UNDP Türkiye: Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne uyum başlığı altında topladınız. İzleyicilerimiz Küresel İlkeler Sözleşmesi yazdıklarında bu ilkeleri ne olduklarını bulabilirler. Bunun yüksek öğrenime nasıl uygulandığını da sizin sayenizde öğrenmiş olduk.

G.D.: Şu anda bu inisiyatif henüz lanse edilmedi. Rio’daki konferansta duyurusu yapılacak. Biz sadece pilot çalışmaları yapıyoruz. Bunun uygulama inisiyatifin rehber kitapçığı çıktı. Birleşmiş Milletler’de son tasarımı yapılıyor. Katılan 10 okuldan 5 tanesi pilot çalışmalar yapıyor ve bunlardan bir tanesi de bizleriz. Aslında konferansta bu inisiyatif lanse edilecek.

UNDP Türkiye: Haziran’da ise yüksek öğretimde Küresel İlkeler nasıl uygulanır sorusunun cevabı da orada verilecek. Şimdi isterseniz ikinci konuya geçelim. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte yürüttüğünüz başka çalışma varki bunu da hemen birkaç dakika içerisinde özetleyelim. Sizler Sosyal Girişimcilik başlığı adında çalışmalar yürütüyorsunuz. İsterseniz çncelikle sosyal girişimcilik nedir, bununla başlayalım.

G.D.: Sosyal girişimcilik günümüzde çok gelişmeye bvaşlayan bir kavram. Örneğin, toplumda sivil toplum kuruluşları faaliyetlerine girişimcilik ruhuyla kaynak yaratmak yani bağış şeklinde değil de kendi kişisel imkanlarınızla para kaynağı yaratmanız ve toplumdaki şanssız azınlıklara kaynak oluşturmanız burada bahsedilen şey. Buna bir takım yarar sağlamak için ortaya sunulan bir girişimcilik modeli de diyebiliriz. Normal girişimden farkı ise sosyal içerikli olmasıdır. Ancak girişimde geçerli olan bütün kurallar burada da mevcut bulunmaktadır. Hedef başka projelerdeki gibi kapı kapı dolaşıp kaynak aramak yerine kaynağını kendin yaratmak. Böylece hem sürdürülebilir hem de kaynak yaratabileceğiniz projeler yaratmak.

UNDP Türkiye: Kaynağını kendi üreten ve toplum yararına olan girişimcilik olması bunun püf noktası sanırım.

G.D.: Aynen öyle.

UNDP Türkiye: Elbette az sayıda olmakla birlikte bunun örnekleri de yavaş yavaş görülmeye başlanıyor. Çok başarılı örnekler de var. Siz bundan yola çıkarak bütün bu başarı hikayelerini de kaleme alıp ileride başka nerelerde örnek olarak kullanılabileceğini de araştırıyorsunuz ve yayınlara dönüştürüyorsunuz. Bu konudaki çalışmalarınızda söz edebilir misiniz?

G.D.: Birleşmiş Milletler ile yaptığımız çalışmanın sonucunda İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınlarından bir kitap çıkaracağız.

UNDP Türkiye: Ne zaman çıkacak bu kitap?

G.D.: Herhalde birkaç ay içerisinde bahar aylarında elimizde olur. Burada 5 tane vakayı inceledik. Sizlere Çöp Madam’ı anlatmak istiyorum. Çöp Madam bu güne kadar hiç çalışmayan kadınları alıp eğitiyor, atık çöplerden bir takım çantalar, kutular, çerçeveler yapıp satıyor. Bu projeyi de şu an Unilever sahiplenmiş durumda. Unilever kendisinin bütün bu sanayi atıklarını, yanlış basılmış atıklarını Ayvalıkta bulunan atölyeye, Çöp Madam’a yolluyor. Bir de bugüne kadar çalışmamış ev hanımları çalışaraktan çanta ya da bu tip çerçeveler yaparak bunların karşılığında para kazanıyorlar.

UNDP Türkiye: Bu hususta bu da tam bir sosyal girişimcilik öyküsü olmuş oluyor. Proje ile ilgili detaylara internete Çöp Madam yazdığınız zaman ulaşabilirsiniz. Biz bu çalışmayı “Sosyal Girişimcilik” adı altında başlayan yeni bir atölye çalışması olarak nitelendiriyoruz. Çok teşekkürler programımıza katıldığınız için. Gresi Sanje Dahan’dı programımızın bu haftaki konuğu ve kendisi Istanbul Bilgi Üniversitesi’nden katıldı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın da programının böylece sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

İş dünyasında etik ve toplumsal kalkınma

 

Bu bölümde iş dünyasında etik ve itibar yönetimi; ayrıca yolsuzlukla kararlı mücadelenin toplumsal kalkınma ile bağlantısı hakkında konuşacağız.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde iş dünyasında etik ve itibar yönetimi; ayrıca yolsuzlukla kararlı mücadelenin toplumsal kalkınma ile bağlantısı hakkında konuşacağız. Konuğumuz TEİD yani Etik ve İtibar Derneği’nin koordinatörü Tayfur Zaman. Hoşgeldiniz.

Tayfur Zaman (T.Z.): Teşekkür ederim, hoşbulduk.

UNDP Türkiye: Yolsuzluk ve suistimal farklı kavramlar. İş dünyasının içinde bulunduğu durumlarda bahşiş, rüşvet, haraç ve hediyeler bazen suistimale girebilir; bazen de yolsuzluk olarak adlandırılabilir. Programımızda, bütün bunları size soracağız ancak öncelikle sizin derneğinizden biraz bahsetmek istiyoruz. Her ne kadar Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile henüz başlatmış olduğunuz bir projeniz olmasa da iş dünyasının karşı karşıya olduğu pekçok sorunu kapsayan bir meseleyi ele alıyorsunuz. Nasıl bir sorun vardı ki siz böyle bir dernek kurdunuz?

T.Z.: UNDP ile henüz başladığımız bir proje olmamasına rağmen çalışma esaslarımız ve ilkelerimiz birbirine çok paralel. Dolayısıyla UNDP ile aynı iklimi paylaşıyoruz diyebiliriz. Nasıl bir ihtiyaç vardı da biz ortaya çıktık? Son yaşanan krizlerin ortaya koyduğu üzere iş dünyası etik yönetimi sıkıntısı içindeydi diye gördük. Bunu etik sıkıntısı içerisinde idi şeklinde algılamamak lazım. Ülke ekonomisinin %98’inin aile şirketleriyle domine edildiğini ve bir ailenin etik değerlerini şirketine ismiyle yansıttığını düşünürseniz, ülkemizde bir etik problemi var demek aslında doğru değil, ama bu etiğin doğru yönetilmesi ve disipline edilmesi, raporlanması ve gelişimin gözlenmesi alanlarında bir sistem eksikliği gözümüze çarptığı için biz bu derneğin çatısı altında birleştik ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz.

UNDP Türkiye: Etikten ziyade etik yönetimi ve iş dünyasını kapsıyorsunuz. Birleşmiş Millet Kalkınma Programı’nın yani Birleşmiş Milletler’in Küresel İlkeler Sözleşmesi vardır; Global Compact. Siz, dernek olarak bunun imzacılarından birisisiniz. Bu sözleşmenin 10 ana ilkesi var ki bunların altında toplanan ana başlıklar; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve son olarak yolsuzlukla mücadele. Siz, tabii bu noktaya yoğunlaşıyorsunuz. İş dünyasında rüşvet ve haraç dahil, her türlü yolsuzlukla savaşma ilkesi Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde 10. ilke olarak geçiyor. İsterseniz bunun biraz altını açalım. İş dünyasında yolsuzlukla savaşma nasıl oluyor ve yolsuzluğun türleri nelerdir?

T.Z.: Yolsuzluk dediğimiz zaman, açtığımız başlığın altına genelde kamu ile ilgili ilişkiler giriyor. Yolsuzluk ve rüşvet, bir kamu görevlisinin makamını ve elindeki bilgiyi kötüye kullanarak kendisine ya da bulunduğu büyük yapıya çıkar sağlaması anlamına geliyor. Fakat, bizim konumuz sadece yolsuzlukla sınırlı değil.

UNDP Türkiye: Yani iş dünyası kamu ile ilgili yolsuzlukla sınırlı değil. Zaten diğerini suistimal olarak adlandırıyorsunuz.

T.Z.: Doğru, iş dünyasının birbiriyle olan ilişkisi, iş dünyasının çalışanı ile ilişkisi ya da çalışanın çalıştığı sirketle olan ilişkisine de suistimal penceresinden bakıyoruz. Ama bu iki başlıkta da ortak bir payda var: Gücün kötüye kullanılması; kimi zaman şirket çıkarına, kimi zaman şahıs çıkarına ya da kimi zaman topluluk çıkarına yapılması. Bu alandaki savaş neden çok önemli? Size şöyle bir örnek vereyim: Yolsuzluk ekonomisi, dünyanın en büyük 5. ekonomisi. Fransa ekonomisinden büyük, Almanya ekonomisinden küçük bir yere oturuyor.

UNDP Türkiye: Ciddi bir ekonomi; ülke ekonomisinden bahsediyoruz neredeyse.

T.Z.: Evet. Gelişen ülkelerde, her şirket gelirinin aşağı yukarı %7-8’lik kısmını, gelişmiş olan ülkelerde %5’ini, ve daha geri kalmış ülkelerde %25-27’lik kısmını yolsuzluğa kurban veriyor.

UNDP Türkiye: Aslında bu rakamları verdiğinizde neden burada buluştuğumuz da anlaşılıyor. Toplumsal kalkınma gerekliliklerinin önşartlarından biri de yolsuzlukla mücadele ve yolsuzluktan arınma. Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne imza atmış bir dernek olarak sizin bu yöndeki çalışmalarınız neler ve yolsuzluk ve toplumsal kalkınma konusundaki bakış açınız nedir?

T.Z.: Şimdi, yolsuzlukla ilgili birkaç rakam verdik. Biraz da toplumsal bir fotoğraf çekelim. Milyar seviyesinde çocuğun öldüğü, aşıdan mahrum kaldığı ya da sağlıklı ortamda yaşayamadığı; dünya nüfusunun çok büyük bir bölümünün açlık çektiği, daha az ama ciddi bir bölümünün fakirlik sınırında yer aldığı, sağlıklı su kaynaklarından uzaklaşıldığı bir dünyada yaşıyoruz. İşte bununla beraber, dünyanın en büyük ekonomilerinden birisinin yolsuzluk olduğunu söylüyoruz. Biz etik yönetimine, sadece ahlaklı bireyin iş yapma biçimi olarak bakamıyoruz. Etik yönetimi bir iş yönetimi disiplinidir. Bir yazılı kültürdür. Bu yazılı kültür şirkette oluştuğunda ancak ölçülebilir, nesnel değerler üzerine oturtulmuş bir idare mekanizması oluşur. UNDP’nin özellikle ilkelerinin 10.su ile birlikte, bizim de ülkelerle paylaştığımız [ülkeler sözleşmesidir]. Bizim de ülkelerle paylaştığımız fikriyat bu yöndedir. Etik yönetiminin aslında iş yapma çabası olduğunu anlatmaktır.

UNDP Türkiye: Ve iyi iş yapma biçimi de ülkelerin kalkınmasına, rüşvetin temizlenmesine ve yok olmasına katkıda bulunan en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bunun da altını çizmek gerekiyor. Derneğin hedeflerinden söz ettiniz. Biraz da Türkiye’deki vaziyetten bahsedelim. Böyle bir oluşumun orataya çıkmasının arkasında kimler vardı ve hangi firmalar sizi destekledi?

T.Z.: Öncelikli hedefimiz Türkiye’deki köklü şirketleri, yabancı ortaklıklar yaparak bu kültürü elde etmiş şirketleri ve yabancı şirketlerin Türkiye ayaklarını biraraya getirerek bu oluşmuş kültürden öğrenebilmek ve tüm Türkiye’deki şirketlere bu kültürü yayabilmekti. Bu amaca uygun olarak davet ettiğimiz bütün güzide şirketlerimiz bu çağrıya cevap verdi. Borusan Holding, Anadolu Endüstri Holding, Sabancı Holding gibi büyük kurumlar, Tüpraş gibi kendi sektöründe lider kurumlar, yurt dışından Siemens, Bosch, Microsoft, HP gibi kurumlar Türkiye’de bu kültürün oluşması ve yaygınlaşması ile ilgili bize tüm kaynaklarını açtılar ve bu kültürü bizimle paylaştılar. Sıra bu kültürü yansıtmakta.

UNDP Türkiye: TEİD, Etik ve İtibar Derneği, bütün bu firmaları etik çatısı altında birarada toplamayı başaran bir dernek. Teid.org.tr adresi üzerinden ulaşılabiliyor. Bunu da vurgulayalım. Ayrıca, etikblog.com adresi var ki burada pekçok tartışma konusu var. Siz aynı zamanda sosyal medya üzerinde aktif olan bir derneksiniz. İş dünyasının en çok buluştuğu sitelerden biri olan LinkedIn sitesinde dahi etik üzerine tartışmalar var. Ben bunları çok ufuk açıcı olarak görüyorum. LinkedIn’e girdiğinizde bunlara ulaşabileceğinizin altını çizelim. Peki tartışmalar nerede yoğunlaşıyor? Türkiye’deki sorunlara baktığımız zaman, örnek vermek çok doğru değil belki ama hangi kategori daha fazladır? İş dünyasının kendi içindeki bireyler ile firmalar arasındaki suistimal türleri mi yoksa iş dünyasının ihalelerde olan probleri mi sizin önceliğinizdir? Yoksa böyle bir öncelendirme yapmadınız mı?

T.Z.: Aslında öncelik, bu sorunların tanımlanması ve tanınmasında. Kimi sektörler kamu ihaleleri dolayısıyla kamu ile daha yakın ilişki içerisindedir. Buradaki risk, yolsuzluk riskine doğru kayar. Kimi sektörler, örneğin; sanayi kamudan uzak iş yapar, özel sektörle ve tüketici ile doğrudan ilişki içerisindedir. Burada ise rekabet işin içerisine girer. Şirketin birtakım güçlerini kötüye kullanarak müşterisini ya da içerisinde bulunduğu ortamı suistimal etmesi ya da bir çalışanın şirket kaynaklarını kötüye kullanarak, şirketi suistimal etmesine doğru gidebilir. Ama biz konuya gelin şöyle bakalım: Bazı coğrafyalarda bazı riskler günlük hayatın o kadar parçası haline gelirki bunlar normalleşir. Bizim savaştığımız yer orası. Cephe yolsuzluk da olabilir, cephe suistimal de olabilir. Bu ‘normal’ tanımı içerisine zaman içerisinde soktuğumuz ama normal olmayan küçük hediyelerin büyük yansımaları olabilir.

UNDP Türkiye: Peki burada sonuç ve çıktı ne olacak? Ele aldığınız şirketlerin birer ilkeler kılavuzu olup neyin suistimale girdiğinin saptanması ya da somut ölçüler konması mı olacak?

T.Z.: Türkiye’deki bütün şirketlerin bir etik duruşu, buna bağlı olan bir etik politikası, bu etik politika üzerine kurgulanmış bir etik kodu ve bu etik kodun bütün idari fonksiyonlarına yansıdığı etikleri üzerine kurgulanmış bir insan kaynakları politikası ve tedarik zinciri yönetim politikası kurgulanması, oluşturulması ve uygulanması olacak. Ayrıca bu etik değerlerin içinde bulundukları bütün bu sisteme de etkin bir şekilde yaygınlaştırılması ve bunun herkesin ortak kültürü haline gelmesini hedefliyoruz. Bu amaç doğrultusunda da hedefimiz, üyemiz olan ve olmayan bütün şirketlerle iletişim kurmak.

UNDP Türkiye: Üyeniz olmayan şirketlere ve kuruluşlara hala kapınız açık mı?

T.Z.: Her zaman herkese açık.

UNDP Türkiye: Buradan anlıyoruz ki, ticaret ve sanayi odaları, kalkınma ajansları gibi kuruluşlarla işbirliğine hazırsınız. Kalkınmanın bir yolunun da yolsuzlukla mücadele olduğunun altını çiziyoruz. Küresel İlkeler Sözleşmesi, ki bugün bizi buluşturan neden bu, 10. ilkesinin iş dünyasında rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşma olduğunun da belirtelim. Konuğumuz Tayfun Zaman’dı. Çok teşekkürler Tayfun Bey. TEİD, Etik ve İtibar Derneği Koordinatörü idi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

Paramı yönetebiliyorum

 

Bu bölümde, bu konuya eğilen ‘Paramı Yönetebiliyorum’ adlı bir proje hakkında konuşacağız.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Lise veya üniversite yıllarında ya da hayata atıldığımız ilk yıllarda pek çoğumuzun karşılaştığı en büyük güçlük, harçlığımızı ya da kazandığımız parayı yönetmek. Bu dönemde kazandığımız alışkanlıklar ömür boyu devam edebiliyor. Bu bölümde, bu konuya eğilen ‘Paramı Yönetebiliyorum’ adlı bir proje hakkında konuşacağız. Konuklarımız; Berna Visa Avrupa Bölge Genel Müdürü Ülman ve UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcı Vekili Hansın Doğan. Hoşgeldiniz.

Berna Ülman (B.Ü.), Hansın Doğan (H.D.): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: Berna Hanım, sizinle başlamak istiyorum. Az önce projeden biraz bahsettim. Dediğim gibi, harçlıklarımızı ve bütçemizi yönetmek hayatın ilk yıllarında gerçekten kazanılması güç bir alışkanlık. Ama sizin böyle bir projeyi geliştirmek nereden aklınıza geldi? Biraz arka planı anlatarak başlayalım istiyorum.

B.Ü.: Tabi biz VISA olarak, iş yapma kültürümüzün içerisinde yer alan sosyal sorumluluğu çok önemseyen bir kuruluşuz. Bu anlamda da içinde yaşadığımız toplumun ihtiyaçlarını iyi bir şekilde analiz ederek o yönde projeler geliştirmeye çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz o projeleri de değişik paydaşlarla biraraya gelerek hayata geçiriyoruz. Finansal bilinç konusu özellikle uzun yıllardır gündemimizde olan bir konuydu. Bu konuda çeşitli akademik çalışmaları, konferansları, ve tüketici dernekleri ile ilgili olan işbirliklerini yürütüyorduk fakat bununla beraber özellikle gençlerde bir eğitim ihtiyacı olduğunu saptadık ki bunu zaten araştırma sonuçlarımızda görmüş olduk. Zaten tüketicilerden ve bankalardan aldığımız geri bildirimler de o yöndeydi. Bu konuya daha yakından eğilebilmek için, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile beraber işbirliğine girdik.

UNDP Türkiye: Türkiye’de böyle bir problem olduğunda tespit ettiniz mi? Kredi kullanım alışkanlıklarında bilinçsiz tüketici alışkanlıklarını da tespit ettiniz ve ondan sonra mı böyle bir eğitim programını dahil ettiniz?

B.Ü.: Şimdi şöyle bir şey gördük. Biliyorsunuz, ağaç yaşken eğilir. Özellikle genç yaşlarda kişilerin hayat becerilerini edinmelerini çok önemsiyoruz. Tabii bütçe yönetimi ve finansal bilinç bu konuda öne plana çıkan konular. Bir kişinin ilerideki mutluluğu ve refahının, hem toplumun ilerlemesi ve büyümenin sürdürülebilir kılınması, hem de fonların doğru yere yönelmesi açısından önemli olduğunu gördük. Örneğin, araştırmalarda şu sonuçlarla karşılaştık: Gençlerin %87’si hiçbir şekilde cüzi miktarlarda bile olsa para biriktirmiyor fakat aynı zamanda büyük satın almaları hayal ediyor.

UNDP Türkiye: Parası olmadığı için para biriktirmiyor olabilir mi?

B.Ü.: Şimdi, bütçe yönetimi parası kısıtlı olanlar için daha da önemli. Burada da önemli olan zorunlu olan ihtiyaçlarla zorunlu olmayan ihtiyaçları ayrıştırmak. Zorunlu ihtiyaçlarla olmayan ihtiyaçların ayrıştırılması konusunda sorunları olduğunu saptadık.

UNDP Türkiye: Küçük şeylerle de tasarruf yapılabilir diyelim. Şimdi, Hansın Bey’e dönmek istiyorum. Aslında projenin ayrıntısına gireceğiz ama öncelikle biraz da projenin diğer ortaklarından da söz edelim istiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı bu işi tek başına yürütmüyor. VISA Avrupa’nın dışında da ortakları var. Bunun altını çizelim isterseniz.

H.D.: Bu, kamu-özel sektör işbirliği ile yürütülen bir proje. Zaten VISA Europe ile UNDP’yi buluşturan grup bir kamu kurumudur. Başbakanlık’ın bilişimden sorumlu danışmanının bizi bir vesileyle buluşturması neticesinde ortak bir payda geliştirip, projeyi hayata geçirdik ve Kalkınma Bakanlığı’nı da projeye dahil ettik. Niyetimiz, dünyada çok örneği bulunmayan, finansal okur-yazarlık konusundaki eğitimin uzun vadede bir kamu politikasına dönüştürülmesidir. Özellikle kamu tarafından, kamu ortaklığında bu yönde bir beklenti içerisindeyiz. 4. ortak da uygulamadan sorumlu, saha organizasyonlarını yürüten ve eğitimi koordine eden grup; Habitat Gençlik Derneği. Bu dernek ile çok uzun süredir, 1996 yılından beri Türkiye’de bir gençlik network’ü oluşturmak için çabalıyoruz. Kendileriyle stratejk bir ortaklığımız var. Gençlik networklerinin enerjisinden, dinamik yapısından ve özelliklerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Hem eğitim organizasyonları olsun hem de gönüllü eğitmenlere ulaşmak ve onları eğitmek olsun, onların yetiştirilmesinde ve eğitim yapılacak mekanlarının sağlanması gibi bütün saha uygulamalarında onlardan yararlanıyoruz.

UNDP Türkiye: Birleşmiş Milletler, Kalkınma Bakanlığı, VISA Avrupa ve Habitat Gençlik Derneği’nin ortakları olduğu ve aslında gençlerin gençlere nasıl bütçe yapılır sorusunun cevabını öğrettiği bir proje bu. Peki nasıl başlıyor? 15-30 yaşları arasındaki gençler size bir şekilde müracat ediyorlar ve www.paramiyonetebiliyorum.com sitesi üzerinden size ulaşabiliyorlar. Berna Hanım, ondan sonra süreç nasıl gelişiyor acaba?

B.Ü.: Öncelikle eğitmen gençler eğitiliyor. Bizim akademisyenlerle hazırladığımız bir müfredat söz konusu. Akademisyen sayın Ahmet Buldan’ın büyük, özverili çalışmalarıyla gerçekten sıfırdan oluşturulan çok detaylı, büyük bir müfredat oluşturuldu. Bu müfredat, önce gençlere aktarılıyor ve bu gençler gittikleri ya da yaşadıkları illerde diğer gençlere akran yöntemiyle bu müfredatı aktarıyorlar. Bu çalışma 2 gün sürüyor.

UNDP Türkiye: 2 tam gün değil mi?

B.Ü.: Evet.

UNDP Türkiye: Başında bir değerlendirme ve tabii ki sonunda bir değerlendirme yapılıyor. Nasıl oluyor bu eğitimler? Hansın Bey, siz bu eğitimleri izlediniz, bize biraz bahsedebilir misiniz? 2 gün içinde gerçekten bir gençte değişim meydana geliyor mu?

H.D.: Yapılan ilk testlere ve son testlere göre önemli bir oranda biliçlenmenin sağlandığını görüyoruz. Bunun davranış değişikliğine ulaşması için tabii daha uzun bir zaman gerekiyor. Bizim amacımız 2 günle sınırlı kalmamak ve gençleri de bu programa dahil edip sosyal sorumlulukları olduğu bilinci ile hareket etmeleri ve elde ettiği tüm bu bilgileri de yine akranları, aile ve arkadaşları ile paylaşıp toplumda olumlu bir davranış değişikliğine gitmeleri.

UNDP Türkiye: Berna Hanım size geri dönüş yapıp bu eğitimle daha önce karşılaşmadıkları bir şey ile karşılaştıklarını ve yeni şeyler öğrendiklerini söyleyenler oldu mu? Ya da buna benzer hikayelerle karşılaştınız mı? Nasıl bir tecrübe oldu acaba? Çünkü bu çok uzun zamandır devam eden bir proje.

B.Ü.: Tabii gençlerden çok farklı anektodlar alıyorsunuz. Fakat, bundan daha önemlisi rakamsal olarak toplu etkiye bakacak olursak, şöyle şeyler görüyoruz: Paramı Yönetebiliyorum eğitimini alan gençlerde kendini finansal konularda yeterli bulma oranı %72’ye yükseliyor. Bu gerçekten çok önemli.

UNDP Türkiye: Başlangıçta çok azken.

B.Ü.: Başlangıçta bu yüzde ellilerin altında bir oranken, aylık harcamalarımı artık takip ediyorum diyenlerin oranı %84’e yükseliyor. Tabi bütçe yapmaları önemli ancak bunun yanında özellikle yaptıkları bütçeye sadık kalmaları oranlarının da yükseldiğini görüyoruz.

UNDP Türkiye: Bence, bütçe yapmak bile o yaşta başlı başına büyük bir şey. Özellikle 15 yaşında bir gencin bile o yaşta bütçe yapıyor olmasını çok önemli bir gelişme olarak nitelendirmek gerekir. Ayın başında ne kadar geliriniz olduğunu ortaya koyup, nereye harcayacağınızı da oransal olarak ortaya koymak da bu 2 günlük eğitimlerin hedeflerinden biri olsa gerek.

B.Ü.: Kesinlikle öyle. Aslında bu proje ile hedeflenen, ulaştığımız gençlerdeki bilinç artışını geliştimek tabii bunun da yanı sıra, buradaki bulgularımızı daha da ileriye taşıyarak aslında bir kamu politikası haline getirmek. Bir müfredata entegre ederek, biz aslında daha çok gencimize örnek oluşturmayı hedefliyoruz.

UNDP Türkiye: Bir örnek oluşturmayı hedefliyorsunuz esasen. Bugüne kadar, bu eğitim genel müfredata entegre edilerek, binlerce gence yüzyüze ulaştırıldı. On binlerce kişide de dolaylı olarak bu projeden yararlandı. 50’ye yakın ilde akran eğitim modeliyle eğitim verildi ve bir örnek eğitim oluşturulması buradaki başlıca hedefti. Hansın Bey, size sormak istiyorum; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın bu işe dahil olmasının sebebi ne idi acaba?

H.D.: Biliyorsunuz yoksullukla mücadele bizim en temel çalışma konularımızdan bir tanesi. Bu programı geliştirdiğimiz dönemde dünyayı ciddi bir finansal kriz sarmıştı ki bu insanları daha da yoksullaştırmıştı. VISA Europe ile birlikte sorunu tespit ederken kişilerin kendi bütçesinin yönetiminde çok bilgi sahibi olmadıklarını ve bunun kişileri daha da yoksullaştırdığı vizyonu ile yola çıktık. Biz bunu yoksullukla mücadele olarak görüyoruz ve bu yüzden Türkiye gibi bir ülkede model geliştirmek istiyoruz. O açıdan baktığımızda, bu aslında dünyada eşi benzeri olmayan bir program. Bir kamu-özel sektör işbirliği olması ve kurumsal sosyal proje çalışması olması ve bir yoksullukla mücadele parçası olması dolayısıyla bir örnek program oluşturduk.

UNDP Türkiye: Bu noktada, son soruyu Berna Hanım’a sormak istiyorum. Aslında bu oluşturduğunuz bu örnek de işe yaramışa benziyor. Yakında başka bir ülkede daha, sizin sorumlu olduğunuz bölge içinde uygulama devam edecek. Ondan bahsedip kapatalım isterseniz.

B.Ü.: Buradaki olumlu sonuçları gördükten sonra dünyada en iyi uygulamalar olarak hem biz hem de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı olarak çeşitli forumlarda paylaşıyoruz. Romanya’da bu konu ile ilgili bir ilgi uyandı. VISA Europe bankaları ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı koordinasyonu içinde biraraya geldik ve bu projeyi de Romanya’ya ihraç ettik. Biz, Türkiye ekibi olarak bununla gurur duyuyoruz.

UNDP Türkiye: VISA Avrupa ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye’deki bu başarıyı Romanya’ya taşıyacak. Çok teşekkürler katıldığınız için. Berna Ülman, Visa Avrupa Bölge Genel Müdürü ve Hansın Doğan, UNDP İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcı Vekili bugünkü konuklarımızdı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

Vodafone Vakfı ve UNDP'nin çalışmaları

 

Bu bölümde Türkiye Vodafone Vakfı’nın UNDP ile ortaklaşa sürdürdüğü iki önemli sosyal sorumluluk projesinden söz edeceğiz.

UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde Türkiye Vodafone Vakfı’nın UNDP ile ortaklaşa sürdürdüğü iki önemli sosyal sorumluluk projesinden söz edeceğiz. Biri, bilgi toplumu hedefinde bir milyon gence ulaşmayı başaran bir proje, diğeri ise engel tanımayan bir sanat ve sanatçı atölyesi; nam-ı diğer “Düşler Akademisi”. Konuğumuz ise Türkiye Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hasan Süel.Hoşgeldiniz.

Hasan Süel (H.S.): Hoşbulduk.

UNDP Türkiye: Öncelikle Türkiye Vodafone Vakfı’nın kalkınma projelerine dahil olma sürecinden biraz bahsedelim. Sizin konuya bakışınız ve bu konuya dahil olurkenki perspektifiniz nedir acaba?

H.S.: Çok teşekkürler. Bildiğiniz gibi içinde bulunduğumuz coğrafyanın sosyal sorumlulukları ve ihtiyaçları var. Bizim bulunduğumuz durum, bu sosyal sorumluluklara sadece devletin değil aynı zamanda özel sektörün de cevap vermesi noktasıydı. Dolayısıyla, 2007 yılında Vodafone’un henüz 1. faaliyet yılında, Vodafone Vakfı’nı kurarak, öncelikle Türkiye’nin bir sosyal ihtiyaç haritasını çizmeye çalıştık. Özel sektör olarak, Vodafone olarak ve Vodafone Vakfı olarak burada hangi alanlarda ve temalarda destek verebiliriz diye düşündük. İşte bu noktada, bizim felsefemiz dışarıda bırakılanlara ulaşmak oldu. Toplumda fırsatlardan yararlanamayan, fırsatların dışında kalan insanları fırsatlara yakınlaştırmak anlamında projelere önem verdik. Bunlar da eğitim ve engellilerdi. Türkiye Vodafone grubunun şöyle bir özelliği var: Yatırım yaptığı grubun sosyal yardım faaliyetleri vakıf olarak, tüzel statüsü altında yürütülüyor.

UNDP Türkiye: 20’yi aşkın ülkede yürütülüyor.

H.S.: 27 Vodafone Vakfı’ndan bir tanesiyiz. Dolayısıyla, ayrı bir tüzel kişiliğimiz ve ayrı bir yönetim yapımız var. Dolayısıyla, sosyal sorumluluk projelerini farklı bir vizyonla ve farklı bir şekilde ele almamızı sağlıyor. Neden farklı bir vizyon diyorum, onun da altını çizmek istiyorum. Biliyorsunuz doğru konuyu ve alanı belirlediğiniz kadar, doğru bir iş ortağını belirlemek ve bunu en uygun şekilde, profesyonelce uygulamak çok önemli. Biz yaptığımız projelerde sürdürülebilirliğin uzun vadede etki yaratmasını ve öncesi ile sonrasının etkisini ölçülmesini hedefleyen [bir kuruluşuz].

UNDP Türkiye: Bir amaç birliği ve ortaklığından söz etmek mümkün. Birlşemiş Milletler Kalkınma Programı da kalkınma programlarının özel sektörle işbirliği içerisinde olmasına inanan bir uluslararası örgüt. Zaten, sürdürülebilirlik, UNDP’nin önem verdiği başlıca kavramlardan bir tanesi. Şimdi isterseniz az önce sözünü ettiğiniz bu amaçları hayata nasıl geçirdiğinizden biraz bahsedelim. Düşler Akademisi’nin ismini duymayan vardır muhakkak. Düşler Akademisi nedir ve siz nasıl dahil oldunuz?

H.S.: Şimdi, Türkiye’de 8.5 milyonun üzerinde kayıtlı engelli vatandaşımız mevcut. Bu nüfusun %10’unun üzerinde olan bir rakam. Bugün sokağa çıktığımızda bunların çoğunu göremiyoruz. Çünkü bu insanlar evlerinden çıkamıyor. Biz o noktada devreye girdik ve onları hayata bağlayacak, sosyal hayatla bütünleştirecek ve onları sosyal hayata bağlı kalacak bir proje geliştirmek istedik. Bugüne kadar baktık hangi projeler geliştirilmiş; ki bunlar genelde hayırseverlik üzerine belirli meblağların bağışlanarak o insanlara destek olunması çerçevesinde olan özel sektörün farklı projeleri ancak biz sürdürülebilen ve eğitimle ilgili bir proje yapmak istedik. Bu noktada da AYDER ve UNDP ile bir araya geldik.

UNDP Türkiye: Bu iş öncelikle İstanbul olmak üzere çeşitli belediyelerle başladı ve belediyelerin tahsis ettiği mekanlarda farklı kuruluşlar olarak bir araya gelip sözünü ettiğiniz projenin uygulanmasına yöneldiniz. Düşler Akademisi’nin içerisinde neler var ve nasıl tasarladınız?

H.S.: Adı üzerinde bu bir akademi. Bunun eğitim takvimi ve eğitmenleri var. Türkiye Vodafone Vakfı da zaten en büyük desteğini eğitim ihtiyaçlarını karşılayarak veriyor. Sene içinde değişik alanlarda eğitim programları, atölye programları veriyor.

UNDP Türkiye: Sanat eğitim programlarının da olduğunun altını çizmek lazım.

H.S.: Evet, burada temel olarak müzik, tiyatro, ve dans ayrıca spor gibi yan aktivitelerin de olduğu ve oradaki insanımızın ihtiyacına yönelik çok yönlü alanlar belirledik. Gönüllü ve profesyonel eğitmenlerimizin de sayesinde bugüne kadar 620’nin üzerinde mezun verdik ve bu sayı giderek artıyor.

UNDP Türkiye: Bu akademinin çatısı altında pek çok marka da oluşmaya başladı. Bunlardan bir tanesi Sosyal Kapsayıcılık Orkestrası ya da diğer adıyla Social Inclusion Band (SİB) ortaya çıktı. Bu, dezavantajlı gençlerin oluşturduğu bir orkestra. Ne isterseniz çalıyorlar ve muhteşemler. Oradaki tecrübeden bir kaç cümle ile bahsedelim.

H.S.: Social Inclusion Band, Düşler Akademisi’nin tek kelimeyle gurur duyduğumuz bir meyvesi. Zaten siz de anlattınız; bu grup büyük festivallerde ve mekanlarda yer alıp kaşe ücreti alıyor yani burada altını çizmek istediğim konu şu: Bu grup kendi yaptığı faaliyetleri gelire çevirip bir sürdürülebilirlik sağlıyor. Böyle bir noktada dokunmuşluğumuzun gururunu yaşıyoruz. Zaten onlar da biz olmasak da devam edebilecek kapasitedeler.

UNDP Türkiye: Geçen sene Social Inclusion Band olarak bir albüm çıkardınız. O albüme Cahit Berkay da el attı. İsterseniz, Social Inclusion Band nasıl çalıyor, bunu dinleyip ardından devam edelim... Tekrar birlikteyiz. Türkiye Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hazırladığı Yeni Ufuklar programı ile devam ediyoruz. Hasan Süel, Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ile birlikteyiz. Sosyal Kapsayıcılık Orkestrası böyle profesyonel çalıyor. Ayrıca alt gruplarından bahsedecek olursak Düşler Kumpanyası da bunlardan bir tanesi. Düşler Kumpanyası ne yapıyor acaba?

H.S.: Düşler Kumpanyası bir tiyatro grubu ve dediğim gibi, alt aktivitelerimizden bir tanesi de tiyatro idi. Burada özellikle Düşler Akademisi’ne gelen öğrencilerimizin tiyatroya olan hevesi ve potansiyellerini gördük ve bunu atölyeleştirerek eğitim programı haline dönüştürmeye başladık. Kısa sürede meyvelerini verdi. Bu zamana kadar birçok oyunlar sergilediler ve bütün bunlar beğeni topladı. Önümüzdeki zamanlar için de süprizlerimiz olacak.

UNDP Türkiye: Tabi bu süprizlerin altını çizelim, bilsek de söyleyemiyoruz çünkü müthiş bir süprizle geliyorlar. Düşler Akademisi yazdığınızla twitter üzerinden ulaşabiliyorsunuz. Aynı zamanda Sosyal Kapsayıcılık Orkestrası’na, sib_da yazdığınızda twitter’dan ulaşabilirsiniz. Çok az bir vaktimiz kaldı. UNDP ile sürdürdüğünüz bir proje var ki bu yüzbinlerce kişiye ulaşmış ancak hala birçok kişinin de duymadığı bir proje: ‘Bilgisayar Bilmeyen Kalmayacak’. Nasıl bir proje bu?

H.S.: Başta söylediğimi tekrar söylemek istiyorum. Başarılı bir proje yapmak için, doğru bir iş ortağı, doğru bir konu ve doğru zamanlama seçmek zorundasınız. ‘Bilgisayar Bilmeyen Kalmayacak’ da bunun bir ürünü. Burada bizim sorun olarak tespit ettiğimiz konu Türkiye’deki bilgisayar okur-yazarlığının düşük olması idi. Mümkün olduğu kadar çok insana dokunarak bu uçurumu ortadan kaldırmak için neler yapabileceğimizi düşündük. İnsanları buluşturucu özelliği olan interneti kullanarak web tabanlı bir eğitim programı düzenledik. Avrupa Birliği tarafından da tanınan bu program, modüllerden oluşuyor. Dolayısıyla, insanlar özgeçmişlerine aldığı bu sertifikayı yazıyor. Öyle bir beğeni topladı ki, bugüne kadar 1 milyonu aşkın insana dokunduk. Burada özellikle kadınların ve çocukların oluşturduğu bir çoğunluktan bahsetmek lazım. Bu da Türkiye’nin önemli sorunlarından olan dijital uçurumun kapanmasından olan internetteki fırsat eşitliğine yönelik önemli bir adım oldu. Biz bunu da çok önemli bir sürdürülebilirlik faaliyeti olarak görüyoruz.

UNDP Türkiye: 81 ilde bir milyonu aşkın gence dokunan bir proje. Web sitesine kaydolup, eğitimlerini almak hala mümkün. Bilgitoplumu.net adresi üzerinden ulaşılabilir. Tekrar vurgulamak gerekirse Düşler Akademisi’ne duslerakademisi.org adresi üzerinden ulaşılabilir. Son olarak size tekrar sormak istiyorum. Birleşmiş Millet Kalkınma Programı ile olan ortaklığınız bundan sonra nasıl devam edecek?

H.S.: Doğru temaları belirleyerek sürdürülebilir projeler yapmaya devam edeceğiz. Önemli olan ülkemizin sorunlarını iyi okuyabilmek. Bugüne kadar birlikteliğimizde elde ettiğimiz başarı, bundan sonra yapacaklarımızın da bir teminatı. Dolayısıyla bizi izlemeye devam edin.

UNDP Türkiye: Bunun gibi başarılı ve kapsamlı projelerin devamı diliyoruz. Konuğumuz Türkiye Vodafon Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Süel’di. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın!

UNDP Türkiye'de iş fırsatları

 

Tüm İlanlar

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Faik Uyanık

Stajyerler: Esra Sergi, Gönenç İnal

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2012 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.