Ana Siteye Dön

Ocak 2013

Sayı: 85

Ocak 2013 kapak

uieauiea

uieauiea

uieauiea

uieauiea

uieauiea

uieauiea

uieauiea

uiauieaieauiea

uieauiea

uieauieaieauiea

Mukim Temsilciden:[] Yeni Yıl Mesajı

Derin bir karmaşa, geçiş ve dönüşümün yaşandığı zorlu zamanlara tanık olmaktayız. Bu sebeple, küresel kalkınma gündeminde ilerlememizi sağlayacak olan 2012 yılının kazandırdıklarını iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

Ankara, Ocak 2013

2012 yılı boyunca elde ettiğimiz önemli başarılar sayesinde birçok fırsat yakaladık.

Geçtiğimiz sene boyunca, sürdürülebilir kalkınmayı ve uzun vadeli barışı sağlamak için sağlam temeller inşa ettik ve ekonomik ve sosyal ilerlemeyi başarmak adına önemli adımlar attık.

Mart 2012’de İstanbul’da ilk kez düzenlenen Küresel İnsani Gelişim Forumu, Rio de Janerio’da Haziran 2012’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’ndan gerçek ve uygulanabilir sonuçlar elde edilmesini amaçlayan önemli konferanslardan biriydi.

Bu forumun sonuç belgesi olan İstanbul Deklarasyonu, 2015 sonrası için yeni bir küresel kalkınma çerçevesi belirlenirken bir yandan Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne 2015 yılına kadar ulaşılması için ilerlemelere devam edilmesi gerektiği vurguladı.

Haziran ayında düzenlenen Rio+20 Konferansı, dinamik büyümenin, ortak refahın ve çevrenin korunmasının bir arada mümkün olduğu sürdürülebilir bir dünyaya giden yolda bizleri daha da ileriye taşıdı.

‘İstediğimiz Gelecek’ başlıklı çıktısı ile Rio+20 Konferansı, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nden sonraki küresel kalkınma gündemi belirlenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde 2000 yılından bu yana uzun bir yol kat edilmiş olsa da kalkınma gündeminin merkezine yedi milyar insanı alan bir yaklaşımı benimsemek için kat etmemiz gereken daha çok yol var.

2015 sonrası kalkınma gündemi

Bu sebeplerden ötürü, 2015 sonrası kalkınma gündemi tartışmalarında, hoşgörülü, müreffeh, eşitlikçi ve adil bir dünya için sürdürülebilir insani kalkınmaya dayanan yeni bir yaklaşım benimsendi.

Türkiye, istişarelerin ve tartışmaların başlatıldığı 2015 sonrası kalkınma gündeminin oluşturulmasına katkı sağlamak için seçilen 50 ülkeden birisi.

Yeni kalkınma gündemi için belirlenen yaklaşım doğrultusunda yapılacak olan tüm istişareler, hükümet, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, üniversiteler ve araştırma kurumlarının da arasında bulunduğu toplumun her kesiminden paydaşların katılımına açık.

Türkiye’de geniş bir paydaş katılımı ile dokuz tematik toplantı, dört gençlik zirvesi ve dört bölge toplantısı düzenlendi.

Ayrıca bu kapsamda, "2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’ne Doğru: Nasıl bir gelecek istiyorsunuz?" başlıklı bir seminer serisi düzenleyerek bu zamana kadar Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üç üniversiteyi de ziyaret ettik.

Gittiğimiz her üniversitede, öğrenci ve akademisyenlerden oluşan geniş bir katılımcı kitlesi ile 2015 sonrası kalkınma gündemine dair çok olumlu ve heyecanlı tartışmalar yaptık.

Türkiye ve en az gelişmiş ülkeler

Eğer açlık, hastalık ve dünyanın diğer sıkıntıları sebebiyle acı çeken milyarlarca insanın sorunlarına çare bulunamazsa, amaçladığımız küresel barışa hiçbir zaman ulaşamayız.

Bu anlamda, 2012 yılı, En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) için ciddi bir kalkınma ortağı olan Türkiye'nin rolünü artırdığı bir yıl oldu.

Türkiye, UNDP ve diğer BM kuruluşları ile işbirliği içinde EAGÜ'ye destek konusunda 2012 yılı boyunca da liderliğini gösterdi.

UNDP ve Türkiye, destek programları yürüttükleri EAGÜ'de birlikte yürütebilecekleri işbirlikleri üzerine halen müzakere içindeler.

UNDP stratejisi

UNDP'nin kurumsal stratejisi, her zaman olduğu gibi 2012 senesinde de, politika desteğinin yanı sıra toplumun güçlendirilmesini de kapsadı.

UNDP, bilgi ürünleri geliştirip uluslararası ve bölgesel deneyimlerini paylaşarak ve en iyi uygulamaları tanıtarak ulusal ve yerel yönetimlerin uygulamalarının ve sürdürülebilir politikalarının geliştirilmesini destekliyor.

Bugün birçok ülkede var olan bütçe kısıtlamaları ve kalkınma politikalarının uygulanmasındaki zorluklar, kaynak aktarımını önemli bir noktaya getiriyor.

Kaynak aktarımı, kalkınma çalışmaları için yeterli ve sürdürülebilir finansmanı kapsamlı bir şekilde güvence altına almak adına konumlandırılmalı.

Bu anlamda, ülkelerin öncelikleri ve sistemleri ile uyumlu, hedefe yönelik ve öngörülebilir resmi kalkınma yardımları (ODA), Binyıl Kalkınma Hedefleri için olan önemini koruyor.

Ancak, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılması aynı zamanda yerel finansmanı da gerektiriyor.

Umuyorum ki, 2012 yılı boyunca çizilen bu çerçevede, Türkiye’de olduğu gibi diğer ülkelerde de sürdürülebilir kalkınma ve küresel refah için daha fazla çaba görebiliriz.

Dünyanın her yerindeki insanlara sağlıklı, mutlu ve başarı dolu bir yeni yıl dilerim.

* Shahid Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü

Yoksullukla Mücadele Maçı Türkiye'de İlk Kez Canlı Olarak Yayınlandı

UNDP’nin bu yıl onuncusunu düzenlediği Yoksullukla Mücadele Maçı, 19 Aralık'ta Türkiye’de ilk kez canlı olarak CNN Türk ekranlarında yayınlandı. BM Kalkınma Programı İyi niyet elçileri Ronaldo ve Zidane’ın davet ettiği dünyaca ünlü futbol yıldızları arasında Türkiye’de top koşturmuş oyuncular da vardı.

Ankara, Ocak 2013

Yılda bir defa yapılan ve çok sayıda ülkenin televizyon kanalında canlı olarak yayınlanan Yoksullukla Mücadele Maçı, Türkiye’de de ilk kez CNN Türk tarafından yayınlandı.

İlki 2003 yılında İsviçre’de düzenlenen Yoksullukla Mücadele Maçı, bu yıl Brezilya’nın Porto Alegre kentindeki 60 bin kişilik Gremio Stadyumu’nda yapıldı. 

Maç için tüm biletler günler öncesinden tükendi.

Onuncu Yoksullukla Mücadele Maçı’nda UNDP iyi niyet elçileri Zidane ve Ronaldo, takım kaptanlığı yaptı ve aralarında Türkiye’deki futbolseverlerin yakından tanıdığı Alex de Souza ve Roberto Carlos’un da bulunduğu dünyaca ünlü 40 futbol yıldızı sahaya çıktı.

Futbolun yönetim organı Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından da desteklenen maçın sponsorluk, bilet satışı ve yayınlarından elde edilen fonlar ile Brezilya’da ve Afrika’da yoksulluğu azaltmak için yapılan projelere destek olunacak.

‘Yoksulluğu Sona Erdirmek için Takım Olalım’ sloganından yola çıkılarak düzenlenen Yoksullukla Mücadele Maçı, futbol yıldızları ve UNDP iyi niyet elçileri Ronaldo ve Zidane’in girişimleri ile hayata geçirildi.

İlk maçın yapıldığı 2003 yılından bu yana birçok yardım projesine destek olan girişim, geçen yıl Almanya’nın Hamburg kentinde yapılan maç ile Somali Yarımadası’nda yapılan insani yardım harekâtı için 100 bin ABD doları toplamayı başarmıştı.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nı temsilen maçı Gremio Stadyumu’nda izleyen UNDP Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan, yoksullukla mücadele için bu yıl onuncusu düzenlenen bu maç ile dünya çapında aşırı yoksulluk sınırında yaşayan 1,2 milyar insan için farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirtti.

 

 

UNDP ve Türk Hükümeti Stratejik Ortaklıktaki İlerlemeleri Değerlendirdi

Mart 2011’de Türkiye ile UNDP arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşması ile ilgili son gelişmeleri ve gelecek planlarını değerlendirmek üzere, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türk Hükümeti ilk üst düzey toplantısını Ankara'da yaptı.

Ankara, Ocak 2013

Küresel kalkınma ortağı olarak Türkiye’nin rolüne odaklanan stratejik ortaklık anlaşması, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler sistemi kalkınma örgütü ile olan ilişkisinin gelecek safhalarına işaret eden önemli bir başarıydı.

3 Aralık’ta, Türk Hükümeti’ni temsilen Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Mehmet Gücük ve UNDP’yi temsilen UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Ofisi Direktörü Cihan Sultanoğlu, UNDP ve Türkiye’nin işbirliğindeki son durumu değerlendirmek için Ankara’da bir araya geldi.

Başarılar ortada

UNDP ve Birleşmiş Milletler’in diğer örgütleri ile işbirliği içinde olan Türkiye, Mayıs 2011’de Dördüncü En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı’nı düzenleyerek En Az Gelişmiş Ülkelere (EAGÜ) destek alanında lider bir ülke olduğunu gösteriyor.

UNDP ve Türkiye yenilenen anlaşma kapsamında ortaklaşa yürütülecek yardım programları ile belirli EAGÜ'ler hakkında nasıl işbirliği yapacaklarını tartışıyorlar.

UNDP ve Türkiye, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı’nın BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un kurduğu Üst Düzey Panel’deki rolünü göz önüne alınarak yeni kalkınma hedeflerinin belirlenmesi konusunda işbirliği yapılması için de anlaştılar.

UNDP, Türkiye’nin 2015 yılında düzenlenecek G20 konferansında liderliği alması ile ilgili hazırlıklarında da Dışişleri Bakanlığı ile birlikte çalışacak.

İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nin kurulması

UNDP ve Türkiye arasındaki yeni stratejik ortaklığın en göze çarpan sonucu, İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi’nin kurulması oldu.

Merkez, Türkiye’nin kalkınma konularına özel sektörü dâhil etme konusundaki başarılı çalışmalarını paylaşacağı bir platform olacak ve aynı zamanda bilgi paylaşımı ve konuyla ilgili eğitimlerin noktası olarak hizmet edecek.

Taraflar anlaşmada, EAGÜ'lerin desteklenmesi, 2015 sonrası kalkınma gündemi konusundaki çalışmaların yoğunlaştırılması ve sürdürülebilir kalkınma konularında atılacak adımlara odaklanılması kararı aldı.

2015 Sonrası Çevresel Sürdürülebilirlik Teması Tartışıldı

2015 sonrası Kalkınma Gündeminin dokuz tematik alanından biri olan çevresel sürdürülebilirlik, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından Kasım ayı sonunda Ankara’da düzenlenen toplantıda tartışıldı.

Ankara, Ocak 2013

Sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için yeşil ekonomiye dönüşümün gerekliliği küresel olarak tüm toplumlar tarafından tartışılıyor.

Türkiye’de 2015 sonrası kalkınma gündeminin belirlenmesine yönelik ulusal istişare süreci kapsamında Birleşmiş Milletler koordinasyonunda çeşitli temalarda toplantılar düzenleniyor.

Sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve üniversiteleri temsilen yaklaşık 50 kişinin katıldığı çevresel sürdürülebilirlik tematik toplantısında, Türkiye’de çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik karşılaşılan zorluklar ele alındı.

Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yanı sıra Rio+20 Konferansı çıktıları ulusal perspektiften ale alınarak öneriler geliştirildi.

Yeni Ufuklar Podcastları iTunes Türkiye'de Bir Numara

Yeni Ufuklar podcastları, 4 Aralık’ta açılan iTunes Türkiye mağazasındaki Hükümetler ve Kuruluşlar kategorisinde bir numara oldu.

Ankara, Ocak 2013

Apple, iTunes mağazasını Türkiye, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika dâhil olmak üzere toplam 56 ülkede hizmete açmıştı.

UNDP Türkiye’nin ürettiği Yeni Ufuklar podcastları, kendi kategorisinde birinci olarak aynı kategoride kullanıma sunulan 150 kadar podcast arasında en çok indirilen podcast oldu.

En iyi podcastların listesi için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Podcastların popülerliklerine göre sıralamasını görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Deniz Kıyı Koruma Alanları Projesi Sosyal Medyada

“Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” Facebook ve Twitter sayfalarına yoğun ilgi gösteriliyor. Projenin internet sitesi de yenilenen yüzüyle, konuyla ilgili Türk ve yabancılar için son derece kapsamlı bilgiler sağlıyor.

Ankara, Ocak 2013

Projenin Facebook ve Twitter sayfaları, açılmalarının üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, deniz ve kıyı koruma alanları, ekosistem ve çevre koruma gibi alanlara ilgi duyanların uğrak yeri oldu. 

Projeyle ilgili gelişmelerin anında takipçilerle paylaşıldığı sayfalarda, çevreyle ilgili farklı etkinliklere de yer veriliyor. 

İnternet sayfası yenilendi

Projenin “http://www.dka.gov.tr/” adresindeki internet sayfası da yenilendi. 

Proje hakkında kapsamlı ve detaylı bilgilerin yanı sıra, Türkiye’nin denizel değerleri ve tehlike altındaki türleri hakkında bilgi sağlanan sitede, konuyla ilgili raporlara ve yayınlara da ulaşılabiliyor. 

Sitede ayrıca proje bölgelerinde su altında ve üstünde çekilmiş birbirinden etkileyici fotoğraf ve videolar ile alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların internet sitelerinin bağlantıları da kullanıcılara sunuluyor.

Otantik Argande Ürünleri Markafoni'de

Argande markasının ana destekçilerinden Markafoni, markayı ve markanın yüzü olan ünlü model Sema Şimşek’i websitesinde üyeleriyle buluşturdu.

Ankara, Ocak 2013

Websitede Türkiye’nin önde gelen tasarımcılarının elinden çıkan ve Güneydoğulu kadınlar tarafından üretilen Argande etiketli ürünler Aralık ayı sonunda iki gün boyunca Markafoni’de sergilendi.

Argande markası, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ortaklığı ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı finansmanıyla yürütülen “GAP Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler Projesi” kapsamında yaratıldı.

Kampanya kapsamında markanın yüzü Sema Şimşek ile özel bir çekim gerçekleştirildi.

Ünlü model, Anadolu'ya has otantik kumaşlar ve özgün motiflerle bezenmiş Argande ürünleriyle fotoğrafçı Bayazıt Şimşek’e poz verdi.

Kampanyada Argande’nin geçmiş sezonlara ait ürünlerinin yanı sıra yeni sezon ürünleri de yer aldı.

Ünlü moda tasarımcılarını arkasına alan marka

Adını Mezopotamya topraklarında hüküm sürmüş Kommagene Krallığı’nın tek tanrıçasından alan Argande, moda tasarımcısı Hatice Gökçe koordinatörlüğünde pek çok önde gelen tasarımcılar tarafından tasarlanıyor ve Güneydoğulu kadınlar tarafından üretiliyor.

Argande tasarımlarında, Anadolu’ya has, hiçbir sentetik madde içermeyen ve el dokuma tezgâhlarında dokunan, Osmanlı padişahlarının elbiselerinde kullanılan “Kutnu Kumaşı” gibi otantik kumaşlar ve özgün motifler, modern tasarımlarla harmanlanıyor.

Binyıl Kalkınma Hedefleri Sonrası İrtibat Grubu İstanbul'da

2015 sonrası küresel kalkınma hedeflerinin tartışılması için Japonya tarafından kurulması talep edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri Sonrası İrtibat Grubu’nun beşinci toplantısı İstanbul’da yapıldı.

Ankara, Ocak 2013

İstanbul’daki toplantıda öncelikle verimliliğin ortak ilgi alanı olan iyi yönetişimle ilgili konular üzerinde duruldu.

Japonya, 2015 sonrası küresel kalkınma hedeflerinin detaylı olarak tartışılması için Binyıl Kalkınma Hedefleri Sonrası İrtibat Grubu’nun oluşturulmasını önermişti.

Binyıl Kalkınma Hedeflerinin devamı niteliğinde olacak olan 2015 sonrası kalkınma hedefleri, son 12 yılda yoksulluğun ve eşitsizliğin azaltılması için yapılan çalışmaları hızlandırmaya ve 2015 sonrası için yeni kalkınma beklentileri ve hedefleri arasında hükümetler ve özel sektör ortakları işbirliği ile köprü kurmaya devam edecek.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 2015 Sonra Kalkınma Gündemi vizyonunu ortaya koyarken, Birleşmiş Milletler’in, ulusal ve yerel öncelikler tarafından belirlenen kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşımı destekleyip kolaylaştıracağını belirtti.

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’nde tutarlı bir yaklaşım sağlamak için gerekli olan kurumsal düzenlemeler hakkındaki tartışmalar devam ediyor.

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi Trabzon'da Tartışıldı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam’ın 2015 sonrası kalkınma gündemi sürecini anlattığı üniversite turu, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde 13 Aralık’ta düzenlenen seminerle devam etti.

Ankara, Ocak 2013

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam, “2015 sonrası Kalkınma gündemine doğru: Nasıl bir gelecek istiyorsunuz?” başlıklı sunumunda 2015 sonrası kalkınma gündemi sürecini küresel ve ulusal düzeyde ele aldı.

Shahid Najam yaptığı sunumda 2000 yılında hayata geçirilen Binyıl Kalkınma Hedefleri ve bu hedeflerin ulaştığı son durumu, 2015 sonrası kalkınma gündeminin oluşturulma sürecindeki küresel istişareleri ve seçilen dokuz tematik alanda hedeflerin nasıl saptanacağını anlattı.

Najam’ın sunumunu takiben 2015 sonrası kalkınma gündemi, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Lütfü Öztürk moderatörlüğünde katılımcılar ile tartışıldı.

Akademik yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında devam edecek üniversite turunda yapılması planlanan seminerlerde, katılımcıların 2015 sonrası kalkınma gündemi için görüş ve düşünceleri de alınıyor.

Böylece Karadeniz Teknik Üniversitesi ile devam eden üniversiteler turunun, Haziran 2012’de Rio+20 Küresel Sürdürülebilirlik Zirvesi’nde kararlaştırılan 2015 sonrası küresel kalkınma gündemi eylem planı çerçevesinde Türkiye’de resmi olarak başlatılan istişare sürecine katkı sağlaması amaçlanıyo

2013 İnsani Gelişme Raporu: 'Farklılıklar Dünyasında İnsani Gelişme'

‘Gelişmekte olan Ülkelerin Yükselişi: Farklılıklar Dünyasında İnsani Gelişme’ başlıklı bu senenin İnsani Gelişme Raporu Mart 2013’te yayımlanacak.

Ankara, Ocak 2013

2013 İnsani Gelişme Raporu, gelişmekte olan ülkelerin hızlı bir şekilde büyümesinin getirdiği küresel dinamiklerdeki köklü değişimleri ve bu değişimlerin insani gelişmeye etkilerini inceleyecek.

Milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulduğu Çin, ikinci en büyük ekonomi olarak Japonya’nın yerini almış durumda.

Hindistan girişimci yaratıcılık ve sosyal politika yenilikleriyle geleceğini yeniden şekillendiriyor.

Yoksulluğun azaltılması programlar ile ülkesinde eşitsizlikleri giderek azaltan Brezilya, gelişmekte olan ülkelerin büyüme lokomotiflerinden biri.

Türkiye, Tayland, Güney Afrika, Meksika, Endonezya ve diğer gelişmekte olan ülkeler de artık dünyanın ileri gelen aktörleri.

Bu ülkeler örnek alınması gereken siyasi ve ekonomik kararlar alıyor ve en az gelişmiş ülkeler ve diğer gelişmekte olan ülkeler ile yeni ve önemli ortaklıklar kuruyorlar.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’dan rapora özel katkı

Eşitsizlik, sürdürülebilirlik ve küresel yönetişim gibi uluslararası toplumun karşılaştığı uzun vadeli kritik zorluklara bakıldığında, 2013 Raporu, gelişmekte olan ülkelerin büyümesi ile gelecek yıllarda daha fazla insani gelişmeyi sağlayabilecek politikaları ve kurumsal reformları saptıyor.

Nobel Ödüllü yazar Amartya Sen, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı Başkanı Akihiko Tanaka, New York şehri Belediye Başkanı Michael Bloomberg ve Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da rapora katkıda bulundu.

2013 raporu, Düzenlenmiş Eşitsizlik İnsani Gelişim Endeksi, Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GII) ve Çok Boyutlu  Yoksulluk Endeksi (GII) olmak üzere raporun tamamlayıcısı olan üç endeksin  yanı sıra, güncellenmiş İnsani Gelişim Endeksi’ne (GII) de yer verecek.

Mart 2013’te yayımlanarak orijinal yayın planına yapılan geri dönüş, önceki yılın son çeyreğindeki uluslararası veri sağlayıcılarından İnsani Gelişim Endeksi’nin en güncel istatistiksel göstergelerinin dâhil edilmesine olanak sağlayacak.

Bu plan aynı zamanda, raporun yıl boyunca verdiği mesajların ve temel bulguların tartışılması için de fırsat yaratacak.

 

DOHA’daki BM İklim Değişikliği Görüşmeleri Sona Erdi

1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü’nün üst anlaşması olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi taraflarının iki hafta süren toplantıları, 8 Aralık’ta Katar’ın başkenti Doha’da sona erdi.

Ankara, Ocak 2013

Delegeler, toplantının sonunda, mühleti bu senenin sonunda dolacak olan Kyoto Protokolü’nün 2020 yılına kadar uzatılması kararını aldı.

Sanayileşmiş veya pazar ekonomisine geçiş sürecinde olan 37 devlet, Kyoto Protokolü’nde belirlenen ve hukuken bağlayıcılığı olan salım sınırlaması ve azalımı taahhütlerine bağlı.

Ban Ki-moon, “Doha’daki konferans daha önce yapılan iklim müzakerelerinin başarılı bir şekilde sonlanmasını sağladı ve böylece 2015’te hazırlanacak daha kapsamlı ve bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasının önünü açmış oldu” dedi.

BM’nin öncülüğünde yayımlanan son raporlar, ortalama küresel sıcaklıkların uluslararası düzeyde kabul edilen 2 derecenin üstüne çıkmaması ve iklim değişikliğinin beklenenden daha fazla ciddi etkilerinin önüne geçilmesi için ivedilikle harekete geçirilmesinin önemine dikkatleri çekiyor.

Genel Sekreter Ban Ki-moon, konferans sonrası yayımladığı bildirisinde, uzun vadeli iklim finansmanın ve daha önce Cancun ve Durban’da düzenlenen iklim konferansları sırasında kurulan kurumlar aracılığı ile gelişmekte olan ülkelerin azaltım ve uyum çalışmalarını desteklenmesi konularının önemine de dikkat çekti.

Genel Sekreter, ayrıca, hükümetlerin hiçbir belirsizliğe yol açmadan, iklim müzakerelerinin küresel ve hukuken bağlayıcı bir yolda devam etmesini ve azaltım vaatlerinde 2 derece hedefini tutturmak için gerekli olan adımları atmada kararlı olduklarını göstermelerini umduğunu belirtti.

Kutnu Şalları Wall Streat Journal'da

Geleneksel el sanatlarını tanıtmak ve yerel zanaatkârları güçlendirmek amacıyla kurulan The Bootstrap Project’in desteğiyle, Gaziantep'in geleneksel kutnu şalları The Wall Street Journal'ın Noel için hazırladığı "The Off Duty 50" hediye listesinde yer aldı.

Ankara, Ocak 2013

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler Projesi, kutnu kumaş üretiminin de dâhil olduğu küçük ölçekli yerel üreticilere destek sağlıyor.

Proje, kadınların iş gücüne katılımını artırmayı, Güneydoğu Anadolu’yu yeniden markalaştırmayı ve satış ve pazarlama için yeni fırsatlar yaratmayı amaçlıyor.Bölgedeki kadınların ürünleri Güneydoğu Anadolu’da eski bir tanrıça olan Argande markası ile satılıyor.Pek çok ünlü tasarımcı bu projeyi gönüllü olarak destekliyor.

Bu hafta, bölgedeki kadınların ürettiği ürünlerden biri olan ve Sibel Tan’ın dizayn ettiği Kutnu Şalları, Wall Street Journal (WSJ) tarafından ‘iyi-hisset şalı’ başlığı ile yılbaşı önerisi olarak önerildi.

Güneydoğu Anadolu’da kullanılan eski ve yerel bir kumaş olan Kutnu’nun üretimi pek çok girişim ile birlikte Argande projesi ile yeniden canlandırıldı.

Proje Yöneticisi Gönül Sulargil, yılbaşına kadar gelen siparişleri karşılamak için tam kapasite çalıştıklarını söyledi.

Wall Street Journal bağlantısı için tıklayınız!

Küre Dağları Milli Parkı Yönetim Planı ve Alan Kılavuzları

Küresel Çevre Fonu destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında yapılan çalışmalarla hazırlanan Küre Dağları Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı ilgili kurumların olumlu görüşleri alınarak Aralık ayı başında Doğa Koruma ve Mili Parklar Genel Müdürü Sayın Ahmet Özyanık tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.

Ankara, Ocak 2013

Milli parkın etkin yönetimi için en önemli araçlardan biri olan Uzun Devreli Gelişme Planı ile birlikte “Ziyaretçi Yönetim Planı”, “Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Orman Amenajman Planı” ve “Sürdürülebilir Turizm Gelişim Stratejisi” gibi alt plan ve stratejiler de uygulamaya konuldu.

Planın onayından önce Kasım ayında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 10. Bölge Müdürlüğü ve Küre Dağları Milli Parkı Müdürlüğü’nün “Sertifikalı Alan Kılavuzluğu Eğitimi” düzenledi.

Küre Dağları Milli Parkı çevresinde, Kastamonu ili Cide ve Pınarbaşı ilçelerinde ve Bartın il merkezinde olmak üzere 3 farklı noktada düzenlenen eğitim sırasında doğa koruma temel bilgileri, Türkiye’den uygulamalar ve Küre Dağları Milli Parkı özelinde teorik bilgiler, akademisyenler, uzmanlar ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü personeli tarafından katılımcılara anlatıldı.

Eğitimin son haftasında düzenlenen bir haftalık arazi çalışmasında ise Küre Dağlar Milli Parkı’nın farklı rotalarında uygulamalı eğitim yapıldı.

Bu eğitimin sonunda yapılan sınavla 65 kişi “alan kılavuzu sertifikası” almaya hak kazandı.

Ban Ki-moon: Engellilerin önündeki engelleri kaldırmalıyız

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, engelli insanların topluma ciddi oranda olumlu katkı sağlayabilecek kapasiteye sahip olduklarını, ancak bu potansiyellerini hayata geçirebilmeleri için önlerine çekilen setlerin kaldırılması gerektiğini söyledi.

Ankara, Ocak 2013

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına Dair Sözleşmesi’nin hedeflerine ulaşılması için herkesin çaba harcaması gerektiğini vurguladı.

Ban, "Dünya üzerinde bir milyar engelli insan olduğunu düşündüğümüzde, bu setlerin kaldırılmasının ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor" dedi.

Ban Ki-moon, ayrımcılığı ve dışlamayı yok ederek, çok kültürlülüğe ve kapsayıcılığa değer veren toplumların inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

İyi niyetle verilen sözlerin çoktandır hayata geçirilmeyi beklediğini belirten Ban, bu alanda daha hızlı ilerleme sağlanabilmesi için BM Genel Kurulu’nun gelecek yıl bu konuda üst düzey bir oturum düzenleyeceğini belirtti.

Uluslararası topluluğun 2015 sonrası kalkınma gündemini belirleme çalışmalarını sürdürdüğü bir döneme denk gelecek olan toplantıda, engellilerin hakları, endişeleri ve topluma sağlayacakları katkılar derinlemesine ele alınacak.

Social Inclusion Band’den Engelliler Günü konseri

‘Sanat-çı engel tanımaz!’ sloganı ile yola çıkan Düşler Akademisi’nin gönüllü müzisyenleri ve sosyal dezavantajlı gençleri bir araya getirdiği projesi Social Inclusion Band, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde sahne aldı.

Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Engelliler Haftası programına özel bir performansla katılan Social Inclusion Band yoğun ilgi gördü.

2015 Sonrası Kalkınma Gündemi Instagram Yarışması

Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği, 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi için belirlenen dokuz temayı konu alan fotoğraflar için Instagram üzerinden bir fotoğraf yarışması düzenliyor.

Ankara, Ocak 2013

 Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği, 2015 sonrası Kalkınma Gündemi için hazırladığı çevrimiçi anketin yanı sıra Instagram üzerinden düzenlediği fotoğraf yarışması ile kapsayıcı bir kalkınma gündemi oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.

2015 sonrası Kalkınma Gündemi’ne fotoğraflarıyla katkıda bulunmak isteyen herkes bu yarışmaya katılabilir. 

Katılımcıların, 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi için belirlenen dokuz tematik alanda, mobil cihazları ile çekecekleri fotoğrafları ile katılabilecekleri yarışmanın sonunda seçilen fotoğraflardan bir sergi oluşturulacak.

Katılımcılar, tematik alanlarda diledikleri kadar çok sayıda fotoğrafla yarışmaya katılabilir. 

Tek yapılması gereken çekilen fotoğrafların 2015sonrasi etiketi (#2015sonrasi) ile Instagram'a yüklenmesi. 

#2015sonrasi etiketini kullanarak Instagram’a yüklenecek fotoğraflar arasından yarışma kurallarına uygun olduğu belirlenenler aynı zamanda www.2015sonrasi.org internet sitesinde yayınlanacak. 

Ayrıntılı bilgi için: www.2015sonrasi.org

UNDP, 6,000’den Fazla Projenin Verilerini Herkesin Erişimine Açtı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 2013’e kadar uluslararası standartlarda tam şeffaflık taahhüdünü yerine getirmek amacıyla, 177 ülke ve bölgedeki UNDP’nin çalışmalarına açık ve kapsamlı bir kamu erişimi sağlayan yeni bir çevrimiçi sistem kurdu.  

Ankara, Ocak 2013

UNDP'nin yeni çevrimiçi sistemi, open.undp.org, 6,000’den fazla aktif UNDP projesi ile ilgili kapsamlı bir program bilgisi sunuyor.

Kullanıcılar projeleri odak alanları, finansman kaynakları ve konumlarına göre sıralayabilir; bütçe, uygulayıcı kurumlar, yönetişim ve kriz önleme ve kurtarmada hukukun üstünlüğü alanlarında amaçlanan hedefler ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler.

UNDP bu sistemi, Uluslararası Yardım Şeffafılığı Girişimi’nin (IATI) bir parçası olarak oluşturdu. UNDP’nin devam eden projeleri ile ilgili güncellemeler, 2013 yılından başlayarak üç ayda bir yayınlanacak.

UNDP Başkanı Helen Clark, "Şeffaflık, UNDP için çok önemli bir öncelik ve ortaklarımızın bize olan güvenini korumak adına da hayati bir unsur. Bu çevrimiçi sistem, kamunun yardımları takip etmesine ve ortaklarımızın kaynaklarını daha verimli yönetmesine olanak sağlıyor." dedi.

Helen Clark, “Biz, açık bir şekilde çalışmakta kararlıyız ve ortaklarımızın yoksullukla mücadeleye, insani gelişmeye ve herkes için sürdürülebilir bir geleceğe olan yatırımlarını gözlemleyebilmesi için raporlarımızın kalite, sayı ve zamanlamasını geliştirmeye devam edeceğiz” diye de ekledi.

Sürdürülebilir Ormanlar için Orman Amenajman Projesi

Orman Genel Müdürlüğü, orman içi ve çevresindeki su kaynaklarının daha iyi yönetilmesi ve ormanların su fonksiyonunu geliştirmek için “Orman Amenajman Planlarında Su Fonksiyonunun Geliştirilmesi Projesi” projesine başladı. 

Ankara, Ocak 2013

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi ile birlikte yürüttüğü proje, İngiltere Büyükelçiliği tarafından destekleniyor ve projenin ilk aşamasının 2013 yılının ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor.

Ormanlar yalnızca iklim değişikliğine uyum sağlama çalışmalarında değil, biyolojik çeşitliliğinin korunması ve yoksullukla mücadelede ve doğal kaynakların devamlılığı için de kilit bir rol oynuyor.

Ormanların su kaynaklarıyla çok yakın bir ilişkisi bulunuyor. Ormanlar; su kalitesinin yüksek düzeyde tutulmasında ve su temininde en önemli katkıyı sağlıyor.

Ormanların, su üretimi konusunda da önemli bir rolü bulunuyor. Aynı zamanda ormanlar, toprağın su alma ve suyu tutma kapasitesini geliştirerek su iletiminin zamanlamasını da etkileyebiliyor.

Su, BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda (Rio+20) vurgulanan yedi kritik konudan biri olarak belirlenmişti.

Bu bağlamda, sürdürülebilir orman yönetimi, kaliteli temiz su sağlanması, sel veya toprak erozyonu gibi doğal afetlerden korunma ve çölleşmeyle mücadele için hayati önem taşıyor.

Türkiye yüzölçümünün %27’sini kapsayan ormanlar, ekosistem tabanlı fonksiyonel orman amenajman planlarıyla yönetiliyor. Buna göre orman müdürlüklerinin her ayrı birimi için 10 yıllık ormancılık faaliyetleri belirleniyor.

Orman İdaresi ve Planlama Dairesi Başkanı Rüstem Kırış, “Bu proje ile çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybı da dâhil olmak üzere iklim değişikliğinin orman ve su etkileşimleri üzerindeki potansiyel sonuçlarının daha iyi anlaşılması hedefleniyor” dedi.

Proje kapsamında sürdürülebilir orman-su yönetimi ilkeleri ve uygulamaları OGM stratejisi ve ilgili politikalara dâhil edilecek ve su kaynaklarının daha iyi hale getirilmesi için bozulmuş ormanların yenilenmesi, sellerin azaltılması, biyolojik çeşitliliğin ve toprağın korunmasına yönelik çalışmalar yapılacak.

Projenin çıktıları, Türkiye’nin dâhil olduğu uluslararası ve bölgesel ormancılık platformlarındaki etkinliğini artıracak, sahip olduğu orman ve su ilişkisine yönelik tecrübe ve bilgisini diğer ülkeler ile paylaşmasına imkân tanıyacak.

Akdeniz Deniz Koruma Alanları Forumu Antalya'da

Kasım ayı sonunda Antalya’da düzenlenen Akdeniz Deniz Koruma Alanları (DKA) Forumu’nda 2020 yılı için belirlenen ekolojik temsiliyete sahip, birbirine bağlı ve etkin yönetilen Akdeniz Deniz Koruma Alanları’na yönelik stratejik hedefler “Antalya Bildirgesi” ile duyuruldu. 

Ankara, Ocak 2013

Akdeniz DKA Forumu sonuç bildirgesinde, Akdeniz ve ekosistemlerin sağladığı tüm hizmetlerin, 

Akdeniz DKA Forumu sonuç bildirgesinde, Akdeniz ve ekosistemlerin sağladığı tüm hizmetlerin, bölgenin kültürel mirasının başında gelen ortak doğal miras olduğu vurgulandı.

Akdeniz ülkelerinin bölgesel seviyede sağladıkları katkının, Akdeniz’de Deniz Koruma Alanları ağı oluşturulması için sağlam bir zemin oluşturduğuna dikkat çekilen bildirgede, ulusal düzeyde daha güçlü siyasi taahhüt ile birlikte daha fazla çaba ve Akdeniz seviyesinde daha geniş işbirliği, koordinasyon ve karşılıklı yardımlaşmaya ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

Dört stratejik hedef belirlendi

2020 yılı için belirlenen yol haritasında yer alan stratejik hedefler de sonuç bildirgesinde yer aldı.

"Temsiliyete sahip ve birbirine bağlı ekolojik DKA’lar ağı oluşturulması", "Akdeniz DKA’larının etkili, etkin ve sürdürülebilir yönetiminin ve iyi yönetişiminin sağlanması", “çevresel ve sosyo-ekonomik yararların paylaşımını desteklerken, Akdeniz DKA’larının bölgesel ve sektörel olarak bütünleşik yönetişiminin geliştirilmesi” ve "etkin yönetilen bir ekolojik DKA ağı oluşturmak ve sürdürmek için finansal kaynak tahsisinin arttırılması” da hedefler arasında yer aldı.

Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi, Küresel Çevre Fonu (GEF) mali desteğiyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (TVKGM) ve UNDP Türkiye tarafından, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ortaklığında yürütülüyor.

Almanya ve İngiltere'de Binalarda Enerji Verimliliği

“Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması” projesi kapsamında Kasım ayı sonunda proje ortağı kurum ve kuruluşların kapasitesinin artırılması ve bilgi transferinin sağlanması amacıyla Almanya ve İngiltere’ye teknik gezi düzenlendi.

Ankara, Ocak 2013

Teknik gezi boyunca, “Binalarda Sürdürülebilirlik”, “Sürdürülebilir Bina Çözümleri ve Uygulamaları”, “Binalarda Enerji Verimliliği”, “Binalarda Enerji Yönetimi”, “Binalarda Enerji Verimliliğinin Finansmanı” gibi ana konuları hakkında ikili görüşmeler yapıldı.

Geziye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü ve TOKİ’den temsilciler katıldı.
Teknik gezi boyunca yapılan görüşmelerin genel çerçevesini binalarda sürdürülebilirlik yaklaşımı ve sürdürülebilir bina kavramının Türkiye koşullarına nasıl entegre edilebileceği konuları oluşturdu.

Katılımcıların yurt dışındaki uygulamaları gözlemlemesi, yurt dışındaki ilgili firma ve kontaklarla bilgi alışverişinde bulunması ve söz konusu örneklerin Türkiye’ye uygulanabilirliği gibi konulara ev sahipliği yapması açısından proje ve katılımcılar için gezi çok verimli geçti.

Binalarda enerji verimliliğinin artırılması projesi

Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması Projesi’nin amacı bina enerji performansı standartlarını yükseltmek, ilgili mevzuatın uygulanmasını desteklemek ve güçlendirmek, bina enerji yönetimi standartlarını geliştirmek ve bütünleşik bina tasarımı yaklaşım uygulamalarını sergilemek, tanıtmak ve yaygınlaştırmak yoluyla Türkiye'de binalarda enerji tüketimi ve dolayısıyla sera gazı emisyonlarını azaltmak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) tarafından yürütülen ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen projenin uygulayıcı kuruluşu Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı projenin diğer ortakları.

Neden Yoksulluk?

Bu bölümde tüm dünyada aynı anda yayınlanan ‘Neden Yoksulluk’ belgeseli hakkında konuşacağız.

Yeni Ufuklar (Y.U.): Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Bu bölümde tüm dünyada aynı anda yayınlanan ‘Neden Yoksulluk’ belgeselinden söz edeceğiz. Konuğumuz, belgeselin Türkiye’deki yayıncısı olan CNN Türk’ün program koordinatörü Aslı Öymen. Belgeselin yayını kasım ayının sonlarında başladı ve iki ay boyunca devam edecek. Bu belgesel dizisi 70 ülkede 70 ayrı televizyon kanalı tarafından yayınlanıyor. Peki, CNN Türk’ün program koordinatörü Aslı Öymen’in bu belgesel ile tanışma süreci nasıl oldu ve belgeselde onu etkileyen neydi?

Aslı Öymen (A.Ö.): Şimdi bir kere ben bu belgeseli tamamen tesadüfen gördüm. Cannes’te düzenlenen Televizyoncular Fuarı’nda rastlatım. Çok uzaktan, kalabalık içinde bir broşür gördüm;  ‘Why poverty?’  diyordu. Yani ‘ neden yoksulluk?’.  Ve birden ilgimi çekti. Gittim bu broşürü aldım. Bir baktım sekiz tane belgesel söz konusu burada.  Ve aslında bu sadece bir belgesel dizisi değil; dünya çapında bir medya etkinliği. Bu medya etkinliğinde yetmiş tane dünya televizyonu yetmiş ülkede aynı anda bu belgesel dizisinin ilk bölümünü yayınlayacak. Adı ‘ neden yoksulluk’.  Bu belgesel dizisinin ve bu etkinliğin amacı dünyadaki yoksulluğa dikkat çekmek; insanları bu konuya yaklaştırmak;  hakkında düşünmeye sevk etmek ve farkındalık yaratmak. Benim de ilgimi çekti çünkü bu bizim normalde yayınladığımız doğa, bilim ve tarih belgesellerine benzemiyor, farklı bir belgesel. Zaman zaman sert bir belgesel; oldukça sert görüntüler var. Fakat bu, çok önemli bir konu. Yoksulluk dünyanın en önemli konusu aslında.  Küresel bir problem.  Bu belgesel de buna dikkat çekmek için bir girişim. CNN Türk olarak bu girişimin bir parçası olmaya karar verdik. 

Y.U.:
 ‘Neden Yoksulluk?’ belgesel dizisi on kısa filmden ve sekiz de uzun metraj filmden oluşuyor. Her belgeselde farklı bir hikaye anlatılıyor ve her bir bölüm farklı yönetmen ve yapımcılar tarafından hazırlanıyor. Belgesellerin temel sorusu ise çok açık:’Neden yoksulluk?’

A.Ö.: Dünyada neden yoksulluk var? Dünyada çok büyük eşitsizlik ve adaletsizlik var her şeyin önünde. Problemi çözmek için aslında yapısal çözümler gerekiyor. Yani basit hayırseverlik, bir yerden parayı alıp oraya koyma gibi çözüm önerileri kalıcı çözümler getirmiyor. Mesela bu belgeselde görüyoruz. Çok zengin olduğunu düşündüğümüz Amerika’da da yoksulluk var. Çok büyük bir yoksulluk bu. Dünyanın her yerinde yoksulluk var. Amerika’da mesela bir milyon altı yüz bin, orada burada uyuyan evsiz çocuk var. Bu çok büyük bir problem.  Rusya da keza öyle, orada da bir milyon evsiz çocuk var. Bu da kendi başına bir yoksulluk. Mutlak yoksulluk; yani günlük geliri 1 doların altında olan insanların sayısı korkunç bir rakam: 1 milyar. Ve giderek bu makas açılıyor. Yani yoksulluğa çözüm bulunamadığı gibi, bu sorun giderek derinleşiyor.  Bu noktada da birilerinin kalkıp bir şey yapması gerekiyordu. Bu belgesel dizisi ve bununla birlikte gelen etkinlikler belki de bir kamuoyu yaratır ve bu çözüm yolunda bir adım sayılır.

Y.U.: Belgesel dizisinin ilk bölümü Türkiye’de 25 Kasım 2012 Pazar günü saat 20:55’te yayınlanmıştı. İlk belgeselin başlığı ‘Parayı Bastır’ idi. İkinci belgesel de ‘Park Caddesi 740: Para, Güç ve Amerikan Rüyası’ başlığını taşıyordu ve 1 Aralık tarihinde yayınlandı.

A.Ö.: Biz bundan sonraki belgeselleri Cumartesi günleri 20:55’te, normal belgesel kuşağımızda yayınlıyor olacağız. İlk belgeselin adı ‘Parayı Bastır’. Aslında soru şu: parayı bastırınca oluyor mu? Bono, Bill Gates, Bob Geldof gibi ünlülerin de yoksulluğa çözüm için kampanyalar ve konserler düzenleyip;  yoksul ülkelere yardım amacıyla para topladıklarını biliyoruz. Fakat bu belgeselde, toplanan bu yardımların işe yarayıp yaramadığı tartışılıyor. Yani o parayı bir yerden alıp bir yere götürmenin bir faydası var mı yok mu, bu kampanyalar ne işe yaradı? Belgeselde bunlar sorgulanıyor. 

Y.U.: Belgesellerin konuları da dikkat çekici.

A.Ö.: Sekiz tane belgesel var. İkincisi, biraz önce de dediğim gibi ‘Park Caddesi 740’. Bu çok enteresan bir belgesel, adı da öyle. Eşitsizliğin ne kadarı fazla? Tamam, bu sistemde eşitsizlik var, bunu kabul ediyoruz da ne kadarına tahammül edebiliriz, ne kadarını fazla sayabiliriz? Bunu tartışıyor. Park 740 da, New York’ta Park Caddesi’nde 740 numaralı apartmanın hikâyesi. Burada Amerika’nın en zenginlerinin zenginleri yaşıyor. Ve bu apartmana 10 dakika mesafedeki Güney Bronx’un durumu anlatılıyor. Oradaki yemeğe muhtaç insanları, suçla karşı karşıya olan çocukları ve aradaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Y.U.: Uçurum ve eşitsizlik, ‘Neden Yoksulluk?’ belgeselinin iki anahtar kelimesi.

A.Ö.: Evet, aslında hem eşitsizliği hem de bunun artık kalıcı bir noktaya geldiğini anlatmaya çalışıyor belgesel. Lobicilerin politikacıları nasıl etkilediğini, bu lobi çalışmalarının perde arkasını da anlatıyor bir taraftan. Yani, bu kronikleşme, işin içinden çıkamama durumunu ve aslında yoksulluktan kurtulmanın bu sistemde ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Yoksulluk nereden nereye geldi?  Yine o uçurumdan bahsediyor. Ve aslında yoksulla zengin  arasındaki uçurumun daha da arttığından ve bu sorunun daha da kronikleştiğinden bahsediyor. Yani bugün geldiğimiz noktada, daha çok işinden içinden çıkılmaz bir hale geldiğinden bahsediyor. Diğer belgeseller de ‘ Toprağı Soymak’, ‘Afrika’ya Hücum’, ‘Güneş Anneleri’ ve ‘ Dünyaya Hoş geldin’.

Y.U.: İkinci bölümün yönetmeni Alex Gibney dünyaca ünlü bir belgeselci.

A.Ö.:  Evet, Alex Gibney önemli bir yönetmen: Bu yönetmenin hem en iyi belgesel Oscar’ı hem de Grammy ödülleri var. Çok önemli bir yönetmen. Oscar aldığı belgesel Türkiye’de de ses getirdi: ‘Taxi to The Dark Side’. Çok önemli bir belgesel. Amerika’nın Afganistan’da ve Irak’taki savaşı sırasında tutukluları Guatemala gibi hapishanelere koyması ve orada gerçekleşen işkence ve sorgulama yöntemleri üzerine yaptığı bir belgesel.

Y.U.: Peki, belgeseller yoksulluğun azaltılması için çözüm önerileri de getiriyor mu?

A.Ö.: Aslında bazı çözüm önerileri var fakat belgeseller spesifik olarak bir çözüm önerisinde bulunmuyor. Herkesin kendi çözümü var. Yani aslında herkesin kendi sorunu olduğu gibi kendi çözüm önerileri de farklı.

Y.U.: Bu belgesel dizisi CNN Türk ekranlarında yayınlanıyor ama aynı zamanda da cnnturk.com ve Twitter gibi sosyal medyada da ‘nedenyoksulluk’ etiketi ile tartışılmaya devam ediliyor. Böylece insanların da bu tartışmaya katkıda bulunması sağlanıyor ve bir kamuoyu oluşturulması hedefleniyor. Siz de ‘yeniufuklar’ ve ‘nedenyoksulluk’ etiketlerini kullanarak Twitter üzerinden bu tartışmaya katkıda bulunabilirsiniz.

A.Ö.: Global anlamda bir tartışma yaratmak hedefleniyor. İnsanlar bu konuya duyarlı olsun. Böyle bir şey var;  yoksulluk var. Bir farkındalık yaratmak ve çözüm önerilerini kendi içinde tartışmak amacını taşıyor.

Y.U.: Çevrimiçi tartışma yoluyla Türkiye’deki yoksulluk sorunu da kamuoyunun dikkatine sunulacak.

A.Ö.: Sekiz tane belgeselden bahsettik  ve on kısa film de var. Bunlar Türkiye’ye spesifik belgeseller değil. Türkiye’yi içermiyorlar. Daha global bir vizyon getiriyorlar. Fakat biz de CNN Türk olarak Türkiye’deki yoksulluğu, çözüm önerilerini ve ne durumunda olduğumuzu yayınlarımızla bu iki ay boyunca ekrana taşıyacağız.

Y.U.: 'Neden Yoksulluk?’ belgeselini Cumartesi günleri saat: 20:55’te CNN Türk’te izleyebilirsiniz. Bu bölümde CNN Türk’ün program koordinatörü Aslı Öymen’in  ‘Neden Yoksulluk?’ belgeseli hakkında aktardığı bilgilere yer verdik. Ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu bölümünün de sonuna gelmiş olduk.  Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Radyo İlef’te hazırladık. Programımızı FM bandında ve internette Açık Radyo’dan; Polis radyosundan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından; Podcast formatında ITunes üzerinden ayrıca undp.org.tr  adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Küresel Kalkınma Gündemi: 2015 ve Sonrası

Bu bölümde, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde küresel olarak hangi aşamada bulunduğumuzu ve 2015 sonrası için oluşturulmaya başlanan küresel Kalkınma Gündemi’ni konuşacağız.

Yeni Ufuklar (Y.U.): Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye temsilciğinin hazırladığı Yeni Ufuklar programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde nereye geldiğimizi; hangi aşamada bulunduğumuzu ve 2015 sonrası için oluşturulmaya başlanan Küresel Kalkınma Gündemi’ni konuşacağız. Konuğumuz Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkan Yardımcısı ve UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Cihan Sultanoğlu. Hoşgeldiniz.

Cihan Sultanoğlu (C.S.): Teşekkür ederim.

Y.U.: Cihan Hanım, siz, UNDP’nin başkan yardımcısı ve Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Ofisi’nin direktörüsünüz. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yardımcısı sıfatını da taşıyorsunuz. Bu göreve 2012 yılının başlarında UNDP Başkanı Helen Clark tarafından atanmıştınız. Nasıl bir başlangıç yaptınız ve bundan sonraki hedefiniz nedir acaba?

C.S.: Teşekkür ederim. Bu görevime nisan ayında başladım. Bölgeye de yabancı değilim. Daha önce Birleşmiş Milletler Yerel Koordinatörü olarak Litvanya ve Belarus’ta bulundum. Büroda da başkan yardımcısı olarak üç yıl kadar görev yaptım. Tabi ki bu büronun başına tekrardan bu görevle getirilmek benim için çok güzel, şerefli ve onur verici bir durum. Bizim bölgemiz çok özel bir bölge. Çünkü ülkelerimizin büyük bir kısmı orta gelir düzeyinde ve bunların birçoğunda kalkınma konusunda önemli gelişmeler çoktan kazanılmış. Fakat bunun dışında hala aynı ülke içindeki bölgeler arasında farklılıklar ve sosyal eşitsizlikler görebiliyoruz. İyi yönetim konusunda daha epeyce çalışmalara ihtiyacımız var. Bunun yanında orta gelirli ülkeler olarak bölgemizdeki ülkelerin global kalkınmaya da yapabilecekleri büyük katkılar var. Yıllar boyunca edinilen bilgi birikimleri ve güzel deneyimler var. Bunları bölgeden alıp, daha kalkınma sürecinin başında olan ülkelere taşımak istiyorum. Bu en büyük emellerimden birisi. Aynı zamanda, artık globalleşmiş bir dünyada bölgeler de kendi çerçeveleri içinde sınırlı değil. Nasıl Avrupa Orta Asya, Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika ile çalışabilir; nasıl çeşitli bölgeler arasında köprüler kurulabilir? Bunları araştıracağız ve bu da ilginç bir tecrübe yaratacak.

Y.U.: Aslında ben sormadan, küresel kalkınma gündeminin geldiği noktaya ve özellikle sizin sorumlu olduğunuz bölgede gelinen noktaya, önceliklerinizi tarif ederken değindiniz. Ama biraz daha detaylara inebilmek açısından yine de soracağım. Binyıl Kalkınma Hedefleri 2000 yılında saptanmıştı ve 2015’te son buluyor. Şimdi küresel ve yerel düzeyde 2015’ten sonrasının ne olacağını konuşmaya başlamış bulunuyoruz. Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde nereye geldik şu aşamada ve 2015 sonrasında özellikle hangi konulara ağırlık verilmesi gerekecek?

C.S.: 2015, Binyıl Kalkınma Hedefleri için seçilen sürenin sonu oluyor. Ama maalesef bu demek değildir ki o zamanda kadar bütün hedeflere erişmiş olacağız. Bu süre içerisinde büyük gelişmeler kazanıldı ve fakirlik çok azaltıldı. Özellikle Hindistan, Çin gibi orta gelirli ülkelerde pek çok kişi sınıf atlayıp fakirlik dışına çıkabildi. Fakat bunun dışında yapabileceğimiz daha pek çok şey var. Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni 2015 yılından sonra yeni bir düzeye getirmemiz gerekiyor. Bu 15 yıllık süreçte neler başarabildik? Hala yapmamız gereken neler var? Ve öğrendiğimiz derslerden nasıl yeni bir hedef dizisi yaratabiliriz? Bu, bizim sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz olarak şekil bulacak. Ne yazık ki bizim bölgemizde, özellikle bazı konulardaki Binyıl Kalkınma Hedefleri’nde gerileme bile oldu.  1990’da %6 olan aşırı yoksulluk 2005’te %19’a çıktı. Tabi bunun büyük nedenleri var. Birisi de sosyal güvenlik ağlarının, Sovyet Rejimi’nden yeni demokratik rejimlere geçiş sürecinde yok olması. Tüm bu sosyal güvenlik ağlarının, birçok ülkede yeniden yaratılması gerekiyor. Kadınların iş sahalarına katılması, çocuk ölümlerinin azaltılması, doğumlardaki anne ölümlerinin azaltılması gibi birtakım konularda gelişmeler oldu. Fakat, HIV konusu bizim bölgemiz için zor konulardan bir tanesi. Ne yazık ki bu bölge, hala HIV’nin hızla artmasında başı çeken ülkelerden bir tanesi. Bütün bunlara, tekrar büyük bir kararlılıkla devam etmemiz gerekiyor. Umarım ki ileride bütün bu konuları sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde göreceğiz. Şimdi Post 2015 sürecine daha büyük bir dikkatle bakarsak, global mekanizm bir enerji içerisinde. Bildiğiniz gibi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yüksek düzeyde bir panel yarattı. Bu konuda da Türkiye kendisiyle gurur duyabilir. Çünkü panel üyeleri arasında İstanbul Belediye Başkanı Sayın Topbaş da var. Bu bakımdan Türkiye, Post 2015 Küresel Kalkınma Gündemi’ne büyük bir etkide bulunabilir.

Y.U.: Sizin sorumlu olduğunuz coğrafya epeyce geniş bir coğrafya., Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinin, UNDP organizasyonu içinde başında yer alıyorsunuz. Farklı ülkelerin farklı sorunları olmakla birlikte, ortak gruplarda toplanan sorunları da var. Geçiş ülkelerinden söz ettiniz. Tabi ki onların Sovyet döneminden kalma problemleri de günümüze yansımış vaziyette. Türkiye’ye baktığınız zaman, onun da kendine özgü kalkınma problemleri var. Örneğin sizin coğrafyanızda Kıbrıs da, Doğu Avrupa’daki farklı ülkeler de yer alıyor. Elbette finansal krizin ile gıda ve yakıt fiyatlarındaki artışın da bu hedeflere ulaşılmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz. 2015 Kalkınma Süreci’ne devam ediyoruz. Bu süreç şeffaf, katılımcı ve kapsayıcı olması hedeflenen bir süreç. Bu süreci, kendi sorumlu olduğunuz bölge açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesi bu sürece nasıl bir katkıda bulunacak?

C.S.: Bölge içinde on bir ülke toplumsal istişareler için seçildi. Bu ülkelerden bir tanesi de Türkiye. Biz, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Birleşmiş Milletler olarak, bu toplumsal istişareleri kolaylaştırmak üzerinde çalışıyoruz. Bunların en güzel tarafı hakikaten de son derece kapsayıcı olarak ele alınmaları. Sivil toplum olsun, akademik çevreler olsun, hükümetler hem merkezi düzeyde olsun hem yerel düzeyde olsun, toplumun her kesiminden kişiler, bu toplumsal istişarelerin bir parçası olacaklar. Ve bu tartışmalar sürecinde, ülkelerin özellikle yoğunlaşmaları gereken öncelikler belirlenecek. Bu Post 2015 istişareleri, aynı zamanda az önce bahsettiğim yüksek düzeydeki panelin de yoğunlaştığı bir takım tematik konularda çalışacaklar. Bu tematik konular, enerji, su, sosyal kapsayıcılık, fakirliğin azaltılması, çevre ve kırılganlık gibi çeşitli kalkınma noktalarına erişmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda herkes için enerji inisiyatifi var. Enerji konusu bölgemiz için çok önemli. Burada da, enerjiye erişmekten ziyade, enerjinin etkili ve yenilenebilir olmasından söz ediyoruz. Türkiye gibi bir ülkeye baktığımızda da gerçekten hem enerjinin etkili olması hem de yenilenebilir enerjinin potansiyeli bakımından çok büyük fırsatlar görüyoruz. Aynı zamanda, enerjinin bu bakımdan insani yüzünü görmeye çalışıyoruz. Çünkü enerji sadece endüstriye veya ekonomiye olan katkısından değil, aynı zamanda toplumun eşit gelişebilmesi açısından da çok önemli. Enerji hem sağlıkla hem de kişilerin gelir düzeyleri ile ilgili. 

Y.U.: Herkes için sürdürülebilir enerji ve enerji verimliliği konusunun altını çizerek bir sonraki soruya geçelim. Siz, sosyal medyayı da etkin olarak kullanan bir Birleşmiş Milletler yetkilisisiniz. ‘csultanoglu’ diye bir twitter hesabınız var. Bunun üzerinden de 2015 sonrasına dair tartışmalara kişisel olarak katkıda bulunuyorsunuz. Bizi dinleyenler için vurgulayalım. ‘2015sonrasi’ etiketiyle twitter üzerinden sizler de bu tartışmaya katkıda bulunabilirsiniz. Cihan Hanım siz, sorumlu olduğunuz bölgedeki kalkınma sorunlarından ve 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’nden söz ettiniz. Az önce bir giriş yapmıştınız, Türkiye’ye dönelim tekrardan. Türkiye’de  2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’ çerçevesinde istişare süreci devam ediyor. Sizce, Türkiye’nin kendi tecrübesinden yola çıkarak bu sürece nasıl bir katkısı olabilir?

C.S.: Türkiye’nin bu tartışmaya çok büyük bir katkısı olabilir. Türkiye, son on yılda çok büyük gelişmeler gösteren ve aynı zamanda, özellikle son birkaç yılda, diğer ülkelerin de kalkınmasına büyük önem veren bir ülke. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin dış kalkınma bütçesi 1.3 milyar dolara kadar çıktı. Bu gerçekten çok yüksek düzeyde bir katkı. Tabi ki sadece maddi açıdan değil aynı zamanda stratejik açıdan da Türkiye’nin hangi konulara eğilmesi gerektiğine bakmamız lazım. Türkiye, son birkaç yılda önemli küresel toplantılara da ev sahipliği yaptı. Bu konferanslara ve toplantılara yaptığı ev sahipliği, Türkiye’nin hangi konulara önem verdiğini gösteriyor. Türkiye’nin az gelişmiş ülkelere yaptığı katkılar, küresel fakirliğin ortadan kaldırılması için çalıştığını ispat ediyor. Türkiye aynı zamanda,  Rio+20 Konferansı’na ve daha önce İstanbul’da yapılan İnsani Kalkınma Endeksi çalışmalarına olan katkıları ile de stratejik ve entelektüel olarak kalkınma konularında liderlik gösteriyor. Şu anda Türkiye ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı çok güzel bir işbirliği içerisinde. 2011’de özel bir çerçeve anlaşması yapılmıştı. Türkiye, Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika gibi, donör dediğimiz ülkeler grubu içinde yer alıyor. Emelimiz, bu çerçeve anlaşmasının daha güçlendirilmesi ve küresel kalkınmaya ortak olarak, güzel bir katkıda bulunabilmemiz.

Y.U.: Bu arada vurgulayalım: bizi dinleyenler 2015sonrasiturkiye.org ve Twitter üzerinden ‘#2015sonrasi’ etiketiyle tartışmaya katkıda bulunabilirler. 2015sonrasi.org diye bir başka adresimiz daha var. Burada da instagram üzerinden bir fotoğraf yarışması yapıyoruz. Buna ilişkin ayrıntılara ulaşılabileceğini vurgulayalım. Cihan Sultanoğlu, programımıza katıldığınız için size çok teşekkür ederiz. Böylece Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın bu bölümünün de sonuna gelmiş olduk.  Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu Radyo İlef’te hazırladık. Programımızı FM bandında ve internette Açık Radyo’dan; Polis radyosundan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından; Podcast formatında ITunes üzerinden ayrıca undp.org.tr  adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.

Gönüllülük ve 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi

Bu bölümde, 5 Aralık Uluslararası Gönüllüler Günü vesilesiyle gönüllüğün önemi ve 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’nin saptamasında gönüllüğün rolü üzerine konuşuyoruz.

Yeni Ufuklar (Y.U.): Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Aralık ayının başlarında, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkede, 5 Aralık tarihinde Uluslararası Gönüllüler Günü kutlandı. Bu bölümde gönüllüğün niye önemli olduğunu, 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’nin saptamasında gönüllüğün ne gibi bir rol oynayabileceği üzerine konuşacağız. Konuklarımız, Birleşmiş Milletler Gönüllüler Programı’ndan (UNV) Nil Mit. Kendisi aynı zamanda 2015 Sonrası Küresel Kalkınma Gündemi Türkiye İstişare sürecinin ulusal koordinatörü. Hoşgeldiniz.

Nil Mit (N.M.): Hoşbulduk, merhabalar.

Y.U.: Bir diğer konuğumuz da Nilsu Atılgan, kendisi  Bilkent Üniversitesi’nden bir gönüllü ve Toplumsal  Duyarlılık Projeleri Genel Koordinatörü.  Siz de hoşgeldiniz.

Nilsu Atılgan (N.A.):  Hoşbulduk.

Y.U.: Sizin de yaptığınız projelerden bahsedeceğiz. Ama ben önce UNV’den Nil Hanım’a sormak istiyorum. Birleşmiş Milletler bünyesinde, Birleşmiş Milletler Gönülleri programı var. Siz de bir Birleşmiş Milletler gönüllüsüsünüz. Bu program, dünya çapında barış ve kalkınmaya gönüllülük yoluyla katkı sağlıyor.  Aslında 1971 yılından beri var olan bir örgüt. Gönüllülük neleri değiştirebilir ve gönüllülük niye bu kadar önemli? İsterseniz bununla başlayalım.

N.M.: (Çok teşekkür ediyorum.) Öncelikle Birleşmiş Milletler Gönüllülük Programı’ndan kısaca bahsetmek istiyorum. Söz ettiğiniz gibi 1971 yılında kuruldu. Şu anda 130 ülkede toplam 8000 Birleşmiş Milletler gönüllüsü var. Birleşmiş Milletler için gönüllülük, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesindeki en önemli etmenlerden biri.  Gönüllülük nedir? Gönüllülük evrensel bir terimdir ve de bireylerin karşılık beklemeden beceri, deneyim ve kaynaklarını toplum için paylaşmalarıdır. Şöyle bir yanılgı oluyor; gönüllülük odanı temizlemek ya da staj yapmak değildir. Elbette bunlar da çok önemli ama gönüllülük toplumsal olmalıdır. Gönüllükte deneyim ve beceri paylaşımı olmalıdır. Dünya nüfusunun 7 milyar olduğunu ve bunun da artacağını düşünürsek bu hem daha fazla kişi için yemek, iş ve harcanacak enerji demek.  Ama olumlu yönden düşünürsek bu toplum için daha fazla gönüllü ve iş gücü anlamına da geliyor.

Y.U.: Tabii gönüllülüğün tanımının yapılması çok önemli. Neye göre gönüllülüğü ölçeceğiz? Rakamlara nasıl dökeceğiz? Bunlar açısından tanım yapmanız çok önemliydi. Dünya nüfusunun 7 milyar olduğunu göz önüne aldığımızda, nüfusun yüzde 20’sinin haftada sadece iki saat gönüllülük faaliyetinde bulunması, insanlara, kalkınma sorunlarına maddi ve manevi fayda sağlayan çok büyük bir toplumsal gücün harekete geçmesi anlamına geliyor. Buna tekrar dönelim ama isterseniz önce bir gönüllü ile devam edelim. Bilkent Üniversitesi’den Nilsu Hanımla devam edelim. Bir gönüllü olarak bu soruya cevap vermesi anlamlı olacaktır. Gönüllülük sizin açınızdan ne ifade ediyor?

N.A.: Şöyle söyleyebilirim; bence  gönüllülüğün çok kesin bir tanımı yok.  Evet, Nil Hanım’ın bahsettiği gibi bir şey için emek ve zaman harcamak ve toplum için bir şey yapmaktır. Ama bunu herkes farklı bir şekilde gösterebilir. Birçok sivil toplum kuruluşunun olması da bundan kaynaklanıyor belki de. Biz de Bilkent Üniversitesi’nde birçok farklı kulüp kuruyoruz ve birçok farklı projeye devam ediyoruz. Herkes kendisine uygun olan gönüllülük tanımı ile birlikte istediği projeden yürüyor. Örneğin biz daha çok sosyal sorumluluk alanına ağırlık veriyoruz.  On beş tane farklı projeyiz ve hepsi farklı bir kitleye farklı bir şekilde yaklaşıyor. Bizim de tek amacımız kendimizden bir şeyler verebilmek ve aslında bu şeyleri verirken onlardan da bir şeyler almak. Yani gönüllülüğün karşılıklı bir şey olduğuna inanıyorum.

Y.U.: Bilkent Üniversitesi’nde 15 ayrı projeniz var. tdb.bilkent.edu.tr diye bir web siteniz var. ‘tdb’, ‘toplumsal duyarlılık projeleri’nden geliyor. Bu adresinizi vurgulayalım. Siz öğrenci misiniz aynı zamanda?

N.A.: Evet, psikoloji bölümünde öğrenciyim.

Y.U.: Psikoloji öğrencisisiniz. Peki katılımcı profili nasıl? Hep öğrenciler mi var?

N.A.: Genel olarak Bilkent Üniversitesi öğrencilerinden oluşuyor. Çünkü orada toplantılarımızı yapıyor ve bazı kararlarımızı alıyoruz. Ama bir kısıtlamamamız yok. Mezunlar da var. Diğer üniversitelerden olabilir, ya da öğrenci de olmayabilir. Yani sadece bizimle birlikte bu gönüllülüğe baş koyması gerek diyebilirim aslında.

Y.U.: Ben de dinleyenler nasıl katılabilir diye soracaktım. Ama herhalde  websitenizden bakabilirler. 

N.A.: Evet, websitemizden bize ulaşabilirler. Orada zaten projelerimizin açıklamaları da var. Direk istedikleri projeye de kaydolabilirler. Ya da genel olarak bizden daha fazla bilgi almak isterlerse de her konuda yardımcı olmak isteriz biz de.

Y.U.: tdb.bilkent.edu.tr diyerek Nil Hanım’a geri dönelim. 5 Aralık’ta Uluslararası Gönüllüler Günü kutlandı. Türkiye de kutlayan ülkelerden biriydi. Biraz bugünden bahsedelim. Elbette farkındalığı  artırmayı amaçlıyor ve 1985’ten beri kutlanıyor ama bu vesileyle hangi konular gündeme geldi ve Türkiye’de nasıl kutlandı? Biraz bilgi alabilir miyiz sizden?

N.M.: Evet, 1985 yılından beri kutlanıyor ve Türkiye’de bu sadece Birleşmiş Milletler tarafından değil birçok sivil toplum kuruluşu tarafından kutlanıyor. Bu senenin de kendine has bir mesajı var. Bu sene gönüllülüğün fark yarattığını göstermek ve gönüllülükle elde edilen başarıları kutlamak için bir araya geldik. Nilsu Hanım’ın da bahsettiği gibi, Bilkent Üniversitesi’nde öğrencilerle birlikte bir gönüllülük paneli düzenledik. TOG Koordinatörü Yörük Bey, Ulusal Ajans’tan İbrahim Demirel, Bilkent Üniversitesi’nden gönüllük üzerine çok aktif çalışmaları olan Ebru İnanç hocamızla birlikte bu paneli gerçekleştirdik. Ve tabii üniversitelerde bunu eğitime daha çok katmak için de etkinliklerimiz devam edecek.  Aynı zamanda bu yılın anlamını daha da fazla vurgulamak için ‘Gönüllülük Fark Yaratır’ diye bir platform da kuruldu. Bunun da bir websitesi var: www.volunteeractioncounts.org. Oradan da takip edebilirsiniz etkinlikleri.

Y.U.: Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye’de de faaliyet gösteren bir Birleşmiş Milletler kuruluşu. Aslında Türkiye’deki faaliyetleri çok kısa bir süre önce başladı diyebiliriz. TOG (Toplum Gönüllüleri), TEGV(Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı), Bilkent Üniversitesi’nden Toplumsal Duyarlılık Projeleri Genel Koordinatörü Nilsu Hanım’ın da temsil ettiği pek çok toplulukla işbirliği yapan bir örgüt. Bu yapılanma Türkiye’de de oluşuyor artık. Nil Hanım siz UNV’yi (Birleşmiş Milletler Gönülleri) temsil ediyorsunuz ama bir yandan da 2015 Sonrası Küresel Kalkınma Gündemi’ni tartıştığımız ulusal istişareler üzerine de çalışıyorsunuz. Buradaki ulusal koordinatörlük görevini siz yürütüyorsunuz. Bu süreçte elbette gönüllülük ve sivil katılım da çok önem taşıyor. 2015 sonrasında dünya küresel kalkınma hakkında neleri konuşacak, hedefleri neler olmalı bağlamında gönüllülerin de sözüne mutlaka önem veriliyor ve önemseniyor. Gönüllülük ile yeni kalkınma gündeminin oluşturulması arasındaki ilişki nedir acaba? Biraz bundan bahsedebilir miyiz? 

N.M.: Aslında isterseniz Binyıl Kalkınma Hedefleri’nden çok kısaca bahsederek başlayayım. Binyıl Kalkınma Hedefleri 2000 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda sekiz hedefle belirlenmiş ve 2015’te bitmesi amaçlanan bir süreçtir. Ve farklı ülkeler farklı hedeflerde yol kat etmiştir. Görülüyor ki, bu hedefler evrensel değildir. Sürdürülebilirlik için her ülkeyi ilgilendiren hedeflerin oluşturulması gerekir. Bu yüzden de ‘2015 Sonrası Türkiye İstişareleri’ başlıklı bir proje başlamıştır. Türkiye bu istişarelerin gerçekleşeceği 50 ülkeden bir tanesidir. ‘2015 Sonrası Türkiye İstişareleri’ ile ilk defa küresel düzeyde sürdürülebilir kalkınmanın haklar ve gönüllüler dahil olmadan yapılamayacağı telaffuz edilmiştir. Ve gönüllülüğe katılımın öneminin de bu projede altı çizilmiştir. 

Y.U.: Aslında 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’nin oluşturulması, diğerlerinden farklı olarak, örneğin 2000 yılında Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin oluşturulma sürecinden farklı olarak, çevrimiçi tartışmaların ve hayatımıza giren sosyal medyanın katkısının da var olması nedeniyle diğerlerinden çok farklı bir süreci ifade ediyor. Sizler de interneti etkili olarak kullanan bir proje olarak öne çıkıyorsunuz. 2015sonrasiturkiye.org ve 2015sonrasi.org diye iki ayrı adres var. Bu internet adreslerinden de biraz bahsedelim.

N.M.: (Evet, çok teşekkür ediyorum.) Özellikle sosyal medyanın rolüne çok önem veriyoruz. Projenin ana teması katılım ve açıklık olduğundan biz de sosyal medyanın gücünü kullanmaya karar verdik. Bir www. 2015sonrasiturkiye.org diye bir web sitemiz var. Bu web sitesinden Türkiye’de proje ile ilgili gerçekleştirilen bütün toplantıların çıktıları halkla paylaşılıyor ve onların geri dönüşleri isteniyor. Bir de bu web sitesi ile anket sorularımızı paylaşıyoruz. Anketimiz danışmanlarımız tarafından analiz edilecektir ve çıktıları final raporunda paylaşılacaktır. O yüzden katkılarınız Türkiye’nin geleceği için oldukça önemli. Anket soruları web sitesinde Ocak ayının sonuna kadar aktif olacaktır. Bahsettiğiniz bir diğer web sitemiz de Instagram yarışmamız için kuruldu. Bu da 2015sonrasi.org başlıklı bir blog. Şubat ayında kapanış toplantımızı yapacağız ve burada bir fotoğraf sergimiz olacak. Eğer web sitesine girerseniz, orada Instagram üzerinden yapılacak fotoğraf sergisi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Y.U.: ‘#gonulluolmak’etiketiyle Twitter üzerinden gönüllülük konusuna ilişkin görüşlerinizi aktarabilirsiniz. Bu tartışmaya katkıda bulunmak istiyorsanız yine Twitter’da ‘#2015sonrasi’ etiketiyle de bize ulaşabilirsiniz. Bunu vurgulayalım ve iki adresin altını çizelim: 2015sonrasiturkiye.org ve 2015sonrasi.org. Instagram kullanıyorsanız, o dokuz tematik alan çerçevesinde mutlaka sizin de katkılarını bekliyoruz diyelim. Son olarak Nilsu Hanım’a dönmek istiyorum ben tekrardan. Bir gönüllünün ağzından alacağımız ifadelerle programımızı sonlandıralım. Bilkent Üniversitesi olarak UNV ve TOG gibi yerlerin desteğini arkanıza aldığınız için çok şanslısınız. On beş ayrı tema üzerinde çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Bundan sonra çalışmalarınız hangi yöne doğru ilerleyecek, hedefleriniz neler?

N.A.: Aslında bu on beş projemiz bizim sürekli projelerimizden. Biz 1999 yılından beri, Marmara depreminin akabinde kurulmuş bir topluluğuz. Ve ondan beri devam ediyoruz. Yani her yıl ya da her iki yılda bir, bir proje ekleniyor bize ve o şekilde büyümeye devam ediyoruz. Bu projelerin hiçbirini sonlandıracağız diyemeyiz. Hepsi sürekli bir şekilde gönüllüğe katkı sağlıyor. Sadece yeni projeler ekleyebiliriz diyebiliriz. TOG ve UNV ile birlikte ‘atak’ dediğimiz dönemlik projelere adım atmak istiyoruz. Bunlar da çok önemli tabi ki. Asıl önemli olan bu projelerin ve atakların gönüllülüğe, bize ve Nil Hanım’ın da bahsettiği gibi topluma yaptığı katkıdır. Bizim asıl amacımız bu katkıyı farklı projelerle ve farklı hedef kitleleriyle artırabilmektir. 

Y.U.: Çok teşekkürler Nilsu Hanım. Konuklarımız Bilkent Üniversitesi Toplumsal  Duyarlılık Projeleri Genel Koordinatörü Nilsu Atılgan ve 2015 Sonrası Küresel Kalkınma Gündemi Türkiye İstişare sürecinin ulusal koordinatörü ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Gönüllüler Programı’nda gönüllü olan Nil Mit idi. İkinize de katkılarınız için teşekkür ediyoruz. Bu bölümde 5 Aralık’ta kutlanan Uluslararası Gönüllüler Günü’nden yola çıkarak, küresel kalkınma gündemini ve sivil topluma gönüllerin katk

'Herkes İçin İnsana Yakışır İş' Birleşmiş Milletler Ortak Programı

Bu bölümde, geçtiğimiz günlerde bir kapanış konferansıyla faaliyetini noktalayan "Herkes için İnsana Yakışır İş" başlıklı Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nı konuşuyoruz.

Yeni Ufuklar (Y.U.): Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye temsilciliğinin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Bu bölümde, geçtiğimiz günlerde bir kapanış konferansıyla faaliyetini noktalayan ‘Herkes için İnsana Yakışır İş’ başlıklı Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nı konuşuyoruz. Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge uygulamasında insana yakışır iş anlamında neler yapıldığı bu bölümün temel konusu. Bu bölümde pek çok konuğumuz olacak. Ama öncelikle, gençlerin istihdamına dair Türkiye’den bazı verileri aktaralım.  Türkiye’de gençlerde işgücüne katılım oranı genele kıyasla daha düşük. TÜİK verilerine göre 2011 yılında gençlerde işgücüne katılım oranı %39; işsizlik oranı %18;tarım dışı işsizlik oranı ise %22 düzeyinde. Giderek insana yakışır iş bulmada güçlük çeken gençlik için Türkiye işgücü piyasasında en dezavantajlı grup olarak öne çıkıyor. İşsizliğin getirdiği sayısız problemi hafifletmek için Birleşmiş Milletler Kuruluşları Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ortaklığında, 2009 yılında ‘Herkes için İnsana Yakışır İş’ başlığıyla Antalya’da bir gençlik istihdam programı başlatmıştı. Antalya’nın pilot il olarak seçilmesinde bu kentteki İŞKUR şubesi ve aktif Belediye Meclisi’nin yanı sıra kentin mükemmel bir paydaş yapısına sahip olması da etkili olmuştu. 

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Türkiye Temsilcisi Shahid Najam: Bu programla, beraber çalıştığımızda ve güç birliği yaptığımızda her zaman daha etkin olabildiğimizi gördük. Örneğin bu program kapsamında UNDP, ILO, IOM ve FAO olarak bizler kamu kurumları ile yakın işbirliği halinde çalıştık. Ve hem ulusal düzeyde hem de yerel düzeyde başarılı işlere beraber imza attık.

Y.U.: Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam bunları söylüyordu. Peki, ‘İnsana Yakışır İş’ ne anlama geliyor? 

ILO Türkiye Direktörü Ümit Deniz EFENDİOĞLU: ILO’nun geliştirdiği ‘İnsana Yakışır İş” kavramı, özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık çerçevesinde geliştirilmiş bir kavramdır ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli birleşenlerinden biridir.  Toplumsal cinsiyet eşitliği hedefini de kalbinde barındıran bu kavram, dört ana bileşenden üzerine yükselir. Bunlar istihdam yaratmak, işçi haklarını güvence altına almak, sosyal korumanın tüm kesimlerde yaygınlaşmasını sağlamak ve sosyal diyaloğun geliştirilmesidir. Yerel ve ulusal ölçekte uyguladığımız bu proje insana yakışır işlerin yalnızca gençlere ulaşmasını sağlamamış aynı zamanda toplumsal mutabakatla önemli politika önerileri ve eylem planları çıkarılabileceğini de göstermiştir.

Y.U.: Peki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı açısından Antalya’da sürdürülen bu program ne anlama geliyor?

UNDP Yoksullukla Mücadele Program Yöneticisi Berna Bayazıt: Öncelikle bizim küresel anlamdaki önceliklerimizden bahsetmek isterim. Bunlar; yoksulluğun azaltılması, insan hakları, sosyal içerme, eşitlikçi hizmetler, katılımcılık gibi unsurları içeriyor. Ve bu da belli bazı ilkelerle gerçekleştiriliyor. Ortak program, süreç boyunca, bunların hepsini entegre eden bir yaklaşım sergiledi.  

Y.U.: Gençlik İstihdamı Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nın ortakları UNDP ve ILO ile sınırlı değil. Uluslar arası Göç Örgütü IOM de ortaklar arasında bulunuyor.

IOM Türkiye Misyon Şefi Meera Sethi: Özellikle göç, istihdam ve gençliğe odaklanan bu program, IOM’in göç yönetimine yönelik programlarının çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Ulusal gençlik istihdam eylem planının da IOM’in önemli katkıda bulunduğu bir başka çalışma olduğunu düşünüyorum. Bu eylem planıyla hükümet, gençler ve göçmenler gibi ötekileştirilen toplulukların farklı illerce gerçekleştirilecek çalışmalara dâhil edilmesini sağladı.

Y.U.: IOM Türkiye Misyon Şefi Meera Sethi’nin ardından bu kez FAO Türkiye Direktörü Mustapha Sinaceur’u dinleyelim. Acaba gıda ve tarım örgütü açısından tüm bu faaliyetler neyi ifade ediyor?

FAO Türkiye Direktörü Mustapha SINACEUR: Geçen üç yıl boyunca tarımsal üretim, fidan yetiştiriciliği ve kesme çiçek üretimine ilişkin çeşitli alanlarda yaklaşık 500 kişiye eğitim verdik. Birleşmiş Milletler’in gerçekleştirdiği bu program, sadece programın uygulamasından sorumlu BM kurumları arasında değil,  İŞKUR, Antalya Valiliği, üniversiteler, akademisyenler ve özel sektör arasında çok güçlü ortaklıklar yaratarak çok başarılı olmuştur.

Y.U.: Peki buraya kadar söz ettiğimiz projenin hedefleri neler? Birleşmiş Milletler Ortak Programı, yoksulluğun azaltılması, eğitim imkânlarının artırılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlılık ve kalkınma için güç birliği başta olmak üzere Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne katkı sağlıyor. ILO, Uluslararası Çalışma Örgütü ise ‘insana yakışır iş’ yaklaşımı çerçevesinde Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nın ulusal düzeydeki çıktıları olan ‘Ulusal Gençlik Sistem Eylem Planı’ ve ‘mesleki görünüm’ çalışmalarının koordinasyonundan sorumlu. Ortak program kapsamında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yürüttüğü çalışmalar ise özellikle Antalya ilinin rekabet gücünün artırılması ve uzun süreli,  sürdürülebilir kalkınmaya ulaşılması amacıyla sektör odaklı olmuştu. ‘Herkes İçin İnsana Yakışır İş’ ortak programı kapsamında FAO ise kırsal kalkınma ve kırsal istihdam konularında katkıda bulundu. Uluslar arası Göç Örgütü de ortak program dâhilinde göç yönetiminin ana unsurlarının istihdam politikalarıyla uyumlaştırılması konusunda etkin rol oynadı. Birleşmiş Milletler Ortak Programı, Antalya’da çalıştığı süre boyunca üç binden fazla bireye;  onlarca kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşuna ve sivil toplum kuruluşuna ulaştı. Peki, ortak programın iletişimi nasıl yürütüldü?

İletişim Uzmanı Ayşegül Oğuz GOODMAN: Tüm bu ortaklık kapsamında çok sayıda analist çalışması yapıldı, araştırma gerçekleştirildi ve yayınlar üretildi. Hali hazırdaki bu yayınlara ortak programın web sitesinden erişmek mümkün.

Y.U.: İnternette  ‘Herkes İçin İnsana Yakışır İş’ yazdığınızda ayrıntılara kolayca ulaşmanız mümkün. Bu kez İŞKUR Genel Müdürü Dr. Nusret Yazıcı’ya kulak veriyoruz.

İŞKUR Genel Müdürü Dr. Nusret YAZICI: Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı, işçi, işveren, kamu ve sivil toplum kuruluşları gibi birçok kurumla birlikte oluşturulmuştur. Yine, uluslar arası kuruluşlar ile deneyim paylaşımı yapılan bu süreçte genç istihdamın artırılması için bütüncül öneriler ortaya konulmuştur.

Y.U.: Elbette konu genç işsizliği olunca bazı gerçekleri akılda tutmak gerekiyor. Genç nüfusun genel nüfus içindeki payı yüksek. Bu yüzden de bu sorunu çözmek çok önemli bir toplumsal hedef konumunda. Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nda ise özellikle genç göçmenler hedef alındı ve onların nasıl ‘ insana yakışan bir iş’e sahip olabilecekleri tartışıldı. Peki, acaba sonuç nasıldı?

ODTÜ Akademisyeni Doç.Dr. Assoc. Prof. Hakan Ercan: Gençlik istihdamı ile ilgili Türkiye’de ilk defa bir belge ortaya çıktı. Bu belge, bunların gerçekleştirilmesi için somut hedefler ve zaman koydu. Bu da Türkiye için bir ilk.

Y.U.: Bu kez ODTÜ’den bir başka akademisyene, Doç.Dr. Helga Tılıç’a kulak veriyoruz.

ODTÜ Akademisyeni Doç.Dr. Helga Rittersberger Tılıç: Pilot bölge olarak Antalya’yı seçtik. Neden burayı seçtik? Çünkü çok göç alan bir yer. Ve aynı zamanda gençlik ve işsizlik konusunda da önemli bir yer. Ne yaptık? Temsili, örnek bir grup seçtik ve TURKSTAT ile beraber çalıştık. 

Y.U.: Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu da Antalya’nın özel durumuna dikkat çekiyor.

Antalya Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu: Antalya her yıl, yaklaşık olarak 40-50 bin civarında göç alan, dönemsel işsizliğin olduğu, öncelikle bir turizm ve tarım şehridir. Turizmde de istihdam yaz aylarında bir hayli artıyor. Çevre illerden ve hatta Türkiye’nin hemen her yerinden gelenler oluyor. Ama kışın bu insanlar yine işsizliğe mahkûm oluyor. Onun için doğru bir uygulama. Özellikle hedef kitle de doğru: genç.

Y.U.: Proje kapsamında dört sektörde kümelenme çalışmaları yapıldı. Tohumculuk, sağlık turizmi, kesme çiçekçilik ve yatçılık. 

BAKA (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) Uzmanı Sadettin Dikmen: Hollanda’da bulunan tarım ve sanayi kümelerini yerinde inceleme bulduk. Oradaki yöneticilerle firmaların nasıl bir araya getirildiği, nasıl aynı amaç doğrultusunda bir sinerji oluşturulduğuna dair çok güzel izlenimlerle döndük.

Antalya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Bedrullah Erçin: Birleşmiş Milletler Ortak Programı, Herkes için İnsana Yakışır İş Ulusal Gençlik ve İstihdam Programı çerçevesinde biz, dört tane program yaptık. Bunların iki tanesi 2011 yılında, diğer iki tanesi de 2012 yılında gerçekleştirildi. Bu iki programa toplam 244 tane kadın çiftçimiz, 41 tane de ziraat mühendis arkadaşımız katıldı. Toplam 285 kişi bir eğitim aldı. 

Y.U.: Bu kez istihdam eğitimlerinden geçen kursiyerlere kulak vereceğiz.

Kadın Çiftçi Eğitimi Bursiyeri Raziye Bodur: Biyolojik mücadele hakkında çok önemli şeyler öğrendik. Zirai ilaçların ne kadar zararlı olduğunu ve kendi ürettiğimiz ürünlerin insan hayatı için çok önemli olduğunu öğrendim. 

Y.U.: Peki, acaba girişimcilik eğitimi faydalı oldu mu?

Girişimcilik Eğitimleri Kursiyeri Zeynep Doğmuş: Eğitim programı sayesinde planlı yaşamayı, bir işe girmeden önce o bir işin ucundan tutmakişin analizini yapmayı, daha gerçekçi düşünmeyi ve rakamlarla barışık olmayı öğrendim. Ben, inşaat sektörüne bir artı değer kazandırmak için, Avrupa’da ve Amerika’da blok evler denilen prefabrik yapı sistemini Türkiye’de gerçekleştirmek için gayret sarf edeceğim. 

Y.U.: Aşçı yardımcılığı eğitimini alan kursiyerlerden Gülay Özen ise şunları söylüyor:

Aşçı Yardımcılığı Eğitimi Kursiyeri Gülay Özen: Buraya geldiğimizde öncelikle 2,5 ayımızı çalışma dönemi olarak sınıfta geçirdik. Daha sonra mutfakta 3 aylık bir staj yaptık. Daha sonra da mutfakta çalışmaya başladık. 

Y.U.: Acaba eğitimler ne ölçüde başarıya ulaştı?

İnsan Kaynakları Koordinatörü Cengiz Murathşah: Uzmanlarımızla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın prosedürlerine uygun olarak eğitimler verdik. 100 kişiden 97’sinde başarı elde ederek, %97’lik bir net başarı oranı elde ettik.

Y.U.: Sonuç olarak her bir Birleşmiş Milletler kuruluşu ortak programın bir ucundan tuttu. Eğitim alanlar sadece mesleki eğitim kurslarından geçen gençler de değildi. İŞKUR’un iş ve meslek danışmanları da bir eğitim programına tabi tutuldu.

İŞKUR, İş ve Meslek Danışmanı Mina Öztürk: Bu proje kapsamında yaklaşık olarak 15 günlük bir eğitim aldık. İsviçre’den ve Türkiye’deki üniversitelerden gelen hocalar, dezavantajlı grupların iş arama becerilerine yönelik eğitimler verdi. 

Y.U.: Son sözü yine bir kursiyere bırakacağız. 

Gençler için Temel Yaşam Becerileri Eğitimi Kursiyeri Aygül Bakır: Eğitimlerin bana en büyük katkısı özgüvenimin artması oldu. Artık kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum. Hayata bakış açım değişti. Artık çok yönlü düşünebiliyorum ve çok sevdiğim bir mesleğim var.

Y.U.: Ve bu sözlerle programımızı noktalayalım. Bu bölümde geçtiğimiz günlerde bir kapanış konferansıyla faaliyetini noktalayan ‘Herkes için İnsana Yakışır İş’ başlıklı Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nı konuştuk. Programa ilişkin ayrıntılı bilgiler internette yer alıyor. Konuya ilişkin görüşlerinizi, Twitter üzerinden ‘yeniufuk

UNDP Türkiye İş İlanları

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Faik Uyanık
Asistan: Nazife Ece
Stajyer: Gülşah Balak
Bu sayıya katkıda bulunanlar: Deniz Tapan, Gönül Sulargil

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2013 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.