Sayı: Özel Sayı/Aralık 2009
Sevgili okuyucular, 2009'un, 30 yeni projenin yanı sıra, son zamanlarda başlatılan 10 yeni proje ile birlikte hayli yoğun geçtiğini söyleyebilirim. 2010 ise yeni başlatılan bu projelerle şimdiden daha da hareketli olacak gibi gözüküyor.
2009 boyunca yoksulluğun azaltılması, demokratik yönetişim, çevre ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki programlarımız devam etti. Bir kaç örnek vermek gerekirse, geniş bir yelpazeden oluşan ortaklarımızla yakın işbirliği içinde Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı oluşturduk, iklim degişikligine uyum konusunda yerel bir iklim değişikliği hibe programı başlattık, Kars’ta kültür turizmi faaliyetlerini ve Çoruh’ta yerel turist programlarını ilerlettik, yerel yönetim reformunun ikinci aşamasına hazırlık yaptık, cinsiyet eşitliği ve kadınların siyasete katılımını teşvik etmek icin yeni ortaklıklar geliştirdik ve bir gençlik politikasinin oluşturulmasına destek veren çabalarımızı sürdürdük. Bunların yanında Erzincan, Sivas, Diyarbakır, Batman ve Siirt’te altyapı işlerini tamamlayarak kırsal alanlarda binlerce köylünün hayatının iyileştirilmesini sağladık.
2010’a girerken, Şanlıurfa’da ilk defa rekabetçi bir seçim süreci sonucunda oluşturulacak ikinci Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmasında yer alırken, Güneydoğu Anadolu’da organik tarım ve yenilenebilir enerji projeleri başlatıyoruz. Antalya’da istihdam ve göç üzerine bir BM ortak programının yanısıra Türkiye tekstil sektörünü uluslarararası platformlarda rekabet edebilir bir endüstri haline getirerek bölgede yaşayan bir çok kişiye iş olanağı tanıyacak “Türkiye’nin Tekstil Sektöründeki KOBİ’ler için Sürdürülebilir Bağlantılar” ismindeki en yeni ortak programımız üzerinde çalışmaya devam edeceğiz.
Aylık haber bültenimiz Yeni Ufuklar’ın bu sayısında UNDP’nin Türkiye’deki kadın ve erkekler için seçenek yaratmak amacıyla 2010'da neler yapacağı hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Kasım’ın başında başlatılan “Türkiye’nin Tekstil Sektöründeki KOBİ’ler için Sürdürülebilir Bağlantılar” programı, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya gibi bölgelere odaklanarak özellikle yoksul ve savunmasız bölgelerde KOBİ’leri küresel ve yerel değer zincirlerine entegre edip bölgedeki milyonlarca kişiye iş sağlayacak.
Projenin tanıtım toplantısında bir konuşma yapan UNDP Tğrkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Ulrika Richardson-Golinski, “Ortak Program, yoksul bölgelerdeki firmaların verimliliğini ve piyasaya erişimini geliştirip, özellikle iş gücünün %5’den azını oluşturan kadınlar olmak üzere, yerel toplumlarda dezavantajlı kişilere yarar sağlayarak, yerel iş topluluğunun yanı sıra projenin uygulanacağı yerlerde “sorumlu rekabet” ve “uygun çalışma ortamları”na ulaşılmasına yardımcı olacaktır” dedi.
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Ihracatci Birlikleri (İTKİB) Genel Sekreterliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi Türkiye KOBİ'lerinin genel sosyal ortamlarındaki cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekti. Tanrıverdi sürdürülebilir kalkınma için KOBİ’lerdeki sosyal ortamlar iyileştirilerek başta cinsiyet ayrımcılığı olmak üzere feodal yapının getirdiği tüm olumsuzlukların önüne geçilmesi için çaba harcanacağını kaydetti.
Bu olumsuzlukları aşmak özellikle yoksul kadın girişimcilere odaklanarak Türkiye’nin yoksul ve savunmasız bölgelerindeki tekstil ve hazırgiyim sektöründeki KOBİ’lerin, kümelenme-bölgeselleşme ile kapasitelerinin geliştirmesi, iş bağlantısı geliştirme ve Bilgi İletişim Teknoloji’lerinin (BİT) etkili kullanımı ve yenilikçi BİT Değer Zinciri Yönetim Platformu ile ulusal ve uluslararası değer zincirlerine dahil olmak için bilgi ve araçlarla donatılması öngörülüyor.
Dahası, sürdürülebilir kalkınma, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (CSR) prensipleri ve cinsiyet eşitliği gibi kavramların, Türk tekstil sektöründeki KOBİ’lerin iş pratiklerine ve süreçlerine dahil edilmesi amaçlanıyor.Kurumsal Sosyal Sorumluluk prensiplerinin tekstil ve hazırgiyim sektöründeki şirketler ve ilgili hükümet politikalarınca daha derin bir şekilde içselleştirilmesi için sektör analizleri yapılarak Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (MDG) ulaşılması teşvik edilecek.
Söz konusu program, İspanya Hükümeti tarafından Binyıl Kalkınma Hedeflerine Ulaşma Fonu (MDG-F) kapsamında Birleşmiş Milletler (BM)’e sağlanan maddi destek ile uygulamaya konuyor. Bu program BM Türkiye Temsilciliği ve İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri (İTKİB) tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Ortak programda yer alan BM kuruluşlarını UNDP, UNIDO ve ILO oluşturuyor. Programın 2010 Ocak’ta başlaması bekleniyor.
KOBİ’ler (Küçük ve Orta Boy İşletmeler) Türk ekonomisinin belkemiğini teşkil ediyor. Tekstil ise, milli gelire, yeni iş imkanları yaratılmasına ve ihracata en fazla katkıyı sağlayan sektörler arasında yer alıyor. Türkiye’de çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan yaklaşık 40 bin şirket tekstil sektöründe faaliyette bulunuyor ve tahminen 2 milyon kişiye iş imkanı sağlıyor. Bu önemli potansiyeline rağmen, sektörün ilerlemesi bazı nedenlerden dolayı engelleniyor. Sektör şu anda artan girdi maliyetlerinden zarar ederken bir yandan da kurumsal sosyal sorumluluğun etkileri ile ilgili bir farkındalık stratejisi belirlenene ve tedarik zinciri koordinasyonunu sağlamak için teknolojik araçlardan faydalanana kadar uluslararası pazarda tam anlamıyla rekabet edemiyor. Düşen pazar paylarına ek olarak mevcut küresel kriz de Türk tekstil ve hazırgiyim sektöründeki üreticiler için yeni zorluklar ortaya koyuyor.
Ancak, yeni karşılaştırmalı avantajları belirlenerek Türkiye tekstil sektörü, gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalardaki tüketici gereksinimlerine karşı daha verimli, yenilikçi ve duyarlı hale getirilip, AB standartlarına ulaşarak ekonomiye önemli ölçüde fayda sağlayabilir.
[BAGLANTILAR]
Bu iki proje Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yeni ve katma değerli bir ekonomi oluşturulmasına katkıda bulunarak, Rekabet Gündemi’nin iddialı ama gerçekçi vizyonuna ulaşmayı, yani bölgeyi ‘sürdürülebilir medeniyetler beşiği’ kimliğine tekrar kavuşturmayı hedefliyor. Bölgenin kültürel ve ekonomik faklılığını ortaya çıkartacak sürdürülebilir tarım, üretken ve ‘temiz teknolojili’ imalat ve yenilikçi bir hizmet sektörüne dayanan dinamik uygulamalarla, istihdam yaratılması ve yaşam standardının arttırılması bekleniyor. Böylelikle Güneydoğu hem Türkiye’de hem de dünyada gelişen bölgelere örnek oluşturacak bir bölge haline gelecek.
Küresel ekonomik krize karşın, organik ürünlere yılda beş milyar dolardan fazla talep var. Güneydoğu Anadolu Bölgesi de hızla büyüyen bu sektörde uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için oldukça elverişli koşullara sahip. Bu elverişli koşulları fırsata dönüştüren Organik Tarım Kümesi projesi, “bölgesel organik tarım kümesi” oluşturarak bölgenin organik tarımdaki rekabet gücünü artırmayı ve “bölgesel yenilik ve bilgi merkezi” kurarak yerel kapasiteler inşa edilmesine, bölgenin ulusal ve uluslararası boyutta tanıtılmasına ve bu sayede, yerel iş ortamlarının geliştirilmesine önayak olmayı amaçlıyor.
Organik tarıma uygun olmanın yanında, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla da donatılmış olduğundan, bu bölge “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımı ve Enerji Verimliliğini Artırılması” projesinin ilk aşamasının uygulamaya konması için de oldukça musait bir konumda yer alıyor. Yenilenebilir enerji Rekabet Gündemi’nin temel direklerinden birini oluşturmakla kalmıyor, proje aynı zamanda da yerel düzeyde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hakkında oluşturalacak ulusal stratejilerin harekete geçirilmesinde ilk adımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Proje ilk aşamada bölgenin yatırım ve iş potansiyellerini belirleyerek Yerel Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimlilik Stratejisi geliştirilmesine öncülük edecek. Bir yandan da UC Berkeley ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi arasındaki ortaklığın da güçlenmesini sağlayacak.
Birbirini tamamlayan bu iki proje, GAP bölgesinin yerel ve uluslararası piyasalara dünyada sadece sayılı bölgenin sunabileceği organik üretim ve yenilenebilir enerjiden oluşan bir paket sunuyor. Dahası, sunulan bu paket, olası bir ortaklığa sıcak bakan dünyanın önde gelen tekstil ve giyim firmalarından Levi’s, Patagonia, Marks and Spencer gibi markaların yöneticilerine de danışalarak UNDP ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından onaylandı.
Rekabet Gündemi Projesi, artan “bölgesel rekabet”in “bölgesel zenginlik” sağladığı düşüncesine dayanıyor. Dolayısıyla, rekabet bakış açısıyla geliştirilen bölgesel kalkınma stratejilerinin, yoksulluğun ve bölgesel eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasında etkili bir araç olduğunu savunuyor. UNDP Rekabet Gündemi projesi kapsamında GAP Bölge Kalkınma İdaresi'ne iki iki temel strateji ve bu stratejileri destekleyen sektörel alt stratejiler oluşturmasında teknik destek sağlıyor.
[BAGLANTILAR]
26 Şubat 2010’da sona erecek olan başvuru süreci boyunca 15 ve 26 yaş arasındaki gençler, yaşadıkları şehirlerde yer alan kamu daireleri, sivil toplum örgütleri ve gençlik merkezleriyle işbirliği kurarak proje teklifi sunmaya davet ediliyor.
1 Aralık'ta başlayan başvuru süresi boyunca her üç şehirdeki gençlik merkezleri şirket ortağı gibi hareket ederek başvuran tüm gençlik gruplarına ortak olacak. Projelere yaklaşık 20.000 ABD doları kaynak sağlanacak.
Birinci başvuru döneminin ardından, S-UN Fonu Gençlik projesi Mayıs 2009’dan beri Konya, Muğla ve Kocaeli’nde 20 gençlik projesini destekliyor. Bu projelere toplam 303.000 ABD doları aktarılıyor. Fonlar projelerin yürütülmesinin yanında genç proje sahiplerine proje geliştirme ve yönetme konularında eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmak için de kullanılarak, onların kişisel gelişimine katkıda bulunuyor.
İsviçre Hükümeti tarafından gençlik alanında kullanılmak üzere Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na aktarılan fonun ulusal yürütücülüğünü ve Spor Genel Müdürlüğü’ne Bağlı Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı üstleniyor. İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı (KİA) tarafından UNDP’ye emanet edilen S-UN Fonu, UNDP’nin, Türk Hükümeti’nin gençliğin sosyal entegrasyonuna destek verme planlarına Birleşmiş Milletler temel değerlerinden hoşgörü, diyalog ve işbirliği ekseninde doğrudan verdiği bir destek.
S-UN Gençlik Fonu, göçebe nüfusların sosyal entegrasyonunu, kültür ve turizmdeki genç istihdamını ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanımını amaçlayan genç kadın ve erkeklerin girişimlerini destekliyor
Avrupa Birliği – Türkiye Katılım Öncesi Mali İşbirliği Programı çerçevesinde finanse edilen “Şanlıurfa Sanayisinin Yeniden Yapılandırılması Projesi” kapsamında kurulmakta olan 2. Organize Sanayi Bölgesi’ne, yatırım başvuruları 16 Kasım 2009 – 15 Ocak 2010 tarihleri arasında yapılabilecek.
Dünyada tarımın ilk uygulandığı topraklar üzerine kurulu Şanlıurfa, bir yandan 2008-2012 GAP Eylem Planı’ndan yararlanırken, bir yandan da 2. Organize Sanayi Bölgesi ile yerli ve yabancı yatırımcılar için önemli bir ticaret merkezi olacak. GAP ile, Şanlıurfa 2012 sonunda sulanabilir alanlarını iki katına çıkaracak ve Şanlıurfa topraklarından elde edilen ürün yelpazesi genişlerken ürün miktarı da gözle görülür ölçüde artacak. Bu artışla beraber gıda işleme sektörüne yapılacak yatırımların da çoğalması ve yatırımcılara taze ürünlerin üretilmesi alanında da daha fazla yatırım olanağı sağlanması bekleniyor. Bölgede tarımın gelişmesi ve yaygınlaşmasına paralel olarak gıda işleme ve tarıma dayalı sanayi ile tarımla doğrudan bağlantılı alt sektörlerin de büyümesi ve yeni iş alanlarının açılması hedefleniyor.
Tarım sektörünün yanısıra Türkiye’deki pamuğun %30’unun Şanlıurfa’da üretilmesi, tekstil ve hazır giyim sektöründe de yeni iş alanları ve istihdam olanakları yaratılmasını kaçınılmaz kılıyor. Sulama olanaklarının artacağı bölge, yenileneblir enerji kaynaklarının kullanımı açısından da önümüzdeki dönemde yatırımcılar için oldukça elverişli bir hale gelecek.
Başta Suriye ve Irak olmak üzere Ortadoğu ülkelerine yakın konumu ile yatırımcılara buradaki pazarlara kolay ulaşım olanağı sağlayacak olan Organize Sanayi Bölgesi (OSB), Mersin ve İskenderun limanları aracılığıyla yatırımcıları Türkiye’nin diğer bölgelerine de kısa sürede ulaştıracak. Bu sayede OSB’den, Şanlıurfa GAP Uluslararası Kargo Havaalanı’na da rahatlıkla ulaşılabilecek.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (STB) tarafından yürütülen “Şanlıurfa Sanayisinin Yeniden Yapılandırılması” projesinin finansmanı, bakanlığın yanısıra Avrupa Birliği (AB) tarafından sağlanıyor. Sözleşme makamı ise Merkezi Finans ve İhale Birimi (MFİB). Proje İnşaat İşleri ve Teknik Destek olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. İnşaat İşleri Bileşeni, 2. OSB için altyapı inşaatı ve 1. ve 2. OSB’ler için arıtma tesisi inşaatı ve müşavirlik hizmetlerini kapsıyor. UNDP tarafından yürütülen Teknik Destek Bileşeni ise, 2. OSB için stratejik sektörlerin belirlenmesi ve OSB’deki firmaların rekabetçi bir biçimde faaliyet göstermelerine imkân tanıyacak iş ortamının tesis edilmesine yönelik faaliyetleri kapsıyor.
Bu bağlamda, yerel ve uluslararası uzmanlardan oluşan bir Teknik Destek Ekibi 2009 yılı başından bu yana Şanlıurfa’da yerel kalkınma ve sınai kalkınma alanlarında çeşitli faaliyetler yürütüyor. Bu alanda birikim ve tecrübeye sahip uzmanlardan oluşan Teknik Destek Ekibi, başta Şanlıurfa Valiliği olmak üzere, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası, OSB Müdürlüğü, Harran Üniversitesi, Şanlıurfa Belediyesi, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, KOSGEB/İGEM ile birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın da aralarında bulunduğu yerel ve ulusal paydaşlarla birlikte çalışmalarını sürdürüyor.
Sanayi bölgesine yatırım yapmak isteyenler, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’nda oluşturulan yardım masasına 15 Ocak 2010’a kadar başvurularını iletebilirler.
Başvurular nasıl yapılacak?
Başvurular, bağımsız sektörel ve finansal uzmanlar tarafından belirlenmiş olan bilimsel kriterler çerçevesinde değerlendirilecek ve barajı geçen firmaların listesi müteşebbis heyete sunulacak. Müteşebbis heyet belirlenen başvurulardan parsellerin durumunu dikkate alarak tahsisleri yapmak üzere sonuçları kamuoyu ile paylaşacak. Burada amaç; Şanlıurfa’nın kalkınmasına ve rekabet gücüne en yüksek katkıyı sağlayacak yatırımlara yer verilmesini sağlamak.
Başvuru süreci ve prosedürleri hakkında daha fazla bilgi için lütfen Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ile Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü internet sitelerini ziyaret ediniz.
[BAGLANTILAR]
Türkiye’de 28 yaşın altında yaklaşık 35 milyon genç yaşıyor. Gelir ve istihdam rakamlarına bakıldığında, gençler arasında özellikle de daha az gelişmiş bölgelerde finansal fırsatlar ve bilgi kaynaklarından faydalanma konusunda sıkıntılar söz konusu. Maddi zorluklarla ve işsizlikle boğuşan gençler finansal geleceklerini garanti altına alabilmek için nadiren planlama yapabiliyor. Türkiye’de gençler arasında finansal bilinci geliştirerek, sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlamak amacıyla “Paramı Yönetebiliyorum” projesi 2 Aralık 2009’da basına tanıtıldı.
Toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, Visa Europe Bölge Genel Müdürü Berna Ülman, ‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesiyle, gençlerin finansal bilincinin geliştirerek, kaynak kullanımı, bütçe ve borç yönetimi, finansal araç tercihi gibi tutum ve tercihleriyle, sadece birey ya da aile ekonomilerine değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal istikrara katkı sağlamanmasının hedeflendiğini belirtken “Projemizin gençlere yapılan yatırımın, sağlıklı gelişimini destekleyerek, ekonomik ve sosyal ilerleme sağlayacağını umuyoruz. Hedefimiz, projenin sosyal etki araştırması sonuçlarını ve proje çıktılarının kamuya bir politika önerisi olarak sunarak, geliştirilen bu müfredatın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından örgün eğitim müfredatına dahil edilmesi” dedi.
UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Ulrika Richardson-Golinski ise Türkiye’de ilk kez kamu, özel sektör ve sivil toplum ortaklığıyla gerçekleştirilen bir finansal bilinç projesine imza atıldığını söyledi. Golinski bu projenin 2015 yılına kadar ulaşılması hedeflenen Bin Yıl Kalkınma Hedefleri’ne önemli ölçüde katkı sağlayacağını dile getirirken “Bu hedeflere ulaşmada özel sektörle işbirliğinin UNDP tarafından çok önemsendiğini her fırsatta belirtiyoruz. ‘Paramı Yönetebiliyorum’ projesi, Türkiye'nin kalkınmasında önemli bir rol oynayacak. Bu anlamda Visa Europe’un diğer kuruluşlar için iyi bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum” dedi.
Proje’nin bütçeleme ve finansal yönetim üzerine geliştirilen eğitim müfredatı akran eğitimi modeli kullanılarak, genç eğitmenler aracılığıyla 15 ildeki gençlik meclisleri kapsamında yaygınlaştırılacağını kaydeden Habitat için Gençlik Derneği Başkanı Sezai Hazır da Türkiye’nin farklı illerinden 60 gönüllü gencin eğitim süreci başladığını, bu gençlerin 6 bin genci eğiteceğini ve bir yılın sonunda projeden 60 bin gencin dolaylı olarak yararlanacağını söyledi.
“Paramı Yönetebiliyorum” projesi çerçevesinde, Kasım 2009 tarihinden itibaren İstanbul, Kocaeli, Bursa, Denizli, İzmir, Ankara, Eskişehir, Antalya, Samsun, Adana, Malatya, Gaziantep, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır olmak üzere 7 bölgeden toplam 15 ilde pilot çalışmalar sürdürülecek. Proje kapsamında, 15 – 30 yaş grubundaki lise ve üniversite öğrencileri ile gençlik STK’ları, kamunun ve mahallelerin gençlik temsilcileri ile örgütsüz gençlerin eğitilmesi planlanıyor. İlk etapta 60 gönüllü akran eğitimcisi tarafından 6 bin gencin eğitileceği projede, birinci yılın sonunda dolaylı olarak 60 bin gence ulaşılması hedefleniyor. Projede akran eğitimlerinin yanı sıra e-öğrenim modeli de kullanılacak.
Yeni dönemde bu illerde kırsal ekonomik büyüme bileşeni dahilinde yapılan teklif çağrılarına yoğun ilgi oldu. Diyarbakır, Batman ve Siirt illerinde toplam 986 adet başvuru yapıldı. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan bu başvurulardan Diyarbakır’da 107, Batman’da 58, Siirt’te de 82 proje kriterlere uygun bulundu. Şu anda başvuru sahipleriyle piyasa araştırmaları, teklif ve satınalma işlemleri devam ediyor.
Hibe konuları arasında eğitim çalışmaları, bahçe kurulumu, tarım makinelerinin ve teknolojilerinin yaygınlaştırılması gibi konular yer alıyor. Hibelere il defa başvuran gerçek kişiler 17 500 USD’ye kadar olan bir hibe için (yatırımın genel maliyetinin %50’sine kadar olan bir kısmına eşit) değerlendirilirken, özel firmalar/ işletmeler ve kurulu olan çiftçi örgütleri tarafından yapılan başvurular 125 000 USD kadar olan bir hibe için (yine yatırımın genel maliyetinin %50’sine kadar olan bir kısmına eşit) değerlendirililiyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi Güneydoğu’daki Diyarbakır, Batman ve Siirt illerindeki az-gelişmiş bölgelerin tarımsal verimliliğini ve gelir düzeyini arttırmayı, bu üç ili doğrudan etkileyecek yenilikçi stratejiler geliştirmeyi, kırsal istihdam olanaklarını arttırmayı ve küçük ölçekli tarımsal girişimcilerin bireysel ve grup girişimlerini teşvik etmeyi amaçlıyor. Proje ayrıca sosyal altyapıyı iyileştirmeyi, kendi kendini idame ettirebilen kurumlar oluşturmayı ve güçlendirmeyi ve genel anlamda kırsaldaki kadın ve erkeklerin yaşam kalitelerini iyileştirmeyi amaçlıyor.
Bu hedeflere ulaşmak için proje üç bileşenden oluşuyor. Birinci bileşen olan Köy Geliştirme Programı dahilinde yoksulluğu köy düzeyinde azaltılması için farkındalık geliştirme faaliyetleri, çiftçiler için eğitimler ve köyün küçük-ölçekli sosyal ve ekonomik altyapı girişimleri için yatırımlar gerçekleştiriliyor. Kırsal Ekonomik Büyüme bileşeniyle proje alanında şeffaf, etkin ve sürdürülebilir bir pazar ekonomisi oluşturulacak. Bu bileşen sadece katılımcı köyleri değil Diyarbakır, Batman ve Siirt’teki tüm kırsal alanları kapsıyor. Ekonomik büyüme için kırsal tedarik zinciri yönetimi, iş aracılığı ve personel kapasitesinin arttırılması alanlarında hizmetler sunuluyor ve kırsal finansman ve katılımcı hibeleri de sağlanıyor. Üçüncü bileşen olan İstihdam için Kapasite Geliştirme kapsamında da yükselen kırsal ekonomide daha iyi-ücretli istihdama erişim sağlanması planlanıyor.
Kırsal Ekonomik Büyüme Bileşeni çerçevesinde yapılan teklif çağrısında, Diyarbakır ve Batman için teklif sunan tüzel kişilerin başvuruları uygun bulunmayınca teklif çağrıları tekrarlanmıştı. Siirte’te tüzel kişiler tarafından yapılan başvurular uygun bulunmazken, Diyarbakır’da 19, Batman’da ise 6 başvuru kabul edildi. Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi (DBSKP) süresince yapılacak olan hibe destekleri için hazırlanan proje konuları, hibe başvurusu duyuruları ile birlikte ilan edilecek olan Stratejik Yatırım Planlarına göre belirleniyor ve Stratejik Yatırım Planları kapsamında olmayan projelere destek verilmiyor.
DBSKP hibe kriterlerine göre başvuru sahiplerinin, eğer varsa ilişkili kurumların ve projenin uygunluğunun incelenmesi “Başvuru Sahibi ve Projenin Uygunluk Değerlendirme Tablosu” kriterlerine göre yapılıyor. Bu kriterler arasında ekonomik yatırımlara yönelik proje başvurularının ön değerlendirmelerinde, başvuru sahibinin niteliği, yatırım yerinin özellikleri, yaratacağı istihdam sayısı, il mastır planları ve İlin öncelikli proje konusu gibi kriterler göz önüne alınıyor.
UNDP, Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi’nin uygulanmasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın kilit ortağı olarak yer alıyor. UNDP, fonların akışı, programlama, muhasebe ve denetleme, mal ve hizmetlerin tedariği ve kalite güvencesi gibi konularda projenin idaresini kolaylaştırıyor. UNDP ayrıca saha düzeyindeki uygulamalar sırasında edinilen derslere ve örnek uygulamalara dayanarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na stratejik kalkınma politikaları önerilerinde bulunuyor. Aralık 2007’de başlatılan proje 2012 yılının sonuna doğru tamamlanacak.
[BAGLANTILAR]
Ulusal deniz ve kıyı koruma alanları sistemini güçlendirmeyi ve etkin yönetimini kolaylaştırmayı amaçlayan bu yeni proje ile Deniz ve Kıyı Koruma Alanları sistemi yaklaşık olarak 100.000 hektar yani %44 oranında genişleyecek. Aynı zamanda balıkçılığa kısıtlı alanlar oluşturuarak Türkiye’de denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin korunmasına önemli katkıda bulunulacak.
Dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgesinden üç tanesine ev sahipliği yapan Türkiye, Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyıları olmak üzere 8.500 km kıyı uzunluğuna sahip. Bu uzun kıyı şeridinde yaklaşık 3.000 bitki ve hayvan türü yaşıyor.
Ne yazık ki Türkiye’nin denizel biyolojik çeşitliliği ciddi şekilde insan baskısı altında. Denizlerdeki yaşam alanlarının ve ekosistemlerinin tahribatı, denizlerde kaynakların aşırı kullanımı ve kıyı alanlarının dönüştürülmesi en kilit tehditler arasında sıralanıyor. Türkiye’deki denizlerde biyolojik çeşitliliğe yönelik bu tehditleri ortadan kaldırma konusunda, korunan alanların belirgin bir rolü olsa da şu an, Türkiye’nin kara sularının sadece yaklaşık %3’ü korunuyor.
Türkiye, denizlerdeki biyolojik çeşitliliğini söz konusu tehditlerden korumak için, Deniz ve Kıyı Koruma Alanları'na karşın, bu alanların oluşturduğu ağın büyüklüğü, şekli ve ekolojik açıdan temsil edilebilirliği yeterli değil. Bu nedenle de Deniz Koruma Alanları Sistemi’nin oluşturulması şart. Bununla beraber, Türkiye’deki Deniz ve Kıyı Koruma Alanlarının büyük bir kısmı amaç dışında kullanılmanın yanı sıra biyolojik çeşitliliği korumak ve ekosistem faydalarını en uygun şekilde sürdürmek için yönetilmiyor.
Tüm bu eksiklikleri karşılamak ve bir sistem modeli oluşturmak için Foça, Gökova, Datça-Bozburun, Köyceğiz-Dalyan özel çevre koruma bölgeleriyle birlikte Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda uygulanacak olan “Türkiye’nin Korunan Alanlar Sisteminin Güçlendirilmesi: Deniz ve Kıyı Koruma Alanlarının Sürdürülebilirliğinin Kolaylaştırılması” projesi başlatıldı. Proje, Türkiye’de Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sistemini güçlendirerek denizel biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlaması açısından büyük önem taşıyor. Sorumlu kurumların ihtiyaç duyduğu kurumsal yapıyı ve kapasiteyi güçlendirecek, finansal planlama ve yönetim sistemleriyle etkili iş planlaması, yeterli düzeyde gelir üretimi ve maliyet-etkin yönetimi sağlayacak. Çok amaçlı kullanım alanları içerisinde ekonomik faaliyetleri düzenlemek ve yönetmek için kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak, finansal ve yönetim sistemleriyle etkili iş planlarının oluştururarak yeterli düzeyde gelir üretimi ve maliyet-etkin yönetimi geliştirmeyi ve sorumlu kurumların kapasite ve içi yapılarının kurulmasına öncelik verecek olan proje, mevcut Deniz ve Kıyı Koruma Alanları’nı daha etkin bir şekilde yönetebilmeyi amaçlıyor.
Tüm bunlara ek olarak, önemli Deniz ve Kıyı Koruma Alanları yönetim yetkililerinin, yönetim kapasiteleri artırılacak ve kurumlar arası koordinasyon mekanizması kurularak, deniz koruma alanlarının genişletilmesi ve güçlendirilmesi için 10 yıllık bir ulusal strateji ve eylem planı önerisi hazırlanacak.
Proje lansmanın ardından Ankara’da düzenlenen açılış çalıştayında projenin gerek ülkesel gerekse bölgesel ölçekte çok önemli olduğunu ve sonuçlarından pek çok ülkenin faydalanacağı ve yeni projelere temel teşkil edeceğini vurgulandı. Çalıştayda açılış konuşmalarından birini yapan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanı Özyanık, denizel mirasın korunması ve sürdürülebilir kullanımı için, deniz koruma alanlarının detaylı planlaması, izlenmesi ve desteklenmesinde ulusal hareket eksikliğinin olduğunu belirterek, ilgili kurum ve kuruluşların işbirliğiyle Öulusal bir sistemin kurulması için yola çıkmış olduğunu dile getirdi.
“Türkiye’nin Korunan Alanlar Sisteminin Güçlendirilmesi: Deniz ve Kıyı Koruma Alanlarının Sürdürülebilirliğinin Kolaylaştırılması” projesi Küresel Çevre Fonu (GEF) mali desteğiyle, Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKKB) tarafından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMPGM), Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ortaklığında yürütülüyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ise projenin uygulayıcı ortağı. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilikler, Mahalli İdareler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, ulusal ve yerel sivil toplum örgütleri ve yerel halk temsilcilerinin paydaşlar olduğu proje, 2009 yılında başlayıp 2013’e kadar sürecek.
[BAGLANTILAR]
Katkıda Bulunanlar
Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Ece Ergen
Stajyerler: Begüm Kalemdaroğlu, Ersev Özer
© 2009 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.