Ana Siteye Dön

Mayıs 2009

Sayı: 41

UNDP yeni başkanı Helen Clark

UNDP yeni başkanı Helen Clark

BM Genel Kurulu, 31 Mart’ta oybirliğiyle Yeni Zelanda eski Başbakanı Helen Clark’ın önümüzdeki 4 yıllık dönemde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yeni başkanı olmasını onayladı.

Ankara, Mayıs 2009

Genel Sekreter Ban Ki-moon görev süresi sona eren eski başkan Kemal Derviş’in yerine Mart ayında Clark’ı aday göstermişti.

Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin geliştirilmesini ve hedeflere ulaşılmasını en başından beri destekleyen Clark, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın başkanı olmanın büyük ve heyecan verici bir görev olduğunu söyledi.

Clark: “Bu kritik dönemde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nı yönetmeyi dört gözle bekliyorum. Yoksulluk ve adaletsizliğe çözüm bulmak konusunda kararlıyım ve bu sorunları uluslarası düzeyde çözebilecek olmayı çok büyük bir ayrıcalık olarak görüyorum” dedi.

Genel Sekreterlik sözcüsü Michelle Montas, resmi açıklamasında “Clark’ın olağanüstü özelliklerinden ve kariyeri boyunca imza attığı sayısız başarılardan dolayı birçok mükemmel adayın arasından sıyrıldığını” belirtti.

Montas, Clark’ın yeni yönetici olarak kendinden önce görev yapmış başkanların mirasını sürdürmek için gereken liderlik ve uluslararası tanınılırlık vasıflarına sahip olduğunu söyledi ve Clark’ın programa stratejik bir bakış açısıyla beraber yenilikçi düşünce katarak değişime ivme kazandıracağını ekledi.

Helen Clark, 1981’den beri Yeni Zelanda Parlamentosu’nda çalışmış, 1999 – 2008 yılları arasında da Yeni Zelanda Başbakanı olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda, Sanat ve Kültür Mirası Bakanlığı gibi birçok görevde bulundu.

Clark ülkesinin sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çok kültürlü ve çok inançlı toplum geliştirme gibi ekonomik, sosyal ve çevresel konuları gündeme getirerek hükümet politikalarının şekillenmesinde öncü bir rol oynamıştı. Aynı zamanda ülkesinin bölgesel, çift taraflı ve çok taraflı düzeydeki uluslarası ilişkilerinde aktif liderlik rolünü üstlenmişti.

Siyasi kariyerinde 1984-1987 arasında Parlemento’nun Dış İlişkiler Seçilmiş Komitesi’nin başkanlığını yürüten Clark, 1987’den 1990’a kadar Konut Bakanlığı yaptı ve Doğal Kaynakları Koruma Bakanı olarak çalıştı. Clark, daha sonra Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Başbakan yardımcılığı da yaptı. Bu görevlerde erişilebilir konut, Yeni Zelanda’ya özgü biyolojik çeşitliliğin korunması, temel ve sosyal sağlık hizmetleri ve istihdamda kadın – erkek eşitliği gibi sorunlara öncelik verdi. 1950 yılında Yeni Zelanda’da doğan Helen Clark, Profesör Peter Davis ile evli. Clark, Auckland Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler ve Tarih eğitimi aldı. 1971 yılında lisans, 1974 yılında da yüksek lisansını dereceyle bitirdi.

Dönüşüm evi açıldı

Hayata Artı Gençlik Programı’nın “%100 Döngü” projesi kapsamında, güneş enerjisiyle çalışan geri dönüşüm evi, 11 Nisan 2009’da Belediye Başkanı Mustafa Bozkurt’un da katıldığı bir törenle Bursa’nın Nilüfer ilçesinde açıldı.

Ankara, Mayıs 2009

Açılışa Hayata Artı Gençlik Programı ortakları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Coca-Cola temsilcilerinin yanı sıra, Yaşama Dair (YADA) Vakfı, Coca-Cola Bursa Fabrikası çalışanları, Nilüfer ilçesi halkı ve Uludağ Üniversitesi öğrencileri de katıldı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarını yaygınlaştırmayı hedefleyen “%100 Döngü” projesi kapsamında iki hobi evi ve bir sera içeren örnek alan, Nilüfer Belediyesi hobi bahçe evlerinde verilen bir resepsiyonla ziyaretçilere sunuldu.

Proje, BAŞKA-DER ve Nilüfer Yerel Gündem 21 tarafından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2005’de hayata geçirdiği “Hayata Artı Gençlik Programı” ve Coca-Cola Türkiye’ nin desteğiyle oluşturuldu. Projede, yenilikçi, yaratıcı, katılımcı ve sürdürülebilir çevre projelerinde genç girişimleri desteklemek ve ilerlemelerine yardımcı olmak, bu sayede topluma olumlu kazanımlar sağlamak amaçlanıyor.

“%100 Döngü” projesi günlük ihtiyaçları güneş enerjisi sistemleriyle karşılayarak tüketirken üreten sistemleri, günlük alışkanlıklarımızdan tamamen vazgeçmeden deneyimleme fırsatı sunuyor.

“%100 Döngü” evlerinde, bir saatte 130 vat elektrik üreten 8 fotovoltaik pil 1040 vat elektrik üretilebiliyor. Tesisin buzdolapları, bilgisayarları, su ısıtıcıları, kameraları ve ışıkları bu elektrikle çalışıyor. Geri dönüşüm serası ihtiyacı olan ısınma enerjisinin %70’ini güneş enerjisinden alıyor. Seranın 100 m2’lik alanı kış aylarında da güneş enerjisiyle ısınıyor. “100 %Döngü” evi ısınma ve elektrik ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan güneş enerjisi sayesinde, yılda toplam 4 tonluk karbon dioksit emisyonunu engellenmiş oluyor.

Hayata Artı Gençlik Programı, bu projeye ek olarak, dördüncü aşamasında altı projeyi daha destekliyor. Devam eden projelerden “Seyfe Kurak Alanı Göl Oluyor” , “Manyas Temiz Suyunu Geri İstiyor” ve “Adım Adım Temiz Gediz” , su kaynakları ve sulak alanları korumayı amaçlıyor.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Genç hukukçular değişimi destekliyor

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Adalet Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü Türk Yargı Sisteminin Kurumsal Yönetimi adlı araştırmanın sonuçları, 16-17 Nisan tarihlerinde yapılan bir seminerle duyuruldu. Anket sonuçları özellikle genç nesillerin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeniden yapılandırılmasına büyük destek verdiğini ortaya koydu.

Ankara, Mayıs 2009

Fotoğraf: Hakan Çınar

1021 hakim ve savcının katıldığı araştırmanın bulguları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Demokratik Yönetişim Sorumlusu Leyla Şen tarafından açıklandı. Anket sonuçlarına göre hakim ve savcıların %73’ü HSYK’nın mevcut üye yapısının yargının tamamını temsil etmediğini düşünüyor. HSYK’nın yeniden yapılandırılmasına inananların %80’i HSYK üyelerinin hakim ve savcıların tümünün arasından seçilmesi gerektiğini söyledi. Katılımcıların %82’si atamaların denetime açılması taraftarıyken, %98’i HSYK kararlarının sağlam hukuki temellere dayanmasını destekliyor. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası HSYK’nın mevcut karar alma, atama yapma, ve disiplin uygulamalarıyla ilgili memnuniyetsizliğini dile getirirken, %46.5’i ise HSYK üyelerinin seçim sürecinin degişmesi gerektiğini söylüyor.

Katılımcıların tümü HSYK’nın şeffaf ve güvenilir olması konusunda hemfikir olmakla beraber, HSYK kararlarının mahkemelerce reddedilebilme imkanının sunulması gerektiğini düşünüyorlar. Hakim ve savcıların %94’ü disiplin kararlarınının mahkemeler tarafindan denetlenmesi gerektiğini de dile getiriyor. Araştırmanın ilginç bir sonucu ise Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın HSYK’ya dahil edilmesi ile ilgili: Bakan ve Müsteşar'ın HSYK’ya dahil edilmesini isteyenler ile dahil olmamasını öngörenlerin yüzdesi birbirine eşit. Farklı görüşlere rağmen, katılımcıların Temyiz Mahkemeleri ve Danıştay üyelerinin seçiminde kullanılan kriterleri uygunsuz bulduğu görülüyor.

Sonuçların sunulmasının ardından, seminer'de HSYK üyelerinin seçimi kapsamlı bir şekilde ele alındı. Katılımcıların yanı sıra hukuk profesörleri ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın uluslararası danışmanlarından oluşan panelistler Avrupa tecrübelerinden yararlanarak, HSYK’nın yeniden yapılandırılmasının doğurabileceği sonuçlar ve beraberinde getirebileceği sorumlululuklar hakkında gorüş bildirdiler.

Seminerin ikinci gününde ise Ankara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mithat Sancar ve Doçent Dr. Eylem Ümit, araştırmanın sonuçlarını yaş, cinsiyet ve meslek perspektiflerinden değerlendirdiler. Değerlendirmeler, yeni nesil hakimlerin ve savcıların HSYK’nın yeniden yapılandırılmasını, eski nesillere göre daha fazla destekledigini ortaya koyuyor.

Gençlere ayrılan fon sahiplerini buldu

S-UN Fonu Gençlik Projesi kapsamındaki proje teklif çağrısı ardından gelen projelerin değerlendirilmesi sonucunda, 21 gençlik projesinin desteklenmesine karar verildi. Ödüllendirilen projelerin genç sahipleri, proje yönetim eğitimine katılmak üzere Ankara’da buluşacaklar.

Ankara, Mayıs 2009

İsviçre – Birleşmiş Milletler (S-UN) Fonu Gençlik Projesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı ortaklığında yürütülen hibe ve teknik yardım programıdır. İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı’nın sağladığı fon ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yürüttüğü proje, Türkiye hükümetinin, genç nüfusun sosyal bütünleşmesini destekleme çabalarına doğrudan bir karşılık niteliğindedir.

S-UN Fonu Gençlik Projesi genç kadın ve erkeklerin girişimlerini genç göçmen nüfusun kültür ve turizm sektörlerinden ve bilgi-iletişim teknolojilerinden etkin bir şekilde faydalanmaları koşuluyla destekliyor. Bu hedeflere bağlı olarak seçilen örnek iller aldıkları yoğun göç kadar sahip oldukları zengin kültürel ve turistik kaynaklarla öne çıkan Konya, Kocaeli ve Muğla. 15-26 arası gençler proje tekliflerini, kurumsal ortaklar ya da Gençlik Merkezleri’yle işbirliği içinde hazırladılar.

Şubat-Mart 2009 döneminde yapılan başvurular süresince, genç katılımcılar proje geliştirme eğitimleriyle desteklendiler. Üç ilde, toplam 55 proje arasından 21 tanesi seçildi. Buna göre Kocaeli’nden 4 proje, Konya’dan 6 proje ve Muğla’dan da 11 proje kabul edildi.

Hibe başvuru değerlendirmeleri sonucunda Seçim Komitesince toplamda 319 bin dolara yakın desteğin verilmesi uygun görüldü. Verilen desteğin yaklaşık 158 bin doları Muğla’ya, 91 bin doları Konya’ya, 70 bin doları Kocaeli’ye gitti. Kabul edilen proje ekiplerinde 56 genç kadın, 58 genç erkek yer alıyor.(Kazanan projelerin listesi için buraya tıklayınız.)

Mayıs’ın ilk haftası, genç proje sahipleri Ankara’da proje geliştirme eğitimlerinde, biraraya gelecekler. Katılımcılar proje yönetimi, takım çalışması, iletişim, zaman yönetimi ve ortaklığı geliştirme ve sürdürme konularında bilgi edinme fırsatı bulacaklar.

S-UN Fonu Gençlik Projesi sahipleri Mayıs’ın üçüncü haftası Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenecek Gençlik Haftası’ nda 70 değişik ilden gelen toplam 5 bin genç kadın ve erkek projelerini sergilemek için tekrar biraraya gelecek.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Everest'te

Mogens Jensen, Nisan ayı başında İnsan Hakları’nın ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin önemini vurgulamak için Himalayalar’a doğru yola çıktı.

Ankara, Mayıs 2009

Jensen, çantasındaki onca eşyayla beraber Everest’e 2 adet de alışılagelmemiş parça götürüyor: Birleşmiş Milletler Bayrağı ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi.

Himalayalara yolculuk Mayıs ayının ortası veya sonuna doğru gerçekleşecek. Jensen tırmanıştan önce, 60 Danimarkalı dağcının da bulunacağı bir törene katıldıktan sonra yolculuğun önemli bir hedefi olan 5380m yükseklikteki kampa da 17 Nisan’da ulaştı.

Yola çıkmadan önce düzenlenen bir basın toplantısında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Kuzey Avrupa Ofisi başkanı Jakob Simonsen, Jensen’a Beyanname’nin bir kopyasını ve bayrağı teslim etti.

Jensen “Benim için Birleşmiş Milletler’le işbirliği içinde, İnsan Hakları’nı zirveye çıkartarak, bu önemli olayın yıl dönümünü kutlamak büyük bir şeref. İnsan Hakları hepimizi etkiliyor ve bu nedenle hiçbir zaman göz ardı edilmemeli. Benim için İnsan Hakları’nı dünyanın zirvesine çıkarabilmek son derece motive edici bir faktör” dedi.

Jensen 2006 ve 2007 yıllarında astımına rağmen Everest Dağı’na tırmanma denemeleriyle uluslarası üne kavuşmuştu. 2006’da zirveye sadece 350m kala güvenlik nedenlerinden dolayı tırmanmayı bırakmak zorunda kalmış, 22 Mayıs 2007’de ise 7,500 metreden yüksekte oksijen rezervini kullanarak zirveye ulaşmıştı.

“İnsan Hakları evrenseldir. Dünyadaki tüm insanları kapsar. Bu yüzden Mogens Jensen bizimle temasa geçip, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni zirveye çıkarmakla ilgilenip ilgilenmeyeceğimizi sorduğunda, çok heyecanlandık’’ diyen Simonsen, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 60. yıldönümünün üzerinden üç ay kadar geçti. Bu yıldönümünü ve insan haklarını kutlamak için dünyanın en yüksek dağına tırmanmak kadar muhteşem bir fikir daha düşünemiyorum” diye ekledi.

Mogens Jensen Mayıs’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’la olası bir Kopenhag ziyareti sırasında uydulu telefon aracılğıyla görüşebilmeyi umuyor.

Jensen, önümüzdeki 2 ay boyunca blog'undan Everest maceralarını paylaşacak.

80 proje ilk elemeleri geçti

Dünya Bankası tarafından "Türkiye’de Gençlik: Geleceğimizi Şekillendirelim" başlığı altında düzenlenen Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması’nın önbaşvuru aşaması geçtiğimiz haftalarda sonuçlandı. Yarışmaya 72 ilden toplam 792 proje sahibi başvuru yaptı.

Ankara, Mayıs 2009

Başvuruların önemli bir kısmı Ankara ve İstanbul’daki proje grupları, sivil toplum örgütleri, gençlik grupları ve meslek liselerinden geldi.

Jürinin titizlikle yürüttüğü değerlendirme sürecinin ardından, 80 proje 2. aşamaya katılmaya hak kazandı. Yarışmacılar, Teknik Destek Ekiplerinden yardım alarak dolduracakları Final Başvuru Formuyla projelerini jüriye sunma fırsatı bulabilecekler.

Projeler, İş Yaşamımıza Başlarken:Gençler için Daha Fazla ve Daha İyi İşler, Becerilerimizi Geliştirmek: Gençler İçin Daha Fazla ve Daha İyi Eğitim, Sesimizi Duyurmak: Gençlerin Katılımı, Dahil Edilmesi ve Çalışması ve Geleceğimiz İçin Köprüler Kurmak: Ortaklarla Çalışmak olmak üzere 4 ana tema altında hazırlandı.

Dünya Bankası 21 Mayıs’ta İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü’nde düzenleyeceği Gençlik Panayırı’ında yarışmacılarla jüri üyelerini buluşturarak yarışmacılara projelerini tanıtmaları için standlar verecek. Jüri üyeleri de proje başvuru formuna ve yarışmacılarla yüz yüze görüşmelere dayanarak verecekleri kararı, aynı akşam Sütlüce Kültür Merkezi’nde yapılacak ödül töreninde açıklayacaklar. Değerlendirme sürecinde yenilikçilik, büyüme potansiyeli, sonuçlar, gerçekçilik ve sürdürülebilirlik kriterleri ön planda tutulacak.

Kazanan projenin hayata geçirilmesi için 2 sene boyunca 200 bin dolar hibe edilmesi öngörülüyor.

Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması’nın sponsorları arasında Dünya Bankası ile beraber Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İstanbul Bilgi Üniversitesi, Akbank ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) gibi farklı sektörlerden kuruluşlar yer alıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı da, projelerin seçimi ve görünürlüğü konusunda yarışmaya destek veriyor.

 

 

 

 

 

İnsan Güvenliği El Kitabı yayımlandı

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) İnsan Güvenliği Bölümü, geçtiğimiz aylarda insan güvenliği alanındaki program ve projelerini geliştirmek, uygulamak, ve değerlendirmek için yeni bir el kitabı yayımladı.

Ankara, Mayıs 2009

İnsan Güvenliği Komisyonu (CHS), insan güvenliğini güvenlik, haklar ve kalkınmanın insani unsurlarını biraraya getirerek, insan özgürlüklerini arttırmak ve insan hayatının temellerini korumak olarak tanımlıyor.

Kuram ve Uygulamada İnsan Güvenliği başlığıyla yayımlanan kitapta, çatışma sonrası durumlarda ve gıda yokluğu durumlarında insan güvenliği kavramı inceleniyor.

Son 10 yılda 60’a yakın ülke çatışmada ya da çatışmadan yeni çıkmış ülke sınıfında değerlendiriliyor. Barışı sağlayamamanın aciliyeti ve maliyeti, çatışma sonrası durumlarda barış elde etmeyi, gerek insan güvenliği gerekse bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından son derece önemli kılıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre 2007 yılında 923 milyon kişi sürekli olarak gıda ve açlık sıkıntısı ile karşı karşıya kaldı. Bu sıkıntı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri etkilese de, gıda ve açlık sıkıntısı en çok Afrika ve Asya’da yaşayan topluluklarda hissediliyor.

El kitabı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, El Salvador ve Kosovo gibi bölgelerde insan güvenliği sorununa odaklanıyor. Sorunların çözülmesi için Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), UNICEF, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslarası Çalışma Örgütü (ILO), BM Gönüllüleri (UNV), BM Nüfus Fonu (UNFPA), İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) gibi birçok kuruluşun biraraya gelerek kamu güvenliği, barış içinde birarada yaşayabilme, uzlaşma, sağlık ve eğitim, yoksulluk ve azınlık haklarının korunması gibi alanlarda kurumsal destek sağlamasını öneriyor.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Avusturya'ya çalışma gezisi

Adalet Bakanlığı, 20-24 Nisan 2009 tarihleri arasında Avusturya’ya bir çalışma gezisi düzenledi.

Ankara, Mayıs 2009

Fotoğraf: Tuğçe Togay

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Adalet Bakanlığı'nın ortaklaşa başlattığı Ceza Hukuku Sisteminde Uzlaşma Pratiğini Geliştirme Projesi kapsamında düzenlenen gezi, Adalet Bakanlığı’nın onarıcı adalet ve mağdur-fail uzlaştırması alanlarındaki çalışmalarını Avusturya’daki değişik uygulamalarla karşılaştırarak desteklemeyi hedefliyor.

Geziye katılan 10 kişilik delegasyonda Adalet Bakanlığı’ndan yerel ve ulusal düzeydeki hakim ve savcılarla beraber Gazi Üniversitesi rektör yardımcısı Cumhur Şahin, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Adem Sözer ve iki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı temsilcisi yer aldı.

Delegasyon, gezi programı dahilinde, Avusturya Adalet Bakanlığı temsilcileriyle Ceza Hukuku bünyesinde tartışmalı kararların çözümü için alternatif yollar geliştirmeye yönelik toplantılar düzenleyerek, uzlaştırma uzmanlarıyla görüştü.

Katılımcılar gezi süresince, Ceza İşleri genel direktörü Dr. Wolfgang Bogensberger ve 1980’lerde uzlaştırma sistemini ceza adaletine tanıtan Viyana baş savcısı Dr. Werner Pleischl gibi tanınmış Avusturyalı uzmanlardan Ceza Hukuku konusunda alternatif çözüm yolları arama ve uzlaşmanın olumlu etkilerini öğrenme fırsatı buldular.

Bunun yanında onarıcı adalet ve kamu yaptırımları alanlarındaki faaliyetleri gözlemleme, farklı uzlaştırma yöntemleri geliştirme ve Neustart temsilcileriyle çalışmalar yapma imkanını da sahip oldular. Bu çalışmalar Türkiye’nin uzlaştırma konusunda Avusturya Ceza Kanunu uygulamalarından ve Neustart’ ın uzlaştırma faaliyetlerinden yaralanmasını amaçlıyor.

Adalet sisteminde, kendi adliyelerinde mağdur-fail uzlaştırma uygulamalarını teşvik eden hukuk uzmanları, uygulamaya dayalı zorlukların ele alındığı gezinin sonuçlarından oldukça memnun kaldıklarını dile getirdiler.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Mayınlar tehdit olmaya devam ediyor

Mayın hareketi, silahların yok edilmesinin ötesinde, siviller için güvenli bir yaşam alanı oluşturmak, kapasiteyi arttırmak ve mayınlardan yaralananlara yeni iş olanakları yaratarak onları tekrar topluma kazandırmak anlamına geliyor.

Ankara, Mayıs 2009

Uluslararası Mayın Duyarlılığı ve Mayın Hareketi Günü’nde, Birleşmiş Milletler görevlileri mayınların ve savaşların patlayıcı kalıntılarının her yıl binlerce insanı öldürmekte veya yaralamakta olduğunu dünyaya bir kez daha hatırlattı.

Günümüzde, 78’e yakın ülke mayınlardan, 85 kadarı da savaşların patlayıcı kalıntılarından etkileniyor. Dörtte üçü sivil olmak üzere, bugün mayınlardan ve savaşların patlayıcı kalıntılarından kurtulabilen insan sayısı 500 bin civarında.

Şartların Irak’tan Sudan’a, Lübnan’dan Zimbabve’ye, Afganistan’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne değişebileceğini kaydeden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, “Değişmeyen tek şey, hayatların tehdit altında olmasıdır.” dedi.

Öte yandan, mayın temizleme hareketinde çalışanlar, mayınlardan etkilenen bölgelerde mayınları etkisiz hale getirebilmek için hayatlarını tehlikeye atmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), etkilenen ülkelerin ulusal mayın temizleme programları geliştirmelerine ve kendi sınırları içindeki kara mayınlarını ve patlayıcı savaş kalıntılarını temizlemelerine destek veriyor. Bu doğrultuda UNDP, mayınlardan arınma ve risk eğitimi, varolan mayın stoklarının imha edilmesi, mayın temizleme programlarının yöneticilerine stratejik ve teknik destek verilmesi gibi konularda ulusal makamlara kapsamlı yardım sağlıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, mayın hareketi dahilinde kara mayınlarının ve savaşların patlayıcı kalıntılarının tarım, sağlık, eğitim, su, altyapı, turizm ve iç ve dış yatırımlar gibi tüm kalkınma sektörlerindeki sosyo-ekonomik etkilerine dikkat çekiyor.

1999’dan beri 4 milyondan fazla insana yönelik mayın, 1 milyondan fazla taşıta yönelik mayın ve 8 milyon patlatılmamış cephane temizlendi. Sadece 2006’da 450 km2’den fazla etkilenmiş alan, insana yönelik yaklaşık 217 bin mayından arındırıldı.

Tüm bunlara ek olarak, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, üye ülkelere Uluslarası Mayın Yasaklama Anlaşması’nın yükümlülüklerini yerine getirmeleri için mayınlı bölgelerin tespit edilmesi, mayınlar konusunda ulusal planların geliştirilmesi ve uygulamaya konulması alanlarında destek veriyor. Örneğin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Arnavutluk’un 2010 yılına kadar tüm mayınlardan ve savaşın patlayıcı kalıntılarından arındırılması için bir plan geliştirmesinde yardımcı oldu. Aynı şekilde, uygulamaya yardım eden diğer ortaklarıyla birlikte, Malavi’nin anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için mayın sorununun kapsamını belirlemesinde etkin rol oynadı.

UNDP Türkiye'de iş fırsatları

 

Tüm ilanlar

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Ece Ergen

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2009 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.