Sayı: 36
Binyıl Kakınma Hedefleri’ne Ulaşma Fonu (MDG-F) çerçevesinde İspanya Hükümeti’nin finansal olarak desteklediği proje, Birleşmiş Milletler kuruluşları (UNDP, UNESCO, UNICEF, UNWTO) ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın işbirliği ile uygulanacak. Ortak Programın amacı, Kars ve Doğu Anadolu bölgesindeki kültür turizmini güçlendirmek.
Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun konuşmasıyla başlayan toplantıda sırasıyla Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden, BM Türkiye Koordinatörü Mahmood Ayub, İspanya Hükümeti Maslahatgüzarı Manuel Larrotcha, ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı İsmet Yılmaz konuşma yaptı.
Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, bu projenin Kars için çok önemli olduğunu belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2023 stratejisinde Kars’ın 15 marka ilden biri olarak seçilmiş olduğuna değinen Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden, “Bu projeye Kars’ın seçilmesi bizi memnun etti, heyecanlandırdı.” dedi. Mahmood Ayub ise konuşmasında turizm sayesinde kültürün kalkınmaya fayda sağlayabileceğinden bahsederek, sürdürülebilir kalkınma ile kültürel ve sosyal zenginlik arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Binyıl Kalkınma Hedeflerini açıkladıktan sonra, Ayub, bu projenin yoksul-yanlısı sektörleri destekleyeceğini belirtti. Manuel Larrotcha, kültürel mirasın yoksulluğun azaltılmasına katkı sağlaması bakımından bu projenin çok yenilikçi bir yaklaşıma sahip olduğunun altını çizdi. Larrotcha “Bu proje model olabilir” diye ekledi. Açılış konuşmaları Turizm ve Kültür Bakanlığı Müsteşarı İsmet Yılmaz’ın konuşmasıyla son buldu. İsmet Yılmaz projenin dört hedefini açıkladı: kültürel miras envanterinin çıkarılması, site alan yönetiminin uygulanması, kültür turizmi ile ilgili Kars’taki tüm insanların bilinçlendirilmesi ve Kars şehrinin tüm dünyaya tanıtılması. Projeye verdikleri önemli destekten dolayı Yılmaz, İspanya hükümeti ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teşekkürlerini sundu.
Açılış konuşmalarının arından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO), Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi için İttifaklar BM Ortak Programına nasıl katkı sağlayacaklarına dair kısa sunumlar yaptılar. UNDP’de yoksulluk programı sorumlularından Berna Beyazıt, UNDP’nin kümelenme analizlerine ve iş geliştirme sistemleri gibi konulara destek vereceğini belirtti (bütün konuşma için lütfen buraya tıklayınız - İngilizce). UNESCO yetkilisi “UNESCO, kapasite gelişimi sağlayarak, standart belirleyerek ve bilgi merkezi olarak katkı sağlayacak” dedi (bütün konuşma için lütfen buraya tıklayınız - İngilizce). UNICEF yetkilisi Nilgün Çavuşoğlu, çocuklar arasında anlayış, uyum, ve dostluk yaratılması, kültürel zenginlik konusunda çocuklar arasında ortak anlayış sağlanması için UNICEF’in tüm deneyimini ortaya koyacağını belirtti. Nilgün Çavuşoğlu, çocukların bakış açısını çocuklarla birlikte projeye yansıtmaya çalışacaklarını ifade etti (bütün konuşma için lütfen buraya tıklayınız - İngilizce). UNWTO ise gerçekçi değerlendirme analizleri sağlayarak, şirket ihtiyaçlarını belirleyerek ve ziyaretçi akışını güçlendirerek projeye katkı sağlayacak (bütün konuşma için lütfen buraya tıklayınız - İngilizce).
BM kuruluşlarının sunumlarını takiben, Kars kültür turizminin sunduğu fırsatlar ve avantajlar konusunda fikir alışverişinde bulunmak için çalışma grupları bir araya geldi.
Finansal desteği İspanya hükümeti tarafından sağlanan Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi için İttifaklar BM Ortak Programı, Birleşmiş Milletler kuruluşları (UNDP, UNESCO, UNICEF, UNWTO) ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın işbirliği içerisinde uygulanacak. Kars ve Doğu Anadolu bölgesindeki kültür turizmini güçlendirmek amacını taşıyan 3.8 milyon ABD doları değerindeki program Aralık 2010’da son bulacak.
Kars’ta hakimiyet kurmuş olan Sasaniler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok medeniyetin izleri hala yaşıyor. Kültürel zenginliklerle dolu Doğu illerinden sadece bir tanesi olan Kars’taki en ilginç topluluklardan biri Rusya’dan 1877 yılında sürülmüş olan Malakanlar. Doğu Anadolu’da Kültür Turizm için İttifaklar BM Ortak Programı açılışında Malakanlar’ın günlük yaşamlarından görüntülerin bulunduğu Vedat Akçayöz’ün hazırladığı fotoğraf sergisi yer aldı. Malakanlarla ilgili daha fazla bilgi için lütfen buraya tıklayınız.
Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı (ÖZİDA) tarafından yaptırılan araştırma, Türkiye’de toplam nüfusun yaklaşık %13’ünün, yani 8.5 milyona yakın kişinin engelli olduğunu ortaya koyuyor.
Engellilerin acilen toplumla bütünleştirilmesine ihtiyaç var. Engelli olma durumu çoğu zaman aileler tarafından saklanıyor ve engelliler sosyal hayattan uzak tutuluyorlar. Bu yüzden, toplum ve hatta aile içinde konu hakkındaki farkındalık oldukça düşük. Özellikle Türkiye’nin göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerinde farkındalık yaratmak çok büyük bir ihtiyaç. ,
Türkiye’deki bu sorunun öneminin farkında olan; Alternatif Yaşam Derneği (Ayder), Vodafone Türkiye Vakfı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Beşiktaş Belediyesi, sosyal yoksunluğu önlemek ve engellilerin sanat yoluyla aktif ve üretken olmalarını sağlamak için “Düşler Akademisi” adlı projeyi hayata geçirdi.
Projede, fiziksel, zihinsel, işitsel ve görsel engelliler yanında kronik hastalara, yoksul ve mağdur gençlere ilham vermek ve onları dönüştürmek amaçlanıyor. Toplum içinde yaratıcı ve üretken bireyler yetiştirmek için sanat en önemli araçlardan biri. Sosyal hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, genç engelli kişiler sanattan da mahrum kalmış durumda.
2 Kasım 2008 tarihinde Bilgi Üniversitesi, İstanbul yerleşkesindeki Otto Santral’da başlatılan Düşler Akademisi projesinde görüldüğü gibi, ister engelli olsun, ister olmasın, biraraya gelme ve hayalleri gerçekleştirme yönünde çok büyük bir potansiyel var.
Proje, sanat yoluyla 420 genç engellinin kendine güvenini geliştirmeyi, sosyal yoksunluğu önlemeyi ve onların daha aktif ve üretken olmalarını amaçlıyor.
Vokal, müzik, dans, film, animasyon ve fotoğrafçılık gibi sanatın birçok alanında atölye çalışmaları yapılacak. Engelli kişiler bu atölye çalışmalarına katılarak sosyal yozlaşmayı engelleyecek yeni bir birliktelik yaratacaklar.
Proje çerçevesinde ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu BM Engelli Hakları Anlaşması'nın 30. Maddesi’nin ulusal düzeyde uygulanması için tavsiye niteliğinde bir eylem planı hazırlanacak.
Daha ayrıntılı bilgi için:
Hansın Doğan, UNDP İstanbul (E-posta: hansin.dogan@undp.org)
Karadeniz’in sorunlarının çocukları bilinçlendirerek çözülebileceğine inanan Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Coca Cola Şirketi (TCCC) ve Karadeniz Komisyonu (BSC), 31 Ekim Dünya Karadeniz Günü’nde “Karadeniz Eğitim Seti Projesi”ni başlattılar.
9-12 yaş arası çocukları hedefleyen bu projeyle, Karadeniz’in sorunlarına dikkat çekilecek ve çeşitli oyunlarla zenginleştirilmiş eğitim setiyle çocuklara doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile ilgili bilgiler verilecek. Önce Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında başlayacak olan bu proje, daha sonra Karadeniz’e kıyısı bulunan diğer ülkelerde de uygulanacak. Karadeniz Eğitim Seti ile çocukların Karadeniz’i tehdit eden çevresel sorunların farkına varmaları sağlanacak. Katılımcı ülkelerde eğitim bakanlıklarıyla kurulacak ortaklık sonucu daha çok çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Buna benzer bir çalışma daha önce Tuna Nehri boyundaki ülkelerde gerçekleştirilmiş, okullarda Tuna Nehri eğitim seti kullanılmıştı.
Kıyısında yaklaşık 300 milyon kişinin yaşadığı Karadeniz, gemi taşımacılığı, evsel ve endüstriyel atıklar sonucu yarı kapalı yapısıyla taşıyamayacağı kadar kirlenmiş, aşırı ve yanlış balıkçılık faaliyetlerine maruz kalmış, gemilerin taşıdığı sintine suları nedeniyle kendine özgü türlerini kaybetmiş durumda. Dinamit, zehirleme, elektrik şoku ve trol gibi yöntemlerin kullanılması ile yapılan balıkçılık, Karadeniz’de son 30-40 yıl içerisinde balıkların %80 oranında azalmasına neden oldu. Karadeniz’in en eski türlerinden biri olan mersin balıkları, son 20 yılda hızla azalarak, hassasiyetle korunması gereken türler arasına girdi. Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerde avlanan balık miktarı ortalama toplam 300.000-400.000 ton arasında. Bunun %75’i Türkiye kıyılarında avlanıyor. Her yıl 95.000 ton petrol atığı kazalar ve taşıma faaliyetleri sırasında Karadeniz’i kirletiyor. Aynı zamanda Karadeniz’de yaklaşık 571 milyon m3 insan kaynaklı atık bulunduğu tahmin ediliyor.
Dünyanın en büyük doğal oksijensiz su havzası olan Karadeniz’in kirlilikten korunması için Türkiye, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ve Ukrayna, Bükreş Sözleşmesi(Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi)’ni imzalamış durumda. Bu altı ülkeden yalnızca Türkiye’nin Karadeniz kıyısında ilan edilmiş deniz koruma alanı yok.
UNDP ve TCCC nin ortak girişimiyle başlatılan 7 milyon dolarlık “Her Damla Değer Katar” projesinin bir alt projesi olan Karadeniz Eğitim Seti Projesi, WWF ve BSC’nin de katılımıyla kıyı ülkelerde Karadeniz’in sorunlarına çözüm için güçlü bir başlangıç olarak görülüyor.
Çorum’da ilk kez toplanan Ulusal Gençlik İstihdam Zirvesi’nin düzenleyicileri bile toplantıya giderken, bu kadar çok kurum ve kuruluşun taraf olduğu bir zirvenin başarılı olup olamayacağı konusunda kaygılıydı…. Aylar süren hazırlık toplantıları, her toplantıya en az 25-30 kurum ve kuruluşun temsilcilerinin katılması, her seferinde, her kafadan ayrı ses çıkması, gençlik istihdamının gerçekten de çözümü kolay bir konu olmadığını düşündürüyordu. Ancak 15-16 Kasım tarihlerinde, Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) öncülüğünde, ilgili kamu kuruluşlarının, önde gelen sendikaların, gençlik alanında çalışan belli başlı sivil toplum kuruluşlarının, gençlik istihdamı alanında uzman akademisyenlerin, Dünya Bankası’nın, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ve UNDP’nin desteğiyle düzenlenen zirve toplantısı katılımcılara umut verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yaklaşık 250 kişinin katıldığı zirvede yaptığı konuşmada, gençlik istihdamı ve sosyal güvenlikle ilgili konuların uzun vadeli planlar gerektirdiğini ve stratejilerin kısa dönemli düşünülmemesi gerektiğini söyledi. Toplantının açılışında, destek veren BM kuruluşları adına konuşma yapan ILO Türkiye Direktörü Gülay Aslantepe, gençlik istihdamı gibi önemli bir konuda, bu kadar çok tarafın bir araya gelmesinden ve gençlerin de katılımıyla bir strateji oluşturulacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Sendika temsilcilerinin de konuyla ilgili bakış açıları dinlendikten sonra geçilen atölye çalışmalarında, kamu kuruluşu ve sendika temsilcileri, gençlerle birlikte ‘kayıtlı genç istihdamının kolaylaştırılması, genç girişimciliğinin desteklenmesi, eğitim-istihdam bağlantısının kurulması, gençlerin işgücü piyasasına uyumunun arttırılması, eğitim ve istihdam olanaklarına erişimde fırsat eşitliği sağlanması, mesleki rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesi' gibi konularda stratejiler geliştirdi.
Toplantının ikinci gününde, hem bu atölye çalışmalarının sonuçları sunuldu hem de Habitat için Gençlik Derneği, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Ulusal Ajans’ın gençlik istihdamı alanında iyi örnek oluşturabilecek projeler sunuldu. Gençlik alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının sunumunda, özel sektörle yapılan işbirliklerinin, gençlerin yaşamına nasıl etki ettiği vurgulanırken, AB sürecinde, Ulusal Ajans aracılığıyla gençlere verilen burs ve fonların da, büyük dönüşümler yarattığına dikkat çekildi.
Atölye çalışmaları sonucu, gençlerden, İŞKUR’la gençlik STK’larının ortak bir proje yapması ve bir ulusal gençlik istihdam platformunun oluşturulması önerisi geldi. İŞKUR Genel Müdürü Namık Ata, kapanışı yaparken, tüm önerilerin dikkate alınacağını, atölye çalışmalarından çıkan sonuçların, belli bir zaman cetveline oturtularak hayata geçirileceğini bildirdi. Namık Ata, toplantıya ev sahipliği yapan Çorum Belediye Başkanlığı başta olmak üzere tüm destek verenlere ve katılanlara teşekkür etti.
Gençlik istihdamı, UNDP’nin 2008 Mart ayında yayımladığı Türkiye’de Gençlik konulu Ulusal İnsani Gelişme Raporu’na göre, ülkenin en önemli sorunlarından biri. Türkiye’de yaşayan 15-24 yaş arasındaki yaklaşık 12 milyon gençten 5 milyona yakını atıl durumda… Bu gençler ne okuyor, ne de çalışıyor. Bu gençlerden yaklaşık bir milyonu iş arıyor, 300 bini ise iş aramaktan ümidini kesmiş durumda. 650 bini engelli, kendisini ev kızı olarak tanımlayan 2.2 milyon genç kadın da ne okuyor, ne de iş arıyor.
18 ay sürmesi planlanan Proje Avrupa Komisyonu tarafından toplam 2,500,000 Avroluk bir bütçe ile destekleniyor.
İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Tekmen açılış konuşmasında Proje kapsamında iç güvenlik mevzuatının bir fotoğrafının çekilip, sorunlar ve darboğazların belirlenmesine bağlı olarak çözüm önerilerinin geliştirileceğini ve bu bağlamda Avrupa Birliği üyesi üç ülkenin ilgili mevzuatının da incelenerek karşılaştırılmalı bilgi ve deneyimden yararlanılmasının amaçlandığını belirtti.
Konuşmasına “Bu açılış çok önemli, buradaki katılımcı sayısı tarafların konuya ilişkin duyarlılığını göstermektedir” diyerek başlayan Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilcisi Mahmood Ayub 21. Yüzyılda insan güvenliğini sağlama konusunda temel sorumluluğun devlette olduğu vurgusunu yaptıktan sonra değişen güvenlik kavramı çerçevesinde güvenliğin artık sadece silahlı ve üniformalı birimlerle sağlanamayacağı, bu birimlerle vatandaşın ortak çaba –bir diğer ifade ile güvenlik hizmetlerine sivil katılımla– sağlanması yönündeki anlayışın benimsenmesi gerektiğini belirtti.
İç Güvenlik Sektörünün Sivil Gözetimin Geliştirilmesi Projesinin temel amacı; kamu yönetimi ve yasama sistemi içerisinde içgüvenliğin katılımcı gözetimi ile vatandaşların yurttaşlık haklarının tümüyle kullanılabilmesinin yapısal olarak bütünleştirilmesi.
Projenin temel faaliyetleri farkındalık yaratmak, konuyla ilgili diğer deneyimler hakkında bilgi edinmek, varolan yasal mevzuatı ve mevzuattan kaynaklanan sınırları gözden geçirmek ve pilot proje illeri olarak belirlenen Erzurum, İstanbul ve Niğde’de eğilimleri değerlendirerek hem vatandaşlar hem de mülki idare amirleri ve diğer ilgili kamu temsilcilerine yönelik sivil gözetim ile ilgili yasal düzenlemeleri iyileştirecek öneriler geliştirmek olarak tanımlanabilir. Proje sürecinde geliştirilecek önerilerin yasama sürecine girmesi bu proje kapsamının dışında kalıyor.
Tüm güne yayılan Proje Açılış Toplantısı sabah oturumundaki açılış konuşmalarından sonra öğleden sonra “İçgüvenlik Birimlerinin Sivil Gözetimi: AB Üye Ülkelerinin Reformunda Genel Eğilimler” paneli ile devam etti. Projenin Baş Teknik Danışmanı Sebastian Roché’nin moderatörlüğünü yaptığı panel oturumuna Fransa’dan Jandarma Albay Dominique Lapprand, İspanya’dan Jandarma Ateşe Juan Manuael Gil Sanchez, ve Polis Ateşe Ramon Arenas Vecino, ile Kuzey İrlanda’dan Kriminoloji ve Ceza Adaleti Enstitüsü Profesörü Graham Ellison katıldı. Toplantı katılımcıların Fransa, İspanya ve Kuzey İrlanda’daki yasal çerçeveye dair soru-cevap oturumu ile sona erdi. Bu ülkelerdeki yasal çerçeve ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için lütfen buraya tıklayınız.
İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı’nın 750.000 ABD doları tutarında finansman sağladığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı ortaklığında yürütülecek projenin açılışı, Ankara’da, 11 Kasım 2008 tarihinde Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve İsviçre Cumhurbaşkanı Pascal Couchepin’in de katıldığı törenle yapıldı.
İsviçre – Birleşmiş Milletler (S-UN) Fonu, kırsal alanlardan kentlere göç eden ve çocukluk döneminde yaşanan insani gelişim yoksunluklarına bağlı olarak sosyal uyum zorluğu yaşayan 18-24 yaş arası genç kadın ve erkekleri hedef alan bir hibe ve teknik yardım fonu.
S-UN Fonu, gençlerin, kültür ve turizm sektörünün yarattığı fırsatlara odaklanan, bilgi ve iletişim teknolojilerinden faydalanan ve Birleşmiş Milletler temel değerlerine bağlılık gösteren proje fikirlerine mali destek ve danışmanlık sağlayacak. Bununla, gençlere paydaşlar ve hak sahipleri olarak davranılarak, hayattaki şanslarının arttırılması için güçlendirilmeleri amaçlanıyor. Genç kadınların S-UN Fonu Gençlik Projesi’nden eşit olarak faydalanmalarını sağlamaya özel önem verilecek. Bu nedenle, genç kadınların ihtiyaçları, gerek proje geliştirme sürecinde, gerekse proje aktiviteleri kapsamında göz önünde bulundurulacak.
S-UN Fonu Gençlik Projesi’nin pilot illeri, aldıkları yoğun göç kadar sahip oldukları zengin kültürel ve turistik kaynaklar, aktif gençlik potansiyeli ve Gençlik Merkezlerinin kurumsallaşmış yapısı ile dikkat çekiyor. Bu üç ilde yaşamakta olan 18-24 yaş arasındaki tüm gençler S-UN Fonu vasıtasıyla proje fikirlerini hayata geçirme şansına sahipler.
Proje ekiplerini oluşturan genç kadın ve erkeklere, iki yıllık proje uygulama süresince proje yönetimi konusunda eğitim ve danışmanlık desteği sağlanacak.
İki yıllık uygulama süresince pilot illerde desteklenen projelerin illere ve illerdeki gençlere yapacağı katkının yanı sıra, bu sürenin sonunda S-UN Fonu Gençlik Projesi’nin diğer illere genişletilmesi; kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliğinde sürdürülebilirliğinin sağlanması, ve hükümet gençlik politikalarına etki edecek örnek bir gençlik uygulaması oluşturması projenin nihai hedeflerini oluşturuyor.
[BAGLANTILAR]
Çatışma Sonrası Ekonomik İyileşme: Yerel Girişime İmkan Sağlamak adındaki rapor, üç önemli faktör olan; iyileşme için yerel girişimin önemine, devletin bu girişimi desteklemesine ve zarar görmüş ekonomilerin tekrar oluşturulmasına ve olası bir çatışmanın tekrarlama olasılığını azaltılmasına odaklanan kapsamlı bir incelemeden oluşuyor. Bu rapor, çatışma sonrası ekonomilerini yeniden canlandırmayı başaran ülkelerle, çatışma sonrası ekonomik iyileşme için son derece önemli olan temel ilkeleri kabul etmeyen ve daha da bocalayan ülkelerden örnekler veriyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş: “Çatışma sonrası iyileşmeyi bir bütün olarak gören bakış açısı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın tüm dünyada şiddetli çatışmalardan büyük zararlar görmüş ülkelerde çalışarak elde ettiği tecrübeye dayanıyor. Bu da bize aylar hatta yıllar sonra tekrar kalkınmaya çalışan ülkelere yardımdaki rolümüzü tekrar gözden geçirmemiz için olanak veriyor” dedi.
Çatışma sonrası kalkınmaya çalışan ülkelerin karşılaştığı zorluklara yeni bir bakış açısı getiren rapor, iyileşme programının yerel unsurlar temel alınarak oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Rapora göre, bu temeller oluşturulmazsa, yardım amaçlı uygulanacak olan politikalar, gerilimleri istemeyerek de olsa şiddetlendirebilir. Yine rapora göre, çatışmalar yerel ekonomileri yok etmezler; fakat değiştirirler. Kadınlar için çoğunlukla olumlu olan yeni fırsatlar getirirler, fakat aynı zamanda çeşitli gruplar ve azınlıklar arasındaki eşitsizlikleri de arttırabilirler. Bu sebepten dolayı uluslararası toplumlar açısından dikkat edilecek ilk şey; olumlu ekonomik hareketleri arttırmak ve çatışmanın tekrarlanma olasılığını azaltmaya yönelik hareketleri desteklemek olmalıdır.
İkinci olarak dikkat edilmesi gereken de iyileşme sürecinin yerel yetkililer tarafından yönetilmesidir. Çatışmadan yıllar sonra bile, savaşlardan zarar gören topluluklar iyileşmeyi destekleyebilecek insan gücüne ve diğer kaynaklara sahip oluyor ve çoğunlukla yıkılan ekonomiler bu tür çabalar sayesinde tekrar kuruluyor. Rapor, iyileşmeyi yerel birimlerin yönetebileceğini belirtirken aynı zamanda da uluslararası topluluğu, yerel topluluklar ve kurumlarla çalışmaları ve onların faaliyetlerini geliştirmeye odaklanmaları için teşvik ediyor.
Rapor, çatışma sonrası durumlarda dış ortakların olası rolüne de değiniyor. Raporda, uluslararası ortaklara, bu ülkelerin borç yükünü hafifletmeleri çağrısında bulunuyor. Borcun hafifletilmesi, savaş sonrası ilk yıllarda mağdur ülkelerin nüfusun çoğunluğunun ekonomik büyümeden yararlanabilmesini garanti altına almak için en iyi yol olan istihdam oluşturmaya ve devletin gücünü tekrar kazanma ile yasalarını koruma çabalarını desteklemeye yönelik oluyor.
Derviş: “Çatışma sonrası iyileşme, savaş öncesi ekonomiyi ya da kurumsal düzenlemeleri yenilemeyi değil, insanlara ve kurumlara yatırım yaparak çatışmaya sebep olan ana faktörleri düzeltmeyi amaçlıyor. Çatışmanın bitmesi, savaş öncesindeki çarpıklıkları gözden geçirmek ve istikrarlı ekonomik iyileşme ile gelişme başlatmak için bir fırsat sunuyor” dedi.
Khadija Haq ve Richard Ponzio’nun düzenlenmelerini yaptığı İnsani Gelişme Devriminin Öncüsü: Mahbub ul Haq’ın Entelektüel Biyografisi adlı kitap, New York’taki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın merkezinde ölümüne kadar uzun bir zaman boyunca ul Haq’ın arkadaşı olan ve birlikte çalıştığı Prof. Amartya Sen tarafından tanıtıldı. Sen, ul Haq’ın entelektüel kapasitesinden, kişisel kararlılığından ve iyi iletişim becerilerinden bahsetti. Sen “Mahbub amacımızı başarılı bir şekilde anlatabilmek, medyaya ve insanlara ulaştırabilmek için, sayılara ve yeni istatistiklere ihtiyacımız olduğunu benden çok önce anlamıştı” dedi.
Mahbub ul Haq’ın bir diğer arkadaşı ve yine bu alanda birlikte çalıştığı İngiliz akademisyen Sir Richard Jolly de Haq’ın, “Bugün ihtiyacımız olan entelektüel zekadan çok entelektüel cesarettir” sözlerini hatırlattı.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsani Gelişme Raporları, Mahbub ul Haq’ın yanı sıra, Amartya Sen, Richard Jolly ve diğer çalışma arkadaşlarınca başlatılmıştı. Kitabın tanıtım toplantısının açılış konuşması, Pakistan’daki Mahbub ul Haq İnsani Gelişme Merkezi’nin yöneticisi Khadija Haq tarafından yapıldı.
Khadija Haq konuşmasında, Mahbub ul Haq’ın eğitim, sağlık, politika ve ekonomi alanlarında güçlenmenin bir ülkenin gidişatını değerlendirmede kıstas sayılacağı insan odaklı gelişme için küresel bir hareket başlattığını söyledi. Khadija Haq ayrıca Mahbub ul Haq’ın insanlar üzerindeki etkisinden de bahsetti. “1968 yılının Ekim ayında Mahbub ul Haq hastalandığında, Pakistan’daki sağlık hizmetleri bu hastalıkla başetmede yetersiz kalmıştı. Mahbub’un, geçmişte kapitalist uygulamaları yüzünden hükümetini eleştirdiği Cumhurbaşkanı Ayub Khan, ‘Ulusal hazinemizi kurtarmalıyız’ diyerek, sıradışı bir davranışla Mahbub’u Londra’ya tedaviye gönderdi” diye ekledi.
Ekonomi Bakanı olarak görev yaptığı dönemde ülkesi Pakistan’daki ekonomik politikalara yön veren, Dünya Bankası’ndaki politikaları ve diğer uluslararası gelişim forumlarını etkileyen bir kariyerden sonra Mahbub 1990 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda çalışmaya başlamıştı. Khadija Haq “Mahbub’un zihninde 30 yılı aşkın bir süredir büyüyen insani gelişme tohumları, İnsani Gelişme Raporları’yla yeşerdi. İnsani Gelişme Raporu üzerinde çalışmak Mahbub’a insani gelişme, insani güvenlik ve kadınların güçlendirilmesi ile ilgili olan düşüncelerini dünya çapında dile getirme fırsatı verdi. Ve Mahbub sonunda başarıyı elde etti!” dedi. Khadija Haq tarafından yazılan giriş bölümünü okumak için buraya tıklayınız. (İngilizce)
Kitap hakkında:
Haq’ın aydın yakınlarının ve iş arkadaşlarının denemelerinin bulunduğu, İnsani Gelişme Devrimi’nin Öncüsü: Mahbub ul Haq hakkında Entelektüel bir Özgeçmiş adındaki kitap ul Haq’ın düşüncelerinin oluşumunu ve özellikle de ekonomik büyüme, insanların refahı ve yoksulluğun azalması arasındaki bağlantının izini sürüyor. Her bir deneme ul Haq’ın gelişme üzerine olan daha büyük bir tartışmaya katkılarını, fikirlerinin güncel küresel gelişme gündemine ve güncel gelişme tartışmaları üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.
Bu girişim, küçük-ölçekli katılımcıların somut eylemlerde bulunmasını destekleyen yenilikçi ve tabandan başlayan bir yaklaşımla göçün olumlu etkilerinin teşvik edilmesini hedefliyor.
2007 yılında Brüksel’de yapılan birinci Küresel Göç ve Kalkınma toplantısındaki öneriler üzerine başlatılan Ortak Girişim, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yetkililerin kalkınmada verimli olmaları için kapasitelerinin güçlendirilmesini sağlayarak, bu kilit katılımcıların işlevini sağlamlaştıracak. AB Komisyonu-BM Ortak Girişimi’nin nihai hedefi, Göç ve Kalkınma konusunda iyi uygulamaların bir araya getirilmesiyle, karar vericilerin iyi uygulamalar hakkında daha fazla bilgilenmesinin sağlanması ve politika oluşturulmasına şekil vermek...
AB Komisyonu-BM Ortak Girişimi’nin diğer bir hedefi ise, uygulayıcıların görüşebileceği ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunabilecekleri genel toplantılar aracılığıyla, Göç ve Kalkınma konusunda diyalog kurulmasını ve birlikte hareket edilmesini sağlamak… Bu amaçla Aralık 2008’in ilk haftasında Brüksel’de bir fuar düzenlenmesi planlanıyor. Ayrıca, haber ve bilgi paylaşımı, mevcut Göç ve Kalkınma girişimleri hakkındaki belgelerin biraraya getirilmesi, kişisel becerilerin geliştirilmesi ve karşılıklı destek verilmesi için açık tartışmaya alan sağlayan web-tabanlı bir bilgi yönetim platformu yaratılacak.
Ortak Girişimin dört öncelik alanındaki (göçmen topluluklar, göçmen hakları, göçmenlerin kapasiteleri ve göçmenlerin kendi ülkelerine gönderdiği birikimler) somut proje tekliflerinin finanse edilmesi için 11 milyon Avro’luk proje teklif çağrısı 2008 yılının Aralık ayı başında yapılacak.