Ana Siteye Dön

Ocak 2008

Sayı: 25

Cezayir bombaları ardından BM yasta

Cezayir bombaları ardından BM yasta

11 Aralık 2007 tarihinde Cezayir’de yapılan terör saldırılarının hemen ardından tüm Birleşmiş Milletler ailesi, çoğu Cezayir vatandaşı, ölen 11 çalışanı ve daha önceden kayıp bildirilen ancak yakın zamanda ölü bulunan 5 UNDP çalışanı dahil olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden tüm kurbanların arkasından yas tutuyor.

Ankara, Ocak 2008

UNDP Başkanı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Grubu Başkanı Kemal Derviş, BM Genel Sekreteri ve tüm Birleşmiş Milletler ailesi adına 12 Aralık 2007 tarihinde Cezayir’e ulaştı ve kurtarma çabalarını ilk elden incelemek için hemen saldırının düzenlendiği BM ofisine gitti. Derviş burada kurbanların aileleriyle biraraya gelerek dünya çapındaki tüm BM çalışanlarının taziyelerini sundu.


Derviş, “Ben, saldırılarda ölenlerin ailelerine desteğimi sunmak ve Cezayir insanlarına Birleşmiş Milletler’in dayanışmanın önemi ile ilgili güçlü mesajını iletmek için burada bulunuyorum” dedi.

Derviş aynı zamanda BM ülke ofisi yetkilileri ve çalışanlarının hayatlarını kaybettiği birçok BM kalkınma ve insani yardım kuruluşunun temsilcileriyle de biraraya geldi. Hepsinin aklındaki öncelik BM personelinin ve Cezayir vatandaşlarının refahı ve ölen ve yaralanan kurbanların ailelerine destek vermek... Görüşme sonrasında, Derviş saldırılarda yara almış ve halen Cezayir hastanelerinde tedavileri devam eden personeli ziyaret etti.

“Cezayir’in yoksulları için sürdürülebilir geçim kaynakları yaratmak, adalete erişimi desteklemek, ulusal meclisi güçlendirmek ve çevre korumasını teşvik etmeye kendini adamış meslektaşlarım üzerinde saldırıların bıraktığı etkileri kendi gözlerimle görmek çok üzüntü vericiydi. Kurbanlar savaş için ismini yazdırmış askerler değil, çoğu Cezayirli olan ve barış, kalkınma ve insanların durumlarını iyileştirmek için çalışan insanlar” dedi Derviş.

Cezayir Başbakanı Abdelaziz Belkhadem ile görüşmesinde Kemal Derviş, Birleşmiş Milletler ailesinin Cezayir’e ve tüm Cezayirlilerin refahı için kendini adamış güçlü bir ortak olduğunun altını çizdi. Derviş, BM çalışanlarının güvenlikleri ile ilgili korku duymaksızın önemli işlerini yürütebilmeleri için yeterli güvenlik önlemleri almaları konusunda ev sahibi hükümetlerin de – ve tüm BM’ye üye ülkelerin – bu taahhüde ortak olduklarını vurguladı.

“Kurtarma çalışmalarında hükümetin tüm çabalarını takdir ediyoruz. Cezayir’de çalışmaya devam edeceğiz; ancak, personelin güvenliği bizim için en önemli unsur ve dünyadaki ev sahibi hükümetler ofislerimize güvenlik sağlamak için azami çabayı göstermeliler” dedi Derviş.

“BM, uluslararası toplumu bir bütün olarak kapsıyor ve temsil ediyor. Biz siyasi açıdan tarafsızız ve insanlık adına kalkınma, barış ve insani amaçlar doğrultusunda çalışıyoruz. Bu amaçlar, faaliyetlerimiz tek sürücüsü ve öyle kalmalı. Bu ilkelere herkes tarafından önem verilmesi ve uyulması çok önemli”.

Türkiye’deki BM ofisi çalışanları da 12 Aralık 2007 tarihinde Ankara’da bulunan BM binasında bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Kuklalar canlanıyor

Coca-Cola Türkiye ve UNDP tarafından oluşturulan Hayata Artı Gençlik Programı’nın 2007 yılının sonlarında başlatılan üçüncü aşaması kapsamında fonlanan bazı projelerin uygulanmasına başlandı.

Ankara, Ocak 2008

Kukla ve Mask Araştırmaları Derneği tarafından hazırlanan ve gerçekleştirilen ilk projelerden biri, kuklanın resmi eğitim kurumlarında bir drama aracı olarak kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlayan “Eğitimci Adayları Kukla Öğreniyor” projesi...

Proje kapsamında, aralarında üniversite öğrencileri, meslek lisesi öğrencileri ve STKların da bulunduğu 200’ün üzerinde eğitimci adayına kolay kuklalar yapmayı öğretmek için eğitimler başladı. Bu eğitimci adayları daha sonra basit bir gösteri düzenleyecek. Projenin ilk aşamasında, hedef grup için kuklaya karşı bir merak uyandırmak ve projeyi teşvik etmek amacıyla 28 Kasım 2007 tarihinde İstanbul’da profesyönel bir bir kukla gösterisi düzenlendi.

Aralık boyunca çeşitli üniversite ve liselerde kolay kuklalar yapmayı öğretmek ve basit gösteriler düzenleyebilmek için çalıştaylar devam etti. Dezavantajlı gruplara ulaşabilmek için Kukla ve Mask Araştırmaları Derneği’ne yakın sayılabilecek devlet okulları hedef kitle olarak seçildi. Çalıştayların düzenlendiği bazı okullar Rüştü Akın Lisesi, Levent Kız Meslek Lisesi, Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi.

Hayata Artı Gençlik Programı’nın üçüncü aşaması kapsamında, Antalya, Balıkesir, Amasya, Erzurum, İstanbul, İzmir, Manisa ve Yörük Köyleri’nden 9 projeye fon verildi. Projeler, eğitim, çevre, kültür, sanat ve spor alanlarına yoğunlaşıyor.

Hayata + Gençlik Programı 16-26 yaş grubu tarafından geliştirilen yenilikçi, yaratıcı, katılımcı ve sürdürülebilir projeleri destekliyor ve gençlerin çevresel ve toplumsal sorunlara çözümler getirecek projeler geliştirmelerini teşvik ediyor. Programın 2005 yılında oluşturulmasından beri 22 proje gerçekleştirildi. Hayata + Gençlik Programı proje başına 3 bin ile 30 bin dolar maddi destek sağlıyor.

[BAGLANTILAR]

 

 

 

 

 

Dünya AIDS Günü kutlandı

Dünya AIDS Günü 1 Aralık 2007 tarihinde tüm dünyada kutlandı. Bu senenin teması “liderlik”ti ve AIDS mücadelesinde yeniliğe, vizyona ve azme gereken ihtiyacın altını çizdi. Kampanya, sadece hükümetlere değil aileler, toplumlar ve sivil toplum örgütleri dahil olmak üzere toplumun her kesimine insiyatif alıp AIDS konusunda liderlik göstermeleri için çağrıda bulundu.

Ankara, Ocak 2008

Dünya AIDS Günü’nün Türkiye’deki kutlamaları çerçevesinde, Hacettepe Üniversitesi HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi tarafından 30 Kasım 2007 tarihinde Ankara’da “HIV/AIDS Epidemiyolojisi ve Tedavide Yenilikler” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumda ele alınan konular arasında AIDS’in dünyada ve Türkiye’deki epidemiyolojisi, olası önlemler ve tedavideki yenilikler vardı ve konuşmacılar arasında ise UNAIDS, Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla Savaşım Derneği ve Pozitif Yaşam Derneği de dahil olmak üzere çeşitli STKlar vardı.

Dünya AIDS günü önceden UNDP’nin sponsorluğunda UNAIDS tarafından düzenleniyordu. Seçilecek olan tema, diğer örgütlerle görüşmelerin ardından belirleniyordu. 2005 yılında ise, UNAIDS bu sorumluluğu Dünya AIDS Kampanyası’na (WAC) devretti.

UNDP Başkanı Kemal Derviş de Dünya AIDS Günü’nü anmak için bir mesaj yayınladı. Derviş’in günle ilgili mesajı şöyle:

“Dünya AIDS Kampanyası, 2007 Dünya AIDS Günü teması olarak, bu hastalıkla mücadelede gereken yenilikçi ve vizyoner liderliğe duyulan gereklilik nedeniye “liderliği” seçti. Kampanya, AIDS konusunda göstereceğimiz liderlik taahhüdünü bireysel, ailesel, toplumsal, ulusal ve uluslararası seviyede yenilemek ve güçlendirmek için hepimize çağrıda bulunuyor.

UNAIDS’in 2007 AIDS Hastalığı Raporu’nda yayınladığı son veriler, küresel HIV yaygınlığının ve hastalığa yakalananların oranın da düştüğünü gösteriyor. Bu verilere göre 2007 yılında HIV virüsü taşıyan insan sayısı 33.2 milyon. Ancak AIDS yüzünden hergün 6 bin 800 kişinin bu hastalığa yakalanması ve 5 bin 700 kişinin bu hastalıktan dolayı ölmesi yüzünden bu hastalığı uzun vadeli bir kalkınma krizi olarak görüyoruz, çünkü hastalık can alıyor, yoksulluğu artırıyor ve yayıyor ve kaynakları tüketiyor. HIV önlemlerine erişimi, tedaviyi, bakım ve desteği 2010 yılına kadar arttırmak için çabalarımızı sürdürmeliyiz.

UNAIDS’in sponsorlarından biri olarak, UNDP AIDS’e karşı küresel bir mücadele yaratmada öncü bir rol oynuyor ve HIV/AIDS ve hastalığın kalkınma, yönetişim, insan hakları ve cinsiyet eşitliği üzerindeki etkileri ile mücadelede çabalarını arttırmaya devam edecek. Bunu yaparken de BM sisteminin hastalığa karşı verdiği eşgüdümlü mücadeleyi de destekleyeceğiz.

Dünya AIDS Günü’nde, toplum örgütlerinin bu konudaki liderliğini kutlamak ve ödüllendirmek için bienal Kırmızı Kurdele Ödülü için adaylara çağrıda bulunmaktan dolayı da memnuniyet duyuyorum. 20 yılı aşkın bir süredir, AIDS tarafından en çok etikelenenler toplumlar olmuştur ancak onlar yine de olağanüstü cesaret ve esneklik gösteriyor ve liderlikleri, AIDS’in yarattığı zorluklarla mücadelede kilit rol oynuyor.

HIV/AIDS dünya çapında bir mücadele ancak aynı zamanda UNDP çalışanları ve onların aileleri için de bir mücadele. UNDP’nin Başkanı olarak, HIV ile yaşayan personelimizin desteklenmesinde örgütümüzün kendini adamışlığından onur duyuyorum. Ayrıca “Değer Veriyoruz” kampanyamızın devamı niteliğinde ve bir Örgütlerarası Program olacak olan “BM Değer Veriyor” Programı’nın da öncüsüyüz. Bu HIV/AIDS ile yaşayan UNDP personelinin bakıma, tedaviye ve desteğe erişimi olmasını ve utanç duygusu ve ayrımcılıktan uzak bir işyeri kurmayı sağlayan çok önemli bir basamak.

Bu Dünya AIDS Günü’nde gelin hepimiz AIDS konusunda gösterdiğimiz liderliğin sürdürülebilirliği taahhüdünde bulunalım ve AIDS’in yayılmasını 2015 yılına kadar durdurmayı ve tersine çevirmeyi öngören 6. Binyıl Kalkınma Hedefi’ne taahüdümüzü tutalım.”

AIDS ile ilgili gerçekler

UNAIDS tarafından hazırlanan 2007 AIDS Hastalığı Raporu, AIDS ve hastalığın yetişkinlerle çocuklar üzerindeki tahmini etkileri üzerine çarpıcı veriler sunuyor. 2007 tahminleri, 2006 tahminlerine oranla düşük olsa da bu sadece UNAIDS ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yöntemlerinin geliştirilerek uluslararası bağımsız uzmanlar tarafından onaylanmış olmasından kaynaklanıyor.

  • 2007 yılında dünya üzerinde 30.8 milyonu yetişkin (15.4 milyonu kadın olmak üzere) ve 2.5 milyonu 15 yaşın altındaki çocuklar olan 33.2 milyon AIDSli insan yaşıyor.
  • 2007 yılında yeni HIV enfeksiyonu kapanların sayısı 420 bini çocuk olmak üzere 2.5 milyon insan olarak tahmin ediliyor.
  • 2007 yılında, AIDS 330 bini çocuk olan 2.1 milyon insanın ölümüne sebep oldu.
  • 2007 bölgesel HIV ve AIDS istatistiklerine göre çocuklar dahil olmak üzere AIDSli 22.5 milyon insanıyla AIDS hastalığından en çok etkilenen yerler Afrika’nın güneyi. Bunu takiben AIDSli 4 milyon insanıyla Güney ve Güneydoğu Asya, 1.6 milyon insanıyla Latin Amerika, Doğu ve Orta Avrupa, 1.3 milyon insanıyla Kuzey Amerika, 800 bin insanıyla Doğu Asya, 760 bin insanıyla Batı ve Orta Avrupa, 380 bin insanıyla Ortadoğu ve Kuzey Afrika, 230 bin insanıyla Karayipler ve 75 bin insanıyla Okyanusya geliyor.
  • AIDS düşük ve orta gelirli ülkelerde %96 daha yaygın.
  • Vakaların yaklaşık 1200’ü 15 yaşın altındaki çocuklarda görünüyor.
  • Vakaların yaklaşık 5800’ü yetişkinlerde ve 15 yaşın üstündekilerde görünüyor. Bunların %50si kadın, %40’ı ise 15-24 yaş arası genç yetişkinler.
  • HIV virüsü taşıyan insanların üçte ikisi ve HIV’den kaynaklanan ölümlerin dörtte üçü Afrika’nın güneyinde.
  • 2001 yılından bu yana, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da HIV virüsü taşıyanların sayısında 630 binden 1.6 milyona %150 oranında bir artış gözlenmiş.
  • AIDS geçen yüzyılın ve bu yüzyılın en ölümcül hastalıklarından biri olmaya devam ediyor.

Ankara'da Bilgi Teknolojileri Zirvesi

Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) ve Gençlik Zirvesi 14-16 Aralık’ta Ankara’da gerçekleştirildi.

Ankara, Ocak 2008

Habitat için Gençlik tarafından UNDP’nin desteğiyle düzenlenen zirvenin amacı, Türkiye’de şu ana kadar yapılmış Bilgi Teknolojileri (BT) projelerinin gönüllü eğitmenlerini biraraya getirmek, aralarında güçlü bağlar kurmak ve onları program ortakları ve bilgi teknolojileri üzerine çalışan çeşitli uzmanlarda tanıştırmaktı.

Zirve, katılım açısından oldukça zengindi. Zirve’ye katılanlar arasında Devlet Planlama Teşkilatı, üniversite, Cisco Sistemleri, INTEL, Microsoft Türkiye, Vodafone, Netron, Habitat için Gençlik yetkililerin yanısıra UNDP Türkiye Temsilcisi Mahmood Ayub, Avrupa Konseyi’nin Gençlik Komisyonu’ndan Jean-Claude Lazaro, Dünya Bankası’ndan Jesko Hentschel ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça bulunuyordu.

İki gün süren zirvede, “Türkiye’de E-Dönüşüm için Gençliğin Etkin Kılınması” projesi, “Bilgi Teknolojilerinde Gençlik Girişimi” projesi ve “Dijital Uçurumun Kapatılması: Türkiye’de E-Dönüşüm için Gençliğin Etkin Kılınması” projesi dahil olmak üzere bilgi ve iletişim teknolojileri ve gençlik projeleri hakkında sunumlar yapıldı, bu projelerin sosyal etkileri değerlendirildi, çalıştaylar ve sınıf içi simülasyonlar yapıldı.

Habitat için Gençlik, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Microsoft Türkiye, Cisco Sistemleri ve Vodafon ortaklığında birçok BİT ve gençlik projesi gerçekleştiriyor. Bu projeler çoğunlukla dezavantajlı gençlik gruplarının Türkiye’nin e-dönüşümü için internet ve iletişim teknolojilerine etkin katılımını sağlamak üzerine odaklanıyor.

Türkiye’de E-Dönüşüm için Gençliğin Etkin Kılınması Projesi: Yüzlerce akran eğitmeni havuzuyla her bölgeden binlerce gence gönüllü temel bilgisayar eğitimi veren proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından “iyi örnek” olarak gösterildi. 2004’te başlayan program bin kişilik gönüllü eğitmeniyle 2009 yılının sonuna kadar 81 ilde 100 bin dezavantajlı gence eğitim vermeyi hedefliyor.

Bilgi Teknolojilerinde Gençlik Girişimi: Cisco Internet Akademi Programı üzerine yüzlerce gence gönüllü eğitim sunan proje, ağ oluşturma üzerine çalışan gençlerin sayısını arttırmayı amaçlıyor. 2006 yılında başlatılan ve tüm kursiyerlerine iş olanakları sağlayan proje Akdeniz Gençlik Teknolojisi kapsamında Akdeniz Bölgesi’nde büyüyerek genişledi.

Dijital Uçurumun Kapatılması: Türkiye’de E-Dönüşüm için Gençliğin Etkin Kılınması: 2007 yılında başlatılan proje, 30 aylık bir süre zarfında 1 milyon dezavantajlı gence ulaşmayı hedefliyor. Proje ayrıca ülkedeki en büyük bilgi ve iletişim teknolojileri projesi olmayı amaçlıyor ve Avrupa Bilgisayar Destekli Sürücü Ehliyeti eğitimleri de veriyor.

 

 

UNDP hesap verilebilirlikte başı çekiyor

UNDP, küresel yönetişim ve hesap verilebilirlik alanlarında öncü olan One World Trust tarafından hazırlanan ve 4 Aralık 2007 tarihinde Londra’da tanıtılan 2007 Küresel Hesap Verilebilirlik Raporu’nda üst sırada yer aldı.

Ankara, Ocak 2008

Hesap verilebilirliğin geniş bir kitle tarafından kabul görmüş dört boyutu olan şeffaflık, katılım, değerlendirme ve şikayet/cevap verme mekanizmalarına göre değerlendiren One World Trust raporunda, UNDP, dünyanın önde gelen hükümetlerarası, sivil toplum ve özel sektör örgütleri arasında ilk 30’da yeralıyor.

Rapor hakkındaki düşüncelerini ifade eden UNDP Başkanı Kemal Derviş “UNDP; Küresel Hesap verilebilirlik Çerçevesi’nin kilit boyutları olan şeffaflık, katılım, değerlendirme ve şikayet/cevap verme mekanizmalarını özellikle yararlı ve bilgilendirici buluyor. Çerçeve bağımsız bir şekilde UNDP’nin mevcut çalışmalarını onaylıyor ve olası gelişmelerin gerektiği alanlara ışık tutuyor. Bu geribildirim, UNDP’nin bu alandaki ilerlemesi ve hesap verilebilirliği en iyi uygulamalarına uyması açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Raporun tümüne One World Trust internet sitesinden erişilebilir. (İngilizce)

Toplumsal Cinsiyet ve AB genişlemesi

AB’nin 2004 ve 2007 genişlemeleri, Orta ve Doğu Avrupa’daki üye ülkelerin cinsiyet politikası izlemeleri için önemli bir alan yarattı.

Ankara, Ocak 2008

Bir yandan, katılım hazırlıkları, fırsat eşitliği müktesebatını – şu ana kadar kabul edilen AB anlaşmalarının, yönergelerinin ve Avrupa Adalet Mahkemesi’nin üye ülkeler üzerinde bağlayıcılığı olan eşit maaş, eşit davranma, annelik ve babalık izni kararlarını – gerçekleştirmek için yeni kanun ve kurumların oluşturulmasını ateşledi. Diğer yandan, katılım hazırlıkları aday ülkelerde kapasite geliştirme çalışmalarını da hızlandırdı. Yetkililer ‘eşleştirme’ (twinning) düzenlemelerine başladılar ve üye ülkeler aday ülkelere gerekli kanun ve yönetmelikleri çıkarmak için yardım ettiler. AB fonları da bu faaliyetleri desteklemek için kullanıma hazır hale geldi. Sivil toplum örgütleri ve eylemciler bazı durumlarda AB ve AB tarafından fonlanan faaliyetlere daha çok katılmaya başladı ve ulusal platformda kadınların eşitliğini sağlamak için hazırlık öncesi mekanizmaları kullanma yolları aradılar.

Ancak katılım zamanında, yine de hem yasaların uyumunda hem de bu yasaların uygulamaya geçmesinde önemli eksiklikler kaldı. Hükümetlerin, ulusal mahkemelerin ve devletin cinsiyet eşitliğini sağlamakla görevli organlarının katılım sözlerini yerine getirmek için çabalamaları esnasında derme çatma bir tablo ortaya çıktı.

Genel bilgi

Avrupa Adalet Mahkemesi’nin cinsiyet eşitliği üzerine çıkarılmış karar ve yönergelerini – cinsiyet müktesebatı - kabul etmek AB üyeliğinin koşullarından sadece bir tanesi. Temelde, aday ülkelerin ulusal kanunlarının sadece AB yasalarına uyduklarını değil aynı zamanda mahkemeler dahil olmak üzere devlet kurumlarının ilgili yasaları uygulamaya koymada yeterli araçlara, kapasiteye ve isteğe sahip olduklarını göstermesi gerekiyor. Avrupa Komisyonu’nun öncelikli görevi ülkelere katılım hazırlıklarında destek vermek ve daha sonra da ilerlemelerini gözlemlemek... Ancak cinsiyet eşitsizliği birçok unsurdan sadece bir tanesi olduğu için, Komisyon’un fiili incelemeleri genelde yüzeysel kalıyor.

Birçok aday ülke ve “yeni” üye ülke için, cinsiyet eşitliği en önemli siyasi öncelik gibi görünmeyebilir. Ancak, Komisyon’dan, üyeliğe doğru adım atmaya devam etmek için yakılacak “yeşil ışık” cinsiyet konusunda çalışan eylemcilerin önemli kazançlar elde etmeleri için benzersiz bir fırsat sunabilir. Hükümetleri cinsiyete bağlı istatistikler toplamaya ikna etmek, cinsiyet eşitliği kanunları çıkarmak ve cinsiyet eşitliğini teşvik etmekle görevle devlet organları kurmak daha kolay olamazdı. Sonuç olarak, 2004 ve 2007 yıllarında AB’ye üye olan 10 eski komünist ülke katılım öncesi dönemlerinde cinsiyet eşitliği yasaları ve kurumlarında önemli değişikliklere sahne oldu. Ancak, katılım sonrası dönem, hem yasaların uyumu konusunda hem de yeni üye ülkelerin bu yasaları uygulamaya koyma kapasitelerinde önemli eksiklikler olduğunu ortaya koydu.

Nakil sanayisi: Yeni yasaların kabulu telaşında, önceden beri üye olan ülkelerin yasaları sıklıkla örnek alındı. Süresi genelde çok kısa olan “Twinning” düzenlemeleri bu süreci destekledi. 2004 genişlemesine hazırlık sırasında bunun gibi 700 proje kabul gördü. Diğer yandan, bunlar “karşılıklı öğrenme” deneyimleri olarak adlandırılırken aslında bu ilişkiler eşit olmaktan çok uzaktı. Her koşulda, zaman baskısı aday ülkelere genelde çok az seçenek bıraktı ve bu ülkeler ulusal yargı sistemlerine göre uyarlanmış reform paketleri yerine “hazırda bulunan” reform paketlerini uygulamaya koymak zorunda kaldılar. Katılım sonrası dönemde bu “yasa nakillerinin” genelde ulusal yargı sistemine pek uymaması ve hâkimlerin yeni istihdam koruma yükümlülüklerini çözüm için örneğin, varolan medeni kanun hükümlerine sığdırmaya çalışmaları gibi çok büyük sorunlarla karşı karşıya bırakıyor.

Çeviride kaybolmak: AB yasalarının kilit kavramları ulusal yasalara bazen farklı çevriliyor. Örneğin, AB’nin “dolaylı ayrımcılık” ilkesinin (genelde direk ayrımcılık yapma niyetinden doğmayan ayrımcılığı önlemek için), Hırvatistan’da konuyla ilgili iki yasanın -Cinsiyet Eşitliği Kanunu ve Çalışma Yasası- uygulamasında farklı şekilde ele alınması, uyumlaştırma çabalarını sekteye uğratmıştı.

Farklı ulusal yargı gelenekleri: AB cinsiyet eşitliği yasaları, ulusal yargı sistemlerinin, bu yasaları etkin bir şekilde uygulamasına dayanıyor. Bunun bir sebebi “madur” durumda olan bireye tazminat ödenmesinin yasanın “etkinliği” kavramının merkezini oluşturması ve bir diğer nedeni ise -örneğin dolaylı ayrımcılığın yapıldığının tespit edilmesi için- yasanın “dengeleyici testlere” dayanmasıdır. Bu, her davayla ilgili ayrı inceleme yapıp, karar vermeyi gerektirir. Ancak, sosyalist yasal rejimlere dayanarak eğitim gören AB’ye yeni üye ülkelerin yargıçları, onlara miras bırakılan bu şekilci yasal gelenekleri bırakmaya ve “Avrupa’nın muhakeme kuralları” yaklaşımlarını uygulamaya henüz tam anlamıyla hazır değiller. Bazı yasal eğitimlerin AB programları tarafından desteklenmesine rağmen, hakimlerin bireysel hakların bağımsız koruyucuları olmak için potansiyellerini tümüyle kullanabilmeleri çoğu zaman derin kültürel değişimleri gerektiriyor.

Zayıf siyasi destek: Katılım öncesi dönem birtakım reformlar için cazip fırsatlar yaratmış olsa da, AB’ye yeni üye ülkelerdeki cinsiyet eşitliği önlemleri ve kurumları, süregelen siyasi gruplardan nadiren güçlü destek aldı. Birçok yeni üye ülke katılım sonrasında da etkin şekilde çalışacak çok az sayıda “cinsiyet eşitliği öncüleri”ni hükümetlerinde barındırıyor. Cinsiyet eşitliği yasasının tartışılması için mecliste çok az zaman ayrılarak üstünkörü geçilmesi, yerel seçmenlerden yetersiz destek almasına yol açtı. Bu yüzden yeni üye ülkelerdeki birçok cinsiyet eşitliğinden sorumlu organın rolleri ve bütçeleri kısıldı ya da işleri hükümet tarafından eleştirildi. Birçok müktesebat katılım öncesi ulusal yasalara göre uyarlanmış olsa da bazı yasal konular hala askıda... Çek Cumhuriyeti şu anda 2002/73 Yönergesi’ne bağlı olarak Komisyon tarafından Ekim 2005 tarihinde uyarlanması gereken yasayı yürürlüğe koymayı bekliyor. Bu yasayı ve diğer AB yönetmeliklerini uyarlamak için hazırlanan bir Ayrımcılık Karşıtı Yasa tasarısı Ocak 2006’da Çek meclisi tarafından reddedilmişti ve hala onaylanmayı bekliyor.

‘İyi uygulama’ nedir? AB kendini cinsiyet eşitliğinin “şampiyonu” olarak tanıtsa da ve cinsiyet eşitliğini tüm faaliyetlerinin merkezi yapmaya kendini adamış olsa da, bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda hala bir uzlaşma yok. AB’nin benzer örnekleri inceleme ve en iyi uygulamaların değiştokuşuna dayanan “açık koordinasyon” yöntemini uyguladığı istihdam ve sosyal dışlanma gibi kilit alanlarda bile en iyi uygulamanın neyi kapsadığına dair tartışmalar sürüyor. “Eski” üye ülkelerde hiçbirinin bir diğerine kıyasla daha üstün olmadığı bir dizi strateji ve düzenleme olsa da tüm üye ülkelerde istihdam ve gelir aralarındaki uçurum büyümeye devam ediyor.[1] 2010 yılına kadar kadının işgücü piyasasına katılımının tüm katılımın yüzde 60’ını oluşturmasını öngören Lizbon stratejisi tüm ülkeler için uygun mudur? Bu katılım nasıl belirlenmeli? Hollanda’da kadınların işgücü piyasasına katılımı yüzde 67.5 olsa da bu oranın yüzde 74.7’si yarım gün çalışıyor. Diğer yandan kadın istihdamında Bulgaristan yüzde 55’lik bir oranla bu hedefin altında kalsa da bu oranın sadece yüzde 2.7’si yarım gün çalışıyor, çünkü yarım gün çalışmak genelde tercih edilen bir istihdam seçeneği değil...[2]

Bu ve bunun gibi sebeplerden ötürü, cinsiyet eşitliği yeni üye ülkelerde derme çatma bir uyarlama ve süreç izliyor. [3] Ancak, bu sonuç, bu hedefe ulaşmak için onlarca yıldır çabalayan diğer eski üye ülkeler için de geçerli olduğu için çok da sürpriz olmamalı.

Geleceğe dair beklentiler

Katılım, AB’nin Orta ve Doğu Avrupa’da eşitliği teşvik etme rolü konusundaki tartışmanın sonucundan ziyade, başlangıcını gösteriyor. Genişleme, gelecekteki cinsiyet eşitliği politikalarıyla ilgili “eski” üye ülkelerdeki tartışmaların kazanacağı yeni boyutların da habercisi olmalı – herşey bir yana, bu ülkeler, kendi iş piyalasrındaki boşlukları doldurmak için yeni üye ülkelerden gelen göçmenleri giderek daha çok istihdam ediyor, genelde de, aileye ve aile hayatına ciddi etkileri olan az maaşlı bir şekilde istihdam ediyor. AB’nin cinsiyet politikasının kapsamını aile içi şiddet ve sağlık[4] gibi alanları kapsayacak şekilde genişletme çabaları, AB’nin her yerinden bakış açılarını içeren daha geniş ve kapsamlı süreçlerin geliştirilmesini gerektiriyor. Ancak, yeni üye ülkeler ve aday ülkeler başta olmak üzere tüm üye ülkelerdeki cinsiyet eşitliği süreci; yerel davranışların ve kamu kurumlarının dereceli evrimine bağlı olacak. Daha iyi istatistikler, yeni yasa ve yönetmelikler ve kurulacak olan yeni cinsiyet eşitliği organları yardımcı olacaktır ancak gerçek ilerlemeler için birçok aktörün ortak çabası gerekiyor.

 

[1] Örneğin bakınız: Plantenga, J. and Remery, C. (2006), Cinsiyetler arası Gelir Uçurumu: Köken ve Politikalar. (The Gender Pay Gap: Origins and Policy Responses) 30 Avrupa ülkesinin karşılaştırmalı incelemesi, İstihdam, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü. Brüksel: Avrupa Komisyonu.
[2] Tüm istatistikler EUROSTAT 2006’dan alınmıştır. Bulgaristan’da yarım gün çalışan kadınların oranı düşük ancak eski üye ülkelerle karşılaştırıldıklarında Orta ve Doğu Avrupa’da genelde bu oran düşük.
[3] İstatistiksel bilgi ve genel bakış için AB’nin kadın-erkek arası eşitlik üzerine yıllık raporlarına bakınız. AB dışındaki ülkeler için bakınız: Open Society Enstitüsü AB’ye doğru Giderken: Güney Avrupa’da Kadınlar ve Erkekler için Eşit Fırsatları Gözlemlemek (On the Road to the EU: Monitoring Equal Opportunities for Women and Men in South Eastern Europe), Mayıs 2006.
[4] Avrupa Komisyonu (2006). 2006-10 Yılları için Kadın-Erkek arası Cinsiyet Eşitliği Üzerine Yok Haritası (Roadmap for Equality Between Women and Men for the Period 2006-10). http://ec.europa.eu/employment_social/news/2006/mar/com06092_roadmap_en.pdf.

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Gökçe Yörükoğlu

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2008 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.