Ana Siteye Dön

Temmuz 2007

Sayı: 19

Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma seferberliği

Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma seferberliği

UNDP ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın ortaklaşa yürüttüğü ve Avrupa Birliği’nin finanse ettiği "Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi" kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında toplam 23 proje hayata geçirilmekle kalmadı, hedeflerin kat kat üstüne çıkıldı.

Ankara, Temmuz 2007

Kim derdi ki, UNDP Türkiye’nin adı en zor söylenen ve en zor akılda kalan projesi, günün birinde, en çok, Erzurum’un dağlarında, Bursa’nın ilkokullarında, Kayseri’nin evlerinde anlaşılacak, ağızdan ağıza dolaşacak. UNDP ve çevreciler, ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ terimini, medyaya, halka anlatmanın yollarını bulmaya çalışırken, bu proje sayesinde, sürdürülebilir kalkınmanın nasıl anlatılabileceğini halkın, yerel belediye ve örgütlerin kendisinden öğreniyor.

Erzurum’da Tarımda Gezici Laboratuvarların Oluşturulması ve Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında 600 kişiye ulaşmak hedeflenirken 3000 kişiye ulaşıldı. Proje sayesinde Erzurum sadece kendi için üretebilme kapasitesine sahipken bugün uluslararası pazarlara mal satmaya hazırlanıyor. Bursa’da Sürdürülebilir Çevre için Katılımcı Eğitim Projesi sadece 12 okula ulaşmayı amaçlıyordu ama proje 50 okula ulaştı. Kayseri’de gerçekleşen ‘Edison Bilseydi’ projesinde, proje sadece Kayseri’yi hedef alıyordu ama projenin başarısı Kayseri’yi aştı. Kocaeli ili Yuvacık Baraj Havzası’nda Organik Tarıma Geçiş için Yöre Halkına Eğitim Verilmesi Projesi kapsamında yapılan eğitimlerde 100 kursiyerden 83’ünün başarılı olabileceği öngörülürken yüzde yüzlük bir başarı sağlandı.

18 ilden 23 projenin uygulayıcıları, Haziran ayında Ankara’da biraraya gelip, bu başarı öykülerini ve deneyimlerini birbiriyle paylaştı. Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Peojesi Müdürü Atila Uras toplantıda yaptığı konuşmada, “Genç ve dinamik nüfusu hızla büyüyen ekonomisiyle Türkiye, Anadolu’nun benzersiz doğasını sadece tüketilecek bir kaynak olarak değil, yaşamın kendisi olarak ele alıp gelecek nesillerin refahını da gözeterek, ekonomisinin rekabet edilebilirliğini ve insanların yaşam kalitelerini arttırmayı hedefliyor” dedi.

Fon aktarılan projelerin pilot sektörleri, tarım, enerji, kentleşme, çevre ve bilgi ve teknoloji... Projelerin başlıca amacı Türkiye’nin ulusal sürdürülebilir kalkınma stratejilerini belirlemek ve insanlar arasında belli konularda farkındalık yaratmak olsa da her proje kendi içinde uygulandığı illere çok değerli yenilikler katıyor. Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi çerçevesinde gerçekleştirilen projelerin genel anlamda hedeflerini sıralarsak bunlar farklı illerde olmak üzere varolan enerji potansiyelinin arttırılması ve doğru kullanılarak doğaya uyumlu hale getirilmesi, Türkiye’nin enerji konusunda dış kaynaklara bağımlılığının azaltılması, jeotermal kaynakların doğru kullanımı, katı atıkların doğru biçimde işlenmesi ve geri kazanımı yoluyla sanayicilerin atıklarını arz edebilecek bir ortam yaratılması, eğitim düzeyi düşük kadınların eğitilmesi yoluyla aile ekonomisine katkılarının sağlanması, doğanın korunması, erozyonla mücadele, ağaçlandırma, içme sularının tasarrufu ve bilinçli kullanımı konusunda çocuklar dahil olmak üzere tüm halkın bilinçlendirilmesi, suyun doğru idaresiyle yaşanan kayıpların önlenmesi, çiftçilerin eğitilerek organik tarıma geçmelerinin teşvik edilmesi, ekoturizmin teşvik edilmesi, Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan baraj havzalarının temizlenerek kapasitelerinin arttırılması ve genç yenilikçi girişimcilerin yetiştirilmesi...

Projelerin halk arasında farkındalığı arttırması sebebiyle projelerin tanıtım çalışmalarına da çok önem veriliyor ve yerel basın organları ile yerel televizyon kanallarında yayınlanmaları için çalışılıyor. Ayrıca yapılan tanıtım kampanyaları kapsamında konferans, seminer ve sempozyumlar düzenleniyor, eğitimler veriliyor, afişler, broşürler, el kitapçıkları hazırlanıyor, tişörtler dağıtılıyor, çocuklar için boyama kitapları hazırlanıyor, kompozisyon, resim ve bilgi yarışmaları düzenleniyor, belgesel film ve cd’ler hazırlanıyor. 23 projenin çoğunun bitmesine rağmen, halk arasındaki hummalı çalışma devam ediyor.

Sürdürülebilir kalkınma kavramı 1992 yılında Rio ve 2002 yılında Johannesburg’da düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirveleri’nde ortaya atıldı. Türkiye’de ise bu kapsamdaki çalışmalara 2006 yılında başlandı. UNDP ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın ortak yürüttüğü Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu kapsamında uygulanmakta olan projelerin tamamlanması için toplam 20 aylık bir süre verildi. Avrupa Birliği’nin tüm projelere verdiği hibe miktarı toplam 912 bin euro. Projeler politika düzeyi faaliyetleri, yerel düzeyde uygulamalar ve iletişim ve bilgilendirme faaliyetleri olmak üzere 3 boyutta gerçekleştiriliyor ve sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetimlerin, üniversiteden uzmanların ve özel sektörün katılımlarının yanısıra çocuğundan kadınına ve yaşlısına kadar tüm bireylerin katılımı teşvik ediliyor.

Erzurum dağlarında organik tarım

Erzurum'daki bu proje, sürdürülebilir kalkınma alanındaki fonlardan yararlanan projelerden biri, Kuzeydoğu Anadolu’da yürütülen Organik Tarım Projesi.

Ankara, Temmuz 2007

Proje çerçevesinde, köy köy dolaşarak organik tarıma elverişli toprak arayışına giren dört ziraat mühendisi Erzurum’un el değmemiş topraklarıyla karşılaştıklarında uluslararası bir ilgiyle de karşılaşacaklarından kuşkusuz habersizdiler. Türkiye’deki ilk Toprak Bankası’nın da Erzurum’da kurulmasıyla beraber yerel çiftçiler bu topraklarda hummalı bir çalışmaya koyuldu. Erzurum’da varolan organik tarım potansiyelinin değerlendirilerek organik ürün yelpazesinin genişletilmesi, üretici ve tüketicilerin organik ürünler konusunda bilinçlendirilmesi ve organik ürün üretim ve tüketiminin yaygınlaştırılması için bölgede adeta bir seferberlik oluştu.

Erzurum; Doğu Anadolu’da 2000 metre yükseklikte, acımasız hava koşullarının hüküm sürdüğü bir şehir ama Erzurum ve bölgesinde süregelen yoksulluk ve kara iklimi, beraberinde büyük bir avantaj getiriyor. Yoksulluktan dolayı çiftçiler tarlalarına kimyasal gübre ve hormon alamıyorlar. Ayrıca eksi 45’e varan soğuklar ekinlere zarar veren böcek ve haşerelerin ömürlerini sürdürmelerine olanak tanımıyor. Bunun sonucu olarak Erzurum ve Doğu Anadolu’daki topraklar kimyasalların olmadığı temiz topraklar olarak kalabilmiş. Bu nedenle bölgedeki toprakların ekolojik sistemlerinin bozulmamış olması bu bölgede organik tarıma yüksek potansiyeli olan bir ortam yaratıyor.

Bu bölgeyi değerlendirmek için başlatılan Organik Tarım Projesi kapsamında ilk olarak bir Organik Tarım Danışma Merkezi kuruldu. Bu merkez bir yanda Erzurum’da organik tarımı teşvik ederken diğer yandan da toprak verimliliğini doğal yollarla uzun dönemde arttırmak, toprak ve gen kaynaklı erozyonu önlemek, su miktar ve kalitesini korumak ve küçük çiftçilerin gelir düzeylerini arttırarak güvenliklerini sağlamak için çalışmalara başladı. Gezici laboratuvarlar tarafından toprak analizleri yapıldı ve çiftçilerin eğitimine başlandı. Ayrıca projenin tanıtım çalışmaları kapsamında da çalışmalara yerel ve ulusal medyada geniş yer verildi.

Bugün bu proje sayesinde Erzurum’da artık hepsi organik olmak üzere kepekli buğday unu, çavdar unu, tahıl unu, nohut, yeşil mercimek, bulgur, beyaz fasulye, organik et ve süt ve hayvan yemi üretiliyor. Ayrıca organik tahıl üretiminde toprak işleme, gübreleme, sulama, bitki koruma ve hasat yöntemleri öğretiliyor. Ancak proje bu kadarla yetinmedi.

Erzurum’daki organik tarım projesi benzeri görülmemiş başarılara imza attı. Öncelikle 600 çiftçinin toprağı hedef alınmışken 3000 çiftçiye ulaşıldı. Erzurum ili sadece kendi sınırlarına mal satabilirken bugün uluslararası pazarlara mal satmaya başladı. Projenin başarısı uluslararası tarafların da dikkatini çekti. Proje Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ASHOKA adlı sivil toplum kuruluşundan ve Davos’taki Neil Armstrong sivil toplum kuruluşundan sosyal girişimcilik ödülü aldı. İtalya ve Almanya gibi ülkeler şimdiden Erzurum’da üretilen organik ürünleri almak için sıraya girmiş durumdalar. Proje kapsamında ayrıca Türkiye’de ilk kez kurulacak organik ürünlerin işleme ve ambalajlama tesisi de kurulacak.

Tarımda Bilimsel Üretime yönelik Gezici Laboratuvarların Oluşturulması ve Yaygınlaştırılması Projesi’nin faydalanıcısı Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği ve proje bütçesi ise 104 bin 13.70 Euro.

Diyarbakır'da güneş doğuyor

Diyarbakır Güneş Evi projesi temiz ve tükenmez enerji kaynaklarının çalışıldığı, değerlendirildiği ve insan sağlığına ve doğaya uyumlu olan bir proje çalışması.

Ankara, Temmuz 2007

Sürdürülebilir Kalkınma fonlarıyla başlatılan projenin hedefi kısa vadede Diyarbakır, uzun vadede ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde güneş enerjisinin kullanımına yönelik eğitimi ve bilinci arttırmak, güneş enerjisi kullanımı ve doğal klimatik koşullara uygun tasarım konularında bilgi ve beceri kazandırmak ve bu sektörde yeni istihdam alanı yaratmak. Bu kapsamda inşa edilen Güneş Evi ise projenin temelini oluşturuyor ve Türkiye’de bir ilke imza atıyor.

Proje kapsamında Diyarbakır ilinin önemi büyük. Türkiye’nin yıllık güneşlenme saati 2609 saatken, sadece Diyarbakır’da bu süre 3016 saat. Bu nedenle inşa edilmekte olan Güneş Evi aynı zamanda bilimsel bir laboratuvar ve araştırma merkezi olarak da kullanılacak. Bu kapsamda Güneş Evi, tüm enerjiyi güneşten karşılayan, bunu elektriğe ve hidrojen enerjisine çeviren, ayrıca çevresindeki su kuyularından yararlanabilen ve yel değirmenleriyle rüzgar enerjisinden faydalanarak enerji üretimi ve tasarrufu yapan bir merkez olacak. Güneş Evi Türkiye’de yerel yönetim eliyle yapılan ilk örnek uygulama niteliğini taşıyor ve inşaasının yüzde 60’ı tamamlanmış durumda. Tüm inşaat tamamlandığında evin içine yerleştirilecek olan internet sistemi, Türkiye ve tüm dünyaya bilgiler aktaracak.

Diyarbakır Güneş Evi projesi kapsamında bir danışma kurulu oluşturuldu. Ayrıca hazırlanan belgesel film, sergi, kitapçık, cd, güneş enerjisi ve alternatif enerji kaynakları hakkında eğitimler ve eğitici eğitimlerinin yanısıra Enerji ve Ekoloji Konferansı da düzenlendi. Konferansa ulusal ve uluslararası düzeyde yayın ve uygulamaları olan uzmanların katılımı sağlanarak bölgeye ilginin arttırılması hedeflendi. Diyarbakır Güneş Evi projesi sesini yerel kanal ve gazetelerin yanısıra ulusal kanallarda da duyurmayı başardı.

İnşaası bittikten sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanlığı’na teslim edilecek olan projenin diğer ortakları Kayapınar ve Yenişehir Belediyeleri, Dicle Üniversitesi GAP Uygulama ve Araştırma Merkezi, Güneydoğu Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği, Diyarbakır Elektrik Mühendisleri Odası, Diyarbakır Makina Mühendisleri Odası, Tabiat Varlıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği ve Çevre Gönüllüleri Derneğidir. Proje süresi 12 ay ve bütçesi ise 91 bin 677.60 Euro.

Konya katı atıktan arındırılıyor

Konya Katı Atık Yönetimi Eğitim Projesi günümüzde gittikçe azalan ve gelecekte azalmaya devam edecek olan enerji, hammadde ve doğal kaynakların katı atık yönetim sistemi yoluyla tasarrufu konusunda halkı bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak için tasarlandı.

Ankara, Temmuz 2007

Katı atık yönetimi ve işlenmesi projesi sayesinde geri kazanım sağlanıyor, istihdam olanakları yaratılıyor ve çevre kirliliği büyük ölçüde engellenerek ekolojik sistem belli bir ölçüde korunmuş oluyor. Bu çerçevede projenin ilk hedefi atık üretimini en aza indirgemek ve sürdürülebilir bir atık yönetim sistemiyle atıkların çevreye vereceği zararları en aza indirgemek. Diğer amaçlar arasında ise sürdürülebilir kalkınma ve sanayi-çevre ilişkisi konusunda firmaları bilgilendirerek yükümlülüklerini hatırlatmak yeralıyor.

Bu amaçla sanayicilerin atıklarını arz edebilecekleri bir ortam yaratmak ve firmaların bu arzlara ulaşabilmeleri için oluşturulan Konya Atık Borsası proje öncesinde atıl durumdayken şimdi borsanın 11 üyesi bulunuyor. Bu sayede kağıt, ahşap, metal, deri, cam, plastik, kauçuk, inşaat ve hafriyat atıkları ve diğer birçok atığın geri kazanımı amaçlanıyor.

Proje kapsamında sanayi odasının üye tüm sektörlerine, onları ilgilendiren konular, yönetmelikler, çevre tüzüğü ve katı atık yönetiminde işçi güvenliği ile ilgili cdler hazırlandı. Ayrıca birincisi 14-15 Şubat 2007 tarihinde ikincisi ise 21-22 Şubat 2007 tarihinde olmak üzere 2 grupta eğitimler düzenlendi.

Proje 11 bin 549.46 euroluk bir bütçeye sahip ve uygulama süresi 4 ay. 

Düzce'de temiz bir gelecek için temiz su

Düzce Belediyesi’nin de katkılarıyla yürütülen “Temiz Bir Gelecek için Temiz Su Projesi” Düzce’de temiz su kaynaklarının doğru yönetişimi, korunması ve bilinçli kullanımını hedef alıyor.

Ankara, Temmuz 2007

Proje, etkin su yönetimi için kurumsal kapasiteyi arttırmayı, yerel su politikaları belirlemeyi, suyun tasarruflu kullanımını ve Avrupa’nın başarılı uygulama örneklerinden bilgi ve deneyim transferini amaçlıyor.

Proje sonucunda tüketim alışkanlıklarının değişmesi, okullarda eğitim programlarının başlatılması, sanayi kuruluşlarının tedbir alması, organik tarım yapan çiftçi sayısının artması, kayıt dışı su kullanımının azalması, Düzce’nin deprem bölgesi olmasından dolayı su kayıplarının indirgenmesi ve yerel su politikasının oluşması bekleniyor ve çok geniş bir kitleyi hedef alıyor. Bunlar arasında su yönetiminde karar alıcılar ve idareciler, yerel yöneticiler, ev kadınları, çiftçiler, ilgili meslek odaları, sivil toplum örgütleri, öğretmenler, öğrenciler ve sanayi kuruluşları bulunuyor.

Bu kapsamda projeyi tanıtmak için basın toplantıları düzenlendi, projeye dikkat çekici billboardlar asıldı, kadınlar ve kadın derneklerine yönelik “Haydi Hanımlar Seminere Davetlisiniz – Suyuna Sahip Çık” ve çiftçilere “Haydi Çiftçiler Seminere Davetlisiniz” isimli seminerler düzenlendi, sosyal müzakere toplantıları yapıldı, kampanya çerçevesinde proje ekibi mahalle mahalle dolaşarak 10 bin kişiye broşür dağıttı. Ayrıca yine proje kapsamında İtalya’nın Legambiente isimli çevre örgütünden gelen uzman Cinzia Federici öğrencilerle eğitsel etkinlikler düzenledi, resim yarışmaları yapıldı. Proje çerçevesinde 80 öğretmene 2 gün boyunca seminer verildi. Ayrıca Düzce’nin içme suyu tahlil edildi.

92 bin euroluk bütçeye sahip olan proje sayesinde, sürdürülebilir kalkınmaya Öncü, Düzce Manşet, Düzce Damla, Düzce’nin Sesi ve Düzce Postası gibi birçok yerel gazetede yer verildi.

Yeni 'Kırsal Kalkınma' Projesi hayat buluyor

UNDP, Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirilecek yeni bir kırsal kalkınma projesi için güçlerini Türkiye Hükümeti’yle birleştiriyor.

Ankara, Temmuz 2007

Diyarbakır-Batman-Siirt Kırsal Kalkınma Projesi, Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve Birleşmiş Milletler Türkiye Daimi Koordinatörü Mahmood Ayub tarafından 23 Haziran 2007 tarihinde Diyarbakır’da ortak olarak başlatıldı. Yüksek düzey etkinliğe, sözkonusu üç ilin valileri katıldı. Proje, Türkiye’nin Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi kapsamında özellikle mallar, gelir ve pazara dayalı kırsal ekonomiye katılım kapasitesi konularında gerçek bir ilerleme kaydetmeyi amaçlıyor. Proje, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve UNDP ortaklığında ulusal düzeyde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından yürütülüyor.

Sürdürülebilir kırsal kalkınma yoluyla, bölgeler arası ekonomik ve sosyal farklılıkları ortadan kaldırmak için oluşturulan Diyarbakır-Batman-Siirt Kırsal Kalkınma Projesi’nin genel amacı hedeflenen üç ilde gerçek etkileri olacak yenilikçi stratejiler geliştirmek. Proje aynı zamanda yaşam standartlarını iyileştirmek ve bölgeye yatırımı teşvik edecek bir ortam yaratmak amacıyla, köylüler tarafından belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda kırsal altyapı yatırımlarını da ele alacak.

Proje ortakları olan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, IFAD ve UNDP güçlendirilmiş kırsal ekonomi sayesinde elde edilecek dönüşümsel etkilerin farkında. Bu, projenin kârlı ve sürdürülebilir fırsatları belirlemeye ve kırsal toplumları bu fırsatları değerlendirmeleri için strateji geliştirmeye verdiği önemi açıklıyor. Proje sayesinde, kırsal kesimdeki halk, pazarın daha dinamik sektörlerine yönlendiriliyor ve daha aktif katılımcılar haline getirilerek hayatlarının işleyişinde söz sahibi oluyor. Temel ekonomi kapsamında düşünülecek olursa, kırsal bölgedeki çiftçi ve üreticiler pazar taleplerine cevap verebilecek ve bölgesel pazarlara erişebilecek şekilde güçlendirilirse anlamlı ve uzun süreli etkiler elde edilebilir.

Mahmood Ayub projenin başarısının, köyleri kalkınma sürecinin her aşamasına dahil etmeye bağlı olduğunu belirtti. “Bu projenin de göstereceği gibi, kırsal kalkınmada temel hedef kırsal toplumların kapasitelerini arttırarak ve katılımlarını sağlayarak büyüme sürecine dahil etmek, ve daha eşit koşullarda ise pazar ekonomisinin dinamiğine katılımlarını sağlamak. Projenin yaklaşımında, kendi kalkınmalarına ortak olarak katılımlarını sağlamak için rollerini güçlendirmek ve büyüme potansiyeli olan ve yerel düzeyde belirlenmiş sonuç odaklı kalkınma hedefleri belirlemede katılımlarını sağlamak yatıyor”.

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Eker, bu ölçekte ve kapsamdaki bir kırsal kalkınma projesinin Türkiye için bir ilk olduğunu ve bölgeye gerekli olan kaynak, ilgi ve daha da önemlisi kapasite için bir kanal oluşturduğunu ifade etti.

Diyarbakır-Batman-Siirt Projesi’nin başlatılması ile, UNDP, fonu uluslararası toplum tarafından verilen tüm kırsal kalkınma projelerini Türkiye’de gerçekleştiriyor. Proje 30 milyon Amerikan dolarının üstünde bir bütçeye sahip ve 2012 yılına kadar 5 yıllık bir sürede yürütülecek.

Küresel anlamda UNDP kırsal kalkınmanın önündeki zorlukları aşmak için yenilikçi çözümler tasarlayıp, uyguluyor.

Kırsal kalkınmada yeni yaklaşım

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve UNDP’nin Sivas-Erzincan Kırsal Kalkınma projesi kapsamında Mayıs ayında proje sahalarına yaptığı ziyaretin ardından projenin genel ilerleyişi, ölçeği ve sonuçları ile ilgili olarak birçok önemli karar alındı.

Ankara, Temmuz 2007

Projenin faydalanıcıları olan hedef toplulukların yaşamlarında anlamlı bir değişiklik yaratmak ve gelişmeleri sürdürülebilir kılmak için, projelerin ve kalkınma araçlarının yapılandırılmış, değerlendirilmiş ve yeniden düzenlenmiş olması UNDP’nin proje yönetimi yaklaşımına birebir uygunluk gösteriyor ve bu proje bu yaklaşımı yansıtıyor.

Geniş anlamda bu proje, Türkiye’nin genel kalkınma gündemindeki yapı taşlarından birini oluşturan bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor. Kırsal istihdam fırsatlarını genişletmek, küçük hissedarların bireysel ya da grup girişimlerini teşvik etmek ve köy düzeyinde sosyal ve ekonomik kırsal altyapıyı iyileştimek, bu süreç için kilit noktaları oluşturuyor. Değiştirilen proje tasarımı ve yaklaşımı Sivas ve Erzincan’da yaşayan kırsal yoksulun gelir düzeyini ve yaşam standartlarını iyileştirerek sürdürülebilir adımlar atıyor ve bu toplumların genişleyen kırsal ekonomiye giderek artan düzeylerde katılımlarını sağlıyor. Pratikte, projenin altında yatan hedef, kırsal toplumların kendi kalkınma ve refahları için harekete geçmelerini sağlayacak fikir ve süreçleri ortaya atmak.

Projeye yapısal anlamda bakıldığında, proje yönetimi çerçevesi, sonuç odaklı bir uygulama olarak, projenin il bazında sahiplenilmesi, programlamanın etkin hale getirilmesi, mali idare, tedarik, gözlemleme ve sonuç değerlendirme için yeniden düzenlenecek.

Daha önemlisi, projenin kırsal kalkınmada bütüne dayalı ve çok yönlü yaklaşımını korumak için UNDP bölgedeki kalkınmada bir tedarik zinciri yönetimi ve pazara dayalı bir yaklaşım benimseyecek. Sivas ve Erzincan’ın Türkiye’nin en az gelişmiş illerinden oldukları düşünülürse, bu yenilikçi yaklaşımın gerekliliği kaçınılmaz. Bu da proje bölgesinde modern, rekabetçi ve ticari bir tarım sektörünün ortaya çıkmasını desteklemek için gereken tedbirleri almak anlamına geliyor. Kalite kontrol, uluslararası standartlara uygunluk, markalaştırma, pazarlama ve ulusal ve bölgesel pazarlarla bağlar oluşturma gibi baştan sona üretimin tüm süreci – kıyaslandığında avantajı olan ve çiftçilerin gelirlerini arttırma şansı en yüksek olan yerel mal ve alt sektörleri belirlemek için – değerlendiriliyor. Bu sadece tarla bazında üretkenliği arttırmakla kalmıyor aynı zamanda tüm bir hanenin gelir düzeyini artırabiliyor.

Bu projenin ana ortaklarından biri olarak UNDP çalışmalarını, kırsal kesimlerde yerel öncelikleri ve potansiyeli olan alanları belirlemeye ve anlamlı bir sonuç elde etmek için harekete geçmeye adamış durumda.

2005 yılında başlayan ve 2007 yılının sonuna kadar geçerli olan Sivas-Erzincan Kırsal Kalkınma Projesi yukarıdaki değişiklikleri de yansıtmak için 2008’den 2012 yılına kadar uzatılacak ve ikinci etapla birlikte toplam olarak yaklaşık 31 milyon 600 dolarlık bir bütçeye sahip olacak.

Genç girişimciler için mikro kredi

Türk Ekonomi Bankası (TEB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Genç Yönetici ve İşadamları Derneği (GYİAD) dünyada bir ilke imza atarak, Türkiye’de 18-35 yaş arasında kendi işini kurmak ve büyütmek isteyen gençlere yeni bir iş modeli ile “mikro kredi” uygulamasını hayata geçiriyor.

Ankara, Temmuz 2007

Fotoğraf: Meral Çatak

Türk Ekonomi Bankası, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Genç Yönetici ve İşadamları Derneği bir araya gelerek bugüne kadar ilk kez uygulanacak olan bir modelle Türkiye’de 18-35 yaş arası gençlere verilecek “mikro kredi”nin temellerini attı. Proje ile kendi işyerini kurmak isteyen veya mevcut işini geliştirmek isteyen genç girişimcilere destek olunması hedefleniyor.

Gerçekleştirilecek uygulamada, kendi işini kurmak veya işini geliştirmek için kredi başvurusu yapanlardan, meslek lisesi ve meslek yüksek okulu mezunlarına ve kadın girişimcilere öncelik tanınacak.

TEB İşletme Bankacılığı, UNDP ve GYİAD işbirliği ile Kasım ayında başlayacak olan projede krediler hibe olarak verilmeyecek. Proje alanlarında tanınmış ve saygın üç kuruluşu biraraya getirerek, Türkiye’de üretime yönelik yatırımın ve girişimciliğin önünün açılmasına katkıda bulanacak. Proje, sadece gençleri hedeflemesi ve bu proje için biraraya gelen tarafların niteliği bakımından dünyada bir ilk örnek olma özelliğini de taşıyor.

TEB şubelerine yapılacak kredi başvuruları, TEB, UNDP, GYİAD, üniversite temsilcileri ve yerel sanayi ve ticaret odalarının temsilcilerinden oluşturulacak “kredi komitesi” tarafından değerlendirecek. Kredisi onaylanan girişimcilere GYİAD üyesi işadamları tarafından danışmanlık verilerek, başarılı olmaları için destek olunacak.. GYİAD’ın vereceği danışmanlık ve destek hizmetlerinin kapsamında gerekli görüldüğünde iş yönetimi, iş geliştirme ve finans gibi konularda eğitim çalışmaları da yer alacak. Genç girişimciler, işlerinin her aşamasında GYİAD’a danışarak, GYİAD’ın üye tabanında yer alan şirket sahip ve yöneticileri ile ilişki içinde olabilecekler.

Ortalama yılda 500 girişimcinin desteklenmesinin hedeflendiği proje kapsamında 3 yılda 15 milyon YTL kredi verilmesi hedefleniyor.

Gençler kendi işini kurabilecek, işini geliştirebilecek

Girişimci kredisi için TEB, UNDP ve GYİAD arasında düzenlenen imza törenine TEB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Canevi, TEB Genel Müdürü Varol Civil, UNDP Başkanı Kemal Derviş ve GYİAD Başkanı Pınar Eczacıbaşı katıldı.

Toplantıda Türkiye’de genç nüfusun istihdamı ve işsizlik sorununa değinen TEB Genel Müdürü Varol Civil, “Türkiye’de Şubat 2007 verilerine göre, toplam 4 milyon 324 bin 282 kişilik genç işgücü ordusu var. Bu rakam, toplam işgücünün yüzde 17’si anlamına geliyor. Bunun karşılığı olarak yine Şubat 2007 verilerine göre bu genç işgücü ordusunun yüzde 21.7’si işsiz. Bu, Avrupa değerleri ile karşılaştırıldığında gerçekten de çok fazla ve üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir oran” diye konuştu. “Mikro kredi projesiyle bu gençlere kendi işlerini kurma fırsatı sunacağız” diyen Civil, dünyada sadece gençleri hedefleyen başka bir mikrofinans projesi bulunmadığını vurguladı. TEB Genel Müdürü Civil, “Bu sadece Türkiye’deki değil, proje ortağımız UNDP aracılığıyla tüm dünyaya yayılması sayesinde, dünya gençlerinin hayatlarını kolaştıracak bir projeye imza attığımız anlamına geliyor” dedi.

Civil, bu projede hibenin söz konusu olmadığını özellikle hatırlatarak, “Türkiye’de şimdiye kadar hayata geçmiş diğer uygulamalardan farklı olarak TEB bu projede sürdürülebilir ve geniş kitlelere erişebilirliği olan bir altyapı oluşturmak amacıyla yola çıkıyor. Vereceğimiz kredinin bir defalık bağış olarak görülmemesi gerekiyor. Biz TEB olarak, sürdürülebilir kalkınma için mikro kredi sisteminin Türkiye’de daha geniş çevrelere daha kurumsal şekilde iletilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Varol Civil, TEB’in girişimcilere uzak bir banka olmadığını, 2005 yılında kurulan İşletme Bankacılığı çatısı altında 90 binden fazla küçük işletme ve küçük işletme sahibinin TEB’den hizmet aldığını ve küçük işletmelerin ihtiyaçlarını çok iyi bildiklerini dile getirdi.

Ülke kalkınmasına katkı sağlayacak

UNDP Başkanı Kemal Derviş ise imza töreninde yaptığı konuşmada proje misyonlarının genç girişimcilere destek olmanın yanı sıra UNDP’nin başlatmış olduğu “Sürdürülebilir İş Geliştirme Modeli” ile ticari kuruluşların benzer çalışmalarla da ülke kalkınmasını göz önünde tutarak kendi sektörlerinde kar edebileceklerini kanıtlamak olduğunun altını çizdi.

Derviş, UNDP olarak proje yönetimine destek vereceklerini, mikro kredi alanındaki uluslararası uzmanlıklarını bu projeye taşıyacaklarını, yerel yönetimlerle işbirliği konusunda yardımcı olacaklarını ve TEB’de eğitimler düzenlenmesi ile uluslararası uzmanların Türkiye’ye getirilerek TEB’de bu konunun bir işkolu gibi geliştirilmesine katkıda bulunacaklarını söyledi.

UNDP Başkanı Kemal Derviş, TEB ve GYIAD’a Türkiye’deki gençler için sağlam bir mikro-kredi sistemi geliştirme konusunda verdikleri destekten dolayı teşekkür etti ve TEB’in, özellikle marjinal toplum kesimlerine mikrofinans hizmeti götürerek, Türkiye’de uluslararası standartlarda bir bankacılık sisteminin oluşmasına katkıda bulunduğunu söyledi.

Nereden başlayacağını bilememek genç girişimcinin en büyük sıkıntısı

GYİAD Başkanı Pınar Eczacıbaşı, “bu projeye destek verdikleri ve projeyi bu aşamaya getirdikleri için UNDP ve TEB BNP Paribas yetkililerine teşekkür ediyorum. GYİAD olarak bu konuda hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde en doğru ortaklarla işbirliği yaptığımızı ve Türkiye’nin genç nüfusu için önemli bir açılım yarattığımızı düşünüyorum. Türkiye’de özellikle gençlerin üretime ve girişimciliğe özendirilmesi için başlatılan Mikro Kredi projesinin başarılı olacağına inanıyor ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Kemal Derviş Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'yle İstanbul'da anlaşma imzaladı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Leonidas Chrysanthopoulos 28 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’da bir İşbirliği Anlaşması imzaladı. Anlaşmanın genel amacı iki örgüt arasındaki işbirliğini çeşitli alanlarda güçlendirmek.

Ankara, Temmuz 2007

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) 28 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’daki KEİ Genel Merkezi’nde bir İşbirliği Anlaşması imzaladı. Anlaşma UNDP Başkanı Kemal Derviş ve KEİ Genel Sekreteri Leonidas Chrysanthopoulos tarafından imzalandı.

Anlaşma, Karadeniz Ticaret ve Yatırım Geliştirme Programı (KTYGP) çatısı altında, UNDP ve KEİ’nin süregelen ortaklığını güçlendirmeyi amaçlıyor. KTYGP’nin bölgesel ekonomik kalkınmayı ilerletmesi, yoksulluğu azaltmaya olumlu etki sağlayacak şekilde KEİ üye ülkeleri arasında ticaret ve yatırım bağlarını geliştirmesi ve 12 KEİ ülkesi arasında güçlendirilmiş bir siyasi diyalog kurması bekleniyor. Geliştirilmiş ticaret ve yatırım bağları bölgedeki özel sektör aracılığıyla oluşturulacak ve iş geliştirme örgütleriyle yeni ortaklıklar kurulacak. Programın faydalanıcıları küçük ve orta ölçekli işletmeler olacak ve genç ve kadın girişimciler tarafından işletilen girişimlere özel önem verilecek. KTYGP; Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan Ekonomi ve Finans Bakanlığı, UNDP ve KEİ tarafından ortaklaşa finanse ediliyor.

Bu anlaşmanın imzalanması, UNDP ve KEİ’nin bölgesel işbirliği ve kalkınma kapsamındaki bölgesel projelerin uygulanmasını ilerletmek ve geliştirmek için diğer örgütlerle işbirliğine daha etkin bir ortamın yaratılmasına katkı sağlayacak. İşbirliği Anlaşması’nda belirlenen ve her iki örgütün de ortak çalışma alanını oluşturan yoksulluğu azaltma, bölgesel entegrasyon, kapasite geliştirme, iyi yönetişim, cinsiyet eşitliği, kriz önleme ve kurtarma, kalkınma için bilgi ve iletişim teknolojisi, enerji ve çevre konularında işbirliği özellikle arttırılacak. KEİ Sekreteryası’nda bulunan ve KTYGP çerçevesinde kurulan UNDP İrtibat Bürosu bu süreci kolaylaştırmakta çok önemli bir role sahip olacak.

UNDP Başkanı Kemal Derviş, UNDP’nin KEİ ile Karadeniz Ticaret ve Yatırım Geliştirme Programı altındaki işbirliğinden gurur duyduğunu ve bu işbirliğine büyük önem verildiğini ifade ederek bu işbirliğinin her iki örgütün diğer ortak çalışma alanlarında da gelecekte doğacak işbirliğinin ilk adımı olduğunu sözlerine ekledi.

Karadeniz Bölgesi’ne uluslararası toplum tarafından verilen önem ve bölgede gerçekleştirilebilecek potansiyel ekonomik işbirliği gözönüne alınırsa UNDP ve KEİ arasında imzalanan İşbirliği Anlaşması daha uygun bir zamanda olamazdı. Anlaşmanın imzalanması aynı zamanda Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün 25 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’da düzenlediği 15inci Yıldönümü Zirvesi’nin (KEİ üye ülkelerin Devlet Başkanları’nın katıldığı) hemen ardından gerçekleşmiş oldu.

İnsani Gelişme Ödülleri sahiplerini buldu

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşma yolunda girişilen küresel kampanya çerçevesinde, dünyanın pek çok ülkesinde her yıl hazırlanan İnsani Gelişme Raporları’ndan en başarılı ve kalkınma çabalarına en özgün katkıları sağlayan beş raporu seçerek ödüllendiriyor.

Ankara, Temmuz 2007

Beş ayrı kategoride verilen bu yılki ödülleri Kosta Rika, Hindistan, Çin, Guinea-Bissau ve Asya Pasifik raporlarının yazarları kazandı. 20 Haziran 2007 tarihinde New York’taki Birleşmiş Milletler Merkezi’nde yapılan törende yazarlara ödülleri Genel Sekreter Ban Ki-moon tarafından sunuldu.

Değerlendirme Komitesi ayrıca Guatemala’ya Etnik ve Kültürel Çeşitlilik, Brezilya’ya Recife Kenti ‘nin İnsani Gelişme Atlası, Afganistan’a İnsani Yüzlü Güvenlik ve Liberya’ya Yeniden Yapılanma ve Kalkınma için Kapasite Seferberliği konulu raporları için “Özel Mansiyon" verdi.

Kosta Rika

Kosta Rika’nın Korkuyu Yenmek: Güvensizlik ve İnsani Gelişme adlı raporu, ‘İnsani Gelişmede Yenilikler ve Kavramlar’ dalındaki ödülü kazandı. 2005 yılına ait rapor, Kosta Rika halkının artan soygunlar, cinsel tecavüzler ve uyuşturucuyla ilintili suçlardan ötürü yaşadıkları korkuları ve bu tür olaylarda diğer Latin Amerika ülkelerinden gelen yabancıları suçlamalarındaki yanlış önyargıyı gözler önüne seriyor. Oysa, raporun verdiği istatistikler, suçlu oranında Kosta Rikalı erkeklerin başı çektiğini açıkça gösteriyor. Raporun bulguları, ülkede suçla mücadele alanında daha iyi stratejiler kurulması tartışmalarına yeni bir yön verdi, ve kadına karşı şiddeti azaltmak ve ateşli silahların denetim altına alınması için yeni öneriler sundu. Kosta Rika’daki yabancı düşmanlığının azaltılmasına da yardımcı oldu. UNDP Başkanı Kemal Derviş, “Bu rapor Kosta Rikalıları korkuları ile yüzleşip, daha güvenli bir toplum yaratmak için hep birlikte çaba göstermeye teşvik ediyor” dedi.

Hindistan

‘Katılım ve Kapasite Yaratma Süreci’ kategorisindeki ödülü, Hindistan’ın en yeni eyaletlerinden birindeki yaşam kalitesini inceleyen Chhattisgarh Bölgesi İnsani Gelişme Raporu kazandı. 2005 yılında yayınlanan Chhattisgrag raporu, 135.000 kilometre karelik bir kırsal alanda yaşayan, yoksul altyapıya sahip 19 bin köylünün seslerini duyuruyor.

Raporda, köy halklarının yaşamları, endişeleri ve umutları dile getiriliyor; eğitim ve sağlık alanlarındaki eşitsizliklere karşı çıkan ve - genellikle devletin görüşleriyle çelişen-- su, orman ve arazi kullanımına dair ortak düşüncelerine yer veriliyor. Raporun içerdiği geniş kapsamlı veriler, Chhattisgarh’ın geleceğinin planlanmasında Hindistan Hükümeti tarafından şimdiden kullanılmaya başlandı. Chhattisgarh Eyaleti Bakanı Raman Singh “Bu rapor, yerel ihtiyaçları öne çıkaran geniş kapsamlı büyüme için bir kalkınma modeli geliştirmemize, ve aynı zamanda Chhattisgarh Eyaletinin kültüründen ve geleneksel bilgeliğinden ödün vermeden ekolojik dengeyi yeniden kurmamıza yardımcı olacak.” dedi.

UNDP İnsani Gelişme Raporu Bürosu Başkanı Kevin Watkins ise, ‘sivil toplum düzeyinde etkin bir katılımın demokrasi, insani gelişme ve doğru politik kararlar almak için şart olduğunu ve Chhattisgarh Raporu’nun kendi içeriğinde bu idealleri somutlaştırdığını’ söyledi.

Çin

Ülkenin kentsel ve kırsal toplumları arasında dengesizlik yaratan zenginlik uçurumunu kapatma yönünde kat ettiği aşamayı değerlendiren, Adaletli Kalkınma başlıklı 2005 yılı Çin İnsani Gelişme Raporu, ‘Politik Analiz ve Etkinlik Oluşturma’ kategorisinde birincilik ödülünü aldı.

UNDP tarafından hazırlatılan bu bağımsız rapor, Çin’de ilk kez gerçekleştirilen türde bir çalışma olarak, Çinli araştırmacı ve akademisyenlerin gözüyle ülkelerinde yaşanan, kadın-erkek eşitsizliği dahil, çeşitli insani gelişme sorunlarına derin bir bakış içeriyor. Bu rapor sadece bulguları açısından değil, aynı zamanda Çin’deki reform çabalarının önündeki, yolsuzluk gibi, engeller konusunda samimi bir tartışma açması bakımından da önemli. Rapor, kamu eğitimindeki yatırımların artırılması, sağlık hizmetlerine yaygın erişimin sağlanması, yolsuzlukları engellemek için hükümetin daha şeffaf hale getirilmesi, vergi reformu, ve ayrımcılık kurbanı olan vatandaşların yargı sistemine ulaşarak zararlarını tazmin etme şansına kavuşması gibi geniş kapsamlı reformları teşvik ediyor.

Guinea-Bissau

Guinea-Bissau Ulusal İnsani Gelişme Raporu yazarları, Afrika’nın bu en küçük ve yoksul ülkelerinden biri üzerine hazırladıkları Binyıl Kalkınma Hedeflerine Ulaşmak için Gerekli Politik Reformlar başlıklı çalışma ile ülkelerine yol gösterdikleri için ‘Binyıl Kalkınma Hedeflerinin Desteklenmesi’ kategorisinde birincilik ödülünü aldılar.

2006 yılında yayınlanan rapor, devlet yolsuzlukları, zayıf yasal sistem, kamu kaynaklarının yanlış yönetilmesi ve politik dengesizlikler dahil olmak üzere, Guinea-Bissau halkının üçte birini yoksulluk içinde kıvrandıran ve günde 1-2 dolardan az parayla geçinmeye zorlayan şartlara dikkat çekiyor. UNDP Guinea-Bissau Temsilciliği Ekonomi Bölümü Başkanı Célestin Tsassa, “Yasalara, kurallara ve insan haklarına saygıyı artırmak ana hedefimiz. Ülkemizin fiziki, insani ve sosyal sermayesi için daha büyük yatırımlara ihtiyacımız var.” dedi. Raporun yayınlanmasından sonra Guinea-Bissau hükümeti yoksulluğu azaltma stratejisini yeniden gözden geçirmeye başladı.

Asya-Pasifik

Beşinci ödül ise,‘Bölgesel İnsani Gelişme Raporlarında Kurumsal Kimlik Alanında Yenilikler’ kategorisinde, İnsani Şartlarda Ticaret: Asya-Pasifik Bölgesinde İnsani Gelişme için Ticarette Transformasyon konulu 2006 yılı raporuna gitti. Rapor, küçük Asya ülkelerinin Çin’in ihracatları karşısında nasıl yenik düştüğünü ve rekabet dışı bırakıldığını ayrıntılarıyla açıklıyor.

Raporun bağımsız yazarları, Çin’le dengesiz ticaretin baskısı sonucunda, Doğu Asya kaplanları dahil, kıta ülkelerinin “işsiz büyüme”den zarar gördüklerini belirtiyor. Bölgedeki ticaret ekonomik büyümeyi tetiklerken ve yoksulluğu azaltırken, aynı zamanda eşitsizlikleri artırdı ve işsizliğin büyümesine neden oldu. Asya’nın bazı bölgeleri, özellikle Pasifik Adaları ve 14 en az gelişmiş ülke, ticaretin artması sayesinde insani kalkınma şartlarında beklenen iyileşmeyi sağlayamadı. UNDP’nin Asya ve Pasifik Bölgesi Başkanı Hafız Pasha, “Rapor, ticaretle ilgili sorunların sırrını çözmeyi amaçlıyor. Bu konuları toplumun daha geniş bir kesimine ulaştırmayı, daha bilgili bir tartışma ortamı ve bilinçlenme yaratmayı, ve sonuçta, bölgedeki insani kalkınmanın gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyor”, dedi. UNDP Başkanı Kemal Derviş ise, “Asya Pasifik raporu, ticaretin getireceği faydalardan herkesin yararlanmasını sağlayacak politikaları tanımlıyor, ve küresel pazarda başarının sosyal sorumlulukları da beraberinde getirdiği mesajını veriyor.” dedi.

 

 

 

Gelişme Ödülü'nü Kızılderili lider kazandı

UNDP’nin, ulusal veya bölgesel çapta hazırlanan yıllık İnsani Gelişme Raporları arasından en müstesna ve önemli çalışmalara verdiği İnsani Gelişme Ödülü, ülkelerin yanı sıra kişisel çabaları da onurlandırıyor.

Ankara, Temmuz 2007

Küresel İnsani Gelişme Raporu’nun kurucusu olan Mahbub ul Haq adına verilen ödülü bu yıl bireysel alanda, bir Inuit kızılderilisi olan Bayan Sheila Watt-Cloutier aldı. 53 yaşındaki Kanadalı sivil toplum lideri, iklim değişikliğine karşı yaşamı boyunca verdiği yılmaz mücadeleden ötürü İnsani Gelişme Ödülü’ne layık görüldü. Kanada, Alaska, Grönland ve Rusya’daki yerli halkları temsil eden, ve 2007 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Bayan Watt-Cloutier’e BM ödülünü Genel Sekreter Ban Ki-moon 20 Haziran’da New York’taki törende sundu.

“Sheila Watt-Cloutier’in yaşamı, insani gelişmenin ne olduğunu bize kanıtlıyor: yani tüm potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri için, daha sağlıklı yaşamlar sürdürebilmeleri için insanlara yardım etmek”, diyen UNDP İnsani Gelişme Raporu Bürosu Başkanı Kevin Watkins, ödül törenindeki konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bayan Watt-Cloutier’in Kutup Bölgesi toplumları adına sürdürdüğü mücadele ve önderlik, insani gelişme davasının tüm dünyada başarıyla ilerlemesini sağlamıştır. Onun cesareti ve kararlılığı hepimize ilham kaynağı olmalıdır.”

Kanada’nın donmuş topraklarla kaplı küçük bir köyünde doğan Watt-Cloutier, A.B.D.’den salınan denetimsiz sera gazları emisyonunun Inuit Kızılderililerinin kültürel ve çevresel haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, dünyada iklim değişikliğine karşı ilk uluslararası hukuki davalardan birini başlatmıştı.

Watt-Cloutier ödül konuşmasında, “Dünya, Kutup Bölgesi toplumlarını dikkatle izlemelidir, çünkü bizim başımıza gelenler, dünyanın geri kalan bölgeleri için de bir erken uyarı sinyalidir”, dedi.

Kanadalı toplum lideri, iklim değişikliği ile mücadelesinin yanı sıra, kısırlık, kanser ve beyin hasarına yol açabilen endüstriyel toksik maddelerin yasaklanması için yürütülen küresel kampanyada güçlü bir rol oynuyor.

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Gökçe Yörükoğlu

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2007 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.