Sayı: 9
İki hafta boyunca İzmir, Adana, Ankara, Amasya, Van, İstanbul, Konya, Erzurum, Kayseri ve Diyarbakır olmak üzere toplam 10 ilde proje eğitimleri gerçekleştirildi. Sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve kamu kuruluşlarından yaklaşık 500 kişinin katıldığı eğitimlerde, AB proje yönetim döngüsü ve prosedürleri anlatıldı. 29 Haziran 2006'da başlayan hibe programına son başvuru tarihi 28 Ağustos 2006 idi.
Hibe programı kapsamında desteklenecek projeler, Türkiye Cumhuriyeti'nin, çevre ve doğal kaynaklar yönetiminde ulusal kapasitesini arttıracak ve yoksulluğu önleme stratejilerine çevre ve enerji boyutlarını dahil ederek sürdürülebilir kalkınmayı teşvik edecek. Bu projeler, ayrıca sivil toplum, özel sektör ve yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınmanın yaygınlaştırılmasındaki rollerini güçlendirecek.
Toplam bütçesi 900.000 Euro olan hibe programı, sürdürülebilir kalkınma uygulamalarının paylaşımına fırsat sağlıyor ve geniş kapsamlı bilinçlendirme çalışmalarıyla kurumsal kapasite geliştirilmesi sürecine destek oluyor. Birbirinden farklı kurumlar tarafından ortaya konan sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen proje fikirleri bu program sayesinde hayata geçirilecek.
UNDP'nin, Norveç Mülteciler Konseyi/Ülke İçinde Yerinden Olmuş Kişileri İzleme Merkezi (NRC/IDMC) ile birlikte, ‘Ülke İçinde Yerinden Olmuş Kişiler' (Internally Displaced Persons/IDP) sorununa yönelik olarak Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK'lar), bilinç yükseltici ve kapasite geliştirici konulara eğilmelerini sağlamak amacıyla düzenlediği atölye çalışmalarının ikincisi, 4–7 Eylül 2006 tarihleri arasında Van'da gerçekleştirilecek. Bu çalışma, “Eğitimcilerin Eğitimi”ni amaçlıyor. Daha önceki atölyeye de katılmış bulunan farklı STK'lardan 20 kişi, IDP konusunda yerel kapasitenin güçlendirilmesini hedefleyen çalışmalara katılmak üzere davet edildi.
Atölye çalışmalarının ilki 8–9 Haziran 2006'da Ankara'da yapılmıştı. Çalışmada, insan hakları, yasal sorunlar ve Yerinden Olmuş Kişilere hizmet verme alanlarında faaliyet gösteren 24 STK'dan 34 katılımcı yer almıştı.
Van'da IDP Eylem Planı Toplantısı
Ülke İçinde Yerinden Olmuş Kişiler (IDP) ile ilgili Mahalli Yardım Eylem Planı (Provincial IDP Response Action Plan) toplantısı, 29 Eylül 2006'da, yine Van'da gerçekleştirilecek. Toplantı, yerel paydaşların izlenecek politikayla ilgili önerilerinden, Van'da yapılmış olan durum ve tercih analizlerinin bulgularından ve ulusal danışmanların raporlarından yararlanarak oluşturulan IDP Eylem Planı'nın il düzeyinde tanıtımını yapmayı amaçlıyor. Toplantıya yerel paydaşların yanı sıra, Avrupa Komisyonu'ndan, İçişleri Bakanlığı'ndan, Devlet Planlama Teşkilatı'ndan, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler ve diğer ilgili paydaşlar katılacak.
Rapor, UNDP'nin öncelikli çalışma alanları olan daha güçlü demokratik yönetimler kurma, adil büyüme, çatışmaları önleme ve uzun vadeli istikrar, çevrenin yoksul-yanlısı politikalarla korunması, HIV/AIDS'in yayılmasının durdurulması, toplumların iyiye doğru dönüştürülmesinde kadınların güçlendirilmesi ve kalkınma için özel sektör-kamu ortaklıklarına aracılık etme faaliyetlerinde 2005'te kaydedilen küresel gelişmeleri rakam ve örneklerle anlatıyor. Rapora göre, UNDP'nin 2005 yılı harcamaları (milyon US $ olarak) şöyle: Demokratik Yönetişim için 1,395 $ (%47), Yoksulluğun Azaltılması için 744 $ (%25), Kriz Önleme ve Atlatma için 374 $ (%12), Enerji ve Çevre için 326 $ (%11) ve HIV/AIDS için 161 $ (%5).
BM Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş, Nisan 2006'da Arnavutluk'a yaptığı bir ziyarette orta öğrenim öğrencileriyle bir arada. Öğrenciler, yerel topluluklar ile emniyet güçleri arasındaki işbirliğini artırmayı hedefleyen UNDP destekli bir girişimde yer alıyor. Gençler, insan ticareti, uyuşturucu ve aşırı alkol kullanımı konularında öğrendiklerini Derviş ile paylaştılar.
UNDP, 1966'daki kuruluşundan bu yana Birleşmiş Milletler'in etkin faaliyet gösteren kalkınma sisteminin merkezinde yer aldı. Hem sürdürülebilir kalkınma için ulusal kapasitelerin geliştirilmesinde sivil toplum çalışmaları çerçevesinde, hem de kuruluşun amiral gemisi olan İnsani Gelişme Raporları'nın ve küresel kamu malları ve demokratik yönetişim gibi kritik konulara yaptığı katkıların gösterdiği gibi kalkınma alanında düşünce oluşturmada bir lider olarak rol oynuyor. Birçok yönden, ülkeler arasında bilgi ve fikir köprüleri kurmayı ve kalkınma zorluklarıyla başa çıkarken ihtiyaç duyulan kapasiteyi güçlendirmek amacıyla onlarla birlikte çalışmayı öngören bu önemli bağ, UNDP'nin damgasını taşıyor.
UNDP, Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin (Millenium Development Goals/MDG) ortaya konmasıyla birlikte, son yıllarda etkinliklerini önemli ölçüde artırdı. Örgüt, geniş bir alandaki ortaklarla kavramsal düzeyde birlikte çalışarak, yoksullukla daha etkin mücadele ve MDG'lerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan politik ve kurumsal değişikliklerin yapılmasına destek oluyor. Liberya ve Haiti'de seçimlere destek sağlamaktan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde onlarca yıldır süren çatışmalara son verme çabalarına, Brezilya ve Endonezya gibi daha güçlü ekonomiye sahip ancak büyük sosyal sorunlarla boğuşan ülkeler için vatandaşlarına hizmet verme konusunda yardımcı olmaya kadar birçok alanda çalışıyor. Aynı zamanda söz konusu ülkelerde insani gelişme ile sürdürebilir büyümeyi teşvik etmek, desteklemek ve hızlandırmak için ihtiyaç duyulan kurumsal kapasiteyi geliştirmeye de çok pratik bir biçimde yardımcı oluyor.
Son yıllarda UNDP'nin çalışmalarına destek olma amacıyla sağlanan kaynakların hacminde kayda değer bir artış gözlendi. En büyük miktar da, ortaklarının UNDP'nin rolü ve çalışmasına duydukları güveni önemli biçimde teyit ettiklerini gösteren, ülke düzeyinde merkezi olmayan (non-core) ortak-finansmanlardaki artıştan sağlandı. Ancak, UNDP'nin yüz yüze olduğu zorluklara göğüs germek ve fırsatları değerlendirmek için gereken stratejik yönetim ve esnekliğin uyumunu destekleyecek tahsis-edilmemiş düzenli kaynakların, tahsis-edilmiş kaynaklara oranının çok düşük kalması gibi bir zorluk var önümüzde. Kamu finansmanı teorisi ile dünyadaki gelişmelerden çıkartılan dersler, kamu harcamaları ve bütçeleme sürecinde fonları aşırı ölçüde bloke etmekten (belli bir alana tahsisten) kaçınma gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu, uluslararası kalkınma örgütleriyle uzmanların kalkınmakta olan ülkeleri daima (aleyhinde) uyardıkları bir konu. Dolayısıyla ben, UNDP'nin temel mali kaynaklarının, fazla sınırlanmadan, bütünlüğünü sağlamak ve güçlendirmek için bağışçı ülkelerin desteğini elde etmeyi ümit ediyorum.
Bu zorluklara karşın UNDP, BM sistemi içindeki kardeş kuruluşlarımızla giderek artan bir işbirliğiyle çalışarak, Binyıl Kalkınma Hedefleri'ni gerçekleştirme yolunda önemli katkılar sunmayı sürdürüyor. Böylesi bir işbirliği, fikirler ve yöntemler geliştirme alanında kardeş kuruluşlarla aramızda rekabet olmadığı anlamına gelmiyor. Daha ziyade, faaliyetlerimizde, ihtiyaç olduğunda her kuruluşun göreceli güçlerinden yararlanma, kaynakları bir havuzda birleştirme ve kalkınmakta olan ülkelerin kendi gelişimlerine yön vermelerini sağlayan ortaklıklar kurarak çalışmasına izin veren bir sinerji olduğu anlamına geliyor.
2005, kalkınma gündemi açısından, uluslararası toplumun Binyıl Kalkınma Hedefleri'ne olan bağlılığını yeniden teyit ettiği önemli bir yıldı. 2007'de, 2015'teki (MDG'lerin gerçekleştirilmesi için belirlenen) süre bitimine yönelik yolun yarısını kat etmiş olacağız. UNDP, 2000'de başlatılan kalkınma hamlesi için kurduğu iddialı ortaklıklarla, bizim güçlü desteğimizi hak eden ve ihtiyaç duyanların yaşamlarında somut iyileşmeler sağlamak amacıyla daha iyi politikalar, daha güçlü kurumlar ve daha etkin düzenlenmiş daha büyük kaynaklar geliştirme konusunda üzerine düşeni yapmaya kararlıdır.
İKİ başarı öyküsü: BM Gönüllüleri Programı ve UNIFEM
Yoksullukla mücadelede hayati bir rol
Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin gerçekleştirilmesi ve insani gelişmenin ilerletilmesi için girişilen kolektif çabalara büyük ölçüde, UNDP tarafından yönetilen bir fon olan Birleşmiş Milletler Gönüllüleri (United Nations Volunteers) programı katkı sunuyor. UNV gönüllüleri, savaş veya doğal felaketlerin yıkıma uğrattığı toplumların yeniden ayağa kaldırılmasına yardımcı olmaktan, HIV/AIDS ile mücadeleye destek olmaya ve yeni iş fırsatları yaratmaya kadar geniş bir alanda ulusal kapasite geliştirme çalışmalarına büyük destek sağlıyor.
UNV, 2005 yılında bazı ülkelerde ulusal seçimlerin düzenlenmesine yardımcı olarak çok önemli bir rol oynadı. Örneğin, Haiti'deki Şubat 2006 seçimlerinde UNV gönüllüleri, ülkedeki 10 seçim bürosunda görev alarak, 3,5 milyon seçmenin kaydedilmesine yardımcı oldular. Şiddetin ve ayaklanmaların damgasını vurduğu zorlu bir çevrede, Haiti'nin Geçici Seçim Komisyonu ile yakın işbirliği içinde çalışarak, oy sayım merkezlerini oluşturdular ve seçim ortamını hazırladılar.
UNV, geniş bir alana yayılan faaliyetleriyle aynı zamanda, çoğunlukla hep yardım alan kişiler olarak görülenlerin kendi toplumlarının kalkınmasına katkıda bulunacak şekilde güçlendirilmesine de yardımcı oluyor. Örneğin, UNV gönüllüleri Etiyopya'da halkın kendi kalkınma planlarını oluşturmalarına ve bunu uygulamalarına, ayrıca Binyıl Kalkınma Hedefleri'nde sağlanan ilerlemenin daha gelişmiş yöntemlerle izlenmesine de destek oluyorlar. 100'ü aşkın Etiyopyalı UNV gönüllüsü, UNDP ve merkezi hükümetle ortaklık içinde, hizmetlerin verilmesi ve altyapının geliştirilmesi konularında bölgesel yönetimlerin kapasitelerinin güçlendirilmesi doğrultusunda çalışma yürütüyor. Gönüllüler, aralarında temel sosyal ve ekonomik verileri sağlayan bir e-hükümet platformunun ve etkileşimli iletişim ve öğrenimin geliştirilmesi amacıyla ülkedeki 200 orta öğrenim kurumunu web sitesi üzerinden birbirine bağlayan bir ağın yaratılması da bulunan, bilgi kaynaklarına erişimi iyileştiren sistemler tasarladılar.
2005 yılında, 168 ülkeden 8 bini aşkın kadın ve erkek, birer UNV gönüllüsü olarak 144 ülkede çalışmalar yürüttü. UNV gönüllülerinin çoğunluğu kalkınmakta olan ülkelerdendi ve yaklaşık yüzde 40'ı, başarılı bir Güney-Güney işbirliğinin mükemmel örneğini oluşturarak kendi anavatanlarında birer görev üstlendi.
UNIFEM: Kadınların ekonomik güvencesi için çalışıyor
Kalkınmakta olan ülkelerdeki kadınların büyük çoğunluğu kayıt dışı işlerde çalışıyor. Üstelik, kadınlar genelde erkeklerden daha az kazanıyor, nitelikli işlere daha zor erişebiliyor ve daha iyi ve güvenceli gelir kaynakları bulmalarını kolaylaştıracak eğitim olanaklarına daha az sahip olabiliyorlar.
Bu bulgular, Birleşmiş Milletler Kadınlar Kalkınma Fonu (UNIFEM) tarafından yayımlanan “2005'te Dünya Kadınlarının Gelişimi: Kadınlar, İş ve Yoksulluk” adlı raporda yer alıyor. Rapor, kadınların ekonomik güvencesinin üzerinde ağırlıkla durulması amacıyla bir durum tespitinde bulunuyor ve kayıt dışı ekonomide kadınların yasal ve sosyal açıdan yeterince korunması için daha fazla çaba gösterilmesi ve çalışmalarının politika oluşturan kişilerce değerlendirilip desteklenmesinin teminat altına alınması gerektiğini savunuyor.
Bu Filistinli kadınlar, gıda alanındaki işlerini yoktan var etmek için küçük krediler kullanarak, işletmeyi kâr eden bir girişime dönüştürdüler.
UNIFEM kadınların güçlendirilmesini ve cinsiyet eşitliğini, 15 alt-bölgesel ve iki ulusal bürodan oluşan bir ağ aracılığıyla destekliyor. UNDP tarafından yönetilen UNIFEM, 2005 yılı boyunca kadınların ekonomik güvencesini güçlendirme çabalarını sürdürdü. UNIFEM, Arap Devletleri ile Asya'da kadın göçmen işçilere destek olan girişimi aracılığıyla, (örneğin, Ürdün Çalışma Bakanlığı halen kadın göçmen işçilere karşı yapılan ihlalleri araştırıyor ve iç tüzüklerini elden geçiriyor), iş ve işçi bulma kurumlarını izliyor ve İçişleri Bakanlığı ve Polis Teşkilatı ile işbirliği içinde çalışıyor. Endonezya'da, göçmen işçilerin korunmasına ilişkin yerel bir yasa tasarısı Blitar'da onaylanmayı bekliyor; benzer biçimde Nepal'de de bir Dış İstihdam Yasa Tasarısı hazırlandı.
UNIFEM'in kamu kaynaklarından kadın ve erkeklerin nasıl yararlandıklarını inceleyen bütçe analizlerini teşvik eden çalışmaları, 2005 yılında yeni ve gelecek vaat eden sonuçlar ortaya koydu. Fas'ta, 2006 ulusal bütçesi dahil, cinsiyet eşitliğinde önceliklerin nasıl ele alınacağına yönelik özel bir katma bütçe hazırlanacak. Hindistan'ın Karnataka eyaletinde ise, yerel yönetimlerdeki kadın liderler, cinsiyetten kaynaklanan sorunlara cevap verebilecek bütçeleme konusunda eğitim çalışması yürüterek, Mysore kentinde kadınların sağlık sigortası tasarısının yeniden ele alınması için kaynakların iki katına çıkarılmasını başarıyla savundular.
Proje çerçevesinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, kadınların üretim hayatına atılmasından, gençlere mesleki eğitimler verilmesine, sokakta çalışan çocukların rehabilitasyonuna kadar pek çok alt proje başarıyla yürütüldü. 1.3 milyon dolarlık proje, İsviçre Hükümeti tarafından finanse edildi, UNDP ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından yürütüldü. GAP İdaresi'nden İnsani ve Sosyal Gelişme Genel Koordinatörü Aygül Fazlıoğlu ile proje sırasında elde edilen başarıları, projenin bölgedeki etkisini ve uygulama sırasında alınan dersleri konuştuk.
UNDP Türkiye: Bu proje nasıl başladı?
Aygül Fazlıoğlu (A.F.): Önce, ikinci faza kadar nasıl geldik, ondan bahsedeyim. GAP İdaresi olarak, bölgede katılımcı ve adil bir kalkınmayı sağlamaya yönelik öncelikleri saptadık. 1995 yılında UNDP ile birlikte projenin, 26 alt projeden oluşan ilk aşamasını başlattık. Projenin ilk aşaması 2004 yılının Aralık ayında tamamlandı. Türkiye Hükümeti, İsviçre Kalkınma Ajansı ve UNDP kaynaklarından oluşan 5.4 milyon dolarlık bu program, doğal kaynakların sürdürülebilir kılınması, çevrenin korunması, cinsiyet dengeli kalkınma, yoksulluğun giderilmesi ve dezavantajlı grupların kalkınmaya entegrasyonu, bölgesel girişimciliğin geliştirilmesi, insan kaynaklarının geliştirilmesi, yerel kapasitenin güçlendirilmesi gibi farklı alanlara odaklandı. 2004-2006 yıllarında sürdürülen projenin ikinci aşaması ise, GAP kapsamındaki 9 ilde uygulandı. Birinci aşamadaki çalışmalarımız sırasında yaptığımız gözlemler çerçevesinde, ikinci aşamada üç hedef grup belirledik. Kadınlar, sokakta çalışan çocuklar ve gençler…
UNDP Türkiye: Önce kadınlarla ilgili çalışmalarınızdan başlarsak, bu alanda ne tür faaliyetler yapıldı?
A.F.: Kadınların sosyo-ekonomik açıdan güçlendirilmesi bileşeni çerçevesinde, bölge kadınlarının üretebilecekleri, pazarlama potansiyeli olan ürünlerin pazar bağlantılarının kurulması ve kadınların ürettikleri ürünleri satabilmeleri için altyapı kurulması; diğer kadın sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal yapılarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik kazanması; kadın ürünlerinin pazarda pazarlanması konusunda bu kadın STK'ları arasında iletişim ağının kurulması için çalışmalar yapıldı. İletişim ağını güçlendirmek amacıyla Mozaik adlı bir dergi çıkartmaya başladık.
UNDP Türkiye: Kadınlar için Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) var.
A.F.: ÇATOM'lar GAP İdaresi'nin 1995'te başlattığı ve temelde kadınların, özellikle kamu hizmetlerinden yararlanması, karar mekanizmasında yer alması, istihdam olanaklarının yaratılmasını ve kadınların sosyal gelişimlerinin güçlenmesini hedefleyen merkezler. Projenin kadın bileşeninde en temel sorun, ürünlerde sürdürülebilirliğin sağlanması. Hem diğer kadın STK'larına, hem ÇATOM'lara, pazara yönelik ürün geliştirme, ürün kalitesi, satış teknikleri, muhasebe, tasarım ve pazarlama konusunda eğitimler verildi.
Bölgedeki üretici kadınlara, kooperatifçilik eğitimleri verildi ve şu an halihazırda, mesela Mardin ve Batman'da, bir çok kooperatif kuruldu. Gaziantep'te ve Siirt'te çalışmalar devam ediyor. Adıyaman'ın Besni İlçesine bağlı Suvarlı Beldesinde Çiftçi Kadınlar Kooperatifi kuruldu.
UNDP Türkiye: Bu, Suvarlı'da ‘Adil Ticaret' çalışmaları çerçevesinde kurulan kooperatif, değil mi?
A.F.: Evet. ‘Adil ticaret'in gelişmesi için çiftçi kadınlar ve üretim içinde yoksul kadınlar olması lazım. Ürünlerin kalitesinin artırılması için de bir öğretim görevlisiyle anlaşmak üzereyiz. Bir de depo oluşturulacak.
UNDP Türkiye: Ürün kalitesi satış için en önemli etken. Eğitimlerinizden sonra satışlarda artış oldu mu?
A.F.: Eylül ayında tamamlandı bu eğitimler, şu anda bir pazarlama uzmanı arkadaşımız bu konuda bir pazar arama aşamasında ama bundan önce 40 kadına yönelik, Adıyaman ve Mardin'de hediyelik eşya atölyeleri kuruldu. Buradaki kadınların ürettikleri ürünler, ciddi anlamda bir pazar buldu ve İstanbul'da, İstanbul Belediyesi'nin kurduğu pazarda yaklaşık 25 bin liralık ürün satıldı.
İstihdam konusu bu projenin en önemli çıktılarından. Batman, Mardin ve Nusaybin'de yaklaşık 40 kadının yer aldığı geleneksel mutfak kuruldu. Hatta Mardin'dekinin adı Kişniş Mutfağı. Kadınlar ciddi anlamda para kazanmaya başladı.
Keçe ve moda tasarım eğitimi hayata geçirilmeye başlandı. Antep'te başarılı oldu bu pazarlar. Sonra Urfa'da da daha küçük bir modelimiz vardı ama Şanlıurfa Belediyesi'nin de kendi bünyesinde böyle bir çalışması ve hedefi varmış. Bu çalışma onunla birleşti ve Urfa'daki de güzel bir şekilde yürüyor. Bir de bu proje kapsamında, 2005 yılında, Kadının Ekonomik Kalkınmasına Yönelik Stratejiler Belirleme Toplantısı yaptık, devamında Ankara'da küçük bir toplantı yaptık ve kadınların ekonomik yaşamına yönelik olarak bir eylem planı çıkardık. Önümüzdeki aylarda bu toplantının bulguları doğrultusunda ilgili kamu kuruluşlarına dağıtılacak bir kitap çıkartılacak. Kitabın içeriğinde, ‘kadının ekonomik kalkınmasında neler yapılabilir'e dair iş planı bulunuyor.
UNDP Türkiye: Yurtdışına satışlar var mı?
A.F.: Yurtdışında ‘adil ticaret' kapsamında satışlarımız var. Adıyaman'da Suvarlı Beldesi'nde belki de eylül ayından sonra yurtdışında ilk ürünümüzü, el sanatlarında değil ama tarımsal üretimde verebileceğiz.
UNDP Türkiye: Peki Sokakta Çalışan Çocuklarla ilgili ne tür çalışmalar yapıldı?
A.F.: Sokakta Çalışan Çocuklar Projesinde bizim hedefimiz sokakta çalışan çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve okula, eğitime katılma sürelerinin uzatılması. Bu projeyi de Gaziantep, Şanlıurfa ve Batman illerinde uyguladık. Özellikle valiliklerle işbirliği protokolleri yaptık. Antep'te Belediye'yle çalıştık. Şanlıurfa'da Valilik ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Batman'da da yine Valilik ve SHÇEK'le çalıştık. Aynı zamanda Batman'da sivil toplum örgütlerinden destek aldık. Toplum Merkezleri'nde de çocukların sosyal gelişimlerini destekleyici, bilgisayar atölyeleri, oyun atölyeleri kuruldu.
Yine bu proje kapsamında “Velim Olur Musun?” kampanyası çok başarılı oldu. Bu kampanyada ulusal ve uluslararası çok ciddi destekler aldık ve üç ilde başlattığımız bu kampanyayla 1893 çocuğa ulaştık. SHÇEK, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü başka illerde de çalışmaları vardı. Onları bu programa dahil ettik. Ve sonunda 3079 çocuk bu programlardan yararlandı. Özellikle burada çocukların eğitime yönlendirilmesi konusunda temel ihtiyaçları olan okul önlüğü, çanta gibi desteklerini sağladık ve bir web sayfası üzerinden de kampanyanın duyurusu yapıldı. Yine bu kapsamda bir “okuma şenliği” düzenledik; çocuklara okuma yazma alışkanlığı kazandırması amacıyla üç ilde bunu uyguladık. Ve bu çerçevede Can Yayınları'yla anlaştık; Can Yayınları'nın kendi bünyesindeki yazarlar ve tiyatrocular toplum merkezlerine gelerek çocuklarla birebir kitap okuma çalışması, çeşitli tiyatro çalışmaları gerçekleştirdiler. Yine bu kapsamda 5 kütüphane oluşturuldu ve 15,000 çocuk kitabı bu kütüphanelere gönderildi. Bu proje sonunda bu merkezler aracılığıyla toplam olarak Batman'da 815, Şanlıurfa'da 750 ve Gaziantep'te 330 çocuğa ulaşıldı.
UNDP Türkiye: Üçüncü bileşen de Gençlerin Sosyo-ekonomik Gelişimi Projesiydi, değil mi?
A.F.: Bu proje Mayıs 2001 yılında başladı. Uygulayıcı kuruluşu Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği'ydi ve yine UNDP-GAP Bölge Kalkınma İdaresi işbirliğiyle yürütülen bir projeydi. Birinci aşaması ağırlıklı olarak gençlerin sosyo-ekonomik gelişiminin desteklenmesi oldu. Hedef grubumuz 15-25 yaş arası farklı sosyal katmanlardaki gençlikti. Yani sadece üniversite gençliği değil; işsiz, sanayide çalışan, üniversiteye hazırlanan, lise yada orta okul mezunu vs. gençler de vardı. 4 farklı program uyguladık: istihdama yönelik programlar, sosyal-kültürel programlar, kapasite geliştirmeye yönelik programlar ve sosyal destek programları. Bu programlar kapsamında biz birinci etapta 40,000'in üzerinde gence ulaştık. Birinci aşamada daha çok sosyal gelişime odaklanmıştık. İkinci aşamada ise meslek edindirmeye odaklandık. Ağustos ayında başlayan, 575 gence meslek edindirme çalışması devam ediyor. Cep telefonu tamiratından tutun, grafik ve web tasarımına kadar çeşitli mesleki eğitimler veriliyor.
Mesela Siirt'te Sancak-Arat Denim A.Ş. ile bir anlaşma yaptık, 600 gencin istihdam edilmesini öngören mesleki eğitimler aldırdık. Bir tekstil atölyesi hazırlandı ve burada eğitimler verildi. İlk 70 kişilik grup 19 Mayıs 2006'da eğitime başladı, Haziran 2006'da işe alındılar. İkinci 70 kişilik grup da Temmuz 2006'da işe alındı.
Yine bir başka aktivitemiz Ulusal Staj Programı'ydı gençler için. Burada KADİGER ile işbirliği yaptık. KADİGER üyesi şirketlerde, Adıyaman, Şırnak, Siirt, Batman ve Şanlıurfa'dan toplam 18 genç kız, İstanbul'daki Vip Turizm, Hey Tekstil, Altınyıldız, Eti Holding gibi önde gelen 18 ayrı şirkette, satış, pazarlama, finans ve halkla ilişkiler konusunda staj yaptılar; hatta bir kızımızın staj yaptığı şirketten iş teklifi aldığı öğrendik, yakında başlıyor.
Yine bu kapsamda e-Koçluk programını başlattık. Özellikle gençlerin kariyer planlamalarına destek olmak için danışmanlık hizmeti vermek amaçlanıyordu. Haziran'a kadar 148 gence ulaşıldı. Her ilde proje kapsamında gençlerden oluşan Gençlik Kültür Evleri kurulmuştu. Burada gençlerin kapasitesinin geliştirilmesine yönelik kalkınma, proje hazırlama, girişimcilik gibi konularda eğitimler veriliyor. Bu eğitimleri alan gençlerden bazıları diğer gençlere de bu eğitimleri veriyor ve en önemlisi de bu gençler çeşitli projeler hazırlayıp ulusal ve uluslararası değişim programlarından yararlanıyor, çeşitli fonlardan kendileri kaynak yaratıyor ve bunları kendi illerinde uyguluyorlar.
Yine gençlik kapsamında bizim GAP İdaresi olarak ÇATOM'larda yürüttüğümüz burs projesi var; yoksul ama başarılı gençler bundan yararlandılar. Tabii burada Habitat Gençlik Derneği'nin ulusal ve uluslararası iletişim ağının çok geniş olması bu projenin başarısında önemli bir etkendir. e-Koçluk Ekim 2006'dan itibaren tekrar devam edecek.
UNDP Türkiye: Siz başından beri bu projenin içindesiniz. Projenin uygulandığı 9 ilde ne gibi somut değişiklikler görüyorsunuz?
A.F.: Bu proje ile öncelikle varolan potansiyeller açığa çıkartıldı. Onun ötesinde bir talep yaratıldı. Bizim proje olarak da, kurum olarak da amacımız pilot çalışmalar yaparak bir model oluşturmak ve bunun toplum tarafından uygulanmasına önayak olmak.
Bölgede sosyal olsun, ekonomik olsun çok iyi gelişmeler var. Yalnız şunu da söylemek lazım ki ekonomik gelişmeleri çok kısa zamanda görebilirsiniz, ancak sosyal çalışmaların etkisi öyle bir ya da iki yılda belli olmuyor. Orta ve uzun vadede bunlar izlenebilecek.
UNDP Türkiye: Halk projenin bittiğinin farkında mı?
A.F.: Bir çok insan, özellikle kadınlar ve sokakta çalışan çocuklar bileşeni için, çalışmaların devam etmesini istiyorlar. Prosedürde proje Ağustos 2006'da bitiyor ancak halen aktivitelerin devam ediyor olmasından dolayı kadın bileşeninde program devam ediyor şu an için. Gençlik bileşeni devam ediyor zaten. Pepsi'den destek bulduk. Eylül ayı itibariyle gençlik projesi Pepsi'nin sponsorluğunda devam edecek.
UNDP Türkiye: Peki kadınlar ve çocuklar için de bir 3. aşama ortaklığı kurmaya çalışıyor musunuz?
A.F.: 3.aşama için biz daha yenilikçi, yoksullukla mücadeleye odaklı bir program düşünüyoruz. Bu kapsamda da hassas gruplara yöneleceğiz; kadın bileşeni de bunun içinde olacak.
3. aşama için kafamızda yoksullukla mücadele kapsamında mikro-finans modellerinin hayata geçirilmesi, kent yoksullarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi bir çok fikir
Bölgesel istatistik
|
|
HIV taşıyan kişi sayısı |
2005'te yeni enfekte olan kişi sayısı |
2005'te AIDS ölümleri |
Yetişkinler arasında yaygınlık oranı (%) |
|
Sahra-altı Afrika ülkeleri |
24.5 milyon
|
2.7 milyon |
2 milyon |
% 6.1 |
|
Asya |
8.3 milyon |
930 000 |
600 000 |
% 0.4 |
|
Latin Amerika |
1.6 milyon
|
140,000 |
59,000 |
% 0.5 |
|
Kuzey Amerika & Batı & Orta Avrupa |
2 milyon
|
65,000 |
30,000 |
% 0.5 |
|
Doğu Avrupa & Orta Asya |
1.5 milyon
|
220,000 |
53,000 |
% 0.8 |
|
Orta Doğu & Kuzey Afrika |
440,000
|
64,000 |
37,000 |
% 0.2 |
|
Karayipler |
330,000
|
37,000 |
27,000 |
% 1.6 |
|
Okyanusya |
78,000
|
7,200 |
3,400 |
% 0.3 |
|
Toplam |
38.6 milyon
|
4.1 milyon |
2.8 milyon |
% 1
|
Tedavi
|
Coğrafi bölge |
ARV terapisi alan hasta sayısı (tahmini) Aralık 2005
|
ARV terapisine ihtiyacı olan hasta sayısı (tahmini) Aralık 2005
|
ARV terapisi yüzdesi, Aralık 2005
|
|
Sahra-altı Afrika ülkeleri |
810,000 |
4,700,000 |
% 17 |
|
Latin Amerika & Karayipler |
315,000 |
465,000 |
% 68
|
|
Doğu, Güney & Güney Doğu Asya |
180,000 |
1,100,000 |
% 16
|
|
Avrupa ve Orta Asya |
21,000 |
160,000 |
% 13
|
|
Orta Doğu & Kuzey Afrika |
4,000 |
75,000 |
% 5
|
|
Toplam |
1,330,000 |
6.5 milyon |
% 20
|
Kaynak ihtiyacı
Kadınlara karşı eşitsizlikle mücadelede ‘en iyi uygulama örneği' seçilen Zimbabve'li “Kız Çocuk Ağı” (Girl Child Network) örgütünün ödülünü, Norveç Kraliyet Ailesi'nden Prenses Mette-Marit sundu. Zimbabve Kız Çocuk Ağı, cinsel istismar kurbanları dahil olmak üzere, kırsal bölgelerdeki kız çocuklarına danışmanlık ve destek sağlayan bir örgütlenme.
Toronto Konferansı'nda ‘Kırmızı Kurdela' ile ödüllendirilendiğer sivil toplum kuruluşları ise, Ukrayna'da cinsel ayrımcılığa karşı mücadele veren ve HIV/AIDS hastalarının güvenli tedavisi ve sosyal yardım alması konularında çalışan kamu kurumlarına lobi desteği sağlayan bir sivil toplum grubu; Tayland'da anti-retroviral (hastalığın gelişmesini durdurucu) tedavi çalışmalarının ülkenin genel kamu sağlığı sistemine dahil edilmesi için başarılı bir kampanya yürüten sivil toplum örgütü; Zambia'da gençlerin yönettiği, AIDS'den yetim ve öksüz kalmış çocuklara okul üniforması diken mahalli topluluk ağı; ve Bangladeş'te seks işçilerinin ve onların ailelerinin eğitilmesini, korunmasını ve savunulmasını üstlenen yerel toplum projesi girişimi oldu.
2006 ‘Kırmızı Kurdela' ödüllerini, aşağıdaki kategorilerde kazanan sivil toplum kuruluşları şunlar:
Tüm dünyadan 600 civarında yerel topluluk Kırmızı Kurdela için aday gösterildi. Sıkı bir değerlendirme sürecinden sonra, HIV ve AIDS alanında ileri gelen 50 uluslararası uzmandan oluşan komite, adayların sayısını 25'e indirdi. Bu 25 aday AIDS 2006 konferansına katılmaya davet edildi.
Aralarında Norveç Prensesi Mette-Marit, Oscar adayı aktris Naomi Watts, İrlenda Cumhuriyeti eski Başbakanı Mary Robinson ve öncü doktor Paul Farmer'ın da bulunduğu uluslararası jüri, 25 finalist arasından her kategoride birer olmak üzere beş AIDS savaşçısı grubu ödüllendirdi.
UNDP Başkanı Kemal Derviş ödül töreninde, “Kırmızı Kurdela Ödülü, AIDS'le savaşan yerel toplulukları bir araya getirmek için büyük bir fırsat. Bu sivil toplum girişimleri bazen aşırı derecede zor şartlar altında, aşırı yoksulluk ve savaş ortamında çalışıyorlar. Ama tüm bu engellere rağmen bazı şeyleri değiştirmenin yolunu buluyorlar. Halk arasında çalışarak gerçekten büyük başarılar elde ediyorlar,” dedi.
Ödül kazanan beş grubun her birine 20,000 Dolar, finale kalan diğer 20 adaya ise 5,000 Dolar sunulacak. Ödül çekleri 1 Aralık 2006 Dünya AIDS Günü'nde verilecek.
12-18 Ağustos haftasında Toronto'da ilk kez gerçekleştirilen ‘Kırmızı Kurdela Ödülü', bundan böyle iki yılda bir yapılan Uluslararası AIDS Konferansı'nda tekrarlanacak. Kırmızı Kurdela, AIDS salgınını durdurmak için sarfedilen küresel çabalarda en önemli çalışmaları yapan, ancak en az tanınan uzmanların başarılarını desteklemek ve tanıtımını yapmak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Kırmızı Kurdela Ödülü, UNAIDS, 16. Uluslararası AIDS Konferansı Topluluk ve Liderlik Program Komiteleri ve Kanada, Norveç, Avusturya, Finlandiya ve İrlanda hükümetleri ile ortaklık içinde çalışan BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından gerçekleştiriliyor. Diğer ortaklar ise Care International ve UNESCO.
Konferansa katılan yerel toplulukların gerçek yaşam öyküleri ve HIV/AIDS'le mücadelede göğüs gerdikleri zorluklar hakkında daha ayrıntılı bilgi için Red Ribbon Award internet sitesini (İngilizce) ziyaret edebilirsiniz.
Mboole Kırsal Kalkınma Grubu - Zambia
Uluslararası Toronto AIDS Konferansı'nda beş kategoride verilen “Kırmızı Kurdela” ödüllerinden birini Zambia'lı gençlerden oluşan bir sivil toplum grubu kazandı. Topluluk ‘ AIDS yüzünden öksüz/yetim kalmış çocuklar ve diğer korunmasız çocuklar için destek' çalışmalarından ötürü 20 bin Dolarlık ödüle layık görüldü.
İlk önce, tek bir köyde başlatılan bu girişim, AIDS yüzünden öksüz/yetim kalmış çocuklara okul üniformaları ve araç-gereçleri tedarik ederek onların eğitimlerini sürdürmelerine destek oluyor. 12 genç insanın başını çektiği Mboole Kırsal Kalkınma Projesi giderek büyümüş ve 16 köyü içine almış. Bu köylerde şimdi çeşitli mikro-kredi işletmeleri sürdürülüyor. Mikro projelerin arasında okul üniformaları diken bir terzilik atölyesi ve marangozluk eğitim merkezi var. Gençler buralarda hem değerli beceriler kazanıyor, hem maddi kaynak yaratıyorlar. Mboole Girişimi AIDS hastalığının yayılmasına olumsuz etkide bulunan geleneksel düşüncelerle mücadele ediyor, kadınların güvenli olmayan sekse hayır demeleri için güçlenmelerine destek sağlıyor ve nesiller-arası diyaloğun ve aile planlamasının gelişmesini teşvik ediyor.
16. Uluslararası AIDS Konferansı hakkında: AIDS 2006 dünyanın en kapsamlı HIV/AIDS konferansı. HIV/AIDS programları hakkında kamuoyunu bilgilendiren ve dünya çapında önlem, tedavi ve bakım çalışmalarını güçlendiren fikir, bilgi ve araştırmaların paylaşımına ortam yaratan uluslararası, açık ve bağımsız bir forum. “Verme Zamanı” temalı bu yılki konferans, tüm paydaşlara bu salgın hastalıkla mücadele için verdikleri sözü yerine getirme sorumluluğunu hatırlatıyor.
UNAIDS hakkında: Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı AIDS (Joint United Nations Programme on HIV/AIDS), hastalıkla mücadelede küresel çapta çalışan 10 diğer BM örgütünün çabalarını ve kaynaklarını bir araya toplayan bir kuruluş. Ortak sponsorlar ise BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP), BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Nüfus Fonu (UNFPA), BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNOCD), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), BM Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Bankası. Merkezi Cenevre'de bulunan UNAIDS'in kadroları 75'ten fazla ülkede yerel alan çalışmaları yapıyor.
Önde gelen akademisyen, siyasetçi, gazeteci, yazar, sanatçı, iş kadını, sendika temsilcisi, sivil toplum ve kadın kuruluşları temsilcilerinin katılacağı Zirve'de, kadınların siyasal yaşamdaki yeri, siyaset tarihindeki gelişimi, karar alma süreçlerindeki etkileri, Meclis'te kadınlara yönelik çalışmalar, siyasi parti kadın kollarının görev ve işlevleri ve temsilde kadın-erkek eşitliğini sağlamak için gerekli yasal düzenlemeler ve KOTA uygulaması gibi konular tartışılacak.
Ürgüp Zirvesi'ni düzenleyen Kadın Meclisleri, yerel sivil toplum örgütlenmeleri olarak, Türkiye'nin dört bir yanında, yaklaşık 60 ilde okuma-yazma kursları düzenlemekten bilinçlendirici kitaplar yayınlamaya, kadının yasal haklarının korunmasından ekonomik bağımsızlığını kazanmasına destek olmaya, sağlık ve eğitimde kadın ve çocukların şartlarının iyileştirilmesinden sanatsal çalışmalara kadar çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyor. Ancak Türkiye 2007 seçimlerine yaklaşırken, Kadın Meclislerinin gündemini en çok meşgul eden konu kadınların siyasete daha çok katılımı ve parlamentoda erkeklerle eşit temsil edilmeleri için gereken yasal düzenlemeler, yani “Siyasette Cinsiyet Kotası”.
Zirve öncesinde, kota sistemi konusunda çalışmalarını yoğunlaştıran Kadın Meclisleri, seçim kotası getirmek için başlatılan imza kampanyasının devamı için koordinasyon planlaması yaptılar (toplanan imzalar Zirve ertesinde hemen meclise iletilecek), kota konusunda alt çalışma grupları oluşturdular, ‘kadın ve siyaset' temalı projeler hazırladılar ve Ürgüp Zirvesi kapanışında sunulacak Bildirge taslağını oluşturdular. Bu süreçte, milletvekilleri, siyasi parti ileri gelenleri, belediyeler ve basınla iletişimi yoğunlaştırdılar.
“Siyasette Cinsiyet Kotası” parlamenter temsilde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için uygulanan bir yöntem. Nüfusunun yarısı kadın olan Türkiye'de, 550 üyeli Meclis'te halen kadınların sahip olduğu koltuk sayısı sadece 24. Kadınların belediye ve ilçe meclislerinde temsil oranı sadece %2. Toplam 3,234 belediye başkanından yalnızca 18'i kadın. (Avrupa Birliği ülkelerinde ise, seçimle gelen her 5 yerel yöneticiden 1'i kadın.)
Seçimlerde kadın kotası, halen dünyada 81 ülkede uygulanıyor. Bu ülkelerden 16'sı kotayı anayasa ile, 27'si seçim yasasıyla düzenliyor; 43 ülkede ise kota siyasi partilerin tüzüklerine koyulan hükümler çerçevesinde ve seçim adaylarını kapsayacak biçimde hayata geçiriliyor. 1994'te Belçika ve 2000'de Fransa seçimlerde kendi kota sistemlerini kurdu. Latin Amerika ülkelerinden kotayı 1991'de kabul eden Arjantin ise kısa sürede 1993 seçimlerinde parlamentodaki kadın oranını yüzde 13.2 artırarak yüzde 28.4'e çıkarmayı başardı. Türkiye'de ise gerek Siyasal Partiler Yasası, gerekse Seçim Yasası ile düzenlenmiş bir kota uygulaması bulunmuyor. Hükümet 1986 yılında, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi'ni (CEDAW) imzalayarak, cinsiyetler arası eşitsizlik konusundaki hassasiyetin kamuoyunda tanıtılmasına katkıda bulunmuş olsa da, Türkiye'nin kota uygulamasına ne denli ihtiyacı olduğunu şu göstergeler açıkça ortaya koyuyor: Türkiye, parlamentodaki kadın katılımı konusunda dünyadaki 119 ülkenin içinde 114. sırada ve kadınların meclisteki oranı sadece yüzde 4.4.
Kadın Meclisleri gönüllüleri, Türkiye'deki siyasi parti liderleriyle de görüşmeler yapıyor. Bildirdiklerine göre, bazı liderler “kota” kelimesinden hoşlanmıyor! Bazıları ise, kendi partilerindeki %30'luk kadın ve genç kotasından bahsediyor ve gönüllülere destek veriyor. Ama genelde parti liderlerinin çoğu kadınların istediği %50 temsil oranını “gerçekçi” bulmuyor!
Öte yandan, kotayı savunan kadınların bir çoğu da kota sistemi sayesinde göreve gelecek kadınların belli kriterlere göre seçilmesi gereğine inanıyor. Günümüzde siyasetin içinde birçok açıdan yetersiz insanlar olduğunu düşünüyor ve kadın adayların gerçekten iyi donanımlı olmalarını şart koşuyorlar.
Siyasetçi kadınlar ne düşünüyor?
Kadınların siyasi alanda ve mecliste daha güçlü temsil edilmelerini savunan ve bizzat siyasete atılan kadınlardan ikisi, Mine Kılıç ve Beyhan Akgün, nedenlerini şöyle anlatıyor.
Mine Kılıç: “ Uludağ Üniversite Eğitim Fakültesi'nde çalıştıım sırada bir kızın kaydını yapmıştık; ailesi bana emanet etmişti, çok sevdiğim bir kızdı. Mezuniyetinden sonra Diyarbakır'a tayin oldu. Bir gün ben evde televizyon izlerken onun ve babasının eşkıyalar tarafından öldürüldüğünü öğrendim; bu olay beni çok yaraladı, sarstı. Neden diye sordum, nasıl böyle şeyler olabiliyor? Kendi çocuklarımı düşündüm, benim de başıma gelebilirdi. Yetişmiş, ülkesine hizmet eden aklı başında bir kızın başına bunlar gelebiliyorsa, artık bir şeylere dur demek, bu kötü gidişe bir son vermek gerektiğini düşündüm. Siyasetle hiç ilgilenmeyen, herhangi bir partiye yakınlık duymayan biriydim ama bu ülkede bir şeyleri değiştirmek için siyasete girmenin şart olduğunu düşündüm. Emekli olur olmaz siyasete atıldım.”
Bir partide 40 yılı aşkın zamandır aralıksız aktif politika yapan Beyhan Akgün ise, partisinde sade üyelikten partinin en üst organı olan Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğine kadar gelmiş. “Ben bu yerlere kotayla gelmedim, seçilerek geldim. Ancak kota kesinlikle gelmesi gereken bir uygulama. Hiç değilse sistem oturana kadar kota ile işe başlamalıyız. Ancak kota ile parlamentoya partiye girecek bayanların partide denenmiş, sınanmış, en az 2-3 yıllık hizmet vermiş bayanlardan olması şart! Kota doldurmak zorundayız diye hiç denenmemiş, bugün gelmiş, ertesi günü listeye girmiş kişilerin ülkeye hiç bir faydası olmaz. Ön seçim en demokratik sistem olacaktır,” diyor.
Bölgede bulunan Birleşmiş Milletler örgütlerinin bildirdiğine göre, geri dönen yüz binlerce Lübnanlı'ya acilen temiz su ve konut sağlanması gerekiyor.
Güney Lübnan'da savaş sonrası ilk keşifleri yapan UNICEF ekibinin su ve temizlik koşulları uzmanı Branislav Jekic, “Ben böyle bir yıkım hayatımda görmedim. Nereye gitsek, insanlara en acil ihtiyaçlarını sorduğumuzda, verdikleri yanıt ‘Su!' oluyor. İnsanlar evlerine dönmek istiyor, ama orada kalıp kalamayacakları temiz su durumuna bağlı,” dedi.
UNICEF ekibinin inceleme yaptığı, savaşta ateş altında kalan 12 yerleşim bölgesinden 10'unda yer altı boruları ve diğer su-altyapı tesisleri ciddi biçimde zarar görmüş veya tamamen tahrip olmuş durumda. UNICEF, bu nedenle bölgedeki yardım çalışmalarını hızlandırdığını bildirdi.
Krizin başladığı 12 Temmuz'dan yana, Bint Jubail, Ait el Shaab ve Tibrin dahil, savaştan en çok zarar gören bölgelere çeyrek milyon litreden fazla şişelenmiş su gönderildi. Halen Lübnan'ın güneyine haftada 50 bin litre su kamyonlarla sevk ediliyor ve bu miktar çok yakında iki katına çıkartılacak.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) uzmanları da bölgede benzer saptamalar yaparak aynı ihtiyaçlara değindiler ve güneydeki yıkımı vurguladılar.
UNHCR sözcüsü Jennifer Pagonis, Cenevre'de gazetecilere “Sınır bölgesinde yer alan dokuz köyü ziyaret eden UNHCR ekibi aynı gerçekleri gözlemledi. Köylerden dördü büyük ölçüde yıkılmış, evler yerle bir edilmiş, etraf moloz yığınları ile dolu,” diye bilgi verdi.
UNHCR, yeniden inşa yardımı çerçevesinde bölgeye, içinde plastik kaplama malzemesi, kontrplak, oluklu metal levha, ahşap tabaka ve çekiç, kürek, çivi gibi araç-gereç bulunan acil onarım takım çantaları gönderecek.
Lübnan İçişleri Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, Hizbullah-İsrail çatışması sırasında yerlerinden olan insanların %97'si evlerine dönmüş bulunuyor. Bu haberi veren İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), dört BM yardım konvoyunun daha Beyrut'tan kalkarak güneye gittiğini ekledi.
İnsani yardım cephesinde bir başka katkı da UNDP'den geldi. UNDP, Dünya Bankası'nın da desteğiyle, Lübnan'a acil yardım olarak 500 bin Dolar hibe etti. UNDP ayrıca, Lübnan Başbakanlık Dairesi bünyesinde bir siyasi danışmanlar kurulu oluşturarak, ülkenin toparlanma ve yeniden inşa çabalarına destek olmak amacıyla, başlangıç miktarı 800 bin Dolarlık bir fon üzerinde çalışıyor.