Ana Siteye Dön

KİGR 2009

Sayı: Özel Sayı/Ekim 2009

Göç hakkındaki ezber bozuluyor

Göç hakkındaki ezber bozuluyor

2009 İnsani Gelişme Raporu’na göre, hem ülke içinde hem de ülkeler arasında göçe olanak tanımak, tüm dünyada insanların özgürlüğünü arttırma ve milyonların hayatını iyileştirme potansiyeli vaat ediyor.

Ankara, Ekim 2009

Göçün, kaçınılmaz olmasının yanı sıra, insani gelişmenin de önemli bir boyutu olduğu, insan hareketliliğinin yoğun olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Neredeyse bir milyar kişi, yani her yedi kişiden biri göçmen. Engelleri aşmak: Göç ve insani gelişme raporu göçün, yer değiştiren insanlar, göç alan toplumlar ve göç veren ülkelerde kalanlar için insani gelişimin önünü açabileceğini gösteriyor.

“Göç, insani gelişmeye önemli ölçüde katkıda bulunan olumlu yönde bir güç olabilir.” diyen Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark’a göre, “Olası yararları hayata geçirebilmek için, bu raporun da önerdiği gibi, destekleyici bir politika çerçevesi elzem.”

Göç gerçekten de kişinin gelirini, sağlık ve eğitim olanaklarını arttırabilir. En önemlisi de, nerede yaşayacağına karar verebilmek, rapordaki ifadeyle, insan özgürlüğünün ana unsurlarından biridir. Raporda ayrıca yer değiştirmenin önündeki engel ve diğer kısıtlamaların azaltılmasıyla ve yer değiştirenlere yönelik politikaların geliştirilmesiyle insani gelişme adına büyük kazanımlar sağlanabileceği savunuluyor.

Bununla beraber, göç her zaman fayda getirmiyor. İnsanların yer değiştirmeyle sağlayabilecekleri kazanımların derecesi, büyük ölçüde yer değiştirme şartlarına dayanıyor. Mali giderler oldukça yüksek olabilirken, yer değiştirme ister istemez belirsizlik ve aileden ayrılığı da beraberinde getiriyor. Yoksullar çoğunlukla kaynak ve bilgi eksikliği ile gittikleri yeni toplum ve ülkelerde karşılaştıkları engeller tarafından kısıtlanıyor. Çok sayıda insan için yer değiştirme; çatışma, doğal afet veya şiddetli ekonomik güçlüklerin etkilerini yansıtıyor. Bazı kadınlar, insan ticareti ağlarının eline geçiyor, temel özgürlüklerini yitiriyor ve fiziksel tehlikelere göğüs germek zorunda kalıyor.

Rapor genelgeçer yanılgılara karşı çıkıyor

Bu rapordaki bulgular genel olarak yanlış anlaşılan bazı konulara yeni bir ışık tutuyor. Örneğin, çoğu göçmen ulusal sınırları geçmektense kendi ülkeleri içinde yer değiştiriyor: 740 milyon, yani uluslararası göçmenlerin neredeyse 4 katı kadar insan kendi ülkesinde göçmen konumunda. Gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere göç edenlerin oranı ise %30’u bulmuyor. Örneğin, Afrikalıların yalnızca %3’ü doğdukları ülkenin dışında yaşıyor.

Yaygın inanışın aksine, göçmenler genellikle ekonomik verimi artırıyor ve ev sahibi ülkeden aldıklarından daha çoğunu geri veriyor. Ayrıntılı araştırmalar, göçün ev sahibi ülkelerde yerli nüfusu işgücünün dışına itmeksizin istihdamı ve yeni iş girişimlerine yapılan yatırımı arttırdığını gösteriyor. Göçmenlerin toplamda kamu maliyesine etkisi hem ulusal hem de yerel ölçekte oldukça düşük olmakla birlikte, toplumsal çeşitlilik ve yenilik kapasitesi gibi diğer alanlardaki katkılarına ilişkin sayısız kanıt var.

Göçün gelişmeyle ilişkisi

Raporun vermeye çalıştığı, göçün göçmenler, göçmen aileleri, göç veren ve göç alan ülkeler olmak üzere göçle ilintili tüm tarafların insani gelişmesini önemli ölçüde arttıracağı yönündeki ana mesaj, bugün dünya ülkeleri ekonomik durgunlukla mücadele ederken daha da önemli bir hale gelmiş bulunuyor.

Raporun başyazarı Jeni Klugman: “Küresel ekonomik bunalımı takiben ki düzelme süreci sırasında göçmen işçilere olan talep artacaktır ve bu yüzden göçmenlerin ülkelere sağlayacakları avantajları küçümsemek öngörüsüzlüktür. “Özellikle ekonomik bunalım esansında göç politikaları ve göç üzerine müzakereler artık ilerleme kaydetmelidir” diyor.

Rapora göre, göçmenlerin geldikleri ülkeler için göç, gelişmenin yerine geçebilecek bir özellik taşımıyor. Bununla beraber, göç, çoğu zaman göçmenlere ve geldikleri ülkelere insani ve ekonomik gelişme açısından tamamlayıcı rol oynayabilecek ve hatta gelişmeyi daha ileri taşıyabilecek yeni fikirler, bilgi ve kaynaklar sağlıyor. Birçok ülkede, göçmenlerin ülkelerine gönderdikleri paranın miktarı, resmi kalkınma yardımlarını aşıyor.

Harekete geçme zamanı

Dünyadaki kriz hızlı bir şekilde iş krizi haline gelmiştir ve olası bir iş krizi, göçmenler için hiç de iyi bir haber değildir. Bazı alanlardaki yeni göçmenlerin sayısı düşük olsa bile, bazı Avrupa ülkeleri göçmenleri gitmeye teşvik veya mecbur etmektedir. Ancak rapor, artık eylem zamanı olduğunu savunuyor.

Klugman’a göre “Birçok göçmen kendini çifte risk içinde bulur. Onlar işsizlik, güvensizlik, sosyal marjinalleşme gibi problemlerle uğraşırken, aynı zamanda problemin kendisi olarak da gösterilirler. Şimdi, göçmen karşıtı korunmanın değil, uzun vadede getirisi olan reformların zamanıdır. Halkı buna ikna etmek cesaret ister.”

Rapor, önem arz eden kısa vadeli önlemlerden biri olarak, işten çıkarılmış göçmenlere yeni bir iş bulmak ve hayatlarını düzene sokmak için zaman tanınması önerisinde bulunuyor. Raporun ortaya koyduğu bir başka öneri ise, kamu ve özel sektör ile sivil toplum örgütlerinin, göç veren ülkelerdeki istihdam olanaklarını halka duyurma yönünde adım atmaları. Ülkelerine geri dönen göçmenlerin kayıt altına alınması, yeni bir dizi işe alma maliyetinden tasarruf sağlamanın yanı sıra, ekonomik bunalımın mevcut ve müstakbel göçmenler üzerindeki olumsuz etkilerini de azaltmaya yardımcı olabilir.

“Durgunluk, ülke içinde ve dışında çalışanlara kazanımlar sağlayan ve göçmenleri korumacı tepkilere karşı koruyan yeni bir düzen oluşturmak için fırsat olarak değerlendirilmeli,” diyen Klugman’a göre, ekonomik canlanmayla beraber son yarım yüzyılda göçü teşvik eden belli başlı trendler tekrar su yüzüne çıkarak, daha fazla insanın gözünde göçü cazip kılacak.

GÖÇ, GELİŞMEYE KATKIDA BULUNUYOR

Göç, kaynak ülkelerin kalkınmasına önemli bir katkı sağlasa da, gelişmekte olan ülkelerin büyüme ve refah politikalarının bir alternatifi değildir.

Engelleri Aşmak: Göç ve İnsani Gelişme raporu, göçün, fikir, bilgi ve kaynaklara erişimi sağladığını ve ilerlemeyi pekiştirdiğini gösteriyor. Gerek ülkesi içinde yer değiştirmiş, gerekse ülkesi dışına göç etmiş çoğu kişi, yüksek gelire, eğitim ve sağlık hizmetlerine daha çok erişebiliyor ve çocuklarının gelecekteki imkânlarını arttırmış oluyor. Bu kazanımlar, geride kalan aile üyelerine fayda sağlarken, dolaylı olarak da terk edilen ülkeye katkıda bulunmuş oluyor. Göçten en iyi şekilde yararlanılması için, rapor, göç veren ülkelerdeki hükümetlerin, göçü, kalkınma programlarının bir parçası haline getirmesi çağrısında bulunuyor.

Jeni Klugman’a göre “Göç, göç edenlere olduğu kadar, etmeyenlere de fayda sağlıyor. Fakat göç, tek başına, insani gelişmeyi hızlandıracak bir ulusal strateji olamaz. Ülkeler, kendi insani gelişmeleri önündeki engellerle baş etmeye devam ederken, göçü de, geniş kapsamlı politikaların potansiyel bir öğesi olarak görmeliler.”

Göç politikaları ve gelişme

Ayrıca rapor, bir ülkede yoksulluğun önüne geçmek için göçten faydalanabileceğimizi gösterir. Yoksul ülkelerdeki insanların kendi ülke sınırları içinde hareketleri çok daha kolay olduğundan bu özellikle iç göç için geçerlidir. Bangladeş, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika ve Tanzanya’dan elde edilen kanıtlara göre yoksulluk değerlerinin, en az bir bireyin göç ettiği evlerde daha düşüktür.

Göçün, yerel ekonomik aktiviteler açısından yeni fikirler, girişimcilik ve teknoloji transferi gibi faydaları vardır. Bu “sosyal havaleler” sağlık, eğitim, cinsiyet ilişkileri üzerinde soyut ama önemli etkiler yaratır.

Politikalarda reforma gitmek ve yasal göç kanallarını genişletmek Avrupa’ya yarar sağlayacak, yaşlanan ve küçülen nüfus sorununa çare olacaktır.

Rapor, göçmenlerin yerel halkın erişebildiği istihdam olanakları üzerinde genel anlamda büyük bir etkisi olmadığını öne sürüyor. Örneğin 2004 yılında Avrupa Birliği’ne yeni üyelerin katılımıyla tetiklenen büyük göçmen akımları ne yerel çalışanların işten çıkarılmasına, ne de işsizliğin artmasına neden oldu.

Başyazar Jeni Klugman, “Göç konusu Avrupa Birliği’nde bugün hala tartışmalı ve reform gerektiren bir politika konusu,” diyor. “Göç konusu şu andaki İsveçli Avrupa Birliği başkanlığının önemli önceliklerinden biri; raporumuzun bu tartışmaya katkıda bulunacağını ve göçün olumlu etkilerini göstereceğini umuyoruz" ded.i

Engelleri aşmak, göç alan ülkelere, göçmenlere karşı ayrımcılığa son vermek için adımlar atmaları yönünde çağrıda bulunuyor. Rapor, yabancı düşmanlığıyla mücadele etmek için işverenler, sendikalar ve sivil toplumla ortak çalışmanın yanı sıra yerel sakinlerin kaygılarını göz önünde bulundurmanın ve göçmen hakları konusunda farkındalık yaratmanın da önemini vurguluyor.

Engelleri aşmak raporuna göre, göç hakkındaki algılar, gerçeklerden son derece uzak. Göçün, göç alan ülkelerde genel anlamda olumsuz etkiler yarattığına dair yeterli bulgu yok. Toplumdaki endişeler çoğu zaman abartılı olmanın yanı sıra sağlam temellere de dayanmıyor. Afrika’dan Avrupa’ya doğru göç akımlarına çok fazla dikkat çekilse de, doğdukları ülkeden farklı bir yerde yaşayan Afrikalıların oranı yalnızca yüzde 3, Avrupa’da yaşayanların oranı ise yüzde 1’den az.

Trendler

Ekonomik kriz sırasında, göçmen karşıtı tepkilerin göçmenler için olumsuz etki ve dünya için uzun vadeli ters etkiler yaratmasından endişe duyulmaktadır. Engelleri aşmak, reformun ancak göçü bir tehlike olarak algılamamaları amacıyla yerlilere hitap ederek mümkün olabileceğine inanmaktadır. Politik tartışmalar, birçok Avrupa ülkesinde yerlilerin göçmenlere karşı tavrının en iyi şartlarda hafif hoşgörülü, sıklıkla ise olumsuz olduğu gerçeğini tanımalıdır.

Birçok insan, istihdam koşulları uygun olduğu sürece göçü kabul etmektedir. Engelleri aşmak, göç akışının açık kontenjan seviyelerini doldurmak suretiyle, göç kısıtlamaların ve işgücü talebi arasında bağlantı kurmaktadır. Bu da göçmenlerin, yerlilerin yerini alacağı endişesini hafifletmektedir.

Ana Reformlar Paketi

Rapora göre hükümetlerin, göçün sağlayacağı kazanımları en yüksek düzeye çıkarması ve göçmen haklarını güvence altına alması için bir dizi reformu hayata geçirmesi şart.

Klugman’ın ifadesiyle, “Gerek ülke içindeki gerek ülkeler arasındaki göçler, herkese önemli kazanımlar sağlıyor; bu kazanımlar yurtiçinde ve yurtdışında daha iyi politikalarla genişletilebilir.”

Engelleri aşmak: Göç ve insani gelişme raporu hem göç veren hem de göç alan ülkelerin göç politikalarında, erişimi arttıracak ve gö&ccedi

Türkiye 182 ülke arasında 79. sırada

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’nin yüksek gelir düzeyine rağmen hala eğitim ve sağlık hizmetleri alanlarında yapması gerekenler olduğuna işaret eden yıllık İnsani Gelişme Endeksi’ni yayımladı.

Ankara, Ekim 2009

Yüksek insani gelişim kategorisinde yer alan Türkiye, 2009 İnsani Gelişme Endeksi’ne (İGE) göre 182 ülke arasında 79. sırada yer alıyor. Bulgaristan, Romanya ve Makedonya gibi aynı kategoride sıralanan 18 ülke, daha düşük gelir seviyelerine rağmen Türkiye’den üst sıralarda yer alıyor. Bu da, Türkiye’nin yüksek gelir düzeyini insani gelişime dönüştürmek için daha fazla çaba harcaması gerektiğine dikkat çekiyor.

İGE ortalama insani gelişme düzeyini sağlıklı ve uzun bir yaşam, bilgiye erişim ve iyi bir yaşam standardı olmak üzere üç temel boyutta uzun vadeli ilerlemeyi gözlemleyen özet bir ölçüt. Bu üç temel boyut, sırasıyla ortalama ömür, yetişkinlerde okur yazarlık ve ilköğretim, ikinci öğretim ve üçüncü öğretime brüt kayıt olma oranı ve alım gücü paritesinin 1 dolar karşılığı kişi başına düşen gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYH) ile ölçülür.

Türkiye’de ilköğretim, ikinci öğretim ve üçüncü öğretime brüt kayıt olma ve yetişkinlerde okur yazarlık oranları, sırasıyla %71,1 ve %88,7 iken, ortalama ömür 71,7 yıl. Kişi başına düşen GSYH ise 12.955 Amerikan doları. Tüm bu veriler, 0,806’lık bir İnsani Gelişme Endeksi değerini oluşturuyor. Bununla beraber, endekste daha düşük kişi başına düşen GSYH değerlerine rağmen sıralamada Türkiye’nin üzerinde yer alan ülkeler var. Örneğin Bosna Hersek’te kişi başına düşen GSYH 7.764 Amerikan doları ile Türkiye’ninkinden daha düşük olsa da, bu ülke endekste Türkiye’nin üç sıra üstünde yer alıyor. Sıralamanın bu şekilde olması büyük ölçüde Bosna Hersek’te yetişkinlerde okur yazarlık oranının %96,7 ile Türkiye’deki orandan (%88,7) daha yüksek olmasına dayanıyor. Bu durum da, Türkiye’de insana yatırım yapmaya devam edilmesi gerektiğine işaret ediyor.

 

Türkiye temel insani gelişme göstergelerinde son 27 yıldır tutarlı bir şekilde ilerliyor. İnsani gelişmenin temelini oluşturan göstergelerde en fazla ilerlemeyi 1980 – 2007 yılları arasında gerçekleştirdi. Bu zaman zarfı içinde, ortalama ömür yaklaşık 11 yıl yükseldi, okur yazarlık oranı ve okula kaydolma oranlarında da %23Iük bir artış sağlandı. Satın alma gücü paritesine göre uyarlanmış kişi başına düşen GSYH da 100% oranında arttı. Bu değişimler de İGE değerinin yükselmesini sağladı.

 

2009 İnsani Gelişme Endeksi için tıklayın.

 

YOKSULLUK ENDEKSİNDE TÜRKİYE

 

İGE bir ülkenin insani gelişme bakımından ortalama ilerlemişlik düzeyini ölçer. İnsani Yoksulluk Endeksi (İYE-1) ise, insani gelişme endeksinin üç boyutunun (uzun ve sağlıklı bir hayat, eğitime erişim ve insanca bir yaşam standardı) her birinde belli bir eşiğin altında kalan kişilerin oranını inceler. İYE-1, belli bir gelir düzeyinden yoksun kalmaktan başka kıstasları da göz önünde bulundurduğundan, günlük 1,25 ABD doları (satın alma gücü paritesine göre uyarlanmış) olan yoksulluk ölçütüne alternatif olacak çok boyutlu bir ölçüt sunar. %8,3 İYE-1 değeriyle Türkiye, endeksi hesaplanan 135 ülke arasında 40. sıradadır.

 

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ İÇİN ÇABALAR DEVAM ETMELİ

 

İGE bir ülkenin sağladığı ortalama kazanımları ölçer, fakat bu kazanımların kapsamında cinsiyetler arası dengesizlik düzeyine yer vermez. İlk kez 1995 İnsani Gelişme Raporunda yer verilen cinsiyete dayalı gelişme endeksi (CDGE), İGE ile aynı bileşenlerde sağlanan kazanımları aynı göstergeleri kullanarak ölçer, ancak bunun yanında erkek ve kadın arasındaki eşitsizlikleri de göz önüne serer. Kısaca CDGE, insani gelişim endeksinin cinsiyet eşitsizliğinin düzeyine göre uyarlanmış halidir. Temel insani gelişmede cinsiyetler arası eşitsizlik ne kadar yüksekse, ülkenin cinsiyete dayalı gelişme endeksi, insani gelişme endeksine göre o kadar düşük olacaktır.

 

Kadınların ekonomik ve politik hayata aktif katılımını ölçen Cinsiyet Güçlendirme Ölçütü (GEM) tamamen farklı bir tablo çiziyor. GEM’e göre Türkiye 109 ülke arasında 101. sırada, yani sondan sekizinci. Bu da Türkiye’de cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi için daha fazla çaba harcanması gerektiğinin altını çiziyor.

 

2009 Cinsiyet Güçlendirme Ölçütü için lütfen tıklayın.

 

Rapor hakkında daha fazla bilgi için lütfen aşağıdaki belgelere bakınız.

 

 

 

 

2009 İnsani Gelişme Raporu'nu okumak için lütfen tıklayın.

 

 

 

 

Dengesiz ilerleme ve eşitsizlik devam ediyor

2009 yılı İnsani Gelişme Raporu’nun bir parçası olarak yayımlanan İnsani Gelişme Endeksi’ne (İGE) göre, son 25 senede birçok alanda ilerleme kaydedilmesine rağmen, zengin ve yoksul ülkelerde refah düzeyleri arasındaki uçurum hâlâ kabul edilemez durumda. Ortalama yaşam süresi, okuryazarlık, okullaşma ve kişi başına düşen gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYİH) ölçülerini birleştiren ve refah düzeyinin özet bir göstergesi olan endeks, bu yıl 182 ülke ve bölge için hesaplanarak endeksin bugüne kadarki en geniş kapsamına ulaştı.

Ankara, Ekim 2013

“Zaman içinde kaydedilen önemli gelişmelere rağmen, ilerlemede eşitsizliğin devam ettiğini” söyleyen raporun başyazarı Jeni Klugman, en son uluslararası karşılaştırılabilir verilerin 2007 yılı için geçerli olduğunu da göz önünde bulundurarak şunlara vurgu yapıyor: “Çoğu ülke son yıllarda ekonomik çöküşler, çatışma kaynaklı krizler ve HIV ve AIDS salgınından ötürü gerilemeler yaşadı. Bütün bunlar, süregelen küresel finansal krizin etkilerinin hissedilmeye başlamasından dahi önceydi.”

Yeni sıralamalar 

İnsani Gelişme Endeksi’nin ilk üç sırasında yer alan ülkeler sırasıyla Norveç, Avustralya ve İzlanda. Fransa, geçen yılki düşüşünün ardından ilk 10 içerisinde yer alan ülkelere tekrar katılırken, Lüksemburg, ilk 10’dan gerilere düştü.

2006’yla kıyaslandığında üç (ya da daha fazla) sıra yükselen beş ülke Çin, Kolombiya, Fransa, Peru ve Venezuela oldu. Söz konusu yükseliş daha çok gelir artışına ve ortalama yaşam süresinin yükselmesine bağlıyken Çin, Kolombiya ve Venezuela örneklerindeki yükselişin temel nedenlerinden biri eğitimdeki gelişmeler.

Ülke sıralamalarının genelinde de önemli değişiklikler oldu — 2006’ya oranla 50 ülke sıralamada en az bir sıra gerilerken, benzer sayıda ülke de sıralamada yükseldi. Ancak çoğu ülke iki sıradan fazla yer değiştirmedi. Örneğin Sahra altı Afrika’da, Gana eğitim kazanımlarından dolayı iki sıra yükseldi, Çad, Moritus and Svaziland ise ikişer sıra düştü. Yedi ülke, Belize, Ekvador, Jamaika, Lübnan, Lüksemburg, Malta ve Tonga, sıralamada ikiden fazla yer kaybetti.

Bu yılın İnsani Gelişme Endeksi’nde en alt sıralarda yer alan üç ülke sırasıyla Nijer, (1996’dan beri ilk kez sıralamaya dahil edilen) Afganistan ve Sierra Leone oldu. Bir başka deyişle, Nijer’de doğan bir çocuğun 50 yılın biraz üstünde, yani Norveç’te doğan bir çocuktan 30 yıl daha kısa bir yaşam süreceği tahmin ediliyor. Dahası, kişi başına düşen gelirdeki farklılıklar da son derece yüksek — Nijer’de kişi başına kazanılan 1 ABD dolarına karşılık Norveç’te 85 ABD doları kazanılıyor.

Klugman veri revizyon ve güncellemelerinin, İnsani Gelişme Endeksi’nin düzeltilmesini gerekli kılabileceğinin altını çizerken, okurları bu senenin İnsani Gelişme Endeksi’ni diğer raporlarda yayımlanan endekslerle karşılaştırmamaya ve bunun yerine, 1980’den bugüne dek bütün verilerin düzeltilmiş ve rakamların güncellenmiş hallerini içeren 2009 Raporu’na başvurmaya davet ediyor.

Büyük farklılıklar

Bu yılın İnsani Gelişme Raporu’nda, Çok Yüksek İnsani Gelişme başlığı altında yeni bir ülke kategorisine yer veriliyor. Bu, yüksek insani gelişme kategorilerinde yer alan ülkelerde yaşayan insanların daha iyi eğitim alma, daha uzun yaşama ve daha fazla kazanma beklentisine sahip olabileceğini gösteriyor. Örneğin kişi başına düşen gelir İGE değerlerinin düşük olduğu ülkelerde 1.000 ABD dolarının altındayken, İGE değerlerinin çok yüksek olduğu ülkelerde 37.000 ABD dolarının üzerine çıkabiliyor.

Ortalama yaşam süresi ve eğitime erişim alanlarındaki farklılıklar da son derece çarpıcı. Örneğin İGE değerleri düşük olan bir ülkede doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 50 yıl; yani İGE değerleri orta seviyede olan bir ülkede doğan bir çocuktan 17 yıl, İGE değerleri çok yüksek olan bir ülkede doğan bir çocuktan ise 30 yıl daha kısa. İGE değerleri orta seviyede olan ülkelerde beş yetişkinden biri, İGE değerleri düşük olan ülkelerde ise iki yetişkinden biri hala okuma yazma bilmezken, bu durum başka yerlerde çok nadir görülüyor.

Uzun dönemli trendler

1980’den bu yana, İnsani Gelişme Endeksi’ndeki trendler, İGE puanlarında ortalama %15 iyileşme yaşandığını, bu da insani gelişmede önemli ilerlemeler olduğunu gösteriyor. En önemli kazanımlar Çin, İran ve Nepal örneklerinde gerçekleşmiş durumda. Ayrıca eğitim ve sağlık alanlarındaki ilerleme, gelir cephesine oranla çok daha belirgin.

“Sağlık ve eğitim göstergelerindeki uçurumların kapanıyor olması iyi haber, ancak karar vericiler ve uluslararası kuruluşlar dünyanın toplam gelirlerinin dağılımında süregelen eşitsizliğin devam ediyor olmasından dolayı kaygılanmalı,” diyen Klugman, İnsani Gelişme Raporu’nun 20. doğum gününde yayımlanacak olan 2010 raporunun altyapısının, söz konusu trendlerin derinlemesine incelenmesiyle oluşturulacağının altını çizdi.

İnsani Gelişme Raporunun istatistik zenginliği İnsani Gelişme Endeksi’nin de ötesine geçiyor

Rapor, İnsani Gelişme Endeksi’nin yanı sıra, demografik trendler, ekonomi ve eşitsizlik, eğitim ve sağlık gibi insani gelişmenin çeşitli ölçülerini gösteren bir dizi tablo içeriyor. Aynı zamanda uluslararası anlamda karşılaştırılabilir veri zenginliği de sunarak kullanıcılara ülkeler arası ve ülke içi göç hareketlerinin ana özelliklerini ayrıntılı olarak değerlendirme fırsatı sunuyor.

Klugman’a göre bu tablolar, bugünün değişmekte olan dünyasında göçün rolüyle ilgilenen muhabir, öğrenci, karar alıcı ve araştırmacılar için temel bir referans kaynağı oluşturuyor.

2009 İnsani Gelişme Endeksi için lütfen tıklayın veya http://hdr.undp.org/en/statistics sitesini ziyaret edin.

2009 İnsani Gelişme Raporunu okumak için lütfen tıklayın.

2009 İnsani Gelişme Raporu ekleri için lütfen tıklayınız.

Göç raporunda Türkiye

Her yıl milyonlarca insan daha iyi hayat standartları arayışıyla ulusal ve uluslararası sınırları geçiyor. İster ülke içinde, ister ülke dışında olsun, göçmenlerin çoğu, yüksek gelir, sağlık ve eğitim hizmetlerine daha iyi erişim gibi kazanımlar sağlarken çocukları için daha iyi bir yaşam standardı beklentileri de yükseliyor.

Ankara, Ekim 2009

Dünyadaki 195 milyon göçmenin büyük çoğunluğu, ya gelişmekte olan ülkelerin birinden diğerine, ya da bir gelişmiş ülkeden diğerine göç ediyor. Türkiye’nin göç verme oranı ise %4,2. Türkiye’den göç edenlerin çoğunluğu Avrupa’yı tercih ediyor, bu ülkeden göçenlerin %84’ü Avrupa’da yaşıyor. 

Amerika Birleşik Devletleri 40 milyona yakın uluslararası göçmene ev sahipliği yapıyor. ABD kişi sayısı olarak en yüksek göçmen rakamına sahip olsa da, toplam nüfusa oranla en fazla göçmen barındıran ülke, her beş kişiden dördünün göçmen olduğu Katar. Türkiye’deki göçmen sayısı 1.333.900 ve bu rakam toplam nüfusun %1,9’unu oluşturuyor.

Göçmen dövizleri


Göçmen işçiler tarafından genelde göç veren ülkede kalan çekirdek aile bireylerine gönderilen döviz havaleleri göçün en dolaysız yararlarından biri ve yerel ekonomilere yayılarak kazanımın yaygınlaşmasını sağlıyor. Göç veren ülke için de döviz geliri işlevi görüyor. Ancak göçmen döviz havalelerinin dağılımları eşit değil. 2007 yılında göç veren ülkelere gönderilen toplam 370 milyar ABD doları tutarındaki göçmen işçi dövizlerinin yarısından çoğu orta insani gelişme düzeyindeki ülkelere, %1’den daha azı da düşük insani gelişme düzeyindeki ülkelere gitti. Aynı yıl Türkiye’ye 1,209 milyar ABD doları göçmen işçi dövizi havale edilmişti. Türkiye’de kişi başı ortalama havale 16 ABD doları iken, Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğu ortalaması 114 ABD doları. (Bakınız Tablo 6)

2009 İnsani Gelişme Endeksi için lütfen tıklayın.

2009 İnsani Gelişme Raporu için tıklayın.

Katkıda Bulunanlar

Katkıda Bulunanlar

Editör: Aygen Aytaç
Asistan: Ece Ergen
Stajyer: Aylin Yardımcı

 

 

UNDP Türkiye’yi takip edin:

© 2009 UNDP Türkiye
Yeni Ufuklar’ın tüm hakları UNDP Türkiye’ye aittir. Yeni Ufuklar dergisinin kaynak gösterilmesi ve ilgili linkin verilmesi kaydıyla dergiden alıntı yapılabilir.